﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Keşifler &#8211; Derin Tarih</title>
	<atom:link href="https://www.derintarih.com/kategori/kesifler/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<description>Tarih Okuyan Şaşırmaz</description>
	<lastBuildDate>Tue, 03 Feb 2026 13:47:03 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.7.5</generator>

<image>
	<url>https://www.derintarih.com/wp-content/uploads/2015/12/favicon-150x150.png</url>
	<title>Keşifler &#8211; Derin Tarih</title>
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Cem Sultan Roma’da</title>
		<link>https://www.derintarih.com/kesifler/cem-sultan-romada/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif Emre Gündüz]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 02 Feb 2026 15:11:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Keşifler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=12020</guid>

					<description><![CDATA[Cem Sultan, Osmanlı taht mücadelesinin kaybeden şehzadesi olarak hayatının son yıllarını Roma’daki Sant’Angelo Kalesi’nde geçirmişti. Sultan II. Bayezid’in ajanları tarafından adım adım takip edilen Cem Sultan’ın bırakılmaması için Osmanlı Devleti tarafından Papa VIII. Innocent’e üç yıllığına 120 bin adet altın verildiği düşünülünce, Cem Sultan’ın Roma’da memnuniyet verici bir dönem geçirmiş olmasına şaşmamak gerekir. Papalığın gösterişli karşılama törenindeki mağrur tavrı ve papanın ayağını öpmeyi reddetmesi, Cem Sultan’ın Batı topraklarında gözetim altında tutulduğu son yıllarına dair dikkat çeken hususlar olarak tarihe geçmiştir. &#160; Devamı Derin Tarih Şubat Sayısında… ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Cem Sultan, Osmanlı taht mücadelesinin kaybeden şehzadesi olarak hayatının son yıllarını Roma’daki Sant’Angelo Kalesi’nde geçirmişti. Sultan II. Bayezid’in ajanları tarafından adım adım takip edilen Cem Sultan’ın bırakılmaması için Osmanlı Devleti tarafından Papa VIII. Innocent’e üç yıllığına 120 bin adet altın verildiği düşünülünce, Cem Sultan’ın Roma’da memnuniyet verici bir dönem geçirmiş olmasına şaşmamak gerekir. Papalığın gösterişli karşılama törenindeki mağrur tavrı ve papanın ayağını öpmeyi reddetmesi, Cem Sultan’ın Batı topraklarında gözetim altında tutulduğu son yıllarına dair dikkat çeken hususlar olarak tarihe geçmiştir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-subat-2026-/-sayi-167">Derin Tarih Şubat Sayısında… </a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bulgaristanlı Avukat Şakir Zümre’nin Girişimi Neden Heba Oldu?</title>
		<link>https://www.derintarih.com/kesifler/bulgaristanli-avukat-sakir-zumrenin-girisimi-neden-heba-oldu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif Emre Gündüz]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 05 Jan 2026 14:37:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Keşifler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=11944</guid>

					<description><![CDATA[Bulgaristan doğumlu akuvat Şakir Zümre, 1925 senesinde, çürümeye terk edilen mühimmat fabrikalarının bıraktığı boşluğu doldurmak üzere Türk Sanayii Harbiye ve Madeniye Fabrikası’nı kurdu. Uçak bombasının yanı sıra çeşitli mühimmatın üretiminin de yapıldığı fabrika Yunanistan, Bulgaristan ve Mısır’dan hatırı sayılır miktarda uçak bombası siparişi aldı. Özellikle Almanya’nın saldırdığı Polonya, II. Dünya Savaşı sırasında Şakir Zümre’den aldığı uçak bombalarıyla Hava Kuvvetleri’ni destekliyordu. Fakat zamanla, o dönemdeki pek çok sanayi girişimi gibi Şakir Zümre’nin fabrikası da gerekli teşvikten mahrum bırakılarak işlevsiz hale getirilecekti. &#160; Devamı Derin Tarih Ocak Sayısında… ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bulgaristan doğumlu akuvat Şakir Zümre, 1925 senesinde, çürümeye terk edilen mühimmat fabrikalarının bıraktığı boşluğu doldurmak üzere Türk Sanayii Harbiye ve Madeniye Fabrikası’nı kurdu. Uçak bombasının yanı sıra çeşitli mühimmatın üretiminin de yapıldığı fabrika Yunanistan, Bulgaristan ve Mısır’dan hatırı sayılır miktarda uçak bombası siparişi aldı. Özellikle Almanya’nın saldırdığı Polonya, II. Dünya Savaşı sırasında Şakir Zümre’den aldığı uçak bombalarıyla Hava Kuvvetleri’ni destekliyordu. Fakat zamanla, o dönemdeki pek çok sanayi girişimi gibi Şakir Zümre’nin fabrikası da gerekli teşvikten mahrum bırakılarak işlevsiz hale getirilecekti.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-ocak-2026-/-sayi-166">Derin Tarih Ocak Sayısında… </a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bayır-Bucak Türkleri ve Altay Teşkilâtı</title>
		<link>https://www.derintarih.com/kesifler/bayir-bucak-turkleri-ve-altay-teskilati/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ahmet Uçar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 03 Dec 2025 09:00:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Keşifler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=11881</guid>

