﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Ayın Kelimesi &#8211; Derin Tarih</title>
	<atom:link href="https://www.derintarih.com/kategori/ayin-kelimesi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<description>Tarih Okuyan Şaşırmaz</description>
	<lastBuildDate>Mon, 01 Aug 2016 13:06:42 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.7.7</generator>

<image>
	<url>https://www.derintarih.com/wp-content/uploads/2015/12/favicon-150x150.png</url>
	<title>Ayın Kelimesi &#8211; Derin Tarih</title>
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>İnkılap, İhtilal, Devrim&#8230; Nam-ı Diğer, Darbe!</title>
		<link>https://www.derintarih.com/ayin-kelimesi/inkilap-ihtilal-devrim-nam-i-diger-darbe/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mehmet Doğan]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 31 Jul 2016 21:35:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ayın Kelimesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derintarih.com/?p=1151</guid>

					<description><![CDATA[Darb/zarb “vurma, vuruş” demek. Eskiden matematikte çarpma işlemine de darb/zarb denilirdi. Arapça kelime bu haliyle artık “darb etmek” şeklinde kullanılıyor. Açık Türkçesi “dövmek”. Darbe ise daha yaygın kullanma sahası olan bir kelime. Yine “vurma, vuruş, çarpma” anlamı esas. Mecazen, “musibet, felaket” anlamı var. Askerî olarak, düşmanın stratejik hedeflerine yapılan süratli ve tesirli hücuma da “darbe” deniliyor. Askerî anlamla siyasî anlam arasında kolaylıkla rabıta kurulabilir. Siyaset dilinde darbe, “Kuvvet kullanmak suretiyle yapılan iktidar değişikliği, taklib-i hükümet, darbe-i hükümet, hükümet darbesi” demektir. Devamı Derin Tarih Ağustos Sayısında&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Darb/zarb “vurma, vuruş” demek. Eskiden matematikte çarpma işlemine de darb/zarb denilirdi. Arapça kelime bu haliyle artık “darb etmek” şeklinde kullanılıyor. Açık Türkçesi “dövmek”. Darbe ise daha yaygın kullanma sahası olan bir kelime. Yine “vurma, vuruş, çarpma” anlamı esas. Mecazen, “musibet, felaket” anlamı var. Askerî olarak, düşmanın stratejik hedeflerine yapılan süratli ve tesirli hücuma da “darbe” deniliyor. Askerî anlamla siyasî anlam arasında kolaylıkla rabıta kurulabilir. Siyaset dilinde darbe, “Kuvvet kullanmak suretiyle yapılan iktidar değişikliği, taklib-i hükümet, darbe-i hükümet, hükümet darbesi” demektir.</p>
<p>Devamı <a href="http://www.birlikte.com.tr/derintarih-agustos2016">Derin Tarih Ağustos Sayısında&#8230;</a></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Korsan Ol, Dünyadan Açıkta Dur!</title>
		<link>https://www.derintarih.com/ayin-kelimesi/korsan-ol-dunyadan-acikta-dur/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mehmet Doğan]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 01 Jul 2016 02:00:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ayın Kelimesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derintarih.com/?p=1081</guid>

