﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Kapak Dosyası &#8211; Derin Tarih</title>
	<atom:link href="https://www.derintarih.com/kategori/kapak-dosyasi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<description>Tarih Okuyan Şaşırmaz</description>
	<lastBuildDate>Fri, 31 May 2019 11:47:37 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.7.5</generator>

<image>
	<url>https://www.derintarih.com/wp-content/uploads/2015/12/favicon-150x150.png</url>
	<title>Kapak Dosyası &#8211; Derin Tarih</title>
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Kadir Mısıroğlu Neyi Başardı?</title>
		<link>https://www.derintarih.com/kapak-dosyasi/kadir-misiroglu-neyi-basardi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mustafa Armağan]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 31 May 2019 23:45:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kapak Dosyası]]></category>
		<category><![CDATA[Kadir Mısıroğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Lozan Zafer mi Hezimet mi?]]></category>
		<category><![CDATA[Ülkü Kitabevi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derintarih.com/?p=4633</guid>

					<description><![CDATA[Lozan: Zafer mi Hezimet mi? adlı iki ciltlik kitabı Bursa’da Ülkü Kitabevi’nden satın aldığımda üzerine tarih atmayı iyi ki ihmal etmemişim: 18 Nisan 1977. İlk cildi 507, 2. cildi ise 488 sayfa tutan bu muhalled eseri anlamama 16 yaşımdaki donanımım yetmezdi elbette ama yine de bir hevesle okumaya çalışmış, sonra bilmecburiye bırakmıştım. Ağır gelmişti; dili, ele aldığı mevzu, mevzuun cerhedilmesi için sarfedilen hukukî, tarihî ve akl-ı selime dayalı dellillerin giriftliği pes ettirmiş olmalıydı beni. Yine de kütüphanemle beraber itinayla İstanbul’a taşındı ve 2013 Mart’ında yazarıyla bizzat tanışıncaya kadar tam 36 yıl sabırla vakt-i merhununu bekledi. Lozan’ın siyah kaplı nüshalarının başına&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p align="justify"><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;"><i>Lozan: Zafer mi Hezimet mi?</i> adlı iki ciltlik kitabı Bursa’da Ülkü Kitabevi’nden satın aldığımda üzerine tarih atmayı iyi ki ihmal etmemişim: 18 Nisan 1977. İlk cildi 507, 2. cildi ise 488 sayfa tutan bu muhalled eseri anlamama 16 yaşımdaki donanımım yetmezdi elbette ama yine de bir hevesle okumaya çalışmış, sonra bilmecburiye bırakmıştım. Ağır gelmişti; dili, ele aldığı mevzu, mevzuun cerhedilmesi için sarfedilen hukukî, tarihî ve akl-ı selime dayalı dellillerin giriftliği pes ettirmiş olmalıydı beni. Yine de kütüphanemle beraber itinayla İstanbul’a taşındı ve 2013 Mart’ında yazarıyla bizzat tanışıncaya kadar tam 36 yıl sabırla vakt-i merhununu bekledi.</span></span></span></p>
<p align="justify"><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;"><i>Lozan</i>’ın siyah kaplı nüshalarının başına attığım tarihleri tanıştığımız gün kendisine gösterdiğim merhum Kadir Mısıroğlu’nun tepkisi, gülerek “Onları bana ver, sana yenilerinden vereyim!” olmuştu. Vermezdim; almazdı&#8230; Ama o gün şahsıma ettiği iltifatlar tanışıklığımızın 36 yıl önce başladığını lakin bitmediğini ve bitmeyeceğini teyide yaradı sadece. İnşallah bundan sonra da bitmeyecek…</span></span></span></p>
<p align="justify"><strong>Devamı <a href="http://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-haziran-2019">Derin Tarih Haziran Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kadir Mısıroğlu’nu Nasıl Bilirdim?</title>
		<link>https://www.derintarih.com/kapak-dosyasi/kadir-misiroglunu-nasil-bilirdim/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ekrem Buğra Ekinci]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 31 May 2019 23:42:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kapak Dosyası]]></category>
		<category><![CDATA[Kadir Mısıroğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Necip Fazıl]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlılar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derintarih.com/?p=4630</guid>

					<description><![CDATA[Kadir Mısıroğlu için ilk söylenecek şey, hayatını Ehl-i Sünnet hizmetine ve yolun en şanlı müdafii olan Osmanlılara vakfetmiş olmasıdır. Yetiştiği devirlerde sağcısından solcusuna Osmanlı aleyhtarlığı modaydı. İdeolojik resmî tarih olanca varlığıyla hüküm sürmekteydi. Zaten mekteplerde böyle okutuluyordu. Kitaplar, romanlar, filmler hep bu istikamette hazırlanırdı. Tamam, insanların kurduğu bir sistemin kusurları bulunabilir. Ama hiç mi iyiliği olmaz? Bu, insaflı düşünen vicdanlı kimselerin hamiyet-i milliyesine dokunuyordu. Vatanını seven, ecdadına hürmet ve minnet duyan insanlarda hâsıl ettiği haklı bir reaksiyon vardı. Bu gidişe dur diyen yok muydu? Tarihçi İsmail Hami Danişmend, Yılmaz Öztuna, Ziya Nur (Aksun), şair Yahya Kemal (Beyatlı), Necip Fazıl (Kısakürek),&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p align="justify"><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;">Kadir Mısıroğlu için ilk söylenecek şey, hayatını Ehl-i Sünnet hizmetine ve yolun en şanlı müdafii olan Osmanlılara vakfetmiş olmasıdır. Yetiştiği devirlerde sağcısından solcusuna Osmanlı aleyhtarlığı modaydı. İdeolojik resmî tarih olanca varlığıyla hüküm sürmekteydi. Zaten mekteplerde böyle okutuluyordu. Kitaplar, romanlar, filmler hep bu istikamette hazırlanırdı. Tamam, insanların kurduğu bir sistemin kusurları bulunabilir. Ama hiç mi iyiliği olmaz? Bu, insaflı düşünen vicdanlı kimselerin hamiyet-i milliyesine dokunuyordu. Vatanını seven, ecdadına hürmet ve minnet duyan insanlarda hâsıl ettiği haklı bir reaksiyon vardı. Bu gidişe dur diyen yok muydu? Tarihçi İsmail Hami Danişmend, Yılmaz Öztuna, Ziya Nur (Aksun), şair Yahya Kemal (Beyatlı), Necip Fazıl (Kısakürek), gazeteci Osman Yüksel (Serdengeçti) gibi temkinli bir şekilde mazinin hakkını vermeye çalışanlar vardı ama tesirleri fazla değildi. İşte Kadir Mısıroğlu Bey’in kimseye benzemeyen reaksiyoner duruşu, tarih ve din kültürü ve güçlü hitabeti yanında doğru bildiğinden şaşmayan tavizsiz üslûbu, 50’lerle başlayan hürriyet vasatının da tesiriyle insanlarda makes buldu. Bir mânâda hissiyatların tercümanı, vicdanların sesi oldu.</span></span></span></p>
<p align="justify"><strong>Devamı <a href="http://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-haziran-2019">Derin Tarih Haziran Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yunus’un Molla Kasım’ı Misali Resmî Tarihi Sîgaya Çekti</title>
		<link>https://www.derintarih.com/kapak-dosyasi/4626/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mehmed Fatih Can]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 31 May 2019 23:38:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kapak Dosyası]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhuriyet rejimi]]></category>
		<category><![CDATA[Kadir Mısıroğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı İmparatorluğu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derintarih.com/?p=4626</guid>

					<description><![CDATA[Tarih büyük kırılmalar yaşamış toplumlara hâkim olan rejimler için stratejik bir silah olmanın yanı sıra gerçeğin, yani “aslında ne olmuştu?” sorusunun peşine düşen tarihçiler için de mayınlı bir arazidir. Bu realitenin bizde ete kemiğe büründüğü en dikkat çekici vetire şüphesiz Osmanlı İmparatorluğu’nun enteresan oyunlarla tarihe karılması, akabinde Cumhuriyet rejiminin erken safhasıdır. Herhalde tarihte Osmanlı inhitatı kadar çok taraflı, çok hesaplı karmaşık süreçlerin birbirine geçtiği ve netayiciyle hem Türkiye’nin hem dünyanın siyasî, sosyal ve iktisadî haritasını derinden etkileyen ve değiştiren bir hadise az kaydedilmiştir. Tarihin bize bundan daha hayretâmiz olan sürprizi ise Osmanlı Devleti’nin DNA’sını tarif eden kimyayı bîtamamiha imha eden&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p align="justify"><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;">Tarih büyük kırılmalar yaşamış toplumlara hâkim olan rejimler için stratejik bir silah olmanın yanı sıra gerçeğin, yani “aslında ne olmuştu?” sorusunun peşine düşen tarihçiler için de mayınlı bir arazidir. Bu realitenin bizde ete kemiğe büründüğü en dikkat çekici vetire şüphesiz Osmanlı İmparatorluğu’nun enteresan oyunlarla tarihe karılması, akabinde Cumhuriyet rejiminin erken safhasıdır. Herhalde tarihte Osmanlı inhitatı kadar çok taraflı, çok hesaplı karmaşık süreçlerin birbirine geçtiği ve netayiciyle hem Türkiye’nin hem dünyanın siyasî, sosyal ve iktisadî haritasını derinden etkileyen ve değiştiren bir hadise az kaydedilmiştir. Tarihin bize bundan daha hayretâmiz olan sürprizi ise Osmanlı Devleti’nin DNA’sını tarif eden kimyayı bîtamamiha imha eden bambaşka bir terkibin, ilginç bağlantı ve ilişkilerle devreye alınması olmuştur.</span></span></span></p>
<p align="justify"><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;">Her bakımdan muammalarla dolu bu vetireyi hakiki veçhesiyle merak edip ülkemizin yakın tarihine projektör tutmak isteyen araştırmacılar, tarihçiler için en çetrefilli mesele “vukuatın kasten ve adeta girift bir bilmece haline getirilmiş” olmasıdır. İlaveten, “binlerce yıllık millî tarihimizin en karanlık ve karışık devresini, vesikanın son derecede az olduğu eski ve uzak başlangıç zamanları değil de son 100 yılık kısmının teşkil etmesidir.”</span></span></span></p>
<p align="justify"><strong>Devamı <a href="http://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-haziran-2019">Derin Tarih Haziran Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kadir Mısıroğlu’nun Dünya Görüşü</title>
		<link>https://www.derintarih.com/kapak-dosyasi/kadir-misiroglunun-dunya-gorusu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Samet Tınas]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 31 May 2019 23:35:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kapak Dosyası]]></category>
		<category><![CDATA[Cemil Meriç]]></category>
		<category><![CDATA[Kadir Mısıroğlu]]></category>
		<category><![CDATA[tarihçi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derintarih.com/?p=4622</guid>