					<description><![CDATA[Hatay sorunu baş gösterdiğinde, Fransız mandası altındaki Hatay’da Türk kimliğinin korunmasını sağlamak amacıyla Altay Teşkilâtı adıyla gizli bir yapılanma teşekkül etti. Fransızlar tarafından kurulan ve Çerkes alayı ismini taşıyan askerî kıtalardaki Türk ve Çerkes subay ve erleri Türkiye Cumhuriyeti ordusuna bağlama ve oradan alacakları emirler dairesinde çalıştırma gayesi güden teşkilâtın üzerindeki perdeyi kaldırıyoruz. İşte, teşkilâtın karanlıkta kalan kuruluş aşamaları, mensupları ve faaliyet sahası… &#160; Devamı Derin Tarih Aralık Sayısında… ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Hatay sorunu baş gösterdiğinde, Fransız mandası altındaki Hatay’da Türk kimliğinin korunmasını sağlamak amacıyla Altay Teşkilâtı adıyla gizli bir yapılanma teşekkül etti. Fransızlar tarafından kurulan ve Çerkes alayı ismini taşıyan askerî kıtalardaki Türk ve Çerkes subay ve erleri Türkiye Cumhuriyeti ordusuna bağlama ve oradan alacakları emirler dairesinde çalıştırma gayesi güden teşkilâtın üzerindeki perdeyi kaldırıyoruz. İşte, teşkilâtın karanlıkta kalan kuruluş aşamaları, mensupları ve faaliyet sahası…</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-aralik-2025-/-sayi-165">Derin Tarih Aralık Sayısında… </a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Avrupa Aşıyı Osmanlı’dan Öğrendi</title>
		<link>https://www.derintarih.com/kesifler/avrupa-asiyi-osmanlidan-ogrendi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif Emre Gündüz]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 01 Aug 2025 06:38:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Keşifler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=11669</guid>

					<description><![CDATA[Birçok hastalığın önceden engellenmesi için tıbbî bir çözüm olan aşı Osmanlı Devleti’nde uygulanmış, hatta Avrupa aşıyı Osmanlılardan öğrenmiştir. Türk Usûlü Aşı’nın Avrupa’daki yansımalarından yeni tip aşının Mekteb-i Tıbbiye’deki uygulamalarına ve Sultan II. Abdülhamid’in talimatıyla Paris’e gönderilip orada Pasteur’den kuduz aşısı üretme ve uygulama konularında eğitim alan tıp heyetinin faaliyetlerine aşının Osmanlı topraklarındaki yolculuğu… &#160; Devamı Derin Tarih Ağustos Sayısında… ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Birçok hastalığın önceden engellenmesi için tıbbî bir çözüm olan aşı Osmanlı Devleti’nde uygulanmış, hatta Avrupa aşıyı Osmanlılardan öğrenmiştir. Türk Usûlü Aşı’nın Avrupa’daki yansımalarından yeni tip aşının Mekteb-i Tıbbiye’deki uygulamalarına ve Sultan II. Abdülhamid’in talimatıyla Paris’e gönderilip orada Pasteur’den kuduz aşısı üretme ve uygulama konularında eğitim alan tıp heyetinin faaliyetlerine aşının Osmanlı topraklarındaki yolculuğu…</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-agustos-2025-/-sayi-161">Derin Tarih Ağustos Sayısında… </a></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sömürgeciliğin Manevî Kolu Katolik Kilisesi’nin Vietnam’daki Faaliyetleri</title>
		<link>https://www.derintarih.com/kesifler/somurgeciligin-manevi-kolu-katolik-kilisesinin-vietnamdaki-faaliyetleri/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[İsmail Taşpınar]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 02 May 2025 10:40:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Keşifler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=11456</guid>

					<description><![CDATA[Katolik Kilisesi’nin Vietnam’daki misyonerlik faaliyetlerinin tarihi 350 yıl geriye uzanır. Katoliklerin faaliyetlerini en rahat yürüttükleri dönem, Fransızların bölgeyi sömürgeleştirdiği dönemdir. Fransız sömürge sisteminin ayrılmaz bir parçası olan Katolik Kilisesi sömürgecilerin hem sosyal hizmet ayağıydı ve dolayısıyla güler yüzüydü hem de Vietnam yönetiminin aleyhine sert kampanyalar yürütmekle görevliydi. Katolik Kilisesi’nin bu fırsatçı tavrı, millî duygulara sahip Vietnamlıların hafızasında daima olumsuz bir intiba bırakmıştır. &#160; Devamı Derin Tarih Mayıs Sayısında… ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Katolik Kilisesi’nin Vietnam’daki misyonerlik faaliyetlerinin tarihi 350 yıl geriye uzanır. Katoliklerin faaliyetlerini en rahat yürüttükleri dönem, Fransızların bölgeyi sömürgeleştirdiği dönemdir. Fransız sömürge sisteminin ayrılmaz bir parçası olan Katolik Kilisesi sömürgecilerin hem sosyal hizmet ayağıydı ve dolayısıyla güler yüzüydü hem de Vietnam yönetiminin aleyhine sert kampanyalar yürütmekle görevliydi. Katolik Kilisesi’nin bu fırsatçı tavrı, millî duygulara sahip Vietnamlıların hafızasında daima olumsuz bir intiba bırakmıştır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-mayis-2025-/-sayi-158">Derin Tarih Mayıs Sayısında… </a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Din Kaynaklı Tıp ve İlk Şifa Mabetleri</title>
		<link>https://www.derintarih.com/kesifler/din-kaynakli-tip-ve-ilk-sifa-mabetleri/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Enver Beşinci]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 10 Dec 2024 08:49:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Keşifler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=11018</guid>

