﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Osmanlı Tarihi &#8211; Derin Tarih</title>
	<atom:link href="https://www.derintarih.com/kategori/osmanli-tarihi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<description>Tarih Okuyan Şaşırmaz</description>
	<lastBuildDate>Mon, 04 Nov 2024 12:01:08 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.7.5</generator>

<image>
	<url>https://www.derintarih.com/wp-content/uploads/2015/12/favicon-150x150.png</url>
	<title>Osmanlı Tarihi &#8211; Derin Tarih</title>
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Sultan Abdülmecid’e suikast teşebbüsünün arka planı ve aktörleri</title>
		<link>https://www.derintarih.com/osmanli-tarihi/sultan-abdulmecide-suikast-tesebbusunun-arka-plani-ve-aktorleri/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif Emre Gündüz]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 04 Nov 2024 12:01:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Osmanlı Tarihi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=10922</guid>

					<description><![CDATA[Şükrü Hanioğlu’nu tespitiyle, “Tanzimat döneminin başlaması ile Sultan Abdü­laziz’in hal‘i arasındaki en önemli ‘ikti­dar devirme’ girişimi olan Kuleli Vakası”, Sultan Abdülmecid’i devirip Abdülaziz’i yerine geçirmeyi hedefleyen Fedailer Cemiyeti liderlerinin Kuleli Kışlası’nda yargılanması sebebiyle bu isimle adlandırılır. Daha sonra Yeni Osmanlılar ve Jön Türkler unvanıyla ortaya çıkacak olan hareketler üzerinde etkili olan Kuleli Vakası’nın arka planı ve suikast teşebbüsünün baş aktörü Süleymaniyeli Şeyh Ahmed’in hayatından, sürgün yıllarından ve tutukluluk döneminden şaşırtıcı kareler… &#160; Devamı Derin Tarih Kasım Sayısında… ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Şükrü Hanioğlu’nu tespitiyle, “Tanzimat döneminin başlaması ile Sultan Abdü­laziz’in hal‘i arasındaki en önemli ‘ikti­dar devirme’ girişimi olan Kuleli Vakası”, Sultan Abdülmecid’i devirip Abdülaziz’i yerine geçirmeyi hedefleyen Fedailer Cemiyeti liderlerinin Kuleli Kışlası’nda yargılanması sebebiyle bu isimle adlandırılır. Daha sonra Yeni Osmanlılar ve Jön Türkler unvanıyla ortaya çıkacak olan hareketler üzerinde etkili olan Kuleli Vakası’nın arka planı ve suikast teşebbüsünün baş aktörü Süleymaniyeli Şeyh Ahmed’in hayatından, sürgün yıllarından ve tutukluluk döneminden şaşırtıcı kareler…</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-kasim-2024-/-sayi-152">Derin Tarih Kasım Sayısında…</a></strong><strong> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Budin’e Veda</title>
		<link>https://www.derintarih.com/osmanli-tarihi/budine-veda/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif Emre Gündüz]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 04 Sep 2024 11:00:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Osmanlı Tarihi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=10772</guid>

					<description><![CDATA[Osmanlı’nın Macar topraklarındaki nefes kesen serüveni, Sultan Süleyman’ın fetihleriyle başlayıp, Abdurrahman Abdi Paşa’nın kahramanlığıyla taçlanan bir destandır. 1683’teki Viyana seferinin başarısız olması üzerine cesaretlenen Macarlar, Budin’de 1526’da başlayan Osmanlı hâkimiyetini 2 Eylül 1686’da sona erdirmişlerdir. Türklerin hanlar, hamamlar, çeşmeler, köprüler, mescitler ve medreselerle bezeyerek bir buçuk asırlık sürede bir Osmanlı şehri haline getirdikleri Budin’in güzelliğini ve dokusunu İstanbul ile mukayese edenler bile olmuştur. İki asırlık Osmanlı-Habsburg mücadelesinin izlerini günümüze taşıyan Bu şehirde Osmanlı mirasının büyük bir kısmı yok edilmiş olsa da tarihin sayfalarından Osmanlı’nın buradaki sefer ve zaferlerinin izlerini silmek kâbil mi? &#160; Devamı Derin Tarih Eylül Sayısında…]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Osmanlı’nın Macar topraklarındaki nefes kesen serüveni, Sultan Süleyman’ın fetihleriyle başlayıp, Abdurrahman Abdi Paşa’nın kahramanlığıyla taçlanan bir destandır. 1683’teki Viyana seferinin başarısız olması üzerine cesaretlenen Macarlar, Budin’de 1526’da başlayan Osmanlı hâkimiyetini 2 Eylül 1686’da sona erdirmişlerdir. Türklerin hanlar, hamamlar, çeşmeler, köprüler, mescitler ve medreselerle bezeyerek bir buçuk asırlık sürede bir Osmanlı şehri haline getirdikleri Budin’in güzelliğini ve dokusunu İstanbul ile mukayese edenler bile olmuştur. İki asırlık Osmanlı-Habsburg mücadelesinin izlerini günümüze taşıyan Bu şehirde Osmanlı mirasının büyük bir kısmı yok edilmiş olsa da tarihin sayfalarından Osmanlı’nın buradaki sefer ve zaferlerinin izlerini silmek kâbil mi?</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-eylul-2024-/-sayi-150">Derin Tarih Eylül</a></strong><strong><a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-temmuz-2024-/-sayi-148"> Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Osmanlı’da Ekmek Fiyatlarına Sıkı Takip</title>
		<link>https://www.derintarih.com/osmanli-tarihi/osmanlida-ekmek-fiyatlarina-siki-takip/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mehmet Taş]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 13 Aug 2024 10:28:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Osmanlı Tarihi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=10705</guid>

					<description><![CDATA[Ekmek, bugün olduğu gibi Osmanlı toplumunda da hayati ve hususi bir yere sahipti. Temel bir tüketim maddesi olan ekmeğe hürmette kusur edilmez, üretim ve dağıtım süreci devletçe yakından kontrol altında tutulurdu. Gerçekçi ya da spekülatif fiyat hareketleriyle mücadele etmek için imalat faaliyetlerinden İstanbul’daki tüketime kadarki bütün süreçler devlet tarafından sıkı bir şekilde denetlenirdi. Devletçe kendisine İstanbul’a tahıl getirme izin verilmiş olan tezkireli tüccarlar da yine devletin belirlediği kaideler çerçevesinde hareket etmek zorundaydılar. &#160;  Devamı Derin Tarih Ağustos Sayısında…]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ekmek, bugün olduğu gibi Osmanlı toplumunda da hayati ve hususi bir yere sahipti. Temel bir tüketim maddesi olan ekmeğe hürmette kusur edilmez, üretim ve dağıtım süreci devletçe yakından kontrol altında tutulurdu. Gerçekçi ya da spekülatif fiyat hareketleriyle mücadele etmek için imalat faaliyetlerinden İstanbul’daki tüketime kadarki bütün süreçler devlet tarafından sıkı bir şekilde denetlenirdi. Devletçe kendisine İstanbul’a tahıl getirme izin verilmiş olan tezkireli tüccarlar da yine devletin belirlediği kaideler çerçevesinde hareket etmek zorundaydılar.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong> </strong><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-agustos-2024-/-sayi-149">Derin Tarih Ağustos</a></strong><strong><a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-temmuz-2024-/-sayi-148"> Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bir Suikastin Gölgesinde Kosova Zaferi</title>
		<link>https://www.derintarih.com/osmanli-tarihi/bir-suikastin-golgesinde-kosova-zaferi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Samet Tınas]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 15 Mar 2024 13:05:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Osmanlı Tarihi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=10240</guid>

