﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Tarihin Tanıkları &#8211; Derin Tarih</title>
	<atom:link href="https://www.derintarih.com/kategori/tarihin-taniklari/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<description>Tarih Okuyan Şaşırmaz</description>
	<lastBuildDate>Wed, 05 Aug 2026 04:37:36 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.1.3</generator>

<image>
	<url>https://www.derintarih.com/wp-content/uploads/2015/12/favicon-150x150.png</url>
	<title>Tarihin Tanıkları &#8211; Derin Tarih</title>
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Osmanlı’da Rasadhane Geleneği</title>
		<link>https://www.derintarih.com/tarihin-taniklari/12333/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arif Emre Gündüz]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 03 Aug 2026 11:05:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Tarihin Tanıkları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=12333</guid>

					<description><![CDATA[Osmanlı Devleti’nde modern meteoroloji çalışmalarının temeli, Sultan Abdülaziz’in emriyle 1868 yılında İstanbul’da kurulan Rasadhane-i Âmire ile atıldı. Zamanla imparatorluğun farklı şehirlerine yayılan rasathane ağı sayesinde hava tahminleri hazırlanırken, elde edilen meteorolojik veriler telgraf aracılığıyla merkeze ve Avrupa’daki bilim kurumlarına ulaştırıldı. 1894 İstanbul depreminin ardından sismografla donatılan kurum, yalnızca meteoroloji değil deprem gözlemleri açısından da önemli bir merkez hâline geldi. 31 Mart Vakası sırasında büyük zarar gören rasadhane, Üsküdar’a taşındıktan sonra 1911 yılında yeniden faaliyete geçerek çalışmalarını sürdürmüştür. &#160; Devamı Derin Tarih Ağustos Sayısında… ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Osmanlı Devleti’nde modern meteoroloji çalışmalarının temeli, Sultan Abdülaziz’in emriyle 1868 yılında İstanbul’da kurulan Rasadhane-i Âmire ile atıldı. Zamanla imparatorluğun farklı şehirlerine yayılan rasathane ağı sayesinde hava tahminleri hazırlanırken, elde edilen meteorolojik veriler telgraf aracılığıyla merkeze ve Avrupa’daki bilim kurumlarına ulaştırıldı. 1894 İstanbul depreminin ardından sismografla donatılan kurum, yalnızca meteoroloji değil deprem gözlemleri açısından da önemli bir merkez hâline geldi. 31 Mart Vakası sırasında büyük zarar gören rasadhane, Üsküdar’a taşındıktan sonra 1911 yılında yeniden faaliyete geçerek çalışmalarını sürdürmüştür.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-agustos-2026-/-sayi-173">Derin Tarih Ağustos Sayısında… </a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>II. Gazi Giray</title>
		<link>https://www.derintarih.com/tarihin-taniklari/ii-gazi-giray/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Abdullah Çevik]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 01 Jul 2026 07:00:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Tarihin Tanıkları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=12279</guid>

					<description><![CDATA[Gazi Giray II, henüz “han” tayin edilmeden önce Osmanlı-İran savaşlarında gösterdiği yararlık ve sadakatle Osmanlı sarayının dikkatini çekti. Kırım hanlarının en büyüklerinden olan Gazi Giray, Kırım-Osmanlı ilişkilerini dengeli bir şekilde yürütmeyi başardı. Onun döneminde Kırım, askerî ve kültürel açıdan tarihinin şahikasına ulaştı. “Gazâyî” ve “Gâzî Han” mahlaslarıyla Osmanlı ve Çağatay Türkçesi, Arapça, Farsça, Kırım Tatarcası ile şiirler yazan Gazi Giray, aynı zamanda âlim, şair, hattat, bestekâr ve sazendeydi. Bir şair olarak şöhretini Osmanlı Türkçesi ile yazdığı şiirlerine borçluydu. &#160; Devamı Derin Tarih Temmuz Sayısında… ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Gazi Giray II, henüz “han” tayin edilmeden önce Osmanlı-İran savaşlarında gösterdiği yararlık ve sadakatle Osmanlı sarayının dikkatini çekti. Kırım hanlarının en büyüklerinden olan Gazi Giray, Kırım-Osmanlı ilişkilerini dengeli bir şekilde yürütmeyi başardı. Onun döneminde Kırım, askerî ve kültürel açıdan tarihinin şahikasına ulaştı. “Gazâyî” ve “Gâzî Han” mahlaslarıyla Osmanlı ve Çağatay Türkçesi, Arapça, Farsça, Kırım Tatarcası ile şiirler yazan Gazi Giray, aynı zamanda âlim, şair, hattat, bestekâr ve sazendeydi. Bir şair olarak şöhretini Osmanlı Türkçesi ile yazdığı şiirlerine borçluydu.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-temmuz-2026">Derin Tarih Temmuz Sayısında… </a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çerim Soobzokov’un Özgürlük Mücadelesi</title>
		<link>https://www.derintarih.com/tarihin-taniklari/cerim-soobzokovun-ozgurluk-mucadelesi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cem Kumuk]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 02 May 2025 10:36:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Tarihin Tanıkları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=11450</guid>

					<description><![CDATA[Kuzey Kafkasyalılar için II. Dünya Savaşı büyük felaketlere kapı araladı. Kendilerine soykırım uygulayan Sovyetler’e karşı Almanlara umut bağlayan Kafkas halkları bunun bedelini Drau Katliamı gibi soykırımlarla ödediler. Bu can pazarında Çerim Soobzokov gibi hayatta kalmayı başaranlarsa Sovyet karşıtı blok için istihbarat servislerinde bile görev aldılar. Önce bir CIA ajanı olarak çalışan, sonra da yine CIA tarafından hainlikle suçlanan Çerim Soobzokov’un hayatı hem Soğuk Savaş atmosferini hem de Kuzey Kafkasyalı mültecilerin yaşadıkları sıkıntıları anlamak adına ibret verici bir örnektir. &#160; Devamı Derin Tarih Mayıs Sayısında… ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kuzey Kafkasyalılar için II. Dünya Savaşı büyük felaketlere kapı araladı. Kendilerine soykırım uygulayan Sovyetler’e karşı Almanlara umut bağlayan Kafkas halkları bunun bedelini Drau Katliamı gibi soykırımlarla ödediler. Bu can pazarında Çerim Soobzokov gibi hayatta kalmayı başaranlarsa Sovyet karşıtı blok için istihbarat servislerinde bile görev aldılar. Önce bir CIA ajanı olarak çalışan, sonra da yine CIA tarafından hainlikle suçlanan Çerim Soobzokov’un hayatı hem Soğuk Savaş atmosferini hem de Kuzey Kafkasyalı mültecilerin yaşadıkları sıkıntıları anlamak adına ibret verici bir örnektir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-mayis-2025-/-sayi-158">Derin Tarih Mayıs Sayısında… </a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hattat, şair, kemankeş ve nâzır Mustafa Kâni Bey</title>
		<link>https://www.derintarih.com/tarihin-taniklari/hattat-sair-kemankes-ve-nazir-mustafa-kani-bey/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Oktay Türkoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 03 Mar 2025 13:41:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Tarihin Tanıkları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=11276</guid>

