﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Tatar &#8211; Derin Tarih</title>
	<atom:link href="https://www.derintarih.com/etiket/tatar/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<description>Tarih Okuyan Şaşırmaz</description>
	<lastBuildDate>Tue, 04 May 2021 09:27:32 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.7.7</generator>

<image>
	<url>https://www.derintarih.com/wp-content/uploads/2015/12/favicon-150x150.png</url>
	<title>Tatar &#8211; Derin Tarih</title>
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>HAKAN KIRIMLI: PUTİN RUSYASI, 1944 SÜRGÜNÜNDE GERÇEKLEŞTİRİLEMEYEN HEDEFLERİNE ULAŞMAYI AMAÇLIYOR</title>
		<link>https://www.derintarih.com/soylesi/hakan-kirimli-putin-rusyasi-1944-surgununde-gerceklestirilemeyen-hedeflerine-ulasmayi-amacliyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Munise Şimşek]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 04 May 2021 09:27:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Söyleşi]]></category>
		<category><![CDATA[Kırım Tatar]]></category>
		<category><![CDATA[manâ]]></category>
		<category><![CDATA[Putin]]></category>
		<category><![CDATA[Tatar]]></category>
		<category><![CDATA[zalimâne]]></category>
		<category><![CDATA[Zenci]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=7097</guid>

					<description><![CDATA[KONUŞAN: MUNİSE ŞİMŞEK Hocam sizinle 18 Mayıs 1944 Tatar sürgününün tarihi arka planını konuşmayı istiyoruz. Kırım-Moskova rekabetine odaklanalım ve dengelerin Kırım Tatarlarının hilafına nasıl değiştiğine bir göz atalım isterseniz. 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar sürgünü muhakkak ki 20. yüzyılın utanç verici olaylarından ve soykırım suçlarından biridir. İnsanlığın asla unutmaması ve affetmemesi gereken facialardandır. Sürgün sürecinde ve sonrasında yaşanan korkunç olayları hakkıyla kayda geçirelim, konuşalım, yazalım, dinleyelim. Bir halkı yarım asır boyunca vatanından eden, yarısını bilfiil öldüren, kültürel mirasının büyük kısmını yok eden böyle bir insanlık suçunun belgelenmesi ve unutulmasını önlemek bir insanlık vazifesidir. Böyle olmakla birlikte, bu zulme geçmişte yaşanmış,&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>KONUŞAN: MUNİSE ŞİMŞEK</strong></p>
<p><strong>Hocam sizinle 18 Mayıs 1944 Tatar sürgününün tarihi arka planını konuşmayı istiyoruz. Kırım-Moskova rekabetine odaklanalım ve dengelerin Kırım Tatarlarının hilafına nasıl değiştiğine bir göz atalım isterseniz.</strong></p>
<p>18 Mayıs 1944 Kırım Tatar sürgünü muhakkak ki 20. yüzyılın utanç verici olaylarından ve soykırım suçlarından biridir. İnsanlığın asla unutmaması ve affetmemesi gereken facialardandır. Sürgün sürecinde ve sonrasında yaşanan korkunç olayları hakkıyla kayda geçirelim, konuşalım, yazalım, dinleyelim. Bir halkı yarım asır boyunca vatanından eden, yarısını bilfiil öldüren, kültürel mirasının büyük kısmını yok eden böyle bir insanlık suçunun belgelenmesi ve unutulmasını önlemek