					<description><![CDATA[Büyük bir Haçlı ordusuna karşı Sultan I. Murad kumandasında kazanılan Kosova Zaferi, Osmanlılara Balkan hâkimiyetinin kapılarını da açtı. Öyle ki Tuna Nehri’nin güneyinde Osmanlılara direnebilecek bir kuvvet kalmamıştı artık. Buna mukabil bu büyük zafer, buruk bir hadisenin gölgesinde kalacaktı. Zaferden sonra Sultan I. Murad, yanına yaklaşan Sırp despotunun damadı Miloş Kobiliç (Obiliç) tarafından şehit edildi. Bu hadiseden sonra bir daha ecnebilerin padişahın huzuruna silahla çıkmasına izin verilmedi. Artık devlet görevlileri kollarına girmiş halde etek öpecek ve maruzatlarını öylece arz edeceklerdi. &#160; Devamı Derin Tarih Mart Sayısında…]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Büyük bir Haçlı ordusuna karşı Sultan I. Murad kumandasında kazanılan Kosova Zaferi, Osmanlılara Balkan hâkimiyetinin kapılarını da açtı. Öyle ki Tuna Nehri’nin güneyinde Osmanlılara direnebilecek bir kuvvet kalmamıştı artık. Buna mukabil bu büyük zafer, buruk bir hadisenin gölgesinde kalacaktı. Zaferden sonra Sultan I. Murad, yanına yaklaşan Sırp despotunun damadı Miloş Kobiliç (Obiliç) tarafından şehit edildi. Bu hadiseden sonra bir daha ecnebilerin padişahın huzuruna silahla çıkmasına izin verilmedi. Artık devlet görevlileri kollarına girmiş halde etek öpecek ve maruzatlarını öylece arz edeceklerdi.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-mart-kasim-2023">Derin Tarih Mart Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Şeyh Yavsî, Kızını Vakıf Gelirlerinden Neden Mahrum Bıraktı?</title>
		<link>https://www.derintarih.com/osmanli-tarihi/seyh-yavsi-kizini-vakif-gelirlerinden-neden-mahrum-birakti/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[İsmail Güleç]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 12 Jan 2024 08:46:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Osmanlı Tarihi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=10090</guid>

					<description><![CDATA[Bayramî-Şemsî şeyhi Yavsî Efendi Ali Kuşçu’nun yeğeni ve damadı, Ebussuud Efendi’nin babasıdır. Yahyâ-yı Şirvânî’ye intisap eden damadı Şeyh Habib Karamanî ise Anadolu’daki ilk Halvetî şeyhlerindendir. Ömürlerini halkı irşada adayan, medrese ve tekkede hocalık yapan bu iki gönül erbabı günün birinde birbirine düşer. Şeyh Yavsî Efendi’nin kurduğu vakfın şartlarına itiraz eden Habib Karamanî, İskilip’i terk edip Amasya’ya göç eder. Peki, onu bu göçe mecbur eden vakıf şartları nelerdir? &#160; Devamı Derin Tarih Ocak Sayısında…]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bayramî-Şemsî şeyhi Yavsî Efendi Ali Kuşçu’nun yeğeni ve damadı, Ebussuud Efendi’nin babasıdır. Yahyâ-yı Şirvânî’ye intisap eden damadı Şeyh Habib Karamanî ise Anadolu’daki ilk Halvetî şeyhlerindendir. Ömürlerini halkı irşada adayan, medrese ve tekkede hocalık yapan bu iki gönül erbabı günün birinde birbirine düşer. Şeyh Yavsî Efendi’nin kurduğu vakfın şartlarına itiraz eden Habib Karamanî, İskilip’i terk edip Amasya’ya göç eder. Peki, onu bu göçe mecbur eden vakıf şartları nelerdir?</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-ocak-kasim-2023">Derin Tarih Ocak Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>1897 Osmanlı-Yunan Savaşı</title>
		<link>https://www.derintarih.com/osmanli-tarihi/1897-osmanli-yunan-savasi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif Emre Gündüz]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 18 Dec 2023 10:56:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Osmanlı Tarihi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=9984</guid>

					<description><![CDATA[Sultan II. Abdülhamid, 1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı’nın (93 Harbi) ardından, devletin kontrolünü tümüyle eline aldıktan sonra, bir daha asla kaybedilmesi muhakkak bir savaşa girmemiş, 1897 Yunan Savaşı dışında savaşsız 33 yıllık dönemin başlamasını sağlamıştır. Söz konusu savaşta Yunanlara karşı parlak bir zafer kazanılmasına rağmen görünürde bir toprak parçası elde edilememiş, ancak Osmanlı Devleti yedi düvele hâlâ güçlü olduğunu göstermişti. &#160; Devamı Derin Tarih Aralık Sayısında…]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sultan II. Abdülhamid, 1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı’nın (93 Harbi) ardından, devletin kontrolünü tümüyle eline aldıktan sonra, bir daha asla kaybedilmesi muhakkak bir savaşa girmemiş, 1897 Yunan Savaşı dışında savaşsız 33 yıllık dönemin başlamasını sağlamıştır. Söz konusu savaşta Yunanlara karşı parlak bir zafer kazanılmasına rağmen görünürde bir toprak parçası elde edilememiş, ancak Osmanlı Devleti yedi düvele hâlâ güçlü olduğunu göstermişti.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-aralik-kasim-2023">Derin Tarih Aralık Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Anadolu’da Sergiler Zinciri</title>
		<link>https://www.derintarih.com/osmanli-tarihi/anadoluda-sergiler-zinciri/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif Emre Gündüz]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 01 Nov 2023 07:13:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Osmanlı Tarihi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=9924</guid>

					<description><![CDATA[Sultan II. Abdülhamid, saltanatı boyunca üretime, ihracatın arttırılmasına ve yerli malların tercih edilmesine dönük politikalar uygulamaya ağırlık vermişti. Onun yerli üretimi teşvik amaçlı faaliyetleri NETİCESİNDE 1900’lerin başından itibaren Anadolu’da art arda dokuz sergi düzenlenmiştir. İşte Konya’dan Diyarbakır’a, halep’ten Sivas’a yerli üretimi ve ihracatı destekleme gayretiyle kapılarını açan renkli sergiler&#8230; &#160; Devamı Derin Tarih Kasım Sayısında…]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sultan II. Abdülhamid, saltanatı boyunca üretime, ihracatın arttırılmasına ve yerli malların tercih edilmesine dönük politikalar uygulamaya ağırlık vermişti. Onun yerli üretimi teşvik amaçlı faaliyetleri NETİCESİNDE 1900’lerin başından itibaren Anadolu’da art arda dokuz sergi düzenlenmiştir. İşte Konya’dan Diyarbakır’a, halep’ten Sivas’a yerli üretimi ve ihracatı destekleme gayretiyle kapılarını açan renkli sergiler&#8230;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-kasim-2023">Derin Tarih Kasım Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Fatih’in Belgrad Seferi Devrin En Güçlü Türk Düşmanını Ortadan Kaldırmıştı</title>
		<link>https://www.derintarih.com/osmanli-tarihi/fatihin-belgrad-seferi-devrin-en-guclu-turk-dusmanini-ortadan-kaldirmisti/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Samet Tınas]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 03 Apr 2023 08:43:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Osmanlı Tarihi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=9273</guid>

