﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Şehir Tarihi &#8211; Derin Tarih</title>
	<atom:link href="https://www.derintarih.com/kategori/sehir-tarihi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<description>Tarih Okuyan Şaşırmaz</description>
	<lastBuildDate>Tue, 10 Dec 2024 08:57:28 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.7.5</generator>

<image>
	<url>https://www.derintarih.com/wp-content/uploads/2015/12/favicon-150x150.png</url>
	<title>Şehir Tarihi &#8211; Derin Tarih</title>
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Mülteci Kampi Değil, Bir Filistin Şehri: Cenîn</title>
		<link>https://www.derintarih.com/sehir-tarihi/multeci-kampi-degil-bir-filistin-sehri-cenin/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[İbrahim Furkan Özdemir]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 10 Dec 2024 08:57:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Şehir Tarihi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=11023</guid>

					<description><![CDATA[İsmini çoğunlukla işgalci İsrail’in askerî operasyonlar vesilesiyle duyduğumuz Cenîn, Filistin’in en eski şehirlerinden biri. Roma döneminden günümüze önemini hiç kaybetmeyen bu yerleşim yeri bağrında sakladığı nice eserle, İslâm coğrafyasının en dikkate değer beldelerinden. Bu nadide şehre, gündemin sıcak gelişmelerinin dışına çıkarak, bambaşka bir pencereden bakıyoruz. &#160; Devamı Derin Tarih Aralık Sayısında… ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İsmini çoğunlukla işgalci İsrail’in askerî operasyonlar vesilesiyle duyduğumuz Cenîn, Filistin’in en eski şehirlerinden biri. Roma döneminden günümüze önemini hiç kaybetmeyen bu yerleşim yeri bağrında sakladığı nice eserle, İslâm coğrafyasının en dikkate değer beldelerinden. Bu nadide şehre, gündemin sıcak gelişmelerinin dışına çıkarak, bambaşka bir pencereden bakıyoruz.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-aralik-2024-/-sayi-154">Derin Tarih Aralık Sayısında…</a></strong><strong> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gerizim Dağı’nın Eteklerinde “Küçük Şam” Nablus</title>
		<link>https://www.derintarih.com/sehir-tarihi/gerizim-daginin-eteklerinde-kucuk-sam-nablus/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[İbrahim Furkan Özdemir]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 04 Sep 2024 10:48:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Şehir Tarihi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=10758</guid>

					<description><![CDATA[Hem eser yoğunluğu hem de kültürel derinlik açısından Filistin’in en zengin şehirleri arasında yer alan Nablus, yüzyıllardır biriktirdiklerini ziyaretçileriyle cömertçe paylaşmayı sürdürüyor. Gerizim Dağı’ndaki Sâmirîlerden Hz. Yusuf ve Hz. Yahya’nın makamına, künefe ve geleneksel sabun imalatından Salahaddîn Eyyûbî’yle Sultan II. Abdülhamid arasındaki sayısız İslâm sultanının zarif dokunuşlarına kadar Nablus’ta herkes için  bolca sürpriz mevcut. &#160; Devamı Derin Tarih Eylül Sayısında…]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Hem eser yoğunluğu hem de kültürel derinlik açısından Filistin’in en zengin şehirleri arasında yer alan Nablus, yüzyıllardır biriktirdiklerini ziyaretçileriyle cömertçe paylaşmayı sürdürüyor. Gerizim Dağı’ndaki Sâmirîlerden Hz. Yusuf ve Hz. Yahya’nın makamına, künefe ve geleneksel sabun imalatından Salahaddîn Eyyûbî’yle Sultan II. Abdülhamid arasındaki sayısız İslâm sultanının zarif dokunuşlarına kadar Nablus’ta herkes için  bolca sürpriz mevcut.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-eylul-2024-/-sayi-150">Derin Tarih Eylül</a></strong><strong><a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-temmuz-2024-/-sayi-148"> Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hakkın Batıla Galip Geldiği Mis Kokulu Erîha</title>
		<link>https://www.derintarih.com/sehir-tarihi/hakkin-batila-galip-geldigi-mis-kokulu-eriha/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[İbrahim Furkan Özdemir]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 12 Aug 2024 13:19:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Şehir Tarihi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=10678</guid>

