﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Şehir ve Mimarî &#8211; Derin Tarih</title>
	<atom:link href="https://www.derintarih.com/kategori/sehir-ve-mimari/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<description>Tarih Okuyan Şaşırmaz</description>
	<lastBuildDate>Thu, 03 Oct 2024 10:48:40 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.7.5</generator>

<image>
	<url>https://www.derintarih.com/wp-content/uploads/2015/12/favicon-150x150.png</url>
	<title>Şehir ve Mimarî &#8211; Derin Tarih</title>
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Kütahya’da Bir Mücevher Kutusu: Yeşil Camii</title>
		<link>https://www.derintarih.com/sehir-ve-mimari/kutahyada-bir-mucevher-kutusu-yesil-camii/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Oktay Türkoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 03 Oct 2024 10:48:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Şehir ve Mimarî]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=10838</guid>

					<description><![CDATA[Kütahya’da Recep Ağa Mescidi’nin yerine yapılan ve son şeklini 1903’te alan Yeşil Camii’nin inşasında mahkumlar dahi çalışmış; eser, Kütahya eşrafının ve halkın katılımıyla dualar eşliğinde ibadete açılmıştır. Caminin, neredeyse hiçbir boşluk kalmayacak şekilde tezyin edilmiş, görsel bir şölen sunan ana ibadet mekânı nazarları bir mıknatıs misali üzerine çeker. Kalemişi, temperra, malakari uygulamaları ve altın yaldızlarla gönül okşayan bir görüntüye sahiptir. Mihrap ve minber de gayet sanatlı olup, minber köşkünü taçlandıran dilimli soğan kubbe ilgi çekicidir. İşte nevi şahsına münhasır bu caminin tarihî şahsiyeti ve görsel hususiyetlerinden sayfalarımızın nasibine düşenler… &#160; Devamı Derin Tarih Ekim Sayısında…]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kütahya’da Recep Ağa Mescidi’nin yerine yapılan ve son şeklini 1903’te alan Yeşil Camii’nin inşasında mahkumlar dahi çalışmış; eser, Kütahya eşrafının ve halkın katılımıyla dualar eşliğinde ibadete açılmıştır. Caminin, neredeyse hiçbir boşluk kalmayacak şekilde tezyin edilmiş, görsel bir şölen sunan ana ibadet mekânı nazarları bir mıknatıs misali üzerine çeker. Kalemişi, temperra, malakari uygulamaları ve altın yaldızlarla gönül okşayan bir görüntüye sahiptir. Mihrap ve minber de gayet sanatlı olup, minber köşkünü taçlandıran dilimli soğan kubbe ilgi çekicidir. İşte nevi şahsına münhasır bu caminin tarihî şahsiyeti ve görsel hususiyetlerinden sayfalarımızın nasibine düşenler…</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-eylul-2024-/-sayi-150">Derin Tarih Ekim</a></strong><strong><a href="https://birlikte.com.tr/derin-tarih-ekim-2024-/-sayi-151"> Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Serencebey</title>
		<link>https://www.derintarih.com/sehir-ve-mimari/serencebey/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Oktay Türkoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 04 Sep 2024 10:56:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Şehir ve Mimarî]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=10764</guid>

					<description><![CDATA[İstanbul, çeşmelerinden konaklarına, tekkelerinden insanlarına sokak sokak tahlil edilmesi gereken bir tarih saklar sinesinde. Bunun müstesna örneklerinden biri de Yıldız Sarayı yakınlarındaki Serencebey Yokuşu. Bugün konut yığınının istila ettiği bu meşhur yokuş II. Abdülhamid döneminde birbirinden şaşaalı konaklarla kaplıydı. Bu konaklarda mukim olacakların bir kısmını da Sultan belirlerdi. Plevne Müdafii Gazi Osman Paşa’dan Şeyh Ebülhüda’ya, Halit Fahri Ozansoy’dan Mehmed Emin Yurdakul’a devrin önemli simaları bu yokuşta ikamet etmiş, başka pek çok seçkin şahsiyetin yolu buradan geçmişti.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul, çeşmelerinden konaklarına, tekkelerinden insanlarına sokak sokak tahlil edilmesi gereken bir tarih saklar sinesinde. Bunun müstesna örneklerinden biri de Yıldız Sarayı yakınlarındaki Serencebey Yokuşu. Bugün konut yığınının istila ettiği bu meşhur yokuş II. Abdülhamid döneminde birbirinden şaşaalı konaklarla kaplıydı. Bu konaklarda mukim olacakların bir kısmını da Sultan belirlerdi. Plevne Müdafii Gazi Osman Paşa’dan Şeyh Ebülhüda’ya, Halit Fahri Ozansoy’dan Mehmed Emin Yurdakul’a devrin önemli simaları bu yokuşta ikamet etmiş, başka pek çok seçkin şahsiyetin yolu buradan geçmişti.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Büyükada Anadolu Kulübü</title>
