﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Ajanda &#8211; Derin Tarih</title>
	<atom:link href="https://www.derintarih.com/kategori/ajanda/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<description>Tarih Okuyan Şaşırmaz</description>
	<lastBuildDate>Thu, 02 Mar 2023 07:15:36 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.1.3</generator>

<image>
	<url>https://www.derintarih.com/wp-content/uploads/2015/12/favicon-150x150.png</url>
	<title>Ajanda &#8211; Derin Tarih</title>
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Balıklı Meryem Ana Rum Manastırı (Balıklı Ayazma)</title>
		<link>https://www.derintarih.com/ajanda/balikli-meryem-ana-rum-manastiri-balikli-ayazma/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Canan Aytaş]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 02 Mar 2023 07:14:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ajanda]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Meryem Ana Rum Manastırı]]></category>
		<category><![CDATA[mimarî ve kültürel]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=9162</guid>

					<description><![CDATA[İstanbul’un sürprizleri bitmez. Her köşe başında, her sokak arasında, her gizli geçidin öte ucunda, sizi yüzyıllar ötesine götürecek nice mimarî ve kültürel eser vardır. Efsaneleriyle, rivayetleriyle, hiç eksik olmayan her dinden ziyaretçileriyle Balıklı Meryem Ana Rum Manastırı da işte bu eserlerden biri… &#160; Devamı Derin Tarih Mart Sayısında… &#160;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul’un sürprizleri bitmez. Her köşe başında, her sokak arasında, her gizli geçidin öte ucunda, sizi yüzyıllar ötesine götürecek nice mimarî ve kültürel eser vardır. Efsaneleriyle, rivayetleriyle, hiç eksik olmayan her dinden ziyaretçileriyle Balıklı Meryem Ana Rum Manastırı da işte bu eserlerden biri…</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-mart-2023">Derin Tarih Mart Sayısında…</a></strong></p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Nazilli’de Bir Konak Ve Bir Ortaçağ Şatosu Baş Başa</title>
		<link>https://www.derintarih.com/ajanda/nazillide-bir-konak-ve-bir-ortacag-satosu-bas-basa/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Canan Aytaş]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 05 Jan 2023 08:48:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ajanda]]></category>
		<category><![CDATA[Bey Kulesi]]></category>
		<category><![CDATA[Ortaçağ]]></category>
		<category><![CDATA[rodos]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=8897</guid>

					<description><![CDATA[Aydın Nazilli’deki Arpaz Bey Kulesi ve Konağı, Sadrazam Gedik Ahmed Paşa’nın soyundan gelen Arpazlı ailesi mensubu Hacı Hasan Bey’in Rodos sürgünü dönüşünde inşa ettirdiği iki tarihî yapı. Biri Osmanlı mimarisinin tipik örneği olan, diğeri Ortaçağ şatolarını andıran bu iki eser, iki medeniyet tasavvurunun temsilcileri olarak hatırlanmayı bekliyor. &#160; Devamı Derin Tarih Ocak Sayısında…]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Aydın Nazilli’deki Arpaz Bey Kulesi ve Konağı, Sadrazam Gedik Ahmed Paşa’nın soyundan gelen Arpazlı ailesi mensubu Hacı Hasan Bey’in Rodos sürgünü dönüşünde inşa ettirdiği iki tarihî yapı. Biri Osmanlı mimarisinin tipik örneği olan, diğeri Ortaçağ şatolarını andıran bu iki eser, iki medeniyet tasavvurunun temsilcileri olarak hatırlanmayı bekliyor.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-ocak-2023">Derin Tarih Ocak Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bir Mâzi Var Onu Nasıl Silelim?</title>
		<link>https://www.derintarih.com/ajanda/bir-mazi-var-onu-nasil-silelim-2/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Canan Aytaş]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 02 Nov 2022 07:16:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ajanda]]></category>
		<category><![CDATA[batman]]></category>
		<category><![CDATA[hasankeyf]]></category>
		<category><![CDATA[zeynel bey]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=8683</guid>

					<description><![CDATA[Batman’ın Hasankeyf ilçesinden, sular altında kalma riski taşıyan eserlerin nakillerinin gerçekleştirilerek muhafaza edildikleri mekân olarak tasarlanan Hasankeyf Kültürel Park alanındaki yapılardan biri de emsalsiz mimarisiyle dikkat çeken Zeynel Bey Kümbeti. Kümbeti henüz ziyaret etmediyseniz, birlikte Hasankeyf’e uzanıp kapısını aralayalım. &#160; Devamı Derin Tarih Kasım Sayısında…]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Batman’ın Hasankeyf ilçesinden, sular altında kalma riski taşıyan eserlerin nakillerinin gerçekleştirilerek muhafaza edildikleri mekân olarak tasarlanan Hasankeyf Kültürel Park alanındaki yapılardan biri de emsalsiz mimarisiyle dikkat çeken Zeynel Bey Kümbeti. Kümbeti henüz ziyaret etmediyseniz, birlikte Hasankeyf’e uzanıp kapısını aralayalım.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-kasim-2022">Derin Tarih Kasım Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ecdadın İzinde İznik’in Kalbine Yolculuk</title>
		<link>https://www.derintarih.com/ajanda/ecdadin-izinde-iznikin-kalbine-yolculuk/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Canan Aytaş]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 07 Sep 2022 06:54:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ajanda]]></category>
		<category><![CDATA[Bizans]]></category>
		<category><![CDATA[iznik]]></category>
