﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Yunan &#8211; Derin Tarih</title>
	<atom:link href="https://www.derintarih.com/etiket/yunan/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<description>Tarih Okuyan Şaşırmaz</description>
	<lastBuildDate>Wed, 02 Nov 2022 07:21:06 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.7.5</generator>

<image>
	<url>https://www.derintarih.com/wp-content/uploads/2015/12/favicon-150x150.png</url>
	<title>Yunan &#8211; Derin Tarih</title>
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Tarihî Hafıza, Sinema Ve Angelopoulos</title>
		<link>https://www.derintarih.com/sinema-tarihi/tarihi-hafiza-sinema-ve-angelopoulos/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mehmet Önder]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 02 Nov 2022 07:21:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sinema Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Angelopoulos]]></category>
		<category><![CDATA[Irini Stathi]]></category>
		<category><![CDATA[Yunan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=8686</guid>

					<description><![CDATA[Sinema kuramcısı Prof. Irini Stathi, yeni Yunan sinemasının yeni bir Yunanistan tasavvuru ortaya koymaya çalışan sanatçılardan oluştuğunu ve bu yönetmenlerin de Küçük Asya felaketinden sonra ülkelerinde yaşanan acıyı dindirmede tek ümit olarak Antik Yunan’ı gördüklerini söyler. Başta Theodoros Angelopoulos olmak üzere bu sanatçılar göç ve mübadeleyle örselenmiş Yunanistan halkına, mazinin ütopyasına sığınma imkânı sunar. Kameramızı, kendi ülkesini merkeze koyarak sınır çatışmalarının, savaşların ve sürgünlerin paramparça ettiği 20. yüzyıl insanının hikâyesini beyaz perdeye mahirane bir üslupla aktaran Angelopoulos’un sinemasına çeviriyoruz. &#160; Devamı Derin Tarih Kasım Sayısında…]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sinema kuramcısı Prof. Irini Stathi, yeni Yunan sinemasının yeni bir Yunanistan tasavvuru ortaya koymaya çalışan sanatçılardan oluştuğunu ve bu yönetmenlerin de Küçük Asya felaketinden sonra ülkelerinde yaşanan acıyı dindirmede tek ümit olarak Antik Yunan’ı gördüklerini söyler. Başta Theodoros Angelopoulos olmak üzere bu sanatçılar göç ve mübadeleyle örselenmiş Yunanistan halkına, mazinin ütopyasına sığınma imkânı sunar. Kameramızı, kendi ülkesini merkeze koyarak sınır çatışmalarının, savaşların ve sürgünlerin paramparça ettiği 20. yüzyıl insanının hikâyesini beyaz perdeye mahirane bir üslupla aktaran Angelopoulos’un sinemasına çeviriyoruz.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-kasim-2022">Derin Tarih Kasım Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İngiltere’de Gladstone Ve Dostları</title>
		<link>https://www.derintarih.com/oteki-tarih/ingilterede-gladstone-ve-dostlari/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ahmet Uçar]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 04 Jun 2021 07:16:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Öteki Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Kızıl Sultan]]></category>
		<category><![CDATA[Les Temps]]></category>
		<category><![CDATA[Makedonya]]></category>
		<category><![CDATA[Orhan Koloğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Sultan II. Abdülhamid]]></category>