		<link>https://www.derintarih.com/sehir-ve-mimari/buyukada-anadolu-kulubu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Oktay Türkoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 02 Jul 2024 11:18:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Şehir ve Mimarî]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=10597</guid>

					<description><![CDATA[Büyükada Anadolu Kulübü’nün ilk nüvesi 19. yüzyılda tertip edilen kürek yarışlarıyla teşekkül etmiş ve 1924’ten itibaren Büyükada Yat Kulübü adını almıştır. Mustafa Kemal dahil siyaset dünyasından pek çok ismin teveccüh gösterdiği kulüp, ayrıca Büyükada’yı dönemin meşhur şair ve edipleri için de bir cazibe merkezi kılmıştır. Ziya Gökalp, Mithat Cemal Kuntay, Orhan Seyfi, Yusuf Ziya, Faruk Nafiz, Falih Rıfkı, Ahmet Hamdi Tanpınar ve Osman Ocak Nakiboğlu bunların başında gelir. &#160; Devamı Derin Tarih Temmuz Sayısında…]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Büyükada Anadolu Kulübü’nün ilk nüvesi 19. yüzyılda tertip edilen kürek yarışlarıyla teşekkül etmiş ve 1924’ten itibaren Büyükada Yat Kulübü adını almıştır. Mustafa Kemal dahil siyaset dünyasından pek çok ismin teveccüh gösterdiği kulüp, ayrıca Büyükada’yı dönemin meşhur şair ve edipleri için de bir cazibe merkezi kılmıştır. Ziya Gökalp, Mithat Cemal Kuntay, Orhan Seyfi, Yusuf Ziya, Faruk Nafiz, Falih Rıfkı, Ahmet Hamdi Tanpınar ve Osman Ocak Nakiboğlu bunların başında gelir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-temmuz-2024-/-sayi-148">Derin Tarih Temmuz</a></strong><strong><a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-temmuz-2024-/-sayi-148"> Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Camiden Apartmana Çemberlitaş’ta Bir Mekânın Hikâyesi</title>
		<link>https://www.derintarih.com/sehir-ve-mimari/camiden-apartmana-cemberlitasta-bir-mekanin-hikayesi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Oktay Türkoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 07 Jun 2024 11:26:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Şehir ve Mimarî]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=10490</guid>

					<description><![CDATA[Halit Ziya Uşaklıgil, daha çok Yeşilköy’de ikamet etmişse de İstanbul’un birçok semtinde yaşamıştır. Devrin meşhur isimlerinin her cuma edebî sohbetler için toplandığı Yeşilköy’deki köşkünden başka Suriçi İstanbul’unda o günlerde gözde olan Art Deco üslubuyla inşa ettirdiği bir apartmanı da mevcuttur. Mimar Vedat Tek imzasını taşıyan bu apartman, o döneme kadar yıkılıp giden Sinan Ağa Camii’nin arsasına yapılmış olması hasebiyle de enteresan bir hikâyeye sahip. &#160; Devamı Derin Tarih Haziran Sayısında…]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Halit Ziya Uşaklıgil, daha çok Yeşilköy’de ikamet etmişse de İstanbul’un birçok semtinde yaşamıştır. Devrin meşhur isimlerinin her cuma edebî sohbetler için toplandığı Yeşilköy’deki köşkünden başka Suriçi İstanbul’unda o günlerde gözde olan Art Deco üslubuyla inşa ettirdiği bir apartmanı da mevcuttur. Mimar Vedat Tek imzasını taşıyan bu apartman, o döneme kadar yıkılıp giden Sinan Ağa Camii’nin arsasına yapılmış olması hasebiyle de enteresan bir hikâyeye sahip.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-haziran-2024-/-sayi-147">Derin Tarih Haziran Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bosna Serhaddi Glamoç Ve Livno’da Âbidevî Osmanlı Mezar Taşları</title>