					<description><![CDATA[Osmanlı tarihinde farklı ihtisas sahalarına nüfuz edebilmiş, hezârfen (bin fen sahibi) olarak anılan isimlerden biri de Mustafa Kâni Bey’dir. Sultan II. Mahmud devrinde sivrilip vefatına dek devlette etkin pozisyonlarda yer alan Mustafa Kâni Bey, resmî görevlerinin yanında hattatlık, şairlik, kemankeşlik ve müelliflik gibi sahalarda da mahir bir şahsiyettir. Eyüp Sultan Camii haziresinde bulunan, Mustafa Kâni Bey’in ve onun hatt-ı destiyle yazılmış olan üç mezar taşı, kendisinin hat sanatındaki ve şairlikteki seviyesini gösterdiği gibi aile şeceresi hakkında da mühim bir kaynak değerindedir. &#160; Devamı Derin Tarih Mart Sayısında… ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Osmanlı tarihinde farklı ihtisas sahalarına nüfuz edebilmiş, hezârfen (bin fen sahibi) olarak anılan isimlerden biri de Mustafa Kâni Bey’dir. Sultan II. Mahmud devrinde sivrilip vefatına dek devlette etkin pozisyonlarda yer alan Mustafa Kâni Bey, resmî görevlerinin yanında hattatlık, şairlik, kemankeşlik ve müelliflik gibi sahalarda da mahir bir şahsiyettir. Eyüp Sultan Camii haziresinde bulunan, Mustafa Kâni Bey’in ve onun hatt-ı destiyle yazılmış olan üç mezar taşı, kendisinin hat sanatındaki ve şairlikteki seviyesini gösterdiği gibi aile şeceresi hakkında da mühim bir kaynak değerindedir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-mart-2025-/-sayi-156">Derin Tarih Mart Sayısında…</a></strong><strong> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Heybeliada’daki Bahriye Mektebi’nin Hikâyesi</title>
		<link>https://www.derintarih.com/tarihin-taniklari/osmanlidan-cumhuriyete-heybeliadadaki-bahriye-mektebinin-hikayesi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Oktay Türkoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 06 Jan 2025 08:06:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Tarihin Tanıkları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=11092</guid>

					<description><![CDATA[Temelleri Kasımpaşa’da atılan ve kuruluşundan yaklaşık 70 yıl sonra Heybeliada’ya taşınan Mühendishâne-i Bahrî-i Hümâyun ya da Bahriye Mektebi, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan bahriye serüvenimizde bir mihenk taşıdır. Meşhur Ermeni mimar Krikor Balyan’ın dokunuşlarıyla sanat değeri açısından da farklı bir noktaya erişen bu yapı, Fransız danışman Baron de Tott’un rehberliğinde yaşanan modernizasyona ev sahipliği yapmasının yanında; Mehmed Rauf’tan Necip Fazıl ve Nazım Hikmet’e, bahriye feriki Woods Paşa’dan Kûtü’l-Amâre esiri General Townshend’e pek çok farklı simanın yolunun kesişim noktası olmuştur. &#160; Devamı Derin Tarih Ocak Sayısında… ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Temelleri Kasımpaşa’da atılan ve kuruluşundan yaklaşık 70 yıl sonra Heybeliada’ya taşınan Mühendishâne-i Bahrî-i Hümâyun ya da Bahriye Mektebi, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan bahriye serüvenimizde bir mihenk taşıdır. Meşhur Ermeni mimar Krikor Balyan’ın dokunuşlarıyla sanat değeri açısından da farklı bir noktaya erişen bu yapı, Fransız danışman Baron de Tott’un rehberliğinde yaşanan modernizasyona ev sahipliği yapmasının yanında; Mehmed Rauf’tan Necip Fazıl ve Nazım Hikmet’e, bahriye feriki Woods Paşa’dan Kûtü’l-Amâre esiri General Townshend’e pek çok farklı simanın yolunun kesişim noktası olmuştur.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-ocak-2025-/-sayi-154">Derin Tarih Ocak Sayısında…</a></strong><strong> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tokatlıyan Oteli ve Lokantası</title>
		<link>https://www.derintarih.com/tarihin-taniklari/tokatliyan-oteli-ve-lokantasi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Oktay Türkoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 10 Dec 2024 08:42:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Tarihin Tanıkları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=11013</guid>

					<description><![CDATA[Osmanlı’dan II. Cihan Harbi’ne kadar yaklaşık yarım asır boyunca Beyoğlu’nun en gözde oteli ve lokantası olan Tokatlıyan, İstanbul’un hafızasında iz bırakan mekânlarından biri. Günümüzde iş hanı olarak kullanılan ve İstiklâl Caddesi’nin en ışıksız ve gösterişsiz yapılarından biri hâline gelen Tokatlıyan’dan geriye renkli simaların eşlik ettiği hatıralar ile cephesindeki ismi kaldı yalnızca. &#160; Devamı Derin Tarih Aralık Sayısında… ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Osmanlı’dan II. Cihan Harbi’ne kadar yaklaşık yarım asır boyunca Beyoğlu’nun en gözde oteli ve lokantası olan Tokatlıyan, İstanbul’un hafızasında iz bırakan mekânlarından biri. Günümüzde iş hanı olarak kullanılan ve İstiklâl Caddesi’nin en ışıksız ve gösterişsiz yapılarından biri hâline gelen Tokatlıyan’dan geriye renkli simaların eşlik ettiği hatıralar ile cephesindeki ismi kaldı yalnızca.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-aralik-2024-/-sayi-154">Derin Tarih Aralık Sayısında…</a></strong><strong> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yıldız Fotoğraf Albümleri</title>
		<link>https://www.derintarih.com/tarihin-taniklari/yildiz-fotograf-albumleri/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[H. Yıldırım Ağanoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 01 Nov 2023 07:17:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Tarihin Tanıkları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=9933</guid>

