﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Üstad Kadir Mısıroğlu &#8211; Derin Tarih</title>
	<atom:link href="https://www.derintarih.com/etiket/ustad-kadir-misiroglu/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<description>Tarih Okuyan Şaşırmaz</description>
	<lastBuildDate>Fri, 31 May 2019 11:21:30 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.7.5</generator>

<image>
	<url>https://www.derintarih.com/wp-content/uploads/2015/12/favicon-150x150.png</url>
	<title>Üstad Kadir Mısıroğlu &#8211; Derin Tarih</title>
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Cephedeymiş Gibi Yaşanan Bir Hayat</title>
		<link>https://www.derintarih.com/kapak-dosyasi/cephedeymis-gibi-yasanan-bir-hayat/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ömer Faruk Lermioğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 31 May 2019 23:14:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kapak Dosyası]]></category>
		<category><![CDATA[M. Kemal Paşa]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Milliyetçiler Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Üstad Kadir Mısıroğlu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derintarih.com/?p=4609</guid>

					<description><![CDATA[“Felek her türlü esbâb-ı cefâsın toplasın gelsin Dönersem kahbeyim millet yolunda bir azîmetten!” Nâmık Kemâl Hayatını İslam davasının galebesi için “bir cephedeymiş gibi” yaşayan Üstad Kadir Mısıroğlu, 1933 yılı Ramazan ayında, gitmeye niyetlenen herkese, “Git de memleket görsün gözün!” dediği Trabzon’un Akçaabat kazasında bir Kadir gecesi doğmuştur. Doğduğu evde fikrî muhtevası bozulmamış, nesilden nesile devam edip gelen hiss-i dinî kuvvetliydi. Annesi Sâire Hanım ve babası Eyüp Sabri Bey ehl-i tarîkti. Doğduğu mübarek geceye nispetle “Kadir” ismi kendisine verildi. Dedesinin adının ilâvesiyle muhitinde “Kadir Paşa” olarak tanındı. Din ve tarih şuurundan kopuk bir nesil yetiştirilmeye çalışılan bir devirde büyüdü. İlk mektep&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p align="justify"><span style="color: #000000;">“<span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;"><i>Felek her türlü esbâb-ı cefâsın toplasın gelsin</i></span></span></span></p>
<p align="justify"><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;"><i>Dönersem kahbeyim millet yolunda bir azîmetten!”</i></span></span></span></p>
<p align="justify"><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;">Nâmık Kemâl</span></span></span></p>
<p align="justify"><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;">Hayatını İslam davasının galebesi için “bir cephedeymiş gibi” yaşayan Üstad Kadir Mısıroğlu, 1933 yılı Ramazan ayında, gitmeye niyetlenen herkese, “Git de memleket görsün gözün!” dediği Trabzon’un Akçaabat kazasında bir Kadir gecesi doğmuştur. Doğduğu evde fikrî muhtevası bozulmamış, nesilden nesile devam edip gelen hiss-i dinî kuvvetliydi. Annesi Sâire Hanım ve babası Eyüp Sabri Bey ehl-i tarîkti. Doğduğu mübarek geceye nispetle “Kadir” ismi kendisine verildi. Dedesinin adının ilâvesiyle muhitinde “Kadir Paşa” olarak tanındı. Din ve tarih şuurundan kopuk bir nesil yetiştirilmeye çalışılan bir devirde büyüdü. İlk mektep yıllarını şöyle anlatırdı: “Bize ilk mektepte şu marşı öğretmişlerdi: Bugün 23 Nisan tarihin dönüm günü/Kan içici sultanın, hakanın ölüm günü. Hatta bir gün hocamız, ‘Allah’tan şeker isteyin bakalım verecek mi?’ dedi ve ardından, ‘Bakın veren yok! Benden isteyin bakalım?’ demek sûretiyle cebindeki şekerleri bize dağıtarak, Allah’ın var olmadığını ispata çalışıyordu.”</span></span></span></p>
