﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Trablusgarp &#8211; Derin Tarih</title>
	<atom:link href="https://www.derintarih.com/etiket/trablusgarp/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<description>Tarih Okuyan Şaşırmaz</description>
	<lastBuildDate>Thu, 01 Oct 2020 05:38:59 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.1.3</generator>

<image>
	<url>https://www.derintarih.com/wp-content/uploads/2015/12/favicon-150x150.png</url>
	<title>Trablusgarp &#8211; Derin Tarih</title>
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Sultan II. Abdülhamid’in Libya’daki İstihbarat Subayı: Binbaşı Abdülvahid Efendi</title>
		<link>https://www.derintarih.com/kesifler/sultan-ii-abdulhamidin-libyadaki-istihbarat-subayi-binbasi-abdulvahid-efendi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Şefaattin Deniz]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 01 Oct 2020 05:38:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Keşifler]]></category>
		<category><![CDATA[Bingazi]]></category>
		<category><![CDATA[Fizan]]></category>
		<category><![CDATA[Kuzey Afrika]]></category>
		<category><![CDATA[Medeniyye]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı Devleti]]></category>
		<category><![CDATA[Trablusgarp]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=6411</guid>

					<description><![CDATA[20. yüzyılda Osmanlı Devleti kronikleşen büyük sorunlarla karşı karşıyaydı. Bir taraftan içeride ekonomik bunalımlar ve siyasî buhranlarla boğuşurken, dışarıda ise İngiltere ve Fransa gibi sömürgeci devletlerle mücadele etmeye çabalıyordu. 1876 yılı tarihe üç padişahlı yıl olarak geçmişti. Sultan Abdülaziz tahttan indirilmiş, yerine geçirilen V. Murad aklî melekelerini yitirmiş, kaos ortamına yol açanlar için Şehzade Abdülhamid’in tahta çıkarılmasından başka çıkar yol kalmamıştı. Sultan Abdülhamid Meşrutiyet’i ilan etmiş, ardından tarihe “93 Harbi” olarak geçen 1877-78 Osmanlı Rus savaşları başlamış, Berlin Antlaşması’yla Kafkaslarda ve Balkanlarda büyük toprak kayıpları yaşanmıştı. Bu süreçte Afrika kıtasında da önemli gelişmeler yaşanıyordu. 1830 yılında Cezayir’i işgal eden Fransızlar&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>20. yüzyılda Osmanlı Devleti kronikleşen büyük sorunlarla karşı karşıyaydı. Bir taraftan içeride ekonomik bunalımlar ve siyasî buhranlarla boğuşurken, dışarıda ise İngiltere ve Fransa gibi sömürgeci devletlerle mücadele etmeye çabalıyordu. 1876 yılı tarihe üç padişahlı yıl olarak geçmişti. Sultan Abdülaziz tahttan indirilmiş, yerine geçirilen V. Murad aklî melekelerini yitirmiş, kaos ortamına yol açanlar için Şehzade Abdülhamid’in tahta çıkarılmasından başka çıkar yol kalmamıştı. Sultan Abdülhamid Meşrutiyet’i ilan etmiş, ardından tarihe “93 Harbi” olarak geçen 1877-78 Osmanlı Rus savaşları başlamış, Berlin Antlaşması’yla Kafkaslarda ve Balkanlarda büyük toprak kayıpları yaşanmıştı.</p>
<p>Bu süreçte Afrika kıtasında da önemli gelişmeler yaşanıyordu. 1830 yılında Cezayir’i işgal eden Fransızlar 1881’de Tunus’u ele geçirdiler. 1882 yılında Mısır’ın İngiliz işgaline uğramasıyla Osmanlıların Kuzey Afrika’da kontrol edebildiği yegâne toprak parçası olarak Trablusgarp eyaleti kalmıştı. Ancak burası da İtalyanların işgal tehdidi ile karşı karşıyaydı. Osmanlı Devleti Afrika’daki son toprağı Trablusgarp eyaleti hakkında bölgedeki görevlileri sayesinde bilgi topluyor, raporlar aracılığıyla merkezden oldukça uzak bu topraklardaki gelişmeleri yakından takip ediyordu.</p>