					<description><![CDATA[Batı Şeria sınırları içinde yer alan Erîhâ şehri, hem tarihî derinliğiyle hem de toprağının diriltici bereketiyle göz kamaştırır. “Mis kokulu” anlamına gelen Erîhâ, bu bakımdan da şehrin emsalsiz güzellikteki bahçeleriyle tarım zenginliğini ele verir. günümüzde İsrail işgalinin bütün menfi sonuçlarını yaşasa da, her şeye rağmen Ortadoğu’nun kadim şehirleri içinde bir yıldız misali parlıyor.    Devamı Derin Tarih Ağustos Sayısında…]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Batı Şeria sınırları içinde yer alan Erîhâ şehri, hem tarihî derinliğiyle hem de toprağının diriltici bereketiyle göz kamaştırır. “Mis kokulu” anlamına gelen Erîhâ, bu bakımdan da şehrin emsalsiz güzellikteki bahçeleriyle tarım zenginliğini ele verir. günümüzde İsrail işgalinin bütün menfi sonuçlarını yaşasa da, her şeye rağmen Ortadoğu’nun kadim şehirleri içinde bir yıldız misali parlıyor.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-agustos-2024-/-sayi-149">Derin Tarih Ağustos</a></strong><strong><a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-temmuz-2024-/-sayi-148"> Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Osmanlı’nın Büyülü Şehirleri</title>
		<link>https://www.derintarih.com/sehir-tarihi/osmanlinin-buyulu-sehirleri/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Samet Tınas]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 08 May 2024 13:40:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Şehir Tarihi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=10416</guid>

					<description><![CDATA[Şehircilik teamülleri bakımından pek de başarılı bir imtihan verdiğimiz söylenemez. Hele Avrupa şehirlerinin âdeta Ortaçağ’da dondurulduğunu müşahede ettikten sonra! Oysa Osmanlı İmparatorluğu’ndan, hayat felsefesi ve mimarî tarzı olan, nitelikli ve nevi şahsına münhasır bir şehircilik geleneği miras almıştık. Biz yine de mahzun olmayalım ve Yahya Kemal’in tabiriyle “kökü mâzide olan âti”yi hatırlamak üzere “Osmanlı şehri”ne doğru asude bir rüya denizine dalalım. &#160; Devamı Derin Tarih Mayıs Sayısında…]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Şehircilik teamülleri bakımından pek de başarılı bir imtihan verdiğimiz söylenemez. Hele Avrupa şehirlerinin âdeta Ortaçağ’da dondurulduğunu müşahede ettikten sonra! Oysa Osmanlı İmparatorluğu’ndan, hayat felsefesi ve mimarî tarzı olan, nitelikli ve nevi şahsına münhasır bir şehircilik geleneği miras almıştık. Biz yine de mahzun olmayalım ve Yahya Kemal’in tabiriyle “kökü mâzide olan âti”yi hatırlamak üzere “Osmanlı şehri”ne doğru asude bir rüya denizine dalalım.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-mayis-2024">Derin Tarih Mayıs Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Malazgirt Kadim Bir Şehrin Anatomisi</title>
		<link>https://www.derintarih.com/sehir-tarihi/malazgirt-kadim-bir-sehrin-anatomisi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mehmet Sait Sütcü]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 02 Dec 2022 14:05:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Şehir Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Bizans İmparatoru]]></category>
		<category><![CDATA[KonstantInos Porphyrogennetos]]></category>
		<category><![CDATA[Malazgirt]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=8823</guid>

