﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Türk-İslam &#8211; Derin Tarih</title>
	<atom:link href="https://www.derintarih.com/etiket/turk-islam/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<description>Tarih Okuyan Şaşırmaz</description>
	<lastBuildDate>Mon, 04 Jan 2021 05:45:53 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.7.7</generator>

<image>
	<url>https://www.derintarih.com/wp-content/uploads/2015/12/favicon-150x150.png</url>
	<title>Türk-İslam &#8211; Derin Tarih</title>
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Ankara’nın Cumhuriyet Devrinde Yok Eilen Vakıf Eserleri</title>
		<link>https://www.derintarih.com/izdusum/ankaranin-cumhuriyet-devrinde-yok-eilen-vakif-eserleri/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ali Kılcı]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 04 Jan 2021 05:45:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İzdüşüm]]></category>
		<category><![CDATA[Ahi Elvan Camii]]></category>
		<category><![CDATA[Alâaddin Camii]]></category>
		<category><![CDATA[Şerafeddin Camii]]></category>
		<category><![CDATA[Türk-İslam]]></category>
		<category><![CDATA[vakıf]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=6658</guid>

					<description><![CDATA[Türklerin bu coğrafyaya vurdukları medeniyet mührünün temel unsuru vakıf sistemidir. Anadolu’yu Türk-İslam medeniyetine katarak vatan haline getiren atalarımız bunu vakıflar yoluyla başarmışlardır. İlk bakışta cami ve mescit gibi dinî yapıların öne çıkması vakıfların hizmetlerinin sadece bu alana hasredildiği izlenimini verse de vakıflar doğumdan ölüme hayatının her aşamasında insanlara yardım etmeyi hedefler. Eğitim, sağlık, sosyal yardımlaşma ve imar faaliyetleri bu hizmetlerin başında gelir. Hayır sahibi kimseler tarafından kurulan vakıflar toplumun her türlü ihtiyacını ücretsiz olarak karşılama gayesini güder. Bunun yanında vakfedilen ticari yapılar aracılığıyla bu sistem ekonomik ve ticarî hayata canlılık katmıştır. Coğrafî konumu sebebiyle Ankara Anadolu için stratejik bir öneme&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türklerin bu coğrafyaya vurdukları medeniyet mührünün temel unsuru vakıf sistemidir. Anadolu’yu Türk-İslam medeniyetine katarak vatan haline getiren atalarımız bunu vakıflar yoluyla başarmışlardır. İlk bakışta cami ve mescit gibi dinî yapıların öne çıkması vakıfların hizmetlerinin sadece bu alana hasredildiği izlenimini verse de vakıflar doğumdan ölüme hayatının her aşamasında insanlara yardım etmeyi hedefler. Eğitim, sağlık, sosyal yardımlaşma ve imar faaliyetleri bu hizmetlerin başında gelir. Hayır sahibi kimseler tarafından kurulan vakıflar toplumun her türlü ihtiyacını ücretsiz olarak karşılama gayesini güder. Bunun yanında vakfedilen ticari yapılar aracılığıyla bu sistem ekonomik ve ticarî hayata canlılık katmıştır.</p>
<p>Coğrafî konumu sebebiyle Ankara Anadolu için stratejik bir öneme sahiptir. Anadolu’nun dört bir tarafına uzanan yolların kavşak noktasında yer alması hasebiyle, medeniyetlerin uğruna mücadele verdiği şehirlerden biridir. Yine bu özelliği sebebiyle birçok defa istilaya maruz kalmış, büyük savaşlara sahne olmuştur. Heybetli Ankara kalesi kadim medeniyetlerin şehre bıraktığı bir tarihî mirastır.</p>
<p>Selçuklu hâkimiyetine geçince Ankara bir Türk-İslam şehrine dönüşür. Vakıflar aracılığıyla yaptırılan eserler kısa sürede şehre yeni bir kimlik kazandırmıştır. Selçuklular yıkıldıktan sonra da bu imar faaliyetleri devam eder. Bu dönemde Sultan Alâaddin Camii, Kızılbey Külliyesi, Şerafeddin Camii, Ahi Elvan Camii ile şehre mescit, medrese, han, hamam, zaviye, köprü ve türbe gibi yapılar kazandırılmıştır. Ayrıca bu hayratların çevresinde şehrin mahalleleri teşekkül eder. Ulu camisi, çarşı ve pazarı, şehrin doğusunda içine bir kasaba sığacak büyüklükteki kalesinin güneyinde kurulmuştur. Şehir bu dönemdeki yerini bazı değişiklikler olsa da Osmanlı devrinin sonuna kadar korumuştur.</p>