		<category><![CDATA[Yunan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=7131</guid>

					<description><![CDATA[Orhan Koloğlu’na göre Sultan II. Abdülhamid’e “Kızıl Sultan” ve “eli kanlı katil” diye hakaret edilmesi 1894-96 Ermeni olayları sırasında başlamış, Yunan ve Makedonya olaylarıyla kökleşmişti. “Le Sultan Rouge” (Kızıl Sultan) tabirini ilk kullanan Fransız Albert Vandal’dır. “Katil” sıfatını en çok tercih eden ise İngiltere Başbakanı Gladstone’du. Bu tür hakaretlere katkıda bulunanlar da azımsanmayacak sayıdadır. Örneğin (Londra’da Ermenilerce yayınlanan) Arménié dergisi 15 Eylül 1890 sayısında şöyle diyor: “En iyi uyruklarını yiyen Yıldız Köşkü’nün minotaurunun (boğa başlı insan vücutlu, insan yiyen canavar) sertliği arttıkça bu propaganda da artacak ve karşı konulamaz şekilde Osmanlı Devleti’nin saygınlığını yıkacaktır.” Fransa’da anarşistlerin yayın organ Les Temps&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Orhan Koloğlu’na göre Sultan II. Abdülhamid’e “Kızıl Sultan” ve “eli kanlı katil” diye hakaret edilmesi 1894-96 Ermeni olayları sırasında başlamış, Yunan ve Makedonya olaylarıyla kökleşmişti. “Le Sultan Rouge” (Kızıl Sultan) tabirini ilk kullanan Fransız Albert Vandal’dır. “Katil” sıfatını en çok tercih eden ise İngiltere Başbakanı Gladstone’du. Bu tür hakaretlere katkıda bulunanlar da azımsanmayacak sayıdadır. Örneğin (Londra’da Ermenilerce yayınlanan) Arménié dergisi 15 Eylül 1890 sayısında şöyle diyor: “En iyi uyruklarını yiyen Yıldız Köşkü’nün minotaurunun (boğa başlı insan vücutlu, insan yiyen canavar) sertliği arttıkça bu propaganda da artacak ve karşı konulamaz şekilde Osmanlı Devleti’nin saygınlığını yıkacaktır.” Fransa’da anarşistlerin yayın organ <em>Les Temps Nouveaux</em>’nun 5 Ağustos 1905 tarihli nüshasındaki bir yazıda “büyük katil” suçlamasının yanı sıra ilginç bir benzetme de vardı: “Vicdanında birkaç yüz bin yurttaşının cesedinin sorumluluğu bulunan en vahşi kaplan.”</p>
<p>Batılı devletler artık işlerini sadrazam ve diğer devlet adamlarıyla görüşerek çözme imkânını kaybetmeleri sebebiyle Yıldız Sarayı’na ve Sultan II. Abdülhamid’e düşman olmuşlardı. Koloğlu’na göre Sultan Abdülhamid’in Mısır meselesinde İngiltere’ye direnmesi sadece Batılı emperyalistlerin kendi aralarındaki ilişkilerin gerginleşmesine sebep olmakla kalmamış, İngiltere’nin bir Ermeni meselesi ortaya çıkarmasında ve Abdülhamid-İngiliz ilişkilerinin tam bir düşmanlığa dönüşmesinde de başrol oynamıştı.</p>
<p>Olayın kökeninde Doğulu Hıristiyanlara hümanistçe bakıp onları Osmanlı yönetimine karşı ayaklanma ve bağımsızlık aramaya teşvik eden Avrupalıların, Mısır’da Avrupalılardan bağımsızlığını arayan Arabi Paşa hareketine tahammül edememeleri yatıyordu. Bu anlayışta ileri giden İngiltere, diğer ortaklarının muhalefetine rağmen yabancılara saldırı bahanesiyle İskenderiye’yi bombalamak ve suçsuz sivil halkı öldürmekle yetinmemiş, karaya asker çıkararak ülkeye el koymuş, bunu da “medeniyetin gereği” olarak sunmuştu. Ardından da dönemin İngiltere Başbakanı Gladstone “Güney Afrika ile Kuzey Afrika’yı İngiliz bayrağı altında birleştirme” projesini gerçekleştirmek için Sudan’ı işgale başlamıştı. 