					<description><![CDATA[İslâm’dan önceki dönemde ilk tıp tahsili ve tıbbî çalışmalar manastırlarda başlamış; İslâm’dan sonra halifeler, eşleri, vezirler ve emirler başta olmak üzere önde gelen kimseler tarafından vakıf statüsünde çok sayıda şifahane/tedavi mekânı inşa edilmiştir. Mezopotamya’dan Çin’e, Bizans’tan Antik Yunan’a tıbbın dinî esaslara dayandığı tıp mabetleri ve rahip-hekimler tarafında icra edilen sağlık hizmetleri… &#160; Devamı Derin Tarih Aralık Sayısında… ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İslâm’dan önceki dönemde ilk tıp tahsili ve tıbbî çalışmalar manastırlarda başlamış; İslâm’dan sonra halifeler, eşleri, vezirler ve emirler başta olmak üzere önde gelen kimseler tarafından vakıf statüsünde çok sayıda şifahane/tedavi mekânı inşa edilmiştir. Mezopotamya’dan Çin’e, Bizans’tan Antik Yunan’a tıbbın dinî esaslara dayandığı tıp mabetleri ve rahip-hekimler tarafında icra edilen sağlık hizmetleri…</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-aralik-2024-/-sayi-154">Derin Tarih Aralık Sayısında…</a></strong><strong> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>I. Dünya Savaşı’nda İstihbarat Savaşları ve Oppenheim</title>
		<link>https://www.derintarih.com/kesifler/i-dunya-savasinda-istihbarat-savaslari-ve-oppenheim/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ali Yekta Doğruer]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 10 Dec 2024 08:34:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Keşifler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=11007</guid>

					<description><![CDATA[Arkeolog, diplomat ve istihbaratçı olarak Almanya’nın Ortadoğu politikasında derin izler bırakan Max von Oppenheim, “Cihad-ı Ekber” Projesi ile I. Dünya Savaşı’ndaki Almanya-Osmanlı ittifakının şekillenmesinde kritik rol oynamıştı. Bugün arkeolojik keşifleriyle olduğu kadar savaş dönemi diplomatik entrikalarıyla da anılan Oppenheim’ın hayatına ve faaliyetlerine kısa bir bakış… &#160; Devamı Derin Tarih Aralık Sayısında… ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Arkeolog, diplomat ve istihbaratçı olarak Almanya’nın Ortadoğu politikasında derin izler bırakan Max von Oppenheim, “Cihad-ı Ekber” Projesi ile I. Dünya Savaşı’ndaki Almanya-Osmanlı ittifakının şekillenmesinde kritik rol oynamıştı. Bugün arkeolojik keşifleriyle olduğu kadar savaş dönemi diplomatik entrikalarıyla da anılan Oppenheim’ın hayatına ve faaliyetlerine kısa bir bakış…</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-aralik-2024-/-sayi-154">Derin Tarih Aralık Sayısında…</a></strong><strong> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Somuncu Baba&#8217;nın Kabri Nerede?</title>
		<link>https://www.derintarih.com/kesifler/somuncu-babanin-kabri-nerede/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ahmet Kuşsan]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 10 Dec 2024 08:29:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Keşifler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=10994</guid>

					<description><![CDATA[Malatya Darende’deki Şeyh Hâmid’in Somuncu Baba olduğunu ilk defa dile getiren Muhammed Salih Nihânî, kendisinden başlayarak Somuncu Baba’ya, ondan da Hz. Muhammed’e (sas) ulaşan bir şecere şiiri kaleme alır. Darende Kolu’nun Somuncu Baba’nın torunları olduğu ilk defa bu şiirle iddia edilmiş, Somuncu Baba da seyyid olarak tanıtılmıştır. Buradan Mevlânâ ve Şems-i Tebrîzî’ye uzanan silsile bilmecesini, Somuncu Baba ile ilgili kapsamlı çalışmalara imza atan Ahmet Kuşsan refakatinde çözmeye gayret edelim. &#160; Devamı Derin Tarih Aralık Sayısında… ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Malatya Darende’deki Şeyh Hâmid’in Somuncu Baba olduğunu ilk defa dile getiren Muhammed Salih Nihânî, kendisinden başlayarak Somuncu Baba’ya, ondan da Hz. Muhammed’e (sas) ulaşan bir şecere şiiri kaleme alır. Darende Kolu’nun Somuncu Baba’nın torunları olduğu ilk defa bu şiirle iddia edilmiş, Somuncu Baba da seyyid olarak tanıtılmıştır. Buradan Mevlânâ ve Şems-i Tebrîzî’ye uzanan silsile bilmecesini, Somuncu Baba ile ilgili kapsamlı çalışmalara imza atan Ahmet Kuşsan refakatinde çözmeye gayret edelim.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-aralik-2024-/-sayi-154">Derin Tarih Aralık Sayısında…</a></strong><strong> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Harf İnkılâbı Kültür İstiklâli Getirdi Mi?</title>
		<link>https://www.derintarih.com/kesifler/harf-inkilabi-kultur-istiklali-getirdi-mi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Enver Beşinci]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 04 Nov 2024 13:36:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Keşifler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=10931</guid>