		<category><![CDATA[Roma]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=8460</guid>

					<description><![CDATA[“Ecdadın izinde” düsturunu fizikî olarak gerçekleştirmek gibi, insanın yolunun İznik’e düşmesi. Lefke kapısından Bizans ve Roma esintilerinin içinde İznik semalarına süzülmek, tarihe karışmak, ona tanıklık etmek gibi adeta. Yıllara, savaşlara, fetihlere, medeniyetlere şahitlik eden kapıların yerli yerinde durup gelip geçeni selamlayışı ile gözler önüne seriliyor bu tarihî yolculuk. İznik seyahatinde muhakkak ayak basmanız gereken duraklarda birlikte soluklanalım isterseniz&#8230; &#160; Devamı Derin Tarih Eylül Sayısında…]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>“Ecdadın izinde” düsturunu fizikî olarak gerçekleştirmek gibi, insanın yolunun İznik’e düşmesi. Lefke kapısından Bizans ve Roma esintilerinin içinde İznik semalarına süzülmek, tarihe karışmak, ona tanıklık etmek gibi adeta. Yıllara, savaşlara, fetihlere, medeniyetlere şahitlik eden kapıların yerli yerinde durup gelip geçeni selamlayışı ile gözler önüne seriliyor bu tarihî yolculuk. İznik seyahatinde muhakkak ayak basmanız gereken duraklarda birlikte soluklanalım isterseniz&#8230;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-eylul-2022">Derin Tarih Eylül Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bir Tatlı Huzur Almaya Geldik Bu Sergiden</title>
		<link>https://www.derintarih.com/ajanda/bir-tatli-huzur-almaya-geldik-bu-sergiden/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Canan Aytaş]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 06 Jun 2022 06:50:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ajanda]]></category>
		<category><![CDATA[Alaaddin Yavaşça]]></category>
		<category><![CDATA[Barış Manço]]></category>
		<category><![CDATA[efkâr]]></category>
		<category><![CDATA[hasret]]></category>
		<category><![CDATA[Neşet Ertaş]]></category>
		<category><![CDATA[osmanli]]></category>
		<category><![CDATA[Selçuklu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=8118</guid>

					<description><![CDATA[“Uzun ince bir yoldayım”, “Deniz üstü köpürür”, “İşte gidiyorum çeşmi siyahım”, “Çarşambayı sel aldı”, “Gönül ferman dinlemiyor” ve daha nicesi&#8230; Efkârlı gönüllerden süzülüp billur dillere emanet edilen nice hikâye demlenir bu dizelerde. Kiminde dinmek bilmeyen evlat ateşinin közleri yeniden alevlenirken; kiminde ana-baba hasreti, vuslat günü yahut aşkın tarifsiz ıstırabı dile gelir. Kendini arayanın da, bulduğunu zannedenin de çaldığı kapıdır saz ve söz… Türk müziği Orta Asya’dan bu yana gelişip olgunlaşmış, Selçuklu ve Osmanlı döneminde karakteristik bir hüviyete kavuşmuştur. Türkler yaşadıkları çevre ve kültürün etkisiyle müzik altyapılarını tesis etmişler; şehir ve saray çevresinde “beste, semai, şarkı”; köylerde “türkü, bozlak, uzun hava,&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>“Uzun ince bir yoldayım”, “Deniz üstü köpürür”, “İşte gidiyorum çeşmi siyahım”, “Çarşambayı sel aldı”, “Gönül ferman dinlemiyor” ve daha nicesi&#8230; Efkârlı gönüllerden süzülüp billur dillere emanet edilen nice hikâye demlenir bu dizelerde. Kiminde dinmek bilmeyen evlat ateşinin közleri yeniden alevlenirken; kiminde ana-baba hasreti, vuslat günü yahut aşkın tarifsiz ıstırabı dile gelir. Kendini arayanın da, bulduğunu zannedenin de çaldığı kapıdır saz ve söz…</p>
<p>Türk müziği Orta Asya’dan bu yana gelişip olgunlaşmış, Selçuklu ve Osmanlı döneminde karakteristik bir hüviyete kavuşmuştur. Türkler yaşadıkları çevre ve kültürün etkisiyle müzik altyapılarını tesis etmişler; şehir ve saray çevresinde “beste, semai, şarkı”; köylerde “türkü, bozlak, uzun hava, zeybek, oyun havası”; sınır boylarında “serhat türküsü”; kışlalarda ise “mehter müziği” gelişip yaygınlaşmıştır.</p>
<p>Nesilden nesile aktarılan, eskimeyen, yeni ile değiştirilemeyen ve her daim yerini muhafaza eden müzik eserleri, bu eserleri üreten sanatçılarımıza ait şahsi eşya ve müzik aletleri, bu ay Cumhurbaşkanlığı Millet Kütüphanesi’nde açılan Saz ve Söz Türk Müziği Tarihi sergisi ile Türk halkının huzuruna çıktı. Aralanan bu kapıdan yayılan manevi huzme gönül tellerimizi titretiyor, müziğin evrensel dili ile hafızamızın kilitlerini açıyor.</p>
<p>Türkiye’de bir ilk olma özelliği taşıyan ve ebediyete intikal etmiş olan müzisyenlerle sınırlı tutulan sergide birçok elyazması musiki kitabı, yüzyıllar öncesinden kalan çalgılar, eski ve orijinal notalar, ünlü bestecilerin enstrümanları ve üstatlara ait şahsi eşyalara yer verilmiş.</p>
<p>Âşık Veysel’den Âşık Mahzuni Şerif’e, Neşet Ertaş’tan Alaaddin Yavaşça’ya, Kani Karaca’dan Bekir Sıdkı Sezgin ve daha pek çok değerli sanatkâr adına hazırlanmış alanlarda seyir zevkine ulaşırken kulaklarımızın pasını silen eserler bir bir hatırımızdan geçiyor. Her birimizin kalbine, zihnine kazınmış eserleriyle Cem Karaca, Zeki Müren, Kayahan, Melih Kibar gibi değerli isimlere ait eşyalar, Müslüm Gürses’in meşhur beyaz takım elbisesi, Barış Manço’nun sihirli parmaklarında can bulan piyanosu da ziyaretçileri bekleyen sürprizler arasında.</p>
<p>Türk Tasavvuf Müziği, Türk Çok Sesli Klasik Müzik, Türk Askeri Müziği, Türk Halk Müziği, Türk Klasik Müziği, Türk Popüler Müziği kategorilerinden oluşan sergiyi Ankara Cumhurbaşkanlığı Millet Kütüphanesi’nde 16 Ağustos’a kadar ziyaret edebilirsiniz.</p>