					<description><![CDATA[Sultan II. Abdülhamid kendi dönemindeki bütün yenilikleri dikkatle takip eder, zararlısıyla faydalısını birbirinden ayırır, faydalı gördüklerini de mutlaka Osmanlı ülkesinde uygulamaya geçirirdi. Bugün elimizde bulunan Yıldız Albümleri Sultan’ın bu hassasiyetinin bir neticesi. Albümler öyle bir ihtimamla hazırlanmıştır ki, bize görsel bir şölen sunmakla kalmaz, imparatorluğun son dönemine dair çok kıymetli ve vazgeçilmez bir arşiv de kazandırır. &#160; Devamı Derin Tarih Kasım Sayısında…]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sultan II. Abdülhamid kendi dönemindeki bütün yenilikleri dikkatle takip eder, zararlısıyla faydalısını birbirinden ayırır, faydalı gördüklerini de mutlaka Osmanlı ülkesinde uygulamaya geçirirdi. Bugün elimizde bulunan Yıldız Albümleri Sultan’ın bu hassasiyetinin bir neticesi. Albümler öyle bir ihtimamla hazırlanmıştır ki, bize görsel bir şölen sunmakla kalmaz, imparatorluğun son dönemine dair çok kıymetli ve vazgeçilmez bir arşiv de kazandırır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-kasim-2023">Derin Tarih Kasım Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Zululardan Büyük Britanya’ya Ağır Yumruk</title>
		<link>https://www.derintarih.com/tarihin-taniklari/zululardan-buyuk-britanyaya-agir-yumruk/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mükremin Gül]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 01 Nov 2023 07:09:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Tarihin Tanıkları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=9915</guid>

					<description><![CDATA[Güney Afrika’daki ikonik İsandlvana tepesi önünde gerçekleşen savaşta, 20 bin Zulu savaşçısı kibirli ve açgözlü Britanya ordusunu ağır bir hezimete uğrattı. O gün, güneşin de tutulmasıyla Büyük Britanya bir süreliğine karanlığa büründü ve Teğmen Browne’dan gelen “Allah aşkına geri dönün, ordugâh kuşatıldı!” şeklindeki yardım çağrısı mağlubiyetin sembol sözü haline geldi. Ne var ki ilk şoku atlatan Britanya teknolojik üstünlüğünü kullanarak galip gelmeyi başaracak ve Zuluların toprakları işgal edilecekti. Britanya’nın emperyal gölgesi Güney Afrika’yı da kana ve karanlığa boğmaya hazırdı. &#160; Devamı Derin Tarih Kasım Sayısında…]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Güney Afrika’daki ikonik İsandlvana tepesi önünde gerçekleşen savaşta, 20 bin Zulu savaşçısı kibirli ve açgözlü Britanya ordusunu ağır bir hezimete uğrattı. O gün, güneşin de tutulmasıyla Büyük Britanya bir süreliğine karanlığa büründü ve Teğmen Browne’dan gelen “Allah aşkına geri dönün, ordugâh kuşatıldı!” şeklindeki yardım çağrısı mağlubiyetin sembol sözü haline geldi. Ne var ki ilk şoku atlatan Britanya teknolojik üstünlüğünü kullanarak galip gelmeyi başaracak ve Zuluların toprakları işgal edilecekti. Britanya’nın emperyal gölgesi Güney Afrika’yı da kana ve karanlığa boğmaya hazırdı.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-kasim-2023">Derin Tarih Kasım Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>I. Dünya Savaşı’nda Cephe Gerisindeki Propaganda Ordusu</title>
		<link>https://www.derintarih.com/tarihin-taniklari/i-dunya-savasinda-cephe-gerisindeki-propaganda-ordusu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mükremin Gül]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 13 Sep 2023 14:14:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Tarihin Tanıkları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=9748</guid>

					<description><![CDATA[1. Dünya Savaşı’nda Osmanlı İmparatorluğu ve müttefikleri bir yandan savaşı sürdürürken, diğer yandan hazırladıkları çok sayıda propaganda ürünüyle halklarını savaşın hedefleri doğrultusunda zinde tutup motive etme gayretindeydi. İşte, madalyonlardan kartpostallara, rozetlerden nişanlara, porselen tabaklardan sigara kâğıtlarına cephe gerisinde mevzilenen propaganda ordusunun mensupları&#8230; &#160; Devamı Derin Tarih Eylül Sayısında…]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>1. Dünya Savaşı’nda Osmanlı İmparatorluğu ve müttefikleri bir yandan savaşı sürdürürken, diğer yandan hazırladıkları çok sayıda propaganda ürünüyle halklarını savaşın hedefleri doğrultusunda zinde tutup motive etme gayretindeydi. İşte, madalyonlardan kartpostallara, rozetlerden nişanlara, porselen tabaklardan sigara kâğıtlarına cephe gerisinde mevzilenen propaganda ordusunun mensupları&#8230;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p style="text-align: left;"><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-eylul-2023">Derin Tarih Eylül Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Priyedor Soykırımı</title>
		<link>https://www.derintarih.com/tarihin-taniklari/priyedor-soykirimi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mikail Türker Bal]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 17 Jul 2023 08:15:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Tarihin Tanıkları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=9493</guid>