1885-87’de İngiltere’nin Mısır pazarlıklarına Sultan II. Abdülhamid’in direnmesi sonucu, 1890’da başta İngiliz gazeteleri olmak üzere bütün Avrupa’da Ermeni meselesi süratle gündeme taşınmış, İngiltere Başbakanı Lord Salisbury (Robert Gascoyne-Cecil) 1891’de “Rusya’nın İstanbul’u almasının artık kendileri için bir sıkıntı oluşturmayacağını” açıklarken, 1895’te İngiltere diğer Batılı devletlerle “Türkiye’nin paylaşılması” projesini konuşmaya başlamıştı.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-haziran-2021">Derin Tarih Haziran Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Anadolu’nun Yunanca Bilmeyen Türkofon Ortodoksları</title>
		<link>https://www.derintarih.com/tarihci-gozuyle/anadolunun-yunanca-bilmeyen-turkofon-ortodokslari/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sevim Yılmaz Önder]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 04 Jun 2021 07:10:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Tarihçi Gözüyle]]></category>
		<category><![CDATA[Balkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Evangelinos Misailidis]]></category>
		<category><![CDATA[Karamanlılar]]></category>
		<category><![CDATA[Kırım]]></category>
		<category><![CDATA[Ortodoks]]></category>
		<category><![CDATA[Urum]]></category>
		<category><![CDATA[Yunan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=7122</guid>

					<description><![CDATA[Karamanlılar Yunan harfleriyle Türkçe yazan Ortodoks Hıristiyanlardır. Bir kısmı Kayseri, Nevşehir, Niğde, Konya bölgeleri ile İstanbul’da; bir kısmı Suriye, Balkanlar, Kırım ve Kıbrıs’ta; az bir kısmı ise Makedonya ve Tuna bölgelerinde yaşadılar. Osmanlı arşivlerinde “zımmiyan-ı Karaman” veya “Karamanyan” şeklinde geçen bu Türkofon Ortodokslar eserlerinde kendilerinden “Anadolulu vatandaşlar, Ortodoks vatandaşlar, Anadolu Hıristiyanları” gibi adlarla bahsederler. Karamanlı adı ilk defa 1553-55 yıllarında İstanbul ve Anadolu’da seyahat eden Hans Dernschwam’ın günlüğünde, “ayinlerini Yunanca yapan ama Yunanca bilmeyen Ortodoks halk” için kullanılmıştır. Evliya Çelebi, Alanya’da Yunanca bilmeyen, anadili Türkçe olan bir Rum cemaatinden bahseder: “Dördü Urum keferesi mahallesidir. Amma keferesi asla urumca bilmezler. Bâtıl&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Karamanlılar Yunan harfleriyle Türkçe yazan Ortodoks Hıristiyanlardır. Bir kısmı Kayseri, Nevşehir, Niğde, Konya bölgeleri ile İstanbul’da; bir kısmı Suriye, Balkanlar, Kırım ve Kıbrıs’ta; az bir kısmı ise Makedonya ve Tuna bölgelerinde yaşadılar.</p>
<p>Osmanlı arşivlerinde “zımmiyan-ı Karaman” veya “Karamanyan” şeklinde geçen bu Türkofon Ortodokslar eserlerinde kendilerinden “Anadolulu vatandaşlar, Ortodoks vatandaşlar, Anadolu Hıristiyanları” gibi adlarla bahsederler. Karamanlı adı ilk defa 1553-55 yıllarında İstanbul ve Anadolu’da seyahat eden Hans Dernschwam’ın günlüğünde, “ayinlerini Yunanca yapan ama Yunanca bilmeyen Ortodoks halk” için kullanılmıştır.</p>
<p>Evliya Çelebi, Alanya’da Yunanca bilmeyen, anadili Türkçe olan bir Rum cemaatinden bahseder: “Dördü Urum keferesi mahallesidir. Amma keferesi asla urumca bilmezler. Bâtıl Türk lisanı üzere kelimat iderler.”</p>
<p>Burada “Urum” kelimesi “Ortodoks” anlamında kullanılmış olabileceği gibi, o bölgedeki Karamanlıların kendilerini “Rum” olarak tanımlaması da muhtemeldir.</p>
