﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Teoman Duralı &#8211; Derin Tarih</title>
	<atom:link href="https://www.derintarih.com/etiket/teoman-durali/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<description>Tarih Okuyan Şaşırmaz</description>
	<lastBuildDate>Thu, 01 Oct 2020 06:39:23 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.1.3</generator>

<image>
	<url>https://www.derintarih.com/wp-content/uploads/2015/12/favicon-150x150.png</url>
	<title>Teoman Duralı &#8211; Derin Tarih</title>
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Duralı’ya Göre Tarih, Toplum Ruhunun Geniş Bir Zaman Yelpazesindeki Biçimlenişidir</title>
		<link>https://www.derintarih.com/dosya/duraliya-gore-tarih-toplum-ruhunun-genis-bir-zaman-yelpazesindeki-bicimlenisidir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ayhan Bıçak]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 01 Oct 2020 06:39:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[beşerleşmek]]></category>
		<category><![CDATA[cansız]]></category>
		<category><![CDATA[felsefe]]></category>
		<category><![CDATA[Kur’an]]></category>
		<category><![CDATA[Teoman Duralı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=6457</guid>

					<description><![CDATA[Teoman Duralı düşüncelerini kökenden başlatarak temellendirdiği için onun tarih anlayışı, evrenin ve dünyanın oluşumu, insanın ortaya çıkışı, kültürlerin oluşumu, devletleşme, medeniyetleşme süreçlerini içeren bir bütünlüktür. Duralı insanın tarihliliğini ruh, beşer ve insanlaşmak bağlamlarında temellendirmiştir. Ona göre etten kemikten olmayana, maddeleşip bedenleşmemiş olana ruh denir. Beşerleşmek biyolojik bir olayken, insanlaşmak, biyolojik olanı aşar. Felsefe bilim bağlamında yürütülen araştırmalar, edinilen veriler, oluşun, sıralı yol alan bir yaradılış dizisi doğrultusunda yürüdüğünü göstermektedir. Buna göre, cansız-cisimsiz- biçimsiz düzlem ile takatten/enerjiden cansız–cisimli dünyaya, maddi yapılanmaya, oradan da canlı cisimli âleme intikalin bahis konusu olduğu görülür. Sözü edilen dizinin son aşaması insandır. Kur’an’daki yaratılış tasarımında insan,&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Teoman Duralı düşüncelerini kökenden başlatarak temellendirdiği için onun tarih anlayışı, evrenin ve dünyanın oluşumu, insanın ortaya çıkışı, kültürlerin oluşumu, devletleşme, medeniyetleşme süreçlerini içeren bir bütünlüktür.</p>
<p>Duralı insanın tarihliliğini ruh, beşer ve insanlaşmak bağlamlarında temellendirmiştir. Ona göre etten kemikten olmayana, maddeleşip bedenleşmemiş olana ruh denir. Beşerleşmek biyolojik bir olayken, insanlaşmak, biyolojik olanı aşar. Felsefe bilim bağlamında yürütülen araştırmalar, edinilen veriler, oluşun, sıralı yol alan bir yaradılış dizisi doğrultusunda yürüdüğünü göstermektedir. Buna göre, cansız-cisimsiz- biçimsiz düzlem ile takatten/enerjiden cansız–cisimli dünyaya, maddi yapılanmaya, oradan da canlı cisimli âleme intikalin bahis konusu olduğu görülür. Sözü edilen dizinin son aşaması insandır. Kur’an’daki yaratılış tasarımında insan, sıraca, melek ile cinin, gökler ile yerin, dağlar ile taşların, nihayet öteki canlıların ardından evrende Allah’a halife olsun diye yaratılmıştır. O değerce öteki bütün yaratıklardan üstündür. İnsanın ayırıcı özelliklerinin başında akıl gelmektedir. Akıl, ilahi buyruk ile talimatları gönülde dillendirir. Akıl, insanın Allah’a içtiği ilk asli andını hatırlar. Bu ant, insanın tercihini hep iyiden yana kullanmasını şart koşar. Fakat salt manevi varlıklardan farklı olarak insanın beşeri yanı, ilk asli andın gerektirdiği akıl-vicdan yolunda seyretmesinde -sırat-ı müstakim- kişiye pürüzler çıkarır. Bu teorik temellendirme, canlılığın evrimi ile insanın tarihliliği ilkeleriyle desteklenmiştir.</p>
