﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Tasavvuf &#8211; Derin Tarih</title>
	<atom:link href="https://www.derintarih.com/etiket/tasavvuf/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<description>Tarih Okuyan Şaşırmaz</description>
	<lastBuildDate>Tue, 30 Apr 2019 10:32:02 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.7.7</generator>

<image>
	<url>https://www.derintarih.com/wp-content/uploads/2015/12/favicon-150x150.png</url>
	<title>Tasavvuf &#8211; Derin Tarih</title>
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Mustafa Kemal’in Tekke Şeyhlerine Mektup Yazdığı Doğru Mu?</title>
		<link>https://www.derintarih.com/kapak-dosyasi/mustafa-kemalin-tekke-seyhlerine-mektup-yazdigi-dogru-mu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mustafa Kara]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 30 Apr 2019 21:55:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kapak Dosyası]]></category>
		<category><![CDATA[tarikat dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[Tasavvuf]]></category>
		<category><![CDATA[Tekke]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derintarih.com/?p=4478</guid>

					<description><![CDATA[Tekke, tasavvuf ve tarikat dünyası ile ilgili tartışmalar II. Meşrutiyet döneminde hızlanmıştı. Bir kanat tekke kurumunu “vazgeçilemez” olarak görürken, Abdullah Cevdet’in başını çektiği grup ise artık bu tip “kurûn-i vüstâî” müesseselerden toplumu kurtarmak gerektiğini yazıp çiziyordu. Söz konusu tartışmaları o yıllarda çıkan dergilerden bütün detaylarıyla takip etmek mümkündür. Dervişler tarafından yayınlanan Tasavvuf, Ceride-i Sûfiyye, Muhibbân… gibi dergilerde ise tasavvufî hayat ve düşüncenin güzellikleri manzûm ve mensür metinlerle insanlara anlatılırken aksayan yönlerin ıslahı için de çareler aranıyordu. Özellikle Evlâdiye usûlünün (vefat eden tekke şeyhinin yerine oğlunun geçmesi) mahzurlarını ortadan kaldırmak için Medresetü&#8217;l-meşâyıh adıyla ayrı bir müessesenin kurulmasını istiyorlardı. Balkan, 1. Dünya…&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p align="justify"><span style="font-family: Times New Roman, serif;">Tekke, tasavvuf ve tarikat dünyası ile ilgili tartışmalar II. Meşrutiyet döneminde hızlanmıştı. Bir kanat tekke kurumunu “vazgeçilemez” olarak görürken, Abdullah Cevdet’in başını çektiği grup ise artık bu tip “kurûn-i vüstâî” müesseselerden toplumu kurtarmak gerektiğini yazıp çiziyordu. Söz konusu tartışmaları o yıllarda çıkan dergilerden bütün detaylarıyla takip etmek mümkündür. Dervişler tarafından yayınlanan Tasavvuf, Ceride-i Sûfiyye, Muhibbân… gibi dergilerde ise tasavvufî hayat ve düşüncenin güzellikleri manzûm ve mensür metinlerle insanlara anlatılırken aksayan yönlerin ıslahı için de çareler aranıyordu. Özellikle Evlâdiye usûlünün (vefat eden tekke </span><span style="font-family: Times New Roman, serif;">şeyhinin yerine oğlunun geçmesi) mahzurlarını ortadan kaldırmak için Medresetü&#8217;l-meşâyıh adıyla ayrı bir müessesenin kurulmasını istiyorlardı. Balkan, 1. Dünya… derken Kurtuluş Savaşı geldi çattı. Gündem büyük oranda farklılaştı. Tasavvufî şahsiyetlerin ve tekke kültürünün kamuoyu için ne anlama geldiğini çok iyi bilen Mustafa Kemal’in bu harekete başlarken yaptığı işlerden biri de nüfuzlu tarikat şeyhlerine, etki alanı geniş tasavvuf erbabına mektuplar yazarak onların desteğini istemesidir. Çünkü “onlar olmadan olmaz”dı. Bu girişiminin neticesini aldığı da söylenebilir.</span></p>
<p align="justify"><strong>Devamı <a href="http://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-mayis-2019">Derin Tarih Mayıs Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tasavvufun Osmanlı’dan Latin Amerika’ya Asırlık Yolculuğu</title>
		<link>https://www.derintarih.com/rota/tasavvufun-osmanlidan-latin-amerikaya-asirlik-yolculugu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mark Sedgwick]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 30 Apr 2019 21:12:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Rota]]></category>
		<category><![CDATA[Latin Amerika]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı İmparatorluğu]]></category>
		<category><![CDATA[Tasavvuf]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derintarih.com/?p=4433</guid>

