﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Âşina Yüzler &#8211; Derin Tarih</title>
	<atom:link href="https://www.derintarih.com/kategori/asina-yuzler/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<description>Tarih Okuyan Şaşırmaz</description>
	<lastBuildDate>Mon, 10 Nov 2025 08:49:23 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.7.5</generator>

<image>
	<url>https://www.derintarih.com/wp-content/uploads/2015/12/favicon-150x150.png</url>
	<title>Âşina Yüzler &#8211; Derin Tarih</title>
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>İstanbul’un İlk Modern Cezaevi Hapishane-i Umûmî</title>
		<link>https://www.derintarih.com/asina-yuzler/istanbulun-ilk-modern-cezaevi-hapishane-i-umumi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Oktay Türkoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 10 Nov 2025 08:49:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Âşina Yüzler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=11831</guid>

					<description><![CDATA[1871’in ocak ayında resmî bir törenle açılan Hapishane-i Umûmî, Osmanlı’nın modern anlamdaki ilk hapishanesiydi. Sultanahmet Meydanı’nda bulunan, bir kısmı İbrahim Paşa Sarayı’na, önemli bir bölümü de Mehterhane Kışla binasına dahil edilen Hapishane-i Umûmî, 68 yıllık ömründe hem Osmanlı hem de Cumhuriyet devirlerine şahitlik etti. Gerek işgal ettiği mevki gerekse misafir ettiği Namık Kemal, Ahmed Midhat Efendi, Mizancı Murad, Cevat Şakir Kabaağaçlı gibi meşhur şahsiyetler hasebiyle hep göz önünde olan bu mekândan hatırda kalanlar&#8230; &#160; Devamı Derin Tarih Kasım Sayısında… ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>1871’in ocak ayında resmî bir törenle açılan Hapishane-i Umûmî, Osmanlı’nın modern anlamdaki ilk hapishanesiydi. Sultanahmet Meydanı’nda bulunan, bir kısmı İbrahim Paşa Sarayı’na, önemli bir bölümü de Mehterhane Kışla binasına dahil edilen Hapishane-i Umûmî, 68 yıllık ömründe hem Osmanlı hem de Cumhuriyet devirlerine şahitlik etti. Gerek işgal ettiği mevki gerekse misafir ettiği Namık Kemal, Ahmed Midhat Efendi, Mizancı Murad, Cevat Şakir Kabaağaçlı gibi meşhur şahsiyetler hasebiyle hep göz önünde olan bu mekândan hatırda kalanlar&#8230;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-kasim-2025-/-sayi-164">Derin Tarih Kasım Sayısında… </a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Seyyid Osmanlı El-Üveysi</title>
		<link>https://www.derintarih.com/asina-yuzler/seyyid-osmanli-el-uveysi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Oktay Türkoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 12 Oct 2022 08:56:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Âşina Yüzler]]></category>
		<category><![CDATA[Peygamber]]></category>
		<category><![CDATA[Şeyhülislam]]></category>
		<category><![CDATA[Sultan Abdülhamid Han]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=8573</guid>

					<description><![CDATA[Hz. Peygamber’in Veysel Karanî’ye (ra) hediye ettiği hırka Sultan Abdülmecid döneminde yaptırılan Hırka-i Şerif Camii’nde muhafaza edilmektedir. Ziyarete açıldığı dönemde hırkaya Üveysî ailesinden biri refakat etmekte, bu zata “hırka şeyhi” denilmekteydi. Hırka şeyhleri arasında Seyyid Osman el-Üveysî gibi meşhur hattatlar da bulunmaktadır. &#160; Devamı Derin Tarih Ekim Sayısında… &#160;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Hz. Peygamber’in Veysel Karanî’ye (ra) hediye ettiği hırka Sultan Abdülmecid döneminde yaptırılan Hırka-i Şerif Camii’nde muhafaza edilmektedir. Ziyarete açıldığı dönemde hırkaya Üveysî ailesinden biri refakat etmekte, bu zata “hırka şeyhi” denilmekteydi. Hırka şeyhleri arasında Seyyid Osman el-Üveysî gibi meşhur hattatlar da bulunmaktadır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-ekim-2022">Derin Tarih Ekim Sayısında…</a></strong></p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türk Halkına Tarihini Yeniden Sevdiren Cengâver: Cüneyt Arkın</title>