<p>Ne diyordu Âşık Veysel, “Ben giderim adım kalır, dostlar beni hatırlasın”. Dost bildiklerimizi her dem hatırlamak, adlarını bir hoş sedâ ile yâd etmek dileğiyle…</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-haziran-2022">Derin Tarih Haziran Sayısında…</a></strong></p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İslâm Medeniyetinin Emanetleri Bu Müzede</title>
		<link>https://www.derintarih.com/ajanda/islam-medeniyetinin-emanetleri-bu-muzede/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Canan Aytaş]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 01 May 2022 04:06:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ajanda]]></category>
		<category><![CDATA[Asr-I Saadet]]></category>
		<category><![CDATA[Büyük Çamlıca Camii Külliyesi]]></category>
		<category><![CDATA[fetih]]></category>
		<category><![CDATA[İslam]]></category>
		<category><![CDATA[Sanduka]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=8017</guid>

					<description><![CDATA[Müslümanların tarih boyunca kurdukları medeniyetlerin kaynağı asr-ı saadettir. Bu dönemde köklenen İslâm medeniyeti, sonraki asırlarda kurulacak İslâm devletlerine emsal olacaktır. Bu bakımdan, insanlığın hidayete erişebilmesi için gerekli her teferruatı bildirmiş olan İslâmiyet’i anlamak ve anlamlandırmak, medeniyetin tesisinde en etkili faktörlerden biridir. Osmanlı Türkleri gerek dinin emirlerini benimsemiş olmaları, gerekse usulünce tatbik etmeleri neticesinde altı asır boyunca mükemmel bir medeniyet örneği teşkil etmişlerdir. Tarih boyunca İstanbul’un Türk-İslâm medeniyetinin başkenti olarak görülmesi, bu toprakların ilim ve sanatın yeşerdiği bir diyar haline gelmiş olması bunu ispat etmektedir. İşte bu medeniyetin ulaştığı ihtişamlı zirve noktalarını ve mihenk taşlarını tespit ve izhar eden İslam Medeniyetleri&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Müslümanların tarih boyunca kurdukları medeniyetlerin kaynağı asr-ı saadettir. Bu dönemde köklenen İslâm medeniyeti, sonraki asırlarda kurulacak İslâm devletlerine emsal olacaktır.<br />
Bu bakımdan, insanlığın hidayete erişebilmesi için gerekli her teferruatı bildirmiş olan İslâmiyet’i anlamak ve anlamlandırmak, medeniyetin tesisinde en etkili faktörlerden biridir.</p>
<p>Osmanlı Türkleri gerek dinin emirlerini benimsemiş olmaları, gerekse usulünce tatbik etmeleri neticesinde altı asır boyunca mükemmel bir medeniyet örneği teşkil etmişlerdir. Tarih boyunca İstanbul’un Türk-İslâm medeniyetinin başkenti olarak görülmesi, bu toprakların ilim ve sanatın yeşerdiği bir diyar haline gelmiş olması bunu ispat etmektedir.</p>
<p>İşte bu medeniyetin ulaştığı ihtişamlı zirve noktalarını ve mihenk taşlarını tespit ve izhar eden İslam Medeniyetleri Müzesi’nin kapısını çaldık bu ay. Türkiye’nin en büyük, dünyanın da sayılı camileri arasında yer alan Büyük Çamlıca Camii Külliyesi’nde, 10 bin metrekare kapalı alana inşa edilen müze, İslâm sanatının 7. yüzyıldan 19. yüzyıla kadarki mahsulünü 800’e yakın eser üzerinden aşikâr ediyor. Milli Saraylara bağlı Topkapı Sarayı ve Saray Koleksiyonları, İstanbul Arkeoloji Müzesi, Türk ve İslam Eserleri Müzesi, İstanbul Türbeler Müzesi ve Vakıflar Müzesi koleksiyonlarından seçkilerle hazırlanan müze, Milli Saraylar envanterinde bulunan ve depolarında muhafaza edilen daha önce teşhir edilmemiş eserlere de ev sahipliği yapıyor. Hazreti Peygamber’e Atfedilen Eserler, İlk Mabet Kâbe, Kur’an-ı Kerim ve Mahfazaları, Şam Evrakı, Berat ve Fermanlar, İslâm’da Bilim Tılsımlı Gömlekler, Hüsn-i Hat, Osmanlı’da Giyim, Sikkeler, Türk Çini Sanatı, İslâm’da Fetih, Sanduka Puşideleri ve İslâm’da Bilim olmak üzere pek çok tematik bölüm bekliyor ziyaretçileri.<br />
İçeri girdiğiniz andan itibaren tılsımlı bir rüzgâr sizi önüne katıyor. Teknolojik altyapı, asırların uğultusundan berrak tablolar süzüp adeta nazarınıza hediye ediyor. Çağdaş müzecilik tekniklerinin yardımıyla oluşturulan video prodüksiyonlar ve etkileşimli dokunmatik ekranlar geleneksel ile modernin hassas bir ayar üzere buluşmasını temsil ediyor. İki dakika 17 saniye süren Âb-ı hayat enstalasyonunda “Hayy” isminden ilham alınarak hazırlanan âyetlerle suyun gücü ve hayattaki yeri anlatılırken, İslâm medeniyetinin suya atfettiği mâna dalga dalga içinize işliyor.</p>
<p>Dijital uygulamaların en dikkat çekenlerinden biri, psiko-algısal efektler ve ses düzeninde kendisini gösteriyor. Ultrasonik hoparlör teknolojisi, ışınların eserlere yaklaşan ziyaretçinin kafatası kemiklerini algılayıp hoparlör gibi kullanılmasını sağlıyor. Böylece incelediğiniz esere dair farklı ses altyapılarını duyabiliyorsunuz. Mesela kılıç ve kalkana yaklaştığınızda, sizi algılayan bu sistem sayesinde, kılıç ve kalkan seslerini kulaklık takmışçasına işitiyorsunuz. Bu da birden fazla duyunuzu uyaran, unutamayacağınız bir seyir zevki yaşatıyor.<br />
İslâm medeniyetinin manevî mirasını her köşesinde hissettiğiniz müze; Hz. Muhammed’in (sas) temsili ayak izi, tılsımlı gömlekler, Kâbe kapısına ait perde, padişahlar kaftanları, Fatih Sultan Mehmed’in çocukluk defteri, derviş tespihleri, padişah kılıçları, Osmanlı dönemine ait paralar ve Osmanlı bilimine ait birçok eseri bir arada görme imkânı sunuyor.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-mayis-2022">Derin Tarih Mayıs Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Son Halife Abdülmecid Efendi’nin Fırçasından&#8230;</title>
