﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Deşifre &#8211; Derin Tarih</title>
	<atom:link href="https://www.derintarih.com/kategori/desifre/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<description>Tarih Okuyan Şaşırmaz</description>
	<lastBuildDate>Mon, 05 Jan 2026 14:44:16 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.7.5</generator>

<image>
	<url>https://www.derintarih.com/wp-content/uploads/2015/12/favicon-150x150.png</url>
	<title>Deşifre &#8211; Derin Tarih</title>
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>18. Yüzyılda Osmanlı Hakimiyetine Girmek İsteyen Katolik Ada: Korsika</title>
		<link>https://www.derintarih.com/desifre/18-yuzyilda-osmanli-hakimiyetine-girmek-isteyen-katolik-ada-korsika/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ali Yekta Doğruer]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 05 Jan 2026 14:44:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Deşifre]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=11953</guid>

					<description><![CDATA[18. yüzyılın ortalarında Korsika Adası’nın Osmanlı Devleti’nin himayesine girme yönünde yürüttüğü girişimler, Akdeniz tarihinin en dikkat çekici fakat en az bilinen hadiselerinden biridir. Bu teşebbüsler, sadece bir adanın kader arayışıyla sınırlı kalmamış, aynı zamanda Osmanlı Devleti’nin Avrupa siyasetindeki algılanış biçimini, büyük güçler arasındaki rekabeti ve Akdeniz’in çok katmanlı diplomatik yapısını da gözler önüne sermişti. &#160; Devamı Derin Tarih Ocak Sayısında… ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>18. yüzyılın ortalarında Korsika Adası’nın Osmanlı Devleti’nin himayesine girme yönünde yürüttüğü girişimler, Akdeniz tarihinin en dikkat çekici fakat en az bilinen hadiselerinden biridir. Bu teşebbüsler, sadece bir adanın kader arayışıyla sınırlı kalmamış, aynı zamanda Osmanlı Devleti’nin Avrupa siyasetindeki algılanış biçimini, büyük güçler arasındaki rekabeti ve Akdeniz’in çok katmanlı diplomatik yapısını da gözler önüne sermişti.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-ocak-2026-/-sayi-166">Derin Tarih Ocak Sayısında… </a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Isparta’ya Gül Nereden Geldi?</title>
		<link>https://www.derintarih.com/desifre/ispartaya-gul-nereden-geldi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif Emre Gündüz]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 06 Oct 2025 11:47:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Deşifre]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=11771</guid>

					<description><![CDATA[Binlerce yıldır bilinen ve kullanılan gül, Rumeli’de başta Edirne olmak üzere Filibe, Kazanlık, Eski ve Yeni Zağra, Çerban ve Tatarpazarcık gibi yerlerde yetiştirilip gül yağı elde ediliyordu. Sultan II. Abdülhamid’in teşviğiyle 1880’li yıllardan itibaren Anadolu’nun birçok şehrinde, hatta Suriye’de gül yetiştirilmeye başlandı. Öyle ki 1911’e gelindiğinde gül yağı ihraç eder hale gelmiştik ve Isparta, önemli bir gül yetiştiriciliği merkezi olmuştu. &#160; Devamı Derin Tarih Ekim Sayısında… ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Binlerce yıldır bilinen ve kullanılan gül, Rumeli’de başta Edirne olmak üzere Filibe, Kazanlık, Eski ve Yeni Zağra, Çerban ve Tatarpazarcık gibi yerlerde yetiştirilip gül yağı elde ediliyordu. Sultan II. Abdülhamid’in teşviğiyle 1880’li yıllardan itibaren Anadolu’nun birçok şehrinde, hatta Suriye’de gül yetiştirilmeye başlandı. Öyle ki 1911’e gelindiğinde gül yağı ihraç eder hale gelmiştik ve Isparta, önemli bir gül yetiştiriciliği merkezi olmuştu.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-ekim-2025-/-sayi-163">Derin Tarih Ekim Sayısında… </a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Osmanlı’da Belgede Sahtecilik Vakaları</title>
		<link>https://www.derintarih.com/desifre/osmanlida-belgede-sahtecilik-vakalari/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif Emre Gündüz]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 01 Sep 2025 12:00:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Deşifre]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=11714</guid>

					<description><![CDATA[Günümüzde olduğu gibi Osmanlı döneminde de sahte belge vakaları yaşanıyordu. Bazen devletin aldığı bir tedbire takılarak, bazen de ihbar sonucu ya da suçüstü yapılarak yakayı ele veren sahteciler çeşitli cezalara çarptırılmışlardır. Sahte Seyyidlik şecelerinden sahte mühür ile halktan para toplamaya; sahte tapu, diploma ve şehadetnameye, hatta ferman ve berata uzanan bir çeşitlilikte baş gösteren vakalara belgeler ışığında örnekler… &#160; Devamı Derin Tarih Eylül Sayısında… ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Günümüzde olduğu gibi Osmanlı döneminde de sahte belge vakaları yaşanıyordu. Bazen devletin aldığı bir tedbire takılarak, bazen de ihbar sonucu ya da suçüstü yapılarak yakayı ele veren sahteciler çeşitli cezalara çarptırılmışlardır. Sahte Seyyidlik şecelerinden sahte mühür ile halktan para toplamaya; sahte tapu, diploma ve şehadetnameye, hatta ferman ve berata uzanan bir çeşitlilikte baş gösteren vakalara belgeler ışığında örnekler…</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-eylul-2025-/-sayi-162">Derin Tarih Eylül Sayısında… </a></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mevlevî Mutfağında Balık Pişer Miydi?</title>
		<link>https://www.derintarih.com/desifre/mevlevi-mutfaginda-balik-piser-miydi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[İbrahim Halil Güvenç]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 03 Jun 2025 10:42:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Deşifre]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=11535</guid>