		<link>https://www.derintarih.com/sehir-ve-mimari/bosna-serhaddi-glamoc-ve-livnoda-abidevi-osmanli-mezar-taslari/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[H. Yıldırım Ağanoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 04 May 2023 08:44:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Şehir ve Mimarî]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=9356</guid>

					<description><![CDATA[Osmanlılara 560 yıl vatan toprağı olmuş Balkanlar, bugün imparatorluğun izlerinin en belirgin şekilde görülebildiği coğrafyalardan biri. Savaşlara, işgallere, hatta soykırımlara dahi sahne olan bu topraklar, asırlar boyunca ilmek ilmek dokunan Osmanlı medeniyetini bütün değerleriyle sindirmiş ve bugün ayakta kalan eserleriyle sahip olduğu mirası ziyaretçilerine sunmaktadır. Balkanlar’ın ecdat yadigârı eserlerden biri de şüphesiz Glamoç ve Livno şehirlerindeki âbidevî mezar taşlarıdır. &#160; Devamı Derin Tarih Mayıs Sayısında…]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Osmanlılara 560 yıl vatan toprağı olmuş Balkanlar, bugün imparatorluğun izlerinin en belirgin şekilde görülebildiği coğrafyalardan biri. Savaşlara, işgallere, hatta soykırımlara dahi sahne olan bu topraklar, asırlar boyunca ilmek ilmek dokunan Osmanlı medeniyetini bütün değerleriyle sindirmiş ve bugün ayakta kalan eserleriyle sahip olduğu mirası ziyaretçilerine sunmaktadır. Balkanlar’ın ecdat yadigârı eserlerden biri de şüphesiz Glamoç ve Livno şehirlerindeki âbidevî mezar taşlarıdır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-mayis-2023">Derin Tarih Mayıs Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Fatih’in Emaneti Prizren’de Fethin Sembolü Cuma Camii</title>
		<link>https://www.derintarih.com/sehir-ve-mimari/fatihin-emaneti-prizrende-fethin-sembolu-cuma-camii/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mikail Türker Bal]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 03 Apr 2023 08:37:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Şehir ve Mimarî]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=9269</guid>

					<description><![CDATA[10. yüzyılda Sırp-Ortodoks Kilisesi olarak yaptırılan ve Kosova Sırp hâkimiyetine geçince Sveta Bogoroditsa Levişka ismini alan eserin kaderi, Fatih Sultan Mehmed’in Prizren’i fethiyle değişir. Çeşitli ilavelerle İslâm hüviyeti kazandırılarak Cuma Camii ismiyle Müslümanların ibadetine açılır. Lakin 20. yüzyıl başında Osmanlı’nın Prizren’den çekilmesiyle eserin talihi başka bir istikamete doğru akacaktır. &#160; Devamı Derin Tarih Nisan Sayısında…]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>10. yüzyılda Sırp-Ortodoks Kilisesi olarak yaptırılan ve Kosova Sırp hâkimiyetine geçince Sveta Bogoroditsa Levişka ismini alan eserin kaderi, Fatih Sultan Mehmed’in Prizren’i fethiyle değişir. Çeşitli ilavelerle İslâm hüviyeti kazandırılarak Cuma Camii ismiyle Müslümanların ibadetine açılır. Lakin 20. yüzyıl başında Osmanlı’nın Prizren’den çekilmesiyle eserin talihi başka bir istikamete doğru akacaktır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-nisan-2023">Derin Tarih Nisan Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Osmanlı’nın İlk Millî Anıtı: Âbide-İ Hürriyet ve Kitâbeleri</title>
		<link>https://www.derintarih.com/sehir-ve-mimari/osmanlinin-ilk-milli-aniti-abide-i-hurriyet-ve-kitabeleri/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Oktay Türkoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 02 Mar 2023 08:22:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Şehir ve Mimarî]]></category>
		<category><![CDATA[Âbide-i Hürriyet]]></category>
		<category><![CDATA[Çağlayan Adliyesi]]></category>
		<category><![CDATA[Enver Paşa]]></category>
		<category><![CDATA[Hürriyet-i Ebediye]]></category>
		<category><![CDATA[II. Abdülhamid]]></category>
		<category><![CDATA[Jön Türkler]]></category>
		<category><![CDATA[Kağıthane vadisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=9179</guid>

