﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>yerli halk esirleri &#8211; Derin Tarih</title>
	<atom:link href="https://www.derintarih.com/etiket/yerli-halk-esirleri/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<description>Tarih Okuyan Şaşırmaz</description>
	<lastBuildDate>Wed, 31 May 2017 13:23:33 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.7.5</generator>

<image>
	<url>https://www.derintarih.com/wp-content/uploads/2015/12/favicon-150x150.png</url>
	<title>yerli halk esirleri &#8211; Derin Tarih</title>
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Avrupa’nın İnsan Yiyen İnsanları Yamyamlığın Gizli Tarihi</title>
		<link>https://www.derintarih.com/tarih-sasirtir/avrupanin-insan-yiyen-insanlari-yamyamligin-gizli-tarihi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Andreas Weiser]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 31 May 2017 21:40:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Tarih Şaşırtır]]></category>
		<category><![CDATA[Güney Ame­rika]]></category>
		<category><![CDATA[yam­yamlar]]></category>
		<category><![CDATA[yerli halk esirleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derintarih.com/?p=2441</guid>

					<description><![CDATA[Yıllar yıllar evvel, Güney Ame­rika’da veya Yeni Gine’de yam­yamlar yaşarmış. Ya da en azından bize anlatılan hikâye böyle. Şaşırtıcı olan şu ki, 19. yüzyılın başla­rına kadar yamyamlığa Berlin veya Pa­ris gibi şehirlerde de rastlanıyordu. Bu, vahşi sahnelerden oluşan bir tasvirden ziyade, insan organlarının tıbbî amaç­larla tüketilmesi şeklindeydi. “Esir alındığım gün, Bertioga’nın 7 mil kadar ilerisine yol alıyoruz. Vahşi­ler adaya yöneliyorlar. Beni bottan çe­kip indiriyorlar. Öyle bir dayak yemi­şim ki gözlerim görmüyor. Ayağımdan yara almışım, hareket edemiyorum. Kumun üzerinde öylece yatıyorum. Vahşiler etrafımı sarmış, tehditkâr el-kol hareketleri yapıyorlar. Akılların­dan geçenin beni oracıkta mideye in­dirmek olduğunu anlıyorum.” 1553 Aralık’ının güneşli bir günün­de,&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yıllar yıllar evvel, Güney Ame­rika’da veya Yeni Gine’de yam­yamlar yaşarmış. Ya da en azından bize anlatılan hikâye böyle. Şaşırtıcı olan şu ki, 19. yüzyılın başla­rına kadar yamyamlığa Berlin veya Pa­ris gibi şehirlerde de rastlanıyordu. Bu, vahşi sahnelerden oluşan bir tasvirden ziyade, insan organlarının tıbbî amaç­larla tüketilmesi şeklindeydi.</p>
<p>“Esir alındığım gün, Bertioga’nın 7 mil kadar ilerisine yol alıyoruz. Vahşi­ler adaya yöneliyorlar. Beni bottan çe­kip indiriyorlar. Öyle bir dayak yemi­şim ki gözlerim görmüyor. Ayağımdan yara almışım, hareket edemiyorum. Kumun üzerinde öylece yatıyorum. Vahşiler etrafımı sarmış, tehditkâr el-kol hareketleri yapıyorlar. Akılların­dan geçenin beni oracıkta mideye in­dirmek olduğunu anlıyorum.”</p>
<p>1553 Aralık’ının güneşli bir günün­de, Brezilya’nın Atlantik kıyısında ça­resizce sahile uzanmış bu zavallının adı Hans Staden’dir. Kendisi Hesse’den (Almanya) gelen bir paralı askerdi. Por­tekiz hükümdarının hesabına bugü­nün São Paulo’su yakınlarında küçük bir tabura komutanlık yapmaktaydı. Aklı bir karış havada istihkâmından uzaklaştığı bir gün, o zamanlar Por­tekizlilerle savaş hâlinde olan Tupi­nambáların eline düştü. Kıyı boyunda yaşayan bu yerli halk esirlerini ya köle­leştirir ya da mideye indirirdi.</p>
<p>“Ubatuba adındaki köylerine yakla­şıyoruz. Gözümün önünde yedi kulübe beliriyor. Botlarımızın kıyıya vurduğu sahillere yakın tarlalarda kabilenin kadın üyeleri çalışıyor. Beni bu kadın­lara kendi dillerinde bağırmaya zorlu­yorlar: <em>“Aju ne xe pee remiurama”. </em>Yani, “Ben, yemeğiniz, geliyorum”.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derintarih-haziran2017">Derin Tarih Haziran Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