<p>Semavi Eyice, dilleri gibi bazen adları da Türkçe olan bu Ortodokslara Orta Anadolu’nun Karaman bölgesinde rastlanıldığından dolayı bu adın verildiğini söyler. Karamanlı yayın dünyasının önemli isimlerinden olan Evangelinos Misailidis’e göre, Karamanlı adı Karaman’dan gelenleri ifade etmek için I. Murad zamanından beri yanlış kullanılmıştır:</p>
<p>“Anadolululara Karamanlı ismi ta Sultan Murad Han-ı Gazi hazretlerinin asrından sehven İstanbul’un Karamanından dolayı kalmıştır. Şöyle ki: Anadolu’dan İstanbul’a gelen taşçı, duvarcı, sıvacı ustalarının ve amelenin cümlesi büyük Karaman ile Küçük Karaman’da otururlar idi. Ve devlet ebniyesine veyahut onun bunun binasına ustalar iktiza ettiğinde, ‘gidin birkaç nefer Karamanlı usta getirin’ derlerdi, yani Karaman’da oturan ustalardan demek idi. Ve ustaların kâffesi Anadolulu olduklarından vakit geçerek, İstanbullular kâffeyi Anadoluluları Karamanlı zanneylediler. Ve böylelikle bu isim kalmış ise de yanlıştır, asıl Karaman İstanbul’dadır.”</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-haziran-2021">Derin Tarih Haziran Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Girişimcilik, Din ve Hukuk</title>
		<link>https://www.derintarih.com/dogudan-batiya/girisimcilik-din-ve-hukuk/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mustafa Özel]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 01 Oct 2020 05:54:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Doğu'dan Batı'ya]]></category>
		<category><![CDATA[Din]]></category>
		<category><![CDATA[felsefe]]></category>
		<category><![CDATA[filozof]]></category>
		<category><![CDATA[İbn Haldun]]></category>
		<category><![CDATA[Kedar]]></category>
		<category><![CDATA[Mukaddime]]></category>
		<category><![CDATA[ticaret]]></category>
		<category><![CDATA[Yunan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=6426</guid>

					<description><![CDATA[Din ile felsefe ticarî girişimciliğe çoğu zaman kaş çatmış gibidirler. Eski Yunan filozofları genel olarak tüccara karşı mesafeliydiler. “Ilımlı kazanç” normal sayılsa da, Eflatun veya Aristo gibi filozoflar başta olmak üzere, Yunan dünyasının düşünürleri ticaret karşıtı bir erdem anlayışına sahiptiler. Girişimci, onların gözünde hep kuşkulu bir kişilikti. Aynı kuşkulu tutumu, Ortaçağ İslam dünyasının en önemli düşünürlerinden biri olan İbn Haldun’da da görüyoruz. Mukaddime yazarına göre büyük kişisel servetler çalışmakla, dürüst ekonomik yollarla elde edilemez. Dolayısıyla, girişimciler esastan şüpheli tiplerdir. Fakat Müslüman bilginler genelde ticaret ve girişimciliğe olumlu bakmışlardır. Sebebi basit: Toplumları dinamik kılan en önemli nitelik “uzmanlaşma”dır. Sosyal hayatta yetkinlik&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Din ile felsefe ticarî girişimciliğe çoğu zaman kaş çatmış gibidirler. Eski Yunan filozofları genel olarak tüccara karşı mesafeliydiler. “Ilımlı kazanç” normal sayılsa da, Eflatun veya Aristo gibi filozoflar başta olmak üzere, Yunan dünyasının düşünürleri ticaret karşıtı bir erdem anlayışına sahiptiler. Girişimci, onların gözünde hep kuşkulu bir kişilikti. Aynı kuşkulu tutumu, Ortaçağ İslam dünyasının en önemli düşünürlerinden biri olan İbn Haldun’da da görüyoruz. <em>Mukaddime</em> yazarına göre büyük kişisel servetler çalışmakla, dürüst ekonomik yollarla elde edilemez. Dolayısıyla, girişimciler esastan şüpheli tiplerdir. Fakat Müslüman bilginler genelde ticaret ve girişimciliğe olumlu bakmışlardır.</p>