					<description><![CDATA[Bosna Hersek Savaşı denilince aklımıza ilk olarak Srebrenitsa gelir. Fakat daha savaşın başlarında Priyedor’da yapılan soykırım, Srebrenitsa kadar vahşi sahneler ihtiva eder. Burada katledilen binlerce masum insanın cesedi, vicdan azabına yenik düşen bir Sırp askerin itirafıyla Tomaşitsa’daki toplu mezarda bulundu. Burası II. Dünya Savaşı’ndan sonra Bosna Hersek’te ortaya çıkarılan en büyük toplu mezardı. Buna rağmen suçluların bulunup cezalandırıldığı söylenemez. &#160; Devamı Derin Tarih Temmuz Sayısında…]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bosna Hersek Savaşı denilince aklımıza ilk olarak Srebrenitsa gelir. Fakat daha savaşın başlarında Priyedor’da yapılan soykırım, Srebrenitsa kadar vahşi sahneler ihtiva eder. Burada katledilen binlerce masum insanın cesedi, vicdan azabına yenik düşen bir Sırp askerin itirafıyla Tomaşitsa’daki toplu mezarda bulundu. Burası II. Dünya Savaşı’ndan sonra Bosna Hersek’te ortaya çıkarılan en büyük toplu mezardı. Buna rağmen suçluların bulunup cezalandırıldığı söylenemez.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-temmuz-2023">Derin Tarih Temmuz Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bir Elinde Dîvanu Lugâti’t-Türk Diğer Elinde İlyada</title>
		<link>https://www.derintarih.com/tarihin-taniklari/bir-elinde-divanu-lugatit-turk-diger-elinde-ilyada/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[İsmail Güleç]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 03 Jun 2023 13:07:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Tarihin Tanıkları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=9449</guid>

					<description><![CDATA[Osmanlı padişahları arasında siyasî ve askerî dehâsı yanında sanata ve ilme merakıyla da öne çıkan Fatih Sultan Mehmed, hakkında yazılan kitap ve makalelere rağmen, şahsiyeti ve bazı icraatlarıyla ardında aydınlatılmamış yığınla soru bırakmıştır. Merak edilen yönlerinden biri de entelektüel kişiliği, kitap ve kütüphanelere düşkünlüğüdür. Fatih’in kitapları ve kütüphanesiyle ilgili nitelikli çalışmalar yürüten Prof. Dr. İsmail Erünsal, Fatih’in Entelektüel Portresi  kitabında cihan padişahının entelektüel yönüne ışık tutuyor. &#160; Devamı Derin Tarih Haziran Sayısında…]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Osmanlı padişahları arasında siyasî ve askerî dehâsı yanında sanata ve ilme merakıyla da öne çıkan Fatih Sultan Mehmed, hakkında yazılan kitap ve makalelere rağmen, şahsiyeti ve bazı icraatlarıyla ardında aydınlatılmamış yığınla soru bırakmıştır. Merak edilen yönlerinden biri de entelektüel kişiliği, kitap ve kütüphanelere düşkünlüğüdür. Fatih’in kitapları ve kütüphanesiyle ilgili nitelikli çalışmalar yürüten Prof. Dr. İsmail Erünsal, <em>Fatih’in Entelektüel Portresi </em> kitabında cihan padişahının entelektüel yönüne ışık tutuyor.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-haziran-2023">Derin Tarih Haziran Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Taşradan Saraya, Muallimlikten Şeyhülislâmliğa</title>
		<link>https://www.derintarih.com/tarihin-taniklari/tasradan-saraya-muallimlikten-seyhulislamliga/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Osman Atasoy]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 05 Jan 2023 09:17:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Tarihin Tanıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Haydarîzâde İbrahim Efendi]]></category>
		<category><![CDATA[osmanli]]></category>
		<category><![CDATA[Tanzimat]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=8914</guid>

					<description><![CDATA[Osmanlı’nın son dönemi, ulemâdan alâkayı mucip, birbirinden farklı pek çok simanın bulunduğu müstesna bir zaman dilimidir. Tarih yazımının umumiyetle göz ardı ettiği bu şahsiyetleri yeniden hatırlamak, kayıp halkanın yeniden teminiyle İslâm ilim ve düşünce geleneği ile irtibat kurmanın en önemli imkânıdır. İşte Tanzimat’ın hızlı dönüşümlerinin yaşandığı bir dönemde, İmparatorluğun taşrasında doğup şeyhülislâmlığa kadar yükselen Haydarîzâde İbrahim Efendi’nin ilginç hayat hikâyesi, âdeta bize bu hikâyenin bir hulasasını sunuyor &#160; Devamı Derin Tarih Ocak Sayısında…]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Osmanlı’nın son dönemi, ulemâdan alâkayı mucip, birbirinden farklı pek çok simanın bulunduğu müstesna bir zaman dilimidir. Tarih yazımının umumiyetle göz ardı ettiği bu şahsiyetleri yeniden hatırlamak, kayıp halkanın yeniden teminiyle İslâm ilim ve düşünce geleneği ile irtibat kurmanın en önemli imkânıdır. İşte Tanzimat’ın hızlı dönüşümlerinin yaşandığı bir dönemde, İmparatorluğun taşrasında doğup şeyhülislâmlığa kadar yükselen Haydarîzâde İbrahim Efendi’nin ilginç hayat hikâyesi, âdeta bize bu hikâyenin bir hulasasını sunuyor</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-ocak-2023">Derin Tarih Ocak Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>144 Yıl Sonra İstanbul&#8217;dan Mostar&#8217;a Rücu Eden Belgeler</title>
		<link>https://www.derintarih.com/tarihin-taniklari/144-yil-sonra-istanbuldan-mostara-rucu-eden-belgeler/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[H. Yıldırım Ağanoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 12 Oct 2022 08:41:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Tarihin Tanıkları]]></category>
		<category><![CDATA[belgeler]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[mostar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=8570</guid>

					<description><![CDATA[Yunus Emre Enstitüsü’nün teşebbüsleriyle H. Yıldırım Ağanoğlu’nun hazırladığı ve geçtiğimiz Temmuz ayında Mostar’da kapılarını açan Osmanlı Arşiv Belgelerinde Mostar adlı serginin hem hüzünlendiren hem de ümit bahşeden hikâyesi&#8230; &#160; Devamı Derin Tarih Ekim Sayısında…]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yunus Emre Enstitüsü’nün teşebbüsleriyle<br />
H. Yıldırım Ağanoğlu’nun hazırladığı ve geçtiğimiz Temmuz ayında Mostar’da kapılarını açan Osmanlı Arşiv Belgelerinde Mostar adlı serginin hem hüzünlendiren hem de ümit bahşeden hikâyesi&#8230;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-ekim-2022">Derin Tarih Ekim Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>“Korkma, Kendime Bir Şey Yapmam” Dedi Ve&#8230;</title>
		<link>https://www.derintarih.com/tarihin-taniklari/korkma-kendime-bir-sey-yapmam-dedi-ve/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Beyza Karakaya]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 07 Sep 2022 08:10:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Tarihin Tanıkları]]></category>
		<category><![CDATA[arşiv]]></category>
		<category><![CDATA[fransız]]></category>
		<category><![CDATA[İngiliz]]></category>
		<category><![CDATA[şehzade]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=8475</guid>