					<description><![CDATA[Ramazan’ın ilk günü âlem-i âhirete göçen üstâdımız Kadir Mısıroğlu’na Allah rahmet eylesin. Bendeniz de yakınında bulunmuş bir talebesi olarak büyük bir boşluğa ve hüzne gark oldum herkes gibi. Üstâd, Cemil Meriç’in tâbiriyle “bir hakikat adamıydı.” Bu güzel bir tavsif ancak bendeniz kendisini bir fikir adamı, zihninde inşâ ettiği dünyâyı modern zamanlarda yaşamaya çalışan bir Osmanlı olarak tanımlamayı tercih ederim. Üstâd’ı bir fikir adamı olarak görmeyen üç tip insan var tespit edebildiğim kadarıyla. Birincisi zâten din ve târih aleyhinde olanlar, ikinci grup onu salt târihçi olarak değerlendirenler, üçüncüsü ise kitaplarını okumadan ismini bile yanlış telâffuz eden kibir âbidesi akademisyenler. Evvelâ şunu&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p align="justify"><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;">Ramazan’ın ilk günü âlem-i âhirete göçen üstâdımız Kadir Mısıroğlu’na Allah rahmet eylesin. Bendeniz de yakınında bulunmuş bir talebesi olarak büyük bir boşluğa ve hüzne gark oldum herkes gibi. Üstâd, Cemil Meriç’in tâbiriyle “bir hakikat adamıydı.” Bu güzel bir tavsif ancak bendeniz kendisini bir fikir adamı, zihninde inşâ ettiği dünyâyı modern zamanlarda yaşamaya çalışan bir Osmanlı olarak tanımlamayı tercih ederim.</span></span></span></p>
<p align="justify"><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;">Üstâd’ı bir fikir adamı olarak görmeyen üç tip insan var tespit edebildiğim kadarıyla. Birincisi zâten din ve târih aleyhinde olanlar, ikinci grup onu salt târihçi olarak değerlendirenler, üçüncüsü ise kitaplarını okumadan ismini bile yanlış telâffuz eden kibir âbidesi akademisyenler.</span></span></span></p>
<p align="justify"><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;">Evvelâ şunu söylemek gerekiyor ki Kadir Mısıroğlu târihçi olmak için târihle uğraşmadı. Onun dünyasında zamana ve mekâna hâkim olması gereken bir dünyâ görüşü olmalıydı ki, bu İslâm dünyâ görüşüdür, bunun yolu da târihten geçiyordu. Temel felsefesi Batı Aydınlanma düşüncesine karşı modern dünyâda mümkün mertebe geleneğe bağlı yaşamaktı. Kendisi Yahyâ Kemâl’in “Zihnim bu şehirden, bu devirden çok uzakta/Tanbûrî Cemil Bey çalıyor eski plâkta” beytinin müşahhas hâliydi.</span></span></span></p>
<p align="justify"><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;">Bu dünyasını önce 1981’de kaleme aldığı İslâmcı Gençliğin </span></span></span></p>
<p align="justify"><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;">El Kitabı ile satırlara döktü. Burada belirtmek isterim ki kullanılan “İslâmcı” tâbiri “siyasal İslâmcılar” ile anlatılmak istenen şey değildir. Burada İslâmcı denilmesinin sebebi İslâm’ı dört duvar arasına, mevsim itibâriyle de Ramazan’dan Ramazan’a yaşayanları dışarıda tutmak, 24 saatini bu mukaddes dâvâ uğrunda yaşayanları ifâde etmektir. Daha sonra bu eserin ikinci kısmı olan “İslâmcı Gençliğin Mes’eleleri’ni genişleterek 2005 yılında Hayat Felsefesi Yahud Yaşamak Sanatı’nı yayınladı. Bu eserde seviyeli bir ömür geçirmek için düşünce ve davranışta bir muhafazakâr gencin dikkat etmesi gereken hususları kaleme aldı.</span></span></span></p>
<p align="justify"><strong>Devamı <a href="http://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-haziran-2019">Derin Tarih Haziran Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Nasıl Talebe Yetiştirirdi?</title>
		<link>https://www.derintarih.com/kapak-dosyasi/nasil-talebe-yetistirirdi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mustafa Aksu]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 31 May 2019 23:32:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kapak Dosyası]]></category>
		<category><![CDATA[Kadir Mısıroğlu]]></category>
		<category><![CDATA[kelâm-ı kibâr]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa Aksu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derintarih.com/?p=4619</guid>

					<description><![CDATA[Üstad kendisini ziyarete gelen gençlere şahsiyet kazandırmak ve şuurlu birer Müslüman olarak hayatlarını sürdürmeleri için bazen celâlî bazen ise cemâlî bir üslup ile nasihatlerde bulunurdu. Hemen hemen her gence tarih, edebiyat ve dinî alanda bilgi sahibi olması gerektiğini örneklerle açıklar, lisanın ehemmiyeti üzerinde titizlikle durur ve gençleri uyduruk kelimeler kullandıklarında ikâz ederek o kelimenin yerine kullanılması gereken kelimeyi zikrederdi. Bununla da kalmaz, neden bu kelimenin kullanılmasının daha doğru olduğunu gramer bilgileri ile de harmanlayıp açıklardı. Lisan üzerine titizlendiği ölçüde giyim kuşam ve beslenme hususunda da gençleri ikâz eder ve bilgilendirirdi. Giysilerin ve beslenme alışkanlığının kişinin karakteri üstünde etkisi olduğunu sık&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p align="justify"><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;">Üstad kendisini ziyarete gelen gençlere şahsiyet kazandırmak ve şuurlu birer Müslüman olarak hayatlarını sürdürmeleri için bazen celâlî bazen ise cemâlî bir üslup ile nasihatlerde bulunurdu. Hemen hemen her gence tarih, edebiyat ve dinî alanda bilgi sahibi olması gerektiğini örneklerle açıklar, lisanın ehemmiyeti üzerinde titizlikle durur ve gençleri uyduruk kelimeler kullandıklarında ikâz ederek o kelimenin yerine kullanılması gereken kelimeyi zikrederdi. Bununla da kalmaz, neden bu kelimenin kullanılmasının daha doğru olduğunu gramer bilgileri ile de harmanlayıp açıklardı.</span></span></span></p>
<p align="justify"><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;">Lisan üzerine titizlendiği ölçüde giyim kuşam ve beslenme hususunda da gençleri ikâz eder ve bilgilendirirdi. Giysilerin ve beslenme alışkanlığının kişinin karakteri üstünde etkisi olduğunu sık sık hatırlatır, uzun uzun örnekler vererek durumun ciddiyetini anlatırdı. Kot pantolon giyen gençleri celâlli bir şekilde ikâz eder, Amerikan çobanlarının giydiği bu kıyafetten bir an önce kurtulmalarını ve kendilerine bir imparatorluk vârisine yakışır biçimde giyinmelerini tavsiye ederdi. Aynı şekilde, üzerinde İngilizce kelimeler yazılı tişörtle gelen gençlerle de bu minvalde konuşurdu.</span></span></span></p>
<p align="justify"><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;">Düzenli bir şekilde kendisini ziyarete gelen gençlerden bazılarına bir dahaki sefere bir ajanda edinmelerini tembih eder; bazılarına da o anda hemen kendi takdim ederdi. Bir sonraki ziyarette getirilen ajandaya kendi el yazısı ile Besmele-i şerif yazar, o günün tarihini kaydedip imzasını atardı. Tebessümle ajandasına bakan gence, “Yaz bakalım” diyerek bir hadis-i şerif yazdırır; ibârede geçen bazı kelimelerin mânâlarını izah ile birlikte hâdis-i şerif hakkında bazen kısa, bazen de tarih-edebiyat-din üçgeninde uzun bir sohbet vücuda getirirdi. Ajanda sahibi gencin bu süreci, Üstad’ın dilinden kırk hadis ve kelâm-ı kibârın meşhurlarının yazılması ile sona ererdi.</span></span></span></p>
<p align="justify"><strong>Devamı <a href="http://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-haziran-2019">Derin Tarih Haziran Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Velînîmetim, Efendim: Kadir Mısıroğlu</title>
		<link>https://www.derintarih.com/kapak-dosyasi/velinimetim-efendim-kadir-misiroglu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Aynur Mısıroğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 31 May 2019 23:28:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kapak Dosyası]]></category>
		<category><![CDATA[Aynur Mısıroğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Kadir Mısıroğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı sevgisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derintarih.com/?p=4616</guid>

