﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Dosya &#8211; Derin Tarih</title>
	<atom:link href="https://www.derintarih.com/kategori/dosya/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<description>Tarih Okuyan Şaşırmaz</description>
	<lastBuildDate>Mon, 04 May 2026 06:09:46 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.7.5</generator>

<image>
	<url>https://www.derintarih.com/wp-content/uploads/2015/12/favicon-150x150.png</url>
	<title>Dosya &#8211; Derin Tarih</title>
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Cevdet Paşa’nın İslâm Merkezli Okuması</title>
		<link>https://www.derintarih.com/dosya/cevdet-pasanin-islam-merkezli-okumasi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mustafa Oğuz]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 04 May 2026 06:09:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=12164</guid>

					<description><![CDATA[Osmanlı’nın son büyük mütefekkirlerinden Ahmed Cevdet Paşa, tarih yazımında köklü bir kırılmanın öncüsü olarak karşımıza çıkar. Batı merkezli dönemlendirme anlayışına karşı çıkarak tarihi İslâm merkezli bir perspektifle yeniden tasnif etmesi, onun özgün düşünce dünyasını yansıtmaktadır. İbn Haldun’dan ilhamla şekillenen yaklaşımı, tarihi kuru bir anlatı olmaktan çıkarıp “ibret ve uyanış” kaynağına dönüştürür. Cevdet Paşa’nın mirası, bugün dahi tarihçiliğin temel ilkeleri arasında yerini korumaktadır. Vakanüvislikten modern tarihçiliğe Ahmed Cevdet Paşa’nın mirası… &#160; Devamı Derin Tarih Mayıs Sayısında… ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Osmanlı’nın son büyük mütefekkirlerinden Ahmed Cevdet Paşa, tarih yazımında köklü bir kırılmanın öncüsü olarak karşımıza çıkar. Batı merkezli dönemlendirme anlayışına karşı çıkarak tarihi İslâm merkezli bir perspektifle yeniden tasnif etmesi, onun özgün düşünce dünyasını yansıtmaktadır. İbn Haldun’dan ilhamla şekillenen yaklaşımı, tarihi kuru bir anlatı olmaktan çıkarıp “ibret ve uyanış” kaynağına dönüştürür. Cevdet Paşa’nın mirası, bugün dahi tarihçiliğin temel ilkeleri arasında yerini korumaktadır. Vakanüvislikten modern tarihçiliğe Ahmed Cevdet Paşa’nın mirası…</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-mayis-2026-/-sayi-170">Derin Tarih Mayıs Sayısında… </a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Târîh-i Cevdet’te Osmanlıların Diplomasiyi Keşfi</title>
		<link>https://www.derintarih.com/dosya/tarih-i-cevdette-osmanlilarin-diplomasiyi-kesfi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kahraman Şakul]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 04 May 2026 06:07:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=12161</guid>

					<description><![CDATA[1774-1826 arasındaki dönemi işlediği Târîh-i Cevdet’te başrolü devletler arası ilişkilere veren Ahmed Cevdet Paşa, kendi devrinin diplomasi uygulamalarını tarihselleştirme çabası içindedir. Onun nazarında III. Selim devrinin kaypak müttefiklerinden II. Mahmud’un diplomatik yalıtılmışlığına, her iki sultanın Ruslarla ittifak kurma mecburiyetinden Osmanlı’nın Kırım Savaşı sonrasında Avrupa devleti kabul edilmesine uzanan dış ilişkiler serüveninde belirleyici unsur güçler dengesi politikası olmuştur. Paşa’nın bu alandaki görüşleri, Osmanlı diplomasisinin modernleşme serüveninde, ana akım hâline gelmiştir. &#160; Devamı Derin Tarih Mayıs Sayısında… ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>1774-1826 arasındaki dönemi işlediği Târîh-i Cevdet’te başrolü devletler arası ilişkilere veren Ahmed Cevdet Paşa, kendi devrinin diplomasi uygulamalarını tarihselleştirme çabası içindedir. Onun nazarında III. Selim devrinin kaypak müttefiklerinden II. Mahmud’un diplomatik yalıtılmışlığına, her iki sultanın Ruslarla ittifak kurma mecburiyetinden Osmanlı’nın Kırım Savaşı sonrasında Avrupa devleti kabul edilmesine uzanan dış ilişkiler serüveninde belirleyici unsur güçler dengesi politikası olmuştur. Paşa’nın bu alandaki görüşleri, Osmanlı diplomasisinin modernleşme serüveninde, ana akım hâline gelmiştir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-mayis-2026-/-sayi-170">Derin Tarih Mayıs Sayısında… </a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Osmanlı Modern Eğitiminin Mimarlarından Medreseli Bir Âlim</title>
		<link>https://www.derintarih.com/dosya/osmanli-modern-egitiminin-mimarlarindan-medreseli-bir-alim/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mustafa Gündüz]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 04 May 2026 06:05:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=12158</guid>