					<description><![CDATA[Mutfağı seyrusülûkun merkezine yerleştiren Mevlevîler, tabii olarak dikkate değer bir mutfak kültürü geliştirmişlerdi. Mevlevîlik üzerine çok sayıda eser kaleme alan Abdülbaki Gölpınarlı da Mevlevîlikte yemeğin pişmesi, sofraya indirilmesi ve yenilmesinin bir tören ciddiyetinde gerçekleştiğini kaydeder. Mevlânâ’dan Sonra Mevlevîlik ve Mevlevî âdâb ve Erkânı adlı eserlerinde Mevlevî mutfağına balık ve denizden çıkan hiçbir şeyin giremeyeceğini, bunların matbah-ı şerîf için haram sayıldığını iddia eder. Peki hakikaten öyle midir? &#160; Devamı Derin Tarih Haziran Sayısında… ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Mutfağı seyrusülûkun merkezine yerleştiren Mevlevîler, tabii olarak dikkate değer bir mutfak kültürü geliştirmişlerdi. Mevlevîlik üzerine çok sayıda eser kaleme alan Abdülbaki Gölpınarlı da Mevlevîlikte yemeğin pişmesi, sofraya indirilmesi ve yenilmesinin bir tören ciddiyetinde gerçekleştiğini kaydeder. Mevlânâ’dan Sonra Mevlevîlik ve Mevlevî âdâb ve Erkânı adlı eserlerinde Mevlevî mutfağına balık ve denizden çıkan hiçbir şeyin giremeyeceğini, bunların matbah-ı şerîf için haram sayıldığını iddia eder. Peki hakikaten öyle midir?</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-haziran-2025-/-sayi-159">Derin Tarih Haziran Sayısında… </a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İstanbul’un Fethine Ait İki Şiir</title>
		<link>https://www.derintarih.com/desifre/istanbulun-fethine-ait-iki-siir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mustafa İsmet Uzun]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 02 May 2025 10:45:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Deşifre]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=11462</guid>

					<description><![CDATA[Muallim Mahir İz, verdiği edebiyat derslerinde kadim şiirimizi öğretmekle kalmaz, talebelerine en güzel örneklerini ezberlettirirdi. Gençliğinden beri tuttuğu şiir defterlerinin ise önemli bir kısmı Divan şairlerinin manzûmeleriyle doldurulmuştu. Bu açıdan Mahir İz, kadim şiirimizin bir hafızası mesabesindeydi. İşte Haydarpaşa Lisesi’nde edebiyat öğretmeni iken Süheyl Ünver’e verdiği ve Ünver’in “şimdiye kadar bir yerde neşredildiğini göremedim” notuyla kaydettiği Hüseyin Dâniş’in İstanbul’un fethine dair şiiri de bu hafızanın bir parçasıydı. &#160; Devamı Derin Tarih Mayıs Sayısında… ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Muallim Mahir İz, verdiği edebiyat derslerinde kadim şiirimizi öğretmekle kalmaz, talebelerine en güzel örneklerini ezberlettirirdi. Gençliğinden beri tuttuğu şiir defterlerinin ise önemli bir kısmı Divan şairlerinin manzûmeleriyle doldurulmuştu. Bu açıdan Mahir İz, kadim şiirimizin bir hafızası mesabesindeydi. İşte Haydarpaşa Lisesi’nde edebiyat öğretmeni iken Süheyl Ünver’e verdiği ve Ünver’in “şimdiye kadar bir yerde neşredildiğini göremedim” notuyla kaydettiği Hüseyin Dâniş’in İstanbul’un fethine dair şiiri de bu hafızanın bir parçasıydı.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-mayis-2025-/-sayi-158">Derin Tarih Mayıs Sayısında… </a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>80. Yılında II. Dünya Savaşı Zaferinin İki Sahnesi</title>
		<link>https://www.derintarih.com/desifre/80-yilinda-ii-dunya-savasi-zaferinin-iki-sahnesi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Metin Taha Yılmaz]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 02 May 2025 10:11:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Deşifre]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=11437</guid>