					<description><![CDATA[Şehzadelerin çocuk sahibi olması yasaklandığından, babası Abdülaziz tahta geçene kadar doğumu gizlenen şehzade Yusuf İzzeddin Efendi 8 yaşında yüzbaşı, 9 yaşında binbaşı olmasından ışıltılı şehzadelik günlerine, vehimlerle dolu veliahtlık yıllarından trajik ve şüpheli ölümüne Osmanlı tarihinin en enteresan portrelerinden biri. Prof. Dr. Ali Akyıldız’ın Osmanlı, Alman, Fransız ve İngiliz basınına, hatıratlara, arşiv belgelerine ve literatüre dayanarak kaleme aldığı, uzun soluklu bir çalışmanın mahsulü olan kitabında yer verdiği şaşırtıcı kesitlere birlikte göz atalım&#8230; &#160; Devamı Derin Tarih Eylül Sayısında…]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Şehzadelerin çocuk sahibi olması yasaklandığından, babası Abdülaziz tahta geçene kadar doğumu gizlenen şehzade Yusuf İzzeddin Efendi 8 yaşında yüzbaşı, 9 yaşında binbaşı olmasından ışıltılı şehzadelik günlerine, vehimlerle dolu veliahtlık yıllarından trajik ve şüpheli ölümüne Osmanlı tarihinin en enteresan portrelerinden biri.</p>
<p>Prof. Dr. Ali Akyıldız’ın Osmanlı, Alman, Fransız ve İngiliz basınına, hatıratlara, arşiv belgelerine ve literatüre dayanarak kaleme aldığı, uzun soluklu bir çalışmanın mahsulü olan kitabında yer verdiği şaşırtıcı kesitlere birlikte göz atalım&#8230;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-eylul-2022">Derin Tarih Eylül Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Muhammed Ali Clay: Tanıdığım İkinci Amerikalı</title>
		<link>https://www.derintarih.com/tarihin-taniklari/muhammed-ali-clay-tanidigim-ikinci-amerikali/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mustafa Kara]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 06 Jun 2022 08:11:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Tarihin Tanıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Chuvalo]]></category>
		<category><![CDATA[F. Kennedy]]></category>
		<category><![CDATA[Liston]]></category>
		<category><![CDATA[Muhammed Ali]]></category>
		<category><![CDATA[Patterson]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=8165</guid>

					<description><![CDATA[23 Eylül 1963 tarihinde Ankara İmam Hatip Okulu’nun birinci sınıfına kaydoldum. 22 Kasım 1963’te ABD Başkanı F. Kennedy bir suikasta kurban gitti. Bütün gazeteler, dergiler, radyolar kısacası herkes ondan bahsediyordu. Bu isim öğrendiğim/duyduğum ilk Amerikalı isimdir. Bir müddet sonra bu kıtada bir boks maçı oldu. Ardından ikinci ismi ezberledim: Cassius Clay. Bir müddet sonra ise şöyle bir haber yayınlandı. Manşet: “Ben Müslümanım… Benim adım Muhammed Ali.” Bir cümle daha: “Allah kendisine inananların her zaman yanındadır. Ringde de Allah benimle beraberdi.” Çok uzak diyarlardan çok tatlı haberler geliyordu. Dünyaya meydan okuyan bu siyah incinin rakipleriyle ilgili olarak kullandığı sivri cümleleri kadar,&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>23 Eylül 1963 tarihinde Ankara İmam Hatip Okulu’nun birinci sınıfına kaydoldum. 22 Kasım 1963’te ABD Başkanı F. Kennedy bir suikasta kurban gitti. Bütün gazeteler, dergiler, radyolar kısacası herkes ondan bahsediyordu. Bu isim öğrendiğim/duyduğum ilk Amerikalı isimdir. Bir müddet sonra bu kıtada bir boks maçı oldu. Ardından ikinci ismi ezberledim: Cassius Clay. Bir müddet sonra ise şöyle bir haber yayınlandı. Manşet: “Ben Müslümanım… Benim adım Muhammed Ali.” Bir cümle daha: “Allah kendisine inananların her zaman yanındadır. Ringde de Allah benimle beraberdi.”</p>
<p>Çok uzak diyarlardan çok tatlı haberler geliyordu. Dünyaya meydan okuyan bu siyah incinin rakipleriyle ilgili olarak kullandığı sivri cümleleri kadar, diniyle imanıyla ilgili ifadeleri de dikkatimizi çekiyordu. Maç sonrası gazetelerin birinci sayfalarında yayınlanan fotoğraflar uzun uzun seyrediliyordu. Bu fotoğrafları kesip saklamaya, bazı yerlere asmaya başladım. Bir müddet sonra büyük ebat bir defter aldım, gazete ve dergilerden kestiğim kupürleri o defterin sayfalarına yapıştırmaya başladım. Bu tatlı macera yıllar yılı devam etti. Benzer dosyalarımla birlikte hepsi muhafaza altındadır. Bu koleksiyonun -şimdilik- son yazısı okuduğunuz satırlar olacaktır.</p>
<p>ABD’de siyahîlerin statüleri 2020’li yıllarda hâlâ problemli. Bu ıstırap verici manzarayı herkes görüyor. 1960’lı yıllar dikkate alınırsa Muhammed Ali’nin bu “meydan okuması”nın ilgi alanı, psikolojik etkisi daha kolay anlaşılabilir. Siyahîlerle birlikte bütün İslâm dünyasında da dalgalanmalar oldu. Naklen verilen maçı radyodan dinlemek için gece yarılarından sonra kalkanlar az değildi. Çocuklarına Muhammed Ali ismini verenler de… O yıllarda Eminönü’nde büyük bir mağazanın önünü kaplayan şu afişi hatırlıyorum: “Fiyatlarımıza M. Ali Clay Yumruk Attı”.</p>
<p>Bu arada yere serdiği rakiplerini de tanır hale geldik: Liston, Patterson, Chuvalo, Cooper, Mildenberger, Terrel, Follex…</p>
<p>Gel zaman git zaman üzüntülü haberler de gelmeye başladı uzak diyarlardan. Onu ringde deviremeyenler başka bir tuzak kurmuşlardı: Askerlik. Aslında millî sporcuları askerlikten muaf tutan idare, onu askere alıp hem de Vietnam Savaşı için cepheye gönderme kararı vermişti. Bu haksız kararı reddedince, mahkeme kahramanımızın hem “Dünya Ağır Sıklet Boks Şampiyonu” unvanını geri aldı hem de onu hapse mahkûm etti. Üç yıl hapis ve 10 bin dolar para cezası… O da yetmedi, “vatan haini” ilan edildi.</p>
<p>Elde var hüzün…</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-haziran-2022">Derin Tarih Haziran Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Filibe Tekkelerinde Hain Talan</title>
		<link>https://www.derintarih.com/tarihin-taniklari/filibe-tekkelerinde-hain-talan/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mikail Türker Bal]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 01 May 2022 04:13:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Tarihin Tanıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Bulgaristan]]></category>
		<category><![CDATA[Filibe]]></category>
		<category><![CDATA[Meriç Nehri]]></category>
		<category><![CDATA[Philippopolis]]></category>
		<category><![CDATA[Sofya]]></category>
		<category><![CDATA[Trakya Ovası]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=8038</guid>