					<description><![CDATA[Latin Amerika’da tasavvufun başlangıcı Osmanlı İmparatorluğu’nun son yıllarına rastlamaktadır. 1919 yılı Mayıs ayında, Mustafa Kemal Atatürk’ün Samsun’a gitmek üzere İstanbul’dan ayrılışına İngiliz askerî yetkililer tarafından izin verilmişti. Bu izin öncesi genç İngiliz askerî istihbarat subayı Yüzbaşı John Bennett, Atatürk ve arkadaşlarının gerçekten bir barış misyonu için yola çıkıp çıkmadıklarını sorguladıysa da üstleri onu susturarak, Atatürk’ün İstanbul’dan ayrılmasına izin verdi. Sonrasında olanlar tarihteki yerini aldı. Bennett bu olaylardaki rolü nedeniyle suçlanmadı ve İstanbul’da kaldı. Burada Rus Devrimi’nden kaçıp Osmanlı başkentine gelmiş olan birçok mülteciden George Gurdjieff’le karşılaştı. Gurdjieff bir Rum-Ermeni1 olup onu ruhanî liderleri olarak gören, Orta Asya’da genç bir adamken&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p align="justify"><span style="font-family: Times New Roman, serif;">Latin Amerika’da tasavvufun başlangıcı Osmanlı İmparatorluğu’nun son yıllarına rastlamaktadır. 1919 yılı Mayıs ayında, Mustafa Kemal Atatürk’ün Samsun’a gitmek üzere İstanbul’dan ayrılışına İngiliz askerî yetkililer tarafından izin verilmişti. Bu izin öncesi genç İngiliz askerî istihbarat subayı Yüzbaşı John Bennett, Atatürk ve arkadaşlarının gerçekten bir barış misyonu için yola çıkıp çıkmadıklarını sorguladıysa da üstleri onu susturarak, Atatürk’ün İstanbul’dan ayrılmasına izin verdi. Sonrasında olanlar tarihteki yerini aldı. Bennett bu olaylardaki rolü nedeniyle suçlanmadı ve İstanbul’da kaldı. Burada Rus Devrimi’nden kaçıp Osmanlı başkentine gelmiş olan birçok mülteciden George Gurdjieff’le karşılaştı. Gurdjieff bir Rum-Ermeni1 olup onu ruhanî liderleri olarak gören, Orta Asya’da genç bir adamken yaptığı seyahatlerin ve karşılaştığı sûfîlerin hikâyelerini ilgiyle dinleyen küçük bir Rus grubu ile seyahat ediyordu. Bennett de Gurdjieff’i ruhanî lideri olarak kabul etti ve Gurdjieff Paris’e gitmek üzere İstanbul’dan ayrıldığında, Bennett de onunla birlikte ayrıldı. Gurdjieff 1949 yılında hayata veda edene kadar da peşinden gitti. Gurdjieff bir sûfî değildi ve öğretilerinin de tasavvufla pek ilgisi yoktu. Öğrettiği pratiğin parçası olan “hareketlerde” kısmen İstanbul’da karşılaştığı Mevlevîlerin semasından ilham almıştır. Ancak takipçilerine ne olduğunu açıkça anlatmamakla birlikte, tasavvufa saygı göstermeyi ve hikmeti öğretmiştir.</span></p>
<p align="justify"><strong>Devamı <a href="http://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-mayis-2019">Derin Tarih Mayıs Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kırklar Meclisinin Baştacı</title>
		<link>https://www.derintarih.com/derin-kitap/kirklar-meclisinin-bastaci/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Halil Solak]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 31 May 2017 21:55:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Derin Kitap]]></category>
		<category><![CDATA[Bir Kitabın Kırk Yılı. Tekkeler ve Zaviyeler]]></category>
		<category><![CDATA[Din Hayat Sanat Açısından Tekkeler ve Zaviyeler]]></category>
		<category><![CDATA[Tasavvuf]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derintarih.com/?p=2451</guid>

					<description><![CDATA[Bu ay bahsedeceğim kitap, as­lında sadece bir kitap değil. Bir kitabın hikâyesini anlatan bir ki­tap. Tasavvuf alanında yaptığı çalışmalarla şöhreti yurt dışına taşan Prof. Dr. Mustafa Kara’nın, bir klasik hâline gelen Din Hayat Sanat Açısından Tekkeler ve Zaviyeler’in yayın­lanışının 40. yılı vesilesiyle Bursa’daki öğ­rencileri bir kitap hazırlamışlar: Bir Kitabın Kırk Yılı. Tekkeler ve Zaviyeler’e dair hatırala­rın, söyleşilerin, incelemelerin bulunduğu kitaptaki yazıları Kara’nın hocaları, talebe­leri, dostları, aile fertleri ve yolu bir şekil­de bu eserden geçenler kaleme almış. Ayrı­ca kitap ilk yayınlandığında basında çıkan eleştiriler de dahil edilmiş. Süleyman Ulu­dağ’dan Hayreddin Karaman’a, İsmail Ka­ra’dan Ali Birinci’ye, Mete Tunçay’dan Mim Kemâl Öke’ye, Mustafa&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bu ay bahsedeceğim kitap, as­lında sadece bir kitap değil. Bir kitabın hikâyesini anlatan bir ki­tap. Tasavvuf alanında yaptığı çalışmalarla şöhreti yurt dışına taşan Prof. Dr. Mustafa Kara’nın, bir klasik hâline gelen <em>Din Hayat Sanat Açısından Tekkeler ve Zaviyeler</em>’in yayın­lanışının 40. yılı vesilesiyle Bursa’daki öğ­rencileri bir kitap hazırlamışlar: <em>Bir Kitabın Kırk Yılı. Tekkeler ve Zaviyeler</em>’e dair hatırala­rın, söyleşilerin, incelemelerin bulunduğu kitaptaki yazıları Kara’nın hocaları, talebe­leri, dostları, aile fertleri ve yolu bir şekil­de bu eserden geçenler kaleme almış. Ayrı­ca kitap ilk yayınlandığında basında çıkan eleştiriler de dahil edilmiş. Süleyman Ulu­dağ’dan Hayreddin Karaman’a, İsmail Ka­ra’dan Ali Birinci’ye, Mete Tunçay’dan Mim Kemâl Öke’ye, Mustafa Kutlu’dan Emin Işık’a pek çok tanıdık sima, bu kitapla olan macerasını anlatıyor.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derintarih-haziran2017">Derin Tarih Haziran Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