					<description><![CDATA[1945 baharında, Nazi Almanyası koşulsuz teslim oldu. Savaş sona erdiğinde, harabeler yalnızca yıkımın izlerini taşımıyordu; aynı zamanda kimin hafızalarda kalacağı ve tarihin hangi yüzünün öne çıkacağına dair bir hesaplaşma başlamıştı. Aynı merasim iki ayrı şehirde, iki ayrı sahnede tekrarlandı. Reims’te sabaha karşı atılan imza, diplomatik bir zorunluluktu; Berlin’de gece yarısı düzenlenen ikinci tören ise siyasî bir rejisörlüğün ürünüydü. Çünkü zaferin kazanılması kadar, nasıl hatırlanacağı da önemliydi. &#160; Devamı Derin Tarih Mayıs Sayısında… ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>1945 baharında, Nazi Almanyası koşulsuz teslim oldu. Savaş sona erdiğinde, harabeler yalnızca yıkımın izlerini taşımıyordu; aynı zamanda kimin hafızalarda kalacağı ve tarihin hangi yüzünün öne çıkacağına dair bir hesaplaşma başlamıştı. Aynı merasim iki ayrı şehirde, iki ayrı sahnede tekrarlandı. Reims’te sabaha karşı atılan imza, diplomatik bir zorunluluktu; Berlin’de gece yarısı düzenlenen ikinci tören ise siyasî bir rejisörlüğün ürünüydü. Çünkü zaferin kazanılması kadar, nasıl hatırlanacağı da önemliydi.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-mayis-2025-/-sayi-158">Derin Tarih Mayıs Sayısında… </a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Osmanlı’da Sürekli Diplomasi Devri ve İlk Daimî Elçiliklerimiz</title>
		<link>https://www.derintarih.com/desifre/osmanlida-surekli-diplomasi-devri-ve-ilk-daimi-elciliklerimiz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif Emre Gündüz]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 03 Mar 2025 13:45:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Deşifre]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=11286</guid>

					<description><![CDATA[Osmanlı Devleti’nin dış politikası gaza ve cihad üzerinden şekillenmiş, tek taraflı uyulanan ahidname ve emannameler geçerli olmuştu. Avrupalı ülkeler Osmanlı Devleti’nde elçilik açıyor, ancak Osmanlı Devleti başka ülkelerde elçilik açmıyordu. İstanbul’un fethinden sonra Galata’da yaşayan Cenevizlilere emanname verilmiş, ardından 1454’te Venediklilerin İstanbul’da bir dâimî elçilik açmasına izin verilmiş, onları 1475’te Lehliler, 1497’de Ruslar takip etmiştir. Sultan III. Selim 1789’da tahta çıkınca Nizâm-ı Cedîd adını verdiği bir reform süreci başlattı. Artık sürekli diplomasi devrine geçiliyordu. Bu çerçevede ilk dâimî büyükelçilik 1793’te Londra’da açıldı. Onu 1797’de Viyana, Paris ve Berlin’deki elçilikler takip etti. Bu elçiliklerle ilgili önemli malumat içeren hariciye belgelerini birlikte&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Osmanlı Devleti’nin dış politikası gaza ve cihad üzerinden şekillenmiş, tek taraflı uyulanan ahidname ve emannameler geçerli olmuştu. Avrupalı ülkeler Osmanlı Devleti’nde elçilik açıyor, ancak Osmanlı Devleti başka ülkelerde elçilik açmıyordu. İstanbul’un fethinden sonra Galata’da yaşayan Cenevizlilere emanname verilmiş, ardından 1454’te Venediklilerin İstanbul’da bir dâimî elçilik açmasına izin verilmiş, onları 1475’te Lehliler, 1497’de Ruslar takip etmiştir. Sultan III. Selim 1789’da tahta çıkınca Nizâm-ı Cedîd adını verdiği bir reform süreci başlattı. Artık sürekli diplomasi devrine geçiliyordu. Bu çerçevede ilk dâimî büyükelçilik 1793’te Londra’da açıldı. Onu 1797’de Viyana, Paris ve Berlin’deki elçilikler takip etti. Bu elçiliklerle ilgili önemli malumat içeren hariciye belgelerini birlikte inceleyim.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-mart-2025-/-sayi-156">Derin Tarih Mart Sayısında…</a></strong><strong> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tanzimat Âbidesi  Neden Bir Türlü Dikilemedi?</title>
		<link>https://www.derintarih.com/desifre/tanzimat-abidesi-neden-bir-turlu-dikilemedi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif Emre Gündüz]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 20 Feb 2025 11:42:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Deşifre]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=11187</guid>

					<description><![CDATA[Tanzimat fikrini halka benimsetmek ve ilkelerini yaşatmak için bir âbide dikilmesi kararlaştırılmışsa da bu proje bir türlü hayata geçirilememişti. Kırım Harbi sırasında bir Ermeni mimar tarafından yeniden gündeme getirildi fakat yeni proje Osmanlı Devleti’nce hüsn-i kabul görmeyerek bir kez daha rafa kaldırıldı. Bir türlü âbide diktiremeyen Tanzimat hayranları, neyse ki sonunda bir Tanzimat madalyası yaptırmaya muvaffak olabildiler. Yarım kalan âbide projesinin ve Brüksel’de yaptırılan tunç madalyanın hikâyesini birlikte hatırlayalım. &#160; Devamı Derin Tarih Şubat Sayısında… ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Tanzimat fikrini halka benimsetmek ve ilkelerini yaşatmak için bir âbide dikilmesi kararlaştırılmışsa da bu proje bir türlü hayata geçirilememişti. Kırım Harbi sırasında bir Ermeni mimar tarafından yeniden gündeme getirildi fakat yeni proje Osmanlı Devleti’nce hüsn-i kabul görmeyerek bir kez daha rafa kaldırıldı. Bir türlü âbide diktiremeyen Tanzimat hayranları, neyse ki sonunda bir Tanzimat madalyası yaptırmaya muvaffak olabildiler. Yarım kalan âbide projesinin ve Brüksel’de yaptırılan tunç madalyanın hikâyesini birlikte hatırlayalım.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-subat-2025">Derin Tarih Şubat Sayısında…</a></strong><strong> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>1936 Filistin İsyanında Fevzi Kavukçu’nun İngilizlerle Mücadelesi</title>
		<link>https://www.derintarih.com/desifre/1936-filistin-isyaninda-fevzi-kavukcunun-ingilizlerle-mucadelesi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ahmet Kuşsan]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 10 Dec 2024 08:52:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Deşifre]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=11021</guid>

