﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>tarih şuuru &#8211; Derin Tarih</title>
	<atom:link href="https://www.derintarih.com/etiket/tarih-suuru/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<description>Tarih Okuyan Şaşırmaz</description>
	<lastBuildDate>Wed, 27 Feb 2019 08:52:02 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.7.5</generator>

<image>
	<url>https://www.derintarih.com/wp-content/uploads/2015/12/favicon-150x150.png</url>
	<title>tarih şuuru &#8211; Derin Tarih</title>
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Erol Güngör’ü Önemli Kılan, Tarih Şuuruna Sahip Olmasıydı</title>
		<link>https://www.derintarih.com/tarih-sasirtir/erol-gungoru-onemli-kilan-tarih-suuruna-sahip-olmasiydi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mehmet Genç]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 28 Feb 2019 21:48:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Tarih Şaşırtır]]></category>
		<category><![CDATA[Erol Güngör]]></category>
		<category><![CDATA[tarih şuuru]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derintarih.com/?p=4294</guid>

					<description><![CDATA[Erol’un arkadaşı, dostu olarak onun nasıl bir şahsiyet olduğunu, bilinmesini gerekli gördüğüm insanî yönlerini sizlerle paylaşmaya çalışacağım. Kendisini tanıyanlar asgari 50 yaş ve üstündekiler olduğuna göre, bugün itibariyle onu yakından tanıyan çok azalmıştır. Bu sebepten yorumlarımı fazla karıştırmadan, ilk elden gözlemlerimi sizinle paylaşmak istiyorum. Genellikle fikirlerini ilgiyle takip ettiğimiz yazarların insanî özelliklerini de merak eder, onları yakından tanımak isteriz. Çünkü bir kimsenin hayatı ile fikirleri arasında oldukça enteresan, derin bağlantılar vardır. Erol Güngör’ün de söylemek istediklerinin ve yazdıklarının arkasında onun manevi gölgesi, ruhu, zihni vardı, tıpkı kâğıdın filigranı gibi. İşte size bu hususta bilgi vermeye çalışacağım: Nasıl bir insandı, nasıl&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Erol’un arkadaşı, dostu olarak onun nasıl bir şahsiyet olduğunu, bilinmesini gerekli gördüğüm insanî yönlerini sizlerle paylaşmaya çalışacağım. Kendisini tanıyanlar asgari 50 yaş ve üstündekiler olduğuna göre, bugün itibariyle onu yakından tanıyan çok azalmıştır. Bu sebepten yorumlarımı fazla karıştırmadan, ilk elden gözlemlerimi sizinle paylaşmak istiyorum. Genellikle fikirlerini ilgiyle takip ettiğimiz yazarların insanî özelliklerini de merak eder, onları yakından tanımak isteriz. Çünkü bir kimsenin hayatı ile fikirleri arasında oldukça enteresan, derin bağlantılar vardır. Erol Güngör’ün de söylemek istediklerinin ve yazdıklarının arkasında onun manevi gölgesi, ruhu, zihni vardı, tıpkı kâğıdın filigranı gibi. İşte size bu hususta bilgi vermeye çalışacağım: Nasıl bir insandı, nasıl bir entelektüeldi, Türkiye tarihinde nasıl ve niçin önemli bir figür haline geldi? Tanıştığımızda üniversite son sınıftaydım, o benden yaşça biraz daha gençti, 1. ya da 2. sınıftaydı. Ben Ankara’daydım, o İstanbul’daydı; ilk karşılaşmamızdan birkaç hafta sonra ayrıldık. Birkaç sene sonra İstanbul’a asistan olarak geldiğimde o da rahmetli Mümtaz Turhan’ın Başkanı olduğu Psikoloji bölümünü bitirmek üzere idi veya bitirmiş, asistan olmuştu, tam hatırlamıyorum. Çok kısa sürede çok iyi bir dostluğumuz oldu. Ben Erol Güngör’le arkadaşlığımıza benzer bir arkadaşlık yaşamadım, sanıyorum Erol da yaşamamıştır.</p>



<p><strong>Devamı&nbsp;<a href="http://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-mart-2019">Derin Tarih Mart Sayısında…</a>&nbsp;﻿</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bir Avuç Tuz Olmak</title>
		<link>https://www.derintarih.com/editorden/bir-avuc-tuz-olmak/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Derin Tarih]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 31 Mar 2018 21:01:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Editörden]]></category>
		<category><![CDATA[dergi piyasaları]]></category>
		<category><![CDATA[derin tarih]]></category>
		<category><![CDATA[tarih şuuru]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derintarih.com/?p=3271</guid>

