﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Yıldız Sarayı &#8211; Derin Tarih</title>
	<atom:link href="https://www.derintarih.com/etiket/yildiz-sarayi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<description>Tarih Okuyan Şaşırmaz</description>
	<lastBuildDate>Wed, 01 Jul 2020 11:22:00 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.7.5</generator>

<image>
	<url>https://www.derintarih.com/wp-content/uploads/2015/12/favicon-150x150.png</url>
	<title>Yıldız Sarayı &#8211; Derin Tarih</title>
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Hafiye Teşkilatı Abdülhamid’in Zaafiyeti Mi?</title>
		<link>https://www.derintarih.com/dosya/hafiye-teskilati-abdulhamidin-zaafiyeti-mi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mehmet Ali Beyhan]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 01 Jul 2020 11:22:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Hafiye Teşkilatı]]></category>
		<category><![CDATA[Mülkiye Mektebi]]></category>
		<category><![CDATA[Said Paşa]]></category>
		<category><![CDATA[Sultan]]></category>
		<category><![CDATA[vegâne]]></category>
		<category><![CDATA[Yıldız Sarayı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=6126</guid>

					<description><![CDATA[Hafiye Teşkilatı’nın 19 Ekim 1879 tarihinde sadrazamlığa atanan Said Paşa tarafından kurulduğu bilinir.1 Bu, paşanın ilk sadaretidir. Uzun yıllar Yıldız Sarayı’nda Mabeyn Başkâtibi olan Tahsin Paşa hatıralarında böyle bir teşkilatın Said Paşa’nın ilk sadaretinde yapıldığını ifade eder.2 Ancak teşkilatın, Sultan Abdülhamid’in tahta çıkışından çok daha sonra kurulduğunu yazanlar da vardır: O dönemlerde Mülkiye Mektebi’nde öğrenci olan Mehmet Ali Aynî, Mizancı Murad Bey’in tarih derslerinde anlattığı Fransız İhtilali’nin etkisinde kalarak okul bahçesinde arkadaşlarıyla ihtilali canlandırdıklarını ve herhangi bir takibata uğramadıklarından bahseder. 3 Aynî’nin verdiği bilgi, zaman olarak Sultan Abdülhamid devrinin 10. yılına (1886) tesadüf etmektedir. Fakat Said Paşa’nın ilk sadaretinde böyle&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Hafiye Teşkilatı’nın 19 Ekim 1879 tarihinde sadrazamlığa atanan Said Paşa tarafından kurulduğu bilinir.1 Bu, paşanın ilk sadaretidir. Uzun yıllar Yıldız Sarayı’nda Mabeyn Başkâtibi olan Tahsin Paşa hatıralarında böyle bir teşkilatın Said Paşa’nın ilk sadaretinde yapıldığını ifade eder.2 Ancak teşkilatın, Sultan Abdülhamid’in tahta çıkışından çok daha sonra kurulduğunu yazanlar da vardır: O dönemlerde Mülkiye Mektebi’nde öğrenci olan Mehmet Ali Aynî, Mizancı Murad Bey’in tarih derslerinde anlattığı Fransız İhtilali’nin etkisinde kalarak okul bahçesinde arkadaşlarıyla ihtilali canlandırdıklarını ve herhangi bir takibata uğramadıklarından bahseder. 3 Aynî’nin verdiği bilgi, zaman olarak Sultan Abdülhamid devrinin 10. yılına (1886) tesadüf etmektedir.</p>
<p>Fakat Said Paşa’nın ilk sadaretinde böyle bir teşkilatın düşünülmesi daha mantıklıdır. Zira Abdülhamid’in saltanatının 3. yılıdır ve bu kısa zamanda meydana gelen olaylar; Osmanlı-Rus Savaşı, Ali Suavi ve Skaliyeri’nin V. Murad’ı tekrar tahta çıkarma teşebbüsleri tazeliğini korumaktadır. Olaylarda rol alan devlet adamları hakkında Sultan Abdülhamid’in düşünceleri çok nettir. Sultan Abdülaziz’in hal‘i ve katli olayının üç önemli ismi Hüseyin Avni, Mithat ve Redif paşalar için kullandığı “hâin-i saltanat ve şâyân-ı la‘net” sıfatı bu netliği gösterir. Böyle değerlendirdiği devlet adamlarına karşı bazı tedbirler almak zorundadır.</p>
<p>“Her şeyden haberdar olmak, buna göre gerekli tedbirleri zamanında almak ve ülkenin geleceği için zararlı gördüğü faaliyetleri engellemek” Abdülhamid’in yegâne amacıdır. Teşkilatın devletin örgüt şemasında görünür bir yüzü yoktur. Sadece Sultan’ın güvendiği kişilerin, memurların oluşturduğu ve Osmanlı coğrafyasının her tarafında, ülke dışında görev yapan bir örgüttür. Teşkilat mensupları olup biten her şeyden, devlet adamlarının hal ve hareketlerinden, bulundukları bölgenin ahvalinden sarayı haberdar etmektedir.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-temmuz-2020">Derin Tarih Temmuz Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sultan Abdülhamid’i Tahttan Nasıl İndirmişlerdi?</title>
		<link>https://www.derintarih.com/kapak-dosyasi/sultan-abdulhamidi-tahttan-nasil-indirmislerdi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mustafa Armağan]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 01 Apr 2019 08:14:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kapak Dosyası]]></category>
		<category><![CDATA[II. Abdülhamid’in tahttaki son dakikaları]]></category>
		<category><![CDATA[Resneli Niyazi]]></category>
		<category><![CDATA[Yıldız Sarayı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derintarih.com/?p=4396</guid>