<p>Duralı, temel konularından biri olan canlılığı açıklamak için dünyanın nasıl bir süreçten geçtiğini, söz konusu sürecin sonunda, canlılığın evriminin nasıl seyrettiğini ele almaktadır. Canlı, ‘yaşanandan önceki zaman’a bağlı olduğundan tarihlidir. Her canlının iki çeşit tarihliliği vardır. Bunlardan biri, doğum dediğimiz,kuvvenin fiile dönüşmesi evresiyle başlayan bireyoluş sürecidir. Diğeri genetik yapının sürekliliğini sağlayan soyoluştur. İnsanın bireyliliği, başka hiçbir canlıda görülmeyen, ben biçiminde tezahür etmektedir. Ben, artık dirim birimi değil, o, anlama gücünün verisidir. Böylelikle maddi bağımlı olmayıp manevi esaslıdır. Bedenini, bünyesini duyulmayan beşerden kendini anlayarak başkalarından ayırt edebilen insana geçilmektedir. İlkin duyulmayarak/hissederek, bilahare anlayarak kendini başkalarından ayırt edebilen insanın temel varlık birimi <em>ben</em>dir. Zaman içerisinde oluşan duyma, anlama ile başkalarından ayırt etme kabiliyeti ile birikimi, o belirli benin tarihidir. Ben, tarihin verisi, bir varolandır. Tarih kesintiye uğrar, tarihliliğini unutursa, o insanın benliği sarsılır, giderek çöker. İnsanın olmadığı yerde tarihten bahsolunamaz.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-ekim-2020">Derin Tarih Ekim Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bir Mütefekkirin “Kaygı” Cephesi</title>
		<link>https://www.derintarih.com/dosya/bir-mutefekkirin-kaygi-cephesi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mehmet Sabri Genç]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 01 Oct 2020 06:33:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Cafe Tomaselli]]></category>
		<category><![CDATA[Cura]]></category>
		<category><![CDATA[Jüpiter]]></category>
		<category><![CDATA[Salzburg]]></category>
		<category><![CDATA[Satürn]]></category>
		<category><![CDATA[Soren Kierkegaard]]></category>
		<category><![CDATA[Teoman Duralı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=6454</guid>

					<description><![CDATA[Prof. Dr. Ş. Teoman Duralı 12-19 Mart 2007 tarihleri arasında Avusturya’daydı. Benim de üyesi bulunduğum Salzburg Felsefe Topluluğu’nun (Salzburger Philosophische Gesellschaft) büyük bir şerefle davet ettiği ilk Türk filozofu olarak, “Medeniyet ve Tarihinin Krokisi” (Zivilisation und die Grundrisse ihrer Geschichte) ve “Medeniyet Tarihi Çerçevesinde Türk Kültüründeki Değişimler” (Türkische Kulturverwandlungen im Rahmen der Zivilisationsgeschichte) başlıklarını taşıyan konferanslar vermişti. Büyük bir heyecanla ağırladığımız Teoman Duralı Beyefendi ile Avusturya topraklarında geçirdiğim bir hafta bana paha biçilmez hatıralar bağışlamıştı. Bu zaman diliminden; muazzam sohbetlerin, dostça dertleşmelerin, engin muhabbetlerin taşıp diğer insanları da bir şekilde etkileyeceğini biliyordum. Bu sebeple Salzburg’taki 1703 