					<description><![CDATA[Filistinli Müslümanlara yardım sözü veren Irak’taki Filistin Savunma Komitesi Başkanı Said Hacı Sabit, Mart 1936’da fiilî olarak İngilizlerle ve Siyonist çetelerle savaşmak üzere askerî bir güç hazırlığına girişti. Bunun için Suriye’deki Filistin Savunma Komitesi de gönüllü asker topladı. Bu askerî gücün komutanlığını, ülkedeki Pan-Arapların kahramanı Fevzi Kavukçu üstlenmişti. Kendilerine Irak’taki kabile isyanlarının bastırılması sırasında elde edilen Batı kaynaklı silahlar verilen Kavukçu ve beraberindeki gönüllüler Filistin topraklarını müdafaa etmek için İngilizlerle savaştılar, uçaklarını düşürdüler, tanklarına zarar verdiler… Yazı dizimizin üçüncü bölümünde Trablusgarp vilayetinde İngiliz ve Fransız emperyalizmine ve Siyonizm’e karşı mücadele eden, I. Dünya Savaşı’nda Irak ve Filistin cephelerinde İngiliz kuvvetlerine karşı&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Filistinli Müslümanlara yardım sözü veren Irak’taki Filistin Savunma Komitesi Başkanı Said Hacı Sabit, Mart 1936’da fiilî olarak İngilizlerle ve Siyonist çetelerle savaşmak üzere askerî bir güç hazırlığına girişti. Bunun için Suriye’deki Filistin Savunma Komitesi de gönüllü asker topladı. Bu askerî gücün komutanlığını, ülkedeki Pan-Arapların kahramanı Fevzi Kavukçu üstlenmişti. Kendilerine Irak’taki kabile isyanlarının bastırılması sırasında elde edilen Batı kaynaklı silahlar verilen Kavukçu ve beraberindeki gönüllüler Filistin topraklarını müdafaa etmek için İngilizlerle savaştılar, uçaklarını düşürdüler, tanklarına zarar verdiler… Yazı dizimizin üçüncü bölümünde Trablusgarp vilayetinde İngiliz ve Fransız emperyalizmine ve Siyonizm’e karşı mücadele eden, I. Dünya Savaşı’nda Irak ve Filistin cephelerinde İngiliz kuvvetlerine karşı savaşan Fevzi Kavukçu’nun 1936 Filistin isyanındaki rolüne mercek tutuyoruz.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-aralik-2024-/-sayi-154">Derin Tarih Aralık Sayısında…</a></strong><strong> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Cumhuriyetin İlk Yıllarında Milli Piyango Seferberliği</title>
		<link>https://www.derintarih.com/desifre/cumhuriyetin-ilk-yillarinda-milli-piyango-seferberligi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fatma Türk Toksoy]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 10 Dec 2024 08:30:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Deşifre]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=10998</guid>

					<description><![CDATA[Cumhuriyetin ilk yıllarında piyango almak vatana hizmet olarak değerlendirilmiş, bir vatandaşlık vazifesi olarak görülmüştür. Mesela 1925 tarihli Tayyare mecmuasında “Talihinizi denemek ve vatana hizmet için piyango bileti alınız” denilirken, yine aynı mecmuanın başka bir sayısında “Her gün tasarruf edeceğiniz beş kuruşla bir tayyare piyango biletine ve talihinizin vaat ettiği servete nail olabilirsiniz” ifadeleriyle vatandaşa ümit aşılanmaktadır. Dönemin gazetelerinde millî piyango alınmasını teşvik eden haberlerden kesitler ve İsmet İnönü’den Yozgatlı Ömer’e unutulmaz piyango talihlileri… &#160; Devamı Derin Tarih Aralık Sayısında… ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Cumhuriyetin ilk yıllarında piyango almak vatana hizmet olarak değerlendirilmiş, bir vatandaşlık vazifesi olarak görülmüştür. Mesela 1925 tarihli Tayyare mecmuasında “Talihinizi denemek ve vatana hizmet için piyango bileti alınız” denilirken, yine aynı mecmuanın başka bir sayısında “Her gün tasarruf edeceğiniz beş kuruşla bir tayyare piyango biletine ve talihinizin vaat ettiği servete nail olabilirsiniz” ifadeleriyle vatandaşa ümit aşılanmaktadır. Dönemin gazetelerinde millî piyango alınmasını teşvik eden haberlerden kesitler ve İsmet İnönü’den Yozgatlı Ömer’e unutulmaz piyango talihlileri…</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-aralik-2024-/-sayi-154">Derin Tarih Aralık Sayısında…</a></strong><strong> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Fevzi Kavukçu’nun Ortadoğu’daki İlginç Serüveni-II</title>
		<link>https://www.derintarih.com/desifre/fevzi-kavukcunun-ortadogudaki-ilginc-seruveni-ii/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ahmet Uçar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 04 Nov 2024 13:37:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Deşifre]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=10934</guid>