					<description><![CDATA[2012 Nisan’ında dünya hayatına adım atan Derin Tarih ticarî ve laylaylom dergilerin istilası altındaki piyasaya soylu bir iddiayla çıkmıştı. Diyordu ki, bir tarih derdimiz var ve bu dert, dile getirmekten kaçınsak da içten içe bizi kemiriyor. Tarihten kaçılmaz. Tarihle yüzleşilir. Er veya geç tarihle yüzleşeceğiz. Bu yüzleşmede bizim de tuzumuz bulunsun… Tuzumuz bazan alnımızdan ter olarak damladı, bazan gözümüzden yaş. Ama onu avcumuzun içinde tutmakta ısrar ettik bugüne kadar. Her şeye rağmen bırakmadık. Çünkü o lazımdı bize. İşte Üstad Necip Fazıl vaktiyle o ‘tuzun’ sırrını şöyle açıklamış: “Benimki, bağlı olduğum Büyük Kapı yoliyle elime verilen bir avuç tuzu, şaraba döndürülen&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>2012 Nisan’ında dünya hayatına adım atan <em>Derin Tarih</em> ticarî ve laylaylom dergilerin istilası altındaki piyasaya soylu bir iddiayla çıkmıştı. Diyordu ki, bir tarih derdimiz var ve bu dert, dile getirmekten kaçınsak da içten içe bizi kemiriyor. Tarihten kaçılmaz. Tarihle yüzleşilir. Er veya geç tarihle yüzleşeceğiz. Bu yüzleşmede bizim de tuzumuz bulunsun…</p>
<p>Tuzumuz bazan alnımızdan ter olarak damladı, bazan gözümüzden yaş. Ama onu avcumuzun içinde tutmakta ısrar ettik bugüne kadar. Her şeye rağmen bırakmadık. Çünkü o lazımdı bize.</p>
<p>İşte Üstad Necip Fazıl vaktiyle o ‘tuzun’ sırrını şöyle açıklamış:</p>
<p>“Benimki, bağlı olduğum Büyük Kapı yoliyle elime verilen bir avuç tuzu, şaraba döndürülen nesillerin üzerine atmaktan ileriye geçmez. Bir avuç tuzun bir fıçı şarabı sirkeye çevirdiğini bilirsin…” (Yolumuz, Hâlimiz, Çaremiz, İstanbul, 1977, b.d. yayınları, s. 50).</p>
<p>İşte yıllardır yazılıp çizile çizile doğru sanılan yalanların içine atılan bir avuç tuzdur <em>Derin Tarih</em> dergisi. Her sayısında az veya çok, o bir avuç tuzun, yalanlardan sarhoş olmuş tarihimize nasıl bir çözücü etki yaptığını görmenizin sebebi budur. Daha geçen ay yayımladığımız Esad Paşa’nın şimdiye kadar sansürlenerek aktarılmış Çanakkale hatıralarının orijinalinde nasıl tamamen farklı bir anlatının mevcut olduğunu ortaya koyduk ve birileri yine rahatsız oldu!</p>
<p>Neden rahatsız oluyorsunuz? 90 yıldır anlatıp durduğunuz yalanları millet sabırla dinledi. Bir 10 yıl da bizi dinlesin de, yalanlar üzerine kurulu köşkünüz ne kadar sağlammış, anlasın.</p>
<p>Elinizdeki sayı ile 7. yılına adım atan <em>Derin Tarih</em> dergisini bugüne kadar yazıları ve fikirleriyle destekleyen değerli hocalarımıza ve yazarlarımıza, her ay yılmadan dergimizi almaya devam eden sevgili okurlarımıza şükran borcumuzu huzurunuzda bir kere daha dile getirirken her şeye rağmen ellerindeki dergiye tutkulu bir şekilde sahip çıkan sevgili mesai arkadaşlarıma hem kendim, hem de sizin adınıza minnettarlığımı beyan etmeyi bir görev biliyorum.</p>
<p>Yeni yıllarda yine dopdolu sayılarla birlikte olmak dileğiyle hayırlı kalınız efendim.</p>
<p><strong><em>Mustafa Armağan</em></strong></p>
<p><strong><em>Derin Tarih Dergisi Genel Yayın Yönetmeni</em></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