					<description><![CDATA[19 yaşında tahta çıkan Fatih Sultan Mehmed 49 yaşında vefat edene kadar üzerinden zırhını, ayağından çizmesini çıkarmadı. Sırbistan’dan Mora’ya, Trabzon’dan Kırım’a uzanan hayalindeki muazzam imparatorluğu kurmaya çalışan genç hükümdar, Belgrad’da muradına erememiş ve bu iş torunu Kanûnî Sultan Süleyman’a miras kalmıştı. Buna rağmen İsmail Hami Danişmend’e göre bu muharebe devrin en şiddetli ve en kuvvetli Türk düşmanının ortadan kalkmasını sağlamış, Macaristan’ın temel direğini yıkmıştı. &#160; Devamı Derin Tarih Nisan Sayısında…]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>19 yaşında tahta çıkan Fatih Sultan Mehmed 49 yaşında vefat edene kadar üzerinden zırhını, ayağından çizmesini çıkarmadı. Sırbistan’dan Mora’ya, Trabzon’dan Kırım’a uzanan hayalindeki muazzam imparatorluğu kurmaya çalışan genç hükümdar, Belgrad’da muradına erememiş ve bu iş torunu Kanûnî Sultan Süleyman’a miras kalmıştı. Buna rağmen İsmail Hami Danişmend’e göre bu muharebe devrin en şiddetli ve en kuvvetli Türk düşmanının ortadan kalkmasını sağlamış, Macaristan’ın temel direğini yıkmıştı.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-nisan-2023">Derin Tarih Nisan Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İkinci Fetrete Osmanlı Beylerinin Siyasî Vizyonu Mâni Oldu</title>
		<link>https://www.derintarih.com/osmanli-tarihi/ikinci-fetrete-osmanli-beylerinin-siyasi-vizyonu-mani-oldu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Samet Tınas]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 03 Feb 2023 14:09:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Osmanlı Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[II. Murad]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa Çelebi]]></category>
		<category><![CDATA[osmanli]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=9078</guid>

					<description><![CDATA[Osmanlı tarihleri ekseriyetle padişah merkezli kaleme alınır. Fakat padişahlar kadar devlet adamlarının da devlet idaresinde büyük rolleri olmuştur ki bunlardan biri, II. Murad döneminde yaşanan ikinci bir fetret krizinin mahirane bir siyasetle önlenmesini ihtiva eder. Rumeli’nde hükümdarlığı bir buçuk sene süren Mustafa Çelebi’nin neredeyse yeğenini tahtından edecek kuvvete erişmesiyle husule gelen Düzmece Mustafa hadisesi II. Murad’ın yanındaki devlet adamlarının gösterdiği dirayet ve harp hileleri sayesinde atlatılmıştır. &#160; Devamı Derin Tarih Ocak Sayısında…]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Osmanlı tarihleri ekseriyetle padişah merkezli kaleme alınır. Fakat padişahlar kadar devlet adamlarının da devlet idaresinde büyük rolleri olmuştur ki bunlardan biri, II. Murad döneminde yaşanan ikinci bir fetret krizinin mahirane bir siyasetle önlenmesini ihtiva eder. Rumeli’nde hükümdarlığı bir buçuk sene süren Mustafa Çelebi’nin neredeyse yeğenini tahtından edecek kuvvete erişmesiyle husule gelen Düzmece Mustafa hadisesi II. Murad’ın yanındaki devlet adamlarının gösterdiği dirayet ve harp hileleri sayesinde atlatılmıştır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-subat-2023">Derin Tarih Ocak Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>10 Soruda Yeniçeriler</title>
		<link>https://www.derintarih.com/osmanli-tarihi/10-soruda-yeniceriler/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Samet Tınas]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 05 Jan 2023 10:01:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Osmanlı Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı ordusu]]></category>
		<category><![CDATA[padişah katli]]></category>
		<category><![CDATA[Yeniçeri Ocağı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=8930</guid>

					<description><![CDATA[Osmanlı ordusunun asker ihtiyacını karşılamak üzere ihdas edilen Yeniçeri Ocağı kimlerden müteşekkildi? Mensupları nasıl seçilirdi? Sayıları ne kadardı, savaşlardaki vazifeleri nelerdi? Çok iyi yetiştirilip devlete bağlılıkları temin edilen bu askerler nasıl oldu da darbe yapan, padişah katleden düzensiz bir hâle geldiler? 10 soruda yeniçeriliğin tartışmalı tarihi…   Devamı Derin Tarih Ocak Sayısında…]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Osmanlı ordusunun asker ihtiyacını karşılamak üzere ihdas edilen Yeniçeri Ocağı kimlerden müteşekkildi? Mensupları nasıl seçilirdi? Sayıları ne kadardı, savaşlardaki vazifeleri nelerdi? Çok iyi yetiştirilip devlete bağlılıkları temin edilen bu askerler nasıl oldu da darbe yapan, padişah katleden düzensiz bir hâle geldiler? 10 soruda yeniçeriliğin tartışmalı tarihi…</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-ocak-2023">Derin Tarih Ocak Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Osmanlılar Rumeli’ne Nasıl Yerleşti?</title>
		<link>https://www.derintarih.com/osmanli-tarihi/osmanlilar-rumeline-nasil-yerlesti/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Samet Tınas]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 02 Dec 2022 14:45:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Osmanlı Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[1352]]></category>
		<category><![CDATA[osmanli]]></category>
		<category><![CDATA[Rumeli]]></category>
		<category><![CDATA[Süleyman Paşa]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=8841</guid>

					<description><![CDATA[Tahminen 1352 yılında Süleyman Paşa’nın Rumeli’ne geçişiyle birlikte Türkler Avrupa’ya yerleşti ve 20. asrın başına kadar burada kaldılar. Bu başarının ardında Osmanlıların takip ettiği fetih siyaseti vardı. Zira Balkanlar’daki fetihler kılıçtan ziyade istimâlet, yani gönül çekme usulüyle gerçekleşmişti. Osmanlılar gayrimüslimlere can ve mal güvenliği sağlayarak serbestlik tanımış, onları feodal bağlardan]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Tahminen 1352 yılında Süleyman Paşa’nın Rumeli’ne geçişiyle birlikte Türkler Avrupa’ya yerleşti ve 20. asrın başına kadar burada kaldılar. Bu başarının ardında Osmanlıların takip ettiği fetih siyaseti vardı. Zira Balkanlar’daki fetihler kılıçtan ziyade istimâlet, yani gönül çekme usulüyle gerçekleşmişti. Osmanlılar gayrimüslimlere can ve mal güvenliği sağlayarak serbestlik tanımış, onları feodal bağlardan</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Demirbaş Şarl Ruslardan Kaçıp Osmanlı’ya Sığındı</title>
		<link>https://www.derintarih.com/osmanli-tarihi/demirbas-sarl-ruslardan-kacip-osmanliya-sigindi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif Emre Gündüz]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 02 Nov 2022 07:24:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Osmanlı Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[17. yüzyıl]]></category>
		<category><![CDATA[Baltık Denizi]]></category>
		<category><![CDATA[İsveç]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=8689</guid>