					<description><![CDATA[Eski adı Philippopolis olan Filibe, Bulgaristan’ın Sofya’dan sonra ikinci büyük şehri. Osmanlı hâkimiyeti döneminde Balkanlardaki önemli şehirlerimiz arasında olup; cami, medrese gibi yapılarıyla ve burada yetişen ilim adamlarıyla önde gelen İslâm merkezlerindendi. Bu güzel şehir yukarı Trakya Ovası’nda, Meriç Nehri’nin iki yakasında kurulmuştur. Eski şehir merkezi, geniş bir alanın ortasında, kayalıklardan oluşan beş tepenin üzerinde yer almaktadır. 20. yüzyılın ilk yarısına kadar camileri, kiliseleri ve sinagogları, farklı dinî ve etnik grupları içine alan nüfus yapısıyla kozmopolit bir görünüş arz etmekte olup, Bulgaristan’da bir çeşit Akdeniz-Levanten üslûbunu yansıtan özelliğe sahipti. Osmanlı fethine kadar Bizanslılar, Bulgarlar ve Haçlılar arasında 11 defa el&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Eski adı Philippopolis olan Filibe, Bulgaristan’ın Sofya’dan sonra ikinci büyük şehri. Osmanlı hâkimiyeti döneminde Balkanlardaki önemli şehirlerimiz arasında olup; cami, medrese gibi yapılarıyla ve burada yetişen ilim adamlarıyla önde gelen İslâm merkezlerindendi.</p>
<p>Bu güzel şehir yukarı Trakya Ovası’nda, Meriç Nehri’nin iki yakasında kurulmuştur. Eski şehir merkezi, geniş bir alanın ortasında, kayalıklardan oluşan beş tepenin üzerinde yer almaktadır. 20. yüzyılın ilk yarısına kadar camileri, kiliseleri ve sinagogları, farklı dinî ve etnik grupları içine alan nüfus yapısıyla kozmopolit bir görünüş arz etmekte olup, Bulgaristan’da bir çeşit Akdeniz-Levanten üslûbunu yansıtan özelliğe sahipti.</p>
<p>Osmanlı fethine kadar Bizanslılar, Bulgarlar ve Haçlılar arasında 11 defa el değiştiren ve küçük bir sınır kalesi haline gelen şehri Lala Şâhin Paşa kumandasındaki Osmanlı kuvvetleri Edirne’nin fethinden hemen sonra, 1361’de fethetmiştir. 15. yüzyılın ilk yarısında yeniden imar edilerek Osmanlı-Türk şehri hüviyeti kazandırılan Filibe, Anadolu’dan getirilen Türk ailelerinin yerleştirilmesi suretiyle Rumeli Beylerbeyliğinin merkezi haline getirildi. Osmanlı öncesine ait birkaç eser hariç Filibe’nin en önemli mimari eserleri bu dönemde, şehrin yeniden imarı sırasında vücuda getirilmiştir.</p>
<p>Filibe’yi daha önce Batılı seyyahlardan ziyaret edenler olmasına rağmen şehirle ilgili verdikleri bilgiler kısıtlı kalmıştır. Şehir hakkında ayrıntılı bilgiye, Evliya Çelebi’nin <em>Seyahatnâme</em>’sinden ulaşabilmekteyiz (<em>Seyahatnâme</em>, III, 381-386). Evliya Çelebi Filibe’yi ilk olarak 1652’de ziyaret etmiş, sonraları buraya birkaç defa daha uğramıştır. <em>Seyahatnâme</em>’ye göre Filibe’de 53 cami, birkaç medrese, 70 mektep, sekiz hamam, 11 tekke, yedi dârülkurrâ ve 880 dükkân vardı. Bunların bazıları hakkında ayrıntılı bilgi veren Evliya Çelebi, Filibe nüfusu arasında temayüz etmiş birçok âlim, şeyh, imam, fakih ve şair olduğunu, tarikatlardan Halvetiyye, Celvetiyye, Kâdiriyye ve Gülşeniyye mensuplarına ait 11 adet ‘gönlü yaralı dervişler tekkesi’ bulunduğunu yazmaktadır.</p>
<p>Ekrem Hakkı Ayverdi, <em>Avrupa’da Osmanlı Mimarî Eserleri</em> adlı eserinde Filibe’deki bazı tekke ve zaviyelerin isimlerine yer verir. Reşat Öngören ise bir makalesinde Filibe’de; şehir merkezinde 14, merkeze bağlı bir köyde ise bir tane olmak üzere toplam 15 tekkenin olduğunu belirtir.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-mayis-2022">Derin Tarih Mayıs Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Babri Mescid Hinduların Ayasofya’sı mı?</title>
		<link>https://www.derintarih.com/tarihin-taniklari/babri-mescid-hindularin-ayasofyasi-mi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Deniz Çıkılı]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 02 Dec 2021 12:35:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Tarihin Tanıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Britanya]]></category>
		<category><![CDATA[Hindistan]]></category>
		<category><![CDATA[Müslüman]]></category>
		<category><![CDATA[Pakistan]]></category>
		<category><![CDATA[Vali Lord Canning]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=7682</guid>