					<description><![CDATA[Osmanlı modernleşmesinin en kritik isimlerinden olan Ahmed Cevdet Paşa, medrese kökenine rağmen modern eğitim kurumlarının teşekkülünde belirleyici bir rol üstlenmiştir. Tezâkir ve Maruzat gibi eserlerinde medreseye yönelttiği eleştiriler, dolaylı biçimde modern mekteplerin meşrulaştırılmasına zemin hazırlayan bir fikrî çerçeve üretir. Paşa’nın ilmihal ve ders kitapları üzerinden geliştirdiği eğitim vizyonu, dinî referanslarla modern devlet ihtiyacını telif etme girişimi olarak okunur. Aşağıdaki satırlarda, Cevdet Paşa’yı yalnızca bir tarihçi değil, Osmanlı eğitim modernleşmesinin kurucu gerilimlerini taşıyan bir figür olarak yeniden tahlil ediyoruz. &#160; Devamı Derin Tarih Mayıs Sayısında… ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Osmanlı modernleşmesinin en kritik isimlerinden olan Ahmed Cevdet Paşa, medrese kökenine rağmen modern eğitim kurumlarının teşekkülünde belirleyici bir rol üstlenmiştir. Tezâkir ve Maruzat gibi eserlerinde medreseye yönelttiği eleştiriler, dolaylı biçimde modern mekteplerin meşrulaştırılmasına zemin hazırlayan bir fikrî çerçeve üretir. Paşa’nın ilmihal ve ders kitapları üzerinden geliştirdiği eğitim vizyonu, dinî referanslarla modern devlet ihtiyacını telif etme girişimi olarak okunur. Aşağıdaki satırlarda, Cevdet Paşa’yı yalnızca bir tarihçi değil, Osmanlı eğitim modernleşmesinin kurucu gerilimlerini taşıyan bir figür olarak yeniden tahlil ediyoruz.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-mayis-2026-/-sayi-170">Derin Tarih Mayıs Sayısında… </a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tezâkir-i Cevdet ve Bir Tarihçi Olarak Ahmed Cevdet Paşa</title>
		<link>https://www.derintarih.com/dosya/tezakir-i-cevdet-ve-bir-tarihci-olarak-ahmed-cevdet-pasa/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Abdülkadir Özcan]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 04 May 2026 06:03:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=12155</guid>

					<description><![CDATA[19. yüzyıla damgasını vurmuş müstesna bir devlet ve fikir adamı olan Ahmed Cevdet Paşa, klasik İslâm-Osmanlı tarih anlayışına tarih felsefesi ve yöntem bakımından yeni bir perspektif kazandırmış; bu süreçte ağırlıklı olarak geleneksel ilmî birikimden, kısmen de edebî tarihçilikten beslenmiştir. Özellikle İbn Haldûn’un temsil ettiği tarih ve toplum düşüncesi geleneğini takip etmiş; 17. yüzyılda Müneccimbaşı Ahmed Dede ve Kâtib Çelebi, 18. yüzyılda ise Vak’anüvis Naîmâ Mustafa gibi isimlerin devamı niteliğinde bir çizgide yer almıştır. Ahmed Cevdet Paşa’nın, başta Târîh-i Cevdet olmak üzere, tarihe dair eserleri ve tarihçilik yönü&#8230; &#160; Devamı Derin Tarih Mayıs Sayısında… ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>19. yüzyıla damgasını vurmuş müstesna bir devlet ve fikir adamı olan Ahmed Cevdet Paşa, klasik İslâm-Osmanlı tarih anlayışına tarih felsefesi ve yöntem bakımından yeni bir perspektif kazandırmış; bu süreçte ağırlıklı olarak geleneksel ilmî birikimden, kısmen de edebî tarihçilikten beslenmiştir. Özellikle İbn Haldûn’un temsil ettiği tarih ve toplum düşüncesi geleneğini takip etmiş; 17. yüzyılda Müneccimbaşı Ahmed Dede ve Kâtib Çelebi, 18. yüzyılda ise Vak’anüvis Naîmâ Mustafa gibi isimlerin devamı niteliğinde bir çizgide yer almıştır. Ahmed Cevdet Paşa’nın, başta Târîh-i Cevdet olmak üzere, tarihe dair eserleri ve tarihçilik yönü&#8230;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-mayis-2026-/-sayi-170">Derin Tarih Mayıs Sayısında… </a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>1804 Sırp Ayaklanmasını Yeniden Okumak</title>
		<link>https://www.derintarih.com/dosya/1804-sirp-ayaklanmasini-yeniden-okumak/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Volkan Koç]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 02 Apr 2026 07:48:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=12114</guid>

					<description><![CDATA[Küresel ticaretin dönüşümüyle sarsılan Osmanlı ekonomisi, Balkan taşrasında mülkiyet krizleri ve otorite boşlukları üretirken, 1804 Sırp Ayaklanmasına da zemin hazırladı. “Dayı” tahakkümü, köylünün emeğini ve toprağını tehdit eden somut bir baskı rejimi olarak ayaklanmayı tetikledi. Yükselen yerel sermaye ve yeni elitler, hareketin ideolojik değil, çıkar temelli karakterini belirledi. Uluslararası güç dengeleri ise bu yerel krizi hızla bölgesel bir satranç oyununa dönüştürdü. Sonuçta ortaya çıkan tablo, bir ulus-devletin doğuşundan ziyade, derin bir sosyo-ekonomik kırılmanın hikâyesidir. &#160; Devamı Derin Tarih Nisan Sayısında… ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Küresel ticaretin dönüşümüyle sarsılan Osmanlı ekonomisi, Balkan taşrasında mülkiyet krizleri ve otorite boşlukları üretirken, 1804 Sırp Ayaklanmasına da zemin hazırladı.</p>
<p>“Dayı” tahakkümü, köylünün emeğini ve toprağını tehdit eden somut bir baskı rejimi olarak ayaklanmayı tetikledi. Yükselen yerel sermaye ve yeni elitler, hareketin ideolojik değil, çıkar temelli karakterini belirledi. Uluslararası güç dengeleri ise bu yerel krizi hızla bölgesel bir satranç oyununa dönüştürdü. Sonuçta ortaya çıkan tablo, bir ulus-devletin doğuşundan ziyade, derin bir sosyo-ekonomik kırılmanın hikâyesidir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-nisan-2026-/-sayi-169">Derin Tarih Nisan Sayısında… </a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>1875 Hersek İsyanı ve Sırpların Osmanlı’dan Kopuşu</title>
		<link>https://www.derintarih.com/dosya/1875-hersek-isyani-ve-sirplarin-osmanlidan-kopusu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Zafer Gölen]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 02 Apr 2026 07:46:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=12111</guid>