<p>Selçuklu devrinde ahilerin denetimindeki imalat ve üretim faaliyetleri Ankara’ya ekonomik canlılık getirmiştir. Osmanlı döneminde devlet bu gücün farkına varmış ve şehrin imarına ayrı bir önem verilmiştir. Bilhassa şehrin ticarî yönünü canlandıracak yatırımlar yapılmıştır. Hoca Paşa, Karaca Bey, Eyne Bey, Fenari İsa Bey, Turasan Bey ve Yeğen Bey Ankara’yı imar eden önemli hayır sahipleridir. Fatih devrinden itibaren sadrazam ve vezirlerin yürüttükleri imar çalışmalarıyla şehir en canlı günlerini yaşamıştır. Mahmud Paşa, İshak Paşa, Rum Mehmed Paşa, Rüstem Paşa ve Hasan Paşa’nın yaptırdıkları bedesten, han, hamam, çarşı ve yüzlerce dükkanla Ankara Anadolu’nun önemli ticarî merkezlerinden biri haline gelir. Bilhassa Ankara ve çevresinde üretilen sof, yurt dışına ihraç edildiğinden, şehre büyük canlılık getirmiştir. Bu dönemde kalenin dibinde “Yukarı yüz” diye isimlendirilen yerdeki bedestenin çevresinde çok sayıda han ve çarşı yapıldı. Ulus çevresi “Aşağı yüz” diye isimlendirilmiş, Suluhan ve çevresinde Karaoğlan ve Tahtakale gibi çarşılar inşa edilmişti. Bu iki merkez sonradan Uzun Çarşı ile birbirine bağlanmıştır. Görüldüğü üzere Ankara, iddia edildiği gibi küçük bir bozkır kasabası değildi. Aksine, Selçuklu ve Osmanlı devirlerindeki bazı kriz ve felaket dönemleri hariç, canlı ve mamur bir şehirdi.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-ocak-2021">Derin Tarih Ocak Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Cumhuriyet’in En Büyük Malazgirt Projesi</title>
		<link>https://www.derintarih.com/selcuklu-tarihi/cumhuriyetin-en-buyuk-malazgirt-projesi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mustafa Alican]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 01 Sep 2020 05:25:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Selçuklu Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Bizans İmparatorluğu]]></category>
		<category><![CDATA[çalıştay]]></category>
		<category><![CDATA[Doğu Roma]]></category>
		<category><![CDATA[müjde]]></category>
		<category><![CDATA[Recep Tayyip Erdoğan]]></category>
		<category><![CDATA[Türk-İslam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=6312</guid>

					<description><![CDATA[Henüz 40 yıllık bir mazisi bile olmayan Büyük Selçukluların, tarihin gördüğü en büyük siyasî teşekküllerden biri olan Doğu Roma (Bizans) İmparatorluğu’nu dize getirdiği Malazgirt Savaşı, yalnızca Türk ve İslam tarihinin değil, dünya tarihinin de en önemli hadiselerinden biridir. 1071 Ağustos’unda meydana gelen bu savaştan sonra tarih yeni bir ilerleme hattına girmiş, asırları biçimlendiren Türk-İslam çağı başlamış, tarihteki hiçbir şey artık daha öncesindeki gibi olmamıştır. Fakat aynı zamanda Anadolu Türkiye’sinin kurucu hadisesi de olan Malazgirt zaferine 2010’lu yıllara dek lâyık olduğu önemin verildiğini söylemek mümkün değildir. Bir başka ifadeyle, Malazgirt ve ihtiva ettiği anlam uzun yıllar boyunca ihmâl edilmiş, büyük zaferin&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Henüz 40 yıllık bir mazisi bile olmayan Büyük Selçukluların, tarihin gördüğü en büyük siyasî teşekküllerden biri olan Doğu Roma (Bizans) İmparatorluğu’nu dize getirdiği Malazgirt Savaşı, yalnızca Türk ve İslam tarihinin değil, dünya tarihinin de en önemli hadiselerinden biridir. 1071 Ağustos’unda meydana gelen bu savaştan sonra tarih yeni bir ilerleme hattına girmiş, asırları biçimlendiren Türk-İslam çağı başlamış, tarihteki hiçbir şey artık daha öncesindeki gibi olmamıştır. Fakat aynı zamanda Anadolu Türkiye’sinin kurucu hadisesi de olan Malazgirt zaferine 2010’lu yıllara dek lâyık olduğu önemin verildiğini söylemek mümkün değildir. Bir başka ifadeyle, Malazgirt ve ihtiva ettiği anlam uzun yıllar boyunca ihmâl edilmiş, büyük zaferin hem Türkiye’nin, hem de bölgemizin tarihî varoluşu açısından sahip olduğu ehemmiyet yeterince değerlendirilememiştir.</p>