					<description><![CDATA[1925’te Hama’da Fransızlara isyan bayrağını açarak Suriye ayaklanmasını başlatan Fevzi Kavukçu, önce Osmanlı’ya, sonra Emir Faysal’a, ardından Fransa’ya, sonra Suriyeli milliyetçilere, II. Dünya Savaşı sırasında Almanlara ve en sonunda da İngilizlere sadakat göstermiş ilginç bir simaydı. Suriye isyanına liderlik ettikten sonra Fransız Manda idaresi tarafından kendisi hakkında verilen idam kararından kurtulmak üzere destek toplayabilmek için İstanbul’a gelen ancak burada aradığını bulamayınca yönünü Suudi Arabistan’a çevirerek kendisini Pan-Arabizm davasına adayan Fevzi Kavukçu’nun geçtiğimiz ay yer verdiğimiz şaşırtıcı serüveninin ikinci bölümünü paylaşıyoruz. &#160; Devamı Derin Tarih Kasım Sayısında… ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>1925’te Hama’da Fransızlara isyan bayrağını açarak Suriye ayaklanmasını başlatan Fevzi Kavukçu, önce Osmanlı’ya, sonra Emir Faysal’a, ardından Fransa’ya, sonra Suriyeli milliyetçilere, II. Dünya Savaşı sırasında Almanlara ve en sonunda da İngilizlere sadakat göstermiş ilginç bir simaydı. Suriye isyanına liderlik ettikten sonra Fransız Manda idaresi tarafından kendisi hakkında verilen idam kararından kurtulmak üzere destek toplayabilmek için İstanbul’a gelen ancak burada aradığını bulamayınca yönünü Suudi Arabistan’a çevirerek kendisini Pan-Arabizm davasına adayan Fevzi Kavukçu’nun geçtiğimiz ay yer verdiğimiz şaşırtıcı serüveninin ikinci bölümünü paylaşıyoruz.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-kasim-2024-/-sayi-152">Derin Tarih Kasım Sayısında…</a></strong><strong> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Fransızlara İsyan Bayrağı Açan Bir Osmanlı Subayı Fevzi Kavukçu</title>
		<link>https://www.derintarih.com/desifre/fransizlara-isyan-bayragi-acan-bir-osmanli-subayi-fevzi-kavukcu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ahmet Uçar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 03 Oct 2024 11:17:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Deşifre]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=10861</guid>

					<description><![CDATA[Osmanlı’nın I. Dünya Savaşı sonrası bölgeden çekilmesinin ardından Ortadoğu önce Avrupa devletleri tarafından işgal edildi. Manda yönetimine gösterilen reaksiyonlar ise emperyalist güçleri bölgede kukla devletler kurmaya sevk edecekti. Bu süreci en acı şekilde tecrübe eden ülkelerden biri de Suriye oldu. Bu dönemde isyanlara önderlik eden isimlerin çoğunlukla Osmanlı ordusunda görev yapmış eski Osmanlı subayları olması dikkat çeker. Bunlardan biri de Hama’da Fransızlara isyan bayrağı açan Fevzi Kavukçu’dur. a Devamı Derin Tarih Ekim Sayısında…]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Osmanlı’nın I. Dünya Savaşı sonrası bölgeden çekilmesinin ardından Ortadoğu önce Avrupa devletleri tarafından işgal edildi. Manda yönetimine gösterilen reaksiyonlar ise emperyalist güçleri bölgede kukla devletler kurmaya sevk edecekti. Bu süreci en acı şekilde tecrübe eden ülkelerden biri de Suriye oldu. Bu dönemde isyanlara önderlik eden isimlerin çoğunlukla Osmanlı ordusunda görev yapmış eski Osmanlı subayları olması dikkat çeker. Bunlardan biri de Hama’da Fransızlara isyan bayrağı açan Fevzi Kavukçu’dur.</p>
<p>a</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-eylul-2024-/-sayi-150">Derin Tarih Ekim</a></strong><strong><a href="https://birlikte.com.tr/derin-tarih-ekim-2024-/-sayi-151"> Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Vakıf Arazileri Misyonerlere Nasıl Satıldı?</title>
		<link>https://www.derintarih.com/desifre/vakif-arazileri-misyonerlere-nasil-satildi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ahmet Uçar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 04 Sep 2024 11:08:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Deşifre]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=10784</guid>

					<description><![CDATA[Bazı vakıf arazilerinin misyonerlerce satın alınması, vergi ve gümrük kolaylığı, yabancı yayınlardan sansürün kaldırılarak basın-yayın ve eğitim-öğretim özgürlüğünün genişletilmesi, ayrıca iletişim araçlarına ulaşımın önündeki engellerin giderilmesi Sultan II. Abdülhamid döneminin sona ermesiyle birlikte II. Meşrutiyet yönetiminin misyonerlere sağladığı ehliyet ve kolaylıkların başında gelir. Ancak tarih, Sultan II. Abdülhamid’in, yabancılara, özellikle de misyonerlere karşı benimsediği katı tavrında ve tedbirli tutumunda ne kadar haklı olduğunu gösterecektir. &#160; Devamı Derin Tarih Eylül Sayısında…]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bazı vakıf arazilerinin misyonerlerce satın alınması, vergi ve gümrük kolaylığı, yabancı yayınlardan sansürün kaldırılarak basın-yayın ve eğitim-öğretim özgürlüğünün genişletilmesi, ayrıca iletişim araçlarına ulaşımın önündeki engellerin giderilmesi Sultan II. Abdülhamid döneminin sona ermesiyle birlikte II. Meşrutiyet yönetiminin misyonerlere sağladığı ehliyet ve kolaylıkların başında gelir. Ancak tarih, Sultan II. Abdülhamid’in, yabancılara, özellikle de misyonerlere karşı benimsediği katı tavrında ve tedbirli tutumunda ne kadar haklı olduğunu gösterecektir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-eylul-2024-/-sayi-150">Derin Tarih Eylül</a></strong><strong><a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-temmuz-2024-/-sayi-148"> Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hayırsever Dindar Tüccarlar</title>
		<link>https://www.derintarih.com/desifre/hayirsever-dindar-tuccarlar/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Zahide Tuba Kor]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 02 Jul 2024 11:14:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Deşifre]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=10591</guid>

