﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Yeniçeri Ocağı &#8211; Derin Tarih</title>
	<atom:link href="https://www.derintarih.com/etiket/yeniceri-ocagi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<description>Tarih Okuyan Şaşırmaz</description>
	<lastBuildDate>Thu, 05 Jan 2023 10:01:31 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.7.5</generator>

<image>
	<url>https://www.derintarih.com/wp-content/uploads/2015/12/favicon-150x150.png</url>
	<title>Yeniçeri Ocağı &#8211; Derin Tarih</title>
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>10 Soruda Yeniçeriler</title>
		<link>https://www.derintarih.com/osmanli-tarihi/10-soruda-yeniceriler/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Samet Tınas]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 05 Jan 2023 10:01:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Osmanlı Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı ordusu]]></category>
		<category><![CDATA[padişah katli]]></category>
		<category><![CDATA[Yeniçeri Ocağı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=8930</guid>

					<description><![CDATA[Osmanlı ordusunun asker ihtiyacını karşılamak üzere ihdas edilen Yeniçeri Ocağı kimlerden müteşekkildi? Mensupları nasıl seçilirdi? Sayıları ne kadardı, savaşlardaki vazifeleri nelerdi? Çok iyi yetiştirilip devlete bağlılıkları temin edilen bu askerler nasıl oldu da darbe yapan, padişah katleden düzensiz bir hâle geldiler? 10 soruda yeniçeriliğin tartışmalı tarihi…   Devamı Derin Tarih Ocak Sayısında…]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Osmanlı ordusunun asker ihtiyacını karşılamak üzere ihdas edilen Yeniçeri Ocağı kimlerden müteşekkildi? Mensupları nasıl seçilirdi? Sayıları ne kadardı, savaşlardaki vazifeleri nelerdi? Çok iyi yetiştirilip devlete bağlılıkları temin edilen bu askerler nasıl oldu da darbe yapan, padişah katleden düzensiz bir hâle geldiler? 10 soruda yeniçeriliğin tartışmalı tarihi…</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-ocak-2023">Derin Tarih Ocak Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Askerî Okul İmtihan Kâğıdındaki Yunanistan Sorusu Bize Ne Söylüyor?</title>
		<link>https://www.derintarih.com/kesifler/askeri-okul-imtihan-kagidindaki-yunanistan-sorusu-bize-ne-soyluyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif Emre Gündüz]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 01 Jul 2022 08:09:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Keşifler]]></category>
		<category><![CDATA[Fatih Sultan Mehmed]]></category>
		<category><![CDATA[Gelibolu]]></category>
		<category><![CDATA[Nizam-ı Cedid]]></category>
		<category><![CDATA[Orhan Gazi]]></category>
		<category><![CDATA[osmanli]]></category>
		<category><![CDATA[Sultan I. Murad]]></category>
		<category><![CDATA[Yeniçeri Ocağı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=8261</guid>

					<description><![CDATA[Osmanlılar beylik olarak tarih sahnesine çıktıkları ilk yıllarda düzenli bir orduya sahip değillerdi. Zamanla fetih hareketleri artınca düzenli ve kalıcı birliklere ihtiyaç duyuldu. İlk düzenli ordu Orhan Gazi zamanında kurulmuştur. Yaya ve müsellem olarak adlandırılan atlı birliklerden oluşan düzenli ordunun askerleri, sadece savaş zamanında maaş alır; barış vaktinde sivil halde kendi işlerini yaparak geçimlerini sağlarlardı. Birlikler 1.000’er kişiden oluşurdu. Osmanlıların ilk kalıcı askerî teşkilatı olan Yeniçeri Ocağı’nın da kuruluşu Orhan Gazi zamanına kadar geriye götürülebilir. Bu teşkilat savaş esirlerinden meydana getirilen bir ordu olarak ortaya çıkmıştır. Yeniçeriler, sadece savaş zamanında değil, barış zamanında da asker olarak görev yaparlardı. İlk kurulduğu&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Osmanlılar beylik olarak tarih sahnesine çıktıkları ilk yıllarda düzenli bir orduya sahip değillerdi. Zamanla fetih hareketleri artınca düzenli ve kalıcı birliklere ihtiyaç duyuldu. İlk düzenli ordu Orhan Gazi zamanında kurulmuştur. Yaya ve müsellem olarak adlandırılan atlı birliklerden oluşan düzenli ordunun askerleri, sadece savaş zamanında maaş alır; barış vaktinde sivil halde kendi işlerini yaparak geçimlerini sağlarlardı. Birlikler 1.000’er kişiden oluşurdu.</p>