<p align="justify"><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;">İlk mektebi bitirdiğinde Osmanlıca okur-yazar haldeydi. Mücadelesi daha o yıllarda başladı. M. Kemal Paşa münakaşasından dolayı mektepten bir haftalık “tard-ı muvakkat” (geçici uzaklaştırma) cezası aldı. 1948 yılında Yeni Pulathane gazetesinde kendi adıyla ilk şiiri yayınlandı. Bu gazeteyi bulup kendisine verdiğimde yüzünde oluşan memnuniyet görülmeye değerdi. 1950’de başladığı Trabzon Lisesi yıllarında Türk Milliyetçiler Derneği’nin Akçaabat şubesini açtı ve şeriattan bahsetmenin yasak olduğu bir ortamda “milliyetçilik” çatısı altında mücadelesini sürdürdü.</span></span></span></p>
<p align="justify"><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;">1954’te başladığı İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde yürüttüğü mücadele ise dillere destandı.</span></span></span></p>
<p align="justify"><strong>Devamı <a href="http://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-haziran-2019">Derin Tarih Haziran Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hakikatin Tellâlıydı</title>
		<link>https://www.derintarih.com/kapak-dosyasi/hakikatin-tellaliydi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ali İhsan Bahadır]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 31 May 2019 23:05:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kapak Dosyası]]></category>
		<category><![CDATA[Kadir Mısıroğlu hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[Üstad Kadir Mısıroğlu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derintarih.com/?p=4593</guid>

					<description><![CDATA[Hayatını hakikatin anlaşılmasına adamış olan Üstad Kadir Mısıroğlu tek bir cümle ile anlatılacak olsa derdim ki “O sırat-ı müstakim üzere yaşamış bir hakikat tellâlıydı.” Bu sözü kendisi de zaman zaman şöyle bir misalle zikrederdi: “Doğduğum ve çocukluğumun geçtiği 40’lı yıllarda Trabzon’un Akçaabat kazasında Tellâl Osman isminde biri vardı. Belediye veya devletin halka herhangi bir ilânı olacağı zaman bu tellâl belli aralıklarla sesi çıktığı kadar bağırarak halka duyurulacak olan şeyi ilân ederdi. Ben de onu takip eder, onun söylediklerini tekrar ederdim. Bilemedim ki ben de ileri zamanlarda hakikatin tellâlı olacağım, meğerse o günlerde bugünler için antrenman yapmaktaymışım.” “Yapacağınız her işi Allahu&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p align="justify"><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;">Hayatını hakikatin anlaşılmasına adamış olan Üstad Kadir Mısıroğlu tek bir cümle ile anlatılacak olsa derdim ki “O sırat-ı müstakim üzere yaşamış bir hakikat tellâlıydı.” Bu sözü kendisi de zaman zaman şöyle bir misalle zikrederdi: “Doğduğum ve çocukluğumun geçtiği 40’lı yıllarda Trabzon’un Akçaabat kazasında Tellâl Osman isminde biri vardı. Belediye veya devletin halka herhangi bir ilânı olacağı zaman bu tellâl belli aralıklarla sesi çıktığı kadar bağırarak halka duyurulacak olan şeyi ilân ederdi. Ben de onu takip eder, onun söylediklerini tekrar ederdim. Bilemedim ki ben de ileri zamanlarda hakikatin tellâlı olacağım, meğerse o günlerde bugünler için antrenman yapmaktaymışım.” “Yapacağınız her işi Allahu Teâlâ’nın rızâ-yı Bâri’sini umarak yapın. Belki dünya planında zarar edebilirsiniz. Lakin o zarar ahiret planında kârdır. Allah için yapılan her işin ahirette kârı kârdır; zararı da kârdır. Ne yapın edin de Cenab-ı Hakk’ın huzuruna O’nun için bir muahezeye uğramamış olarak çıkın ve Allahu Teâlâ’ya ‘Ya Rabbi senin rızâ-yı şerifini güttüğüm için şu sıkıntılara uğradım’ deyin. Allahu Teâlâ sonsuz kudret ve merhamet sâhibidir. Senin O’nun için uğradığın eziyetin kat kat karşılığını verir” derdi.</span></span></span></p>