					<description><![CDATA[Türkiye’nin “muasır medeniyetler seviyesine” ulaşması amacıyla 1 Kasım 1928’de “Alfabe Devrimi Türklüğün kültür istiklâli olacak” ifadesiyle Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sunulan ve 3 Kasım 1928’de kabul edilen alfabe değişikliği kültürel hafızamızda büyük bir kırılmaya neden oldu. Ardından çıkarılan “Millet Mektepleri Teşkilat Talimatnamesi”yle 16-45 yaş arasındaki herkes Latin harfleriyle okuyup yazmaya mecbur edildi. Bu değişimle meşhur şahsiyetler, ilim ve devlet adamları, hekim ve askerler, hatta Osmanlı medreselerinde muallimlik yapan âlimler dahi okuma-yazma bilmeyen kimseler haline gelmişti. Yeni alfabeyi öğrenen yetişkinlere verilen diplomalar ve Osmanlı Türkçesiyle yazılmaya devam edilen evrak eşliğinde Harf inkılâbının belgelere yansıyan çehresi. &#160; Devamı Derin Tarih Kasım Sayısında… ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’nin “muasır medeniyetler seviyesine” ulaşması amacıyla 1 Kasım 1928’de “Alfabe Devrimi Türklüğün kültür istiklâli olacak” ifadesiyle Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sunulan ve 3 Kasım 1928’de kabul edilen alfabe değişikliği kültürel hafızamızda büyük bir kırılmaya neden oldu. Ardından çıkarılan “Millet Mektepleri Teşkilat Talimatnamesi”yle 16-45 yaş arasındaki herkes Latin harfleriyle okuyup yazmaya mecbur edildi. Bu değişimle meşhur şahsiyetler, ilim ve devlet adamları, hekim ve askerler, hatta Osmanlı medreselerinde muallimlik yapan âlimler dahi okuma-yazma bilmeyen kimseler haline gelmişti. Yeni alfabeyi öğrenen yetişkinlere verilen diplomalar ve Osmanlı Türkçesiyle yazılmaya devam edilen evrak eşliğinde Harf inkılâbının belgelere yansıyan çehresi.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-kasim-2024-/-sayi-152">Derin Tarih Kasım Sayısında…</a></strong><strong> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mektebe Başlamak Düğün Misali Bir Merasimle Kutlanırdı</title>
		<link>https://www.derintarih.com/kesifler/mektebe-baslamak-dugun-misali-bir-merasimle-kutlanirdi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Enver Beşinci]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 04 Sep 2024 11:02:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Keşifler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=10778</guid>

					<description><![CDATA[Dinî ve kültürel değerlerin verildiği Sıbyan Mektepleri eğitim ve öğretimin başlangıcını teşkil eder, günümüzdeki ilköğretime karşılık gelirdi. Sabi denilen çocuk 4 yıl, 4 ay, 4 gününü doldurup okuma çağına geldiğinde ailesi, mektep hocası, mektep kalfası, hademesi, çocuklar ve mahallelilerin iştirakiyle talebenin evinden başlayıp mektepte son bulan ve yol boyunca farklı gösterilerin yapıldığı törenler ise Âmin Alayı ya da Bed’-i Besmele adıyla anılırdı. Osmanlı Devleti’nin küçük yaştan itibaren eğitim ve öğretime verdiği değeri gösteren, aynı zamanda çocuğa okulu sevdirme gibi pedagojik amaçlar ihtiva eden bu zenginliklerimize, belge ve fotoğraflar eşliğinde yakından bakalım. &#160; Devamı Derin Tarih Eylül Sayısında…]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dinî ve kültürel değerlerin verildiği Sıbyan Mektepleri eğitim ve öğretimin başlangıcını teşkil eder, günümüzdeki ilköğretime karşılık gelirdi. Sabi denilen çocuk 4 yıl, 4 ay, 4 gününü doldurup okuma çağına geldiğinde ailesi, mektep hocası, mektep kalfası, hademesi, çocuklar ve mahallelilerin iştirakiyle talebenin evinden başlayıp mektepte son bulan ve yol boyunca farklı gösterilerin yapıldığı törenler ise Âmin Alayı ya da Bed’-i Besmele adıyla anılırdı. Osmanlı Devleti’nin küçük yaştan itibaren eğitim ve öğretime verdiği değeri gösteren, aynı zamanda çocuğa okulu sevdirme gibi pedagojik amaçlar ihtiva eden bu zenginliklerimize, belge ve fotoğraflar eşliğinde yakından bakalım.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-eylul-2024-/-sayi-150">Derin Tarih Eylül</a></strong><strong><a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-temmuz-2024-/-sayi-148"> Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>“Peçeler Arkaya Atılmış, Hevesli Yüzler Ortaya Çıkmıştı”</title>
		<link>https://www.derintarih.com/kesifler/peceler-arkaya-atilmis-hevesli-yuzler-ortaya-cikmisti/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ahmet Uçar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 13 Aug 2024 10:32:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Keşifler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=10708</guid>