<p>Osmanlıların ilk kalıcı askerî teşkilatı olan Yeniçeri Ocağı’nın da kuruluşu Orhan Gazi zamanına kadar geriye götürülebilir. Bu teşkilat savaş esirlerinden meydana getirilen bir ordu olarak ortaya çıkmıştır. Yeniçeriler, sadece savaş zamanında değil, barış zamanında da asker olarak görev yaparlardı. İlk kurulduğu sıralarda Yeniçeri Ocağı mensuplarının yaklaşık 1.000 kişi olduğu tahmin edilmektedir. Sultan I. Murad’ın Gelibolu’da kurduğu Acemi Ocağı da ilk askerî okul olarak kayıtlara geçmiştir. Burada sadece yeniçeriler değil, kapıkulu askerleri de yetiştiriliyordu.</p>
<p>İlk Yeniçeri Ocağı Sultan I. Murad tarafından Edirne’de açtırılmıştır. Zamanla Yeniçeri Ocaklarına Hıristiyan ailelerinin çocukları devşirme usulüyle alınmaya başlanmıştır. Bunlar ordunun ana omurgalarından birini oluşturuyordu. Yavuz Sultan Selim döneminden itibaren Müslüman ailelerin çocukları da devşirilerek orduya alınmıştır. 16. ve 17. yüzyıllarda yeniçerilerin sayısı 10 bin-60 bin arasında değişmiştir. Osmanlı ordusunun bir diğer birimi ise Topçu Ocağı’ydı. Fatih Sultan Mehmed tarafından Tophane’de kurulan bu askerî birimin vazifesi topları imal etmek ve kullanmaktı. Osmanlı ordusunun askerî kuvvetlerinin asıl büyük kısmını ise eyaletlerden toplanan tımarlı sipahiler oluşturmaktaydı. Sultan III. Selim döneminde askerî alanda önemli bir ıslahat yapılarak Nizam-ı Cedid ordusu kuruldu. Bu ordunun teşekkülünde Avrupa’daki askerî düzen örnek alınmıştır. Sultan II. Mahmud döneminde Sadrazam Alemdar Mustafa Paşa öncülüğünde Nizam-ı Cedid’in isim değiştirmiş hali olan Sekban-ı Cedid ordusu kurulmuştur. Bir ara Sultan II. Mahmud tarafından Eşkinci Ocağı adıyla bir ordu kurulmaya çalışılsa da başarılı olunamadı. Nihayet aynı sultan tarafından 15 Haziran 1826 tarihinde Yeniçeri Ocağı kaldırılınca, yerine Asakir-i Mansure-i Muhammediye kuruldu. Böylece günümüze kadar gelen yeni ordu sisteminin ilk hali hayata geçirilmiş oluyordu.</p>
<p>Yeni ordunun subay ihtiyacını karşılamak üzere 1834’te Harbiye Mektebi açıldı. Daha önceden açılmış olan Mühendishâne-i Bahrî-i Hümâyun ile Mühendishâne-i Berrî-i Hümâyun ise kara ve deniz mühendisliği sahasında teknik eleman yetiştiriyordu. Modern tıp eğitimi vermek ve tabip yetiştirmek üzere 1827’de Mekteb-i Tıbbiye açıldı. 1840’lara gelindiğinde, harbiye öncesi ortaöğretim seviyesinde eğitim vermek amacıyla Emin Paşa’nın öncülüğünde idâdîler kuruldu. Süleyman Hüsnü Paşa’nın harbiye mektebi nazırlığı sırasında ise idâdîlerden önce eğitim vermek üzere ortaokul seviyesinde rüştiyeler açılmıştır (1874-75). Rüştiyelerin açılması ile birlikte Osmanlı Devleti’nde askerî eğitimin son şekline büründüğü görülür. Böylece klasik dönemden sonra Avrupa’dan etkilenen ve yeni dünya standartlarına ulaşan bir eğitim sistemi, Osmanlı anlayışıyla ortaya çıkmış oluyordu.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-temmuz-2022">Derin Tarih Temmuz Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sultan II. Mahmud’un “Gâvur” İthamına Cevabı</title>
		<link>https://www.derintarih.com/osmanli-tarihi/sultan-ii-mahmudun-gavur-ithamina-cevabi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ekrem Buğra Ekinci]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 04 Jun 2021 08:20:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Osmanlı Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Aimêe]]></category>