		<link>https://www.derintarih.com/ajanda/son-halife-abdulmecid-efendinin-fircasindan/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Canan Aytaş]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 09 Mar 2022 06:59:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ajanda]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Fatih Sultan Mehmed]]></category>
		<category><![CDATA[Kanuni]]></category>
		<category><![CDATA[mimari]]></category>
		<category><![CDATA[minyatür]]></category>
		<category><![CDATA[Mûsiki]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=7924</guid>

					<description><![CDATA[Altı asır boyunca birçok medeniyete, inanca ve kültüre sinesinde yer açan Osmanlı coğrafyasında köklü bir birikim üzerinden zengin bir sanat anlayışı teşekkül etmiştir. Mimari, edebiyat, musiki, tezhip, minyatür, cam, çinicilik, hat, seyirlik oyun ve tiyatronun yanı sıra pek çok zanaat dalı da filiz vermiş; dokuma, halı, ahşap gibi işlemecilik mahsulü ürünlerle ülke ihtişam, işçilik ve zarafet yurdu haline gelmişti. Bizi Osmanlı’nın sanat mirasıyla buluşturan bir serginin kapısını çaldık bu ay: “Şehzade’nin Sıra Dışı Dünyası: Abdülmecid Efendi” Sakıp Sabancı Müzesi’nde görebileceğiniz sergi Sultan Abdülaziz’in oğlu, son Osmanlı halifesi Abdülmecid Efendi’nin sanatına dair yeni bir okuma vaat ederken, Osmanlı’da sanatın seyrini ve&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Altı asır boyunca birçok medeniyete, inanca ve kültüre sinesinde yer açan Osmanlı coğrafyasında köklü bir birikim üzerinden zengin bir sanat anlayışı teşekkül etmiştir. Mimari, edebiyat, musiki, tezhip, minyatür, cam, çinicilik, hat, seyirlik oyun ve tiyatronun yanı sıra pek çok zanaat dalı da filiz vermiş; dokuma, halı, ahşap gibi işlemecilik mahsulü ürünlerle ülke ihtişam, işçilik ve zarafet yurdu haline gelmişti.</p>
<p>Bizi Osmanlı’nın sanat mirasıyla buluşturan bir serginin kapısını çaldık bu ay: “Şehzade’nin Sıra Dışı Dünyası: Abdülmecid Efendi” Sakıp Sabancı Müzesi’nde görebileceğiniz sergi Sultan Abdülaziz’in oğlu, son Osmanlı halifesi Abdülmecid Efendi’nin sanatına dair yeni bir okuma vaat ederken, Osmanlı’da sanatın seyrini ve gelişim rotasını da gözler önüne seriyor.</p>
<p>Fatih Sultan Mehmed’in Venedikli ressamları saraya davet ederek portresini yaptırmasıyla resim sanatı saraya girmişti. Sanat saray tarafından desteklendiği gibi şahsî icraat da teşvik edilirdi. Padişahların hemen tamamı sanata alaka göstermiş, çoğu farklı sanat dallarında bizzat eser vermiştir. Geleneksel sanatlarda “Altın Çağ” olarak adlandırılan Kanûnî döneminden sonra şehzadelerin bir zanaat öğrenmesi gelenek haline getirildi. Şehzadeler kendileri için tayin edilen lala gözetiminde askerî ve fennî ilimlerde tahsil görürken, sanat alanında da işinin ehli bir sanatkâr tarafından eğitilirlerdi.</p>
<p>Resim sanatının Türk sanatında kendine yer bulması 19. yüzyıla tarihlenir. Batılılaşma hareketlerinin hâkim olduğu dönemin kaotik ortamında Abdülmecid Efendi, iyi bir bestekâr ve ressam olan babası Sultan Abdülaziz’den etkilenmiş olmalı. Dinlediğinizde Vivaldi yahut Mozart hissiyatı uyandıran “Gondol” adlı eseri Sultan Abdülaziz bestelemiştir. Sanata düşkünlüğü oğlu Şehzade Abdülmecid’e de zuhur etmiş olacak ki o da edebiyat, hat, müzik ve resim sanatları ile yakından ilgilenmişti.</p>
<p>Şeker Ahmed Paşa, saray ressamı Stanislaw Chelebowski, Osman Hamdi, Salvatore Valeri, II. Abdülhamid’in saray ressamı Fausto Zonaro, İbrahim Çallı, Hikmet Onat, Namık İsmail, Nazmi Ziya ve Şevket Dağ, çocukluk yılları sarayda geçen Abdülmecid Efendi’nin resim dersi aldığı ve ortak çalışmalara imza attığı sanatkârlardır.1</p>
<p>Tablolarında hem sokak hayatına hem de saray ve hususi hayata dair kompozisyonlara yer veren Abdülmecid Efendi 1909 yılında kurulan Osmanlı Ressamlar Cemiyeti’nin fahri başkanlığını üstlenmiş, eserleri yurt içi ve yurt dışında sergilenmiştir. Çarşı, pazar, sokak ve harem tasvirlerinin yer aldığı tabloları Batı’nın ilgisini çeken Doğu dünyasını yansıtmaktadır. Ayrıca kompozisyonlarında Osmanlı hayatına girmekte olan modern zihniyeti okumak mümkündür.</p>
<p>Bu dağarcığı hatırınızda tutarak gezdiğinizde; Abdülmecid Efendi’nin hayatı ve sanatı üzerine kurgulanan serginin size görünenden daha fazlasını fısıldayacağı kesin.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-mart-2022">Derin Tarih Mart Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Müteferrika Matbaası Üç Asır Sonra Bize Ne Söylüyor?</title>
		<link>https://www.derintarih.com/ajanda/muteferrika-matbaasi-uc-asir-sonra-bize-ne-soyluyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Canan Aytaş]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 02 Dec 2021 11:43:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ajanda]]></category>
		<category><![CDATA[Hz. Peygamber]]></category>
		<category><![CDATA[Macaristan]]></category>
		<category><![CDATA[Piktografik]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. Erhan Afyoncu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=7640</guid>