					<description><![CDATA[18. yüzyılın başlarındaki isyanlarının ardından Osmanlı Devleti, Sırplara bazı haklar tanımıştı. Sonrasında iktidara gelen Obrenoviç ve Karayorgeviç ailelerinin hedefi bölgeyi Müslümanlardan ve Türklerden arındırmak oldu. Osmanlı kalelerinin boşaltılmasıyla başarıya ulaştılar. Bölgedeki her isyandan ve çatışmadan ustaca faydalanan Sırplar, nihayet 1875 Hersek isyanı sonrasında Rusların desteğiyle bağımsızlık mücadelesine giriştiler. Cephede yenilseler de 1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı onları hayallerine kavuşturacaktı. 1878’de imzalanan Berlin Antlaşması ile Osmanlı’dan koparak bağımsızlık ideallerini gerçekleştirmiş oldular. &#160; Devamı Derin Tarih Nisan Sayısında… ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>18. yüzyılın başlarındaki isyanlarının ardından Osmanlı Devleti, Sırplara bazı haklar tanımıştı. Sonrasında iktidara gelen Obrenoviç ve Karayorgeviç ailelerinin hedefi bölgeyi Müslümanlardan ve Türklerden arındırmak oldu. Osmanlı kalelerinin boşaltılmasıyla başarıya ulaştılar. Bölgedeki her isyandan ve çatışmadan ustaca faydalanan Sırplar, nihayet 1875 Hersek isyanı sonrasında Rusların desteğiyle bağımsızlık mücadelesine giriştiler. Cephede yenilseler de 1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı onları hayallerine kavuşturacaktı. 1878’de imzalanan Berlin Antlaşması ile Osmanlı’dan koparak bağımsızlık ideallerini gerçekleştirmiş oldular.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-nisan-2026-/-sayi-169">Derin Tarih Nisan Sayısında… </a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sırp İsyanı ve Büyük Ortodoks İmparatorluğu Hayali</title>
		<link>https://www.derintarih.com/dosya/sirp-isyani-ve-buyuk-ortodoks-imparatorlugu-hayali/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hasan Demiroğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 02 Apr 2026 07:43:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=12108</guid>

					<description><![CDATA[1787-1792 Osmanlı-Rus Savaşı sonrasında Balkanlar, büyük güçlerin rekabet sahasına dönüşürken, II. Katerina ve halefi I. Pavel dönemlerinde Rusya, Ortodoks halklar üzerindeki nüfuzunu sistemli biçimde genişletmeye yöneldi. Diplomasi, din ve hanedan evlilikleri aracılığıyla kurulan bu stratejik ağ, yalnızca Osmanlı’yı değil, Avrupa güç dengesini de etkileyecek bir projeye dönüştü. Viyana’da faaliyet gösteren A. A. Samborskiy gibi aktörler ise Ortodoks-Slav kimliği etrafında siyasal bir birlik fikrini yaymaya çalıştı. Birinci Sırp Ayaklanması, bu ideolojik ve jeopolitik zeminde ortaya çıkarak Rusya’nın açık ve örtülü desteğiyle Balkanlar’daki dengeleri sarstı. Ancak sahadaki gelişmeler, büyük güçlerin çıkar hesapları ile yerel aktörlerin bağımsızlık talepleri arasındaki gerilimi de gözler önüne&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>1787-1792 Osmanlı-Rus Savaşı sonrasında Balkanlar, büyük güçlerin rekabet sahasına dönüşürken, II. Katerina ve halefi I. Pavel dönemlerinde Rusya, Ortodoks halklar üzerindeki nüfuzunu sistemli biçimde genişletmeye yöneldi. Diplomasi, din ve hanedan evlilikleri aracılığıyla kurulan bu stratejik ağ, yalnızca Osmanlı’yı değil, Avrupa güç dengesini de etkileyecek bir projeye dönüştü. Viyana’da faaliyet gösteren A. A. Samborskiy gibi aktörler ise Ortodoks-Slav kimliği etrafında siyasal bir birlik fikrini yaymaya çalıştı. Birinci Sırp Ayaklanması, bu ideolojik ve jeopolitik zeminde ortaya çıkarak Rusya’nın açık ve örtülü desteğiyle Balkanlar’daki dengeleri sarstı. Ancak sahadaki gelişmeler, büyük güçlerin çıkar hesapları ile yerel aktörlerin bağımsızlık talepleri arasındaki gerilimi de gözler önüne serdi. Osmanlı Devleti ise tüm bu baskıya rağmen uluslararası konjonktürü dikkatle okuyarak çözümü uzun süre diplomasi ve denge siyasetinde aradı.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-nisan-2026-/-sayi-169">Derin Tarih Nisan Sayısında… </a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Balkanlar’da Fırtına ve Sırp İsyanının Doğuşu</title>
		<link>https://www.derintarih.com/dosya/balkanlarda-firtina-ve-sirp-isyaninin-dogusu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Süleyman Uygun]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 02 Apr 2026 07:40:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=12101</guid>