					<description><![CDATA[Osmanlı topraklarında faaliyet gösteren ve Müslüman öğrencilerin kendi bünyelerinde tedrisata tâbi olmasını teşvik eden misyoner okulları, Sultan II. Abdülhamid’in tabiriyle ancak “dinimize ve devletimize karşı nefret” öğretiyordu. Bu durum karşısında Sultan birtakım tedbirler almış, misyonerlere toprak satılmasını da okullarına Müslüman öğrencilerin kaydolmasını da yasaklamıştı. Ancak bu durum II. Meşrutiyet’in ilânıyla son bulacak, Jön Türklerin idaresinde tüm yasaklar kaldırılacaktı. Önlerinin alabildiğine açıldığını gören misyonerler ise bir yandan bu zaferlerini kutlarken, bir yandan da yarım kalan mülk ve Müslüman öğrenci edinme misyonlarına hız vermişlerdir. &#160;  Devamı Derin Tarih Ağustos Sayısında…]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Osmanlı topraklarında faaliyet gösteren ve Müslüman öğrencilerin kendi bünyelerinde tedrisata tâbi olmasını teşvik eden misyoner okulları, Sultan II. Abdülhamid’in tabiriyle ancak “dinimize ve devletimize karşı nefret” öğretiyordu. Bu durum karşısında Sultan birtakım tedbirler almış, misyonerlere toprak satılmasını da okullarına Müslüman öğrencilerin kaydolmasını da yasaklamıştı. Ancak bu durum II. Meşrutiyet’in ilânıyla son bulacak, Jön Türklerin idaresinde tüm yasaklar kaldırılacaktı. Önlerinin alabildiğine açıldığını gören misyonerler ise bir yandan bu zaferlerini kutlarken, bir yandan da yarım kalan mülk ve Müslüman öğrenci edinme misyonlarına hız vermişlerdir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong> </strong><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-agustos-2024-/-sayi-149">Derin Tarih Ağustos</a></strong><strong><a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-temmuz-2024-/-sayi-148"> Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Robert Kolej’in Kuruluş Amacı: Protestanlığı Tüm İnsanlığa Yaymak</title>
		<link>https://www.derintarih.com/kesifler/robert-kolejin-kurulus-amaci-protestanligi-tum-insanliga-yaymak/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Enver Beşinci]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 12 Aug 2024 14:31:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Keşifler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=10696</guid>

					<description><![CDATA[Misyonerliğin hizmet ettiği en temel amaç, bu yolu kullanan devletlere yeni sömürgeler kazandırmaktır. Çünkü fiilî sömürgecilik günümüzde yerini zihinsel sömürgeciliğe bırakmıştır ve bunun en verimli yolu da eğitim kurumlarından geçmektedir. “Osmanlı, Asya’nın anahtarıdır” idealiyle hareket eden misyoner örgütler özellikle Osmanlı İmparatorluğu’nun çok milletli ve dinli çoğulcu yapısından istifade ederek çeşitli okullar açmışlardır. Amerikalı misyonerlerin açtığı ve yaklaşık bir buçuk asırlık bir geçmişe sahip Robert Kolej de bunların en başarılısıdır. Enver Beşinci’nin koleksiyonundan görseller eşliğinde kolejin arka bahçesi&#8230; &#160; Devamı Derin Tarih Ağustos Sayısında…]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Misyonerliğin hizmet ettiği en temel amaç, bu yolu kullanan devletlere yeni sömürgeler kazandırmaktır. Çünkü fiilî sömürgecilik günümüzde yerini zihinsel sömürgeciliğe bırakmıştır ve bunun en verimli yolu da eğitim kurumlarından geçmektedir. “Osmanlı, Asya’nın anahtarıdır” idealiyle hareket eden misyoner örgütler özellikle Osmanlı İmparatorluğu’nun çok milletli ve dinli çoğulcu yapısından istifade ederek çeşitli okullar açmışlardır. Amerikalı misyonerlerin açtığı ve yaklaşık bir buçuk asırlık bir geçmişe sahip Robert Kolej de bunların en başarılısıdır. Enver Beşinci’nin koleksiyonundan görseller eşliğinde kolejin arka bahçesi&#8230;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-agustos-2024-/-sayi-149">Derin Tarih Ağustos</a></strong><strong><a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-temmuz-2024-/-sayi-148"> Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>II. Abdülhamid’in Meclis Nutku</title>
		<link>https://www.derintarih.com/kesifler/ii-abdulhamidin-meclis-nutku/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Muhammed Mahmut Bakır]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 12 Aug 2024 13:26:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Keşifler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=10687</guid>