					<description><![CDATA[Hz. Peygamber’a (sas) nâzil olan ilk emir Alak suresinin birinci ayetiydi. O ayet ki ümmi olmasına rağmen okumasını emrediyordu: “İkra’ bismi rabbikellezî halak” (Yaratan rabbinin adıyla oku). Ciltlerce kitap, bir sayfa, cümle yahut harf… Fark etmez. Önemli olan “yaratan rabbinin adıyla” okumak. Doğru yolu bulmak için oku, imanını kemâle erdirmek için oku, esere bakarak ilâhi müessiri, sanata bakarak gerçek sanatkârı oku. Tarih boyunca insan insana ihtiyaç duyduğu nispette ona ulaşmak, sesini duymak ve duyurmak için iletişim kurmanın muhakkak bir yolunu buldu. Piktografik yazı, damga yazısı, hece yazısı, çivi yazısı derken pek çok usul ile kendini ifade etmenin ve hoş sedasını&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Hz. Peygamber’a (sas) nâzil olan ilk emir Alak suresinin birinci ayetiydi. O ayet ki ümmi olmasına rağmen okumasını emrediyordu: “<em>İkra’ bismi rabbikellezî halak</em>” (Yaratan rabbinin adıyla oku).</p>
<p>Ciltlerce kitap, bir sayfa, cümle yahut harf… Fark etmez. Önemli olan “yaratan rabbinin adıyla” okumak. Doğru yolu bulmak için oku, imanını kemâle erdirmek için oku, esere bakarak ilâhi müessiri, sanata bakarak gerçek sanatkârı oku.</p>
<p>Tarih boyunca insan insana ihtiyaç duyduğu nispette ona ulaşmak, sesini duymak ve duyurmak için iletişim kurmanın muhakkak bir yolunu buldu. Piktografik yazı, damga yazısı, hece yazısı, çivi yazısı derken pek çok usul ile kendini ifade etmenin ve hoş sedasını asırlar ötesine ulaştırmanın yöntemlerini geliştirdi. Dilden dile kayıt altına alınarak nesilden nesile aktarıldı bu usuller. Kültürler bu teraküm, nakil ve tekâmül neticesinde husule geldi.</p>
<p>Nüshaların derlenmesi, çoğaltılması ve kitap haline getirilmesi suretiyle bir eserin binlerce insana ulaşması ise matbaanın faaliyete geçmesiyle gerçekleşti. Gutenberg’in 1454’teki icadından 273 yıl sonra, 1727’de İstanbul’da ilk Arap harfli matbaayı kurması, İbrahim Müteferrika’nın Osmanlı topraklarına paha biçilemez armağanı idi.</p>
<p>Bu armağanın izlerini süren bir sergiden içeri süzülelim bu defa. Aralık ayı boyunca Ankara Cumhurbaşkanlığı Millet Kütüphanesi Selçuklu Müze ve Sergi Salonu’nda ziyaretçilere açık olan Matbaanın Ön Sözü “Basmacı İbrahim Efendi” sergisi Müteferrika Matbaası’nda basılan kapılardan örnekleri hem kitapseverlerle, hem de tarih meraklılarıyla buluşturuyor. Cumhurbaşkanı danışmanlarından Sefer Turan ve Hümeyra Şahin’in danışmanlık yaptığı, bilimsel danışmanlığını ise Prof. Dr. Erhan Afyoncu, Prof. Dr. Fikret Sarıcaoğlu ve Dr. Coşkun Yılmaz’ın üstlendiği sergi ilk Türk matbaası olarak tarihe geçen Müteferrika Matbaası’nın serencamını, burada basılan eserler üzerinden aktarıyor.</p>
<p>1674 yılında Macaristan’ın Kolojvar şehrinde dünyaya gelen ve devrinde Basmacı İbrahim olarak tanınan İbrahim Müteferrika, Osmanlı hizmetine girdikten sonra Sipahi Ocağında görev alır; tercümanlık, mihmandarlık, top arabacıları kâtipliği, Dîvân-ı Hümâyun tarihçiliği vazifelerine getirilir. 1718’de harita matbaası kurmak için izin alır. 1727’de de Yirmisekizçelebizâde Mehmed Said Efendi ile birlikte ilk Türk matbaasını kurma iznini alır. İstanbul Fatih’teki evinde kurduğu matbaada 1729-42 yılları arasında 17 kitap basar.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-aralik-2021">Derin Tarih Aralık Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bu Müze Köyüme Armağanım Olsun</title>
		<link>https://www.derintarih.com/ajanda/bu-muze-koyume-armaganim-olsun/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Canan Aytaş]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 09 Oct 2021 06:19:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ajanda]]></category>
		<category><![CDATA[Bayburt]]></category>
		<category><![CDATA[Bayraktar]]></category>
		<category><![CDATA[Çoruh Nehri]]></category>
		<category><![CDATA[Heykel]]></category>
		<category><![CDATA[Hüsamettin]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=7426</guid>

					<description><![CDATA[Ne diyor o güzel Bayburt türküsü: “Bayburt dağlarında mendilim kaldı, şen ol Bayburt şen ol sende nem kaldı’’. Çoruh Nehri’nin eşsiz manzarasına karşı, sanatı tabiatla buluşturarak ruhu huşuya erdiren bir müzenin kapısını çalıyoruz: Bayburt’a 45 km uzaklıktaki Bayraktar, eski adıyla Baksı köyünde kurulan Baksı Müzesi. Türkiye’nin en az nüfuslu, en çok göç veren şehirlerinden birine müze kurma hayalini 2010 yılında hayata geçiren kişi, ressam ve akademisyen Prof. Dr. Hüsamettin Koçan. Sanatçı güzeli arar düsturu ile sanatı Anadolu’yla, Anadolu’yu dünyayla buluşturan bu sıra dışı müze 2000 yılında bir hayal olarak filizlenmiş, 2010 Temmuz’unda da Hüsamettin Koçan’ın doğduğu topraklara kendi hayat birikiminden&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ne diyor o güzel Bayburt türküsü: “Bayburt dağlarında mendilim kaldı, şen ol Bayburt şen ol sende nem kaldı’’. Çoruh Nehri’nin eşsiz manzarasına karşı, sanatı tabiatla buluşturarak ruhu huşuya erdiren bir müzenin kapısını çalıyoruz: Bayburt’a 45 km uzaklıktaki Bayraktar, eski adıyla Baksı köyünde kurulan Baksı Müzesi.</p>
<p>Türkiye’nin en az nüfuslu, en çok göç veren şehirlerinden birine müze kurma hayalini 2010 yılında hayata geçiren kişi, ressam ve akademisyen Prof. Dr. Hüsamettin Koçan. Sanatçı güzeli arar düsturu ile sanatı Anadolu’yla, Anadolu’yu dünyayla buluşturan bu sıra dışı müze 2000 yılında bir hayal olarak filizlenmiş, 2010 Temmuz’unda da Hüsamettin Koçan’ın doğduğu topraklara kendi hayat birikiminden damıttığı bir armağan olarak kapılarını açmış. Çağdaş sanat ve geleneksel el sanatlarını aynı çatı altında buluşturan müze sergi salonları, depo müze, atölyeler, konferans salonu, kütüphane ve konukevi ile 40 dönümlük bir araziye yayılıyor.</p>