bir insanlık vazifesidir. Böyle olmakla birlikte, bu zulme geçmişte yaşanmış, bitmiş bir acı, kapanmış tarihî bir hadise olarak bakamayız. Aksine, bu insanlık cinayetinin sadece neticelerinin devam ettiğini değil, soykırım kurbanı bu halkın varlığının bugün tekrar büyük bir tehdit altında olduğunu da unutmamak zorundayız. Bu bakımdan, 1944’ü hatırlarken mutlaka Kırım’da şu an yaşanan durumu, yani Kırım’ın Putin Rusyası tarafından 2014’ten beri devam etmekte olan tamamen hukuk dışı ve zalimâne işgalini de görmeli, onu da lanetlemeliyiz. Şu andaki işgal ile Rusya, 1944 sürgününde gerçekleştirilemeyen hedeflerine ulaşmayı amaçlıyor. O dönemde yok edemedi, şimdi bu şekilde yok etmeyi hedefliyor. Bu yüzden ben bunun farkına varılmasını ve altının çizilmesini hayatî derecede önemli görüyorum. Aksi takdirde tamamen samimiyetsiz olunur. Stalin dönemindeki vahşetten bahsedip, bugün Putin Rusya’sı tarafından işlenen cinayetlerden bahsetmemek asla kabul edilecek bir durum değildir.</p>
<p><strong>Çok haklısınız. Rusların bile isteye Kırım Tatarlarını yok etmeyi hedefleyen politikaları 1783’ten bu yana devam ediyor. Kırım Tatarları kimdir? İsterseniz buradan başlayalım.</strong></p>
<p>“Kırım Tatarları kimdir?” sorusunu cevaplamaya önce “Kim değildir?” sorusundan başlayalım. “Tatar” kelimesi tarih içinde farklı coğrafyalarda farklı zamanlarda çok farklı manâlarda kullanılmıştır. Bunu bilmeyen pek çok insan tarihte “Tatar” kelimesinin geçtiği her yerde aynı halktan bahsedildiğini zannediyor. Bütün Afrikalılara ya da nerde olursa olsun tüm siyahîlere “Zenci” demek nasıl muğlak, yanlış ve saçma bir ifadeyse “Tatar” kelimesinin de tarih içinde kimi kast ettiği anlaşılmaksızın kullanılması böyledir. Tatar kelimesiyle 19. yüzyılda Moğolistan’da kast edilen halk başka, bugünkü Türkiye coğrafyasında zaman içinde kullanıldığı manâ başkadır. Altın Orda’da kullanıldığı manâ başka, bugün Kırım Tatarlarından kastedilen şey başkadır.</p>
<p>Burada “Tatar” kelimesini diğer tarihî bağlamlarını hiç karıştırmayarak, özellikle Rusya İmparatorluğu bağlamında ele alıyorum. Bu isim, Rusya bağlamında Altın Orda Devleti’nin Müslüman-Türk tebaasının hepsine verilmiş umumî şemsiye bir isimdi. O sebepten Osmanlı Türkleri hariç Ruslar karşılaştıkları Türk dilinde konuşan bütün Müslüman halklara, özellikle de Altın Orda Devleti ile ilişkili olanlara “Tatar” dediler. Bu bakımdan, Çarlık devrinde sadece bugün etnonimlerinde bu ibareyi taşıyanların değil, diğer Türk halklarının da, meselâ “Kırgız Tatarları”, “Özbek Tatarları” gibi isimlerle anıldıklarını görmek mümkündür. Hemen hatırlatayım, şu cümleden olarak, Azerbaycan Türklerinin etnik isimleri de Rus literatüründe 1917’ye kadar “Tatar” olarak geçerdi ve dillerine “Tatarca” denirdi. Aynı şekilde, 1918’e kadar Rusya’nın bir parçası olan Kars, Ardahan ve çevrelerindeki Türklerin Çarlık hükûmeti nezdindeki adı da “Tatar” idi.</p>