					<description><![CDATA[Hükümetin sâlim ve muntazam kurallar üzerine inşa edilmesi Kânûn-ı Esâsî ile mümkün görünüyordu ve Sultan II. Abdülhamid bunu ilân etme şartı ile tahta çıkmıştı. Kânûn-ı Esâsî’nin kabul edilmesinin ardından meşrutiyetin ilanı ve meclisin kurulmasıyla İslâm tarihinde o güne dek idarî olarak uygulanmamış olan anayasal rejime geçilecekti. Fakat kısa süre sonra Sultan, meşrutiyetin getirdiği hürriyetperver fikir ve usullerin Osmanlı devlet ve cemiyeti için yarardan ziyade zararlı olacağını anlamış olacak ki meclisi tatil ederek, dedesi II. Mahmud’un yolunu seçtiğini ifade edecekti. Osmanlı yenileşme sürecinde belki de en önemli viraj olan meşrutiyetin ilanının söylemsel olarak nasıl inşa edildiğini II. Abdülhamid’in kaleme aldığı meclisin&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Hükümetin sâlim ve muntazam kurallar üzerine inşa edilmesi Kânûn-ı Esâsî ile mümkün görünüyordu ve Sultan II. Abdülhamid bunu ilân etme şartı ile tahta çıkmıştı. Kânûn-ı Esâsî’nin kabul edilmesinin ardından meşrutiyetin ilanı ve meclisin kurulmasıyla İslâm tarihinde o güne dek idarî olarak uygulanmamış olan anayasal rejime geçilecekti. Fakat kısa süre sonra Sultan, meşrutiyetin getirdiği hürriyetperver fikir ve usullerin Osmanlı devlet ve cemiyeti için yarardan ziyade zararlı olacağını anlamış olacak ki meclisi tatil ederek, dedesi II. Mahmud’un yolunu seçtiğini ifade edecekti. Osmanlı yenileşme sürecinde belki de en önemli viraj olan meşrutiyetin ilanının söylemsel olarak nasıl inşa edildiğini II. Abdülhamid’in kaleme aldığı meclisin açış nutkunda anlamak mümkün.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong> </strong><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-agustos-2024-/-sayi-149">Derin Tarih Ağustos</a></strong><strong><a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-temmuz-2024-/-sayi-148"> Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tavuğuma Gazel Yazıyorum, Okurum Sen Anla!</title>
		<link>https://www.derintarih.com/kesifler/tavuguma-gazel-yaziyorum-okurum-sen-anla/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[İsmail Güleç]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 02 Jul 2024 11:39:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Keşifler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=10618</guid>

					<description><![CDATA[Altı asırlık imparatorluk tarihinde yetişen şairlerin üçte birinin yaşadığı 18. yüzyılda klasik şiirimizin tematik olarak değiştiği görülür. Gündelik hayatın çokça işlenmeye başlandığı şiirlere basit, sıradan tipler ve alelade hadiseler konu olur. Yine bu dönemde mizah ve Osmanlı şiirindeki en önemli türü olan hezeliyat revaç bulmuştur. Hevâyî ve Tırsî ise mizah ve hezel denilince ilk akla gelen şairlerdendir. &#160; Devamı Derin Tarih Temmuz Sayısında…]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Altı asırlık imparatorluk tarihinde yetişen şairlerin üçte birinin yaşadığı 18. yüzyılda klasik şiirimizin tematik olarak değiştiği görülür. Gündelik hayatın çokça işlenmeye başlandığı şiirlere basit, sıradan tipler ve alelade hadiseler konu olur. Yine bu dönemde mizah ve Osmanlı şiirindeki en önemli türü olan hezeliyat revaç bulmuştur. Hevâyî ve Tırsî ise mizah ve hezel denilince ilk akla gelen şairlerdendir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-temmuz-2024-/-sayi-148">Derin Tarih Temmuz</a></strong><strong><a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-temmuz-2024-/-sayi-148"> Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Amerikalı Misyonerlerin II. Meşrutiyet Coşkusu</title>
		<link>https://www.derintarih.com/kesifler/amerikali-misyonerlerin-ii-mesrutiyet-coskusu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ahmet Uçar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 02 Jul 2024 11:36:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Keşifler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=10612</guid>

					<description><![CDATA[23 Temmuz 1908’de ilân edilen II. Meşrutiyet, Osmanlı topraklarında faaliyet yürüten Amerikalı misyonerler tarafından coşkuyla karşılanmıştı. Onlara göre, 1908 devrimi Türkler arasında yıllardır devam eden bir aydınlanma sürecinin zaferiydi. Osmanlı halkları “hürriyet, adalet, eşitlik ve kardeşlik” sloganlarıyla Sultan Abdülhamid’in zorba hükümdarlığından kurtulmuş, istibdat enkazı üzerine hürriyeti bina etmişlerdi. Kısa süre önce birbirini boğazlayan Türkler ile Rum ve Ermeniler şimdi birbirlerine sarılıyordu. İttihat ve Terakki’nin gerçekleştirdiği bu devrim ile Türkiye misyonerler için bir yeryüzü cennetiydi artık. &#160; Devamı Derin Tarih Temmuz Sayısında…]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>23 Temmuz 1908’de ilân edilen II. Meşrutiyet, Osmanlı topraklarında faaliyet yürüten Amerikalı misyonerler tarafından coşkuyla karşılanmıştı. Onlara göre, 1908 devrimi Türkler arasında yıllardır devam eden bir aydınlanma sürecinin zaferiydi. Osmanlı halkları “hürriyet, adalet, eşitlik ve kardeşlik” sloganlarıyla Sultan Abdülhamid’in zorba hükümdarlığından kurtulmuş, istibdat enkazı üzerine hürriyeti bina etmişlerdi. Kısa süre önce birbirini boğazlayan Türkler ile Rum ve Ermeniler şimdi birbirlerine sarılıyordu. İttihat ve Terakki’nin gerçekleştirdiği bu devrim ile Türkiye misyonerler için bir yeryüzü cennetiydi artık.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-temmuz-2024-/-sayi-148">Derin Tarih Temmuz</a></strong><strong><a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-temmuz-2024-/-sayi-148"> Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kariye’nin Yanı Başındaki Kayıp Hangâh Medresesi</title>
		<link>https://www.derintarih.com/kesifler/21-agustos-2020-tarihli-cumhurbaskanligi-karariyla-yeniden-ibadethaneye-cevrilen-kariye-camii-6-mayis-2024te-duzenlenen-bir-torenle-kapilarini-acti-kariye-camiini-benzersiz-kilan-e/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[İsmail Güleç]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 07 Jun 2024 11:49:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Keşifler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=10509</guid>