<p>Baksı’nın 20. yıldönümü kapsamında iki yeni sergi düzenlenmiş. İlki, Çoruh nehrine bakan 1800 rakımlı Baksı tepesini devasa heykellerle kuşatan ‘Kıraçta Heykel’ sergisi. Heykelleri açık havaya, Baksı’nın kıraç bir tepesine taşıma fikri, onları ışık dalgaları ve rüzgârın ninnisiyle hareketsizlikten kurtararak tabiatın içine katma, konuşturma arzusundan çıkmış. Farklı kuşaktan dokuz sanatçının heykelleri bu tepeden Soğanlı Dağlarını ve Çoruh Nehri’ni temaşa ederken, kendilerini izleyenlere renkten renge, biçimden biçime akan bir seyir zevki sunuyor. Şehrin keşmekeşinden uzak, ayakların toprağa değdiği, bin bir çeşit çiçek kokusu arasında bu huzur dolu seyir, insanı mest ediyor.</p>
<p>Avrupa Konseyi Müze Ödülü, Altın Pusula, TBMM Onur Ödülü gibi pek çok ödüle sahip müzenin Anadolu’ya Değer Katan Projeler adlı diğer sergisi geçen yıl ilk defa verilen “Anadolu Ödülleri”ne layık bulunan projeleri bir araya getirmeyi amaçlarken, Anadolu’dan ilham alan ve ona değer katan çalışmalara topluca bir bakış imkânı sunuyor. Modernden geleneksel olana uzanan yolculukta video artların yanında duran şifa taslarından, çağdaş bir tasarımın yanı başına iliştirilmiş kağnı arabasına yaklaşırken, rengarenk cizlavetlerin dansı aklınızı başınızdan alabilir. Anadolu’nun kollarında sanat ve tabiatla kucaklaşmak için geç kalmamanızı tavsiye ederim.</p>
<p>Gelenek, görenek ve köy hayatının izleri kaybolmaya yüz tutarken, ebediyete intikal eden büyüklerimizin anlattıkları da elimizden, dilimizden kayıp gittikten sonra hangi hatıraya sığınacağız? Bir yol var; yaşamak ve yaşatmak. Geçen ömrün, giden günün, kaybolan yılların binlerce hatırası ve bu hatıraların yaşatılması yolunda verilmesi gereken çaba&#8230; Neyse ki bu yolda adımların atıldığını görmek ümit verici. Gönlümüzü aydınlatan bir örnek de Kenan Yavuz Etnografya Müzesi. İş insanı Kenan Yavuz’un doğup büyüdüğü Bayburt Beşpınar köyüne kurduğu müze bir neslin yaşayış biçimini gelecek nesle aktarıyor. Yaşayan müze kapsamındaki bu anlamlı proje, köklere dönüşün simgesi.</p>
<p>En prestijli müzeleri belirleyen Avrupa Müze Forumu tarafından her yıl düzenlenen “Avrupa Yılın Müzesi Ödülleri” yarışmasında 2021 Silletto Ödülünü almaya hak kazanan ve “Etnografya dediğin görmekle olmaz, tadacaksın, koklayacaksın, söyleyeceksin, birebir yaşayacaksın” düsturu ile hayata geçirilen müze, açık ve kapalı sergi alanlarını, kapı ve tokmak sergisini, Çinimaçin çini sergisini ve dönem dönem gerçekleştirilen yöresel etkinlikleri ihtiva ediyor.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-ekim-2021">Derin Tarih Ekim Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Zevâli Kemâle Çeviren Mahir Eller: Köprülüler</title>
		<link>https://www.derintarih.com/ajanda/zevali-kemale-ceviren-mahir-eller-koprululer/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Canan Aytaş]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 01 Sep 2021 03:00:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ajanda]]></category>
		<category><![CDATA[Habsburglar]]></category>
		<category><![CDATA[İbn Haldun]]></category>
		<category><![CDATA[III. Ahmed]]></category>
		<category><![CDATA[Köprülü Mehmed Paşa]]></category>
		<category><![CDATA[Safeviler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=7296</guid>

					<description><![CDATA[Osmanlı Devleti’nin en geniş sınırlarına ulaştığı 17. asır, aynı zamanda İbn Haldun’un siyaset teorisine göre, zevâlin başladığı asırdır da. 16. asırdaki ihtişamın ardından bu dönemde artık siyasî, askerî, ekonomik, sosyal anlamda problemler baş gösterir. Bunlara paralel olarak padişahların çocuk yaşta tahta çıkması, valide sultan ve kızlar ağasının idarede söz sahibi olmalarına zemin hazırladığından merkezî otorite gün geçtikçe zayıflar. Batıda bu fırsatı değerlendirmek isteyen Habsburglar ve doğuda Safevîlerle yapılan uzun savaşlar ekonomik olarak devletin belini bükmüş, üst üste gelen yenilgiler de otoritesine zarar vermiştir. İstanbul’daki yeniçeri isyanları yetmezmiş gibi Anadolu’da patlak veren isyanlar işlerin iyice çığırından çıkmasına yol açar. İşte tam&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Osmanlı Devleti’nin en geniş sınırlarına ulaştığı 17. asır, aynı zamanda İbn Haldun’un siyaset teorisine göre, zevâlin başladığı asırdır da. 16. asırdaki ihtişamın ardından bu dönemde artık siyasî, askerî, ekonomik, sosyal anlamda problemler baş gösterir. Bunlara paralel olarak padişahların çocuk yaşta tahta çıkması, valide sultan ve kızlar ağasının idarede söz sahibi olmalarına zemin hazırladığından merkezî otorite gün geçtikçe zayıflar. Batıda bu fırsatı değerlendirmek isteyen Habsburglar ve doğuda Safevîlerle yapılan uzun savaşlar ekonomik olarak devletin belini bükmüş, üst üste gelen yenilgiler de otoritesine zarar vermiştir. İstanbul’daki yeniçeri isyanları yetmezmiş gibi Anadolu’da patlak veren isyanlar işlerin iyice çığırından çıkmasına yol açar. İşte tam böyle bir tükenmişlik anında Osmanlı İmparatorluğu taze bir kanla, yeni bir nefesle kendine gelir. Bu dönemde sadrazamlık makamına geçen mahir eller, imparatorluğu uçurumun kenarından çekip alır. Tahmin ettiğiniz gibi Köprülülerden bahsediyoruz.</p>
<p>Devletin hem içeriden hem de dışarıdan büyük zorluk içine girdiği bu süreçte Osmanlı’da ilk defa şartlı olarak sadrazamlığa geçen Köprülü Mehmed Paşa ile yaklaşık 50 yıl sürecek Köprülüler devri başlar. IV. Mehmed’in küçüklüğünden başlayarak, II. Süleyman, II. Ahmed, II. Mustafa ve III. Ahmed dönemine kadar devam eden bu devirde, devlette yönetim karmaşası ortadan kalmış, iç ayaklanmalar bastırılmıştır. Ayrıca Venedik ve Avusturya devletlerine karşı büyük zaferler kazanılmış ve birçok sorun çözüme kavuşmuştur.</p>