					<description><![CDATA[17. yüzyılda gittikçe güçlenerek Baltık Denizi’nde söz sahibi olan İsveç, Danimarka ve Rusya ile karşı karşıya gelmişti. Bu tarihler, 15 yaşında tahta geçmiş XII. Karl, nam-ı diğer Demirbaş Şarl idaresindeki İsveç’in Osmanlılarla münasebetlerinde kalıcı gelişmelerin yaşanacağı bir döneme tekabül ediyordu. Ruslarla giriştiği mücadelede başarıya çok yaklaşsa da neticede mağlup olan Şarl Osmanlı’ya sığınmış, burada kaldığı müddet boyunca Osmanlı-Rus ilişkilerinde son derece müessir bir rol üstlenmiştir. &#160; Devamı Derin Tarih Kasım Sayısında…]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>17. yüzyılda gittikçe güçlenerek Baltık Denizi’nde söz sahibi olan İsveç, Danimarka ve Rusya ile karşı karşıya gelmişti. Bu tarihler, 15 yaşında tahta geçmiş XII. Karl, nam-ı diğer Demirbaş Şarl idaresindeki İsveç’in Osmanlılarla münasebetlerinde kalıcı gelişmelerin yaşanacağı bir döneme tekabül ediyordu. Ruslarla giriştiği mücadelede başarıya çok yaklaşsa da neticede mağlup olan Şarl Osmanlı’ya sığınmış, burada kaldığı müddet boyunca Osmanlı-Rus ilişkilerinde son derece müessir bir rol üstlenmiştir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-kasim-2022">Derin Tarih Kasım Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Osmanlı Güneydoğu Asya Müslümanlarının Manevî Sığınağıydı</title>
		<link>https://www.derintarih.com/osmanli-tarihi/osmanli-guneydogu-asya-muslumanlarinin-manevi-siginagiydi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif Emre Gündüz]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 12 Oct 2022 13:52:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Osmanlı Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Asya]]></category>
		<category><![CDATA[Endonezya]]></category>
		<category><![CDATA[Malezya]]></category>
		<category><![CDATA[Yavuz Sultan Selim Han]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=8601</guid>

					<description><![CDATA[Yavuz Sultan Selim devrinden başlamak üzere Osmanlı Devleti’nin güneydoğu Asya’daki İslâm devletleriyle ve Müslüman topluluklarla münasebetleri asırlarca devam etti. Bugün nüfusun çoğunluğunu Müslümanların teşkil ettiği Endonezya ve Malezya’nın hükmü altındaki adalarda kurulan İslâm devletleri Osmanlılardan askerî yardım almış; kendilerini İstanbul’daki halife sultanlara bağlı hissetmiş, yüzyıllarca Osmanlı’nın halife sultanlarını kendilerine önder ve bir melcegâh olarak görmüşlerdir.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yavuz Sultan Selim devrinden başlamak üzere Osmanlı Devleti’nin güneydoğu Asya’daki İslâm devletleriyle ve Müslüman topluluklarla münasebetleri asırlarca devam etti. Bugün nüfusun çoğunluğunu Müslümanların teşkil ettiği Endonezya ve Malezya’nın hükmü altındaki adalarda kurulan İslâm devletleri Osmanlılardan askerî yardım almış; kendilerini İstanbul’daki halife sultanlara bağlı hissetmiş, yüzyıllarca Osmanlı’nın halife sultanlarını kendilerine önder ve bir melcegâh olarak görmüşlerdir.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dünyanin İlk Seri Atişli Sahra Topu</title>
		<link>https://www.derintarih.com/osmanli-tarihi/dunyanin-ilk-seri-atisli-sahra-topu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif Emre Gündüz]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 07 Sep 2022 10:50:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Osmanlı Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[19. yüzyıl]]></category>
		<category><![CDATA[Ahmed Süreyya]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı Devleti]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=8503</guid>

					<description><![CDATA[&#160; Silah üretemiyordu denilen Osmanlı Devleti’nde, dünyanın ilk seri atışlı sahra topunun ve dakikada 30 atış yapan tüfeğin icat edilip üretiminin yapıldığını biliyor muydunuz? 19. yüzyılın ikinci yarısında Tophâne-i Âmire ile birlikte önemli bir silah üretim merkezi olan Zeytinburnu silah fabrikası, savaşlarda orduya ciddi ölçüde mühimmat tedarik ediyordu. Ahmed Süreyya Bey’in icadı olan sahra topunun ve Halil Bey’in icadı olan tüfeğin yine bu fabrikada üretilmesi, Osmanlı Devleti’nin silah teknolojisinde kat ettiği mesafeyi gözler önüne seriyor&#8230; &#160; Devamı Derin Tarih Eylül Sayısında… &#160;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<p>Silah üretemiyordu denilen Osmanlı Devleti’nde, dünyanın ilk seri atışlı sahra topunun ve dakikada 30 atış yapan tüfeğin icat edilip üretiminin yapıldığını biliyor muydunuz? 19. yüzyılın ikinci yarısında Tophâne-i Âmire ile birlikte önemli bir silah üretim merkezi olan Zeytinburnu silah fabrikası, savaşlarda orduya ciddi ölçüde mühimmat tedarik ediyordu. Ahmed Süreyya Bey’in icadı olan sahra topunun ve Halil Bey’in icadı olan tüfeğin yine bu fabrikada üretilmesi, Osmanlı Devleti’nin silah teknolojisinde kat ettiği mesafeyi gözler önüne seriyor&#8230;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-eylul-2022">Derin Tarih Eylül Sayısında…</a></strong></p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ecnebi Gözüyle Osmanlı’da Liyakat</title>
		<link>https://www.derintarih.com/osmanli-tarihi/ecnebi-gozuyle-osmanlida-liyakat/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Beytullah İmzaoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 02 Aug 2022 07:21:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Osmanlı Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Habsburg]]></category>
		<category><![CDATA[İ'layı Kelimetullah]]></category>
		<category><![CDATA[Kanuni Sultan Süleyman]]></category>
		<category><![CDATA[Nizam-ı Âlem]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı Devleti]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=8353</guid>

					<description><![CDATA[Osmanlı Devleti’nin altı asrı mütecaviz ayakta kalabilmesinin temel sebeplerinden biri de hiç şüphesiz vazifelerin ana hatlarıyla liyakat ve ehliyete göre dağıtılmasıdır. Gerçekten de Nizam-ı Âlem ve İ’la-yı Kelimetullah ana başlığında ve sulh, sükûn, adalet, hakkaniyet, liyakat, kifayet, merhamet, hürmet ve muhabbet gibi alt başlıklarda toplayabileceğimiz Osmanlı devlet felsefesinin bu mücerret mefhumları, Devlet-i Aliyye’nin çok farklı coğrafyalarda, çok farklı inanç ve kültürlere mensup insanları ahenkle idare edebilmesinin temel dinamiğidir. Bu yazımızda liyakat başlığına dair dört asır arayla iki farklı Avrupalı ismin bizzat müşahedelerine istinaden aynı minvalde yaptıkları değerlendirmelere yer vereceğiz. Vakıa bir kültür-medeniyete iç bakış kadar dış bakışın da ne kadar&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Osmanlı Devleti’nin altı asrı mütecaviz ayakta kalabilmesinin temel sebeplerinden biri de hiç şüphesiz vazifelerin ana hatlarıyla liyakat ve ehliyete göre dağıtılmasıdır. Gerçekten de Nizam-ı Âlem ve İ’la-yı Kelimetullah ana başlığında ve sulh, sükûn, adalet, hakkaniyet, liyakat, kifayet, merhamet, hürmet ve muhabbet gibi alt başlıklarda toplayabileceğimiz Osmanlı devlet felsefesinin bu mücerret mefhumları, Devlet-i Aliyye’nin çok farklı coğrafyalarda, çok farklı inanç ve kültürlere mensup insanları ahenkle idare edebilmesinin temel dinamiğidir. Bu yazımızda liyakat başlığına dair dört asır arayla iki farklı Avrupalı ismin bizzat müşahedelerine istinaden aynı minvalde yaptıkları değerlendirmelere yer vereceğiz. Vakıa bir kültür-medeniyete iç bakış kadar dış bakışın da ne kadar ehemmiyeti haiz olduğu ehlince malumdur ve bu husus dikkatle tahkik edilirse bir o kadar da meseleleri izah edicidir.</p>
<p>Bu meyanda ilk şahidimiz, Osmanlılardan sonra devrin en büyük gücü diyebileceğimiz Habsburg İmparatorluğu’nun elçisi olarak Kanûnî Sultan Süleyman (1520-66) devrinde 1554 senesine ülkemize gönderilen Busbecq’in anlattıkları olacak. O, gerçekten de Amasya’da huzur-ı hümayuna çıkmadan evvel karşılaştıkları karşısında mest olmuş ve Doğu-Batı mukayesesi de yaparak kendisini şu sözleri söylemekten alıkoyamamıştır:</p>
<p>“Bu muazzam kalabalığın içinde tek kişi yoktu ki, rütbesini şahsi meziyetlerine ve kahramanlıklarına borçlu olmasın. Çünkü burada herkes icra ettiği vazifeye, memuriyete göre rütbe alır. Bu yüzden burada asla koltuk kavgası olmaz. Sultan bu atamalarda ne kişinin zenginliğini ne de geldiği ailenin soylu olup olmadığını dikkate alır; ne falan kimsenin tavsiyesi ilgilendirir onu ne de elâlemin fikri. Sırf meziyetlere bakar; ahlaka, doğal yeteneğe ve tabiata. Herkes kendi liyâkati ölçüsünde mükâfatını alır, dolayısıyla memuriyetler de hakkıyla yerine getirecek kimselerce doldurulur. Burada herkes kendi soyunun, kendi ikbalinin mimarıdır ve bu ikbali istediği gibi inşa etmek kişinin kendi elindedir. Sultanın emrindeki yüksek rütbeli memurların çoğu çobanların, sığırtmaçların oğullarıdır. Bundan utanmak şöyle dursun, bunu bir iftihar vesilesi sayarlar. Kısaca, bu milletin gözünde rütbeler, makamlar, memuriyetler liyâkatlerin ve meziyetlerin mükâfatıdır; ahlaksızlık, tembellik, âcizlikse beş para etmez, itibar görmez, horlanır. İşte bu yüzden bu millet her teşebbüsünde başarılı oluyor, hâkimiyet kuruyor.”</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-ağustos-2022">Derin Tarih Ağustos Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gerlach, Tournefort ve Miss Pardoe’nun Gözüyle Osmanlı İstanbul’undaki Gayrimüslimler</title>
		<link>https://www.derintarih.com/osmanli-tarihi/gerlach-tournefort-ve-miss-pardoenun-gozuyle-osmanli-istanbulundaki-gayrimuslimler/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[İsmail Taşpınar]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 01 Jul 2022 07:58:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Osmanlı Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Gerlach]]></category>
		<category><![CDATA[II. Maximilian]]></category>
		<category><![CDATA[Miss Pardoe]]></category>
		<category><![CDATA[osmanli]]></category>
		<category><![CDATA[Preyburg]]></category>
		<category><![CDATA[Sonnek]]></category>
		<category><![CDATA[Tournefort]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=8255</guid>