					<description><![CDATA[21 Ağustos 2020 tarihli Cumhurbaşkanlığı kararıyla yeniden ibadethaneye çevrilen Kariye Camii, 6 Mayıs 2024’te düzenlenen bir törenle kapılarını açtı. Kariye Camii’ni benzersiz kılan en önemli hususiyeti iç duvarlarında ve kubbesinde bulunan sanat değeri yüksek mozaik ve fresklerdir ki bunlardan Hıristiyanlık tarihini ve itikadî prensiplerini adım adım takip etmek mümkündür. Kadim mâbedin tekrar ibadete açılması vesilesiyle, bugün ayakta olmayan lakin bir zamanlar kuzey duvarına bitişik olduğu kaydedilen Hangâh-ı Kariye Medresesi’nin muhayyel kapısından içeri birlikte süzülelim. &#160; Devamı Derin Tarih Haziran Sayısında…]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>21 Ağustos 2020 tarihli Cumhurbaşkanlığı kararıyla yeniden ibadethaneye çevrilen Kariye Camii, 6 Mayıs 2024’te düzenlenen bir törenle kapılarını açtı. Kariye Camii’ni benzersiz kılan en önemli hususiyeti iç duvarlarında ve kubbesinde bulunan sanat değeri yüksek mozaik ve fresklerdir ki bunlardan Hıristiyanlık tarihini ve itikadî prensiplerini adım adım takip etmek mümkündür. Kadim mâbedin tekrar ibadete açılması vesilesiyle, bugün ayakta olmayan lakin bir zamanlar kuzey duvarına bitişik olduğu kaydedilen Hangâh-ı Kariye Medresesi’nin muhayyel kapısından içeri birlikte süzülelim.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-haziran-2024-/-sayi-147">Derin Tarih Haziran Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Konya Mevlânâ Dergâhı Kubbe-i Hadrâ Son Restorasyonu ve Kuşak Yazısının Yenilenmesi</title>
		<link>https://www.derintarih.com/kesifler/konya-mevlana-dergahi-kubbe-i-hadra-son-restorasyonu-ve-kusak-yazisinin-yenilenmesi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Süleyman Berk]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 15 Mar 2024 13:31:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Keşifler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=10246</guid>

					<description><![CDATA[Selçuklu türbeleri arasında müstesna bir yeri olan Mevlânâ Türbesi ve yeşil çinileriyle Konya’nın simgelerinden biri haline gelen Kubbe-i Hadrâ’sı, yüzyıllar içerisinde pek çok defa tamirat gördü. Bu işlemlerin sonuncusu, 3 yıl 3 ay süren ve geçtiğimiz sene tamamlanan kapsamlı restorasyondu. Kubbe çinileri ve yazı kuşağının son şeklini aldığı bu restorasyon esnasında kubbe kasnağında bulunan Celî Sülüs kuşak yazısı da baştan yazıldı. Yenileme merhalelerini hattat Süleyman Berk ve Nihat Kağnıcı’nın kaleminden okuyalım.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Selçuklu türbeleri arasında müstesna bir yeri olan Mevlânâ Türbesi ve yeşil çinileriyle Konya’nın simgelerinden biri haline gelen Kubbe-i Hadrâ’sı, yüzyıllar içerisinde pek çok defa tamirat gördü. Bu işlemlerin sonuncusu, 3 yıl 3 ay süren ve geçtiğimiz sene tamamlanan kapsamlı restorasyondu. Kubbe çinileri ve yazı kuşağının son şeklini aldığı bu restorasyon esnasında kubbe kasnağında bulunan Celî Sülüs kuşak yazısı da baştan yazıldı. Yenileme merhalelerini hattat Süleyman Berk ve Nihat Kağnıcı’nın kaleminden okuyalım.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Osmanlı Materyalistlerinin El Kitabı: Madde ve Kuvvet</title>
		<link>https://www.derintarih.com/kesifler/osmanli-materyalistlerinin-el-kitabi-madde-ve-kuvvet/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Osman Atasoy]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 12 Jan 2024 08:32:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Keşifler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=10062</guid>