					<description><![CDATA[“Uç” teşkilatından âyanlaşmaya uzanan süreçte yerel güç odaklarının yükselişi, Sırpların yaşadığı coğrafyayı derin bir sosyal ve siyasî krize sürükledi. Başlangıçta bir köylü reaksiyonu olan Sırp ayaklanması, dış müdahalelerle giderek millî bir isyana dönüştü. Kara Yorgi ve Miloş Obrenoviç gibi figürler, bu dönüşümün hem aktörleri hem de sembolleri hâline geldi. Rusya, Fransa ve Avusturya arasında sıkışan Osmanlı diplomasisi, sahadaki askerî gelişmelerle birlikte isyanın seyrini belirledi. Nihayetinde 19. yüzyılın başında bastırılan bu hareket, uzun vadede Balkanlar’da yeni bir siyasî düzenin kapısını araladı. Bu isyanın askerî, toplumsal ve yapısal dinamiklerini mercek altına alıyoruz. &#160; Devamı Derin Tarih Nisan Sayısında… ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>“Uç” teşkilatından âyanlaşmaya uzanan süreçte yerel güç odaklarının yükselişi, Sırpların yaşadığı coğrafyayı derin bir sosyal ve siyasî krize sürükledi. Başlangıçta bir köylü reaksiyonu olan Sırp ayaklanması, dış müdahalelerle giderek millî bir isyana dönüştü. Kara Yorgi ve Miloş Obrenoviç gibi figürler, bu dönüşümün hem aktörleri hem de sembolleri hâline geldi. Rusya, Fransa ve Avusturya arasında sıkışan Osmanlı diplomasisi, sahadaki askerî gelişmelerle birlikte isyanın seyrini belirledi. Nihayetinde 19. yüzyılın başında bastırılan bu hareket, uzun vadede Balkanlar’da yeni bir siyasî düzenin kapısını araladı. Bu isyanın askerî, toplumsal ve yapısal dinamiklerini mercek altına alıyoruz.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-nisan-2026-/-sayi-169">Derin Tarih Nisan Sayısında… </a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>“1804 Sırp İsyanıyla Birlikte Osmanlı Devleti ve Balkan Halkları İçin Yeni Bir Devir başlamıştır”</title>
		<link>https://www.derintarih.com/dosya/1804-sirp-isyaniyla-birlikte-osmanli-devleti-ve-balkan-halklari-icin-yeni-bir-devir-baslamistir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Selim Aslantaş]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 02 Apr 2026 07:34:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=12098</guid>

					<description><![CDATA[Hem Balkan hem de Osmanlı tarihini derinden etkileyen Sırp isyanlarının sebepleri nelerdi? 1804’te başlayan yerel bir isyan, uluslararası bir krize nasıl dönüştü? Osmanlı Devleti, isyana nasıl yaklaştı, bastırmak için hangi yöntemlere başvurdu? Bu isyan, modern Sırp tarihçiliğinde iddia edildiği gibi, bir bağımsızlık savaşı mıydı? Konuya dair pek çok soruyu Osmanlı’da Sırp İsyanları: 19. Yüzyılın Şafağında Balkanlar kitabının yazarı Dr. Selim Aslantaş’a yönelttik. Şu an Ruhr Üniversitesi Bochum’da görev yapan Aslantaş’ın konuya Osmanlı, Sırp ve Avusturya kaynaklarını karşılaştırmalı bir şekilde kullanarak yaklaşması bizlere farklı bir pencere açıyor. Konuşan: MUNİSE ŞİMŞEK &#160; Devamı Derin Tarih Nisan Sayısında… ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Hem Balkan hem de Osmanlı tarihini derinden etkileyen Sırp isyanlarının sebepleri nelerdi? 1804’te başlayan yerel bir isyan, uluslararası bir krize nasıl dönüştü? Osmanlı Devleti, isyana nasıl yaklaştı, bastırmak için hangi yöntemlere başvurdu? Bu isyan, modern Sırp tarihçiliğinde iddia edildiği gibi, bir bağımsızlık savaşı mıydı? Konuya dair pek çok soruyu <em>Osmanlı’da Sırp İsyanları: 19. Yüzyılın Şafağında Balkanlar</em> kitabının yazarı Dr. Selim Aslantaş’a yönelttik. Şu an Ruhr Üniversitesi Bochum’da görev yapan Aslantaş’ın konuya Osmanlı, Sırp ve Avusturya kaynaklarını karşılaştırmalı bir şekilde kullanarak yaklaşması bizlere farklı bir pencere açıyor.</p>
<p><strong>Konuşan: MUNİSE ŞİMŞEK</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-nisan-2026-/-sayi-169">Derin Tarih Nisan Sayısında… </a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Osmanlı-Sırp Münasebetleri</title>
		<link>https://www.derintarih.com/dosya/osmanli-sirp-munasebetleri/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Samet Tınas]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 02 Apr 2026 07:16:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=12094</guid>