					<description><![CDATA[İmparatorluğun altın çağını yaşadığı 16. yüzyıldan, güç kaybettiği 19. yüzyıla kadar Osmanlı topraklarını gezen Avrupalı seyyahların seyahatnamelerinde İstanbul hususi bir yer tutar. Saray, cami, çeşme ve hamam gibi mimarî yapıların yanı sıra Osmanlı hanedanının hayatı, Türklerin yeme-içme, giyim-kuşam gibi günlük pratikleri de yabancıların ilgisini çeken hususlardandır. Seyyahların ayrıca İstanbul’daki gayrimüslimlerle ve dinî hayatlarıyla da yakından ilgilendikleri eserlerinden anlaşılmaktadır. Bu çerçevede, 16. yüzyılda Stephan Gerlach’ın Türkiye Günlüğü adlı eseri ile 17. yüzyılın meşhur Fransız seyyahı Joseph de Tournefort’un seyahatnamesi öne çıkar. İngiliz kraliyet ordusuna mensup bir subayın kızı olan Miss Pardoe’nun 19. yüzyıl İstanbul’unda geçirdiği dokuz ay boyunca tuttuğu notlar da&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İmparatorluğun altın çağını yaşadığı 16. yüzyıldan, güç kaybettiği 19. yüzyıla kadar Osmanlı topraklarını gezen Avrupalı seyyahların seyahatnamelerinde İstanbul hususi bir yer tutar. Saray, cami, çeşme ve hamam gibi mimarî yapıların yanı sıra Osmanlı hanedanının hayatı, Türklerin yeme-içme, giyim-kuşam gibi günlük pratikleri de yabancıların ilgisini çeken hususlardandır. Seyyahların ayrıca İstanbul’daki gayrimüslimlerle ve dinî hayatlarıyla da yakından ilgilendikleri eserlerinden anlaşılmaktadır.</p>
<p>Bu çerçevede, 16. yüzyılda Stephan Gerlach’ın <em>Türkiye Günlüğü </em>adlı eseri ile 17. yüzyılın meşhur Fransız seyyahı Joseph de Tournefort’un seyahatnamesi öne çıkar. İngiliz kraliyet ordusuna mensup bir subayın kızı olan Miss Pardoe’nun 19. yüzyıl İstanbul’unda geçirdiği dokuz ay boyunca tuttuğu notlar da ehemmiyet arz etmektedir.</p>
<p>Öncelikle üç müellifin de Osmanlı’nın fetihler ve seferlerle asırlarca korku saldığı Avrupa’da yetiştiğinin ve Osmanlı’ya oradan baktığının açıkça hissedildiğini belirtmeliyiz. Dolayısıyla kimi meselelerde menfi bir yaklaşım kendini belli eder. Yöneticilerin Müslüman olması, seyyahların bu topraklarda yaşayan Hıristiyanları çoğu zaman mazlum olarak tasvir etmelerine neden olmuştur. Dikkat çeken bir diğer husus, gayrimüslimlerle ilgili bilgilerin, Avrupa’nın Osmanlı’ya yönelik stratejisine göre değişmesidir. Daha enteresan olanı, hepsi Batılı olan bu seyyahların, dindaşları da olsa, Doğu Hıristiyanlarına yönelik aşağılayıcı bakışıdır.</p>
<p>Protestan din adamı Stephan Gerlach’ın 1573-78 yılları arasında tuttuğu notlar, torunu Samuel Gerlach tarafından derlenerek 1674’te Frankfurt’ta yayınlanmıştır. Avusturya kralı II. Maximilian tarafından İstanbul’a elçi olarak gönderilen Sonnek ve Preyburg Kontu David Ungnad’ın heyetinde vaiz olarak görev yapan Gerlach’ın, Batılı entelektüellerin Osmanlı’yla ilgili kanaatlerini de aktardığı görülür. Osmanlı’yla ilgili nihai fikri, eserinin sonundaki şu mısralarda özetlenmektedir:</p>
<p><em>Türkiye Günlüğü burada sona erdi</em></p>
<p><em>Allah da Türk devletini sona erdirsin</em></p>
<p>Bu aşağılayıcı tavırdan Doğu Hıristiyanları da nasibini almıştır. Her şeye rağmen, beş yıl kaldığı İstanbul’da yaşayan gayrimüslimlerin inançları ve dinî hayatıyla ilgili önemli tanıklıklara sahip olduğunu belirtmek gerekir. Bilhassa İstanbul’daki Rum Patrikhanesi’nin temsil ettiği Ortodoks Kilisesi ve Rumlar ilgisini çekmiştir. Bir Protestan olan Gerlach, söz konusu cemaate ait inanç ve dinî ritüelleri kendi inançlarıyla mukayese etmeyi de ihmal etmez. Rum tebaa ve Ortodoks Kilisesi’yle ilgilenmesi tesadüfi olmayıp Ortodoks Kilisesi ile birleşme hususunda bazı hesaplar yaptığı anlaşılmaktadır. Bu amaçla, dinî meseleleri tartışmak üzere sık sık Patrikhane’ye gitmiştir.</p>
<p>Dönemin patrik ve metropolitleriyle yaptığı görüşmelere binaen şunları kaydeder: “Buradaki metropolitlerden hiçbiri eski Grek dilini bilmiyormuş. Grekçe ile ilgili bütün işleri din adamı olmayan iki kişi yapıyormuş, çünkü ruhanilerden hiçbiri bu konuda yeterli bilgiye sahip değilmiş… Kısacası, Rumların din adamları arasında Theologia, yani din bilgini pek bulunmuyor.”</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-temmuz-2022">Derin Tarih Temmuz Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sırp Sındığı Muharebesi Yaşandı mı Yaşanmadı mı?</title>
		<link>https://www.derintarih.com/osmanli-tarihi/sirp-sindigi-muharebesi-yasandi-mi-yasanmadi-mi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Samet Tınas]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 01 Jan 2022 05:32:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Osmanlı Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Eflak]]></category>
		<category><![CDATA[Engürüs]]></category>
		<category><![CDATA[I. Murad Han]]></category>
		<category><![CDATA[Küçük Ermenistan]]></category>
		<category><![CDATA[Orhan Gazi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=7806</guid>