					<description><![CDATA[“Cânı cânâna kurban eyleyen gelsin bu meydana Soyup benliğini uryan olan gelsin bu meydana.” (Kelâmî) Dünya hayâtımı, hamd eden bir kul olarak geçirmeme ve bu hayâtı âhiret hayâtına hazırlanma mahalli olarak idrâk etmeme vesîle olması, yardım ve takviye etmesi hasebiyle hakikaten benim için bir velînîmet olan Kadir Mısıroğlu Rabbimin bana bahşetmiş olduğu çok büyük bir nîmetti. “Topraktan toprağa bir akış hayat” diye idrâk ettiği dünya hayâtına hiçbir vakit kıymet atfetmedi. Onu, âhiret kazancına götüren imtihan adımı olarak saydı. Cenk ve mücâdele ile hayat sürdü. Canını, malını, kariyerini, zevklerini; “Böyle bir maksad için Kanım olsa da sebil!&#8230;” şevk ve inancıyla yılmadan,&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p align="justify"><strong><span style="color: #000000;">“<span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;"><i>Cânı cânâna kurban eyleyen gelsin bu meydana</i></span></span></span></strong></p>
<p align="justify"><strong><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;"><i>Soyup benliğini uryan olan gelsin bu meydana.”</i></span></span></span></strong></p>
<p align="justify"><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;">(Kelâmî)</span></span></span></p>
<p align="justify"><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;">Dünya hayâtımı, hamd eden bir kul olarak geçirmeme ve bu hayâtı âhiret hayâtına hazırlanma mahalli olarak idrâk etmeme vesîle olması, yardım ve takviye etmesi hasebiyle hakikaten benim için bir velînîmet olan Kadir Mısıroğlu Rabbimin bana bahşetmiş olduğu çok büyük bir nîmetti. “Topraktan toprağa bir akış hayat” diye idrâk ettiği dünya hayâtına hiçbir vakit kıymet atfetmedi. Onu, âhiret kazancına götüren imtihan adımı olarak saydı. Cenk ve mücâdele ile hayat sürdü. Canını, malını, kariyerini, zevklerini; “Böyle bir maksad için Kanım olsa da sebil!&#8230;” şevk ve inancıyla yılmadan, yorulmadan, korkmadan, asla tâviz vermeden, izzetle ümitle canı pahasına müdâfaa etti. Dinini, imanını İslâmiyet’in galebesi için şiar edinmiş, buram buram vatan, millet, ecdad bilhassa Osmanlı sevgisini fîsebilillah tebliğ etmişti.</span></span></span></p>
<p align="justify"><span style="color: #000000;">“<span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;">Feryadıma aks-i seda bulurum” diyordu. Biliyordu, emindi, mutmaindi, mes’uddu. Kim bilir, belki şu mübârek Ramazan-ı Şerîf’in ilk gününde O’nu uğurlamaya gelen her biri tek tek çok kıymetli mücâhid ve mücâhide güzel evlâdlarının O’nu coşkulu bir şekilde Rabbi’ne uğurladığını görmüştü!</span></span></span></p>
<p align="justify"><strong>Devamı <a href="http://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-haziran-2019">Derin Tarih Haziran Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>“Avucumda Tuttuğum Kora Bakmaya Korkuyorlar”</title>
		<link>https://www.derintarih.com/kapak-dosyasi/avucumda-tuttugum-kora-bakmaya-korkuyorlar/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fâtıma Mehlika Mısıroğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 31 May 2019 23:24:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kapak Dosyası]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Rum Konsolosluğu]]></category>
		<category><![CDATA[Kadir Mısıroğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Lozan Zafer mi Hezimet mi?]]></category>
		<category><![CDATA[Yunan Mezâlimi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derintarih.com/?p=4613</guid>

					<description><![CDATA[Babam Kadir Mısıroğlu hayatı boyunca insanların düşünmeye dahi korktuğu hakikatleri haykırarak yaşadı. 1964 senesinde Lozan Zafer mi Hezimet mi? kitabını yazdığında Lozan’ın zafer olmama ihtimâlini hayal dahi eden yoktu. Bugün -bu sorudan 50 küsur sene sonra- kamuoyu Lozan’ı artık tartışır oldu. 1966’da Yunan Mezâlimi’ni yazdığında devlet Yunan hayranı ve dostuydu. Bundan birkaç sene evvel Osmanlılar İlim ve İrfan Vakfı’nda verdiği bir konferansta yaptığı hicivi anlayamayan bir grup onu “Yunan dostu” göstermek için yarıştı. Bu veçhile benim şahsen başımdan geçen bir vak’ayı anlatmak isterim. 1992-93 yıllarında transit vize almak için İstanbul Rum Konsolosluğu’na gittim. Gişedeki memur bana: “Kadir Mısıroğlu neyin oluyor?”&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p align="justify"><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;">Babam Kadir Mısıroğlu hayatı boyunca insanların düşünmeye dahi korktuğu hakikatleri haykırarak yaşadı. 1964 senesinde <i>Lozan Zafer mi Hezimet mi?</i> kitabını yazdığında Lozan’ın zafer olmama ihtimâlini hayal dahi eden yoktu. Bugün -bu sorudan 50 küsur sene sonra- kamuoyu Lozan’ı artık tartışır oldu. 1966’da <i>Yunan Mezâlimi</i>’ni yazdığında devlet Yunan hayranı ve dostuydu. Bundan birkaç sene evvel Osmanlılar İlim ve İrfan Vakfı’nda verdiği bir konferansta yaptığı hicivi anlayamayan bir grup onu “Yunan dostu” göstermek için yarıştı. Bu veçhile benim şahsen başımdan geçen bir vak’ayı anlatmak isterim.</span></span></span></p>
<p align="justify"><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;">1992-93 yıllarında transit vize almak için İstanbul Rum Konsolosluğu’na gittim. Gişedeki memur bana: “Kadir Mısıroğlu neyin oluyor?” dedi. “Babam!” dediğim anda pasaportumu yüzüme fırlattı ve: “Çık git buradan!” dedi. Konsolosluktaki sıradan bir memur bile düşmanını tanıyordu kısaca. 1991’den beri Fetullah Gülen’i anlattığında duymaya bile korkanların son senelerde helâllik isteyip özür dilediklerine birçok defa şahit olmuşumdur. Babam yaptığı tarihî analizleri ile hep haklı çıktı. 80’li senelerde “Gün gelecek biz daha dindarız, bize oy verin diyecekler” dediğinde o günkü CHP’ye bakıp kimse bu söze mânâ veremedi ama bugün CHP sahurdan iftar dâvetine koşmakta… SSCB yıkılacak dediğinde ise daha Gorbaçov ortada yoktu. Daha söylediği ve göreceğimiz pek çok vak’a var. Ayrıca muhataplarının söylediği sözler karşısındaki durumunu ise: “Avucumda tuttuğum kora bakmaya korkuyorlar” dediğini dün gibi hatırlıyorum. Avucundaki kor bir gün tartışmasız gerçek olacak.</span></span></span></p>
<p align="justify"><strong>Devamı <a href="http://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-haziran-2019">Derin Tarih Haziran Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Korkuyu Yenen Adamdı</title>
		<link>https://www.derintarih.com/kapak-dosyasi/4605/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Abdullah Işıklar]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 31 May 2019 23:16:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kapak Dosyası]]></category>
		<category><![CDATA[Fetih gazetesi]]></category>
		<category><![CDATA[Kadir Mısıroğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Muhammed Hamidullah Bey]]></category>
		<category><![CDATA[Sezai Karakoç]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derintarih.com/?p=4605</guid>

					<description><![CDATA[1957 senesinde Fetih gazetesini çıkartıyordum. Kadir Bey’in ismini duyardım ama fakültede falan rastlamamıştım. Etrafımıza bazı gençler geliyor ve “Kadir abi” diye bahsediyorlardı. Bir gün gazeteyi çıkartmak için yine odamda çalışmaya oturmuştum. Etrafımdaki gençlerden biri camdan bakarak “Ooo, Kadir abi geldi” dedi. Baktım ki gayet şık, ceketinde bir mendil, uzun boylu, renkli gözlü, yakışıklı bir adam geliyor. Gidip kapıyı açtım. Bana gülerek “Abdullah, geldim” dedi. Ben de “Hoş geldin, safa getirdin” dedim. Gazeteden memnun olduğunu bildirdi, yazı vereceğini söyledi. Bu tanışmadan sonra birbirimizden hiç ayrılmadık. İlk yazısından sonra aradı, “Ya, Mısırlıoğlu yazmışsınız, Mısıroğlu Mısıroğlu” dedi. Daha sonra en çok Muhammed Hamidullah&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p align="justify"><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;">1957 senesinde <i>Fetih</i> gazetesini çıkartıyordum. Kadir Bey’in ismini duyardım ama fakültede falan rastlamamıştım. Etrafımıza bazı gençler geliyor ve “Kadir abi” diye bahsediyorlardı. Bir gün gazeteyi çıkartmak için yine odamda çalışmaya oturmuştum. Etrafımdaki gençlerden biri camdan bakarak “Ooo, Kadir abi geldi” dedi. Baktım ki gayet şık, ceketinde bir mendil, uzun boylu, renkli gözlü, yakışıklı bir adam geliyor. Gidip kapıyı açtım. Bana gülerek “Abdullah, geldim” dedi. Ben de “Hoş geldin, safa getirdin” dedim. Gazeteden memnun olduğunu bildirdi, yazı vereceğini söyledi. Bu tanışmadan sonra birbirimizden hiç ayrılmadık. İlk yazısından sonra aradı, “Ya, Mısırlıoğlu yazmışsınız, Mısıroğlu Mısıroğlu” dedi.</span></span></span></p>
<p align="justify"><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;">Daha sonra en çok Muhammed Hamidullah Bey’in derslerinde karşılaştık. Hatta hanımıyla beraber gelirdi. Üstadın en mühim tarafı İslam büyüklerine hürmetiydi. Zahid Kotku Hazretleri, Gönenli Mehmed Efendi, Muzaffer Efendi… kim olursa olsun hepsini sever ve asla laf söyletmezdi. Bir de arkadaşlarından Sezai Karakoç’u çok severdi. Zaten Necip Fazıl ile muhabbeti belli.</span></span></span></p>
<p align="justify"><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;">Çok hareketli, çok heyecanlıydı. O zaman “Kur’an Türkçe okunmalı” diye bir yaygara çıkarttılar. Bizim gazetede buna cevap hazırladık. Kadir Bey kardeşim bir yazı yazdı. Zaten çok cesurdu, korkuyu yenen adamdı. Sevmediği kişilerin bütün davranışlarını haykırdı. <i>Cumhuriyet</i>’in 2 bin basıldığı zamanda biz 5 bin basıyorduk. Ziya Nur Aksun, Hasan Basri Çantay, Ömer Nasuhi Bilmen, Ahmet Davutoğlu, Ali Rıza Sağman… herkes yazdı o zaman.</span></span></span></p>
<p align="justify"><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;">Edebiyat Fakültesi’nde Halis Akaydın vardı. Onunla da görüşürdük. Bir gün Kadir Bey demiş ki, ben diplomayı alacağım, sen de benimle gel. Gitmişler; dekan “Yemin etmeniz lazım” demiş. Atatürk ilke ve inkılaplarına ve laikliğe yemin ettirecek. Halis şahit, anlattı. Kadir Bey, “Ben yemin etmem” demiş. “Ben de vermem diplomanı” demiş dekan. O da “Vermezsen verme” diye cevap vermiş. İşte böyle örnek bir insandı.</span></span></span></p>
<p align="justify"><strong>Devamı <a href="http://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-haziran-2019">Derin Tarih Haziran Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tasavvufu İslamın Şeriatından Ayrı Görmezdi</title>
		<link>https://www.derintarih.com/kapak-dosyasi/tasavvufu-islamin-seriatindan-ayri-gormezdi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Berk Ayvaz]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 31 May 2019 23:15:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kapak Dosyası]]></category>
		<category><![CDATA[Kadir Mısıroğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Kadir Mısıroğlu'nun tasavvuf fikriyatı]]></category>
		<category><![CDATA[Nakşî meşayihi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derintarih.com/?p=4602</guid>