					<description><![CDATA[Gün geçmiyor ki Hindistan’daki Müslümanlara yönelik saldırıların tırmanışa geçtiğine dair medyaya yeni haberler düşmesin. Elbette alt kıta Müslümanlarının maruz kaldığı zulümler günümüzdekilerle sınırlı değil. Biraz daha geriye gidersek, başarısızlıkla neticelenen 1857 Hint Ayaklanması -bugün artık Hintli ve İngiliz tarihçilerin de kabul ettiği üzere- İngilizlere karşı hemen her kesimin katılımıyla gerçekleşen millî bir bağımsızlık mücadelesi olmasına rağmen, o günlerde hadisenin faturası tamamıyla Müslümanlara kesilmiş, İngilizlerin hışmına uğrayanlar Müslümanlar olmuştu. Ayaklanmayı acımasız ve vahşi bir şekilde bastıran İngilizler, ellerine geçirdikleri Hintli Müslümanları, hadiseye dahil olup olmadıklarına bakmaksızın, asarak idam etmişlerdi. İngiliz askerler ne kadar çok Müslümanı idam ederlerse o kadar saygı görmüştü.&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>G</strong>ün geçmiyor ki Hindistan’daki Müslümanlara yönelik saldırıların tırmanışa geçtiğine dair medyaya yeni haberler düşmesin. Elbette alt kıta Müslümanlarının maruz kaldığı zulümler günümüzdekilerle sınırlı değil. Biraz daha geriye gidersek, başarısızlıkla neticelenen 1857 Hint Ayaklanması -bugün artık Hintli ve İngiliz tarihçilerin de kabul ettiği üzere- İngilizlere karşı hemen her kesimin katılımıyla gerçekleşen millî bir bağımsızlık mücadelesi olmasına rağmen, o günlerde hadisenin faturası tamamıyla Müslümanlara kesilmiş, İngilizlerin hışmına uğrayanlar Müslümanlar olmuştu. Ayaklanmayı acımasız ve vahşi bir şekilde bastıran İngilizler, ellerine geçirdikleri Hintli Müslümanları, hadiseye dahil olup olmadıklarına bakmaksızın, asarak idam etmişlerdi. İngiliz askerler ne kadar çok Müslümanı idam ederlerse o kadar saygı görmüştü. Hatta bu başarıları sayesinde rütbeleri yükseltilerek onurlandırılmışlardı. İngilizlerin bir diğer barbarlığı da yakalanan Hintli Müslümanları bir topun önünde toplayarak üzerlerine ateş edilmesi neticesinde paramparça edilmeleridir. İngiliz askerlerin Müslümanları bu şekilde öldürdüğünü haber alan Genel Vali Lord Canning bile rahatsız olmuş, bu rahatsızlığını ifade etme ihtiyacı hissetmiştir. 1857’deki zulümlerin üzerinden iki asra yakın süre geçmesine rağmen Hindistan’da azınlık durumunda bulunan Müslümanlara yapılan baskılar maalesef bugün hâlâ devam etmekte.</p>
<p>Alt kıta coğrafyası hakkında yeterli bilgisi olmayanlar, Hindistan’da baskı veya zulme maruz kalanların bir avuç Müslümandan ibaret olduğu şeklinde yaygın fakat yanlış bir kanaate sahip. Hâlbuki 200 milyonu aşkın Müslüman nüfusuyla Hindistan, dünyadaki en kalabalık Müslüman azınlığa sahip ülke. Bu yanlış kanaatin elbette bazı sebepleri var. Birincisi, Hint Müslümanları ile üzerinde yaşadığımız coğrafyayı birbirine bağlayan en kuvvetli bağ konumundaki kurum olan hilafetin 1924’te ilga edilmesidir. Hilafetin ilgası Hindistan’da büyük tepki ve çalkantılara yol açmıştır. Önce bu tür haberlere itibar edilmemiş; fakat doğru olduğu anlaşılınca hilafetin ilga kararı Müslümanların ekserisi tarafından İslâm dışı olarak değerlendirilmiştir.3 İkinci sebep, 1947’de ülkenin Britanya tarafından bölünerek Pakistan ve Hindistan şeklinde iki ulus devletin ortaya çıkmasıyla neticelenen süreçtir. Zira bu hadiseden sonra Hindistan’daki Müslümanların tamamının Pakistan’a göç ettiği ve Hindistan’da hiç Müslüman kalmadığı şeklinde yanlış bir algı oluşmuştur ki bu kanaat insanımızı Pakistan’a yaklaştırdığı kadar, ilginç bir şekilde Hindistan’dan uzaklaştırmıştır. Hâlbuki o tarihlerde de Hindistan’daki Müslüman nüfus azımsanmayacak düzeydeydi (yaklaşık 35 milyon).</p>
<p><strong> Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-aralik-2021">Derin Tarih Aralık Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yüksek İslâm Enstitüsü’ndeki Eğitim Programı İçin Muhammed Hamidullah’ın Teklifleri</title>
		<link>https://www.derintarih.com/tarihin-taniklari/yuksek-islam-enstitusundeki-egitim-programi-icin-muhammed-hamidullahin-teklifleri/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kâmil Yeşil]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 02 Nov 2021 06:29:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Tarihin Tanıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Celâleddin Ökten Hoca]]></category>
		<category><![CDATA[Hamidullah]]></category>
		<category><![CDATA[imam hatib]]></category>
		<category><![CDATA[Kemal Edip Kürkçüoğlu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=7524</guid>

