﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Tevfik Fikret &#8211; Derin Tarih</title>
	<atom:link href="https://www.derintarih.com/etiket/tevfik-fikret/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<description>Tarih Okuyan Şaşırmaz</description>
	<lastBuildDate>Mon, 06 Jun 2022 07:32:01 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.1.3</generator>

<image>
	<url>https://www.derintarih.com/wp-content/uploads/2015/12/favicon-150x150.png</url>
	<title>Tevfik Fikret &#8211; Derin Tarih</title>
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Bir Nakl-i Kubûr Hikâyesi</title>
		<link>https://www.derintarih.com/asina-yuzler/bir-nakl-i-kubur-hikayesi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Oktay Türkoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 06 Jun 2022 07:32:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Âşina Yüzler]]></category>
		<category><![CDATA[Abdülmecid]]></category>
		<category><![CDATA[Aşiyan]]></category>
		<category><![CDATA[II. Abdülhamid]]></category>
		<category><![CDATA[Nazime Hanım]]></category>
		<category><![CDATA[osmanli]]></category>
		<category><![CDATA[Tevfik Fikret]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=8140</guid>

					<description><![CDATA[Tevfik Fikret edebiyat tarihimizin en unutulmaz simalarından biri hiç şüphesiz. Neşrettiği şiir kitapları kadar siyasî duruşuyla da tartışılmış bir şahsiyet olan Fikret, 48 sene ömür sürmüştür. Önce II. Abdülhamid, sonra da meşhur “Han-ı Yağma” şiirinin başrolündeki Meşrutiyet rejimi için sert bir tavır içinde olan Fikret’in ölümünü hazırlayan unsurlardan biri de kendisini kötümserlik girdabına sokan Osmanlı’nın son devrinin çalkantılı siyasî atmosferdi. Bu halin bir neticesi olarak Fikret diyabet hastalığına yakalanmıştır. Esasında yıllardır kuyusunu kazan bu hastalık daha da hararetlenmiş ve sıhhatinin yerinde olduğunda ayak direyerek doktorların perhiz tavsiyeleri başta olmak üzere, reçetelerine karşı çıkması ölümünü hızlandırmıştır. Nihayet 19 Ağustos 1915 gecesi&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Tevfik Fikret edebiyat tarihimizin en unutulmaz simalarından biri hiç şüphesiz. Neşrettiği şiir kitapları kadar siyasî duruşuyla da tartışılmış bir şahsiyet olan Fikret, 48 sene ömür sürmüştür. Önce II. Abdülhamid, sonra da meşhur “Han-ı Yağma” şiirinin başrolündeki Meşrutiyet rejimi için sert bir tavır içinde olan Fikret’in ölümünü hazırlayan unsurlardan biri de kendisini kötümserlik girdabına sokan Osmanlı’nın son devrinin çalkantılı siyasî atmosferdi. Bu halin bir neticesi olarak Fikret diyabet hastalığına yakalanmıştır. Esasında yıllardır kuyusunu kazan bu hastalık daha da hararetlenmiş ve sıhhatinin yerinde olduğunda ayak direyerek doktorların perhiz tavsiyeleri başta olmak üzere, reçetelerine karşı çıkması ölümünü hızlandırmıştır. Nihayet 19 Ağustos 1915 gecesi Aşiyan adını verdiğini Bebek’teki konutunda hayatını kaybeder. Haberi alan Rıza Tevfik, Ruşen Eşref, Abdülhak Hamid Tarhan, Cenab Şahabettin gibi yakın dostları bu durumu teessürle karşılamış; ev bir matem havasına bürünmüştür. O gece Fikret’in eşi Nazime Hanım haricinde belki de tek kadın, ressam Mihri Hanım’dır ve bugün müze olarak kullanılan Aşiyan’da görülebilen, Fikret’in ölüm anından kısa süre sonra alınmış maskı kendisi yapmıştır.</p>
<p>Rıza Tevfik’in söylediğine göre Fikret’in vasiyeti evinin bahçesine gömülmekmiş. Bu anlaşılabilir bir durum; çünkü Fikret’in uzun yıllar görev yaptığı Robert Kolej ile evinin arasında kısa bir yürüyüş mesefesi vardı ve bunun sebebinin, Fikret’in insanlardan uzak durma temayülü olduğu açıktı. Bununla birlikte kayınpederi Mustafa Bey, Aşiyan’ın ileride elden çıkabileceğini söyleyerek onun Eyüp’teki aile kabristanına defnedilmesinin daha makul olacağına karar vermiştir.1 Nitekim aynı gün küçük bir cemaatin katılımıyla cenaze namazı kılınan Fikret, Feshane Caddesi ile Cami-i Kebir Sokağı’nın kesişiminde yer alan Ferhat Paşa’nın türbesinin yanındaki kabristana defnedilmiştir.2 Fikret, cenazesinde kimlerin olmasını istediğinden ve istemediğinden; kimlerin konuşma yapacağına kadar her şeyi vasiyetinde yazmıştır. Bunların arasında zikre değer kişilerden biri de Şehzade (Halife) Abdülmecid’tir. Devrin sanatçılarıyla yakın ilişkide olduğunu bilenen Abdülmecid Efendi Fikret’e de yakın alâka duymuş, hatta onun <em>Sis</em> şiirinin resmini yapıp ona hediye etmiştir. Bu tablo bugün Fikret’in müze olan evinde görülebilir.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-haziran-2022">Derin Tarih Haziran Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kaçaklar, İşbirlikçiler, Yerliler!</title>
		<link>https://www.derintarih.com/avrupa-tarihi/kacaklar-isbirlikciler-yerliler/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mustafa Özel]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 28 Feb 2019 21:30:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Avrupa Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Sis şiiri]]></category>
		<category><![CDATA[Tevfik Fikret]]></category>
		<category><![CDATA[“inkılapçı” Cumhuriyetçiler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derintarih.com/?p=4275</guid>

