﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Terakki &#8211; Derin Tarih</title>
	<atom:link href="https://www.derintarih.com/etiket/terakki/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<description>Tarih Okuyan Şaşırmaz</description>
	<lastBuildDate>Fri, 02 Apr 2021 08:08:02 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.1.3</generator>

<image>
	<url>https://www.derintarih.com/wp-content/uploads/2015/12/favicon-150x150.png</url>
	<title>Terakki &#8211; Derin Tarih</title>
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Tarih Okuyan Şaşırmaz</title>
		<link>https://www.derintarih.com/editorden/tarih-okuyan-sasirmaz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Taha Kılınç]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 02 Apr 2021 08:03:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Editörden]]></category>
		<category><![CDATA[Avrupa]]></category>
		<category><![CDATA[Meiji]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı İmparatorluğu]]></category>
		<category><![CDATA[Sultan II. Abdülhamid]]></category>
		<category><![CDATA[Terakki]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=6985</guid>

					<description><![CDATA[“Allah bize sulh ve sükûnet nasip etsin! Fakat büyük devletler, geniş teşkilâtlı imparatorluğumuzu inşa edecek ne zaman bıraktılar, ne de sükûnet! Bize de hiç olmazsa on senelik bir sulh tanınsa, Japonların (Meiji devriminin başlangıcından beri) o kadar methedilen terakkîlerini biz de yapabilirdik. Onlar Avrupalıların pençelerinden uzak olduklarından, bize nazaran bahtiyardırlar, emniyet içinde yaşamaktadırlar. Maalesef biz, tam Avrupalı sırtlanların geçiş yerine çadırımızı kurmuşuz.” Tarihin en zor dönemeçlerinden birinde, dağılmanın arefesindeki bir imparatorluğu ayakta tutmanın mücadelesini veren Sultan II. Abdülhamid, devletin karşı karşıya bulunduğu tehlikeleri bu sözlerle özetlemişti. “Sırtlanların geçiş yerine çadır kurmuş olmak” teşbihi, gerçekten de meselenin bam teliydi. Osmanlı İmparatorluğu’nun&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>“Allah bize sulh ve sükûnet nasip etsin! Fakat büyük devletler, geniş teşkilâtlı imparatorluğumuzu inşa edecek ne zaman bıraktılar, ne de sükûnet! Bize de hiç olmazsa on senelik bir sulh tanınsa, Japonların (Meiji devriminin başlangıcından beri) o kadar methedilen terakkîlerini biz de yapabilirdik. Onlar Avrupalıların pençelerinden uzak olduklarından, bize nazaran bahtiyardırlar, emniyet içinde yaşamaktadırlar. Maalesef biz, tam Avrupalı sırtlanların geçiş yerine çadırımızı kurmuşuz.”</p>
<p>Tarihin en zor dönemeçlerinden birinde, dağılmanın arefesindeki bir imparatorluğu ayakta tutmanın mücadelesini veren Sultan II. Abdülhamid, devletin karşı karşıya bulunduğu tehlikeleri bu sözlerle özetlemişti. “Sırtlanların geçiş yerine çadır kurmuş olmak” teşbihi, gerçekten de meselenin bam teliydi. Osmanlı İmparatorluğu’nun merkez coğrafyası, tam olarak Sultan’ın anlattığı gibi, sürekli hedefteydi. Tarih boyunca olduğu, gelecekte de olacağı gibi…</p>
<p><em>Derin Tarih</em> olarak bu sayımızda, Osmanlı İmparatorluğu’nun yıkılışına giden süreci başlatan 93 Harbi’ni bütün yönleriyle ele alıyoruz. 144 yıl sonra bugün 93 Harbi’ni yeniden düşünürken, Sultan Abdülhamid’in saltanatının hemen başlangıcında nasıl bir krizler yumağını kucağında bulduğunu, sonrasında attığı bütün adımların da bu krizlerden etkilendiğini daha iyi anlıyoruz.</p>
<p>Dergimiz bu sayısından itibaren, bazı yeni bölümlerle sizleri selâmlayacak. İslâm dünyasının dört bir yanından merak uyandırıcı malumatlar, birbirinden önemli portreler, hep duyduğumuz bazı bölgelerin bugün nereye düştüğünü harita eşliğinde sunacağımız “Bugün Neresi?” köşemiz ve daha birçok yenilikle karşınızda olacağız…</p>