		<link>https://www.derintarih.com/asina-yuzler/turk-halkina-tarihini-yeniden-sevdiren-cengaver-cuneyt-arkin/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[H. Yıldırım Ağanoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 02 Aug 2022 08:25:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Âşina Yüzler]]></category>
		<category><![CDATA[Arkın Kitabevi]]></category>
		<category><![CDATA[Ekicigil]]></category>
		<category><![CDATA[Fahrettin Cüreklibatur]]></category>
		<category><![CDATA[Gurbet Kuşları]]></category>
		<category><![CDATA[Kırım Tatar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=8389</guid>

					<description><![CDATA[Çocukluk yıllarımda sinemada izlediğim Kara Murat filmlerinin ve bunların başkahramanı Cüneyt Arkın’ın da tarihçi olmamdaki tesiri büyüktür. Bana Osmanlı’yı görsel olarak ilk önce bu filmler tanıttı ve öğretti. Peki, savaş yıllarında Kırım’dan göç edip Eskişehir’e yerleşen Tatar Türklerinden bir ailenin oğlu Fahrettin’in Yeşilçam macerası nasıl başlamıştı? Rotamızı benim tarihçilik hikâyemden Arkın’a çevirelim. Asıl adı Fahrettin Cüreklibatur olan sanatçımız 8 Eylül 1937 tarihinde Eskişehir’in Karaçay köyünde doğdu. Babası İstiklal Harbi gazilerinden Hacı Yakup Cüreklibatır’dır. Soyadı C/Y dönüşümüyle Cürekli &#62; Yürekli ile Batır (bahadır, yiğit) kelimelerinden oluşmuş olup “korkusuz yiğit” mânasına gelmektedir. Bu ses dönüşümü Eskişehir’deki Kırım-Tatar kökenli toplulukların dil özelliklerinden kaynaklanmaktadır.&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Çocukluk yıllarımda sinemada izlediğim Kara Murat filmlerinin ve bunların başkahramanı Cüneyt Arkın’ın da tarihçi olmamdaki tesiri büyüktür. Bana Osmanlı’yı görsel olarak ilk önce bu filmler tanıttı ve öğretti. Peki, savaş yıllarında Kırım’dan göç edip Eskişehir’e yerleşen Tatar Türklerinden bir ailenin oğlu Fahrettin’in Yeşilçam macerası nasıl başlamıştı? Rotamızı benim tarihçilik hikâyemden Arkın’a çevirelim.</p>
<p>Asıl adı Fahrettin Cüreklibatur olan sanatçımız 8 Eylül 1937 tarihinde Eskişehir’in Karaçay köyünde doğdu. Babası İstiklal Harbi gazilerinden Hacı Yakup Cüreklibatır’dır. Soyadı C/Y dönüşümüyle Cürekli &gt; Yürekli ile Batır (bahadır, yiğit) kelimelerinden oluşmuş olup “korkusuz yiğit” mânasına gelmektedir. Bu ses dönüşümü Eskişehir’deki Kırım-Tatar kökenli toplulukların dil özelliklerinden kaynaklanmaktadır.</p>
<p>İstanbul Tıp Fakültesi’nden 1961 yılında mezun oldu. Kısa bir süre Adana’da doktorluk yaptı. Memleketi Eskişehir’de yedek subay olarak askerliğini yaparken, <em>Şafak Bekçileri</em> (1963) filminin çekimleri sırasında yönetmen Halit Refiğ’in dikkatini çekti. Askerliğin ardından 1963 yılında Artist dergisi yarışmasında birinci oldu. Halit Refiğ’in teklifiyle sinema oyunculuğuna başladı. İlk filmi olan, 1964 yapımı <em>Gurbet Kuşları</em>’nın finalindeki kavga sahnesi, kariyerinde önemli bir kırılma noktası oldu. Önce ismi Cüneyt Arkın yapıldı. Cüneyt, <em>Gurbet Kuşları</em>’nın yapımcısı ve <em>Artist</em> mecmuasının yayıncısı Recep Ekicigil’in oğlunun adıdır. Soyadı ise, yine Ekicigil’in dostu, Arkın Kitabevi’nin sahibi Ramazan Arkın’dan hareketle tercih edilmiştir.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-ağustos-2022">Derin Tarih Ağustos Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Şeyh İzzeddin Safiyullâh Efendi</title>
		<link>https://www.derintarih.com/asina-yuzler/seyh-izzeddin-safiyullah-efendi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hasan Basri Öcalan]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 01 Jul 2022 08:26:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Âşina Yüzler]]></category>
		<category><![CDATA[Dr. Emin Acar Efendi]]></category>