					<description><![CDATA[Üstad Kadir Mısıroğlu’nun hayatın her sahasındaki ölçüsü İslam’dı. Ehl-i sünnet ve-l-cemaat itikadı üzerine bir hayat sürmekteydi. Tasavvuf fikriyatı da ehl-i sünnet üzere olup Seyyidü’t-taife Cüneydî Bağdadî (ks) hazretlerinin söylediği gibi “bizim ilmimiz kitap ve sünnetle kayıtlıdır” şeklindeydi. Ona göre şeriat esas olup tasavvuf şeriatta derinleşmek mânâsını ihtiva ediyordu. Bu zaviyeden bakıldığında ilk dönem selef anlayışında olduğu gibi tasavvufu şeriatta derinleşmek mânâsında fıkh-ı bâtın olarak görmekteydi diyebiliriz. Üstada göre şeriat bazı zümrelerin dediği gibi en içte bir daire; tarikat, hakikat ve marifet şeriatın dışında ve onu kapsayan daireler olmayıp tam aksine şeriat en kapsayıcı ve en geniş daire olup tarikat, hakikat&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p align="justify"><span style="color: #000000; font-family: Times New Roman, serif; font-size: medium;">Üstad Kadir Mısıroğlu’nun hayatın her sahasındaki ölçüsü İslam’dı. Ehl-i sünnet ve-l-cemaat itikadı üzerine bir hayat sürmekteydi. Tasavvuf fikriyatı da ehl-i sünnet üzere olup Seyyidü’t-taife Cüneydî Bağdadî (ks) hazretlerinin söylediği gibi “bizim ilmimiz kitap ve sünnetle kayıtlıdır” şeklindeydi. Ona göre şeriat esas olup tasavvuf şeriatta derinleşmek mânâsını ihtiva ediyordu. Bu zaviyeden bakıldığında ilk dönem selef anlayışında olduğu gibi tasavvufu şeriatta derinleşmek mânâsında fıkh-ı bâtın olarak görmekteydi diyebiliriz. Üstada göre şeriat bazı zümrelerin dediği gibi en içte bir daire; tarikat, hakikat ve marifet şeriatın dışında ve onu kapsayan daireler olmayıp tam aksine şeriat en kapsayıcı ve en geniş daire olup tarikat, hakikat ve marifet sırasıyla bu dairenin içinde daha derunî mertebeleri ifade etmekteydi. Bu sembolizm ile tasavvufî anlayışını çok sarih bir şekilde ortaya koymaktaydı.</span></p>
<p align="justify"><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;">Bu mânâyı destekler mahiyette bir sohbetlerinde şöyle buyurmuşlardı: “Pergelin bir ayağı sabittir. O da şeriattır. Bu ayak kayarsa o tasavvuf, tasavvuf değildir. Bunun için en sağlam tarikat Nakşibendî tarikatıdır. Çünkü Nakşî meşayihi zahir ilimleri hazmeden adamlardan çıkar. Şeriatı hazmeden adama tarikat gerekir. Bazı tarikatlar aşk var mı yeter, ilim olmasın der. Öyle adamın ayağı kolay kayar. Onun için kıyamete yakın Nakşî tarikatı çoğalacaktır. Dede Paşa (ks) şeriatın galebesine paralel olarak Nakşîliğin de galiben yaygın olacağını beyan buyururdu. Çünkü Nakşîlerde meşayih hacegândır.”</span></span></span></p>
<p align="justify"><strong>Devamı <a href="http://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-haziran-2019">Derin Tarih Haziran Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Cephedeymiş Gibi Yaşanan Bir Hayat</title>
		<link>https://www.derintarih.com/kapak-dosyasi/cephedeymis-gibi-yasanan-bir-hayat/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ömer Faruk Lermioğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 31 May 2019 23:14:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kapak Dosyası]]></category>
		<category><![CDATA[M. Kemal Paşa]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Milliyetçiler Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Üstad Kadir Mısıroğlu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derintarih.com/?p=4609</guid>

					<description><![CDATA[“Felek her türlü esbâb-ı cefâsın toplasın gelsin Dönersem kahbeyim millet yolunda bir azîmetten!” Nâmık Kemâl Hayatını İslam davasının galebesi için “bir cephedeymiş gibi” yaşayan Üstad Kadir Mısıroğlu, 1933 yılı Ramazan ayında, gitmeye niyetlenen herkese, “Git de memleket görsün gözün!” dediği Trabzon’un Akçaabat kazasında bir Kadir gecesi doğmuştur. Doğduğu evde fikrî muhtevası bozulmamış, nesilden nesile devam edip gelen hiss-i dinî kuvvetliydi. Annesi Sâire Hanım ve babası Eyüp Sabri Bey ehl-i tarîkti. Doğduğu mübarek geceye nispetle “Kadir” ismi kendisine verildi. Dedesinin adının ilâvesiyle muhitinde “Kadir Paşa” olarak tanındı. Din ve tarih şuurundan kopuk bir nesil yetiştirilmeye çalışılan bir devirde büyüdü. İlk mektep&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p align="justify"><span style="color: #000000;">“<span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;"><i>Felek her türlü esbâb-ı cefâsın toplasın gelsin</i></span></span></span></p>
<p align="justify"><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;"><i>Dönersem kahbeyim millet yolunda bir azîmetten!”</i></span></span></span></p>
<p align="justify"><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;">Nâmık Kemâl</span></span></span></p>
<p align="justify"><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;">Hayatını İslam davasının galebesi için “bir cephedeymiş gibi” yaşayan Üstad Kadir Mısıroğlu, 1933 yılı Ramazan ayında, gitmeye niyetlenen herkese, “Git de memleket görsün gözün!” dediği Trabzon’un Akçaabat kazasında bir Kadir gecesi doğmuştur. Doğduğu evde fikrî muhtevası bozulmamış, nesilden nesile devam edip gelen hiss-i dinî kuvvetliydi. Annesi Sâire Hanım ve babası Eyüp Sabri Bey ehl-i tarîkti. Doğduğu mübarek geceye nispetle “Kadir” ismi kendisine verildi. Dedesinin adının ilâvesiyle muhitinde “Kadir Paşa” olarak tanındı. Din ve tarih şuurundan kopuk bir nesil yetiştirilmeye çalışılan bir devirde büyüdü. İlk mektep yıllarını şöyle anlatırdı: “Bize ilk mektepte şu marşı öğretmişlerdi: Bugün 23 Nisan tarihin dönüm günü/Kan içici sultanın, hakanın ölüm günü. Hatta bir gün hocamız, ‘Allah’tan şeker isteyin bakalım verecek mi?’ dedi ve ardından, ‘Bakın veren yok! Benden isteyin bakalım?’ demek sûretiyle cebindeki şekerleri bize dağıtarak, Allah’ın var olmadığını ispata çalışıyordu.”</span></span></span></p>
<p align="justify"><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;">İlk mektebi bitirdiğinde Osmanlıca okur-yazar haldeydi. Mücadelesi daha o yıllarda başladı. M. Kemal Paşa münakaşasından dolayı mektepten bir haftalık “tard-ı muvakkat” (geçici uzaklaştırma) cezası aldı. 1948 yılında Yeni Pulathane gazetesinde kendi adıyla ilk şiiri yayınlandı. Bu gazeteyi bulup kendisine verdiğimde yüzünde oluşan memnuniyet görülmeye değerdi. 1950’de başladığı Trabzon Lisesi yıllarında Türk Milliyetçiler Derneği’nin Akçaabat şubesini açtı ve şeriattan bahsetmenin yasak olduğu bir ortamda “milliyetçilik” çatısı altında mücadelesini sürdürdü.</span></span></span></p>
<p align="justify"><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;">1954’te başladığı İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde yürüttüğü mücadele ise dillere destandı.</span></span></span></p>
<p align="justify"><strong>Devamı <a href="http://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-haziran-2019">Derin Tarih Haziran Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kadir Mısıroğlu Bir Osmanlı Çınarıydı</title>
		<link>https://www.derintarih.com/kapak-dosyasi/kadir-misiroglu-bir-osmanli-cinariydi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Osman Nuri Topbaş]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 31 May 2019 23:12:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kapak Dosyası]]></category>
		<category><![CDATA[Kadir Mısıroğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlılar Vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[Sebil Yayınevi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derintarih.com/?p=4599</guid>