<p>Sebebi basit: Toplumları dinamik kılan en önemli nitelik “uzmanlaşma”dır. Sosyal hayatta yetkinlik büyük ölçüde uzmanlaşmanın eseridir. Uzmanlaşma, ticareti zorunlu kılar. Medenî hayat ticaretsiz tasavvur edilemez. Piyasasız ticaret olabilir, ama ticaretsiz medeniyet mümkün değildir. Anadolu’nun büyük bir bölümünü, Mezopotamya ve Doğu Akdeniz’i içine alan Bereketli Hilal, muhtemelen ilk medeniyet merkezidir. Çok eski çağları bir yana bırakırsak, “milattan önce 800 ila milattan sonra 200 arası binyılda bu bölgenin ve topyekûn Akdeniz dünyasının ulaştığı ekonomik gelişme düzeyi, Avrupa’da ancak 12. yüzyıldan sonra aşılabildi. Bu başarının kaynağı, son derece gelişmiş bir ticaret ve piyasalar ağının mümkün kıldığı yaygın işbölümüydü.” Kitab-ı Mukaddes Doğu Akdeniz’deki ticarî hareketliliği bir tarih kitabından çok daha canlı biçimde tasvir etmektedir:</p>
<p>“Ve sen, âdem oğlu, Sur için mersiye oku; ve Sur’a de: Ey deniz kapılarında oturan, çok (uzak) adalara kadar kavimlerle alışveriş eden şehir, sende hikmetli adamlar vardı, senin kılavuzların onlardı. Mallarınla değişmek için, denizin bütün gemileri gemicileriyle beraber sende idiler. Her çeşit malın çokluğundan ötürü Tarşiş senin tacirindi; senin pazarlarına gümüş, demir, kalay ve kurşun verirlerdi. Yavan, Tubal ve Meşek senin tacirlerindiler; senin mallarını insan canları ve tunç kaplarla değiş ederlerdi. Togarma hanedanından olanlar senin pazarlarına atlar ve cenk atları ve katırlar verirlerdi. Dedan Oğulları senin tacirlerindiler; çok adaların ticareti senin elinde idi; karşılık olarak sana fildişi ve abanoz getirirlerdi. Senin el işlerinin çokluğundan ötürü, Suriye senin tacirindi; senin pazarlarına zümrüt, erguvanî ve renk renk işlemeliler, ince keten ve mercanla yakutlar verirlerdi. Yahuda ile İsrail diyarı senin tacirlerindiler; senin mallarına karşılık buğday, pide, bal ve yağ ve merhem verirlerdi. Arab ili ve bütün Kedar beyleri senin tacirindi; kuzu ve koçlarla gelirlerdi. Şeba ve Raama tacirleri senin pazarlarına baharat, her türlü kıymetli taş ve altın verirlerdi. Senin malların için kervanlar Tarşiş gemileriydi; ve seni doldurdular ve denizin bağrında çok izzetli oldun”.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-ekim-2020">Derin Tarih Ekim Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Fethin Hikmeti Ayasofya’dır</title>
		<link>https://www.derintarih.com/dosya/fethin-hikmeti-ayasofyadir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Rahim Er]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 04 Aug 2020 05:57:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Ayasofya]]></category>
		<category><![CDATA[Garbî Trakya]]></category>
		<category><![CDATA[Hünkâr]]></category>
		<category><![CDATA[Sarıkamış]]></category>
		<category><![CDATA[Urus]]></category>
		<category><![CDATA[Yunan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=6229</guid>