<p>“Tatar” ibaresi, Kırım Tatarlarına Altın Orda’dan miras kalmıştır. Kırım Tatarlarının Altın Orda’nın vârisi olan halklardan biri oldukları açık olmakla birlikte, Kırım’daki geçmişleri Altın Orda’dan çok daha geriye gitmektedir. Altını çizerek ifade etmek gerekir ki, bu halkın ismindeki “Kırım” ibaresi yalnızca coğrafî bir sıfattan ibaret olmayıp, etnoniminin ayrılmaz bir parçasıdır. Yani söz konusu halkın ismi bir bütün olarak “Kırım Tatarları”dır ve onlardan sadece “Tatarlar” olarak söz edilmesi yanlıştır.</p>
<p>Kırım Tatarları Kırım’ın yerli halkıdır. Bir Türk halkı olan Kırım Tatarları bütünüyle Müslümandır ve Hanefî geleneğine mensuptur. Aslında dünyadaki hemen hemen her halk gibi, meselâ Türkiye’dekiler gibi, Kırım Tatarları da tek bir kaynaktan veya tek bir soydan peyda olmuş değildir. Kırım Tatarları, 1500 veya 1400 sene evvelinden başlayarak Kırım’a yerleşmiş muhtelif Türk kavimlerinin ve bu süreç içinde Türkleşmiş yahut Müslümanlaşmış birçok diğer kavimlerin kendi aralarında karışmasından, bir halitasının ortaya çıkmasından teşekkül etmiş bir halktır. Bunun içinde kültürel ve linguistik olarak iki unsur ön plana çıkmaktadır: Bunlar kuzeyden gelen Kıpçak Türk ve güneyden gelen Oğuz Türk unsurlarıdır. Kırım Tatarları dünyadaki Türk halkları ve Türk dilleri içinde söz konusu iki unsurun özgün bir birleşimi olmaları hasebiyle ünik bir özellik taşırlar. Pek çok farklı tarihî ve kültürel etkileri de üzerinde taşıyan bu etnik, linguistik ve kültürel birleşim, bugün Kırım Tatarları dediğimiz otantik, otokton ve orijinal halkı ortaya çıkarmıştır.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>PAUL ROBERT MAGOCSİ: NE DİYORDU STALİN: “HALK YOKSA PROBLEM DE YOK!”</title>
		<link>https://www.derintarih.com/soylesi/paul-robert-magocsi-ne-diyordu-stalin-halk-yoksa-problem-de-yok/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Özlem Kocukeli Özbay]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 04 May 2021 08:47:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Söyleşi]]></category>
		<category><![CDATA[Büyük Britanya]]></category>
		<category><![CDATA[Çarlık Rusya]]></category>
		<category><![CDATA[Karadeniz]]></category>
		<category><![CDATA[Moskova]]></category>
		<category><![CDATA[Rusya]]></category>
		<category><![CDATA[Tatar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=7083</guid>

					<description><![CDATA[KONUŞAN: ÖZLEM KOCUKELİ ÖZBAY Kırım’ın 1774 Küçük Kaynarca Antlaşması’yla Osmanlı Devleti’ne bağlılığına son verilmesinin ardından 1783’te Rusya tarafından ilhakı hangi gerekçeye dayandırılmıştı? Osmanlı Devleti’nin bu süreçte yaşananlara karşı reaksiyonu ne oldu? Her şey jeopolitikle ilgilidir. Rusya İmparatorluğu’nun halefi olan Moskova Çarlığı (Rusya Çarlığı), karayla kuşatılmış, denize ulaşımı olmayan bir ülke idi. Moskova Knezliği’nin denize tek ulaşımı kuzeydendi; ancak o bölgede de sular yılın büyük bir kısmında donmuş haldeydi. Sıcak su limanlarına ulaşmak, Moskova Knezliği’nin ve daha sonra da Rusya’nın başlıca hedefi haline gelmişti. Rusya batıda Baltık Denizi’e eriştikten sonra, güneyde Karadeniz’e ulaşmak üzere işe koyuldu. Burada Osmanlı İmparatorluğu ile çatışması&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>KONUŞAN: ÖZLEM KOCUKELİ ÖZBAY</strong></p>