<p>1877 yılında kurulan Osmanlı Meclisi’ne Trablus üç vekil göndermişti. Burası Kuzey Afrika’daki son Osmanlı toprağı olarak kalınca, Sultan II. Abdülhamid bölgeye özel bir önem verdi. Libya’daki aşiret ileri gelenlerinin çocuklarından oluşan Hamidiye alayları kurularak halkın herhangi bir işgale karşı hazırlıklı olması yönünde tedbirler alındı. Denizden yapılabilecek saldırıları püskürtmek amacıyla Tunus’tan Mısır sınırına kadar olan uzun sahil şeridinde stratejik savunma noktalarına silah depoları kuruldu.</p>
<p>Öte yandan Trablus, Fizan ve Bingazi’de birer kanaat önderi olan tarikat şeyhleri ve kabile liderlerine madalyalar ve nişanlar verilmek suretiyle Osmanlı Devleti’ne bağlılığı öne çıkaran unvanlar ihdas edildi. Bu bağlamda bölgedeki kabileler üzerinde etkisi olan Medeniyye tarikatı lideri Şeyh Zafir, II. Abdülhamid’in davetiyle İstanbul’a gelerek hususi danışman unvanını aldı.</p>
<p>İslam birliği politikaları çerçevesinde Senûsilere destek artırıldı. Trablusgarp’ın korunmasında bu tarikat büyük bir rol oynadı. Libya’daki yerel direnişi örgütleyen Osmanlı subayları bölgede özverili çalışmalar yaptı. Osmanlı Devleti’nin desteği ile Büyük Sahra’da Avrupa sömürgeciliğine karşı yerel direnişi de Senûsiyye hareketi örgütleyecekti.</p>
<p>20. yüzyılın son çeyreğinde bu hareket kabileler arasında büyük rağbet gördü. Fransız ve İtalyan emperyalist yayılmasına karşı Senûsiyye mensupları çok istikrarlı ve güçlü bir direniş gösterdiler. Özellikle İtalyanlar Libya coğrafyası ile yakından ilgileniyorlardı. Bu tehlikenin farkında olan Osmanlı yönetimi İtalyan işgali başlamadan önce halkı örgütlemek ve sağlıklı bilgiler almak amacıyla bölgeye subaylar gönderdi. Bunlardan biri de Binbaşı Abdülvahid’di.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-ekim-2020">Derin Tarih Ekim Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>At Üstünde Bir Evliya: Ahmed Şerîf Es-Senûsî</title>
		<link>https://www.derintarih.com/dosya/at-ustunde-bir-evliya-ahmed-serif-es-senusi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yusuf Sami Kamadan]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 01 Feb 2020 03:40:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Afrika]]></category>
		<category><![CDATA[İslam Dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[Senûsî Tarikati]]></category>
		<category><![CDATA[Trablusgarp]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=5550</guid>

					<description><![CDATA[İslam dünyasının neredeyse bütün noktalarında döneminin müessir bir kuvveti olan Senûsî Tarikatı Afrika merkezli olarak kurulmuştu. Bunların içerisinde Ahmed Şerîf es-Senûsî’nin mevkii de diğerleri gibi çok önemliydi. Senûsîliğin kurucusu olan dedesinin Kuzey Afrika’da genişlettiği İslamî uyanış hareketleri, bir sonraki şeyh olan amcası döneminde Afrika’nın içlerine kadar nüfuz etti. Şeyhlik sırası kendisine geldiğinde artık faaliyetler bambaşka bir noktada temerküz etmişti: Cihad… Düşman namlusuyla burun buruna geldiği bir dönemde Ahmed Şerîf es-Senûsî, işgalciler karşısında aynen selefinin yaptığı gibi şeyhlik postundan kalkıp silah kuşanan bir isim oldu. Bölgede yıllarca Fransızlarla süren çarpışma neticesinde onlara ciddi zayiatlar verdirdi. 1911 yılında İtalya tarafından Trablusgarp’ın işgali&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İslam dünyasının neredeyse bütün noktalarında döneminin müessir bir kuvveti olan Senûsî Tarikatı Afrika merkezli olarak kurulmuştu. Bunların içerisinde Ahmed Şerîf es-Senûsî’nin mevkii de diğerleri gibi çok önemliydi. Senûsîliğin kurucusu olan dedesinin Kuzey Afrika’da genişlettiği İslamî uyanış hareketleri, bir sonraki şeyh olan amcası döneminde Afrika’nın içlerine kadar nüfuz etti. Şeyhlik sırası kendisine geldiğinde artık faaliyetler bambaşka bir noktada temerküz etmişti: Cihad… Düşman namlusuyla burun buruna geldiği bir dönemde Ahmed Şerîf es-Senûsî, işgalciler karşısında aynen selefinin yaptığı gibi şeyhlik postundan kalkıp silah kuşanan bir isim oldu. Bölgede yıllarca Fransızlarla süren çarpışma neticesinde onlara ciddi zayiatlar verdirdi. 1911 yılında İtalya tarafından Trablusgarp’ın işgali ise Ahmed Şerîf es-Senûsî’nin cihad faaliyetlerini buraya yoğunlaştırmasına sebebiyet verdi.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-subat-2020">Derin Tarih Şubat Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Maraş Kutlamalarında İki Münevver: Necip Fazıl Kısakürek Ve Mükrimin Halil Yinanç</title>