					<description><![CDATA[Kağıthane vadisine hâkim Hürriyet-i Ebediye tepesi üzerinde, bir tarafı park alanı, bir tarafı da Çağlayan Adliyesi ile çevrelenmiş vaziyetteki Âbide-i Hürriyet, II. Abdülhamid rejimine karşı olan Jön Türklerin “Hürriyet, Müsâvat, Uhuvvet” terkibinin umdelerinden ilkini taşımak suretiyle 31 Mart Ayaklanması sırasında ölen Meşrutiyet taraftarları için yaptırılmıştı. Bugün Enver Paşa, Talat Paşa ve Midhat Paşa gibi İttihat ve Terakki’nin öncü isimlerinin kabirlerine ev sahipliği yapmaktadır. &#160; Devamı Derin Tarih Mart Sayısında…]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kağıthane vadisine hâkim Hürriyet-i Ebediye tepesi üzerinde, bir tarafı park alanı, bir tarafı da Çağlayan Adliyesi ile çevrelenmiş vaziyetteki Âbide-i Hürriyet, II. Abdülhamid rejimine karşı olan Jön Türklerin “Hürriyet, Müsâvat, Uhuvvet” terkibinin umdelerinden ilkini taşımak suretiyle 31 Mart Ayaklanması sırasında ölen Meşrutiyet taraftarları için yaptırılmıştı. Bugün Enver Paşa, Talat Paşa ve Midhat Paşa gibi İttihat ve Terakki’nin öncü isimlerinin kabirlerine ev sahipliği yapmaktadır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-mart-2023">Derin Tarih Mart Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bayram Paşa Tekkesi Ve Sanat Şahikası Bir Mezar Taşı</title>
		<link>https://www.derintarih.com/sehir-ve-mimari/bayram-pasa-tekkesi-ve-sanat-sahikasi-bir-mezar-tasi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Oktay Türkoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 03 Feb 2023 13:58:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Şehir ve Mimarî]]></category>
		<category><![CDATA[IV. Murad]]></category>
		<category><![CDATA[Medrese]]></category>
		<category><![CDATA[Şeyh Hüseyin Efendi]]></category>
		<category><![CDATA[türbe]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=9066</guid>

					<description><![CDATA[Medrese, sıbyan mektebi, tekke, türbe, sebil, çeşme ve dükkânlarla müzeyyen İstanbul’un Haseki semtindeki Bayram Paşa Külliyesi adını, IV. Murad’ın sadrazamlarından olan bânisinden alır. Bünyesinde cami bulunmayan külliyede medrese ve tekkenin bir arada yer alması dikkat çekicidir. Farklı tarikatlara hizmet eden tekkenin çevresinde zamanla iki ayrı parselde hazire vücut bulmuştur. Hazirede nazar-ı dikkatten kaçmayacak letafetteki mezar taşları arasında Şeyh Hüseyin Efendi’nin eşi Zehra Hanım’ın kabri âdeta bir sanat şahikasıdır. &#160; Devamı Derin Tarih Ocak Sayısında…]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Medrese, sıbyan mektebi, tekke, türbe, sebil, çeşme ve dükkânlarla müzeyyen İstanbul’un Haseki semtindeki Bayram Paşa Külliyesi adını, IV. Murad’ın sadrazamlarından olan bânisinden alır. Bünyesinde cami bulunmayan külliyede medrese ve tekkenin bir arada yer alması dikkat çekicidir. Farklı tarikatlara hizmet eden tekkenin çevresinde zamanla iki ayrı parselde hazire vücut bulmuştur. Hazirede nazar-ı dikkatten kaçmayacak letafetteki mezar taşları arasında Şeyh Hüseyin Efendi’nin eşi Zehra Hanım’ın kabri âdeta bir sanat şahikasıdır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-subat-2023">Derin Tarih Ocak Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bosna İle Osmanlı’yı Düğümleyen “Taştan Hilâl”</title>
		<link>https://www.derintarih.com/sehir-ve-mimari/bosna-ile-osmanliyi-dugumleyen-tastan-hilal/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[H. Yıldırım Ağanoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 02 Nov 2022 08:03:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Şehir ve Mimarî]]></category>
		<category><![CDATA[mostar]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı Arşiv]]></category>
		<category><![CDATA[yunus Emre Enstitüsü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=8718</guid>