		<category><![CDATA[Halet Efendi]]></category>
		<category><![CDATA[Sultan II. Mahmud]]></category>
		<category><![CDATA[Sultan III. Selim]]></category>
		<category><![CDATA[Yeniçeri Ocağı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=7164</guid>

					<description><![CDATA[Sultan II. Mahmud hakkındaki efsaneler, daha padişahın annesi Nakşidil Sultan ile başlar. Martinik’ten Fransa’ya gelirken, Cezayir korsanlarının eline düşen Fransız asilzadesi Aimée de Rivery saraya getirilmiş; burada yetiştirilerek Sultan I. Abdülhamid ile evlenip Sultan II. Mahmud’u doğurmuş &#8211; tur. Aimée, Fransız İmparatoru Napoléon’un zevcesi Josephine ile teyze çocuğudur. Böyle bir hanım vardır ama Sultan II. Mahmud’un annesi değildir. Sultan II. Mahmud’un annesi Kafkasya asıllı bir cariyedir. 1807’de İngiliz gazeteleri tarafından ortaya atılan bu iddia, 1867’de Sultan Aziz’in Avrupa seyahatinde tekrar moda olmuş, padişahın o zamanki Avrupa aristokrasisi ile akrabalığı Fransız mecmualarına çekici gelmiştir. Çocuğu olmayan Sultan III. Selim, Şehzâde Mahmud’u&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sultan II. Mahmud hakkındaki efsaneler, daha padişahın annesi Nakşidil Sultan ile başlar. Martinik’ten Fransa’ya gelirken, Cezayir korsanlarının eline düşen Fransız asilzadesi Aimée de Rivery saraya getirilmiş; burada yetiştirilerek Sultan I. Abdülhamid ile evlenip Sultan II. Mahmud’u doğurmuş &#8211; tur. Aimée, Fransız İmparatoru Napoléon’un zevcesi Josephine ile teyze çocuğudur. Böyle bir hanım vardır ama Sultan II. Mahmud’un annesi değildir. Sultan II. Mahmud’un annesi Kafkasya asıllı bir cariyedir. 1807’de İngiliz gazeteleri tarafından ortaya atılan bu iddia, 1867’de Sultan Aziz’in Avrupa seyahatinde tekrar moda olmuş, padişahın o zamanki Avrupa aristokrasisi ile akrabalığı Fransız mecmualarına çekici gelmiştir.</p>
<p>Çocuğu olmayan Sultan III. Selim, Şehzâde Mahmud’u evladı gibi himaye ve terbiye etti. Şehzade, amcasının ıslahat fikrinin tesirinde kaldı. En buhranlı zamanlarda, imparatorluğu uçurumun kenarından aldı. Uzun süren saltanatında hem harpler, hem isyanlarla sarsılan devletin çözülmesine mâni olmak kudretini gösterdi. Her sahadaki ıslahat faaliyetleriyle imparatorluğa hayatiyet kazandırdı. Cahil ve mutaassıp bir kesimin reaksiyonunu çekmekle beraber, aklıselim sahipleri tarafından hizmetleri şükranla anılmış; Garp menbalarında bile hürmetle anılmıştır.</p>
<p>95. halife ve 30. padişah olarak 1808’de tahta çıktı. Sultan III. Selim tahttan indirilip şehid edilmiş, bu arada kendisini de öldürmeye yeltenmişler ise de Allah’ın inayeti kabilinden hayatta kalarak, Rusçuk Ayanı Alemdar Mustafa Paşa’nın desteğiyle tahta çıkmıştır. Sultan III. Selim’in düştüğü hatalara düşmemeye çalıştı. Onun maraz doğuran merhametli siyasetini terk etti. Sert tedbirlerle, içeride istikrarı temin etti. Asırlar boyunca gitgide tefessüh etmiş ve artık ıslahı kabil görülmeyen Yeniçeri Ocağı’nı ortadan kaldırdı. Ocak mensuplarının zulümlerinden bezmiş olan halk da kendisine var gücüyle destek oldu. Gönüllü ve mecburi esasa müstenid yeni bir ordu kurdu ki, şimdiki ordunun nüvesi sayılır.</p>
<p>Saltanatının ilk senelerinde, yeniçerilere arkasını verip padişahı kıskaca alan meşhur nişancı Halet Efendi’nin nüfuzu görülür. Fırsatını bulunca, kendisini ortadan kaldırdı. O kadar çok kişinin canını yakmıştı ki, arkasından,</p>
<p><em>Ne kendi etti rahat, ne âleme verdi huzur</em></p>
<p><em>Yıkıldı gitti cihandan, dayansın ehl-i kubur</em></p>