					<description><![CDATA[Savaştan bir asır önce Bizans İmparatoru VII. KonstantInos Porphyrogennetos, oğlu ve halefi için kaleme aldığı De Admınıstrando Imperıo adlı metinde Erciş ve Malazgirt’in düşmesi halinde Konstantinopolis’in de düşeceğini yazmıştı. Haklı da çıktı; zira zaferin hemen sonrasında Selçuklular İznik’i de aldılar. Ayrıca savaşın üzerinden 10 yıl bile geçmeden Üsküdar sahillerinde cirit atmaya başlamışlardı. Bu bakımdan Malazgirt zaferinin Türklere Anadolu’nun kapılarını açan hadise olarak değerlendirilmesi boşuna değildir. &#160; Devamı Derin Tarih Aralık Sayısında…]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Savaştan bir asır önce Bizans İmparatoru VII. KonstantInos Porphyrogennetos, oğlu ve halefi için kaleme aldığı De Admınıstrando Imperıo adlı metinde Erciş ve Malazgirt’in düşmesi halinde Konstantinopolis’in de düşeceğini yazmıştı. Haklı da çıktı; zira zaferin hemen sonrasında Selçuklular İznik’i de aldılar. Ayrıca savaşın üzerinden 10 yıl bile geçmeden Üsküdar sahillerinde cirit atmaya başlamışlardı. Bu bakımdan Malazgirt zaferinin Türklere Anadolu’nun kapılarını açan hadise olarak değerlendirilmesi boşuna değildir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-aralık-2022">Derin Tarih Aralık Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hıdırlık’ta Kim Yatıyor</title>
		<link>https://www.derintarih.com/sehir-tarihi/hidirlikta-kim-yatiyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ali Kılcı]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 02 Mar 2021 05:42:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Şehir Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara]]></category>
		<category><![CDATA[Hıdırlık]]></category>
		<category><![CDATA[İmruülkays]]></category>
		<category><![CDATA[Kerkük]]></category>
		<category><![CDATA[şehr-i kadim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=6841</guid>

					<description><![CDATA[Uzaktan Ankara’ya bakıldığında iki silüet dikkat çeker: Tarihî Ankara Kalesi ve karşısındaki Hıdırlık Tepesi. Adeta birer çadır direği misali şehri yukarı çeken bu iki tepe, tarih boyunca Ankara yerleşimine şekil vermiştir. Şehrin Bizans, Selçuklu ve Osmanlı devirleri boyunca kalenin üzeri ve eteklerinde genişlediği görülür. Geçmişte Arap Dağı, Timurlenk Tepesi gibi isimlerle de anılan Hıdırlık Tepesi ise Cumhuriyet devrine kadar şehrin dışındaydı. Cumhuriyetle birlikte yeni bir Ankara kurulurken, eskiyi temsil eden Hıdırlık ismi değiştirilerek Altındağ denildi. Geniş bir alanı kapsayan Altındağ, bugün şehr-i kadimi temsil eder. Hıdırlık Tepesi hakkında rivayetler dışında fazla bilgi yok gibidir. Rivayetlerden birine göre meşhur Arap şairi&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Uzaktan Ankara’ya bakıldığında iki silüet dikkat çeker: Tarihî Ankara Kalesi ve karşısındaki Hıdırlık Tepesi. Adeta birer çadır direği misali şehri yukarı çeken bu iki tepe, tarih boyunca Ankara yerleşimine şekil vermiştir. Şehrin Bizans, Selçuklu ve Osmanlı devirleri boyunca kalenin üzeri ve eteklerinde genişlediği görülür. Geçmişte Arap Dağı, Timurlenk Tepesi gibi isimlerle de anılan Hıdırlık Tepesi ise Cumhuriyet devrine kadar şehrin dışındaydı. Cumhuriyetle birlikte yeni bir Ankara kurulurken, eskiyi temsil eden Hıdırlık ismi değiştirilerek Altındağ denildi. Geniş bir alanı kapsayan Altındağ, bugün şehr-i kadimi temsil eder.</p>
<p>Hıdırlık Tepesi hakkında rivayetler dışında fazla bilgi yok gibidir. Rivayetlerden birine göre meşhur Arap şairi İmruülkays’ın mezarı bu tepededir.</p>
<p>1962 yılından beri Ankara’da yaşayan biri olarak Hıdırlık’ı gecekondularla dolmuş sıradan bir tepe bilirdim. Ta ki 1980’li yılların başlarında Irak’tan Dışişleri Bakanlığı’na gelen bir yazıyı görene kadar. Evrak Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne gönderilmiş ve bana havale edilmişti. Evrakta Ankara’da bulunan İmruülkays’ın mezarının ihya edilmesi karşılığında Türk şairi Fuzulî’nin Kerbela’daki mezarının restore edileceği bildiriliyordu. Aslında böyle bir teşebbüsün 1960’lı yıllarda da olduğunu, iki ülke arasında yapılan protokol gereği Eylül 1970 tarihinde teknik incelemeler yapmak ve proje hazırlamak üzere Bağdat’a gidildiğini ve görüşmeler yapıldığını ancak bir sonuç alınamadığını Kerküklü hocamız Suphi Saatçi yazmaktadır. Dışişleri Bakanlığının meselenin evveliyatı yokmuş gibi evrakı Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne havale etmesi acı bir hafızasızlıktı.</p>