					<description><![CDATA[“Evvelki vasiyet budur ki, kapudan kendi korsan değil ise derya hususunda ve derya cengi ahvalinde korsanlar ile meşveret edüp dinleye…” İlk öğüt: Kaptan, kendi korsan değilse, deniz konusunda ve deniz savaşı durumunda korsanlar ile danışıp onları dinlemelidir. Kâtip Çelebi’nin Tuhfetü’l-Kibar fi Esfaril-Bihar, yani “Deniz seferleri hakkında büyüklere armağan”ında, “derya ve donanma ahvaline müteallik korsanlar vesayasındandır” başlığı altında ilk vasiyette böyle deniliyor. Bu öğüdün “korsan” kelimesinin sözlüklerdeki “gemilere saldıran deniz haydudu, deniz hırsızı” anlamını haleldar etmediği söylenebilir mi? Osmanlı ilim tarihinin müstesna siması Kâtip Çelebi’nin metninde korsanın “tecrübeli, görmüş geçirmiş denizci” anlamına geldiğini kavramak zor değil. Çelebi, vasiyetlerin sekizincisinde de şöyle&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>“Evvelki vasiyet budur ki, kapudan kendi korsan değil ise derya hususunda ve derya cengi ahvalinde korsanlar ile meşveret edüp dinleye…” İlk öğüt: Kaptan, kendi korsan değilse, deniz konusunda ve deniz savaşı durumunda korsanlar ile danışıp onları dinlemelidir.</p>
<p>Kâtip Çelebi’nin Tuhfetü’l-Kibar fi Esfaril-Bihar, yani “Deniz seferleri hakkında büyüklere</p>
<p>armağan”ında, “derya ve donanma ahvaline müteallik korsanlar vesayasındandır” başlığı altında ilk vasiyette böyle deniliyor.</p>
<p>Bu öğüdün “korsan” kelimesinin sözlüklerdeki “gemilere saldıran deniz haydudu, deniz hırsızı” anlamını haleldar etmediği söylenebilir mi?</p>
<p>Osmanlı ilim tarihinin müstesna siması Kâtip Çelebi’nin metninde korsanın “tecrübeli, görmüş geçirmiş denizci” anlamına geldiğini kavramak zor değil. Çelebi, vasiyetlerin sekizincisinde de şöyle diyor: “Baştarda reisleri cezayirde ve deryada niçe yıllar gezmiş, korsanlık etmiş ola.”</p>
<p>“Baştarda”, yani kadırga cinsinden zamanın büyük savaş gemisi… Bunların reislerinin adalarda ve denizde nice yıllar gezmesi ve korsanlık etmesi gerekiyor. “Korsan” burada bir denizcilik tarzını anlatıyor ki, bu da tamı tamına “deniz akıncılığı” dır. Bunun haydutluğu, çapulu, yağmayı aşan bir tarz olduğunu bir kenara yazalım.</p>
<p>Devamı Derin Tarih Dergisi <a href="http://www.birlikte.com.tr/derintarih-temmuz2016">Temmuz 2016</a> Sayısında&#8230;</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Canım “Bahçe” Nasıl “Park” Oldu?</title>
		<link>https://www.derintarih.com/ayin-kelimesi/canim-bahce-nasil-park-oldu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mehmet Doğan]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 01 Jun 2016 04:30:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ayın Kelimesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derintarih.com/?p=966</guid>

					<description><![CDATA[1992’de Türkiye Yazarlar Birliği heyetinin bir ay süren Türkistan seferinde Taşkent’in en büyük parkını gezerken, iki Türkiye (Türkistan ve Türkiye) arasındaki kültürel farklılaşmalardan biri daha karşımıza çıkmıştı: “Nevaî Bağı”ndaydık! Özbekler en büyük şairleri Ali Şir Nevaî adına muazzam bir park yapmışlardı. Parka “bağ” denilmesi bize önce tuhaf göründü, fakat zihnimizi yoklayınca, “park”ın dilimizde daha önce “bahçe” ile karşılandığını hatırladık. Gülhane Bahçesi’ne “Gülhane Parkı” denilmesi, son zamanlara ait bir alışkanlık. Orası Topkapı Sarayı’nın has bahçesi idi. Sonra halka açıldı, “Gülhane Bahçesi” denildi ve nihayet “Gülhane Parkı” oldu! Sadece Gülhane mi “bahçe”den “park”a dönüştürüldü? Yıldız Bahçesi de “Yıldız Parkı” yapılmadı mı? “Bağ”&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>1992’de Türkiye Yazarlar Birliği heyetinin bir ay süren Türkistan seferinde Taşkent’in en büyük parkını gezerken, iki Türkiye (Türkistan ve Türkiye) arasındaki kültürel farklılaşmalardan biri daha karşımıza çıkmıştı: “Nevaî Bağı”ndaydık! Özbekler en büyük şairleri Ali Şir Nevaî adına muazzam bir park yapmışlardı. Parka “bağ” denilmesi bize önce tuhaf göründü, fakat zihnimizi yoklayınca, “park”ın dilimizde daha önce “bahçe” ile karşılandığını hatırladık.</p>