					<description><![CDATA[Her medeniyet, kendi insan tipini inşâ eder. O insan tipi de mensup olduğu medeniyetin sıfat ve karakterleriyle âhenk teşkil eder. İslâm medeniyeti, insanlık tarihinde bir kere ulaşılabilmiş bir zirvedir. Bunun sebebi, fıtrî istîdatların, İslâm sâyesinde ilâhî ilim, irfan ve hikmetle mezcedilmiş olmasıdır. Milletimizin fıtrî istîdâdı ile mânevî feyz ve rûhâniyetin kucaklaşıp aynîleşmesi; mükemmel bir medeniyet şâhikası ortaya çıkarmıştır. Bu şâhikanın tarihî adı, hiç şüphesiz ki 620 sene kesintisiz ömür sürmüş olan Osmanlı’dır. Nitekim Osmanlılar Vakfı ve Sebil Yayınevi’ni de bu gâye ve dâvânın bir hâdimi olması niyetiyle kurmuştu. Kadir ağabey ömrü boyunca İslâm’ın derdiyle dertlendi. Ümmetin derdini kendi derdi bildi.&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p align="justify"><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;">Her medeniyet, kendi insan tipini inşâ eder. O insan tipi de mensup olduğu medeniyetin sıfat ve karakterleriyle âhenk teşkil eder. İslâm medeniyeti, insanlık tarihinde bir kere ulaşılabilmiş bir zirvedir. Bunun sebebi, fıtrî istîdatların, İslâm sâyesinde ilâhî ilim, irfan ve hikmetle mezcedilmiş olmasıdır. Milletimizin fıtrî istîdâdı ile mânevî feyz ve rûhâniyetin kucaklaşıp aynîleşmesi; mükemmel bir medeniyet şâhikası ortaya çıkarmıştır. Bu şâhikanın tarihî adı, hiç şüphesiz ki 620 sene kesintisiz ömür sürmüş olan Osmanlı’dır. Nitekim Osmanlılar Vakfı ve Sebil Yayınevi’ni de bu gâye ve dâvânın bir hâdimi olması niyetiyle kurmuştu. Kadir ağabey ömrü boyunca İslâm’ın derdiyle dertlendi. Ümmetin derdini kendi derdi bildi. Yüreği, âlem-i İslâm’ın perişan ahvâliyle mağmum idi. Bununla birlikte ümitsizliğin değil, dâimâ ümitvâr olmanın bir İslâm prensibi olduğunu söyledi. Kendisi Allah’ın dinini yüceltmek için elinden gelen gayreti gösterdiği gibi Müslümanları da ümitle gayrete davet etti. İstikbâlin İslâm’ın olacağını müjdeledi. Rabbimiz -inşâallah- müjdesini verdiği o nurlu şafaklara erişebilmeyi cümlemize nasîb eylesin.</span></span></span></p>
<p align="justify"><strong>Devamı <a href="http://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-haziran-2019">Derin Tarih Haziran Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hakikatin Tellâlıydı</title>
		<link>https://www.derintarih.com/kapak-dosyasi/hakikatin-tellaliydi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ali İhsan Bahadır]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 31 May 2019 23:05:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kapak Dosyası]]></category>
		<category><![CDATA[Kadir Mısıroğlu hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[Üstad Kadir Mısıroğlu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derintarih.com/?p=4593</guid>

					<description><![CDATA[Hayatını hakikatin anlaşılmasına adamış olan Üstad Kadir Mısıroğlu tek bir cümle ile anlatılacak olsa derdim ki “O sırat-ı müstakim üzere yaşamış bir hakikat tellâlıydı.” Bu sözü kendisi de zaman zaman şöyle bir misalle zikrederdi: “Doğduğum ve çocukluğumun geçtiği 40’lı yıllarda Trabzon’un Akçaabat kazasında Tellâl Osman isminde biri vardı. Belediye veya devletin halka herhangi bir ilânı olacağı zaman bu tellâl belli aralıklarla sesi çıktığı kadar bağırarak halka duyurulacak olan şeyi ilân ederdi. Ben de onu takip eder, onun söylediklerini tekrar ederdim. Bilemedim ki ben de ileri zamanlarda hakikatin tellâlı olacağım, meğerse o günlerde bugünler için antrenman yapmaktaymışım.” “Yapacağınız her işi Allahu&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p align="justify"><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;">Hayatını hakikatin anlaşılmasına adamış olan Üstad Kadir Mısıroğlu tek bir cümle ile anlatılacak olsa derdim ki “O sırat-ı müstakim üzere yaşamış bir hakikat tellâlıydı.” Bu sözü kendisi de zaman zaman şöyle bir misalle zikrederdi: “Doğduğum ve çocukluğumun geçtiği 40’lı yıllarda Trabzon’un Akçaabat kazasında Tellâl Osman isminde biri vardı. Belediye veya devletin halka herhangi bir ilânı olacağı zaman bu tellâl belli aralıklarla sesi çıktığı kadar bağırarak halka duyurulacak olan şeyi ilân ederdi. Ben de onu takip eder, onun söylediklerini tekrar ederdim. Bilemedim ki ben de ileri zamanlarda hakikatin tellâlı olacağım, meğerse o günlerde bugünler için antrenman yapmaktaymışım.” “Yapacağınız her işi Allahu Teâlâ’nın rızâ-yı Bâri’sini umarak yapın. Belki dünya planında zarar edebilirsiniz. Lakin o zarar ahiret planında kârdır. Allah için yapılan her işin ahirette kârı kârdır; zararı da kârdır. Ne yapın edin de Cenab-ı Hakk’ın huzuruna O’nun için bir muahezeye uğramamış olarak çıkın ve Allahu Teâlâ’ya ‘Ya Rabbi senin rızâ-yı şerifini güttüğüm için şu sıkıntılara uğradım’ deyin. Allahu Teâlâ sonsuz kudret ve merhamet sâhibidir. Senin O’nun için uğradığın eziyetin kat kat karşılığını verir” derdi.</span></span></span></p>
<p align="justify"><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;">En çok üzerinde durduğu mevzu ise cihaddı. Müslüman’ın istirahatinin kabirde olduğunu söylerdi. Sohbetlerinde cihad mevzuu açılınca, insanların ekseriyetinin ahirette yaptıklarından ziyade yapmak mevkiinde olup da yapmadıklarından dolayı verecek oldukları hesapta zorlanacaklarını söylerdi. Şöyle bir misal verirdi: “Eğer bir insanın 100 kilo yük taşıma istidadı varsa ancak 100 kilo taşırsa beraat edebilir. 50 kilo taşırsa yarı yarıya fire vermiş olur. Başka bir kişinin de 25 kilo taşıma istidadı varsa ve bu adam 25 kilo taşıyorsa mesuliyetten beraat eder. 50 kilo taşıyan 25 kilo taşıyandan bir kat daha fazla taşımasına rağmen beraat edemez.”</span></span></span></p>
<p align="justify"><strong>Devamı <a href="http://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-haziran-2019">Derin Tarih Haziran Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kadir Mısıroğlu Hakkında Merak Edilenler</title>
		<link>https://www.derintarih.com/kapak-dosyasi/kadir-misiroglu-hakkinda-merak-edilenler/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurullah Mısıroğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 31 May 2019 22:51:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kapak Dosyası]]></category>
		<category><![CDATA[Kadir Mısıroğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Kadir Mısıroğlu hayatı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derintarih.com/?p=4590</guid>

					<description><![CDATA[Babamdan dinlediğim ve Üstadımızdan teyit ettiğim şöyle bir hâdise cereyan etmiş: Üstadımız Almanya’da gurbet hayatı yaşarken bizi ziyarete gelmiş, bir yaşındaymışım. Beni kucağına alarak “İnşallah birlikte küfre karşı mücadele ederiz” diye dua etmiş. Bu ihlaslı duanın bereketi olsa gerek ki, bu hadiseden 14 yıl sonra kendisiyle yeniden bir araya geldim ve vefatına kadar ömrümün yarısını onun rahle-i tedrisinde, hizmetinde geçirdim. 1- Nasıl çalışırdı? Üstadımız Pazar günleri hariç, 6 gün boyunca yaşına aldırış etmeyerek sabah 10:00, akşam 18:00 (bazen 20:00’lara kadar) yayınevimizde mesai harcardı. Vaktinin çoğunu eserlerini te’lif etmekle geçirir, arta kalan vakitlerde misafirler olursa onlarla hasbihal ederdi. Pazar günü yayınevine&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p align="justify"><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;">Babamdan dinlediğim ve Üstadımızdan teyit ettiğim şöyle bir hâdise cereyan etmiş: Üstadımız Almanya’da gurbet hayatı yaşarken bizi ziyarete gelmiş, bir yaşındaymışım. Beni kucağına alarak “İnşallah birlikte küfre karşı mücadele ederiz” diye dua etmiş. Bu ihlaslı duanın bereketi olsa gerek ki, bu hadiseden 14 yıl sonra kendisiyle yeniden bir araya geldim ve vefatına kadar ömrümün yarısını onun rahle-i tedrisinde, hizmetinde geçirdim.</span></span></span></p>
<p align="justify"><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;">1- Nasıl çalışırdı?</span></span></span></p>
<p align="justify"><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;">Üstadımız Pazar günleri hariç, 6 gün boyunca yaşına aldırış etmeyerek sabah 10:00, akşam 18:00 (bazen 20:00’lara kadar) yayınevimizde mesai harcardı. Vaktinin çoğunu eserlerini te’lif etmekle geçirir, arta kalan vakitlerde misafirler olursa onlarla hasbihal ederdi. Pazar günü yayınevine gelmese de dinlenmez, bu defa evindeki kütüphanesinde çalışır; hafta içi yazacağı meselelerle alakalı kitap, vesika, dergi gibi şeyler arardı. Günümüzdeki birçok gence taş çıkartacak derecede çalışkan ve enerjikti. Kendisine “Nereden buluyorsunuz bu kadar enerjiyi?” diye sual edenler olduğunda “Benim davam genç evlat” derdi.</span></span></span></p>
<p align="justify"><strong>Devamı <a href="http://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-haziran-2019">Derin Tarih Haziran Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hep Harp Meydanındaymış Gibi Yaşadığını Söylerdi</title>
		<link>https://www.derintarih.com/kapak-dosyasi/hep-harp-meydanindaymis-gibi-yasadigini-soylerdi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Muhammed Mahmut Bakır]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 31 May 2019 22:46:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kapak Dosyası]]></category>
		<category><![CDATA[Kadir Mısıroğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Kadir Mısıroğlu eserleri]]></category>
		<category><![CDATA[tarih]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derintarih.com/?p=4587</guid>