<p>Böyle bir durumdan habersiz olarak yaptığım araştırmalardan sonra İmruülkays’ın mezarının bir rivayete göre Hıdırlık Tepesi’nde olduğunu, Osmanlı devri sonlarına kadar burada bir türbe bulunduğunu öğrendim; eski resimlerini de gördüm. Bir gün mezarı bulmak için Hıdırlık Tepesi’ne çıktım. Yakındaki evlerin birinden yaşlıca bir kişi geldi. Ona eskiden burada bir türbe bulunduğunu söyledim ve zamanla yıkılan bu türbe hakkında bilgisinin olup olmadığını sordum. 1950 yılından beri burada yaşadığını ancak böyle bir türbe ve İmruülkays hakkında hiçbir bilgisi olmadığını söyledi. Hıdırlık Tepesi’ndeki Hatib Ahmed Türbesinin yerinde bir iki betonarme kulübe vardı. İmruülkays’ın mezarı için boş bir alan yoktu. Mesele hakkında yazdığımız rapor Dışişleri Bakanlığına gitti ama her iki mesele de unutuldu.</p>
<p>Öte yandan İmruülkays’ın mezarının yeri hakkında pek dikkate alınmayan başka bir ihtimal daha mevcut. Kaynaklarda onun bir prensesin mezarının yanına defnedildiği şeklinde bir bilgi mevcut. Hasluck bu prenses mezarının Belkis Sütunu dediğimiz Julian Sütununun dibinde olduğunu kaydeder.</p>
<p>16. yüzyılda Ankara’ya gelen Alman seyyahı Dernschwam’ın sütunla ilgili verdiği bilgi Hasluck’u destekler mahiyettedir: “…Türkler bu sütuna Baal-ks (Belkıs, Balkız) diyorlar. Güya bu taşı Hazreti Süleyman dikmiş.” Buna göre İmruülkays’ın mezarının Julian Sütunu civarında olması gerekir.</p>
<p>Bilindiği gibi Julian Sütunu daha önce İş Bankası ve eski Maliye Bakanlığı binaları arasında iken 1937 yılında şimdiki yerine taşınmıştır. İş Bankası’nın arkasına 1954 yılında ek bina yapılırken temelde bazı kalıntılar çıkmıştır.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-mart-2021">Derin Tarih Mart Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İstanbul ve İstanbulluluk</title>
		<link>https://www.derintarih.com/sehir-tarihi/istanbul-ve-istanbulluluk/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mehmed Fatih Can]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 01 Apr 2019 07:17:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Şehir Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı gibi Müslüman]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı tarihi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derintarih.com/?p=4357</guid>

					<description><![CDATA[]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Burak Duvarı’nı Ağlama Duvarına Çeviren Dört Buçuk Asırlık Kehanet</title>
		<link>https://www.derintarih.com/sehir-tarihi/burak-duvarini-aglama-duvarina-ceviren-dort-bucuk-asirlik-kehanet/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mustafa Öksüz]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 31 Dec 2018 22:00:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Şehir Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[arz-ı mukaddesenin ilk sakinleri]]></category>
		<category><![CDATA[Burak Duvarı]]></category>
		<category><![CDATA[Filistin yöneti]]></category>
		<category><![CDATA[İsrailoğulları]]></category>
		<category><![CDATA[Kenanlılar]]></category>
		<category><![CDATA[Miraç mucizesi]]></category>
		<category><![CDATA[‘Ağlama Duvarı’]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derintarih.com/?p=4136</guid>

					<description><![CDATA[Yahudiler ‘Süleyman Mabedi’nin kaybı sebebiyle’ ağlayarak burada dua ettikleri için batı duvarını ‘Ağlama Duvarı’ diye adlandırdılar. Hâlbuki Ağlama Duvarı olarak bilinen yerin gerçek adı Burak Duvarı’dır. Hz. Muhammed’in (sas) İsra/Miraç mucizesi esnasında devesini bağladığı yere bu hatırayı yaşatmak için bu isim verilmişti. Nitekim asırlarca Müslümanlar arasında böyle bilinegelmiştir. Bu tarihî mirasa ve bilgiye rağmen Ağlama Duvarı adının yayıldığı görülmektedir. Peki, Burak Duvarı ne zaman ve nasıl Ağlama Duvarı olarak Yahudiler tarafından kabul edildi? Cevaba geçmeden evvel Süleyman Mabedi’ne ve İsrailoğullarının tarihine değinmek, bugünkü vaziyete nasıl gelindiğini anlamak önemlidir. Bugün Güney Lübnan, Ürdün, İsrail ve Filistin yönetiminin sınırları içinde bulunan topraklar&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yahudiler ‘Süleyman Mabedi’nin kaybı sebebiyle’ ağlayarak burada dua ettikleri için batı duvarını ‘Ağlama Duvarı’ diye adlandırdılar. Hâlbuki Ağlama Duvarı olarak bilinen yerin gerçek adı Burak Duvarı’dır. Hz. Muhammed’in (sas) İsra/Miraç mucizesi esnasında devesini bağladığı yere bu hatırayı yaşatmak için bu isim verilmişti. Nitekim asırlarca Müslümanlar arasında böyle bilinegelmiştir. Bu tarihî mirasa ve bilgiye rağmen Ağlama Duvarı adının yayıldığı görülmektedir. Peki, Burak Duvarı ne zaman ve nasıl Ağlama Duvarı olarak Yahudiler tarafından kabul edildi? Cevaba geçmeden evvel Süleyman Mabedi’ne ve İsrailoğullarının tarihine değinmek, bugünkü vaziyete nasıl gelindiğini anlamak önemlidir. Bugün Güney Lübnan, Ürdün, İsrail ve Filistin yönetiminin sınırları içinde bulunan topraklar takribi olarak tarihî Filistin’e tekabül eder. Filistin denilen bu bölgede Yahudilerden çok önce Samî kökene mensup başta Fenikeliler (Kenanlılar) olmak üzere Filistinliler ve muhtelif kavimler yaşamıştı. Dolayısıyla arz-ı mukaddese olarak bilinen toprakların ilk sakinleri Yahudiler değildi.</p>
<p><strong>Devamı <a href="http://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-ocak-2019">Derin Tarih Ocak Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Garu’l-Milh</title>
		<link>https://www.derintarih.com/sehir-tarihi/garul-milh/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yusuf Sami Kamadan]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 30 Sep 2018 21:51:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Şehir Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Cezayir]]></category>
		<category><![CDATA[Garp Ocaklarından]]></category>
		<category><![CDATA[İspanyol - Osmanlı mücadelesi]]></category>
		<category><![CDATA[Trablusgarp]]></category>
		<category><![CDATA[Tunus]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derintarih.com/?p=3843</guid>

					<description><![CDATA[Garp Ocaklarından (Cezayir, Tunus ve Trablusgarp) Tunus sınırlarında bulunan Garu’l-Milh kasabası sokakları, tarihî eserleri, en önemlisi de her fırsatta Türk olduklarını dile getiren insanlarıyla bugün de bir Osmanlı kasabası adeta. 16-20. yüzyıl arasında Osmanlı’nın Akdeniz’deki stratejik üslerinden biri olan kasabanın tarihine ve bugün bu tarihi yaşatan unsurlara göz atalım. Önce Garp Ocaklarını hatırlayalım. 16. yüzyılın ilk çeyreğinde Oruç Reis tarafından Cezayir, aynı yüzyılın ikinci yarısında da Turgut Reis tarafından Trablusgarp toprakları fethedildi. 1534 yılında Tunus’un Barbaros Hayreddin Paşa tarafından gerçekleştirilen ilk fethinin ardından, Akdeniz’de yaşanan İspanyol &#8211; Osmanlı mücadelesi neticesinde 1574’te Yemen fâtihi Koca Sinan Paşa kara kuvvetleri ve Kaptanıderyâ&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Garp Ocaklarından (Cezayir, Tunus ve Trablusgarp) Tunus sınırlarında bulunan Garu’l-Milh kasabası sokakları, tarihî eserleri, en önemlisi de her fırsatta Türk olduklarını dile getiren insanlarıyla bugün de bir Osmanlı kasabası adeta. 16-20. yüzyıl arasında Osmanlı’nın Akdeniz’deki stratejik üslerinden biri olan kasabanın tarihine ve bugün bu tarihi yaşatan unsurlara göz atalım. Önce Garp Ocaklarını hatırlayalım. 16. yüzyılın ilk çeyreğinde Oruç Reis tarafından Cezayir, aynı yüzyılın ikinci yarısında da Turgut Reis tarafından Trablusgarp toprakları fethedildi. 1534 yılında Tunus’un Barbaros Hayreddin Paşa tarafından gerçekleştirilen ilk fethinin ardından, Akdeniz’de yaşanan İspanyol &#8211; Osmanlı mücadelesi neticesinde 1574’te Yemen fâtihi Koca Sinan Paşa kara kuvvetleri ve Kaptanıderyâ Kılıç Ali Paşa deniz kuvvetleriyle Tunus şehrini fethetti. 13. yüzyılın ilk çeyreğinden itibaren bölgeye hâkim olan Berberî asıllı hanedan Hafsîlerin hâkimiyetine aynı yıl son verilmiş ve buraya yaklaşık 4.000 kişilik bir yeniçeri birliği bırakılmıştı. Bölgedeki askerî varlığın zamanla arttığını biliyoruz. Şunu da söylemek gerekir ki, Garp Ocaklarının kuvvetli donanmaları Akdeniz’deki en büyük deniz savaşlarını yapmıştı. Özetle, Cezayir 1516-1830, Tunus 1574-1881, Trablusgarp 1551-1912 yılları arasında Garp Ocakları adı altında Osmanlı idaresinde kaldı.</p>