					<description><![CDATA[Yunus Emre Enstitüsü’nün teşebbüsleriyle H. Yıldırım Ağanoğlu’nun hazırladığı, Temmuz ayında Mostar’da kapılarını açan Osmanlı Arşiv Belgelerinde Mostar adlı serginin hikâyesine geçtiğimiz ay yer vermiştik. Şimdi sıra, bu sergiye kalbini açan güzel Mostar’ın bağrında sakladığı başka mücevherlerde. &#160; Devamı Derin Tarih Kasım Sayısında…]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yunus Emre Enstitüsü’nün teşebbüsleriyle H. Yıldırım Ağanoğlu’nun hazırladığı, Temmuz ayında Mostar’da kapılarını açan <em>Osmanlı Arşiv Belgelerinde Mostar</em> adlı serginin hikâyesine geçtiğimiz ay yer vermiştik. Şimdi sıra, bu sergiye kalbini açan güzel Mostar’ın bağrında sakladığı başka mücevherlerde.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-kasim-2022">Derin Tarih Kasım Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Osmanlı’nın Minareleri Belgrad Semalarından Neden Kazındı?</title>
		<link>https://www.derintarih.com/sehir-ve-mimari/osmanlinin-minareleri-belgrad-semalarindan-neden-kazindi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mikail Türker Bal]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 09 Mar 2022 07:16:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Şehir ve Mimarî]]></category>
		<category><![CDATA[Beligrad]]></category>
		<category><![CDATA[Bellegrad]]></category>
		<category><![CDATA[Fatih Sultan Mehmed]]></category>
		<category><![CDATA[Kanuni]]></category>
		<category><![CDATA[Üngürüs]]></category>
		<category><![CDATA[Witzenburg]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=7935</guid>

					<description><![CDATA[Osmanlı kaynaklarında Beligrad veya Bellegrad isimleriyle karşımıza çıkan ve “Beyaz Şehir” anlamına gelen Belgrad; Tuna Belgrad’ı, Belgrad-ı Üngürüs, Belgrad-ı Bünyâd, Sengin Bünyâd gibi sıfatlarla Osmanlı Devleti sınırları içindeki diğer Belgrad adlarından ayrılır. Almanların Witzenburg veya Weissenburg, Macarların Nândor Fejervâr, İtalyanların Castelbianco diye adlandırdıkları şehrin, MÖ 3. yüzyılda Kelt kabileleri tarafından kurulduğunu biliyoruz. Sık sık göçebe kavimlerin istilasına uğrayan Belgrad 4. yüzyılda Avarların, 9. yüzyılın sonlarında Bulgarların, ardından Bizans’ın hâkimiyetine girer. 13. yüzyılın sonlarına gelindiğinde Sırplar, Macarlar ve Bulgarlar arasında sürekli el değiştirmiş, 1354’ten sonra Macarların hâkimiyetine geçmiştir. Osmanlıların şehri ilk kuşatmaları II. Murad devrinde (1447) gerçekleşir ancak başarı sağlanamaz. İkinci&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Osmanlı kaynaklarında Beligrad veya Bellegrad isimleriyle karşımıza çıkan ve “Beyaz Şehir” anlamına gelen Belgrad; Tuna Belgrad’ı, Belgrad-ı Üngürüs, Belgrad-ı Bünyâd, Sengin Bünyâd gibi sıfatlarla Osmanlı Devleti sınırları içindeki diğer Belgrad adlarından ayrılır. Almanların Witzenburg veya Weissenburg, Macarların Nândor Fejervâr, İtalyanların Castelbianco diye adlandırdıkları şehrin, MÖ 3. yüzyılda Kelt kabileleri tarafından kurulduğunu biliyoruz. Sık sık göçebe kavimlerin istilasına uğrayan Belgrad 4. yüzyılda Avarların, 9. yüzyılın sonlarında Bulgarların, ardından Bizans’ın hâkimiyetine girer. 13. yüzyılın sonlarına gelindiğinde Sırplar, Macarlar ve Bulgarlar arasında sürekli el değiştirmiş, 1354’ten sonra Macarların hâkimiyetine geçmiştir.</p>
<p>Osmanlıların şehri ilk kuşatmaları II. Murad devrinde (1447) gerçekleşir ancak başarı sağlanamaz. İkinci kuşatma 13 Haziran 1459’da Fatih Sultan Mehmed’in 100 bin kişilik ordusuyla gerçekleştirilir lakin bunda da başarı elde edilemez. Kanûnî Sultan Süleyman dönemine gelindiğinde, padişahın Macar Kralı II. Layoş’a gönderdiği Osmanlı elçisine tavrı hakaret kabul edilince Macaristan seferi başlar. Belgrad 1521’de Semendire Beyi Hüsrev Bey tarafından kuşatılır ve nihayet 29 Ağustos 1521 gecesi Belgrad Kalesi’nin anahtarı Osmanlı sultanına teslim edilir. Padişah, Belgrad halkından Macaristan’a gitmek isteyenlere izin verir, cizye ödemeyi kabul edenleri yerlerinde bırakır.</p>