		<category><![CDATA[İdris Şimşek]]></category>
		<category><![CDATA[İnegöl]]></category>
		<category><![CDATA[Levent Özcan]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa Kara]]></category>
		<category><![CDATA[Ulus]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=8276</guid>

					<description><![CDATA[Cumhuriyet devrinin dinî kanaat önderlerinden biri de merhum Dr. Emin Acar Efendi idi. Kendisiyle tanışma fırsatı bulamasam da dostlardan çokça hizmetlerini dinlemiş ve hakkında yazılar okumuştum. Kendileri hem siyasî hayatı sırasındaki hizmetleriyle, hem de daha sonra özellikle Ulus’taki mekânına gelenlere yaptığı sohbetlerle belli bir döneme damga vurmuş mümtaz şahsiyetlerdendir. 2022 senesi Mart ayının son pazarı için bir davet aldım. Kadim dostum Levent Özcan, merhum Dr. Emin Acar Efendi’nin vefatının sene-i devriyesi münasebetiyle İnegöl’deki kabri başında bir anma toplantısı yapılacağını ve şayet müsait ise Mustafa Kara hocamızla beraber bu anma merasimine katılımımızdan memnuniyet duyacağını söyledi. Merhumun vefatı 3 Nisan 2016, sene-i&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Cumhuriyet devrinin dinî kanaat önderlerinden biri de merhum Dr. Emin Acar Efendi idi. Kendisiyle tanışma fırsatı bulamasam da dostlardan çokça hizmetlerini dinlemiş ve hakkında yazılar okumuştum. Kendileri hem siyasî hayatı sırasındaki hizmetleriyle, hem de daha sonra özellikle Ulus’taki mekânına gelenlere yaptığı sohbetlerle belli bir döneme damga vurmuş mümtaz şahsiyetlerdendir.</p>
<p>2022 senesi Mart ayının son pazarı için bir davet aldım. Kadim dostum Levent Özcan, merhum Dr. Emin Acar Efendi’nin vefatının sene-i devriyesi münasebetiyle İnegöl’deki kabri başında bir anma toplantısı yapılacağını ve şayet müsait ise Mustafa Kara hocamızla beraber bu anma merasimine katılımımızdan memnuniyet duyacağını söyledi. Merhumun vefatı 3 Nisan 2016, sene-i devriyesi Ramazan ayına denk geldiği için anma toplantısı, birkaç gün öne alınmıştı. 28 Mart 2022 Pazar sabahı Levent Özcan, İdris Şimşek ve Mustafa Kara hocamızla merhumun medfun olduğu İnegöl’e bağlı Deydinler Köyü’ndeki anma programına katıldık. Merasime ilgi bir hayli fazla idi. Burada mevzubahis olacak husus ziyaretin ziyareti açtığıdır. Zira Dr. Emin Acar hakkında muhibbanı oldukça çok şey yazdılar ve yazıyorlar.1</p>
<p>Merhum Emin Acar’ın kabr-i şerif ve külliye fotoğraflarını çekip, son asır tasavvuf tarihi araştırmaları konusunda yed-i tûla sahibi Mehmed Akif Köseoğlu’na gönderdiğimde şu mealde bir mesaj geçtiler: “Hocam Hüseyin Vassâf Bey’e Uşşâkî icâzeti veren Şeyh İzzeddin Safiyullâh Efendi İnegöl’dedir, vaktiniz olursa ziyaret ediniz.” Doğrusunu söylemek gerekirse, Hüseyin Vassâf’ın hayatını, bazı kitaplarını ve çeşitli hatırlarını daha önce okumuş olduğum gibi özellikle bizim için bir başucu kitabı mahiyetindeki <em>Sefîne-i Evliyâ</em> adlı ansiklopedik tasavvuf tarihi eseri ile daima haşir neşir olmaktaydım. Ancak mürşidinin İnegöl’de medfun olduğu hatırımda yoktu. Acaba nerede, merkezde mi; yoksa bir köyde mi medfundu? İşte burada teknoloji devreye girdi ve “Google”dan yaptığım kısa bir araştırmadan sonra Hazretin izini bulabildim.</p>
<p>Deydinler Köyü’nde mevlid-i şerif kıraati, misafirhane, Kur’an Kursu açılışı ve namazı müteakib, yemek ikramı ile merasim sona erince durumu yol arkadaşlarıma ve programa ayrı bir ekiple gelen M. Safiyüddin Erhan Bey’e açtım. Onlar da böyle bir ziyaretten memnun kalacaklarını ifade ettiler.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-temmuz-2022">Derin Tarih Temmuz Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bir Nakl-i Kubûr Hikâyesi</title>
		<link>https://www.derintarih.com/asina-yuzler/bir-nakl-i-kubur-hikayesi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Oktay Türkoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 06 Jun 2022 07:32:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Âşina Yüzler]]></category>