<p>Günümüze kadar hane halkı kavramı ve aile üyelerinin hamilik ve bânîlik faaliyetleri çerçevesinde incelenen Köprülüler hakkında bilmediğimiz, duymadığımız veya keşfedilen yeni bilgilere erişmemiz mümkün mü dersiniz? İbn Haldun Üniversitesi bu sorunun cevabını bulabileceğimiz önemli bir etkinliğe ev sahipliği yapıyor: Osmanlı Tarihinde “Köprülü Dönemi” (1656 &#8211; 1710): Yeni Kaynaklar, Yeni Yaklaşımlar. “III. Süleymaniye Sempozyumu” kapsamında organize edilen sempozyumda yeni araştırmalar ve kaynaklar bağlamında konu masaya yatırılacak. Yurt dışından ve ülkemizden pek çok Osmanlı tarihçisinin ve uzmanın katkı vereceği sempozyumda, Köprülülerin gerek Osmanlı gerekse Avrupa tarihinde sergilemiş olduğu rolü aydınlanacak.</p>
<p>İbn Haldun Üniversitesi Süleymaniye Yerleşkesi’nde 24-26 Eylül 2021 tarihleri arasında gerçekleşecek sempozyumun konu başlıklarından bazıları şöyle: “Köprülüler Biyografisine Yeni Katkılar”, “Köprülüler Dönemi Osmanlı Askerî Tarihi ve Teşkilatı”, “Köprülüler Dönemi Osmanlı Dış Politikası ve Diplomasisi”, “Dönemi Osmanlı Himâye Ağları”, “Köprülü Kütüphanesi ve Fazıl Ahmed Paşa Koleksiyonu”.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-eylul-2021">Derin Tarih Eylül Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tanzimat’tan Cumhuriyet’e Resim Sanatı Nasıl Batılılaştı?</title>
		<link>https://www.derintarih.com/ajanda/tanzimattan-cumhuriyete-resim-sanati-nasil-batililasti/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Canan Aytaş]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 07 Aug 2021 08:01:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ajanda]]></category>
		<category><![CDATA[Ayvazovski]]></category>
		<category><![CDATA[Ivan Konstantinoviç]]></category>
		<category><![CDATA[Kimlik]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı İmparatorluğu]]></category>
		<category><![CDATA[Tanzimat Fermanı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=7267</guid>

					<description><![CDATA[Biz kimiz? Bizi biz yapan unsurlar nelerdir? “Kimlik” kavramının bu soruya doyurucu bir cevap teşkil edeceğini düşünürüz. Oysa kimlik, toplumsallaşmanın bir mahsulü olup ekonomik, siyasî, psikolojik ve sınıfsal kategorilerin kompozisyonundan oluşurken, bu kategoriler zaman içinde yaşanan birtakım hadiselerle müspet veya menfi yönde değişime uğrar. Demek ki kimlik de akışkan bir varlık düzeyine sahiptir. Peki, bu akışkanlık, belli bir sabiteye aşinalık kazanan kimliğin sanata yaklaşımını ve sanatsal üretimini ne yönde etkilemektedir? Bu soruya yeni ufuklar açabilecek bir serginin koridorlarına süzüldük bu ay: Sakıp Sabancı Müzesi’nde kapılarını açan “Tanzimat’tan Cumhuriyet’e: Ressam Hocaların Ressam Öğrencileri” isimli sergi. Önce, koleksiyonun mercek tuttuğu yılların, o&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Biz kimiz? Bizi biz yapan unsurlar nelerdir? “Kimlik” kavramının bu soruya doyurucu bir cevap teşkil edeceğini düşünürüz. Oysa kimlik, toplumsallaşmanın bir mahsulü olup ekonomik, siyasî, psikolojik ve sınıfsal kategorilerin kompozisyonundan oluşurken, bu kategoriler zaman içinde yaşanan birtakım hadiselerle müspet veya menfi yönde değişime uğrar. Demek ki kimlik de akışkan bir varlık düzeyine sahiptir. Peki, bu akışkanlık, belli bir sabiteye aşinalık kazanan kimliğin sanata yaklaşımını ve sanatsal üretimini ne yönde etkilemektedir?</p>
<p>Bu soruya yeni ufuklar açabilecek bir serginin koridorlarına süzüldük bu ay: Sakıp Sabancı Müzesi’nde kapılarını açan “Tanzimat’tan Cumhuriyet’e: Ressam Hocaların Ressam Öğrencileri” isimli sergi. Önce, koleksiyonun mercek tuttuğu yılların, o devrin sanatsal üretimini nasıl biçimlendirdiğini hatırlayalım birlikte.</p>
<p>Osmanlı İmparatorluğu’nun 18. yüzyılda Tanzimat Fermanı ile başlayan Batılılaşma dönemi, edebiyatta olduğu gibi resimde de tesirini göstermiş olup, verilen birçok eserde Batılılaşmanın kesif etkisini görmek mümkündür. Osmanlı kimliğinde yeni bir sayfa olarak kabul edebileceğimiz bu süreç, 17. yüzyılda Avrupalı devletler karşında yaşadığımız askerî mağlubiyetler ve toprak kayıpları neticesinde Batı’dan geri kaldığımız kanaatiyle tetiklenmiştir. Batılılaşma hareketi Tanzimat Fermanı ile yeni boyutlar kazanırken, Osmanlı sultanları ve devlet bürokrasisi tarafından Batılılaşmanın göstergelerinden birinin sanattaki değişim olacağı fikri benimsenir. Böylelikle Tanzimat’tan Cumhuriyet’e kadarki sürecin her aşamasını resim alanında verilmiş eserlerde gözlemlemek mümkün hale gelir.</p>
<p>Köşemize taşıdığımız serginin, sanatta “deri değiştirme” olarak tabir edebileceğimiz dönemi başarıyla yansıttığını söyleyebiliriz. Hoca Ali Rıza, Halife Abdülmecid Efendi, Hüseyin Zekâi Paşa, Ivan Konstantinoviç Ayvazovski, Şevket Dağ, Hikmet Onat, Hüseyin Avni Lifij, İbrahim Çallı, Nazmi Ziya Güran ve Mihri (Müşfik) Hanım’ın aralarında olduğu sanatçıların 115 eseri üzerinden bir dönem okuması yapmak mümkün.</p>