<p>Kanûnî, 18 Eylül 1521 Çarşamba gününe kadar kaldığı şehrin imar ve ihyası için hazine-i âmireden 20 bin altın tahsis etmiştir. Cami, mescit, imaret gibi binaların inşasını emrederek İstanbul’a döner. İçinde çarşılar, kervansaraylar, hamamlar, medreseler, tekkeler, camiler inşa edilen şehir hızla imar edilir; böylece sancakbeyliği Semendire’den Belgrad’a taşınır. 16. ve 17. yüzyıllarda şehir mamur edilerek hem askerî bir üs hem de büyük bir ticaret merkezi haline getirilir.</p>
<p>Viyana bozgunundan sonra Avusturyalıların saldırısına uğrayan Belgrad’da kaledeki Müslüman halk kılıçtan geçirilir (1688). Köprülüzâde Fâzıl Mustafa Paşa tarafından iki yıl sonra geri alınsa da Pasarofça Antlaşması (1718) ile kendilerine bırakılan şehri Avusturyalılar ikinci defa tahrip edecektir. Öyle ki, şehrin dışında yaşayan birkaç çingene ile avare halde dolaşan bir dervişten başka Müslüman kalmamıştır. Şehri geri almak için başlatılan savaşlardan sonra Belgrad Antlaşması (1739) ile tekrar Osmanlılara teslim edilir. Bundan sonra bir sınır kalesi haline gelen Belgrad, 50 yılın ardından tekrar Avusturyalıların eline geçtiyse de (1789) Ziştovi Antlaşması’na (1791) göre Osmanlılara iade edilir.</p>
<p>Şehir Avusturyalılardan geri alınınca, Sırplar bile Türkler bizi kurtardı diye sevinmişlerdir. Ne var ki, 19. yüzyılın başlarında çıkan Sırp isyanları sonunda Avusturyalıların yarım bıraktığı tahribatı Sırplar tamamlar (1839). İsyanın elebaşısı Karacorç Belgrad’ı zapt edince Müslümanlara insanlık dışı muamelelerde bulunmuş; çıplak halde bırakılan Müslüman Türk kadınların ikamet etmeleri için birkaç cami tahsis edilmiştir. Meşhur dil âlimi, Sırp lügatinin yazarı, aslen Hersekli olan Vuk Stefanoviç Karaciç 1839 yılı civarında istihza ile şöyle bir tavsifte bulunmuştur: “Türk kadınları dileniyor, erkekleri ırgatlık ediyor, fakat yine de Sırpların haneleri arasında bulunan iki camiyi tamir ettiriyorlar.”</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-mart-2022">Derin Tarih Mart Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mezopotamya’nın Venedik’i</title>
		<link>https://www.derintarih.com/sehir-ve-mimari/mezopotamyanin-venediki/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Semih Akşeker]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 04 Jun 2021 08:01:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Şehir ve Mimarî]]></category>
		<category><![CDATA[Cayuga]]></category>
		<category><![CDATA[Dalabonca]]></category>
		<category><![CDATA[Division]]></category>
		<category><![CDATA[Kuzey Amerika]]></category>
		<category><![CDATA[UNESCO]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=7152</guid>

					<description><![CDATA[Dünya çok dilli, çok renkli, çok zengin kültürel çeşitliliğini kaybediyor. İnsanlık için bundan daha büyük bir kayıp olabilir mi, bilmiyorum. Tabiat boşluk kabul etmiyor ve baskın kültür yok olan diğer kültürlerin yerini alıyor. Tek kültürlü bir dünya kim bilir ne kadar renksiz, kokusuz, tatsız ve ne kadar yavan bir yer olacak. UNESCO’nun tahminlerine göre bugün dünyada 6 bin dil var. Bu dillerin yarısı yok olma tehlikesiyle karşı karşıya. Bunların en başında yerli halkların dilleri geliyor. Mesela Almanya’da yaklaşık 7 bin kişinin konuştuğu Aşağı Sorbca tehdit altında. Kuzey Amerika’da yaklaşık 250 kişinin anadil olarak konuştuğu Cayuga ölmek üzere. Dalaboncayı konuşan ise&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dünya çok dilli, çok renkli, çok zengin kültürel çeşitliliğini kaybediyor. İnsanlık için bundan daha büyük bir kayıp olabilir mi, bilmiyorum. Tabiat boşluk kabul etmiyor ve baskın kültür yok olan diğer kültürlerin yerini alıyor. Tek kültürlü bir dünya kim bilir ne kadar renksiz, kokusuz, tatsız ve ne kadar yavan bir yer olacak.</p>