<p>Belli kurallar ve sebep-sonuç zinciri içinde akan tarih, dünü derinden kavrayıp bugünü anlamak ve yarına sağlam biçimde hazırlanmak için okunur malum. Bu nedenle, tarihi dikkatli bir şekilde okuyan, şaşırmaz. Hem yolunu şaşırmaz hem algıları şaşmaz hem de yaşanan hiçbir şey onu hayrete düşürmez.</p>
<p><em>Derin Tarih</em> dergisi olarak, şimdiye kadar olduğu gibi bundan sonra da, tarihi ibret aynasına yansıtarak, bugüne dair dersler çıkarma odaklı üslubumuzu devam ettireceğiz. Ve her zaman olduğu gibi, gücümüzü de siz kıymetli okurlarımızdan alacağız.</p>
<p>Gelecek ayki buluşmamıza kadar,<br />
hayırla kalınız.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Millî Mücadele’de Bolşevik Dönemin İçyüzü-Ankara’nın Yoldaşları</title>
		<link>https://www.derintarih.com/yakin-tarih/milli-mucadelede-bolsevik-donemin-icyuzu-ankaranin-yoldaslari/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mehmet Poyraz]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 01 Jun 2020 05:23:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yakın Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Ali Fuat Paşa]]></category>
		<category><![CDATA[Berlin]]></category>
		<category><![CDATA[Kara Vasıf Bey]]></category>
		<category><![CDATA[Radek]]></category>
		<category><![CDATA[Sultan Vahdeddin]]></category>
		<category><![CDATA[Suphi]]></category>
		<category><![CDATA[Terakki]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=6017</guid>

					<description><![CDATA[İstanbul’dan Anadolu’ya Sultan Vahdeddin tarafından gönderilen Mustafa Kemal Paşa, Samsun’a çıkışından kısa süre sonra Havza’ya geçti. Burada Sovyet Rusya temsilcileriyle görüşerek gayriresmî de olsa Bolşeviklerle Anadolu’ya yardım hususunda anlaştı. Havza görüşmesi Bolşeviklerle ilk bir araya gelişti. O sırada Enver Paşa ile Mustafa Kemal’in irtibat halinde olduğu Millî Mücadele kuruluşlarından Karakol Cemiyeti de Bolşeviklerle temas kurmuştu. Karakol Cemiyeti İttihat ve Terakki’nin gizli istihbarat şubesiydi. Mustafa Kemal’in Havza’daki Sovyet Rusya temsilcileriyle yaptığı görüşmeden kısa süre sonra Temmuz ayında Kırım Bolşevik Doğu İşleri Şubesi’nden bir temsilci İstanbul’a gizlice gelerek Karakol Cemiyeti’nin kurucularından Kara Vasıf Bey’e işbirliği teklifinde bulundu. Temsilci, Kırım ve çevresinde teşkilatlanan&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul’dan Anadolu’ya Sultan Vahdeddin tarafından gönderilen Mustafa Kemal Paşa, Samsun’a çıkışından kısa süre sonra Havza’ya geçti. Burada Sovyet Rusya temsilcileriyle görüşerek gayriresmî de olsa Bolşeviklerle Anadolu’ya yardım hususunda anlaştı. Havza görüşmesi Bolşeviklerle ilk bir araya gelişti. O sırada Enver Paşa ile Mustafa Kemal’in irtibat halinde olduğu Millî Mücadele kuruluşlarından Karakol Cemiyeti de Bolşeviklerle temas kurmuştu.</p>
<p>Karakol Cemiyeti İttihat ve Terakki’nin gizli istihbarat şubesiydi. Mustafa Kemal’in Havza’daki Sovyet Rusya temsilcileriyle yaptığı görüşmeden kısa süre sonra Temmuz ayında Kırım Bolşevik Doğu İşleri Şubesi’nden bir temsilci İstanbul’a gizlice gelerek Karakol Cemiyeti’nin kurucularından Kara Vasıf Bey’e işbirliği teklifinde bulundu. Temsilci, Kırım ve çevresinde teşkilatlanan Mustafa Suphi’nin çevresindendi. Kendilerinin de topraklarından Fransızları ve İngilizleri atmaya çalıştıklarını ve Türklere yardıma hazır olduklarını da anlatarak iki üye ile birlikte Rusya’ya gelmeleri için davette bulundu. Kara Vasıf Bey bu görüşmeyi Mustafa Kemal Paşa’ya mektupla bildirdi. Ali Fuat Paşa’nın ulaştırdığı mektuba Mustafa Kemal Paşa’nın cevap verip vermediği bilinmiyor.</p>