					<description><![CDATA[Sultan I. Murad Han, Orhan Gazi’nin 1362 senesindeki vefatı üzerine tahta çıkmış ve ilk işi, Orhan Gazi’nin irtihalini fırsat bilerek Osmanlı topraklarını yağmalayan Karamanoğulları ve Küçük Ermenistan çevresindeki beyler ile Ankara’daki Ahilerin üzerine yürümek olmuştu. Ardından istikametini Rumeli üzerine çevirmiş ve Evrenos Bey ile Lala Şahin Paşa’yı gazâ için vazifelendirmişti. Sultan Murad Bursa’ya dönerken, Lala Şahin Paşa ise Filibe üzerine yürümüş, Filibe tekfuru karşı koyamayacağını anlayarak aman ile teslim olmuştu. Filibe tekfuru bu hadise üzerine Sırp Kralı’nın yanına giderek müstakbel Türk tehlikesinden bahsetmişti. Bunun üzerine Sırp despotu Bosna, Engürüs ve Eflâk kralları ile ittifak ederek Edirne’ye doğru harekete geçti. Kalabalık&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sultan I. Murad Han, Orhan Gazi’nin 1362 senesindeki vefatı üzerine tahta çıkmış ve ilk işi, Orhan Gazi’nin irtihalini fırsat bilerek Osmanlı topraklarını yağmalayan Karamanoğulları ve Küçük Ermenistan çevresindeki beyler ile Ankara’daki Ahilerin üzerine yürümek olmuştu. Ardından istikametini Rumeli üzerine çevirmiş ve Evrenos Bey ile Lala Şahin Paşa’yı gazâ için vazifelendirmişti.</p>
<p>Sultan Murad Bursa’ya dönerken, Lala Şahin Paşa ise Filibe üzerine yürümüş, Filibe tekfuru karşı koyamayacağını anlayarak aman ile teslim olmuştu. Filibe tekfuru bu hadise üzerine Sırp Kralı’nın yanına giderek müstakbel Türk tehlikesinden bahsetmişti. Bunun üzerine Sırp despotu Bosna, Engürüs ve Eflâk kralları ile ittifak ederek Edirne’ye doğru harekete geçti. Kalabalık düşman ordusuna karşı koymak için Sultan Murad Gazi’ye haber verilse de onun yetişmesi imkânsızdı. Lala Şahin Paşa da zafer sarhoşluğu ile işret edip eğlenen düşman ordusuna baskın verdi ve Meriç nehri kenarında müttefikleri mağlup etti. Bu harp, Osmanlı kroniklerinde 1364 senesi olarak gösterilir ve harbin adı Sırpların yenildiği, daha doğrusu sınmak kırmak demek olduğundan kırıldığı, yok edildiği yer demek olan “Sırp Sındığı” adıyla anılır.</p>
<p>Düşman kuvvetlerinin 30 bin, hatta bazı kaynaklarda 60 bin olması Lala Şahin Paşa veya Hacı İlbey’in ise 10 bin kişilik bir kuvvetle baskın verip büyük bir zafer kazanmasından dolayı Osmanlı tarihinin en büyük imha hareketlerinden biri olarak gösterilen bu savaş hakkında bazı tereddütler vardır. Batılı kaynaklar, bu harbin 1371/1372’de vuku bulduğunu ve savaşın Çirmen Harbi olduğunu söylemektedir. Kimilerine göre bu karıştırılmış, kimilerine göre ise, iki savaş cereyan etmiştir. Bir diğer münakaşa konusu da bu harbi Lala Şahin’in mi yoksa Hacı İlbey’in mi kazandığıdır. Ayrıca bu harbi Hacı İlbey’in kazandığını rivayet eden bazı kaynaklar, Lala Şahin Paşa’nın onu çekemeyerek zehirlettiğini de yazmaktadır.</p>
<p>Osmanlı kroniklerinin en bilinenlerinden ve Yahşi Fakih <em>Menâkıbnâmesi</em>’ni de münderiç olmasından dolayı eski tarihlere uzanan <em>Âşıkpaşazâde Tarihi</em>: “Lala’ya Rumeli’nin beylerbeyiliğini verdi. Evrenüz’e bu tarafların uçlarını verdi. İlbeği, Allah rahmetine vardı. Sonra Hân Gelibolu’ya geldi” bilgisini verdikten sonra:</p>
<p>“Sırp kâfirleri ki toplanmışlardı, sürdüler, Edirne’ye yakın geldiler. Şahin Lala dahi hazır olan gâzilerle karşıladı. Akşam karanlığında davullar vurdurdu. Hiyle ile gelip kâfirlerin üzerine uğradı. Kâfirler konmuş, oturuyorlardı. Davul sesini işitince birbirlerine girdiler. Atları boşandı. Kaçtı. Kâfirler birbirlerini kırdı. Meriç kıyısında idiler. Çoğu suya döküldü, öldü. Oradan az kâfir kurtuldu. Bazılarını da yolda gâziler kırdılar. Şimdi o yerin adına ‘Sırp Sındığı’ derler. Kâfirler mahvolup gitti. Han dahi işitti ki kâfirler bozuldu, geriye dönüp devletle yine Bursa’ya geldi” demektedir.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-ocak-2022">Derin Tarih Ocak Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sultan Abdülaziz’in Modern Seyahat Programı</title>
		<link>https://www.derintarih.com/osmanli-tarihi/sultan-abdulazizin-modern-seyahat-programi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mahmut Yörük]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 07 Aug 2021 07:38:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Osmanlı Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Gelibolu]]></category>
		<category><![CDATA[Mısır]]></category>
		<category><![CDATA[Sultan Abdülaziz]]></category>
		<category><![CDATA[Sultan II. Mahmud]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=7255</guid>