					<description><![CDATA[Mülkün sahibi yüce Allah’a nâmütenâhi şükürler olsun ki Ayasofya’nın müzeden camie tebdil edilmesini dünya gözüyle görmeyi bize lütfeyledi. Bizden önceki nesillerin ve onları takiben bizim neslin iki davası, ufkumuzdaki yıldızdı. Bunlardan biri Kıbrıs’tı. Daha 9 yaşımda bir ilk mektep talebesi iken tertiplenen Kıbrıs Mitinginde çok da bir şeyin farkında olmadan binlerce çocuk bir ağızdan haykırıyorduk: “Kıbrıs, Türk-tür, Türk kala-cak!!!” Orta mektep, lise ve devamı senelerde şuurumuzun pekişerek gelişmesiyle Kıbrıs’ın yanına Ayasofya da eklendi. Bu defa üniversite yıllarımızdaki Ayasofya Mitinglerinde yine binlerce ağızdan “Zincirler kırılacak, Ayasofya kurtulacak!!!” diye gür bir şekilde slogan atıyorduk. Bizler, şehid dedelerin torunları, bir imparatorluğu kaybetmiş babaların&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Mülkün sahibi yüce Allah’a nâmütenâhi şükürler olsun ki Ayasofya’nın müzeden camie tebdil edilmesini dünya gözüyle görmeyi bize lütfeyledi. Bizden önceki nesillerin ve onları takiben bizim neslin iki davası, ufkumuzdaki yıldızdı. Bunlardan biri Kıbrıs’tı. Daha 9 yaşımda bir ilk mektep talebesi iken tertiplenen Kıbrıs Mitinginde çok da bir şeyin farkında olmadan binlerce çocuk bir ağızdan haykırıyorduk: “Kıbrıs, Türk-tür, Türk kala-cak!!!”</p>
<p>Orta mektep, lise ve devamı senelerde şuurumuzun pekişerek gelişmesiyle Kıbrıs’ın yanına Ayasofya da eklendi. Bu defa üniversite yıllarımızdaki Ayasofya Mitinglerinde yine binlerce ağızdan “Zincirler kırılacak, Ayasofya kurtulacak!!!” diye gür bir şekilde slogan atıyorduk.</p>
<p>Bizler, şehid dedelerin torunları, bir imparatorluğu kaybetmiş babaların çocuklarıyız. ‘Harb-i Umumi’, ‘Seferberlik’, ‘kaç-kaç’, ‘Urus’, ‘Yunan’, ‘Ermeni’, ‘mezalim’, ‘kıtlık’, Sarıkamış, Çanakkale… gibi kelimelerle hayata gözlerimizi açmıştık. Sanki sağ kulağımıza okunan Ezan ve sol kulağımıza okunan Kamet’ten sonra ilk işittiğimiz kelimeler bunlar olmuştu.</p>
<p>Bu sebepledir ki kalem hayatına başladığımız 1976’dan günümüze dek yazı ve konuşmalarımızda galiba en fazla bu kelimeler geçti. Neslimiz, zengin bir mirası kaybetmiş talihsiz mirasçılar duygusunu taşıyor gibiydi. Kaderin cilvesine bakmalı ki askerliği de Sarıkamış’ta kendi boyumuzda karlar içinde yaptık. Yazılarımızda Moskof zulmü, Rus işgali, Fransız işgali, İngiliz hilebazlığı, Sarıkamış faciası, Oniki Ada, Garbî Trakya, Kerkük, Kıbrıs Ayasofya ihmali gayrı kabil mevzular oldu…</p>
<p>Her sene 29 Mayıs yaklaşırken Ayasofya’yı mutlaka yazdık. Hem İstanbul’un fethini kutlamak, hem Ayasofya’yı Haçlı dünyasının baskısıyla 09.00-17.00 mesaiye tâbi bir müze halinde rehine vermek hazmı mümkün olmayan bir ağır durumdu. Ayasofya’nın Sultanahmed Sebili karşısındaki kapısından girilen Hünkâr Mahfili, 1991’de ibadete açılmıştı. 28 Şubat faşizminin devam ettiği günlerde bir gün o tarafa işimiz düşünce burada bir öğle veya ikindi namazı kıldık. Fakat çok üzüldük. Mescid felâket manzaradaydı. Halılar, mihrab, minber, duvarlar her şey, her şey çok kötüydü. Namazı bitirip çıkacakken bir beyefendi yanımıza geldi. Buranın imamıymış. Üzüntümüzü ifade ettik. Yıldıray Şaşi Hoca aynen şöyle dedi: “Müze müdürü çivi çaktırmıyor!” Daha birçok şikâyetleri dile getirdi. Kendisini dinledik ve “sizi arayacağız” diyerek ayrıldık. Ertesi gün “müze” müdürüne telefon açarak randevu aldık ve Yıldıray Hoca ile birlikte ziyaretine gittik. Vaziyeti naklettik. Zaten bilmemesi mümkün değildi. Ayasofya’dan Hünkâr Mahfili’nin tamir ve ıslahı için gerekli müsaadeyi almış olarak ayrıldık.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-agustos-2020">Derin Tarih Ağustos Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Osman Gazi ve Orhan Gazi Türbelerine Nasıl Saldırdılar?</title>