					<description><![CDATA[Tarih boyunca cami ve medreselerin masrafları vakıflar yoluyla karşılanmış, Cumhuriyet döneminde de bu gelenek devam etmiştir. Yeni rejimin baskı ve kısıtlamaları dolayısıyla aksayan dinî eğitimin ve ilmî çalışmaların, Türk halkının yardımlarıyla 1950’lerden sonra tekrar canlandığı görülür. İlim Yayma Cemiyeti gibi STK’lar, camiler, İmam Hatipler, Kur’ân kursları, öğrenci yurtları ve yayınevleri bu minvalde hizmete giren kurumlardır. Prof. Dr. Sabahattin Zaim hatıratında, Sultanhamam-Mahmutpaşa’da yoğunlaşan bu hayırsever dindar tüccarları “Sultanhamam burjuvazisi” diye isimlendirmiştir. &#160; Devamı Derin Tarih Temmuz Sayısında…]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Tarih boyunca cami ve medreselerin masrafları vakıflar yoluyla karşılanmış, Cumhuriyet döneminde de bu gelenek devam etmiştir. Yeni rejimin baskı ve kısıtlamaları dolayısıyla aksayan dinî eğitimin ve ilmî çalışmaların, Türk halkının yardımlarıyla 1950’lerden sonra tekrar canlandığı görülür. İlim Yayma Cemiyeti gibi STK’lar, camiler, İmam Hatipler, Kur’ân kursları, öğrenci yurtları ve yayınevleri bu minvalde hizmete giren kurumlardır. Prof. Dr. Sabahattin Zaim hatıratında, Sultanhamam-Mahmutpaşa’da yoğunlaşan bu hayırsever dindar tüccarları “Sultanhamam burjuvazisi” diye isimlendirmiştir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-temmuz-2024-/-sayi-148">Derin Tarih Temmuz</a></strong><strong><a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-temmuz-2024-/-sayi-148"> Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Venedikli Seyyah Ludovico di Varthema’nın Hicaz Notları</title>
		<link>https://www.derintarih.com/desifre/venedikli-seyyah-ludovico-di-varthemanin-hicaz-notlari/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 07 Jun 2024 11:35:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Deşifre]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=10506</guid>

					<description><![CDATA[Geçtiğimiz ay, Mekke’ye giren ilk Batılı seyyah olan İtalyan Ludovico di Varthema’nın uzun süre kaldığı Şam’a dair hatıralarını aktarmıştık. Bu ay ise seyyahın Mekke ve Medine’deki izlerini takip ediyoruz. Ortadoğu seyahati sırasında Müslümanların kutsal topraklarını da görmek isteyen Varthema, 1503 yılında Memlûklu bir yerli komutan ile anlaşarak, mühtedi bir hacı kılığında, Hicaz’a hareket eden bir hac kervanına katılır. Hacılarla birlikte önce Medine’yi, sonra da Mekke’yi ziyaret eder. Not aldığı gözlemlerini daha sonra kitaplaştırır. Varthema’nın abartılı ve çoğu zaman da gerçekle örtüşmeyen tasvirleri Avrupa’daki çarpık İslâm algısının pekişmesine hizmet etmiştir. &#160; Devamı Derin Tarih Haziran Sayısında…]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Geçtiğimiz ay, Mekke’ye giren ilk Batılı seyyah olan İtalyan Ludovico di Varthema’nın uzun süre kaldığı Şam’a dair hatıralarını aktarmıştık. Bu ay ise seyyahın Mekke ve Medine’deki izlerini takip ediyoruz. Ortadoğu seyahati sırasında Müslümanların kutsal topraklarını da görmek isteyen Varthema, 1503 yılında Memlûklu bir yerli komutan ile anlaşarak, mühtedi bir hacı kılığında, Hicaz’a hareket eden bir hac kervanına katılır. Hacılarla birlikte önce Medine’yi, sonra da Mekke’yi ziyaret eder. Not aldığı gözlemlerini daha sonra kitaplaştırır. Varthema’nın abartılı ve çoğu zaman da gerçekle örtüşmeyen tasvirleri Avrupa’daki çarpık İslâm algısının pekişmesine hizmet etmiştir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-haziran-2024-/-sayi-147">Derin Tarih Haziran Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kestanepazarı Kursu</title>
		<link>https://www.derintarih.com/desifre/kestanepazari-kursu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mehmet Erken]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 07 Jun 2024 11:28:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Deşifre]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=10496</guid>