					<description><![CDATA[Sultan Abdülaziz ilk büyük gezisini bir Osmanlı memleketi olan Mısır’a gerçekleştirmiştir. Kavalalı Mehmed Ali Paşa’nın, Sultan II. Mahmud zamanında isyan etmesi ve Avrupalı ülkelerin desteğini alması üzerine zor duruma düşen devlet, eyaletin kendi bünyesinde kalabilmesi için büyük çaba sarf etmişti. Sultan Abdülaziz Osmanlı’nın varlığını ve gücünü tekrar hissettirmek için buraya bir gezi düzenlemeyi münasip gördü. Aynı tarihlerde Arap ülkelerinde başlayan milliyetçi hareketlere de bir cevap olabileceği düşünülen bu seyahat, hem memleket genelinde, hem de Avrupa’da büyük bir ilgi ve heyecanla karşılanmıştı. Şehzadeler Murad, Abdülhamid ve Yusuf İzzeddin’in yanı sıra Meclîs-i Vâlâ reisi Keçecizâde Fuad Paşa’yı da yanına alan padişah, 3&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sultan Abdülaziz ilk büyük gezisini bir Osmanlı memleketi olan Mısır’a gerçekleştirmiştir. Kavalalı Mehmed Ali Paşa’nın, Sultan II. Mahmud zamanında isyan etmesi ve Avrupalı ülkelerin desteğini alması üzerine zor duruma düşen devlet, eyaletin kendi bünyesinde kalabilmesi için büyük çaba sarf etmişti. Sultan Abdülaziz Osmanlı’nın varlığını ve gücünü tekrar hissettirmek için buraya bir gezi düzenlemeyi münasip gördü.</p>
<p>Aynı tarihlerde Arap ülkelerinde başlayan milliyetçi hareketlere de bir cevap olabileceği düşünülen bu seyahat, hem memleket genelinde, hem de Avrupa’da büyük bir ilgi ve heyecanla karşılanmıştı.</p>
<p>Şehzadeler Murad, Abdülhamid ve Yusuf İzzeddin’in yanı sıra Meclîs-i Vâlâ reisi Keçecizâde Fuad Paşa’yı da yanına alan padişah, 3 Nisan 1863 tarihinde yola çıktı.1 Marmara, Ege ve Akdeniz’de geminin uğradığı her limanda dost gemilerden padişah şerefine 100 pare top atışı yapıldığı, halkın sahillere akın ederek sevgi gösterileri eşliğinde padişahı ve maiyetini selamladığı kaydedilir.</p>
<p>Sultan Abdülaziz İskenderiye’de konsoloslardan, ulemadan ve eşraftan pek çok kimseyle görüşür, istişarelerde bulunur, sıkıntılarına çare bulunmasını sağlar. Trenle gittiği Kahire’de bulunduğu her gün, beş vakitte top atışları yapılır. Sultan, ziyaret ettiği şehirlerdeki cuma selamlıklarında vaizlerden ve hocalardan sohbetler dinler, maneviyatını besler. Şehirlerde tespit ettiği ihtiyaçlar hususunda tedbirler alınmasını emreder.</p>
<p>İskenderiye’den gemiyle İzmir’e gelir. Halk padişahı karşılamaya koşar, kurbanlar kesilir. Sultan, payitaht halkının dahi kendisini bu kadar coşkulu biçimde karşılamadığını belirterek, şehirden memnuniyetini ifade eder. Buradan Aydın’a geçer, halka konuşma yapar.</p>
<p>Sonraki durak Çanakkale’dir. Daha önce memleket gezisine çıkmış olan babası Sultan II. Mahmud daha çok tekke, cami ve zaviyelerle ilgilenmişken, Sultan Abdülaziz’in sanayi ve ticaret faaliyetleriyle alakadar olduğu, seyahati sırasında limanlar ile yolların inşasına, tamir ve imar faaliyetlerine önem verdiği görülür.</p>
<p>Gelibolu’ya da uğrayan Sultan, Süleyman Paşa ile Yazıcızâde Mehmed-i Bîcan’ın türbelerini ziyaret eder. Halk nezdinde büyük bir rağbet gören bu türbelerin ve buradaki vazifelilerin eksiklerini tamamlar. Heybeli Ada’ya uğrar, gayrimüslimlerin dertlerini dinler. Oradan da Beşiktaş’a varır.</p>
<p>Bu seyahatin devlet lehine mühim neticeleri olmuştur. Halk-devlet bütünleşmesinin yanı sıra bölgedeki ayrılıkçı fikirlerin bir süreliğine de olsa ortadan kalkması sağlanmış; ziyaret edilen şehirlerin ticarî hayatı canlanmış, imar hareketleri hız kazanmıştır. Ayrıca padişahın güzergâhı üzerindeki devlet adamlarına, imamlara, dervişlere, türbedarlara, voyvodalara, ayanlar ile ileri gelenlere hediyeler takdim ettiği bilinir.2 Gezdiği şehirlerin kalkınması için yollar ve hastaneler yaptırtmış; liman, cami, türbe ve tekkelerin imar ve onarımını gerçekleştirmiştir.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-agustos-2021">Derin Tarih Ağustos Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sultan II. Mahmud’un “Gâvur” İthamına Cevabı</title>
		<link>https://www.derintarih.com/osmanli-tarihi/sultan-ii-mahmudun-gavur-ithamina-cevabi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ekrem Buğra Ekinci]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 04 Jun 2021 08:20:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Osmanlı Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Aimêe]]></category>
		<category><![CDATA[Halet Efendi]]></category>
		<category><![CDATA[Sultan II. Mahmud]]></category>
		<category><![CDATA[Sultan III. Selim]]></category>
		<category><![CDATA[Yeniçeri Ocağı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=7164</guid>