		<link>https://www.derintarih.com/desifre/osman-gazi-ve-orhan-gazi-turbelerine-nasil-saldirdilar/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ahmet Uçar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 02 Jan 2020 06:36:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Deşifre]]></category>
		<category><![CDATA[İşgal]]></category>
		<category><![CDATA[Kuvâ-yı Millîye]]></category>
		<category><![CDATA[Leonidas Paraskevopulos]]></category>
		<category><![CDATA[Mudanya]]></category>
		<category><![CDATA[Yunan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=5410</guid>

					<description><![CDATA[Bursa 8 Temmuz 1920’de Yunanlar tarafından işgal edilmişti. İşgal emrini 21 Haziran 1920’de Yunan Başkomutan Leonidas Paraskevopulos, Anadolu’daki Yunan işgal kuvvetlerine “boyunduruk altındaki kardeşleri özgürleştirmek adına düşmana (Türklere) saldırın” emri ile vermişti. Aslında İtilaf Devletleri ile Venizelos arasında yapılan antlaşmada Yunan ordusunun Bandırma’ya kadar ilerlemesi kararlaştırılmıştı. Ancak Yunan tarihçi Nikos Psirukis’in 1977’de Atina’da basılan Anadolu Felâketi, 1918-1923 (s. 126-27) adlı kitabında verdiği bilgiye göre işgal emri Paris’te bulunan Venizelos’a bile haber verilmeden İngilizlerin isteği üzerine verilmişti. Çünkü İngiltere, Mudanya’da Türklerin saldırısına uğrayan İngiliz donanmasının intikamını almak istiyordu. İngilizler hem Yunan ordusu vasıtasıyla Uşak ve Bursa’yı kontrol ederek, millî güçleri bozguna&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bursa 8 Temmuz 1920’de Yunanlar tarafından işgal edilmişti. İşgal emrini 21 Haziran 1920’de Yunan Başkomutan Leonidas Paraskevopulos, Anadolu’daki Yunan işgal kuvvetlerine “boyunduruk altındaki kardeşleri özgürleştirmek adına düşmana (Türklere) saldırın” emri ile vermişti. Aslında İtilaf Devletleri ile Venizelos arasında yapılan antlaşmada Yunan ordusunun Bandırma’ya kadar ilerlemesi kararlaştırılmıştı. Ancak Yunan tarihçi Nikos Psirukis’in 1977’de Atina’da basılan Anadolu Felâketi, 1918-1923 (s. 126-27) adlı kitabında verdiği bilgiye göre işgal emri Paris’te bulunan Venizelos’a bile haber verilmeden İngilizlerin isteği üzerine verilmişti. Çünkü İngiltere, Mudanya’da Türklerin saldırısına uğrayan İngiliz donanmasının intikamını almak istiyordu. İngilizler hem Yunan ordusu vasıtasıyla Uşak ve Bursa’yı kontrol ederek, millî güçleri bozguna uğratarak kendi emirlerine ve mütareke şartlarına uymayan Kuvâ-yı Millîyecileri (onların ifadesi ile asileri) cezalandıracak, hem de Boğazlar’da biraz daha rahat edecekti.</p>