<p><strong>Devamı <a href="http://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-ekim">Derin Tarih Ekim Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tarihin Doğurduğu Şehir Zamanın Doğurduğu Şehre Karşı</title>
		<link>https://www.derintarih.com/sehir-tarihi/tarihin-dogurdugu-sehir-zamanin-dogurdugu-sehre-karsi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mehmet Fatih Can]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 31 Jul 2018 21:37:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Şehir Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Fernand Braudel]]></category>
		<category><![CDATA[şehir kurma hikmeti]]></category>
		<category><![CDATA[Uygarlıklar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derintarih.com/?p=3654</guid>

					<description><![CDATA[Platon “insanın en büyük hikmeti şehir kurma hikmetidir” demişti. O halde “şehir nedir, şehir kurma hikmeti ne demektir?” sorularına Platon’un tespiti dâhilinde bir izah aramakla meramımıza başlayalım. Fransız tarihçi Fernand Braudel’in Uygarlıkların Grameri’ndeki ifadesiyle “Bir şehir, ister büyük olsun ister küçük; içindeki evlerin, anıtların, sokakların toplamından çok daha başka bir şeydir. Tıpkı bunun gibi sadece bir ekonomi, ticaret, endüstri merkezi de değildir. Toplumsal ilişkilerin mekândaki izdüşümü olarak şehir; dünyevî olanı kutsal olandan, çalışmayı eğlenceden, kamuya ait olanı özel olandan, erkekleri kadınlardan, aileyi ona yabancı olan her şeyden ayıran sınır çizgileri ağının kendi içinde kesiştiği, aynı zamanda da onun yapısını oluşturduğu&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Platon “insanın en büyük hikmeti şehir kurma hikmetidir” demişti. O halde “şehir nedir, şehir kurma hikmeti ne demektir?” sorularına Platon’un tespiti dâhilinde bir izah aramakla meramımıza başlayalım. Fransız tarihçi Fernand Braudel’in Uygarlıkların Grameri’ndeki ifadesiyle “Bir şehir, ister büyük olsun ister küçük; içindeki evlerin, anıtların, sokakların toplamından çok daha başka bir şeydir. Tıpkı bunun gibi sadece bir ekonomi, ticaret, endüstri merkezi de değildir. Toplumsal ilişkilerin mekândaki izdüşümü olarak şehir; dünyevî olanı kutsal olandan, çalışmayı eğlenceden, kamuya ait olanı özel olandan, erkekleri kadınlardan, aileyi ona yabancı olan her şeyden ayıran sınır çizgileri ağının kendi içinde kesiştiği, aynı zamanda da onun yapısını oluşturduğu bir mekân görünümüyle karşımıza çıkar” şeklinde tanımlar.</p>
<p><strong>Devamı <a href="http://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-agustos-3276">Derin Tarih Ağustos Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Balkanlar’dan Tevfikiye Köyüne Son Troyalılar</title>
		<link>https://www.derintarih.com/sehir-tarihi/balkanlardan-tevfikiye-koyune-son-troyalilar/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fecri Polat – Mübarek İpek]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 01 Jun 2018 14:21:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Şehir Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[İbrahim Tevfik Efendi]]></category>
		<category><![CDATA[şehir tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Tevfikiye-Troya ilişkisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derintarih.com/?p=3493</guid>

					<description><![CDATA[Troya’nın yanı başında kurulan Tevfikiye, Troya’nın bir parçası. Tevfikiye-Troya ilişkisi organ nakline benziyor adeta. Hayat fonksiyonları biten Troya’dan alınan her taşa Tevfikiye’nin evlerinde yeniden hayat verilmiş. Troyalıların hayâlleri, sevgileri, acıları ve mutlulukları, işledikleri taşlarla Tevfikiye’de yaşamaya devam ediyor. Sultan II. Abdülhamid’in yeğeni İbrahim Tevfik Efendi’nin ismini alan Tevfikiye’nin hikâyesine Osmanlı arşiv belgelerinde Servi/Selvi muhacirleri olarak kayda geçen ve Tevfikiye’yi kuran ailelerin geldiği Servi kazasını tanıyarak başlamak doğru olacak. Machiel