<p><strong>Kırım’ın 1774 Küçük Kaynarca Antlaşması’yla Osmanlı Devleti’ne bağlılığına son verilmesinin ardından 1783’te Rusya tarafından ilhakı hangi gerekçeye dayandırılmıştı? Osmanlı Devleti’nin bu süreçte yaşananlara karşı reaksiyonu ne oldu?</strong></p>
<p>Her şey jeopolitikle ilgilidir. Rusya İmparatorluğu’nun halefi olan Moskova Çarlığı (Rusya Çarlığı), karayla kuşatılmış, denize ulaşımı olmayan bir ülke idi. Moskova Knezliği’nin denize tek ulaşımı kuzeydendi; ancak o bölgede de sular yılın büyük bir kısmında donmuş haldeydi. Sıcak su limanlarına ulaşmak, Moskova Knezliği’nin ve daha sonra da Rusya’nın başlıca hedefi haline gelmişti. Rusya batıda Baltık Denizi’e eriştikten sonra, güneyde Karadeniz’e ulaşmak üzere işe koyuldu. Burada Osmanlı İmparatorluğu ile çatışması gerekiyordu. Bu nedenle 17. yüzyıldan 18. yüzyılın sonlarına kadar Moskova/Rusya ile Osmanlı İmparatorluğu arasında bir dizi savaş gerçekleşti. Rusya er ya da geç Kırım Hanlığı dâhil Osmanlı topraklarının Çarlık Rusya’sı tarafından ilhak edileceğine inanıyordu.</p>
<p>İlhak yöntemleri farklılık gösterse de, sonuç kaçınılmaz olarak aynıydı. 1770’li yıllarda sahnelenen senaryo şu şekildeydi: Kırım hanı ve nüfuzlu Şirin aşireti, Rusya Çariçesi II. Katerina’ya bağlılıklarını bildirdiler. Çarlık orduları Kırım’ı işgal ettiler ve Kırım’ın bağımsız bir devlet olduğu ilan edildi. Osmanlılar Küçük Kaynarca Antlaşması ile Kırım’ın bağımsızlığını tanıdı. Ancak aradan 10 yıl geçmeden II. Katerina Kırım’ın Rusya’ya ilhakını emretti (1783). Son tahlilde bunlar yalnızca ayrıntıdan ibaretti. Zira Moskova Knezliği/Rusya daima sıcak su limanlarını elde etmeyi istiyordu. Bu ilhak ile Kırım’da ve Karadeniz’in kuzey kıyılarında birkaç limana sahip olmuşlardı.</p>
<p>Elbette Rusya Osmanlı İmparatorluğu’nu Avrupa’dan çıkarana kadar durmayacaktı. Belki de Katerina’nın “Yunan Projesi”ni -Rus imparatorluk hanedanı tarafından yönetilecek Bizans İmparatorluğu’nun yeniden kurulması- gerçekleştirebileceklerdi. Bu emeline ulaşamamasının nedeni, Büyük Britanya ve Fransa’nın yardımıyla, Osmanlı İmparatorluğu’nun 1. Dünya Savaşı’na kadar hayatta kalmayı başarabilmesiydi.</p>
<p><strong>1774’ten 1944’e kadar geçen 170 yılda Rusya Tatar topraklarında neyi hedefledi? Bu hedefe ulaşmak için takip ettiği sistematik program neyi içeriyordu? Bu süreçte Tatar kimliği, dili, kültürü ne tür yaralar aldı? </strong></p>