					<description><![CDATA[Üstad Kadir Mısıroğlu yârân ve ahbab arasında sadırdan sadıra intikal eden yakası açılmamış hakikatlerin bu hal üzere kalmasına gönlü el vermediğinden ahir ömründe bunları satıra aktarmayı münasip görmüş ve Benden Tarihe Haberler isimli bir “sözlü tarih/hatırat” eserini muhataplarına hediye etmiştir. Kâh vesika olarak, kâh bizzat veya bilvasıta şahit oldukları ile kendisinin tarihi tenvir edecek şahitlikleri/malumatı bu eserde imkân nisbetinde bir araya getirilmiştir. Üstad’ın tarihe miras bıraktığı o hakikatler neler mi? Buyurunuz efendim&#8230; -Refet Paşa ve Rauf Bey’in tıpkı Rıza Nur’un hatıralarına benzer mahiyette hatırat yazdıkları ve kendisinin bunlarla alakalı malumatı. -Şehzade Mahmud Şevket Efendi’nin Milli Mücadeleye dair bildiklerini kaleme aldığı&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p align="justify"><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;">Üstad Kadir Mısıroğlu yârân ve ahbab arasında sadırdan sadıra intikal eden yakası açılmamış hakikatlerin bu hal üzere kalmasına gönlü el vermediğinden ahir ömründe bunları satıra aktarmayı münasip görmüş ve Benden Tarihe Haberler isimli bir “sözlü tarih/hatırat” eserini muhataplarına hediye etmiştir. Kâh vesika olarak, kâh bizzat veya bilvasıta şahit oldukları ile kendisinin tarihi tenvir edecek şahitlikleri/malumatı bu eserde imkân nisbetinde bir araya getirilmiştir.</span></span></span></p>
<p align="justify"><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;">Üstad’ın tarihe miras bıraktığı o hakikatler neler mi? Buyurunuz efendim&#8230;</span></span></span></p>
<p align="justify"><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;">-Refet Paşa ve Rauf Bey’in tıpkı Rıza Nur’un hatıralarına benzer mahiyette hatırat yazdıkları ve kendisinin bunlarla alakalı malumatı.</span></span></span></p>
<p align="justify"><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;">-Şehzade Mahmud Şevket Efendi’nin Milli Mücadeleye dair bildiklerini kaleme aldığı hacimli bir defter ve Üstad’a muhtelif meselelerde yazdığı 100’ü aşkın mektup.</span></span></span></p>
<p align="justify"><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;">-Aynı şekilde Dr. Selahaddin Ali’nin pek çok mektubu. -Abdülhakim Arvasi’nin Mustafa Kemal Paşa hakkındaki beyanları.</span></span></span></p>
<p align="justify"><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;">-Abdurrahman Gürses Hocanın şahitliği ile Esad Erbili Hazretleri ve Menemen hadisesinin iç yüzü. </span></span></span></p>
<p align="justify"><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;">-İstanbul’u işgal eden İtilaf devletlerinin çekilirken saraydan götürdükleri kıymetli silah ve eşyaların arşiv vesikalarına istinaden listesi.</span></span></span></p>
<p align="justify"><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;">-Kazım Karabekir’in damadından naklen yakın tarihe dair dinledikleri ve Cafer Tayyar Paşa’nın hatıralarına dair malumat.</span></span></span></p>
<p align="justify"><strong>Devamı <a href="http://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-haziran-2019">Derin Tarih Haziran Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Üstad’dan Hilafet’e Dair Bir Baş Eser</title>
		<link>https://www.derintarih.com/kapak-dosyasi/ustaddan-hilafete-dair-bir-bas-eser/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Beytullah İmzaoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 31 May 2019 22:44:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kapak Dosyası]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derintarih.com/?p=4584</guid>

					<description><![CDATA[Üstad son iki yıla kadar dinç ve gençti çünkü en çok gençlerle alâkadar olurdu, bu sayede davası gibi kendisi de genç ve dinç kalırdı. O gençlerden biri de bu satırların sahibiydi ve o da diğer gençler gibi Üstad’ın bir deftere besmele yazması, o defteri talebesine hususi notlarını ve bilmediği kelimeleri kaydetmesi için hediye etmesi, kırk hadis-i şerifi bizzat yazarak öğretmesi gibi temel rahle-i tedris usullerinden geçmişti. Ona göre bir ilim ehlinde olması gereken en mühim husus sabırdı, ilim ehli sabırla okumalıydı, dinlemeliydi, araştırmalıydı, acele karar vermemeliydi, hakikatçi ve ilmiyle amil olmalıydı. Üstad ilmiyle amil bir kimseydi. Onun sayesinde her meşrepten,&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p align="justify"><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;">Üstad son iki yıla kadar dinç ve gençti çünkü en çok gençlerle alâkadar olurdu, bu sayede davası gibi kendisi de genç ve dinç kalırdı. O gençlerden biri de bu satırların sahibiydi ve o da diğer gençler gibi Üstad’ın bir deftere besmele yazması, o defteri talebesine hususi notlarını ve bilmediği kelimeleri kaydetmesi için hediye etmesi, kırk hadis-i şerifi bizzat yazarak öğretmesi gibi temel rahle-i tedris usullerinden geçmişti.</span></span></span></p>
<p align="justify"><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;">Ona göre bir ilim ehlinde olması gereken en mühim husus sabırdı, ilim ehli sabırla okumalıydı, dinlemeliydi, araştırmalıydı, acele karar vermemeliydi, hakikatçi ve ilmiyle amil olmalıydı. Üstad ilmiyle amil bir kimseydi. Onun sayesinde her meşrepten, ahvalden, </span></span></span></p>
<p align="justify"><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;">makamdan, mevkiden nice kimseleri tanıma fırsatına nail olmuştuk. Onun vesilesiyle öyle bir hayat tecrübesi elde edilebilirdi ki değme kimseler birkaç ömür yaşasalar bunları elde edemezdi. O Üstad’dı; gerçekten de anlayabilene her kelamı, hareketi, sükûtu birer delildi. O Üstad’dı; kimseyi yarı yolda koymazdı, imkânı oldukça herkesin yardımına koşardı.</span></span></span></p>
<p align="justify"><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;">Üstad papağan olmamızı veya kendi gölgesinde kalmamızı istemezdi, kendi fıtratımızın zirvesi olmamızı ve çok iyi araştırmalar yapmamızı isterdi. Kimseyi ezdiği görülmemiştir. Delilsiz asla konuşmazdı, bizlerin de öyle olmasını istemiştir. Onun sayesinde arşiv kokusu da almıştık, tarihçilik bir nev’i arşivcilikti. Bize bazen kızar, “Neden başkalarını ziyaret etmiyorsunuz da hep bana geliyorsunuz, ben gençliğimde bütün büyükleri ziyaret ederdim” derdi. Bendeniz de, “Üstadım siz bütün büyükleri zaten ziyaret etmişsiniz, hepsinin ilmini-irfanını cemetmişsiniz, şimdi bize düşen sizden istifade etmektir, bu dolayısıyla bütün büyüklerden de istifa etmektir” derdim. Gerçekten de öyleydi, Üstad varken kime gidebilirdik ki, o zaten herkesi bize getirmişti.</span></span></span></p>
<p align="justify"><strong>Devamı <a href="http://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-haziran-2019">Derin Tarih Haziran Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Üç Mezalimi Deşifre Etti</title>
		<link>https://www.derintarih.com/kapak-dosyasi/uc-mezalimi-desifre-etti/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yusuf Sami Kamadan]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 31 May 2019 22:42:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kapak Dosyası]]></category>
		<category><![CDATA[Ermeni Mezâlimi]]></category>
		<category><![CDATA[Kadir Mısıroğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Moskof Mezâlimi]]></category>
		<category><![CDATA[Yunan Mezâlimi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derintarih.com/?p=4581</guid>