Kiel bir araştırmada Servi kasabasını merkeze alır. Buna göre 1479’da, Bulgaristan’ın merkez bölgelerinden Hutaliç (bugünkü Sevlievo/Servi) kazasında %7 oranında Müslüman nüfus yaşıyordu. Kazanın 26 köyünden 24’ünün adının Bulgarca olduğu ve genellikle&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Troya’nın yanı başında kurulan Tevfikiye, Troya’nın bir parçası. Tevfikiye-Troya ilişkisi organ nakline benziyor adeta. Hayat fonksiyonları biten Troya’dan alınan her taşa Tevfikiye’nin evlerinde yeniden hayat verilmiş. Troyalıların hayâlleri, sevgileri, acıları ve mutlulukları, işledikleri taşlarla Tevfikiye’de yaşamaya devam ediyor. Sultan II. Abdülhamid’in yeğeni İbrahim Tevfik Efendi’nin ismini alan Tevfikiye’nin hikâyesine Osmanlı arşiv belgelerinde Servi/Selvi muhacirleri olarak kayda geçen ve Tevfikiye’yi kuran ailelerin geldiği Servi kazasını tanıyarak başlamak doğru olacak. Machiel Kiel bir araştırmada Servi kasabasını merkeze alır. Buna göre 1479’da, Bulgaristan’ın merkez bölgelerinden Hutaliç (bugünkü Sevlievo/Servi) kazasında %7 oranında Müslüman nüfus yaşıyordu.</p>
<p>Kazanın 26 köyünden 24’ünün adının Bulgarca olduğu ve genellikle Hıristiyanların yaşadığı tespit edilmiştir.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derintarih-haziran2018">Derin Tarih Haziran Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kurtuba’nın Kentsel Dönüşümünde Kur’an Mührü</title>
		<link>https://www.derintarih.com/sehir-tarihi/kurtubanin-kentsel-donusumunde-kuran-muhru/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Rafael Blanco Guzman]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 30 Sep 2017 21:46:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Şehir Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Büyük Kurtuba Ulu Camii]]></category>
		<category><![CDATA[İslamî eserler]]></category>
		<category><![CDATA[İspanyol şehirleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derintarih.com/?p=2775</guid>

					<description><![CDATA[Endülüs’teki ilk arkeolojik ça­lışmalar takriben 20. yüzyıl başlarına tarihlenir. Amaç, İspanyol şehirlerinde varlık­larını bugüne kadar koruyan, örneğin Büyük Kur­tuba Ulu Camii ya da Medinetüzzehra gibi önemli İs­lamî eserlerin ortaya çıkarılmasıydı. 20. yüzyılın sonuna dek arkeolojik kazılar hem sayıca az, hem de kısıtlı bir alana mahsustu. Gerçek anlamdaki arkeolojik tetkikler ancak 1990’lar­da gerçekleştirildi. Bunlar sayesinde Kurtuba hakkındaki bilgilerimiz kökten değişirken, yıllar içinde arkeolojik çalışmaların sayısı ve kalitesi katlanarak arttı. Son 10 yıllık süreçte İslam Kurtuba’sı üzerine yapılan çalışmalarda neler çıkma­dı ki gün yüzüne! Küçük camiler, çeşmeler, evler, şehirleşmeye işaret eden materyaller, seramik eşyalar&#8230; Bu durum Endülüs’ün eski başkentine dair daha bütüncül&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="Default" style="line-height: 107%;"><span style="font-family: 'Times New Roman',serif;">Endülüs’teki ilk arkeolojik ça­lışmalar takriben 20. yüzyıl başlarına tarihlenir. Amaç, İspanyol şehirlerinde varlık­larını bugüne kadar koruyan, örneğin Büyük Kur­tuba Ulu Camii ya da Medinetüzzehra gibi önemli İs­lamî eserlerin ortaya çıkarılmasıydı. 20. yüzyılın sonuna dek arkeolojik kazılar hem sayıca az, hem de kısıtlı bir alana mahsustu. Gerçek anlamdaki arkeolojik tetkikler ancak 1990’lar­da gerçekleştirildi. Bunlar sayesinde Kurtuba hakkındaki bilgilerimiz kökten değişirken, yıllar içinde arkeolojik çalışmaların sayısı ve kalitesi katlanarak arttı. </span></p>