<p>2000’lerden itibaren Türk siyasetinde kendini göstermeye başlayan ve 2010’lu yılların ortalarında yoğunluk kazanan “Türkiye’nin 2071 vizyonu” vurgusu ile ülkemizdeki Malazgirt kavrayışının köklü bir dönüşüme uğradığı söylenebilir. Bu süreçte Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın özel bir alâka gösterdiği Malazgirt zaferi daha evvel hiç olmadığı kadar güçlü bir biçimde gündeme gelmiş, her yıl geniş katılımlı anma ve kutlama faaliyetleri icra edilmeye başlanmış, konu ile ilgili hem akademi içinden, hem de akademi dışından birçok kitap kaleme alınmış; sempozyum, çalıştay ve konferanslar düzenlenmiş, belgeseller çekilmiş, bilimsel ve kültürel etkinlikler yapılmıştır. Türk siyasetinin 21. yüzyılda evrildiği noktayı göstermesi bir yana, Malazgirt zaferine ve Selçuklulara dair bilginin kitleselleşmesi anlamına da gelen bu gelişmelerin, unutulmuş değerlerimizin yeniden keşfedilmesi bakımından ziyadesiyle kıymetli olduğu açıktır. Malazgirt ile ilgili bu sevindirici sürecin, geçtiğimiz Haziran ayında başlayan geniş ölçekli ve disiplinlerarası bir yüzey araştırması projesiyle taçlandırıldığı müjdesini buradan vermiş olalım.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-eylul-2020">Derin Tarih Eylül Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yavuz’un Eşi, Kanuni’nin Annesi, Vakıf Kültürünün de Nefesiydi</title>
		<link>https://www.derintarih.com/mercek/yavuzun-esi-kanuninin-annesi-vakif-kulturunun-de-nefesiydi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Zeynep Günay]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 02 May 2020 10:31:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Mercek]]></category>
		<category><![CDATA[Akademik]]></category>
		<category><![CDATA[harem]]></category>
		<category><![CDATA[osmanli]]></category>
		<category><![CDATA[Saray]]></category>
		<category><![CDATA[Türk-İslam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=5875</guid>

					<description><![CDATA[Osmanlı’da fethedilen şehirlerin Türk-İslam hüviyetine bürünmesi ve şehrin ihyası açısından vakıf eserleri önemli bir yere sahiptir. Muhtaç ve yoksullara yardım etmek, durumu iyi olmayan evlenecek çağdaki genç kızlara çeyiz temin etmek, yetim ve öksüzleri korumak, kollamak ve giydirmek, orduya asker yetiştirmek gibi hizmetler vakıflar tarafından karşılanmaktaydı. Aynı zamanda doğal afetler neticesinde mağdur olanlara, savaşlarda şehit düşen askerlerin yakınlarına, hastanelerde tedavi olmayı bekleyen kişilere yardım ya da ilaç temin etmek de vakıfların vazifeleri arasındaydı. Kervansaraylar, hamamlar, dükkânlar, bedestenler gibi ticarî faaliyetlerin devamını sağlayacak kurumlar da vakıflarca inşa edilmiştir. Vakfiye, vakfedenin vasıflarını ve vakfetme şartlarını haiz olup dönemin kadısı tarafından onaylanan bir&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Osmanlı’da fethedilen şehirlerin Türk-İslam hüviyetine bürünmesi ve şehrin ihyası açısından vakıf eserleri önemli bir yere sahiptir. Muhtaç ve yoksullara yardım etmek, durumu iyi olmayan evlenecek çağdaki genç kızlara çeyiz temin etmek, yetim ve öksüzleri korumak, kollamak ve giydirmek, orduya asker yetiştirmek gibi hizmetler vakıflar tarafından karşılanmaktaydı. Aynı zamanda doğal afetler neticesinde mağdur olanlara, savaşlarda şehit düşen askerlerin yakınlarına, hastanelerde tedavi olmayı bekleyen kişilere yardım ya da ilaç temin etmek de vakıfların vazifeleri arasındaydı. Kervansaraylar, hamamlar, dükkânlar, bedestenler gibi ticarî faaliyetlerin devamını sağlayacak kurumlar da vakıflarca inşa edilmiştir. Vakfiye, vakfedenin vasıflarını ve vakfetme şartlarını haiz olup dönemin kadısı tarafından onaylanan bir belgedir. Vakıf kurmak isteyen kişinin öncelikle akli melekesinin yerinde, bulûğa ermiş ve borçları münasebetiyle malını kullanmaktan mahrum kalmamış olması gerekir.</p>