					<description><![CDATA[19. yüzyıl yalnızca çetin savaşların, siyasî ve ekonomik buhranların yaşandığı bir dönem değil, inanç ve fikir sahasında köklü dönüşümlere de şahit olunan bir evredir. Siyaset sahasında imparatorluklar çağı kapanırken, materyalizm ve natüralizm gibi fikir akımlarıyla dünyaya (ve öte dünyaya) yönelik geleneksel telakkiler de yerinden edilmektedir. Bu moda akımlardan ‘nasipsiz kalmayan’ genç Osmanlı aydını da özellikle elden ele gezen bir kitapla söz konusu dönüşüme ayak uyduracaktır. &#160; Devamı Derin Tarih Ocak Sayısında…]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>19. yüzyıl yalnızca çetin savaşların, siyasî ve ekonomik buhranların yaşandığı bir dönem değil, inanç ve fikir sahasında köklü dönüşümlere de şahit olunan bir evredir. Siyaset sahasında imparatorluklar çağı kapanırken, materyalizm ve natüralizm gibi fikir akımlarıyla dünyaya (ve öte dünyaya) yönelik geleneksel telakkiler de yerinden edilmektedir. Bu moda akımlardan ‘nasipsiz kalmayan’ genç Osmanlı aydını da özellikle elden ele gezen bir kitapla söz konusu dönüşüme ayak uyduracaktır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-ocak-kasim-2023">Derin Tarih Ocak Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Osmanlı’da Parmak İzi Tekniğiyle Aydınlatılan İlk Cinayet</title>
		<link>https://www.derintarih.com/kesifler/osmanlida-parmak-izi-teknigiyle-aydinlatilan-ilk-cinayet/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Eyüp Şahin]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 13 Sep 2023 14:12:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Keşifler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=9745</guid>

					<description><![CDATA[Osmanlı polisiye anlamında da muasır devletlerden geri kalmamış, henüz erken bir tarih olan 1910’da Polis Teşkilatı içerisinde parmak izi incelemelerinde bulunulmak üzere Daktiloskopi Dairesi’ni kurmuştu. ilk parmak izi eğitimini veren kişi sıfatıyla Hacı Yusuf Cemil Bey önderliğinde kurulan bu yeni birim sayesinde Osmanlı’da ilk defa bir cinayet parmak izi tekniği kullanılarak çözülmüş, bu hadise de titizlikle raporlanmıştı. &#160; Devamı Derin Tarih Eylül Sayısında…]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Osmanlı polisiye anlamında da muasır devletlerden geri kalmamış, henüz erken bir tarih olan 1910’da Polis Teşkilatı içerisinde parmak izi incelemelerinde bulunulmak üzere Daktiloskopi Dairesi’ni kurmuştu. ilk parmak izi eğitimini veren kişi sıfatıyla Hacı Yusuf Cemil Bey önderliğinde kurulan bu yeni birim sayesinde Osmanlı’da ilk defa bir cinayet parmak izi tekniği kullanılarak çözülmüş, bu hadise de titizlikle raporlanmıştı.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-eylul-2023">Derin Tarih Eylül Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tarsus’ta Bir Abbâsî Halifesi</title>
		<link>https://www.derintarih.com/kesifler/tarsusta-bir-abbasi-halifesi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif Emre Gündüz]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 02 Aug 2023 11:29:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Keşifler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=9647</guid>

					<description><![CDATA[Abbâsîlerin Anadolu’da da faaliyet gösterip Konya’ya kadar fetihler gerçekleştirdiklerini hatta Harun Reşid’in oğlu Halife Me’mûn’un mezarının Tarsus’ta olduğunu biliyor muydunuz? Halife Me’mûn’un Tarsus macerası hilâfetinin son yıllarında başlar. Bizans’tan gelebilecek muhtemel saldırılara karşı tedbir alabilmek için halife kumandasındaki Abbâsî ordusu, 23 Mart 830 tarihinde Anadolu’ya doğru harekete geçmiş; Musul, Urfa ve Antakya’dan geçerek Tarsus’a ulaşmıştır. Burada vefat eden Halife Me’mûn’un makamının şebeke içine alınarak, ona yaraşır alametlerin konulmasına izin verildiğini Şûrâ-yı Devlet Dahiliye Dairesi’nin 29 Mart 1896 tarihli yazısından anlıyoruz. &#160; Devamı Derin Tarih Ağustos Sayısında…]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Abbâsîlerin Anadolu’da da faaliyet gösterip Konya’ya kadar fetihler gerçekleştirdiklerini hatta Harun Reşid’in oğlu Halife Me’mûn’un mezarının Tarsus’ta olduğunu biliyor muydunuz? Halife Me’mûn’un Tarsus macerası hilâfetinin son yıllarında başlar. Bizans’tan gelebilecek muhtemel saldırılara karşı tedbir alabilmek için halife kumandasındaki Abbâsî ordusu, 23 Mart 830 tarihinde Anadolu’ya doğru harekete geçmiş; Musul, Urfa ve Antakya’dan geçerek Tarsus’a ulaşmıştır. Burada vefat eden Halife Me’mûn’un makamının şebeke içine alınarak, ona yaraşır alametlerin konulmasına izin verildiğini Şûrâ-yı Devlet Dahiliye Dairesi’nin 29 Mart 1896 tarihli yazısından anlıyoruz.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-agustos-2023">Derin Tarih Ağustos Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