<p>Gülhane Bahçesi’ne “Gülhane Parkı” denilmesi, son zamanlara ait bir alışkanlık. Orası Topkapı Sarayı’nın has bahçesi idi. Sonra halka açıldı, “Gülhane Bahçesi” denildi ve nihayet “Gülhane Parkı” oldu! Sadece Gülhane mi “bahçe”den “park”a dönüştürüldü? Yıldız Bahçesi de “Yıldız Parkı” yapılmadı mı?</p>
<p>“Bağ” dilimize Farsçadan geçen bir kelime; <em>Kutadgu Bilig</em>’de kullanıldığını hatırlarsak, edebiyat dilimize girişinin 10. asra yaklaştığını söylemiş oluruz. Bahçe’ye de <em>Atabetü’l-Hakayık</em>’ta rastlanıyor. Demek ki, o da 9 asırlık bir kelimemiz. Bağ, bahçe lâfı edilir de bostan unutulur mu? Bostan/bu(y)istan, yani kokulu bitkilerin, çiçeklerin bulunduğu yer&#8230; Bu üç kelime zaman içinde farklılaşmış. Bahçe, “bağ-çe”, bağın küçüğü, fakat artık bu anlamda kullanılmıyor.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Devamı Derin Tarih Dergisi <a href="http://www.birlikte.com.tr/derintarih-haziran" target="_blank">Haziran 2016</a> Sayısında&#8230;</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kim “Genç” ve “Gençlik Bayramı” ne?</title>
		<link>https://www.derintarih.com/ayin-kelimesi/kim-genc-ve-genclik-bayrami-ne/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mehmet Doğan]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 01 May 2016 05:00:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ayın Kelimesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derintarih.com/?p=849</guid>

					<description><![CDATA[Bu ay “gençlik bayramı” ayı. Cumhuriyet’in ihdas edilen bayramlarından biri Gençlik (ve Spor) Bayramı. 19 Mayıs’a, yani Mustafa Kemal Paşa’nın Samsun’a çıkış gününe izafeten yapılıyor. İşe bakın ki, aynı ayda İstanbul’un fethi de var. Ve bu fetih bir gencin ulaşabileceği en yüksek zirveyi işaret ediyor. Kutlu bir müjdeyi sekiz asır sonra hayata geçirmek, hiçbir faniye nasib olmayan “güzel kumandan” tacını takınmak, bir çağı kapatmak! Genç, halis Türkçe bir kelime. Ona Divanü Lügati’t-Türk’te, eski Uygur metinlerinde rastlıyoruz. Eski Türkçede kanç veya kenç. Batıya doğru yolculuğumuzda değişim geçirmiş, ilk harf yumuşamış, “g” olmuş, yazılırken yine “kef” le yazılıyor. Ken/gen-mek “büyümek, artmak”tan olabilir.&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bu ay “gençlik bayramı” ayı. Cumhuriyet’in ihdas edilen bayramlarından biri Gençlik (ve Spor) Bayramı. 19 Mayıs’a, yani Mustafa Kemal Paşa’nın Samsun’a çıkış gününe izafeten yapılıyor. İşe bakın ki, aynı ayda İstanbul’un fethi de var. Ve bu fetih bir gencin ulaşabileceği en yüksek zirveyi işaret ediyor. Kutlu bir müjdeyi sekiz asır sonra hayata geçirmek, hiçbir faniye nasib olmayan “güzel kumandan” tacını takınmak, bir çağı kapatmak! Genç, halis Türkçe bir kelime. Ona <em>Divanü Lügati’t-Türk</em>’te, eski Uygur metinlerinde rastlıyoruz.</p>
<p>Eski Türkçede <em>kanç </em>veya <em>kenç</em>. Batıya doğru yolculuğumuzda değişim geçirmiş, ilk harf yumuşamış, “g” olmuş, yazılırken yine “kef” le yazılıyor. Ken/gen-mek “büyümek, artmak”tan olabilir. Gen-iş eski bir kelimemiz, gen-leş-mek yeni icad bir kelimemiz. Kök aynı. <em>Divanü Lügati’t-Türk</em>’te “kenç” çocuk olarak açıklanıyor; hayvanların küçüklerine de öyle denildiği belirtilerek. “Kenç anasın emdi”, “kenç süt sordı.” Ayın gencine, yani yeni doğmuşuna, yani hilâle “genc ay” denildiğini biliyor muydunuz? İşte herdem genç koca Yunus söylüyor:</p>