kuruluş tarihli Cafe Tomaselli’de&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Prof. Dr. Ş. Teoman Duralı 12-19 Mart 2007 tarihleri arasında Avusturya’daydı. Benim de üyesi bulunduğum Salzburg Felsefe Topluluğu’nun (Salzburger Philosophische Gesellschaft) büyük bir şerefle davet ettiği ilk Türk filozofu olarak, “Medeniyet ve Tarihinin Krokisi” (Zivilisation und die Grundrisse ihrer Geschichte) ve “Medeniyet Tarihi Çerçevesinde Türk Kültüründeki Değişimler” (Türkische Kulturverwandlungen im Rahmen der Zivilisationsgeschichte) başlıklarını taşıyan konferanslar vermişti.</p>
<p>Büyük bir heyecanla ağırladığımız Teoman Duralı Beyefendi ile Avusturya topraklarında geçirdiğim bir hafta bana paha biçilmez hatıralar bağışlamıştı. Bu zaman diliminden; muazzam sohbetlerin, dostça dertleşmelerin, engin muhabbetlerin taşıp diğer insanları da bir şekilde etkileyeceğini biliyordum. Bu sebeple Salzburg’taki 1703 kuruluş tarihli Cafe Tomaselli’de kendileriyle bir hasbihal gerçekleştirmiştim. İlk olarak kendilerine “<em>Sorun Nedir?</em> isimli mühim eserinize Hz. Ali’nin ‘Başkasında görüp de nefret ettiğin şey, sana edeb olarak yeter’ sözüyle başlıyorsunuz ve robota dönüştürülmüş beşerin hikâyesiyle sözünüzü sonlandırıyorsunuz. <em>Sorun Nedir?</em>’i yazmanıza sebep olan şey robotlaşmış beşerin hâline olan nefretiniz midir?” diye sormuştum. Şöyle cevap vermişti: “Varoluşumun sebeb-i hikmeti dünyanın girmiş olduğu derin bunalımın bende yarattığı kaygıdır. Kaygıyı giderecek tedbirlerin felsefe tarafından alınması gerektiğine inanıyorum. <em>Sorun Nedir?</em> adlı eserimin de bir çeşit çağımızın, durumumuzun teşrihi olduğunu düşünüyorum.”</p>
<p>Duralı’nın severek okuduğu filozoflardan olan Søren Kierkegaard, “Sığ insan kaygı duymayan insandır. Kaygıyı çıkarın, ruh darmadağın olur. İnsanı ayakta tutan şey kaygıdır. Tinsel insan, kaygı duyan insandır. Tensel insanınsa kaygısı olmaz, sığdır” der. Yine Duralı’nın severek okuduğu bir başka filozof olan Martin Heidegger, <em>Varlık ve Zaman </em>adlı eserinde “kaygı”yı anlatırken 2. yüzyıla ait içinde kaygıdan bahsedilen mitolojik bir eserden alıntı yaparak bir düşünce ortaya koyar. Kaygı, Latincede “Cura” diye yazılır. O eserde kaygı ilginç bir mitolojik metafor ile anlatılır. Cura, yani kaygı bir ırmaktan karşıya geçtikten sonra, ırmağın kenarında kil görür. Cura kile bir insan şekli verir ve ona bir ad vermek ister ama evvelinde Roma mitolojisinin en büyük karakteri olan Jüpiter’e der ki: “Buna bir ruh ver!” Jüpiter ona bir ruh verir ve ondan sonra da Jüpiter’e der ki: “Ona bir ad vermek istiyorum, kendi adımı!” Jüpiter de “Hayır! Ona ruhu veren benim, benim adım olacak!” der. Nihayetinde bu kavgaya toprak da karışır. Toprak: “Ama kil benim, dolayısıyla onun adı toprak olmalı!” der. Satürn’ü, yani zaman tanrısını hakem tutarlar. Satürn’e derler ki: “Söyle ne yapalım, buna hangi adı verelim?” Satürn hakem tanrıdır ve şöyle der: “Adı ne Jüpiter, ne Toprak olacak, ne de Cura olacak! Jüpiter olmayacak çünkü ruhunu verdi, bu kilden oluşmuş beden öldüğünde nasıl olsa ruhu sana geri gelecek. Toprak olmayacak çünkü bedeni toprak, o da toprağa geri dönecek. Cura bu kile şekil verdiği için sadece ve sadece o, şekil yok olana kadar sahibi olacak ama adı Cura da olmayacak! Adı <em>homo </em>olacak! Çünkü bu humustan, (humus Latincede toprak demek), çamurdan, balçıktan yapılmıştır.”</p>