		<link>https://www.derintarih.com/dosya/maras-kutlamalarinda-iki-munevver-necip-fazil-kisakurek-ve-mukrimin-halil-yinanc/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ömer Hakan Özalp]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 01 Feb 2020 03:05:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Balkan savaşları]]></category>
		<category><![CDATA[Maraşlılar]]></category>
		<category><![CDATA[Mecmuası]]></category>
		<category><![CDATA[Millî Mücadele]]></category>
		<category><![CDATA[Trablusgarp]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=5535</guid>

					<description><![CDATA[Bilindiği üzere Trablusgarp, Balkan Savaşları ve 1. Cihan Harbi ile geçen, yaklaşık 10 yıllık acılarla dolu bir savaş sürecinin ardından Mütareke dönemine girilir. Akabinde de, mukaddes bildiği değerler uğrunda topyekûn bir milletin ayaklanması demek olan Millî Mücadele gelir. Millî Mücadele’nin, Adana, Antep ve Urfa gibi diğer şehirlere öncülük yapan ilk zaferi de, kendi yağıyla kavrulan bir şehrin, ‘Kahraman’ Maraş’ın canını dişine takarak kazandığı destansı kurtuluş zaferidir&#8230; Tabiî böylesi bir zafer gerek Maraşlılara, gerekse bütün bir millete büyük bir şevk ve heyecan vermiştir. Öyle ki, sonraki yıllarda da, Maraş’ın kurtuluş günü olan 12 Şubat, şehirde büyük ve coşkulu kutlamalara sahne olmuştur&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bilindiği üzere Trablusgarp, Balkan Savaşları ve 1. Cihan Harbi ile geçen, yaklaşık 10 yıllık acılarla dolu bir savaş sürecinin ardından Mütareke dönemine girilir. Akabinde de, mukaddes bildiği değerler uğrunda topyekûn bir milletin ayaklanması demek olan Millî Mücadele gelir. Millî Mücadele’nin, Adana, Antep ve Urfa gibi diğer şehirlere öncülük yapan ilk zaferi de, kendi yağıyla kavrulan bir şehrin, ‘Kahraman’ Maraş’ın canını dişine takarak kazandığı destansı kurtuluş zaferidir&#8230; Tabiî böylesi bir zafer gerek Maraşlılara, gerekse bütün bir millete büyük bir şevk ve heyecan vermiştir. Öyle ki, sonraki yıllarda da, Maraş’ın kurtuluş günü olan 12 Şubat, şehirde büyük ve coşkulu kutlamalara sahne olmuştur ki, bu kutlamalar, 100. yılı olan günümüzde dahi aynı coşku ile devam etmektedir. Söz konusu kurtuluş günü, Maraş vilayetiyle de sınırlı kalmayıp, her yıl İstanbul ve Ankara gibi büyük şehirlerde yaşayan Maraşlılarca da çeşitli etkinliklerle kutlanmış ve bunlara gençler, talebeler ve halkın yanı sıra Maraşlı münevverler de katılarak büyük bir dayanışma örneği sergilemişlerdir. Bu yazımızda, işte bu münevverlerden iki tanesini ele alacağız. Memleketleri Maraş’ın ve hemşehrileri Maraşlıların coşkularına kayıtsız kalamayarak sevinçlerine ortak olan evlâtlarından -1924’lerde <em>Anadolu Mecmuası</em>’nda birlikte yazı yazan ve İstanbul’un kültür mahfillerinde zaman zaman bir araya gelen- iki münevverimiz, ülkemizin yüz aklarından, dünya çapındaki değerimiz, tarihçi hemşehrimiz Mükrimin Halil Yinanç ile, son dönem Türk edebiyatının en büyük isimlerinden, Sultanu’ş-Şuara hemşehrimiz Necip Fazıl Kısakürek’tir.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-subat-2020">Derin Tarih Şubat Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>“Yunanistan’ın Maksadı Ege’yi Yunan Gölü Yapmak”</title>