<p>mısraları söylenmiştir. Padişah ancak ondan ve Yeniçeri Ocağı’nın ilgasından sonra serbest hareket etme imkânı bulmuştur. Böylece Sultan II. Mahmud’un saltanatı, Halet Efendi’nin ölümü ve Yeniçeri Ocağı’nın ilgasından evvel ve sonra olmak üzere iki devreye ayrılır. Böylece padişah, mazide el ele verip uğursuz roller oynayan bürokrat, asker ve ilmiyeyi sindirdi ve devletin fonksiyonlarını elinde toplayarak memleketi saraydan idare etmeye başladı. Bunun için otokratlıkla itham edilir ama bu teşebbüsü, bir cihetle devleti uçurumun kenarından almıştır. Sultan II. Abdülhamid de 93 Harbi felâketi üzerine babasının yolunu bırakıp dedesinin yolunu takip edecektir.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-haziran-2021">Derin Tarih Haziran Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Devleti İkinci Fetretten Kurtaran Padişah: IV. Murad</title>
		<link>https://www.derintarih.com/biz-osmanliyiz/devleti-ikinci-fetretten-kurtaran-padisah-iv-murad/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yavuz Bahadıroğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 31 Oct 2018 21:45:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Biz Osmanlıyız]]></category>
		<category><![CDATA[Bağdat Fatihi]]></category>
		<category><![CDATA[Sultan Genç Osman]]></category>
		<category><![CDATA[Sultan IV. Murad]]></category>
		<category><![CDATA[Yeniçeri Ocağı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derintarih.com/?p=3903</guid>

					<description><![CDATA[Tarihe “Bağdat Fatihi” olarak geçecek Sultan IV. Murad 11 yaşında kılıç kuşanıp padişah olmuştu. Arkasında Sultan Genç Osman’ın bir askerî ayaklanma sonucu katli, önünde ise Yeniçeri Ocağı’nın siyasete sert müdahaleleri vardı. Devleti ne padişah yönetiyordu, ne de “Padişah Naibi” sıfatını taşıyan annesi: İpler fiilen yeniçeri ağalarının (bugünkü ifadesiyle generallerin) elinde idi. Zaten tarihimiz bu döneme “Ağalar Saltanatı Dönemi” diyor. Yeniçeri generalleri sarayın iradesine tâbi olmayı reddetmiş, tam olarak devlete hâkim olamadıkları için ortaya iki başlı bir görüntü çıkmıştı. Ağalar silaha dayalı olarak tam anlamıyla ilkesiz ve töresiz bir “paralel devlet” kurmuştu. Bu da siyaseti tamamıyla tıkamıştı. Halk şaşkın ve perişandı.&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Tarihe “Bağdat Fatihi” olarak geçecek Sultan IV. Murad 11 yaşında kılıç kuşanıp padişah olmuştu. Arkasında Sultan Genç Osman’ın bir askerî ayaklanma sonucu katli, önünde ise Yeniçeri Ocağı’nın siyasete sert müdahaleleri vardı. Devleti ne padişah yönetiyordu, ne de “Padişah Naibi” sıfatını taşıyan annesi: İpler fiilen yeniçeri ağalarının (bugünkü ifadesiyle generallerin) elinde idi. Zaten tarihimiz bu döneme “Ağalar Saltanatı Dönemi” diyor. Yeniçeri generalleri sarayın iradesine tâbi olmayı reddetmiş, tam olarak devlete hâkim olamadıkları için ortaya iki başlı bir görüntü çıkmıştı. Ağalar silaha dayalı olarak tam anlamıyla ilkesiz ve töresiz bir “paralel devlet” kurmuştu. Bu da siyaseti tamamıyla tıkamıştı. Halk şaşkın ve perişandı. Korkunç bir kargaşa, görülmemiş bir devlet buhranı yaşanıyordu. Siyasetteki olumsuzluklar ekonomiyi de sarmış, malî yapı kontrolden çıkmıştı. Denetimsizlik yüzünden her şey başıboş bir hale geliyordu. Rüşvet alıp başını gitmişti. Küçük bir azınlık kaostan para kazanarak kargaşanın keyfini sürerken; büyük çoğunluk eziliyor, hırpalanıyor, horlanıyordu. Yeniçeri Ocağı ise askerlikten başka her şeyle uğraşır olmuştu. Askerler ticaret yapıyor, kimse hesap soramadığı için bir paraya aldıklarını zorla on paradan halka satıyor; kimileri berberlik, kasaplık, manavlıkla uğraşıyordu. Kısacası, devleti kılıçlarının gölgesinde kuran Yeniçeri Ocağı şirazeden çıkmıştı. İşi o noktaya vardırdılar ki yaptıklarını hoş karşılamayan Sadrazam Hafız Ahmed Paşa’nın kellesini istediler. Buna razı olmayan çocuk padişahın yüzüne karşı, “Virmez isen vaziyet başkaca olur” şeklinde tehditler savurdular (Genç Osman’ı hatırlatıyorlardı).</p>
<p><strong>Devamı <a href="http://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-kasim-2018">Derin Tarih Kasım Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