<p>Dolayısıyla o ortaya çıkmış kilden karakterin sahibi “kaygı”dır. Çok sonraları bu bahsedilen hikâyede bir açık bulunur ve denir ki: “Cura insanın şeklini nereden biliyor da kile insan şekli veriyor?” Cevap olarak da: “Muhtemelen Cura ırmaktan geçerken kendisine baktı ve kendisi aynı insan gibiydi. Yani o kilden yapılmış şekil insanın ta kendisiydi.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-ekim-2020">Derin Tarih Ekim Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tarih Felsefesi Bir Medeniyetin Kimlik Çetelesidir</title>
		<link>https://www.derintarih.com/dosya/tarih-felsefesi-bir-medeniyetin-kimlik-cetelesidir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Elife Kılıç]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 01 Oct 2020 06:23:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Antik Yunan]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[felsefe]]></category>
		<category><![CDATA[filozof]]></category>
		<category><![CDATA[kültür]]></category>
		<category><![CDATA[Teoman Duralı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=6447</guid>

					<description><![CDATA[Filozoflar, felsefeyi sevenler veya bilgelik peşinde koşanlar, hakikati bulmak amacıyla yola çıksalar da aslında bunun çok zor olduğunun bilincindedir. Nitekim kesin doğrular, değişmez hakikatler bulmak amacıyla çıkılan bu yolda, savunulan görüşlerin, her zaman eleştirileceği ve farklı alternatif yolların geliştirileceği bilinen bir gerçektir. Ancak bu yine de verilen çabanın kıymetinden zerre eksiltmez, aksine bu yepyeni çıkış yolları insanlığın yolunu aydınlatan önemli adımlar olarak tarihte yer almaktadır. Öte yandan bir filozofu anlatmak, onun görüşlerini, düşüncelerini ortaya koymak da aynı şekilde meşakkatlidir. Yüzlerce yıldır bazı filozofları anlamaya ve açıklamaya çalışıyoruz, fakat onlar üzerine yapılan çalışmalar hala devam etmektedir. O halde, bir filozofu, alelhusus&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Filozoflar, felsefeyi sevenler veya bilgelik peşinde koşanlar, hakikati bulmak amacıyla yola çıksalar da aslında bunun çok zor olduğunun bilincindedir. Nitekim kesin doğrular, değişmez hakikatler bulmak amacıyla çıkılan bu yolda, savunulan görüşlerin, her zaman eleştirileceği ve farklı alternatif yolların geliştirileceği bilinen bir gerçektir. Ancak bu yine de verilen çabanın kıymetinden zerre eksiltmez, aksine bu yepyeni çıkış yolları insanlığın yolunu aydınlatan önemli adımlar olarak tarihte yer almaktadır.</p>
<p>Öte yandan bir filozofu anlatmak, onun görüşlerini, düşüncelerini ortaya koymak da aynı şekilde meşakkatlidir. Yüzlerce yıldır bazı filozofları anlamaya ve açıklamaya çalışıyoruz, fakat onlar üzerine yapılan çalışmalar hala devam etmektedir. O halde, bir filozofu, alelhusus hocanız olan bir düşünürü anlatmak daha da zordur. Fakat bu çalışmaların yapılması hem zaruri hem de çok kıymetlidir. Zira Ş. Teoman Duralı, felsefeyle bu kadar hemhal olmuş, Türkiye’de birçok önemli felsefe hocasının ve felsefe öğrencisinin yetişmesinde katkı sağlamış, bu coğrafyanın yetiştirdiği kıymetli filozof ve hocalardan biridir. Onun öğrencisi olma mutluluğunu yaşayanlardan biri olarak felsefeyi hayat rehberi olarak benimsemesine her zaman şahit oldum. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nde verdiği derslerin şöhreti, farklı fakültelerde eğitim gören öğrencilere ulaşmış ve çoğu zaman derslerine misafir olmuşlardır. Amfiden taşan öğrenciler, elbette sadece felsefe tarihi bilgisi edinmek için gelmezdi. Onları cezbeden Duralı’nın felsefeyi anlatışı, güçlü hitabeti ve felsefeyi kültürle, tarihle, bilimle yoğurarak, hatta yer yer hayatla pekiştirerek vermesi olmuştur. Zira Duralı felsefeyi dinamikleştirerek ve zenginleştirerek anlatır. Bu hem iyi bir hoca, hem de iyi bir filozof olmanın getirdiği bir sonuçtur. Tabii buna felsefeyi, Antik Yunan’daki has anlamıyla severek yapmayı da eklemek gerekir.</p>
<p>Bir filozof, çoğu zaman, bütünü ve o bütün içinde kendini görmeye çalışır. Bu bağlamda, eğer kendi medeniyetinizi, kültürünüzü anlamak istiyorsanız sadece kendinizi tanımak, bilmek yetmez, medeniyetinizin dünya içindeki yerini de anlamak gerekir. İşte bu kaygıyla Duralı, sadece Türkiye coğrafyası ve tarihiyle değil, dünya tarihi ve coğrafyasıyla da ilgilenmiş, bu ilgisini hem ülkemize hem dünyanın birçok yerine yaptığı seyahatlerle derinleştirerek, diğer kültürleri tanımayı, anlamayı da son derece mühim bir iş olarak görmüştür. Kendi toplumundan uzak, geçmişine, kültürüne sırt çevirmiş bir filozof ilgilendiği sorunlara sağlam çözümler bulamaz. Duralı bu çerçevede insanın mekân ve zaman ile bağlılığının farkında olup, kendini burada gerçekleştiren insanı, daha iyi anlamak için onun varoluş koşullarının ehemmiyetinin bilincinde olmuştur. Bu bağlamda, bir yandan Doğu ve Batı medeniyetlerini anlamaya çalışması ve bu konuda önemli eserler1 sunması ile diğer yandan -her ne kadar biyoloji felsefesiyle insanın biyolojik yapısını çalışmış olsa da onun asıl dimağını şekillendiren- kültüre ve maneviyata da o derece ehemmiyet vermesi ile ülkemiz felsefe, bilim ve kültür çalışmalarına önemli katkıları olmuş bir filozoftur.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-ekim-2020">Derin Tarih Ekim Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye’de Biyoloji Felsefesine Açılan Kapıdır Teoman Duralı</title>
		<link>https://www.derintarih.com/dosya/turkiyede-biyoloji-felsefesine-acilan-kapidir-teoman-durali/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Esra Kartal Soysal]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 01 Oct 2020 06:19:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[biyoloji]]></category>
		<category><![CDATA[felsefe]]></category>
		<category><![CDATA[Hoca]]></category>
		<category><![CDATA[İhsan Fazlıoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Opus magnum]]></category>
		<category><![CDATA[Teoman Duralı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=6444</guid>

					<description><![CDATA[Teoman Duralı sadece felsefeye derinden gönül verenlerin değil, ona ucundan kıyısından merak salmış olanların dahi hayatına mutlaka uğramış bir isimdir. Bu ülkede yaşayıp, felsefeyle bir şekilde hemhal olup da ondan haberdar olmamak mümkün değildir. Popüler bir figür olmamasına karşın etki ve nüfuz gücü öyle yüksektir ki neresinden yakalanırsanız düşüncesine, uzun süre tesiri altında kalırsınız ve külliyatına en azından göz atarsınız. Teoman Hoca, İstanbul Medeniyet Üniversitesi Felsefe Bölümü’nde 2017’de tamamladığım “Genetikten