					<description><![CDATA[Kamuoyunda talihsiz bir şekilde FETÖ ile anılan Kestanepazarı, 20. yüzyılın başlarından itibaren hafızlık ve dinî eğitimin verildiği bir merkez olmuştur. Medreselerin kapatıldığı, din eğitiminin büyük oranda sekteye uğradığı dönemlerde özverili hocaları, maddî destekçileri ve manevi hamileri ile yekpare bir hüviyet kazandığı görülür. Zamanla Kur’ân kursundan imam hatip okulları, yüksek İslâm enstitüleri ve ilahiyat fakültelerine destek programına dönüşen Kestanepazarı Kursu, müstakil yapısı ve nitelikli tedris tarzıyla örnek bir kurum olarak bugüne ulaşmıştır.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kamuoyunda talihsiz bir şekilde FETÖ ile anılan Kestanepazarı, 20. yüzyılın başlarından itibaren hafızlık ve dinî eğitimin verildiği bir merkez olmuştur. Medreselerin kapatıldığı, din eğitiminin büyük oranda sekteye uğradığı dönemlerde özverili hocaları, maddî destekçileri ve manevi hamileri ile yekpare bir hüviyet kazandığı görülür. Zamanla Kur’ân kursundan imam hatip okulları, yüksek İslâm enstitüleri ve ilahiyat fakültelerine destek programına dönüşen Kestanepazarı Kursu, müstakil yapısı ve nitelikli tedris tarzıyla örnek bir kurum olarak bugüne ulaşmıştır.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ludovico di Varthema’nın Şam notları</title>
		<link>https://www.derintarih.com/desifre/ludovico-di-varthemanin-sam-notlari/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ahmet Uçar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 08 May 2024 13:44:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Deşifre]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=10420</guid>

					<description><![CDATA[Avrupalı seyyahların Arap yarımadasına, seyahatnamelere konu olan ilk ciddi seyahatlerinin 16. yüzyılda başladığı anlaşılıyor. Bu seyyahların bir kısmı maceraperest bir ruhla böyle bir yolculuğa çıkarken, büyük bir kısmı Müslümanlığın manevî merkezi olan Mekke’yi tanımak için özel bir görevle bölgeye gönderilmişlerdir. Ancak gayrimüslimlerin Mekke’ye girmesi yasak olduğu için bu kişiler ya Müslüman kılığına girerek ya da güya Müslüman olarak bu ziyaretleri gerçekleştirebilmişlerdir. Bu doğrultuda Mekke’ye giren ilk Batılı seyyah, paralı bir asker olan İtalyan Ludovico di Varthema olmuştur. Yazının ilk bölümünde, Varthema’nın Mekke’ye gitmeden önce uzun süre kaldığı Şam’a dair hatıralarını paylaşıyoruz. &#160; Devamı Derin Tarih Mayıs Sayısında…]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Avrupalı seyyahların Arap yarımadasına, seyahatnamelere konu olan ilk ciddi seyahatlerinin 16. yüzyılda başladığı anlaşılıyor. Bu seyyahların bir kısmı maceraperest bir ruhla böyle bir yolculuğa çıkarken, büyük bir kısmı Müslümanlığın manevî merkezi olan Mekke’yi tanımak için özel bir görevle bölgeye gönderilmişlerdir. Ancak gayrimüslimlerin Mekke’ye girmesi yasak olduğu için bu kişiler ya Müslüman kılığına girerek ya da güya Müslüman olarak bu ziyaretleri gerçekleştirebilmişlerdir. Bu doğrultuda Mekke’ye giren ilk Batılı seyyah, paralı bir asker olan İtalyan Ludovico di Varthema olmuştur. Yazının ilk bölümünde, Varthema’nın Mekke’ye gitmeden önce uzun süre kaldığı Şam’a dair hatıralarını paylaşıyoruz.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-mayis-2024">Derin Tarih Mayıs Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İlim İçin Gurbet Yoluna Düşen Öğrencilerin Yaşadığı Mağduriyetler</title>
		<link>https://www.derintarih.com/desifre/ilim-icin-gurbet-yoluna-dusen-ogrencilerin-yasadigi-magduriyetler/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mehmet Erken]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 04 Apr 2024 09:08:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Deşifre]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=10314</guid>

					<description><![CDATA[Dinî eğitim almak amacıyla Türkiye’den İslâm ülkelerine gitme temayülü, en kitlesel hâliyle, 1950 sonrasında el-Ezher’e giden öğrencilerde kendisini gösterir. Bu dönemde Türkiye’den 100’e yakın öğrencinin Mısır’a ulaşması, bunlar arasında daha sonra ismini çokça duyacağımız şahsiyetlerin yer alması bu konuyu hususi olarak ele almayı gerekli kılmaktadır. 1951’den sonra konsolosluk aracılığıyla Mısır’a giden öğrenciler üzerinde baskı kurulmaya başlanması üzerine mesele farklı bir boyut kazanmış, el-Ezher’in bir üniversite olup olmadığı hususu 1952-57 yılları arasında Meclis inceleme gruplarında tartışılmış ve 1957’de TBMM el-Ezher’in bir üniversite olmadığına karar vermiştir. İşte, ilim için el-Ezher yoluna düşen Türk talebelerin uğradığı akıl almaz mağduriyetler&#8230; &#160; Devamı Derin Tarih Nisan&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dinî eğitim almak amacıyla Türkiye’den İslâm ülkelerine gitme temayülü, en kitlesel hâliyle, 1950 sonrasında el-Ezher’e giden öğrencilerde kendisini gösterir. Bu dönemde Türkiye’den 100’e yakın öğrencinin Mısır’a ulaşması, bunlar arasında daha sonra ismini çokça duyacağımız şahsiyetlerin yer alması bu konuyu hususi olarak ele almayı gerekli kılmaktadır. 1951’den sonra konsolosluk aracılığıyla Mısır’a giden öğrenciler üzerinde baskı kurulmaya başlanması üzerine mesele farklı bir boyut kazanmış, el-Ezher’in bir üniversite olup olmadığı hususu 1952-57 yılları arasında Meclis inceleme gruplarında tartışılmış ve 1957’de TBMM el-Ezher’in bir üniversite olmadığına karar vermiştir. İşte, ilim için el-Ezher yoluna düşen Türk talebelerin uğradığı akıl almaz mağduriyetler&#8230;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-mart-nisan-2024">Derin Tarih Nisan Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Agatha Christie’nin Türkiye ve Ortadoğu Ajandası – II</title>
		<link>https://www.derintarih.com/desifre/agatha-christienin-turkiye-ve-ortadogu-ajandasi-ii/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ahmet Uçar]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 15 Mar 2024 13:23:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Deşifre]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=10243</guid>