					<description><![CDATA[Yıldırım Bayezid zamanında Sırpların bir kısmı Osmanlı’ya tâbi olarak Ankara ve Karaman seferlerine asker gönderip her yıl düzenli vergi vermeye başlamışlardı. Fatih Sultan Mehmed döneminde 1459 yılında Belgrad haricinde, Sırp topraklarının tamamı ele geçirildi. Belgrad’ın fethi ise Kanûnî Sultan Süleyman zamanında 1521’de gerçekleşti. Bu tarihten 19. yüzyıla kadar Sırplar, diğer Balkan halkları gibi, Osmanlı millet sistemine tâbi oldular. &#160; Devamı Derin Tarih Nisan Sayısında… ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yıldırım Bayezid zamanında Sırpların bir kısmı Osmanlı’ya tâbi olarak Ankara ve Karaman seferlerine asker gönderip her yıl düzenli vergi vermeye başlamışlardı. Fatih Sultan Mehmed döneminde 1459 yılında Belgrad haricinde, Sırp topraklarının tamamı ele geçirildi. Belgrad’ın fethi ise Kanûnî Sultan Süleyman zamanında 1521’de gerçekleşti. Bu tarihten 19. yüzyıla kadar Sırplar, diğer Balkan halkları gibi, Osmanlı millet sistemine tâbi oldular.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-nisan-2026-/-sayi-169">Derin Tarih Nisan Sayısında… </a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye Selçuklu Devleti’nde Ahîliğin Ekonomiye Katkıları</title>
		<link>https://www.derintarih.com/dosya/turkiye-selcuklu-devletinde-ahiligin-ekonomiye-katkilari/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Selma Dülgeroğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 02 Mar 2026 08:32:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=12057</guid>

					<description><![CDATA[Anadolu’nun Türk-İslâm kimliğiyle şekillendiği 13. yüzyılda, toplumsal ve iktisadî hayatın merkezinde yer alan önemli kurumlardan biri de Ahîlik teşkilatıdır. Üretimi belirli kurallar çerçevesinde disipline eden, kaliteyi güvence altına alan ve ticarî hayatı ahlâkî ilkelerle şekillendiren Ahîler, güvene dayalı bir ekonomik düzenin oluşmasını sağlamıştır. Esnaf ve sanatkârlar arasında dayanışmayı esas alan bu teşkilat, ekonomik istikrarın korunmasına katkıda bulunmuş ve Anadolu’da kurumsal şehir ekonomisinin gelişmesine zemin hazırlamıştır. &#160; Devamı Derin Tarih Mart Sayısında… ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Anadolu’nun Türk-İslâm kimliğiyle şekillendiği 13. yüzyılda, toplumsal ve iktisadî hayatın merkezinde yer alan önemli kurumlardan biri de Ahîlik teşkilatıdır. Üretimi belirli kurallar çerçevesinde disipline eden, kaliteyi güvence altına alan ve ticarî hayatı ahlâkî ilkelerle şekillendiren Ahîler, güvene dayalı bir ekonomik düzenin oluşmasını sağlamıştır. Esnaf ve sanatkârlar arasında dayanışmayı esas alan bu teşkilat, ekonomik istikrarın korunmasına katkıda bulunmuş ve Anadolu’da kurumsal şehir ekonomisinin gelişmesine zemin hazırlamıştır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-mart-2026-/-sayi-168">Derin Tarih Mart Sayısında… </a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Selçuklu Hanlarında Kusursuz Organizasyon</title>
		<link>https://www.derintarih.com/dosya/selcuklu-hanlarinda-kusursuz-organizasyon/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mahmut Demir]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 02 Mar 2026 08:29:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=12054</guid>

					<description><![CDATA[Büyüklükleri ve insan barındırma kapasiteleri dikkate alındığında, Selçuklu hanlarının işleyişinin büyük bir organizasyon ve emek gerektirdiği aşikârdır. İçerisinde tüccarların, görevlilerin ve güvenlik güçlerinin konaklamaları için yatakhaneler, hamam, mescid ve mutfak gibi birimler bulunmaktaydı. Hayvanlar için ahır ve samanlık, gıda maddeleri, eşya ve ticarî mallar için depolar mevcuttu. Ayrıca yolcular için ayakkabıcılar, hayvanlar için de nalbantlar istihdam edilmekteydi. Bunlara ek olarak tabipler, baytarlar ve eczacılar görevlendirilip yapının her türlü kaydıyla ilgilenen personel mevcuttu. &#160; Devamı Derin Tarih Mart Sayısında… ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Büyüklükleri ve insan barındırma kapasiteleri dikkate alındığında, Selçuklu hanlarının işleyişinin büyük bir organizasyon ve emek gerektirdiği aşikârdır. İçerisinde tüccarların, görevlilerin ve güvenlik güçlerinin konaklamaları için yatakhaneler, hamam, mescid ve mutfak gibi birimler bulunmaktaydı. Hayvanlar için ahır ve samanlık, gıda maddeleri, eşya ve ticarî mallar için depolar mevcuttu. Ayrıca yolcular için ayakkabıcılar, hayvanlar için de nalbantlar istihdam edilmekteydi. Bunlara ek olarak tabipler, baytarlar ve eczacılar görevlendirilip yapının her türlü kaydıyla ilgilenen personel mevcuttu.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-mart-2026-/-sayi-168">Derin Tarih Mart Sayısında… </a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye Selçuklularının Kervansaray İnşa Etme Politikaları</title>
		<link>https://www.derintarih.com/dosya/turkiye-selcuklularinin-kervansaray-insa-etme-politikalari/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Şeyhmus Nayır]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 02 Mar 2026 08:22:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=12051</guid>