Epigenetiğe: İnsan Doğası Kavramının Biyolojik İçerimleri” başlıklı doktora tezimi değerlendiren hocalarımdan biri idi. Kendisi aslen hocamın (tez danışmanım İhsan Fazlıoğlu) hocasıdır. Tezimle ilgili kendisiyle doğrudan çalışma şansım olamadı, o dönemde&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Teoman Duralı sadece felsefeye derinden gönül verenlerin değil, ona ucundan kıyısından merak salmış olanların dahi hayatına mutlaka uğramış bir isimdir. Bu ülkede yaşayıp, felsefeyle bir şekilde hemhal olup da ondan haberdar olmamak mümkün değildir. Popüler bir figür olmamasına karşın etki ve nüfuz gücü öyle yüksektir ki neresinden yakalanırsanız düşüncesine, uzun süre tesiri altında kalırsınız ve külliyatına en azından göz atarsınız. Teoman Hoca, İstanbul Medeniyet Üniversitesi Felsefe Bölümü’nde 2017’de tamamladığım “Genetikten Epigenetiğe: İnsan Doğası Kavramının Biyolojik İçerimleri” başlıklı doktora tezimi değerlendiren hocalarımdan biri idi. Kendisi aslen hocamın (tez danışmanım İhsan Fazlıoğlu) hocasıdır. Tezimle ilgili kendisiyle doğrudan çalışma şansım olamadı, o dönemde biraz rahatsızdı. Ancak tezimle ilgili yönlendirmelerine, sağın eleştirilerine, takdir ve tebriklerine, en ziyade de gürce cesaretlendirmesine mazhar oldum, müteşekkirim.</p>
<p>Teoman Hoca biyoloji felsefesi alanının öncüsüdür Türkiye’de. Felsefenin yanında biyoloji eğitimi de alarak ilk telif üretimleri gerçekleştirmiştir bir alan açıcı olarak. Biyoloji felsefecisi olmak için öncelikle felsefeci (mutlaka felsefe doktoralı) olmak gerekir. Hoca da öncelikle ve daima saf felsefecidir, lakin aldığı biyoloji bilim eğitimi alanda fark yaratmasını sağlamıştır. Ben de kimya lisans eğitiminden geliyorum; biyolojiyle sonrasında hiç kopmayan ilgim de lisans dönemime dayanıyor. Felsefe doktora tezimde elbette onun -çalıştığım dönemin 30 yıl öncesinde yayınlanmış olan- <em>Canlılar Sorununa Giriş ve Biyoloji Felsefesi</em> isimli kitaplarından istifade ettim. Tezi 2017’de bitirdiğimde onun biyoloji felsefesi alanındaki kâmil eseri <em>Hayatın Anatomisi &amp; Canlılar Felsefesi – Evrim ve Ötesi</em> kitabı yayımlanmamıştı. Hoca yoğun bir mesai ile bu kitabın nihayetlenmesi için çalışıyordu. Kitap bir <em>opus magnum</em> olarak 2018’de ilgilisine takdim edildi ve yine alandaki en yetkin telif eser olma payesini yüklendi.</p>
<p>Hoca genç biyoloji felsefecilerinin görüşlerine başvurmadan yola çıkamayacakları ama yol alırken argümanlarını eleştirip geliştirmeleri beklenen biridir. Yetkin felsefe emeği, efsane hocalığı, yetiştirdiği onca öğrencinin yanında Türkiye için yeni bir alanın 35 yıl önce kurulmasındaki ileri görüşlü ve üstün çabasından dolayı hakiki bir incelemeyi ve takdiri hak etmektedir. Tez savunmamda latifesi bol mizacıyla “Prusya Alman subayı”na benzetmişti beni. Tezi dört dörtlük bulduğunu, yazdığım gibi yaşadığımı gördüğünü ifade etmişti; titiz, dakik… O halde ben de latifeyi sürdüreyim: Tezden sonra bir Türk gibi yayılamayınca Hoca yine haklı mı ne diye düşünmeden edemedim. Galiba ben bir subaydım (Türklerle ilgili yapılan tembellik esprilerini hicvediyorum, yoksa kendimi bildim bileli çok -hatta fazla- çalışkan bir Türküm).</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-ekim-2020">Derin Tarih Ekim Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