<p><em>İki kaşın ay, alın genc aya verir sebak</em></p>
<p><em>(İki kaşın ay, alın genç aya ders verir!)</em></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bizim yoğurdumuz “AK”tır!</title>
		<link>https://www.derintarih.com/ayin-kelimesi/bizim-yogurdumuz-aktir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mehmet Doğan]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 01 Apr 2016 05:00:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ayın Kelimesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derintarih.com/?p=717</guid>

					<description><![CDATA[“Müslüman saati” yazısıyla hayatımızdaki değişimin pek farkında olmadığımız zaman boyutunu ifşa eden Ahmet Hâşim “memleketimizde akşamın habercisi yoğurtçudur” diyor… Hâşim’e akşamı haber veren yoğurtçuları son tanıyanlar bizleriz belki de&#8230; Tavalara çalınmış yoğurdu omuz terazisinin kefelerinde akşama doğru “yoğurtcuuu, kaymaaak” nidalarıyla pazarlayan yoğurtçuların devri gerilerde kaldı, fakat yoğurt hayatımızdaki yerini koruyor. Büyük yazarımız, yoğurdun bir gün dışımızdaki dünyanın hayatına, hem de bizdeki ismiyle karışacağını tahmin edebilir miydi? “Amerika’da yoğurt savaşları” başlıklı bir yazı (Fikri Türkel, “Amerika’da yoğurt savaşları” Vahdet, 27.2.2015) bende böyle bir çağrışıma yol açtı.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>“Müslüman saati” yazısıyla hayatımızdaki değişimin pek farkında olmadığımız zaman boyutunu ifşa eden Ahmet Hâşim “memleketimizde akşamın habercisi yoğurtçudur” diyor…</p>
<p>Hâşim’e akşamı haber veren yoğurtçuları son tanıyanlar bizleriz belki de&#8230; Tavalara çalınmış yoğurdu omuz terazisinin kefelerinde akşama doğru “yoğurtcuuu, kaymaaak” nidalarıyla pazarlayan yoğurtçuların devri gerilerde kaldı, fakat yoğurt hayatımızdaki yerini koruyor.</p>
<p>Büyük yazarımız, yoğurdun bir gün dışımızdaki dünyanın hayatına, hem de bizdeki ismiyle karışacağını tahmin edebilir miydi? “Amerika’da yoğurt savaşları” başlıklı bir yazı (Fikri Türkel, “Amerika’da yoğurt savaşları” Vahdet, 27.2.2015) bende böyle bir çağrışıma yol açtı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Aşkın Izdırabı&#8230;</title>
		<link>https://www.derintarih.com/ayin-kelimesi/askin-izdirabi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mehmet Doğan]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 01 Mar 2016 07:40:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ayın Kelimesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derintarih.com/?p=625</guid>

					<description><![CDATA[En muzdarip, en çok zulme uğratılmış, haksızlığa ma­ruz kalmış kelimeler sıra­lamasında “aşk” en başlar­da yer alır. “Aşk” o halis mânasından uzak­laştılarak öyle süflî mânalarla anı­lır ki&#8230; “Aşk yapmak!” gibisinden! Sev/sew-mek kökü Divanü Lüga­ti’t-Türk’de var. Bugünkü mânada, sevdi, sever, seversen, sevmek, sev­mes (sevmez)&#8230; Sevinmek var, se­vinç var, sevişmek dahi var. Kadınla erkek arasında cinsî mü­nasebeti anlatan kelimede de deği­şiklik yok. Bin yıl önce ne diyorsak, o! Onun bu mânada “sevişmek” ola­rak tavsifi, ne zamana mahsus, bu­nu bilemiyoruz. Aşk “sevgi” elbette. Ama sevgiyi aşan bir sevgi; şiddetli sevgi, gönül verme, candan sevme, muhabbet, iptila, tutkunluk, sevda&#8230; Yunus Emre, “aşk gelicek cümle eksikler&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>En muzdarip, en çok zulme uğratılmış, haksızlığa ma­ruz kalmış kelimeler sıra­lamasında “aşk” en başlar­da yer alır.</p>