<p>UNESCO’nun tahminlerine göre bugün dünyada 6 bin dil var. Bu dillerin yarısı yok olma tehlikesiyle karşı karşıya. Bunların en başında yerli halkların dilleri geliyor. Mesela Almanya’da yaklaşık 7 bin kişinin konuştuğu Aşağı Sorbca tehdit altında. Kuzey Amerika’da yaklaşık 250 kişinin anadil olarak konuştuğu Cayuga ölmek üzere. Dalaboncayı konuşan ise sadece 11 kişi kalmış. Dil gibi, lehçe gibi kaybolan daha o kadar çok maddi, manevi kültürel öğe var ki, bunları diller gibi sayma imkânı da yok. Hayat tarzları, inançlar, töreler, gelenekler, adetler, eşyalar, düğünler, yemekler, giyim-kuşam, müzikler, oyunlar, üretimler, teknikler…</p>
<p>Para, sağlık, mevki, mal, mülk kaybedildiğinde tekrar geri kazanılabilir. Ancak kültürel kayıpların maalesef telafisi yok. Merhum Halil İnalcık Hoca kaybolan kültürler karşısında şöyle hayıflanır: “UNESCO’nun Division of International Cultural Cooperation, Preservation and Enrichment of Cultural Identities isimli bir örgütü var. Bu örgütün hedefi bireysel kültürlerin korunması ve geliştirilmesi. Zira yerel kültürler dünya bahçesinin korunmaya muhtaç renkli ve kokulu çiçekleridir.”</p>
<p>İnsanlık son birkaç yüzyılda modernizm ile pek çok kazanımlar elde etti. Ancak öyle görünüyor ki modernliğin yol açtığı sorunlar, çözüm getirdiği sorunlardan çok daha fazla. Tabiat tahrip edildi, ekosistem büyük yaralar aldı. İklimler değişiyor, buzullar eriyor, denizler asitleniyor, toprak, su ve hava kirlenmeye devam ediyor. Havadaki karbondioksit miktarı 1880’de 291 ppm/m3 iken, 2020 yılında bu rakam 415 ppm/m3’e yükseldi. Diğer büyük tehlike ise hayvan ve bitki türlerinin hızla soylarının tükenmesi. Zoologlar 2003 yılında 717 tür, 2006 yılında 735 tür, 2007 yılında ise 698 hayvan türü ve 37 hayvan alttürünün neslinin tükendiğini kayda geçtiler.</p>
<p>İşte gelinen bu noktada çevre duyarlılığına sahip pek çok insan, çare olabileceği ümidiyle “sürdürülebilir kalkınma, sürdürülebilir çevre, sürdürülebilir mimari” gibi kavramlara sığınıyor. Fakat bütün bu yaklaşımlar büyük çevresel sorunlara çare olamayacaktır maalesef. Gerçekten sürdürülebilir evlerde yaşamak ve sürdürülebilir hayatlar kurmak isteyenler için komşumuz Irak’ta güzel bir örnek var.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-haziran-2021">Derin Tarih Haziran Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kavalalı Hanedanından İstanbul’a Dostluk Armağanı</title>
		<link>https://www.derintarih.com/sehir-ve-mimari/kavalali-hanedanindan-istanbula-dostluk-armagani/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Süleyman Kızıltoprak]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 02 Jan 2020 06:39:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Şehir ve Mimarî]]></category>
		<category><![CDATA[Kavalalı]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmed Ali Paşa]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı payitahtı]]></category>
		<category><![CDATA[Rusya]]></category>
		<category><![CDATA[Üsküdar Selimiye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=5413</guid>

					<description><![CDATA[19. yüzyıl başından 20. yüzyılın ikinci yarısına kadar İstanbul ile Kahire arasında inişli çıkışlı bir seyir takip eden ilişkiler Osmanlı payitahtı ve memurlarının vali olmasından itibaren Mehmed Ali Paşa’ya karşı mesafeli duruş, yenileşme hareketleri bakımından ciddi bir rekabet, Mehmed Ali Paşa’nın bağımsızlık amacıyla başına buyruk hareket etmesiyle bir iç savaşın ortaya çıkması ve nihayet İngiltere ile Rusya’nın devreye girmesiyle uzlaşmanın sağlanması gibi başlıklar etrafında şekillenmiştir. 1846’dan sonra ise Kahire ile İstanbul arasındaki ilişkiler farklı bir boyut kazanır. 1853-56 Kırım Savaşı sırasında Osmanlı Devleti’ne yaklaşık 30 bin nefer, silah ve erzak yardımıyla üç kalyon ve kapak, dört firkateyn, üç korvet, iki&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>19. yüzyıl başından 20. yüzyılın ikinci yarısına kadar İstanbul ile Kahire arasında inişli çıkışlı bir seyir takip eden ilişkiler Osmanlı payitahtı ve memurlarının vali olmasından itibaren Mehmed Ali Paşa’ya karşı mesafeli duruş, yenileşme hareketleri bakımından ciddi bir rekabet, Mehmed Ali Paşa’nın bağımsızlık amacıyla başına buyruk hareket etmesiyle bir iç savaşın ortaya çıkması ve nihayet İngiltere ile Rusya’nın devreye girmesiyle uzlaşmanın sağlanması gibi başlıklar etrafında şekillenmiştir. 