<p>Bu görüşmeden yaklaşık bir ay sonra Enver Paşa Berlin’de Bolşeviklerin önemli isimlerinden Karl Radek ile bir araya geldi. Lenin’in sağ kolu Radek, Avrupa’da Sovyet Rusya’yı temsil etmekteydi ve Almanya’da sosyalist devrimin gerçekleşmesi için görevlendirilmişti. Radek ve Paşa’nın görüşmesi sonucunda Bolşevik-Müslüman ittifakı ön anlaşması yapıldı. Almanya’nın da desteklediği Enver Paşa, bu anlaşmanın resmiyete dökülmesi için Moskova yolculuğuna hazırlandıysa da 1919 sonbaharında planlanan yolculuk gerçekleşmedi. Pek çok badire atlatan Enver Paşa, ancak 1920’nin ortalarında Moskova’ya ulaşabilecekti.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-haziran-2020">Derin Tarih Haziran Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sultan Abdülhamid Kitap Yaktırmadı!</title>
		<link>https://www.derintarih.com/desifre/sultan-abdulhamid-kitap-yaktirmadi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ahmet Uçar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 04 Sep 2019 09:12:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Deşifre]]></category>
		<category><![CDATA[2. Meşrutiyet]]></category>
		<category><![CDATA[haşerat]]></category>
		<category><![CDATA[İttihad]]></category>
		<category><![CDATA[Kızıl Sultan]]></category>
		<category><![CDATA[Sultan II. Abdülhamid]]></category>
		<category><![CDATA[Terakki]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derintarih.com/?p=4891</guid>

					<description><![CDATA[2.Meşrutiyet’in ilanından sonra özellikle basın hayatında çok önemli bir gelişme yaşanmıştı. 1908 yılı başlarında Osmanlı ülkesinde yayınlanan gazete sayısı 120 iken, 2. Meşrutiyet’in ilanını takip eden yedi aylık süre içerisinde bu sayı 730’a çıkmıştı. Bu gazete ve dergiler Sultan II. Abdülhamid henüz tahtta iken ona övgüler düzüp onun dönemindeki devlet adamlarını suçlarken, bir başka ifade ile suçu Sultan’ın çevresini almış olan ve “haşerat” adı verilen, “sefih kimseler ve erbâb-ı cinayet” olarak isimlendirilen Saray ve iktidar mensuplarına yıkarken; Sultan tahttan indirildikten sonra ona karşı sistemli ve acımasız bir karalama ve linç kampanyası başlatmışlardı. Sınır ve hukuk tanımayan bu kampanyanın ana fikri,&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>2.Meşrutiyet’in ilanından sonra özellikle basın hayatında çok önemli bir gelişme yaşanmıştı. 1908 yılı başlarında Osmanlı ülkesinde yayınlanan gazete sayısı 120 iken, 2. Meşrutiyet’in ilanını takip eden yedi aylık süre içerisinde bu sayı 730’a çıkmıştı. Bu gazete ve dergiler Sultan II. Abdülhamid henüz tahtta iken ona övgüler düzüp onun dönemindeki devlet adamlarını suçlarken, bir başka ifade ile suçu Sultan’ın çevresini almış olan ve “haşerat” adı verilen, “sefih kimseler ve erbâb-ı cinayet” olarak isimlendirilen Saray ve iktidar mensuplarına yıkarken; Sultan tahttan indirildikten sonra ona karşı sistemli ve acımasız bir karalama ve linç kampanyası başlatmışlardı.</p>
<p>Sınır ve hukuk tanımayan bu kampanyanın ana fikri, Sultan’ı halkın ve İslam dünyasının gözünden düşürmek için onun İslamî anlayışını ve hayatını kötüleme, İslamî faaliyetlerini “yok hükmünde” gösterme üzerinde yoğunlaşmıştı. İttihad ve Terakki’nin yayın organı Tanin gazetesine göre “Yıldız (Sarayı); bütün alem-i insaniyetin “Kızıl Sultan” unvanıyla tel’in ettiği bir zalim hunharın karargâh-ı gadr ve itisafı (kan içicinin zulüm ve haksızlık merkezi) idi… Yıldız bütün cinayetlerin, bütün haşyet (korku) ve hıyânetlerin merkezi idi.”</p>
<p><strong>Devamı <a href="http://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-eylul-2019">Derin Tarih Eylül Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