<p align="justify"><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;">En çok üzerinde durduğu mevzu ise cihaddı. Müslüman’ın istirahatinin kabirde olduğunu söylerdi. Sohbetlerinde cihad mevzuu açılınca, insanların ekseriyetinin ahirette yaptıklarından ziyade yapmak mevkiinde olup da yapmadıklarından dolayı verecek oldukları hesapta zorlanacaklarını söylerdi. Şöyle bir misal verirdi: “Eğer bir insanın 100 kilo yük taşıma istidadı varsa ancak 100 kilo taşırsa beraat edebilir. 50 kilo taşırsa yarı yarıya fire vermiş olur. Başka bir kişinin de 25 kilo taşıma istidadı varsa ve bu adam 25 kilo taşıyorsa mesuliyetten beraat eder. 50 kilo taşıyan 25 kilo taşıyandan bir kat daha fazla taşımasına rağmen beraat edemez.”</span></span></span></p>
<p align="justify"><strong>Devamı <a href="http://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-haziran-2019">Derin Tarih Haziran Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Batıla Karşı Hak Marşı Besteledi</title>
		<link>https://www.derintarih.com/kapak-dosyasi/batila-karsi-hak-marsi-besteledi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Abdülaziz Aygün]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 31 May 2019 22:15:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kapak Dosyası]]></category>
		<category><![CDATA[İslam davası]]></category>
		<category><![CDATA[İslam telakkisi]]></category>
		<category><![CDATA[Üstad Kadir Mısıroğlu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derintarih.com/?p=4572</guid>

					<description><![CDATA[Üstad Kadir Mısıroğlu hak-batıl mücadelesinin mahiyetini en temelde iki nokta-i nazardan değerlendirerek “Batıl mücadelede bulunanların bazıları İslam’ın teessüsüne mani olmaya çalışmış, bazıları da teessüs etmiş nizamı yıkmışlardır” diye tarif etmiştir. 20. asır Türkiye’sinde olan da “Kemalizm vasıtasıyla 1400 senelik müesses nizam olan İslam’ın yıkılmasıdır” diyerek Hz. Adem’den bu yana devam eden İslam davasının günümüzdeki şeklinin evvelkilere kıyasla ne derece şedid olduğuna işaret etmiştir. Zira yıkılıp heba olan, devleti, hilafeti, hukuku ve ahlâkıyla 1400 senelik emekti. Düşmanın asıl hedefi hiç şüphesiz İslam’ı tahrifti. Batı’yı şu kadar senedir meşgul eden ve sayısız Haçlı seferlerinin ateşini göğsünde söndürmüş bulunan Müslümanların asimile olması uğruna&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p align="justify"><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;">Üstad Kadir Mısıroğlu hak-batıl mücadelesinin mahiyetini en temelde iki nokta-i nazardan değerlendirerek “Batıl mücadelede bulunanların bazıları İslam’ın teessüsüne mani olmaya çalışmış, bazıları da teessüs etmiş nizamı yıkmışlardır” diye tarif etmiştir. 20. asır Türkiye’sinde olan da “Kemalizm vasıtasıyla 1400 senelik müesses nizam olan İslam’ın yıkılmasıdır” diyerek Hz. Adem’den bu yana devam eden İslam davasının günümüzdeki şeklinin evvelkilere kıyasla ne derece şedid olduğuna işaret etmiştir. Zira yıkılıp heba olan, devleti, hilafeti, hukuku ve ahlâkıyla 1400 senelik emekti.</span></span></span></p>
<p align="justify"><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;">Düşmanın asıl hedefi hiç şüphesiz İslam’ı tahrifti. Batı’yı şu kadar senedir meşgul eden ve sayısız Haçlı seferlerinin ateşini göğsünde söndürmüş bulunan Müslümanların asimile olması uğruna doğru İslam telâkkisini tahrif için kolları sıvamış, Osmanlı Devleti’nin içinde bulunduğu buhranlı zamanları değerlendirmek suretiyle TC’nin kuruluş hengâmında kendisine dâhilden yardımcılar bularak İslam’ın ve Müslümanların ayarını bozacak her türlü adımı atmaya muvaffak olmuştu. Bu faaliyet dil, yazı ve tarih tahrifi gibi üç ana koldan gerçekleşmişti. Ancak üçünün başarılması sonrasındadır ki dördüncüsü olan İslam’ı tahrif mümkün olabilmişti.</span></span></span></p>