1846’dan sonra ise Kahire ile İstanbul arasındaki ilişkiler farklı bir boyut kazanır. 1853-56 Kırım Savaşı sırasında Osmanlı Devleti’ne yaklaşık 30 bin nefer, silah ve erzak yardımıyla üç kalyon ve kapak, dört firkateyn, üç korvet, iki vapur ve birkaç nakliye gemisinden oluşan bir filo gönderen Mısır valiliği, ilişkilerin seyrinin değiştiğini ve sadakatini göstermiştir. Gelen askerlerin yarıya yakını şehit olup geri dönemediği gibi Mısır filosuna ait gemiler de 30 Kasım 1853’te Sinop limanında Rus donanmasının saldırısına uğrayarak yanmıştır. Mısır’dan gelen askerler karantina uygulamasına tabi tutulur; bir süre Üsküdar Selimiye kışlası ve civarında konaklarlar. Sultan Abdülmecid ilk kafileyi at sırtında karşılayarak duyduğu memnuniyeti göstermiştir. Bu gelişmelerden sonra, Osmanlı hanedanı ve Kavalalı ailesinin mensupları arasında sıcak ilişkiler kurulur. İstanbul’da Osmanlı’dan kalan anıtsal nitelikteki yapılardan bir kısmı Kavalalı Mehmed Ali Paşa ailesinin izlerini taşır.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-aralik-4079">Derin Tarih Ocak Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bir Zamanlar Urfa Ticaretinin Kalbiydi</title>
		<link>https://www.derintarih.com/sehir-ve-mimari/bir-zamanlar-urfa-ticaretinin-kalbiydi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mahmut Şenocak Bahtiyar Eroğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 01 Aug 2019 07:13:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Şehir ve Mimarî]]></category>
		<category><![CDATA[restorasyon]]></category>
		<category><![CDATA[Şanlıurfa]]></category>
		<category><![CDATA[tarihi kültür]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derintarih.com/?p=4775</guid>

					<description><![CDATA[Zamanın döngüsü dahilinde, hayatın her kademesinde kendisini gösteren değişim ve gelişim kültürde, mimaride ve tarihî kültür varlıklarında da mevcuttur. Değişimin olumsuz etkilerinin ve kültürel yozlaşmanın önüne geçmek, gelecek kuşakların da tarihî yapılardan yararlanarak kültürel bilince varabilmesini sağlamak amacıyla kültür varlıklarımızın korunması şarttır. Gelecek nesillere aktarmak ve mevcut potansiyelini ortaya çıkarmak için özverili bir rölöve, restitüsyon ve restorasyon çalışması ile korunması gereken kültürel mirasımızın bir parçası da Şanlıurfa şehir içi hanlarıdır. Ticaret ve konaklama amacıyla inşa edilen bu yapılarda taşımacılıkta kullanılan at, eşek, deve gibi hayvanların barınma, bakım ve tedavileri de gerçekleştirilirdi. Bu hanlar kesme taştan imal edilmiş yığma yapılar olup&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Zamanın döngüsü dahilinde, hayatın her kademesinde kendisini gösteren değişim ve gelişim kültürde, mimaride ve tarihî kültür varlıklarında da mevcuttur. Değişimin olumsuz etkilerinin ve kültürel yozlaşmanın önüne geçmek, gelecek kuşakların da tarihî yapılardan yararlanarak kültürel bilince varabilmesini sağlamak amacıyla kültür varlıklarımızın korunması şarttır.</p>
<p>Gelecek nesillere aktarmak ve mevcut potansiyelini ortaya çıkarmak için özverili bir rölöve, restitüsyon ve restorasyon çalışması ile korunması gereken kültürel mirasımızın bir parçası da Şanlıurfa şehir içi hanlarıdır. Ticaret ve konaklama amacıyla inşa edilen bu yapılarda taşımacılıkta kullanılan at, eşek, deve gibi hayvanların barınma, bakım ve tedavileri de gerçekleştirilirdi. Bu hanlar kesme taştan imal edilmiş yığma yapılar olup geniş bir açık avlu ve bu avlu etrafını çevreleyen hacimlerden oluşurlar. Her birinde bir veya birden fazla büyük giriş kapısı vardır. Şehir planında ticaretin yoğun ve ulaşımın kolay olduğu güzergâhlarda yer alırlar.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