<p>Tanzimat döneminde, başta Fransa olmak üzere yurt dışına sanat eğitimine gönderilen ve Paris’te Jean-Leon Gerome, Gustave Boulanger gibi devrin seçkin ressamlarının atölyelerine devam eden, Osman Hamdi Bey ve Halil Bey’in aralarında bulunduğu kuşaktan sanatçıların eserlerinin yer aldığı sergide, fonda İstanbul’un tarihî sokaklarını, yerleşim yapısını, sahillerini ve Boğaz manzaralarını temaşa ederken, toplumsal yapının ve kimliğinin değişimini de izliyoruz. Manzara ve natürmortların yanı sıra figür ve figürlü anlatımın uzantısı olan portreler serginin dikkat çeken parçalarından. Bilhassa kadınları konu alan portreler, Tanzimat döneminden itibaren Osmanlı toplumunda kadının görünür hale gelme sürecini yansıtması açısından dikkate değer. Osman Hamdi’nin, eşi Naile Hanım’ı Bizans ikonalarındaki gibi kabartmalı ve altın yaldızlı haleler üzerine resmettiği eseri bu hususa çarpıcı bir örnek teşkil ediyor. Bunlardan başka, Sanayi-i Nefise Mektebi’nde yabancı hocaların yerine atanan İbrahim Çallı, Feyhaman Duran, Hikmet Onat gibi isimlerin atölyelerinde yetişen ve Türkiye’de modern sanatın temellerini atan, Cumhuriyet’in ilk sanatçı grubu Müstakiller de sergide sanat tarihindeki önemlerini yansıtacak bir yaklaşımla sunuluyor.</p>
<p>Türk resminde geleneksel usulün Tanzimat’la başlayıp Cumhuriyet’e kadarki dönüşüm sürecini izlemek için sunulan bu fırsatı kaçırmayıp Sakıp Sabancı Müzesi’nin yolunu tutmanızı tavsiye ederim. Unutmadan, rezervasyon yaptıran ziyaretçilerin öncelikli olarak giriş yapacağı sergi, öğretmenlere ve sağlık çalışanlarına ücretsiz.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-agustos-2021">Derin Tarih Ağustos Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sultan Abdülhamid İle Tarihin Merkezine Seyahat</title>
		<link>https://www.derintarih.com/ajanda/sultan-abdulhamid-ile-tarihin-merkezine-seyahat/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Canan Aytaş]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 04 Jun 2021 07:06:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ajanda]]></category>
		<category><![CDATA[Aşiret Kökleri]]></category>
		<category><![CDATA[Koç Üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı İmparatorluğu]]></category>
		<category><![CDATA[Sultan II. Abdülhamid]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=7118</guid>

					<description><![CDATA[Osmanlı İmparatorluğu’nun kök saldığı ve altı asrı aşkın mirasın ilk meyvelerini verdiği cömert topraklardan bugünün heybesine ne düşer dersiniz? Bu sorumuza cevap bulduğumuz, bizi Sultan Abdülhamid’in mihmandarlığında bir yolculuğa çıkararak Osmanlı’nın köklerini keşfe davet eden online serginin haberini aldık bu ay: “Tarihin Merkezine Seyahat: Osmanlı Köklerinin Yeniden Keşfi (1886)”. 2021 Aralık’ına kadar internet üzerinden ziyaret edebileceğiniz sergi, Sultan II. Abdülhamid’in verdiği talimatla 1886’da Söğüt ve civarına gerçekleştirilen keşif gezisi sonucunda hazırlanmış ve Almanya şansölyesi Otto von Bismarck’a hediye edilen üç cilt fotoğraf albümünden yola çıkılarak hayata geçirilmiş. Mayıs 2018-Ocak 2019 tarihleri arasında Koç Üniversitesi Anadolu Medeniyetleri Araştırma Merkezi (ANAMED) tarafından&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Osmanlı İmparatorluğu’nun kök saldığı ve altı asrı aşkın mirasın ilk meyvelerini verdiği cömert topraklardan bugünün heybesine ne düşer dersiniz? Bu sorumuza cevap bulduğumuz, bizi Sultan Abdülhamid’in mihmandarlığında bir yolculuğa çıkararak Osmanlı’nın köklerini keşfe davet eden online serginin haberini aldık bu ay: “Tarihin Merkezine Seyahat: Osmanlı Köklerinin Yeniden Keşfi (1886)”.</p>
<p>2021 Aralık’ına kadar internet üzerinden ziyaret edebileceğiniz sergi, Sultan II. Abdülhamid’in verdiği talimatla 1886’da Söğüt ve civarına gerçekleştirilen keşif gezisi sonucunda hazırlanmış ve Almanya şansölyesi Otto von Bismarck’a hediye edilen üç cilt fotoğraf albümünden yola çıkılarak hayata geçirilmiş.</p>
<p>Mayıs 2018-Ocak 2019 tarihleri arasında Koç Üniversitesi Anadolu Medeniyetleri Araştırma Merkezi (ANAMED) tarafından düzenlenen ve büyük ilgi gören sergiyi ziyaret edemeyenler bu ikinci fırsatı kaçırmasınlar derim.</p>
<p>Serginin ana temasını oluşturan, Sultan II. Abdülhamid’in iradesiyle, 1886 yılında Söğüt ve çevresinde yapılan keşif gezisinin gayesi demografik ve fiziksel açıdan bölgenin incelenmesi, iyileştirilmesi ve belgelenmesiymiş. Keşif heyeti Hoca Ali Rıza, Sururili Ahmed Emin, Ahmed Şekûr ve Mehmed Emin gibi dönemin önde gelen fotoğrafçı ve ressamlarından oluşuyormuş. Bu sanatçıların Osmanlı İmparatorluğu’nun ilk başkenti Bursa ile Yenişehir, İznik, Söğüt ve Bozüyük gibi erken Osmanlı yerleşim birimlerindeki gezileri sonucunda ortaya çıkan çok sayıda fotoğraf, karakalem, yağlı boya resim vb. belgelerle Yıldız Sarayı Kütüphanesi için üç ciltlik albüm hazırlanmış. Bu değerli albümler 2017 yılında Bismarck Kütüphanesinde gerçekleştirilen müzayedede satın alınarak Ömer M. Koç Koleksiyonu’na dahil edilmiş.</p>
<p>Küratörlüğünü Bahattin Öztuncay, Ahmet Ersoy, Deniz Türker’in yaptığı sergide Demiryolu Hatları ve Diplomatik Bağlantılar, Söğüt Keşif Gezisi Ekibi, Topografya / Ertuğrul Sancağı, Aşiret Kökleri ve Arşiv bölümleri yer alıyor. Yörede o dönemde yaşayan Türkmen ve yörük aşiretlerine ait izlere, kıyafetlere, hayat şartlarına ve sosyal ilişkilere şahitlik ederken, fotoğrafların kanatlarında çıkacağınız bu tuhaf ama büyüleyici seyahat hafızanızdan silinmeyecek.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-haziran-2021">Derin Tarih Haziran Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