		<category><![CDATA[Abdülmecid]]></category>
		<category><![CDATA[Aşiyan]]></category>
		<category><![CDATA[II. Abdülhamid]]></category>
		<category><![CDATA[Nazime Hanım]]></category>
		<category><![CDATA[osmanli]]></category>
		<category><![CDATA[Tevfik Fikret]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=8140</guid>

					<description><![CDATA[Tevfik Fikret edebiyat tarihimizin en unutulmaz simalarından biri hiç şüphesiz. Neşrettiği şiir kitapları kadar siyasî duruşuyla da tartışılmış bir şahsiyet olan Fikret, 48 sene ömür sürmüştür. Önce II. Abdülhamid, sonra da meşhur “Han-ı Yağma” şiirinin başrolündeki Meşrutiyet rejimi için sert bir tavır içinde olan Fikret’in ölümünü hazırlayan unsurlardan biri de kendisini kötümserlik girdabına sokan Osmanlı’nın son devrinin çalkantılı siyasî atmosferdi. Bu halin bir neticesi olarak Fikret diyabet hastalığına yakalanmıştır. Esasında yıllardır kuyusunu kazan bu hastalık daha da hararetlenmiş ve sıhhatinin yerinde olduğunda ayak direyerek doktorların perhiz tavsiyeleri başta olmak üzere, reçetelerine karşı çıkması ölümünü hızlandırmıştır. Nihayet 19 Ağustos 1915 gecesi&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Tevfik Fikret edebiyat tarihimizin en unutulmaz simalarından biri hiç şüphesiz. Neşrettiği şiir kitapları kadar siyasî duruşuyla da tartışılmış bir şahsiyet olan Fikret, 48 sene ömür sürmüştür. Önce II. Abdülhamid, sonra da meşhur “Han-ı Yağma” şiirinin başrolündeki Meşrutiyet rejimi için sert bir tavır içinde olan Fikret’in ölümünü hazırlayan unsurlardan biri de kendisini kötümserlik girdabına sokan Osmanlı’nın son devrinin çalkantılı siyasî atmosferdi. Bu halin bir neticesi olarak Fikret diyabet hastalığına yakalanmıştır. Esasında yıllardır kuyusunu kazan bu hastalık daha da hararetlenmiş ve sıhhatinin yerinde olduğunda ayak direyerek doktorların perhiz tavsiyeleri başta olmak üzere, reçetelerine karşı çıkması ölümünü hızlandırmıştır. Nihayet 19 Ağustos 1915 gecesi Aşiyan adını verdiğini Bebek’teki konutunda hayatını kaybeder. Haberi alan Rıza Tevfik, Ruşen Eşref, Abdülhak Hamid Tarhan, Cenab Şahabettin gibi yakın dostları bu durumu teessürle karşılamış; ev bir matem havasına bürünmüştür. O gece Fikret’in eşi Nazime Hanım haricinde belki de tek kadın, ressam Mihri Hanım’dır ve bugün müze olarak kullanılan Aşiyan’da görülebilen, Fikret’in ölüm anından kısa süre sonra alınmış maskı kendisi yapmıştır.</p>
<p>Rıza Tevfik’in söylediğine göre Fikret’in vasiyeti evinin bahçesine gömülmekmiş. Bu anlaşılabilir bir durum; çünkü Fikret’in uzun yıllar görev yaptığı Robert Kolej ile evinin arasında kısa bir yürüyüş mesefesi vardı ve bunun sebebinin, Fikret’in insanlardan uzak durma temayülü olduğu açıktı. Bununla birlikte kayınpederi Mustafa Bey, Aşiyan’ın ileride elden çıkabileceğini söyleyerek onun Eyüp’teki aile kabristanına defnedilmesinin daha makul olacağına karar vermiştir.1 Nitekim aynı gün küçük bir cemaatin katılımıyla cenaze namazı kılınan Fikret, Feshane Caddesi ile Cami-i Kebir Sokağı’nın kesişiminde yer alan Ferhat Paşa’nın türbesinin yanındaki kabristana defnedilmiştir.2 Fikret, cenazesinde kimlerin olmasını istediğinden ve istemediğinden; kimlerin konuşma yapacağına kadar her şeyi vasiyetinde yazmıştır. Bunların arasında zikre değer kişilerden biri de Şehzade (Halife) Abdülmecid’tir. Devrin sanatçılarıyla yakın ilişkide olduğunu bilenen Abdülmecid Efendi Fikret’e de yakın alâka duymuş, hatta onun <em>Sis</em> şiirinin resmini yapıp ona hediye etmiştir. Bu tablo bugün Fikret’in müze olan evinde görülebilir.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-haziran-2022">Derin Tarih Haziran Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