<p>Yine Yunan tarihçi Psirukis’a göre Yunan ordusuna bu emri veren İngilizler, bu işgal sonrası olacaklar konusunda onlara hiçbir yetki ve bağımsız hareket etme hakkı vermemişti. Yunan tarihçiye göre bir süre sonra bu kararın sadece İngilizlerin değil, Yunanların da işine yaramadığı ve felâketlerine sebep olduğunu gayet net ortaya çıkacaktı. Çünkü bu işgal hareketiyle birlikte Ankara’daki TBMM Hükümeti bütün diplomatik görüşmelerini askıya almış, politikasını askerî mücadele üzerine kurgulamış, sulh yerine savaşı tercih etmiş ve istiklâl mücadelesini başlatmıştı. Üstelik Kuvâ-yı Milliye de yok edilememiş, daha güçlü bir organizasyon haline gelmişti.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-aralik-4079">Derin Tarih Ocak Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hasan Tahsin Hakkında Nutuk’a Mı Anıtkabir’deki Yazıya Mı İnanalım?</title>
		<link>https://www.derintarih.com/dosya/hasan-tahsin-hakkinda-nutuka-mi-anitkabirdeki-yaziya-mi-inanalim/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Erdoğan Sorguç]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 01 Dec 2019 04:40:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Gazi Mustafa Kemal]]></category>
		<category><![CDATA[Miralay Ali Bey]]></category>
		<category><![CDATA[Nadir Paşa]]></category>
		<category><![CDATA[On Yedinci Kolordu]]></category>
		<category><![CDATA[Yunan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=5310</guid>

					<description><![CDATA[Gazi Mustafa Kemal Nutuk adlı eserinde şöyle der: “Malûmu âlinizdir ki, Yunanlar İzmir’e çıktıkları zaman, orada, On Yedinci Kolordu Kumandanı olarak, karargâhile bizzat Nadir Paşa bulunuyordu. Kuvvet olarak, Kaymakam Hürrem Bey kumandasında Elli Altıncı Fırkanın iki alayı vardı. Bu kuvvet, bilhassa Kolordu Kumandanının emrile, mukavemet ettirilmeksizin, büyük hararetler altında, Yunanlılara teslim edilmiştir. Bu fırkanın bir alayı (172. Alay) Ayvalıkta bulunuyordu. Kumandanı Kaymakam Ali Bey idi (Afyon Karahisar Meb’usu Miralay Ali Bey’dir.) Yunan ordusu daire-i işgalini tevsi ederken, Ayvalık’a da asker çıkardı. Ali Bey, bu Yunan kuvvetine karşı, 28 Mayıs 1919’da muharebeye girişti. Bu tarihe kadar, Yunan kıtaatı hiçbir tarafta ateşle&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Gazi Mustafa Kemal <em>Nutuk</em> adlı eserinde şöyle der:</p>
<p>“Malûmu âlinizdir ki, Yunanlar İzmir’e çıktıkları zaman, orada, On Yedinci Kolordu Kumandanı olarak, karargâhile bizzat Nadir Paşa bulunuyordu. Kuvvet olarak, Kaymakam Hürrem Bey kumandasında Elli Altıncı Fırkanın iki alayı vardı. Bu kuvvet, bilhassa Kolordu Kumandanının emrile, mukavemet ettirilmeksizin, büyük hararetler altında, Yunanlılara teslim edilmiştir. Bu fırkanın bir alayı (172. Alay) Ayvalıkta bulunuyordu. Kumandanı Kaymakam Ali Bey idi (Afyon Karahisar Meb’usu Miralay Ali Bey’dir.)</p>
<p>Yunan ordusu daire-i işgalini tevsi ederken, Ayvalık’a da asker çıkardı. Ali Bey, bu Yunan kuvvetine karşı, 28 Mayıs 1919’da muharebeye girişti. Bu tarihe kadar, Yunan kıtaatı hiçbir tarafta ateşle mukabele görmemişti.” Bilâkis, bazı şehir ve kasabalar ahalisi, tethiş edilmiş, hükûmeti merkeziyenin emirlerine tevfikan, rüesayı memurin başta olmak üzere, Yunan kıtaatını heyeti mahsusalarla istikbal eylemişlerdi. Ali Bey’in Ayvalık mıntıkasında muharebe cephesi teşkil etmesi üzerine, tedricen Soma’da, Akhisar’da, Salihli’de millî cepheler teşekküle başlamıştı.”</p>
<p><strong>Devamı <a href="http://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-aralik-2019">Derin Tarih Aralık Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