<p align="justify"><strong>Devamı <a href="http://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-haziran-2019">Derin Tarih Haziran Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Üstad Nasıl Yazardı?</title>
		<link>https://www.derintarih.com/kapak-dosyasi/ustad-nasil-yazardi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Bilal Akyol]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 31 May 2019 21:47:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kapak Dosyası]]></category>
		<category><![CDATA[Darvinizm]]></category>
		<category><![CDATA[mehdilik]]></category>
		<category><![CDATA[Üstad Kadir Mısıroğlu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derintarih.com/?p=4557</guid>

					<description><![CDATA[Üstad Kadir Mısıroğlu ile beraber geçirdiğimiz vakitler ekseriyetle kitap telifi esnasında oldu. Kitap telif ederken müşahede ettiğim hususiyetlerinden zekâ ve muhakeme kudretine, güçlü hâfızasına, meselelere vukufiyetine, engin malumatı ve ifade kabiliyetindeki yüksekliğe bir parça temas etmek isterim: 20’li yaşlarındaki bir genç ile 80’ine merdiven dayamış bir kimsenin bir günde yaklaşık 6-7 saat mesai yapması uzaktan bakıldığında sıkıcı gibi görülebilir. Ama bu kimse Üstad’sa durum hiç de öyle değil. Bunun sebebi onun heyecan verici zekâsıydı. Meseleleri muhakeme edişindeki kudreti; anlayış ve kavrayışındaki sürat-i intikali her zaman hayranlık uyandırıcıydı. Mesela kendisine yazdığı eserle alakalı bir yazıyı okurken daha baş tarafında veya yarısına&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p align="justify"><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;">Üstad Kadir Mısıroğlu ile beraber geçirdiğimiz vakitler ekseriyetle kitap telifi esnasında oldu. Kitap telif ederken müşahede ettiğim hususiyetlerinden zekâ ve muhakeme kudretine, güçlü hâfızasına, meselelere vukufiyetine, engin malumatı ve ifade kabiliyetindeki yüksekliğe bir parça temas etmek isterim: </span></span></span><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;">20’li yaşlarındaki bir genç ile 80’ine merdiven dayamış bir kimsenin bir günde yaklaşık 6-7 saat mesai yapması uzaktan bakıldığında sıkıcı gibi görülebilir. Ama bu kimse Üstad’sa durum hiç de öyle değil. Bunun sebebi onun heyecan verici zekâsıydı. Meseleleri muhakeme edişindeki kudreti; anlayış ve kavrayışındaki sürat-i intikali her zaman hayranlık uyandırıcıydı. Mesela kendisine yazdığı eserle alakalı bir yazıyı okurken daha baş tarafında veya yarısına geldiğimde yazının mahiyetini kavrar ve tespitini yapardı. Bu tespit yazarın hangi görüşte olduğuyla alakalı olduğu gibi yazarın hangi saikle o görüşü dile getirdiğiyle ilgili de olurdu. Yazının sonuna geldiğimdeyse tespitinin doğruluğu ve haklılığı ortaya çıkardı.</span></span></span></p>
<p align="justify"><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;">Darvinizmi yıkmak davasıyla ortaya yeni çıkmaya başlayan bir yazarın kitaplarının kapağında “Allah Resul Muhammed” mührünü kullanmasından “Bu adam yakında mehdilik iddiasında bulunur” demesi gibi pek çok isabetli ileri görüşü ve basireti onun bu zekâ ve </span></span></span><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;">muhakeme kudretinin eseridir. Bazen bir gün içinde üç-dört farklı yere yazı yazdığımız olurdu. Açılmış olan bir davaya cevap yazısı, bir dergiye makale, hakkında yazılmış olan bir habere tekzip, telif ettiği eser vs. Üstad önceden hazırlanmaya ihtiyaç duymaksızın yazının birini bitirir, ben yazıların çıktısını almakla meşgulken 10-15 dakika ara olur, bu esnada ziyaretçiler gelir, o da misafirlerle sohbet eder, suallerine cevaplar verir, sonra diğer yazıyı yazdırmaya başlardı. Kendisinde hiçbir tıkanıklık olmaz, adeta önündeki yazılı bir metinden okuyormuşçasına cümleler ağzından su gibi dökülürdü.</span></span></span></p>