		<link>https://www.derintarih.com/genel/yunanistanin-maksadi-egeyi-yunan-golu-yapmak/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Necdet Hayta]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 01 Jul 2019 08:42:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[menteşe adaları]]></category>
		<category><![CDATA[oniki ada]]></category>
		<category><![CDATA[Trablusgarp]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derintarih.com/?p=4715</guid>

					<description><![CDATA[Konuşan : Havva Akdağ En tartışmalı hususlardan başlayalım. 1) Oniki Ada dediğimizde Ege Denizi’ndeki takımadalardan hangisini kast ediyoruz? 2) Oniki Ada teriminin kökeni nereye dayanıyor? Menteşe Adaları ya da Güney Sporadlar olarak da bilinen bu adalar grubu Ege Denizi’nin güneydoğusunda yer almakta olup Türkiye sahillerine oldukça yakındır. İçerisinde Rodos, Patmos, Lipsos, Leros, Kalimnos (Kilimli), İstanköy (Kos, Coo), Astropalya (Stampalia), Nisiros (İncirli), Tilos (İlyaki), Sömbeki (Symi), Harki (Herke, Kharki), Karpatos (Kerpe), Kaşot (Kasos) adaları yer alır. Öte yandan “Oniki Ada”, Yunanca “oniki” anlamına gelen “dodeca” ile “adalar” anlamına gelen “nesos” kelimelerinin birleşmesiyle oluşan “dodecanesos” kelimesinden gelmekte olup Dodeca-nissas (Dodecanese) tabiri Batı&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Konuşan : Havva Akdağ</p>
<p>En tartışmalı hususlardan başlayalım. 1) Oniki Ada dediğimizde Ege Denizi’ndeki takımadalardan hangisini kast ediyoruz? 2) Oniki Ada teriminin kökeni nereye dayanıyor?</p>
<p>Menteşe Adaları ya da Güney Sporadlar olarak da bilinen bu adalar grubu Ege Denizi’nin güneydoğusunda yer almakta olup Türkiye sahillerine oldukça yakındır. İçerisinde Rodos, Patmos, Lipsos, Leros, Kalimnos (Kilimli), İstanköy (Kos, Coo), Astropalya (Stampalia), Nisiros (İncirli), Tilos (İlyaki), Sömbeki (Symi), Harki (Herke, Kharki), Karpatos (Kerpe), Kaşot (Kasos) adaları yer alır. Öte yandan “Oniki Ada”, Yunanca “oniki” anlamına gelen “dodeca” ile “adalar” anlamına gelen “nesos” kelimelerinin birleşmesiyle oluşan “dodecanesos” kelimesinden gelmekte olup Dodeca-nissas (Dodecanese) tabiri Batı dillerinde kullanıldığı gibi Osmanlı Türkçesinde de “Cezâir-i isnâ aşer” şeklinde geçer.</p>
<p>Trablusgarp Savaşı sırasında İtalya, Rodos ve Oniki Ada’yı geçici olarak işgal etmişti. İşgal nasıl kalıcı hale geldi?</p>
<p>15-18 Ekim 1912 tarihlerinde Uşi’de bir gizli antlaşma ile eklerini oluşturan bir barış antlaşması ve üç protokol imzalandı. 2. madde doğrudan Rodos ve Oniki Ada’ya aitti. Buna göre:<br />
Antlaşmanın imzalanmasını müteakiben Osmanlı Hükümeti, Trablusgarp ve Bingazi’de; İtalya Hükümeti de Adalar Denizi’nde işgal ettiği adalardaki subay ve askerlerini çekmeyi taahhüd eder. İtalyan subay ve askerleri ile mülkî memurlarınca adı geçen adaların fiilen boşaltılması, Osmanlı subay ve askerleri ile mülkî memurlarının Trablusgarp ve Bingazi’yi boşaltmalarının ardından gerçekleşecektir.<br />
Ne var ki bu arada çıkmış olan Balkan Savaşı sırasında Yunanistan’ın söz konusu adaları işgal edebileceği endişesi yüzünden İtalya ile gizli bir antlaşma yapılmıştı. Sadrazam Kâmil Paşa tarafından Harbiye Nezareti’ne yazıldığına göre antlaşma gereği Trablusgarp ve Bingazi’nin tarafımızdan tahliyesini müteakip İtalya, işgali altındaki adaları tahliye edecekti. Ahalisi aslî ve savunma kuvvetinden mahrum bulunan bu adaların Yunanlılar tarafından işgali muhtemel bulunduğundan Yunan Hükümeti ile barış antlaşmasına varana kadar adaların İtalyanların işgali altında kalması üzerinde Osmanlı ve İtalya anlaştı. Bu kararda İngiltere’ye sipariş edilen iki savaş gemisinin teslim edilememesi de etkili olmuştu. Gemiler gelmeden harekete geçilirse Rodos ve Oniki Ada’nın da Yunanistan’ın eline geçmesinden çekinildiğinden buraların İtalyanların şimdilik elinde kalmasının tercih edildiği görülmektedir. Fakat İtalya oldukça stratejik öneme sahip olan bu adaları iade etmemek için elinden geleni yapmış, en çok da Trablusgarp ve Bingazi’de hâlâ Osmanlı askeri bulunduğunu, dolayısıyla Osmanlı Devleti’nin antlaşma şartlarını yerine getirmediğini ileri sürmüştür. Tabii bir süre sonra Dünya Savaşı’nın çıkması İtalya’nın işine yaramıştır. Zira savaşa dahil olmak için öne sürdüğü şartlar arasında bu adaların kendine bırakılması da vardır.</p>