					<description><![CDATA[Gerek Türkiye Selçuklu sultanları gerekse devlet adamlarının gayretleriyle Anadolu’da birçok kervansaray ve han inşa edildi. Ticaret yollarındaki yoğun kervan akışının kesintisiz şekilde devam etmesini sağlayan bu han ve kervansaraylar sayesinde ticaret yollarının güvenliği sağlandı, yolcuların ihtiyaçları karşılandı. Bu yapıların çoğunun İpek Yolu’nun Anadolu’ya bağlayan yollar üzerinde bulunması Türkiye Selçuklularının ticaret politikalarının bir yansımasıdır. Kimi zaman hapishane veya askerî üs olarak da kullanılan bu yapılar, devlet otoritesinin bir göstergesiydi. &#160; Devamı Derin Tarih Mart Sayısında… ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Gerek Türkiye Selçuklu sultanları gerekse devlet adamlarının gayretleriyle Anadolu’da birçok kervansaray ve han inşa edildi. Ticaret yollarındaki yoğun kervan akışının kesintisiz şekilde devam etmesini sağlayan bu han ve kervansaraylar sayesinde ticaret yollarının güvenliği sağlandı, yolcuların ihtiyaçları karşılandı. Bu yapıların çoğunun İpek Yolu’nun Anadolu’ya bağlayan yollar üzerinde bulunması Türkiye Selçuklularının ticaret politikalarının bir yansımasıdır. Kimi zaman hapishane veya askerî üs olarak da kullanılan bu yapılar, devlet otoritesinin bir göstergesiydi.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-mart-2026-/-sayi-168">Derin Tarih Mart Sayısında… </a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Anadolu Kavşağı, Uzakdoğu’yu Avrupa’ya Nasıl Bağladı?</title>
		<link>https://www.derintarih.com/dosya/anadolu-kavsagi-uzakdoguyu-avrupaya-nasil-bagladi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hatice Aksoy]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 02 Mar 2026 08:17:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=12047</guid>

					<description><![CDATA[Selçuklu döneminde Anadolu’daki önemli ticaret merkezlerini birbirine bağlayan ana ticaret yollarını üç gruba ayırabiliriz. Birincisi doğuyu batıya bağlayan, ikincisi kuzeyi güneye bağlayan, üçüncüsü ise güneydoğuyu batıya bağlayan yoldur. Bu yolların güzergâhını belirleyen Tebriz, Bağdat, Halep, Musul, İstanbul gibi ünlü ticaret şehirleri ile Alâiye, Ayas, Antalya, Ayaslug, Foça, İzmir, Sinop, Samsun, Trabzon gibi liman şehirleridir. Kuşkusuz bu dönemde bütün yolların odağında ve kesişme noktasında başkent Konya vardır. &#160; Devamı Derin Tarih Mart Sayısında… ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Selçuklu döneminde Anadolu’daki önemli ticaret merkezlerini birbirine bağlayan ana ticaret yollarını üç gruba ayırabiliriz. Birincisi doğuyu batıya bağlayan, ikincisi kuzeyi güneye bağlayan, üçüncüsü ise güneydoğuyu batıya bağlayan yoldur. Bu yolların güzergâhını belirleyen Tebriz, Bağdat, Halep, Musul, İstanbul gibi ünlü ticaret şehirleri ile Alâiye, Ayas, Antalya, Ayaslug, Foça, İzmir, Sinop, Samsun, Trabzon gibi liman şehirleridir. Kuşkusuz bu dönemde bütün yolların odağında ve kesişme noktasında başkent Konya vardır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-mart-2026-/-sayi-168">Derin Tarih Mart Sayısında… </a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye Selçuklu Devleti’nin Ekonomi Temelli Politikaları</title>
		<link>https://www.derintarih.com/dosya/turkiye-selcuklu-devletinin-ekonomi-temelli-politikalari/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Burak Nazif Sarıcı]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 02 Mar 2026 08:12:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=12044</guid>