<p class="Default" style="line-height: 107%;"><span style="font-family: 'Times New Roman',serif;">Son 10 yıllık süreçte İslam Kurtuba’sı üzerine yapılan çalışmalarda neler çıkma­dı ki gün yüzüne! Küçük camiler, çeşmeler, evler, şehirleşmeye işaret eden materyaller, seramik eşyalar&#8230; Bu durum Endülüs’ün eski başkentine dair daha bütüncül ve geniş pers­pektifli bir değerlendirme yapma imkânı sağlıyor. 711 yılında Müslümanlar tarafından fethedilen bölge bu döneme kadar İber yarımadasın­daki sıradan şehirlerden biriyken, fethi takip eden dönemde Batı İslam dünyası ve Avrupa’nın siyasî, ekonomik ve kültürel merkezi hâline geldi. Şam’daki halifelere bağlı emirlerin idaresi altındaki ilk dönemde, Kurtuba’da pek çok köklü değişikliğin yaşandığını devrin kaynakla</span><span style="font-size: 10.0pt; line-height: 107%; font-family: 'Swift Neue LT Pro',serif;">rı </span><span style="font-family: 'Times New Roman',serif;">zikreder.</span> <span style="font-family: 'Times New Roman',serif;">Bu yıllarda Roma Köp­rüsü, surlar ya da Vizigotlardan kalma Alkazar gibi daha önce inşa edilmiş binalar ve altyapı sistemle­ri onarılarak kullanılmaya devam edilmiştir.</span></p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derintarih-ekim2017">Derin Tarih Ekim Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Diyarbakır’ın Kimliğinden Silinmez İslam Mührü</title>
		<link>https://www.derintarih.com/sehir-tarihi/diyarbakirin-kimliginden-silinmez-islam-muhru/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Eyyüp Tanrıverdi]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 01 Jun 2016 04:30:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Şehir Tarihi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derintarih.com/?p=969</guid>

					<description><![CDATA[Diyarbakır, peygamberler yurdu ve bir sahabe şehri. Evliya diyarı. Ariflerin, bilgelerin, âlimlerin memleketi. Seyyahların gözdesi. Nâsır- ı Hüsrev’in ihtişamlı şehri, Evliya Çelebi’nin irfan durağı. Sultanların gözbebeği, Melikşah’ın nazargâhı. Selahaddin’in umudu, Keyhüsrev’in şefkati. Nihayet Kanuni’nin imareti. Hâsılı medeniyetlerin hafızası. Kuruluşundan bugüne çok sayıda medeniyete ev sahipliği yaptı Diyarbakır. Nice milleti kucakladı, sayısız topluluğu bağrına bastı. Ağırlamaktan onur duyduğu medeniyet ise İslam oldu. İslam kültürüyle yeniden biçimlendi, her hanedan bu kültürü şehre nakış nakış işledi. İnsanoğlunun Diyarbakır’daki serüveninin MÖ 12 binlerde başladığı tahmin ediliyor. Bismil ilçesinde Dicle ile Batman çayının birleştiği bölgede yer alan Körtiktepe, Yakın Doğu’da yerleşik hayata geçilmiş en eski&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Diyarbakır, peygamberler yurdu ve bir sahabe şehri. Evliya diyarı. Ariflerin, bilgelerin, âlimlerin memleketi. Seyyahların gözdesi. Nâsır- ı Hüsrev’in ihtişamlı şehri, Evliya Çelebi’nin irfan durağı. Sultanların gözbebeği, Melikşah’ın nazargâhı. Selahaddin’in umudu, Keyhüsrev’in şefkati. Nihayet Kanuni’nin imareti. Hâsılı medeniyetlerin hafızası. Kuruluşundan bugüne çok sayıda medeniyete ev sahipliği yaptı Diyarbakır. Nice milleti kucakladı, sayısız topluluğu bağrına bastı. Ağırlamaktan onur duyduğu medeniyet ise İslam oldu. İslam kültürüyle yeniden biçimlendi, her hanedan bu kültürü şehre nakış nakış işledi.</p>
<p>İnsanoğlunun Diyarbakır’daki serüveninin MÖ 12 binlerde başladığı tahmin ediliyor. Bismil ilçesinde Dicle ile Batman çayının birleştiği bölgede yer alan Körtiktepe, Yakın Doğu’da yerleşik hayata geçilmiş en eski yerleşim birimlerinden biri kabul edilir. Şehir merkezi MÖ 3 binlerden 1,200’lere kadar Hititler ve Hurri-Mitannilerin hâkimiyetinde kaldı. Derken Asurlular, Urartular, İskitler, Medler, Persler, Makedonyalılar, Selevkoslar, Partlar, Romalılar, Sasaniler ve Bizanslılar arasında el değiştirdi. 639’da ise Hz. Ömer (ra) döneminde şehir merkezi Müslüman ordularınca fethedildi. Bundan sonra sırasıyla Emeviler, Abbasiler, Şeyhoğulları, Hamdâniler, Mervaniler, Selçuklular, İnaloğulları, Nisânoğulları, Artuklular, Eyyubîler, Akkoyunlular, Safevîler ve Osmanlıların idaresine girdi.</p>
<p>Bu süreçte Diyarbakır bünyesine yeni şehir ve medeniyet unsurları kattı. Bu alışkanlık Hz. Ömer döneminde teslim alındıktan sonra da bütün ihtişamıyla devam edecekti.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Devamı Derin Tarih Dergisi <a href="http://www.birlikte.com.tr/derintarih-haziran" target="_blank">Haziran 2016</a> Sayısında&#8230;</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