<p>1783 yılında başlayan Rus yönetimi altında, Kırım Tatarları ve kültürleri istikrarlı biçimde geriledi. 1775 yılında Tatarlar Kırım nüfusunun yüzde 88’ini oluştururken,  20. yüzyılın başlarında, Çarlık Rusya’sının son yıllarında bu oran yüzde 30’a kadar düştü. 1944 yılına gelindiğinde, çeyrek asırlık Sovyet Rusya’sı yönetimi sonrasında bu oran sıfıra inmiş, Kırım’da artık hiç Tatar kalmamıştı. İstikrarlı gerileme ve sonunda Tatarların Kırım’dan silinmesinin nedeni, birkaç göç dalgası idi. Bunların en büyüğü Kırım Savaşı’nın sona ermesinden (1854) sonraki 10 yıl içinde gerçekleşti ve bu göçte 140.000’den fazla Kırım Tatarı Osmanlı İmparatorluğu topraklarına, ya Balkanlara (günümüzün Romanya ve Bulgaristan’ı) veya Anadolu’ya göç etti.</p>
<p>Kırım’da kalan Tatarlar ise çeşitli ayrımcılıklara maruz kaldılar. Camileri ve diğer kültür eserleri çürümeye terk edildi, zira çarlık otoriteleri Kırım’ı Ortodoks Hıristiyan toprağına çevirmeyi amaçlıyordu. Hersonesos (günümüzün Sivastopol’u) 10. asırda Kiev Büyük Prensi Vladimir’in vaftiz edildiği yer olması itibariyle, Çarlık Rusya’sının Kırım’ı Hıristiyanlaştırma amacının başladığı yer oldu. Çarlık Rusya’sındaki Hıristiyanlık ideolojisinin yerini Sovyet Rusya’sının ateist Marksist-Leninist ideolojisi aldı. İdeoloji değişikliğine rağmen Kırım Tatarlarının durumu daha da kötüleşti.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-mayis-2021">Derin Tarih Mayıs Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kırım Türklerine Neden Tatar Denildi?</title>
		<link>https://www.derintarih.com/dosya/kirim-turklerine-neden-tatar-denildi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mehmet Mahsudoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 04 May 2021 08:41:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Çingiz Han]]></category>
		<category><![CDATA[Kıpçak]]></category>
		<category><![CDATA[Kırım Türkleri]]></category>
		<category><![CDATA[Mongollar]]></category>
		<category><![CDATA[Tartary]]></category>
		<category><![CDATA[Tatar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=7078</guid>

					<description><![CDATA[Türk kavminin başlıca iki büyük kolu var: Güney kolu Oğuzlar ve Kuzey kolu Kıpçaklar. Oğuz kolu, Selçuklu ve onun devamı olarak Osmanlı Devleti’nin esas unsurudur. Kıpçaklar ise Hazar Denizi ve Karadeniz’in kuzeyinde varlık gösterdiler. Kırım Türkleri, Kıpçak kolundandır. Kıpçaklara, Avrupalılar Kuman derlerdi. Kuman, Kıpçak Türkçesinde ve günümüz Kırım Tatarcasında ibrik demektir. Kıpçaklar 12. yüzyılda, temiz su doldurdukları ibriği atın boynuna asar, gittikleri yerde onunla abdest alırlardı. Yanında temiz su taşımak Avrupalı için çok garip bir olaydı! Onun için olmalı ki, Avrupalılar, kuman/ibrik kullanan Kıpçakları ‘Kuman’ adıyla tanımış olmalılar. Mongollara 13. yüzyılda “Tatar” deniliyordu: Arapça bütün çağdaş kaynaklarda, Mongollardan Tatar diye&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türk kavminin başlıca iki büyük kolu var: Güney kolu Oğuzlar ve Kuzey kolu Kıpçaklar. Oğuz kolu, Selçuklu ve onun devamı olarak Osmanlı Devleti’nin esas unsurudur. Kıpçaklar ise Hazar Denizi ve Karadeniz’in kuzeyinde varlık gösterdiler. Kırım Türkleri, Kıpçak kolundandır. Kıpçaklara, Avrupalılar Kuman derlerdi. Kuman, Kıpçak Türkçesinde ve günümüz Kırım Tatarcasında ibrik demektir. Kıpçaklar 12. yüzyılda, temiz su doldurdukları ibriği atın boynuna asar, gittikleri yerde onunla abdest alırlardı. Yanında temiz su taşımak Avrupalı için çok garip bir olaydı! Onun için olmalı ki, Avrupalılar, kuman/ibrik kullanan Kıpçakları ‘Kuman’ adıyla tanımış olmalılar.</p>