					<description><![CDATA[Konya’yı merkez edinen Türkiye Selçuklu Devleti’nin politik hedeflerinde, Sultan II. Kılıç Arslan devrinden itibaren eksen değişimi gerçekleşti. Bundan sonra Selçuklular, değişen sosyal ve ideolojik şartların yanı sıra, ekonomik kaygıların ağır bastığı yeni bir politik anlayışı benimsediler. Askerî başarılarını ekonomik kazanımlarla süslemek isteyen Selçuklu sultanları da üretim ve ticarete daha çok destek verdi. Selçukluların devletleşme sürecinin mimarlarından olan II. Kılıç Arslan, ön ayak olduğu bu değişimlerle devletini kurumsallaştırmak istemiş ve bunda başarılı da olmuştu. &#160; Devamı Derin Tarih Mart Sayısında… ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Konya’yı merkez edinen Türkiye Selçuklu Devleti’nin politik hedeflerinde, Sultan II. Kılıç Arslan devrinden itibaren eksen değişimi gerçekleşti. Bundan sonra Selçuklular, değişen sosyal ve ideolojik şartların yanı sıra, ekonomik kaygıların ağır bastığı yeni bir politik anlayışı benimsediler. Askerî başarılarını ekonomik kazanımlarla süslemek isteyen Selçuklu sultanları da üretim ve ticarete daha çok destek verdi. Selçukluların devletleşme sürecinin mimarlarından olan II. Kılıç Arslan, ön ayak olduğu bu değişimlerle devletini kurumsallaştırmak istemiş ve bunda başarılı da olmuştu.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-mart-2026-/-sayi-168">Derin Tarih Mart Sayısında… </a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Selçuklular Öncesi Anadolu’da Ticaret Hayatı</title>
		<link>https://www.derintarih.com/dosya/selcuklular-oncesi-anadoluda-ticaret-hayati/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Abdullah Burgu]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 02 Mar 2026 08:10:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=12040</guid>

					<description><![CDATA[Selçuklu öncesinde Anadolu’da, İslâm fetihlerinin beraberinde getirdiği kozmopolit yapı ve Roma İmparatorluğu’ndan itibaren varlığı bilinen çok kültürlü yaşam alanları, ticarî faaliyetlerle birlikte yeni bir canlanma evresine girmiştir. Selçuklular, kendilerinden önce harap olan Anadolu şehirlerini yeniden imar ederek, yerli ve yabancı tüccarların güvenliğine yönelik politikalar geliştirmişlerdir. Ribâtlardan dönüşen kervansaray kültürü, fütüvvetten ve ortak ülküden ilham alan ahîlik teşkilatı ise Selçukluların bu sosyo-ekonomik hedeflerine ulaşmasını kolaylaştırmıştır.   Devamı Derin Tarih Mart Sayısında… ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Selçuklu öncesinde Anadolu’da, İslâm fetihlerinin beraberinde getirdiği kozmopolit yapı ve Roma İmparatorluğu’ndan itibaren varlığı bilinen çok kültürlü yaşam alanları, ticarî faaliyetlerle birlikte yeni bir canlanma evresine girmiştir. Selçuklular, kendilerinden önce harap olan Anadolu şehirlerini yeniden imar ederek, yerli ve yabancı tüccarların güvenliğine yönelik politikalar geliştirmişlerdir. Ribâtlardan dönüşen kervansaray kültürü, fütüvvetten ve ortak ülküden ilham alan ahîlik teşkilatı ise Selçukluların bu sosyo-ekonomik hedeflerine ulaşmasını kolaylaştırmıştır.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-mart-2026-/-sayi-168">Derin Tarih Mart Sayısında… </a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Avn-i Hakk’la Alındı Tebriz</title>
		<link>https://www.derintarih.com/dosya/avn-i-hakkla-alindi-tebriz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Samet Tınas]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 02 Feb 2026 15:03:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=12002</guid>

					<description><![CDATA[Safevî güçleri 22 Eylül 1585’te ‘İstanbul Kapısı’ denilen mevkiden Tebriz’e giren Osmanlı birlikleri karşında aciz kalarak şehri terk edince, takvimler 25 Eylül 1585’i gösterirken Özdemiroğlu Osman Paşa resmî bir törenle Tebriz’e girdi. Ramazan ayında gerçekleştirilen fetih, bayram günü büyük bir sevinçle kutlandı. Tebriz’in fethiyle taçlanan Şark Seferi, Osmanlılar lehine neticelerle nihayete erdi. &#160; Devamı Derin Tarih Şubat Sayısında… ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Safevî güçleri 22 Eylül 1585’te ‘İstanbul Kapısı’ denilen mevkiden Tebriz’e giren Osmanlı birlikleri karşında aciz kalarak şehri terk edince, takvimler 25 Eylül 1585’i gösterirken Özdemiroğlu Osman Paşa resmî bir törenle Tebriz’e girdi. Ramazan ayında gerçekleştirilen fetih, bayram günü büyük bir sevinçle kutlandı. Tebriz’in fethiyle taçlanan Şark Seferi, Osmanlılar lehine neticelerle nihayete erdi.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-subat-2026-/-sayi-167">Derin Tarih Şubat Sayısında… </a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sultan Süleyman’a Ramazan Armağanı: Belgrad’ın Fethi</title>
		<link>https://www.derintarih.com/dosya/sultan-suleymana-ramazan-armagani-belgradin-fethi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Özgür Oral]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 02 Feb 2026 15:02:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=11999</guid>