					<description><![CDATA[Eserleriyle sadece konuşulmayan değil, aynı zamanda konuşulamayan meseleler üzerine giden Üstad Kadir Mısıroğlu’nun “Mezâlim serisi” olarak bilinen Yunan Mezâlimi, Moskof Mezâlimi ve Ermeni Mezâlimi başlıklı kitapları kendisinin hakikatin aydınlatılmasına yönelik hassasiyetinin cesurca ifade edilmiş şekilleridir. 1966 yılında ilk baskısını yapan ve sahasında tek olan Yunan Mezâlimi adlı eseri, hakikate susamış Türk okuru tarafından büyük bir alaka ile karşılandı. Kitabın yayınlanmasının ardından aldığı -husûsî arşivinde muhafaza edilen- yüzlerce mektup bunun en büyük delilidir. Yunan’ın bu coğrafyada yaptığı akıl almaz cinayetlerin Lozan’da bir nevi bağışlanması, 1930 yılındaki Türk &#8211; Yunan Anlaşması ile de aradaki dostluğu(!) bozar endişesiyle resmî vesâikten kütüphanelerdeki bu mevzu&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p align="justify"><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;">Eserleriyle sadece konuşulmayan değil, aynı zamanda konuşulamayan meseleler üzerine giden Üstad Kadir Mısıroğlu’nun “Mezâlim serisi” olarak bilinen <i>Yunan Mezâlimi, Moskof Mezâlimi</i> ve <i>Ermeni Mezâlimi</i> başlıklı kitapları kendisinin hakikatin aydınlatılmasına yönelik hassasiyetinin cesurca ifade edilmiş şekilleridir. 1966 yılında ilk baskısını yapan ve sahasında tek olan Yunan Mezâlimi adlı eseri, hakikate susamış Türk okuru tarafından büyük bir alaka ile karşılandı. Kitabın yayınlanmasının ardından aldığı -husûsî arşivinde muhafaza edilen- yüzlerce mektup bunun en büyük delilidir. Yunan’ın bu coğrafyada yaptığı akıl almaz cinayetlerin Lozan’da bir nevi bağışlanması, 1930 yılındaki Türk &#8211; Yunan Anlaşması ile de aradaki dostluğu(!) bozar endişesiyle resmî vesâikten kütüphanelerdeki bu mevzu ile alakalı raporlara, hatta Yunan’ın zulmünden bahseden ders kitaplarına kadar delillerin yok edilmesi hiç şüphesiz Müslüman Türk halkı nezdinde hakikati terennüm edecek birine olan ihtiyacı ortaya koyuyordu. İşte Kadir Mısıroğlu yılmaz araştırmacı hüviyetiyle resmî vesîkalara dayanarak vücûda getirdiği bu kıymetli eserle efkâr-ı umûmiyyenin büyük takdirini kazanmıştı.</span></span></span></p>
<p align="justify"><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;">Eserin Türk gençliğine bir şuur vermesi niyetiyle Millî Eğitim Bakanlığı tarafından tavsiye de edilmesi önemliyken, Yunan’ın yeni bir mezâlim iştahıyla Kıbrıs’a tasallut ettiği dönemde elde bir uyarıcı eser niteliğinde olması ayrıca altı çizilesi bir değerdir. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ın Yunan heyetinin önüne “siz vahşi bir milletsiniz, dün Anadolu’da yaptığınızı bugün Kıbrıs’ta yapıyorsunuz” diyerek attığı katliam görüntülerinin bizzat kendisinin bunların Kadir Mısıroğlu tarafından elde edildiğinin itirafı, yazarın dev hizmetini göstermesi bakımından atlanılmayacak bir detaydır. Büyük devletlerin düşmansız olması düşünülemez. Bu düşmanlığın sebebini illa da büyük devletin etrafındakilere düşmanca davranmasının oluşturmayacağı açıktır. Büyük devletin kendisine düşman oluşturması için kimilerinin hayallerinin önünde durması yeterlidir. Ruslar ve Ermeniler bunun tipik misalleridir.</span></span></span></p>
<p align="justify"><strong>Devamı <a href="http://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-haziran-2019">Derin Tarih Haziran Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Şahitsiz, Delilsiz, Bilimsel Mesnetsiz Konuşmaz Da Yazmaz Da!</title>
		<link>https://www.derintarih.com/kapak-dosyasi/sahitsiz-delilsiz-bilimsel-mesnetsiz-konusmaz-da-yazmaz-da/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ebubekir Sofuoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 31 May 2019 22:32:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kapak Dosyası]]></category>
		<category><![CDATA[İslam]]></category>
		<category><![CDATA[Kadir Mısıroğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derintarih.com/?p=4578</guid>

					<description><![CDATA[Kadir Mısıroğlu üstadın tarihçiliği ile ilgili birçok eleştiri yapılmaktadır. Yazılar kalem alan, konferans veren, kanaatlerini bir şekilde ortaya koyan insanlar hakkında eleştirilerin olması elbette normaldir. Bu bağlamda Kadir Mısıroğlu ile ilgili de eleştiriler pekâlâ yapılabilir. Ancak eleştirilerin sağlam kaynaklara dayalı olması gerekir. Fakat Üstad’la ilgili eleştirilerin bir kısmının hissi olduğunu görmek mümkün. O, Türkiye’de çoğu tarihçinin söylemeye cesaret edemediği konuları gündeme taşıdığı için haliyle birçok kişi tarafından tenkit edilmektedir. Bu da anlaşılır bir durum. Kadir Mısıroğlu’nun kimi tarihçilerin takdir ettiği kişilikleri eleştirmesi sebebiyle tabii olarak onlar da kendisine muhalif pozisyon belirlemektedir ki bu normal bir savunma refleksidir. Fakat karşı açıklamalar&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p align="justify"><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;">Kadir Mısıroğlu üstadın tarihçiliği ile ilgili birçok eleştiri yapılmaktadır. Yazılar kalem alan, konferans veren, kanaatlerini bir şekilde ortaya koyan insanlar hakkında eleştirilerin olması elbette normaldir. Bu bağlamda Kadir Mısıroğlu ile ilgili de eleştiriler pekâlâ yapılabilir. Ancak eleştirilerin sağlam kaynaklara dayalı olması gerekir. Fakat Üstad’la ilgili eleştirilerin bir kısmının hissi olduğunu görmek mümkün. O, Türkiye’de çoğu tarihçinin söylemeye cesaret edemediği konuları gündeme taşıdığı için haliyle birçok kişi tarafından tenkit edilmektedir. Bu da anlaşılır bir durum. Kadir Mısıroğlu’nun kimi tarihçilerin takdir ettiği kişilikleri eleştirmesi sebebiyle tabii olarak onlar da kendisine muhalif pozisyon belirlemektedir ki bu normal bir savunma refleksidir. Fakat karşı açıklamalar yapılırken sağlam delillere dayanmak bilimsel bir mecburiyettir. Sadece Mısıroğlu’na cevap yetiştirmek saikiyle mesnedi olmayan, delile dayanmayan savunmalar tabii olarak bilimsel değerlendirme olarak kabul edilemeyecektir. Elbette Kadir Mısıroğlu’nun yanlış söyleme ihtimali de mevcut ancak bunların da delilleriyle ortaya konulması gerekir. Bir başka açıdan bakıldığında Kadir Mısıroğlu Türkiye’de konuşulmaya pek cesaret edilemeyen meselelerde beyanda bulunduğunda kendilerini o konuların birinci derece muhatabı sayanlar tarafından da eleştirilere maruz bırakılmakta; bahsettiği konular ve getirdiği eleştiriler lüzumsuz, gündemi geçmiş, tarihte artık kıymeti kalmamış boş çabalar olarak değerlendirilmektedir.</span></span></span></p>
<p align="justify"><strong>Devamı <a href="http://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-haziran-2019">Derin Tarih Haziran Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Onunki Zarafet ve Rikkat Timsali Bir Mücadeleydi</title>
		<link>https://www.derintarih.com/kapak-dosyasi/onunki-zarafet-ve-rikkat-timsali-bir-mucadeleydi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Erdem Demirli]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 31 May 2019 22:28:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kapak Dosyası]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derintarih.com/?p=4575</guid>

					<description><![CDATA[“Benimle dostluk kılıcı çıplak elle tutmaya benzer.” Birkaç arkadaş ziyaretine gitmiştik. Sohbette biri hakkında ağır eleştirilerde bulundu; gayr-ı ihtiyari yüzüm düştü, eleştiriyi haksız bulduğumu söyledim. Birkaç cümle ile sözlerini izah ettikten sonra biz kalkmaya niyetlenince Kadir Bey böyle demişti. Biz onun arkadaşı değildik elbette; sohbetinden istifade eden talebelerdik. Bizi taltif etmek üzere söylediği söz, belki herkesin kabul edebileceği bir özelliğini anlatıyordu. Kadir Mısıroğlu’nu Ramazan başında muazzam bir cemaat dar-ı bekaya uğurladı. Bir Ramazan’da başlayan hayatı yine Ramazan’da nihayetlendi. Allah makamını âli eylesin! Kanaatimce onun bariz vasfı bir ömür süren azmi ve kararlı mücadelesi idi. 50’li yıllarda başlayan mücadelesini ölümüne değin&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p align="justify"><span style="color: #000000;">“<span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;">Benimle dostluk kılıcı çıplak elle tutmaya benzer.” Birkaç arkadaş ziyaretine gitmiştik. Sohbette biri hakkında ağır eleştirilerde bulundu; gayr-ı ihtiyari yüzüm düştü, eleştiriyi haksız bulduğumu söyledim. Birkaç cümle ile sözlerini izah ettikten sonra biz kalkmaya niyetlenince Kadir Bey böyle demişti. Biz onun arkadaşı değildik elbette; sohbetinden istifade eden talebelerdik. Bizi taltif etmek üzere söylediği söz, belki herkesin kabul edebileceği bir özelliğini anlatıyordu.</span></span></span></p>
<p align="justify"><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;">Kadir Mısıroğlu’nu Ramazan başında muazzam bir cemaat dar-ı bekaya uğurladı. Bir Ramazan’da başlayan hayatı yine Ramazan’da nihayetlendi. Allah makamını âli eylesin! Kanaatimce onun bariz vasfı bir ömür süren azmi ve kararlı mücadelesi idi. 50’li yıllarda başlayan mücadelesini ölümüne değin aralıksız sürdürebilmiş olması emsaline az rastlanır örneklerden biridir. Böyle bir azmin kaynağı bütün kavgasını üzerine kurduğu İslam davası şuuru idi. Cumhuriyet ve ilk kurucu nesle yönelik mücadelesinin özü, sekülerizm ve modernizme karşı İslamın müdafaası idi.</span></span></span></p>
<p align="justify"><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;">Mücadelesinde üzerinde durulması gereken en önemli noktalardan biri lisan, tarih ve kültür müdafaasıydı. Bir önceki neslin ‘lisan’ meselesine vurgusunu bizim nesil hiçbir zaman tam takdir edemedi; kendi adıma ben de iddialarını abartılı bulmuşumdur. Lisan ve alfabedeki değişim kanaatimce bir sebep değil, netice idi; esas kopuş birkaç asır öncesinde gerçekleşen dünya görüşündeki değişimde aranmalıydı.</span></span></span></p>
<p align="justify"><strong>Devamı <a href="http://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-haziran-2019">Derin Tarih Haziran Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Batıla Karşı Hak Marşı Besteledi</title>
		<link>https://www.derintarih.com/kapak-dosyasi/batila-karsi-hak-marsi-besteledi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Abdülaziz Aygün]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 31 May 2019 22:15:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kapak Dosyası]]></category>
		<category><![CDATA[İslam davası]]></category>
		<category><![CDATA[İslam telakkisi]]></category>
		<category><![CDATA[Üstad Kadir Mısıroğlu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derintarih.com/?p=4572</guid>