					<description><![CDATA[Tarih: 27 Nisan 1909. Yer: Yıldız Sarayı, Küçük Mabeyn Köşkü. Saat: Akşam 7-8 civarı. Sultan II. Abdülhamid’in tahttaki son dakikalarıdır yani. Yalnızdır Sultan, gözü gibi baktığı asker tarafından işgal ve hatta kısmen yağma edilmiş olan Yıldız Sarayı’nın bir köşkünde iki haremağasıyla beraber dışarıdan gelecek haberlere kulak kesilmiştir. Öylesine kuşatılmıştır ki etrafı, bırakın kendisine kahve ikramını, aç biilaç vaziyetteki çoluk çocuğuna ekmek, bebeklere mama bile bulamamaktadır. 33 sene eteğinin bir ucu Adriyatik’te, öbürü Basra Körfezi’nde serili bir imparatorluğu kurtlara yem etmemek için gece gündüz demeden çırpınmış olan Sultan Abdülhamid şimdi kendi evladı gözüyle baktığı asker kılıklı eşkıya sürüsü tarafından sanki düşman&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Tarih: 27 Nisan 1909. Yer: Yıldız Sarayı, Küçük Mabeyn Köşkü. Saat: Akşam 7-8 civarı. Sultan II. Abdülhamid’in tahttaki son dakikalarıdır yani. Yalnızdır Sultan, gözü gibi baktığı asker tarafından işgal ve hatta kısmen yağma edilmiş olan Yıldız Sarayı’nın bir köşkünde iki haremağasıyla beraber dışarıdan gelecek haberlere kulak kesilmiştir. Öylesine kuşatılmıştır ki etrafı, bırakın kendisine kahve ikramını, aç biilaç vaziyetteki çoluk çocuğuna ekmek, bebeklere mama bile bulamamaktadır. 33 sene eteğinin bir ucu Adriyatik’te, öbürü Basra Körfezi’nde serili bir imparatorluğu kurtlara yem etmemek için gece gündüz demeden çırpınmış olan Sultan Abdülhamid şimdi kendi evladı gözüyle baktığı asker kılıklı eşkıya sürüsü tarafından sanki düşman bir devletin başı imiş gibi muhasara ve tazyik edilmektedir. Efendim, dağa çıkan Resneli Niyazi çok dürüst, namuslu ve kahramanmış! Geçin efendim bunları. Cuma vakti cümle erat ve zabitan Allah’ın huzuruna varmışken tabur kasasını kırarak 200 Hamidî altını çalan ve devletin düşmanla savaşsınlar diye verdiği silahlarına zorla el koyarak adamlarıyla birlikte dağa çıkan eşkıyayı efsaneleştirirseniz 15 Temmuz’daki alçaklığı millete reva gören çeteyi de alkışlamanız gerekir. Hem 100 küsur sene önce, hem de bugün yapılan, bal gibi kanunsuz eylemlerdi ve kanunen suçtu; biri başarılı oldu diye tebcil edilirken öbürü başarısız olunca takbih edilmemeli, hepsi aynı “gayrimeşruluk gayrimeşruluktur” kriterine göre maşeri vicdanda mahkûm edilmelidir.Aksi halde iyi darbe-kötü darbe ikilemine sürükleniriz ki, bu bizi çıkmazların en çürütücüsüne mahkûm eder.</p>



<p><strong>Devamı&nbsp;<a href="http://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-nisan-2019">Derin Tarih Nisan Sayısında…</a>&nbsp;</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