<p>“Aşk” o halis mânasından uzak­laştılarak öyle süflî mânalarla anı­lır ki&#8230; “Aşk yapmak!” gibisinden!</p>
<p>Sev/sew-mek kökü <em>Divanü Lüga­ti’t-Türk</em>’de var. Bugünkü mânada, sevdi, sever, seversen, sevmek, sev­mes (sevmez)&#8230; Sevinmek var, se­vinç var, sevişmek dahi var.</p>
<p>Kadınla erkek arasında cinsî mü­nasebeti anlatan kelimede de deği­şiklik yok. Bin yıl önce ne diyorsak, o! Onun bu mânada “sevişmek” ola­rak tavsifi, ne zamana mahsus, bu­nu bilemiyoruz.</p>
<p>Aşk “sevgi” elbette. Ama sevgiyi aşan bir sevgi; şiddetli sevgi, gönül verme, candan sevme, muhabbet, iptila, tutkunluk, sevda&#8230;</p>
<p>Yunus Emre, “aşk gelicek cümle eksikler biter” demişti.</p>
<p>Fuzulî’ye “Aşk imiş her ne var âlemde/İlm bir kıyl ü kaal imiş an­cak” dedirten ne ola ki? Kısaca: İlim dedikodudan ibaret, her ne varsa aşk!</p>
<p>İşte siz Mecnun’sunuzdur ve o za­man Kâbe’de duanız şöyle olur:</p>
<p>Ya Rab belâ-yı aşk ile kıl âşina beni</p>
<p>Bir dem belâ-yı aşktan etme cüda beni.</p>
<p>Fransız asıllı Polanyalı dilci Me­ninski 17. yüzyılın sonlarında ka­leme aldığı ünlü Thesaurus’unda, “aşk”ı dört kelime ile karşılıyor: Di­lectio/içten sevgi, amor/sevgi, pas­sio/ihtiras, tutku/lubentia&#8230;</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ayın Kelimesi: &#8220;mülteci&#8221; ile &#8220;muhacir&#8221; arasında</title>
		<link>https://www.derintarih.com/ayin-kelimesi/multeci-ile-muhacir-arasinda/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mehmet Doğan]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 31 Jan 2016 22:01:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ayın Kelimesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derintarih.com/?p=506</guid>

					<description><![CDATA[Mülteci” (refuge) Avrupa’da yılın kelimesi seçilmiş&#8230; Kavimler göçünü bir türlü hâfızasından silemeyen Avrupa, mültecilerin yol açacağı meseleleri o çerçevenin dışında kabullenemiyor. Mülteci dalgaları Avrupa dalgakıranlarından/ sınırlarından önce şimdi “Ege” denilen Osmanlı’nın Adalar denizinde söndürülüyor&#8230; Nice Aylan bebekler Avrupa medeniyetinin hüsranını iliklerimize işletiyor. “Bizim rahatımız kaçmasın da dünyanın bir yerlerinde ne olursa olsun, insanlar açlıktan, sefaletten ölürse ölsün&#8230;” Bencilliğin Avrupa merkezciliği bu! Bizim zihnimizde “mülteci”nin yeri farklı, “muhacir”in makamı ayrı&#8230; Her iki kelimenin de zengin arkaplanları var. O yüzden her iki kelimeyi de çöpe atmak istedik! 1935’in resmî Osmanlıcadan Türkçeye Karşılıklar Kılavuzu’nda iki kelimeye de karşılık bulunmuş: Mülteci: Sığınık. Muhacir: Göçmen&#8230;&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Mülteci” (refuge) Avrupa’da yılın kelimesi seçilmiş&#8230; Kavimler göçünü bir türlü hâfızasından silemeyen Avrupa, mültecilerin yol açacağı meseleleri o çerçevenin dışında kabullenemiyor. Mülteci dalgaları Avrupa dalgakıranlarından/ sınırlarından önce şimdi “Ege” denilen Osmanlı’nın Adalar denizinde söndürülüyor&#8230; Nice Aylan bebekler Avrupa medeniyetinin hüsranını iliklerimize işletiyor.</p>
<p>“Bizim rahatımız kaçmasın da dünyanın bir yerlerinde ne olursa olsun, insanlar açlıktan, sefaletten ölürse ölsün&#8230;” Bencilliğin Avrupa merkezciliği bu!</p>
<p>Bizim zihnimizde “mülteci”nin yeri farklı, “muhacir”in makamı ayrı&#8230; Her iki kelimenin de zengin arkaplanları var. O yüzden her iki kelimeyi de çöpe atmak istedik! 1935’in resmî <em>Osmanlıcadan Türkçeye Karşılıklar Kılavuzu</em>’nda iki kelimeye de karşılık bulunmuş: Mülteci: Sığınık. Muhacir: Göçmen&#8230;</p>