					<description><![CDATA[Üstad Kadir Mısıroğlu hak-batıl mücadelesinin mahiyetini en temelde iki nokta-i nazardan değerlendirerek “Batıl mücadelede bulunanların bazıları İslam’ın teessüsüne mani olmaya çalışmış, bazıları da teessüs etmiş nizamı yıkmışlardır” diye tarif etmiştir. 20. asır Türkiye’sinde olan da “Kemalizm vasıtasıyla 1400 senelik müesses nizam olan İslam’ın yıkılmasıdır” diyerek Hz. Adem’den bu yana devam eden İslam davasının günümüzdeki şeklinin evvelkilere kıyasla ne derece şedid olduğuna işaret etmiştir. Zira yıkılıp heba olan, devleti, hilafeti, hukuku ve ahlâkıyla 1400 senelik emekti. Düşmanın asıl hedefi hiç şüphesiz İslam’ı tahrifti. Batı’yı şu kadar senedir meşgul eden ve sayısız Haçlı seferlerinin ateşini göğsünde söndürmüş bulunan Müslümanların asimile olması uğruna&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p align="justify"><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;">Üstad Kadir Mısıroğlu hak-batıl mücadelesinin mahiyetini en temelde iki nokta-i nazardan değerlendirerek “Batıl mücadelede bulunanların bazıları İslam’ın teessüsüne mani olmaya çalışmış, bazıları da teessüs etmiş nizamı yıkmışlardır” diye tarif etmiştir. 20. asır Türkiye’sinde olan da “Kemalizm vasıtasıyla 1400 senelik müesses nizam olan İslam’ın yıkılmasıdır” diyerek Hz. Adem’den bu yana devam eden İslam davasının günümüzdeki şeklinin evvelkilere kıyasla ne derece şedid olduğuna işaret etmiştir. Zira yıkılıp heba olan, devleti, hilafeti, hukuku ve ahlâkıyla 1400 senelik emekti.</span></span></span></p>
<p align="justify"><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;">Düşmanın asıl hedefi hiç şüphesiz İslam’ı tahrifti. Batı’yı şu kadar senedir meşgul eden ve sayısız Haçlı seferlerinin ateşini göğsünde söndürmüş bulunan Müslümanların asimile olması uğruna doğru İslam telâkkisini tahrif için kolları sıvamış, Osmanlı Devleti’nin içinde bulunduğu buhranlı zamanları değerlendirmek suretiyle TC’nin kuruluş hengâmında kendisine dâhilden yardımcılar bularak İslam’ın ve Müslümanların ayarını bozacak her türlü adımı atmaya muvaffak olmuştu. Bu faaliyet dil, yazı ve tarih tahrifi gibi üç ana koldan gerçekleşmişti. Ancak üçünün başarılması sonrasındadır ki dördüncüsü olan İslam’ı tahrif mümkün olabilmişti.</span></span></span></p>
<p align="justify"><strong>Devamı <a href="http://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-haziran-2019">Derin Tarih Haziran Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Lisan Hassâsiyeti</title>
		<link>https://www.derintarih.com/kapak-dosyasi/lisan-hassasiyeti/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Abdurrahman Acer]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 31 May 2019 22:05:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kapak Dosyası]]></category>
		<category><![CDATA[Kırk Makâle]]></category>
		<category><![CDATA[Sebil dergisi]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçenin Müdâfaası: Kırk Münevver]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derintarih.com/?p=4569</guid>

					<description><![CDATA[Üstâd’ın dâvâ ve mücâdelesinin, her biri ciddi araştırmaları hak edecek pek çok vechesi var. Bu yazı, güttüğü dâvânın belki de en ehemmiyetli vechesinin, lisan meselesindeki tavrının perdesini aralamaya çalışacaktır. Kadir Mısıroğlu’nun 11 yıllık mecbûrî gurbet hayâtını müteâkip vatana döndüğünde bilhassa Müslüman münevverlerin kullandıkları dili görünce, dahası dil husûsunda onların aymazlığına şâhid olunca verdiği tepki şu olmuştu: “Yangın var!” Mâlûmdur ki bu haykırış, her şeyi yakıp kül eden bir felâketi ondan zarar göreceklere haber vermek, onları îkâz etmek ve bu felâketi önlemekle vazîfeli olanların dikkatini çekerek felâket mahalline gelip müdâhalelerini sağlamak maksadına mâtuftu. Üstâd’ın lisan meselesine verdiği ehemmiyet ve tedbir alınması&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p align="justify"><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;">Üstâd’ın dâvâ ve mücâdelesinin, her biri ciddi araştırmaları hak edecek pek çok vechesi var. Bu yazı, güttüğü dâvânın belki de en ehemmiyetli vechesinin, lisan meselesindeki tavrının perdesini aralamaya çalışacaktır. Kadir Mısıroğlu’nun 11 yıllık mecbûrî gurbet hayâtını müteâkip vatana döndüğünde bilhassa Müslüman münevverlerin kullandıkları dili görünce, dahası dil husûsunda onların aymazlığına şâhid olunca verdiği tepki şu olmuştu: “Yangın var!” Mâlûmdur ki bu haykırış, her şeyi yakıp kül eden bir felâketi ondan zarar göreceklere haber vermek, onları îkâz etmek ve bu felâketi önlemekle vazîfeli olanların dikkatini çekerek felâket mahalline gelip müdâhalelerini sağlamak maksadına mâtuftu.</span></span></span></p>
<p align="justify"><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;">Üstâd’ın lisan meselesine verdiği ehemmiyet ve tedbir alınması husûsunda hissettiği âciliyet bu haykırışında vücûd bulmuştur ki onu tanıdığım 17 yıl boyunca bu husûstaki îkâz ve gayretlerine bizzat şâhid olmuşumdur. Hattâ Türkçeyi müdâfaa eden 40 münevverin 40 makâlesini derleyip bir eser hâline getirmek husûsundaki teşvikleri ile <i>Türkçenin Müdâfaası: Kırk Münevver, Kırk Makâle</i> ismiyle bir kitap hazırlamak, bir lütf-i ilâhî olarak bendenize nasîp oldu.</span></span></span></p>
<p align="justify"><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;">Üstâd’ın lisan meselesi ile ilgisi üniversite yıllarına tesâdüf eder. Müntesibi olduğu İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi talebeleri tarafından çıkarılan <i>Töre Mecmuası</i>’nın ilk iki sayısında yayınlanan “Türk Dili’nde Buhran” başlıklı makâleler Üstâd’ın bu husustaki ilk mahsûlleridir. Sonrasında çıkardığı eserlerde kullandığı dil de, onun lisan meselesi husûsundaki fiilî gayretleri hesâbına yazılmalıdır. Bu husustaki gayretlerini <i>Sebil</i> dergisini çıkarmaya başladıktan sonra da serî makâleler hâlinde “Türkçeye Sûikasd İslâm’a Sûikasdin Bir Cüz’üdür” serlevhalı yazıları ve sayısız konferanslarıyla sürdürmüştü. Bu gayretlerin kitap kisvesine bürünmesi ise 90’ların başında, sürgünden vatana dönüşün hemen akabinde kaleme aldığı <i>Doğru Türkçe Rehberi Yâhud Bin Uydurma Kelimeyi Boykot</i> isimli eserle mümkün oldu. Sâdece bu eseri bile lisan meselesi ile alâkalı fikirlerini, bu meyandaki Kemalist inkılâbların gâyesini ve dilimize verdiği zarârın def’i için çözüm tekliflerini açık bir şekilde gözler önüne sermektedir.</span></span></span></p>
<p align="justify"><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;">Aşağıda “kaderin şu acı cilvesine bakınız ki vatana adım atar atmaz… Türk çocuklarına karşı da Türkçeyi müdâfaaya mecbûr bulunuyorum, heyhât!” serzenişiyle başladığı bu eser çerçevesinde lisan meselesindeki fikirlerini hülâsa edeceğiz.</span></span></span></p>
<p align="justify"><strong>Devamı <a href="http://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-haziran-2019">Derin Tarih Haziran Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