<p><strong>Devamı <a href="http://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-temmuz-2019">Derin Tarih Temmuz Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Garu’l-Milh</title>
		<link>https://www.derintarih.com/sehir-tarihi/garul-milh/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yusuf Sami Kamadan]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 30 Sep 2018 21:51:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Şehir Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Cezayir]]></category>
		<category><![CDATA[Garp Ocaklarından]]></category>
		<category><![CDATA[İspanyol - Osmanlı mücadelesi]]></category>
		<category><![CDATA[Trablusgarp]]></category>
		<category><![CDATA[Tunus]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derintarih.com/?p=3843</guid>

					<description><![CDATA[Garp Ocaklarından (Cezayir, Tunus ve Trablusgarp) Tunus sınırlarında bulunan Garu’l-Milh kasabası sokakları, tarihî eserleri, en önemlisi de her fırsatta Türk olduklarını dile getiren insanlarıyla bugün de bir Osmanlı kasabası adeta. 16-20. yüzyıl arasında Osmanlı’nın Akdeniz’deki stratejik üslerinden biri olan kasabanın tarihine ve bugün bu tarihi yaşatan unsurlara göz atalım. Önce Garp Ocaklarını hatırlayalım. 16. yüzyılın ilk çeyreğinde Oruç Reis tarafından Cezayir, aynı yüzyılın ikinci yarısında da Turgut Reis tarafından Trablusgarp toprakları fethedildi. 1534 yılında Tunus’un Barbaros Hayreddin Paşa tarafından gerçekleştirilen ilk fethinin ardından, Akdeniz’de yaşanan İspanyol &#8211; Osmanlı mücadelesi neticesinde 1574’te Yemen fâtihi Koca Sinan Paşa kara kuvvetleri ve Kaptanıderyâ&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Garp Ocaklarından (Cezayir, Tunus ve Trablusgarp) Tunus sınırlarında bulunan Garu’l-Milh kasabası sokakları, tarihî eserleri, en önemlisi de her fırsatta Türk olduklarını dile getiren insanlarıyla bugün de bir Osmanlı kasabası adeta. 16-20. yüzyıl arasında Osmanlı’nın Akdeniz’deki stratejik üslerinden biri olan kasabanın tarihine ve bugün bu tarihi yaşatan unsurlara göz atalım. Önce Garp Ocaklarını hatırlayalım. 16. yüzyılın ilk çeyreğinde Oruç Reis tarafından Cezayir, aynı yüzyılın ikinci yarısında da Turgut Reis tarafından Trablusgarp toprakları fethedildi. 1534 yılında Tunus’un Barbaros Hayreddin Paşa tarafından gerçekleştirilen ilk fethinin ardından, Akdeniz’de yaşanan İspanyol &#8211; Osmanlı mücadelesi neticesinde 1574’te Yemen fâtihi Koca Sinan Paşa kara kuvvetleri ve Kaptanıderyâ Kılıç Ali Paşa deniz kuvvetleriyle Tunus şehrini fethetti. 13. yüzyılın ilk çeyreğinden itibaren bölgeye hâkim olan Berberî asıllı hanedan Hafsîlerin hâkimiyetine aynı yıl son verilmiş ve buraya yaklaşık 4.000 kişilik bir yeniçeri birliği bırakılmıştı. Bölgedeki askerî varlığın zamanla arttığını biliyoruz. Şunu da söylemek gerekir ki, Garp Ocaklarının kuvvetli donanmaları Akdeniz’deki en büyük deniz savaşlarını yapmıştı. Özetle, Cezayir 1516-1830, Tunus 1574-1881, Trablusgarp 1551-1912 yılları arasında Garp Ocakları adı altında Osmanlı idaresinde kaldı.</p>
<p><strong>Devamı <a href="http://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-ekim">Derin Tarih Ekim Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