<p><em>Devamı Derin Tarih’in Şubat sayısında!</em></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bu ayın kelimesi: &#8220;Kahve&#8221;</title>
		<link>https://www.derintarih.com/ayin-kelimesi/bu-ayin-kelimesi-kahve/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mehmet Doğan]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 31 Dec 2015 22:00:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ayın Kelimesi]]></category>
		<category><![CDATA[ayın kelimesi]]></category>
		<category><![CDATA[kahve]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://derintarih.pho.fm/?p=259</guid>

					<description><![CDATA[Dil değiştirme tarihimizin doğru kav­ranması için “kahve” kelimesi kadar dörtbaşı mâmur örnek çok nâdir bulunur her hâlde. Son zamanlarda bil­hassa büyük şehirleri­mizde bu kelimenin kul­lanılma sıklığı gittikçe azalıyor. Türkler bütün dünyada kendi adlarıy­la anılan bu mükeyyifa­tı neredeyse unuttular. Çay günlük hayatta daha fazla rağbet buluyor. İsmiyle müsemma “Türk kahvesi” en mükemmel Bosna’da pişiriliyor; Türkiye’de otellerde ve bazı lüks lo­kantalarda “kahveci güzelleri” eliy­le turistik bir içecek olarak sunulu­yor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dil değiştirme tarihimizin doğru kav­ranması için “kahve” kelimesi kadar dörtbaşı mâmur örnek çok nâdir bulunur her hâlde. Son zamanlarda bil­hassa büyük şehirleri­mizde bu kelimenin kul­lanılma sıklığı gittikçe azalıyor. Türkler bütün dünyada kendi adlarıy­la anılan bu mükeyyifa­tı neredeyse unuttular. Çay günlük hayatta daha fazla rağbet buluyor. İsmiyle müsemma “Türk kahvesi” en mükemmel Bosna’da pişiriliyor; Türkiye’de otellerde ve bazı lüks lo­kantalarda “kahveci güzelleri” eliy­le turistik bir içecek olarak sunulu­yor.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bu ayın kelimesi: &#8220;Yılbaşı&#8221;</title>
		<link>https://www.derintarih.com/ayin-kelimesi/bu-ayin-kelimesi-yilbasi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mehmet Doğan]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 30 Nov 2015 22:00:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ayın Kelimesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://derintarih.pho.fm/?p=192</guid>

					<description><![CDATA[Noel yılbaşından farklı bir kutlama” diyenler çıkacak. Evet, “noel” (Latince “natalis”den, doğum), yani Hz. İsa’nın doğum gününe izafe edilen kutlama, yılbaşından 6 gün önce, 25 Aralık’ta. İngilizler “christmas” diyorlar ki, aynı kapıya çıkıyor. 26 Aralık’ta da kutlamalar devam ediyor. Noel tatili, yılbaşını da içine alacak şekilde uzatılıyor ve böylece iki “kutlama” birleşiyor&#8230; Ayırt edebilen beri gelsin! Yılbaşının “noel”le alâkası olmadığına, yılbaşında “christmas”ı kutlamadığımıza yemin kasem ediyorlar.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Noel yılbaşından farklı bir kutlama” diyenler çıkacak. Evet, “noel” (Latince “natalis”den, doğum), yani Hz. İsa’nın doğum gününe izafe edilen kutlama, yılbaşından 6 gün önce, 25 Aralık’ta. İngilizler “christmas” diyorlar ki, aynı kapıya çıkıyor. 26 Aralık’ta da kutlamalar devam ediyor. Noel tatili, yılbaşını da içine alacak şekilde uzatılıyor ve böylece iki “kutlama” birleşiyor&#8230; Ayırt edebilen beri gelsin! Yılbaşının “noel”le alâkası olmadığına, yılbaşında “christmas”ı kutlamadığımıza yemin kasem ediyorlar.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