<p>Mongollara 13. yüzyılda “Tatar” deniliyordu: Arapça bütün çağdaş kaynaklarda, Mongollardan Tatar diye söz edilir. Sözgelimi tarihçi İbnü’l-Esîr, Mongollardan söz ederken daima Tatar kelimesini kullanmaktadır. İbn Haldun da “Bu sultân, Cingiz Hân, Tatarların sultanıdır” demektedir (İbn Haldûn, <em>Kitâbul İber</em>, Beyrut 1981,  c. 5, s. 593). Mongol kökenli olup bu dili konuşan halklar da kendilerine daima Tatar demişlerdir. “Çingiz Han, ülkesinde resmî olarak Mongol isminin kullanılmasını emretmiştir. Ne var ki, Batı’nın büyük bir kısmında Mongol kelimesi, Tatar kelimesinin yerini tutamamıştır&#8230;” (Hasan İbrâhim Hasan, <em>Siyâsî-Dînî-Kültürel-Sosyal İslâm Tarihi</em>, çev. İsmâil Yiğit,  c. V, s. 162, İstanbul 1986).</p>
<p>13. yüzyılda Mongolların Tatar adıyla anılmaları o kadar yaygındır ki, Avrupa’da basılmış olan haritalarda, Asya’nın Mongol hâkimiyetindeki bölgeleri “Tartary” (Tatar yurdu) adıyla tanımlanmıştır. Tatar/Mongol ordusu 1237 yılında Moskova’yı zapt etti. Bu orduda kalabalık Kıpçak ve diğer Türk kitleleri de vardı (Shirin Akiner, <em>Islamic Peoples of the Soviet Union</em>, London: 1986, s. 55). Bu vakıa yüzünden Ruslar, Avrupa Rusya’sındaki bütün Türk kökenli Müslümanlara Tatar dediler. Ruslara göre, Avrupa Rusya’sında yaşayan Müslüman Türklerin hepsi, Tatarların (Mongolların) torunlarıdır.</p>
<p>Çingiz Han’ın ölümünden sonra oğulları arasında bölüşülen Mongol varlığının batıdaki, Hazar Denizi ve Karadeniz’in kuzeyindeki kısmının başında Cuci oğlu Batu Han (ö. 1255) vardı. O ölünce yerine kardeşi Burka Han geçti. Burka, bir sûfî vâsıtasıyla Müslüman olmuştu. Adı Bereke(t) olarak değişti. Oryantalistler Bereke(t) adını Berke diye okumuş olmalılar ki, bu yanlış okuyuştan dolayı bizim okul kitaplarımızda bile ismi yanlış yazılmaktadır. Gök Ordu: Kök Orda, Arapların Altın Ordu, Rusların Zolotay Orda dedikleri bu devlette halk esas itibariyle Hunların, Göktürklerin torunları, Bulgar ve Kıpçak Türklerinden oluşmaktaydı. Hanlar, ileri gelenler, asilzadeler, üst düzey yetkililer Mongol (Tatar) idiler. Türk nüfusunun ezici çoğunluğu etkisiyle Mongollar da son Han Toktamış’ın adının da gösterdiği gibi Türkleşmişlerdi. Emîr Timur, Litvanya’ya sefer hazırlığı yapmakta olan Toktamış Han’ı 1396’da yenince, Gök Ordu yıkıldı ve yerinde dört hanlık ortaya çıktı: Kazan, Kırım, Kasım (Sibir) ve Astrahan.</p>
<p>Kısacası Osmanlı hanedanı idaresinde yaşayan herkesin, “Osmanlı” diye anılması gibi, “Tatar” sözü etnik (kavmî) değil, siyasî bir anlam ifade etmektedir.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-mayis-2021">Derin Tarih Mayıs Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