<p align="justify"><strong>Devamı <a href="http://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-haziran-2019">Derin Tarih Haziran Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Fes</title>
		<link>https://www.derintarih.com/esyanin-kalbi/fes/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Metin Taha Yılmaz]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 31 May 2019 21:05:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eşyanın Kalbi]]></category>
		<category><![CDATA[baş kisvesi]]></category>
		<category><![CDATA[serpuş]]></category>
		<category><![CDATA[Üstad Kadir Mısıroğlu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derintarih.com/?p=4523</guid>

					<description><![CDATA[Cihanın gördüğü en büyük imparatorluğun bitap düştüğü son yüzyılında erkeklerin kullandığı ve resmî olarak da kabul edilmiş kırmızı veya bordo renkli püsküllü bir serpuş olan ‘fes’ için Şemseddin Sami Kamus-ı Türki’sinde “Fas şehrinde icat edilmiş kırmızı renkli baş kisvesi” der. Üstad Kadir Mısıroğlu da Şemseddin Bey’in bu tarifi ile iktifa eder ve batı ile irtibatlandırılmasına kızarak tarihî serüveninden bahsederdi. Biz de bu yazımızda fesin -merhum Üstadımızın da mühim bir figürü olduğu- kısa ama şaşaalı tarihini O’nun müstesna üslubundan iktibaslar da yaparak ele alacağız. Ancak evvela fesin İslam ile irtibatına ve Üstad’ın bu irtibata dair tavrına kısaca temas etmeyi yerinde buluyoruz.&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p align="justify"><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;">Cihanın gördüğü en büyük imparatorluğun bitap düştüğü son yüzyılında erkeklerin kullandığı ve resmî olarak da kabul edilmiş kırmızı veya bordo renkli püsküllü bir serpuş olan ‘fes’ için Şemseddin Sami Kamus-ı Türki’sinde “Fas şehrinde icat edilmiş kırmızı renkli baş kisvesi” der. Üstad Kadir Mısıroğlu da Şemseddin Bey’in bu tarifi ile iktifa eder ve batı ile irtibatlandırılmasına kızarak tarihî serüveninden bahsederdi. Biz de bu yazımızda fesin -merhum Üstadımızın da mühim bir figürü olduğu- kısa ama şaşaalı tarihini O’nun müstesna üslubundan iktibaslar da yaparak ele alacağız. Ancak evvela fesin İslam ile irtibatına ve Üstad’ın bu irtibata dair tavrına kısaca temas etmeyi yerinde buluyoruz.</span></span></span></p>
<p align="justify"><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;">Habib-i Zişan Efendimiz’den (sas) Memâlik-i Mahrûse-i Osmanî’nin son demlerine kadar yaşamış olan Müslümanların hemen hemen hepsi serpûşa/sarığa büyük ehemmiyet vermişlerdi. Bizim de dünyaya göz açtığımız son dönemlerde az sayıda Müslüman, Efendimiz’den rivâyet edilen “Sarık sarınız; sizden önceki ümmetlere muhâlefet ediniz.” hadisi mucibince serpûşa ehemmiyet vermeye ve kendilerinden önce gelen ümmetlere muhâlif olmaya devam etmektelerdi. Hele bunlar arasında üçü var dı ki bunu bir dava haline getirmişlerdi: Mahmut Ustaosmanoğlu, Mehmed Şevket Eygi ve Kadir Mısıroğlu. Aralarında bu davanın en müstesnası ise -hiç şüphesiz diğerlerinin de tasdik edeceği üzere- Kadir Mısıroğlu’ydu. Allah geride kalan iki mücahid kulunun ömürlerini bereketli kılsın. Bu üç zatın da selefleri gibi başlarını örtmelerinin yegane sebebi İslam’ın öngördüğü insan/müslüman modeline uymaktı. Üstad’ın hususi olarak fesi tercih etmesinin ise pek çok sebebi vardır fakat biz burada bize en sevimli gelenini nakletmekle iktifa edeceğiz: “Kemalist olmadığıma dair tabela taşısam bu fes kadar bunu temsil etmez.” Nasıl ki birileri batılı olduklarına dair tabela taşısa fötr şapka kadar temsil etmezdiyse&#8230;</span></span></span></p>
<p align="justify"><strong>Devamı <a href="http://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-haziran-2019">Derin Tarih Haziran Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