<p>Osmanlı haremine mensup kadınların kendilerini daha fazla görünür kılmak ve hayır yapmak için birçok mimari eser inşa ettirdiklerini biliyoruz. Akademik çalışmalar incelendiğinde Osmanlı hanım sultanlarının imar faaliyetlerinde etkinliklerinin bilhassa 16. ve 17. yüzyıllarda İstanbul bölgesinde en yüksek düzeye çıktığı görülür. Hanım sultanlar vakıfları inşa edecek finansmanı haseki veya valide sultan iken sultan tarafından kendilerine verilen “has” veya “tımar”gelirlerinden sağlamaktadır. Kendilerine verilen toprak bağışları “paşmaklık” başlığı altında resmî kayıtlara geçmiştir. Hanım sultanların hayır eserlerine yönelmeleri ve çeşitli imar faaliyetlerinde bulunmaları onların saraydaki gücünü gösterir.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-mayis-2020">Derin Tarih Mayıs Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Nizâmü’l-Mülk’ün Hayatından İbret Yüklü 9 Hikâye</title>
		<link>https://www.derintarih.com/selcuklu-tarihi/nizamul-mulkun-hayatindan-ibret-yuklu-9-hikaye/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Muharrem Kesik]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 01 Oct 2019 07:14:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Selçuklu Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Atabeglik]]></category>
		<category><![CDATA[Büyük Selçuklu Devleti]]></category>
		<category><![CDATA[Nizâmü'l-Mülk]]></category>
		<category><![CDATA[Türk-İslam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derintarih.com/?p=5035</guid>

					<description><![CDATA[Büyük Selçuklu Devleti’nin ve Türk tarihinin meşhur devlet adamı Vezir Nizâmü’l-Mülk’ün gerçek adı Hasan b. Ali b. İshâk et-Tûsî’dir. Abbâsî Halifesi el-Kâim bi-emrillah kendisine “Nizâmü’l-Mülk” (devletin düzeni) lâkabını vermiş ve bu lâkap ile meşhur olmuştur. Selçuklularda önemli bir görev olan “Atabeglik” unvanını ilk kez kullananın da Vezir Nizâmü’l- Mülk olduğu kabul edilmektedir. Sultan Alp Arslan’ın emriyle başta Bağdat olmak üzere çeşitli şehirlerde kurduğu ve Nizâmülmülk lakabından dolayı “Nizâmiye Medreseleri” diye anılan ilk resmî eğitim kurumlarıyla ilmin gelişmesi için çaba harcamış, medreselere kitaplar bağışlamış ve araziler vakfetmiştir. Büyük Selçuklu Devleti’nin vezirlik makamında görev yaptığı dönemde, Türk-İslam unsurlarını birleştirip İktâ’ sistemini geliştirerek&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Büyük Selçuklu Devleti’nin ve Türk tarihinin meşhur devlet adamı Vezir Nizâmü’l-Mülk’ün gerçek adı Hasan b. Ali b. İshâk et-Tûsî’dir. Abbâsî Halifesi el-Kâim bi-emrillah kendisine “Nizâmü’l-Mülk” (devletin düzeni) lâkabını vermiş ve bu lâkap ile meşhur olmuştur. Selçuklularda önemli bir görev olan “Atabeglik” unvanını ilk kez kullananın da Vezir Nizâmü’l- Mülk olduğu kabul edilmektedir. Sultan Alp Arslan’ın emriyle başta Bağdat olmak üzere çeşitli şehirlerde kurduğu ve Nizâmülmülk lakabından dolayı “Nizâmiye Medreseleri” diye anılan ilk resmî eğitim kurumlarıyla ilmin gelişmesi için çaba harcamış, medreselere kitaplar bağışlamış ve araziler vakfetmiştir. Büyük Selçuklu Devleti’nin vezirlik makamında görev yaptığı dönemde, Türk-İslam unsurlarını birleştirip İktâ’ sistemini geliştirerek daha düzenli bir yapıya kavuşturdu. Tarım topraklarını iktâ bölgelerine ayırarak gelirlerini askerlere tahsis etmesi ülkenin refah düzeyinin artmasını sağlamıştır.</p>
<p><strong>Devamı <a href="http://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-ekim-2019">Derin Tarih Ekim Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