					<description><![CDATA[Osmanlıların I. Bayezid dönemindeki tazyiklerle başladığı Belgrad Kalesi’ni alma girişimleri, 1440 ve 1456’daki kuşatmalarda yaşanan başarısızlıkların ardından 1521’de neticelendi. Önceki teşebbüslerde Belgrad’ın kendisi bir hedefken, Sultan Süleyman açısından burası ilk aşamada bir hedef olmamış; o, bu kaleyi daha büyük bir hedefe giderken aşılması gereken bir engel olarak değerlendirmişti. Macarların Tuna üzerindeki müdafaa sisteminin aşılmasıyla, 1521 Ramazan ayında Osmanlılara teslim edilen Belgrad’ın kısa sürede kazandığı askerî önem sayesinde, Osmanlılar Orta Avrupa’ya yönelik siyasetlerini büyük bir kolaylık ve kararlılıkla hayata geçirebilmişlerdir. &#160; Devamı Derin Tarih Şubat Sayısında… ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Osmanlıların I. Bayezid dönemindeki tazyiklerle başladığı Belgrad Kalesi’ni alma girişimleri, 1440 ve 1456’daki kuşatmalarda yaşanan başarısızlıkların ardından 1521’de neticelendi. Önceki teşebbüslerde Belgrad’ın kendisi bir hedefken, Sultan Süleyman açısından burası ilk aşamada bir hedef olmamış; o, bu kaleyi daha büyük bir hedefe giderken aşılması gereken bir engel olarak değerlendirmişti. Macarların Tuna üzerindeki müdafaa sisteminin aşılmasıyla, 1521 Ramazan ayında Osmanlılara teslim edilen Belgrad’ın kısa sürede kazandığı askerî önem sayesinde, Osmanlılar Orta Avrupa’ya yönelik siyasetlerini büyük bir kolaylık ve kararlılıkla hayata geçirebilmişlerdir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-subat-2026-/-sayi-167">Derin Tarih Şubat Sayısında… </a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Şakhab Muharebesi</title>
		<link>https://www.derintarih.com/dosya/sakhab-muharebesi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nadir Karakuş]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 02 Feb 2026 15:01:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=11996</guid>

					<description><![CDATA[Moğol fırtınasının İslâm dünyasını kasıp kavurduğu bir dönemde, Memlûklerin Şakhab’da kazandığı zafer yalnızca bir savaşın değil, bir medeniyetin kaderinin değiştiği andı. Bağdat, Halep ve Dımaşk’ın düşüşüyle umutsuzluğa sürüklenen coğrafya, Sultan Muhammed b. Kalavun’un liderliği, Baybars ve Sallâr’ın askerî dehâsı, İbn Teymiyye’nin manevî seferberliği sayesinde yeniden ayağa kalktı. 1303 Ramazan’ında kazanılan bu büyük zafer, İlhanlıların Suriye hayallerini sona erdirirken, Haçlı ittifakı umutlarını da tarihin karanlığına gömmüştü. &#160; Devamı Derin Tarih Şubat Sayısında… ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Moğol fırtınasının İslâm dünyasını kasıp kavurduğu bir dönemde, Memlûklerin Şakhab’da kazandığı zafer yalnızca bir savaşın değil, bir medeniyetin kaderinin değiştiği andı. Bağdat, Halep ve Dımaşk’ın düşüşüyle umutsuzluğa sürüklenen coğrafya, Sultan Muhammed b. Kalavun’un liderliği, Baybars ve Sallâr’ın askerî dehâsı, İbn Teymiyye’nin manevî seferberliği sayesinde yeniden ayağa kalktı. 1303 Ramazan’ında kazanılan bu büyük zafer, İlhanlıların Suriye hayallerini sona erdirirken, Haçlı ittifakı umutlarını da tarihin karanlığına gömmüştü.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-subat-2026-/-sayi-167">Derin Tarih Şubat Sayısında… </a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İslâm Dünyası İçin Bir Ölüm Kalım Hadisesi: Ayn Câlût Savaşı</title>
		<link>https://www.derintarih.com/genel/islam-dunyasi-icin-bir-olum-kalim-hadisesi-ayn-calut-savasi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mustafa Alican]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 02 Feb 2026 14:59:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=11993</guid>

					<description><![CDATA[3 Eylül 1260 tarihinde meydana gelen Ayn Câlût Savaşı, Memlûklerin Moğollar karşısındaki ezici zaferiyle sonuçlandı. Moğolların Irak ve İran’ın doğusuna çekilerek Suriye ve Mısır ile ilgili planlarından vazgeçmelerine yol açan bu zafer, İslâm tarihinde yeni bir dönemin de başlangıcı oldu. Ayrıca Moğolların yenilmezliğine ilişkin efsanelerin tarumat olmasına, amasız Moğol ilerleyişinin durmasına neden oldu. Hatta bu zafer, hızları kesilen Moğolların İslâm dinine bakışlarının olumlu anlamda değiştirerek hızla Müslümanlaşmalarına neden olacak bir zihniyet dönüşümüne de kapı aralamıştır. &#160; Devamı Derin Tarih Şubat Sayısında… ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>3 Eylül 1260 tarihinde meydana gelen Ayn Câlût Savaşı, Memlûklerin Moğollar karşısındaki ezici zaferiyle sonuçlandı. Moğolların Irak ve İran’ın doğusuna çekilerek Suriye ve Mısır ile ilgili planlarından vazgeçmelerine yol açan bu zafer, İslâm tarihinde yeni bir dönemin de başlangıcı oldu. Ayrıca Moğolların yenilmezliğine ilişkin efsanelerin tarumat olmasına, amasız Moğol ilerleyişinin durmasına neden oldu. Hatta bu zafer, hızları kesilen Moğolların İslâm dinine bakışlarının olumlu anlamda değiştirerek hızla Müslümanlaşmalarına neden olacak bir zihniyet dönüşümüne de kapı aralamıştır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-subat-2026-/-sayi-167">Derin Tarih Şubat Sayısında… </a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