					<description><![CDATA[Agatha Christie ve arkeolog eşi Max Mallowan, kendilerini meşhur edecek bir arkeolojik kazıya imza atabilmek için Kuzey Suriye ve Kuzey Irak’ta birçok yer gezdiler. Fakat çiftimize şöhreti getiren, Chagar Bazar ve Tell Brak höyüklerindeki kazılar oldu. Buralardan çıkarttıkları tarihî hazineleri Fransızlarla paylaşarak kendi ülkelerindeki müzelerde Avrupalıların beğenisine sundular. Agatha Christie’nin bu süreci anlattığı Come, Tell Me How You Live isimli hatıratından satır başlarını okurken, bölgedeki Avrupalı arkeologların istihbarat eksenli asıl maksatlarına dair ipuçları bulacaksınız. &#160; Devamı Derin Tarih Mart Sayısında…]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Agatha Christie ve arkeolog eşi Max Mallowan, kendilerini meşhur edecek bir arkeolojik kazıya imza atabilmek için Kuzey Suriye ve Kuzey Irak’ta birçok yer gezdiler. Fakat çiftimize şöhreti getiren, Chagar Bazar ve Tell Brak höyüklerindeki kazılar oldu. Buralardan çıkarttıkları tarihî hazineleri Fransızlarla paylaşarak kendi ülkelerindeki müzelerde Avrupalıların beğenisine sundular. Agatha Christie’nin bu süreci anlattığı Come, Tell Me How You Live isimli hatıratından satır başlarını okurken, bölgedeki Avrupalı arkeologların istihbarat eksenli asıl maksatlarına dair ipuçları bulacaksınız.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-mart-kasim-2023">Derin Tarih Mart Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Agatha Christie’nin Türkiye ve Ortadoğu Ajandası-I</title>
		<link>https://www.derintarih.com/desifre/agatha-christienin-turkiye-ve-ortadogu-ajandasi-i/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ahmet Uçar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 08 Feb 2024 13:11:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Deşifre]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=10151</guid>

					<description><![CDATA[Arkeolojiye ilgi besleyen ve İngiltere adına Suriye ve Irak’ta faaliyet gösteren üç meşhur İngiliz kadın 20. yüzyıl başlarına damga vurur: İstihbaratçı ve arkeolog Gertrude Bell, ünlü arkeolog ve casus Leonard Woolley’in Alman asıllı karısı Katharine Woolley, arkeolog Max Mallowan’ın karısı, dünyaca ünlü polisiye yazarı Agatha Christie. Agatha ve kocası Irak ve Suriye’den o kadar çok tarihî eser ve obje kaçırdılar ki, Britanya Müzesi minnettarlığını göstermek amacıyla onlar adına bir sergi bile açtı. 8 Kasım 2001 &#8211; 24 Mart 2002 tarihleri arasında misafirlerini ağırlayan “Agatha Christie ve Arkeoloji: Mezopotamya’da Gizem” sergisi o dönemde epeyce konuşulmuştu. İsterseniz tarihî eser kaçırma faaliyetlerine geçmeden&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Arkeolojiye ilgi besleyen ve İngiltere adına Suriye ve Irak’ta faaliyet gösteren üç meşhur İngiliz kadın 20. yüzyıl başlarına damga vurur: İstihbaratçı ve arkeolog Gertrude Bell, ünlü arkeolog ve casus Leonard Woolley’in Alman asıllı karısı Katharine Woolley, arkeolog Max Mallowan’ın karısı, dünyaca ünlü polisiye yazarı Agatha Christie. Agatha ve kocası Irak ve Suriye’den o kadar çok tarihî eser ve obje kaçırdılar ki, Britanya Müzesi minnettarlığını göstermek amacıyla onlar adına bir sergi bile açtı. 8 Kasım 2001 &#8211; 24 Mart 2002 tarihleri arasında misafirlerini ağırlayan “Agatha Christie ve Arkeoloji: Mezopotamya’da Gizem” sergisi o dönemde epeyce konuşulmuştu. İsterseniz tarihî eser kaçırma faaliyetlerine geçmeden önce, Agatha Christie ve arkeolog eşini biraz daha yakından tanıyalım.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-subat-kasim-2023">Derin Tarih Şubat Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