					<description><![CDATA[Namık Kemal’in torunu Selma Ekrem, Amerika’ya yelken açarken “gerçekte beni bekleyen belirsizlikten kaçıyordum” diyordu. Çiçeği burnunda Robert Kolej mezunu, “ihtilalci” İttihatçıları tanıyageldiği için, “inkılapçı” Cumhuriyetçilere güvenemiyor, yeni Türkiye’de “şapkasını özgürce giyip giyemeyeceğini” kestiremiyordu. Bir bakıma, İstanbul’un sisinden kaçıyordu. Kocalmış şehir, Avrupa terbiyesi almış, eğitimli genç ruhları zapt edemiyordu. Öyle anlaşılıyor ki Tevfik Fikret, Sis şiirinde asıl bu firarî ruhların tutku ve ıstırabına tercüman olmaya çalışıyordu: “Ey köhne Bizans, ey koca fertût-i musahhir / Ey bin kocadan arta kalan bîve-i bâkir / Örtün, evet, ey hâile&#8230; Örtün, evet, ey şehr / Örtün ve müebbed uyu, ey fâcire-i dehr!&#8230;” Yolculuğu tıpkı bir&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">Namık Kemal’in torunu Selma Ekrem, Amerika’ya yelken açarken “gerçekte beni bekleyen belirsizlikten kaçıyordum” diyordu. Çiçeği burnunda Robert Kolej mezunu, “ihtilalci” İttihatçıları tanıyageldiği için, “inkılapçı” Cumhuriyetçilere güvenemiyor, yeni Türkiye’de “şapkasını özgürce giyip giyemeyeceğini” kestiremiyordu. Bir bakıma, İstanbul’un sisinden kaçıyordu. Kocalmış şehir, Avrupa terbiyesi almış, eğitimli genç ruhları zapt edemiyordu. Öyle anlaşılıyor ki Tevfik Fikret, Sis şiirinde asıl bu firarî ruhların tutku ve ıstırabına tercüman olmaya çalışıyordu: “Ey köhne Bizans, ey koca fertût-i musahhir / Ey bin kocadan arta kalan bîve-i bâkir / Örtün, evet, ey hâile&#8230; Örtün, evet, ey şehr / Örtün ve müebbed uyu, ey fâcire-i dehr!&#8230;” Yolculuğu tıpkı bir peri masalı gibi geçti ama fâcire-i dehr’den, sisten ve peçeden kaçan genç Selma’yı New York’ta koyu bir sis karşıladı! “Gözlerimi kapamış, üç kez dileğimi söylemiştim ve şimdi gözlerimi açtığımda, onca zamandır özlemini çektiğim ülkedeydim. Yüreğim ağzımda güverteye koştum. Ama Amerika peçe takmıştı. Birinden kaçmak için, bu binlerce millik yolu bir başka peçeyi görmek için mi aşmıştım? İnatçı bir sis, kenti sıkı sıkıya sarmıştı. Şehrin, sisin tuzağına düşmüş bir hayvan gibi silkinip durduğunu hissettim.” İfadesindeki hayvan benzetmesi tamamen içgüdüsel de olsa yersiz değildi.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Devamı&nbsp;<a href="http://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-mart-2019">Derin Tarih Mart Sayısında…</a>&nbsp;﻿</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