					<description><![CDATA[Sultan II. Mahmud hakkındaki efsaneler, daha padişahın annesi Nakşidil Sultan ile başlar. Martinik’ten Fransa’ya gelirken, Cezayir korsanlarının eline düşen Fransız asilzadesi Aimée de Rivery saraya getirilmiş; burada yetiştirilerek Sultan I. Abdülhamid ile evlenip Sultan II. Mahmud’u doğurmuş &#8211; tur. Aimée, Fransız İmparatoru Napoléon’un zevcesi Josephine ile teyze çocuğudur. Böyle bir hanım vardır ama Sultan II. Mahmud’un annesi değildir. Sultan II. Mahmud’un annesi Kafkasya asıllı bir cariyedir. 1807’de İngiliz gazeteleri tarafından ortaya atılan bu iddia, 1867’de Sultan Aziz’in Avrupa seyahatinde tekrar moda olmuş, padişahın o zamanki Avrupa aristokrasisi ile akrabalığı Fransız mecmualarına çekici gelmiştir. Çocuğu olmayan Sultan III. Selim, Şehzâde Mahmud’u&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sultan II. Mahmud hakkındaki efsaneler, daha padişahın annesi Nakşidil Sultan ile başlar. Martinik’ten Fransa’ya gelirken, Cezayir korsanlarının eline düşen Fransız asilzadesi Aimée de Rivery saraya getirilmiş; burada yetiştirilerek Sultan I. Abdülhamid ile evlenip Sultan II. Mahmud’u doğurmuş &#8211; tur. Aimée, Fransız İmparatoru Napoléon’un zevcesi Josephine ile teyze çocuğudur. Böyle bir hanım vardır ama Sultan II. Mahmud’un annesi değildir. Sultan II. Mahmud’un annesi Kafkasya asıllı bir cariyedir. 1807’de İngiliz gazeteleri tarafından ortaya atılan bu iddia, 1867’de Sultan Aziz’in Avrupa seyahatinde tekrar moda olmuş, padişahın o zamanki Avrupa aristokrasisi ile akrabalığı Fransız mecmualarına çekici gelmiştir.</p>
<p>Çocuğu olmayan Sultan III. Selim, Şehzâde Mahmud’u evladı gibi himaye ve terbiye etti. Şehzade, amcasının ıslahat fikrinin tesirinde kaldı. En buhranlı zamanlarda, imparatorluğu uçurumun kenarından aldı. Uzun süren saltanatında hem harpler, hem isyanlarla sarsılan devletin çözülmesine mâni olmak kudretini gösterdi. Her sahadaki ıslahat faaliyetleriyle imparatorluğa hayatiyet kazandırdı. Cahil ve mutaassıp bir kesimin reaksiyonunu çekmekle beraber, aklıselim sahipleri tarafından hizmetleri şükranla anılmış; Garp menbalarında bile hürmetle anılmıştır.</p>
<p>95. halife ve 30. padişah olarak 1808’de tahta çıktı. Sultan III. Selim tahttan indirilip şehid edilmiş, bu arada kendisini de öldürmeye yeltenmişler ise de Allah’ın inayeti kabilinden hayatta kalarak, Rusçuk Ayanı Alemdar Mustafa Paşa’nın desteğiyle tahta çıkmıştır. Sultan III. Selim’in düştüğü hatalara düşmemeye çalıştı. Onun maraz doğuran merhametli siyasetini terk etti. Sert tedbirlerle, içeride istikrarı temin etti. Asırlar boyunca gitgide tefessüh etmiş ve artık ıslahı kabil görülmeyen Yeniçeri Ocağı’nı ortadan kaldırdı. Ocak mensuplarının zulümlerinden bezmiş olan halk da kendisine var gücüyle destek oldu. Gönüllü ve mecburi esasa müstenid yeni bir ordu kurdu ki, şimdiki ordunun nüvesi sayılır.</p>
<p>Saltanatının ilk senelerinde, yeniçerilere arkasını verip padişahı kıskaca alan meşhur nişancı Halet Efendi’nin nüfuzu görülür. Fırsatını bulunca, kendisini ortadan kaldırdı. O kadar çok kişinin canını yakmıştı ki, arkasından,</p>
<p><em>Ne kendi etti rahat, ne âleme verdi huzur</em></p>
<p><em>Yıkıldı gitti cihandan, dayansın ehl-i kubur</em></p>
<p>mısraları söylenmiştir. Padişah ancak ondan ve Yeniçeri Ocağı’nın ilgasından sonra serbest hareket etme imkânı bulmuştur. Böylece Sultan II. Mahmud’un saltanatı, Halet Efendi’nin ölümü ve Yeniçeri Ocağı’nın ilgasından evvel ve sonra olmak üzere iki devreye ayrılır. Böylece padişah, mazide el ele verip uğursuz roller oynayan bürokrat, asker ve ilmiyeyi sindirdi ve devletin fonksiyonlarını elinde toplayarak memleketi saraydan idare etmeye başladı. Bunun için otokratlıkla itham edilir ama bu teşebbüsü, bir cihetle devleti uçurumun kenarından almıştır. Sultan II. Abdülhamid de 93 Harbi felâketi üzerine babasının yolunu bırakıp dedesinin yolunu takip edecektir.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-haziran-2021">Derin Tarih Haziran Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Avrupa’nın En Büyük Müslüman Organizasyonu: Ayvaz Dede Şenlikleri</title>
		<link>https://www.derintarih.com/osmanli-tarihi/avrupanin-en-buyuk-musluman-organizasyonu-ayvaz-dede-senlikleri/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mikail Türker Bal]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 04 Jun 2021 08:06:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Osmanlı Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Bogomil]]></category>
		<category><![CDATA[Bosna Kilisesi]]></category>
		<category><![CDATA[Doni Vakuf]]></category>
		<category><![CDATA[prusac]]></category>
		<category><![CDATA[Şulyaga]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=7155</guid>

					<description><![CDATA[Balkanların İslâmiyet’le şereflenmesinde burayı yurt edinen dervişlerin rolü büyüktür. Nasıl ki Anadolu’nun erenleri Horasan’dan gelmişse, Balkanların erenleri de Anadolu’dan gelmiştir. Osmanlılarla tanışmadan önce Bogomil inancına, yani Bosna Kilisesi’ne mensup olan Bosnalılar, Osmanlı dervişlerinin hayatlarının her safhasına sirayet ettiğini gördükleri İslâm inancını ve ahlakını benimseyerek kitlesel olarak Müslüman olmayı tercih etmişlerdir. Bosna fethi için gelen Fatih Sultan Mehmed’in ordusundaki 40 şeyhten biri de Ayvaz Dede’dir. Manisa Akhisar’dan bugün Doni Vakuf şehrine bağlı olan Prusac’a (Prusats) varan Ayvaz Dede’nin yöre halkının muhabbet ve itibarını kazanması çok uzun sürmez. Burada kurduğu, han gibi işleyen tekkesinde dervişleriyle halka hizmet ederek gönüllere yerleşmiştir. Eski bir&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Balkanların İslâmiyet’le şereflenmesinde burayı yurt edinen dervişlerin rolü büyüktür. Nasıl ki Anadolu’nun erenleri Horasan’dan gelmişse, Balkanların erenleri de Anadolu’dan gelmiştir. Osmanlılarla tanışmadan önce Bogomil inancına, yani Bosna Kilisesi’ne mensup olan Bosnalılar, Osmanlı dervişlerinin hayatlarının her safhasına sirayet ettiğini gördükleri İslâm inancını ve ahlakını benimseyerek kitlesel olarak Müslüman olmayı tercih etmişlerdir.</p>
<p>Bosna fethi için gelen Fatih Sultan Mehmed’in ordusundaki 40 şeyhten biri de Ayvaz Dede’dir. Manisa Akhisar’dan bugün Doni Vakuf şehrine bağlı olan Prusac’a (Prusats) varan Ayvaz Dede’nin yöre halkının muhabbet ve itibarını kazanması çok uzun sürmez. Burada kurduğu, han gibi işleyen tekkesinde dervişleriyle halka hizmet ederek gönüllere yerleşmiştir.</p>
<p>Eski bir rivayete göre Ayvaz Dede, Şulyaga (Šuljaga) Dağı’nın altında güçlü bir su kaynağı bulur ve bu suyu Prusac’a getirmek ister. Şehirden altı kilometre uzaklıktaki, güzel iğne yapraklı bir ormanla çevrili Şulyaga tepesinde, suyun bölgeye gelişini engelleyen 74 metre uzunluğunda, 30 metre genişliğinde büyük bir kaya vardır. Köye indirmek istediği su kemeri için engel teşkil eden bu kayanın insan gücüyle kırılması imkânsız olduğundan Ayvaz Dede Allah’a dua etmeye başlar. İnanışa göre 40 gün 40 gece dua ve ibadetle Rabbine yalvarır. 40. günün sabahında Kur’an-ı Kerim okurken uyuyakalır. Rüyasında iki koçun büyük bir gürültüyle tokuştuğunu görür. Ayvaz Dede bu gürültü ile uyandığında kayanın 3-4 metre genişliğinde ikiye ayrıldığını fark eder.</p>
<p>Ayvaz Dede 1467’de, yarılan kayanın içinden geçen ahşap tomruklardan (hortum) oluşan bir su tesisatı inşa eder. 3 bin 560 ahşap hortumdan oluşan bu tesisatı kayanın içinden geçirerek şehre su getirmeyi başarır. Vefatının ardından su kemerinin akıbeti meçhul olmakla birlikte, ilk sıhhi tesisat armatürlerinin, mezarı ve tekkesi Prusac’da olan âlim ve şeyh Hasan Kafi Pruşçak (Pruščak) tarafından yapıldığı bilinir. Tesisat 1785’in başında Bosnalı vali Miralem Paşa tarafından yenilenmiştir. Prusac’daki ilk modern su tesisatı ise 1931’de inşa edilmiştir.</p>
<p>Ayvaz Dede’nin bu kerameti sayesinde susuzluk sorunu bertaraf edildiği gibi bölge halkı kendilerine himmet eden bu ihtiyarın dinini kabul edip Müslüman olur. Prusac küçük bir köy iken bu hadiseden sonra büyümüş, Ayvaz Dede’nin doğduğu Akhisar’ın ismini alarak bir kadılık merkezine, yani kazaya dönüşmüştür. Şeyh Hasan Kafi Pruşçak gibi birçok önemli şahsiyet burada dünyaya gelmiştir.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-haziran-2021">Derin Tarih Haziran Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