					<description><![CDATA[Türk eğitim tarihi için, 10 Haziran 1959, dönüm noktalarından biridir. Çünkü bu tarih Türkiye’de meclis tarafından 7344 sayılı kanunla İstanbul Yüksek İslâm Enstitüsü’nün açılmasının karara bağlandığı gündür. Yeni açılan bu enstitünün lokomotifi Celâleddin Ökten Hoca’dır. Ömer Nasuhi Bilmen, Mahir İz, Üsküdarlı Hafız Kurra Ali Efendi, Ahmed Davutoğlu, Ali Nihat Tarlan, Bekir Sadak, M. Zekai Konrapa, Nihat Sami Banarlı, Kemal Edip Kürkçüoğlu, Celal Saraç, Nihad Çetin, Halil Can, Yaman Dede gibi üstatlardır. İstanbul Yüksek İslâm Enstitüsü’nün açılışından sonra, imam hatib okullarının da idarî işlerini, kadro meselelerini ve eğitim programlarını yürütmek için, Millî Eğitim Bakanlığı bünyesinde Din Eğitimi Dairesi kurulur ve genel&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türk eğitim tarihi için, 10 Haziran 1959, dönüm noktalarından biridir. Çünkü bu tarih Türkiye’de meclis tarafından 7344 sayılı kanunla İstanbul Yüksek İslâm Enstitüsü’nün açılmasının karara bağlandığı gündür. Yeni açılan bu enstitünün lokomotifi Celâleddin Ökten Hoca’dır. Ömer Nasuhi Bilmen, Mahir İz, Üsküdarlı Hafız Kurra Ali Efendi, Ahmed Davutoğlu, Ali Nihat Tarlan, Bekir Sadak, M. Zekai Konrapa, Nihat Sami Banarlı, Kemal Edip Kürkçüoğlu, Celal Saraç, Nihad Çetin, Halil Can, Yaman Dede gibi üstatlardır.</p>
<p>İstanbul Yüksek İslâm Enstitüsü’nün açılışından sonra, imam hatib okullarının da idarî işlerini, kadro meselelerini ve eğitim programlarını yürütmek için, Millî Eğitim Bakanlığı bünyesinde Din Eğitimi Dairesi kurulur ve genel müdür olarak da Kemal Edip Kürkçüoğlu tayin edilir.</p>
<p>Enstitü yeni kurulduğu için ders programları, programların muhtevası konusunda müzakereler yürütülmekte, teklifler alınmaktadır. Zamanın Kemal Edip Bey de bu hususta, o sırada Paris’te yaşayan Hindistanlı âlim Prof. Dr. Muhammed Hamidullah’ın fikrini sorar. Hamidullah, bu isteğe binaen Paris’ten uzun bir mektup yazar. Adı geçen mektup, bir dönem Din Eğitimi Genel Müdürlüğü’nde görev yapan merhum Cemal Cebeci tarafından kayda geçirilmiştir (Doksan Üç Yılın Ardından, s. 151-160).</p>
<p>Mektup, çok az kişinin bilgisi dâhilinde kalmış olmalı ki Hamidullah’ın eserleri içinde yer almamıştır ve ehlince de tartışılmamıştır. Bu mektup aslında Türkiye’deki dinî eğitimin geçirdiği serencamın ve arayışların da tarihidir.</p>
<p>Mevzu, yeni kurulan Yüksek İslâm Enstitüsü’nün dersleri, derslerin muhtevası, kaç yıl okutulacağı gibi hususlardır. Bu husus, enstitü çevresinde, siyasiler arasında, basında, dini hayat ve tahsil ile ilgilenen çevrelerde tartışılmış ve son nokta konulamamıştır. Kemal Edip Kürkçüoğlu da “yetkili merci” olarak gördüğü Hamidullah Hoca’dan fikrini sorar.</p>
<p>Dikkat edilirse, yukarıda adı geçen Yüksek İslâm Enstitüsü hocaları içinde, ders vermek vazifesi ile gelen birkaç hoca dışındaki hocalar akademik aşamadan geçmemişlerdir. Medrese sistemi ile yetişen bu eşhâsın diğer bir özelliği “İnsan, insanın gölgesinde yetişir.” anlayışı ile; ârif ve mutasavvıf kişiler olmaları, birçok âlimin rahle-i tedrisinden geçmeleridir. Branşı kimya olan Mahir İz’in tasavvuf derslerine girmesi, bunun en tipik örneğidir. Eskilerin “mütebahhir” dedikleri bu zevat, talebelere de bu yönleri ile tesir etmişlerdir. Adı geçen hocalarla, okuttukları dersler ve ders araçları arasında bir tutarlık varsa da bu, dönemin bütün ihtiyaçlarını karşılayacak nitelikte değildir. Çünkü muhteva, sınırlar, anlayışlar ve yorumlar hocalar ve eserleri ile sınırlıdır. Oysa “yeni şeyler söylemek lâzım”dır.  Bir spekülasyon olsun diye değil; bir tespit olarak söylüyorum ki; Türkiye’de son 70 yıldır din eğitimini, dini yorum ve anlayışı büyük oranda bu kadro ve bu kadronun şekillendirdiği nesil belirlemiştir. Ankara İlahiyat Fakültesi, İstanbul Yüksek İslâm Enstitüsü’nden önce açılmasına rağmen neden orası değil de burası? Çünkü Ankara İlahiyat Fakültesi’nden böyle bir beklenti yoktur. Bu fakülte o günkü Türk toplumunun dini düşünce ve hayatındaki ihtiyaçları karşılama beklentisinden ziyade, siyasi mülahazalarla açılmıştır.  O kadar ki Ankara İlahiyat Fakültesi dediğimiz eğitim kurumunda esas dersler arasında Kur’an-ı Kerim yoktur. Fakültenin talebeleri Kur’an okumayı kendi kendine, aile büyüklerinden ya da Ankara’daki cami görevlilerinden vs. öğrenmiştir.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-kasim-2021">Derin Tarih Kasım Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Rus Monarşisine Karşı İngiliz Komplosu</title>
		<link>https://www.derintarih.com/tarihin-taniklari/rus-monarsisine-karsi-ingiliz-komplosu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Natalia Chernichenkina]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 09 Oct 2021 06:46:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Tarihin Tanıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Büyük Britanya]]></category>
		<category><![CDATA[Çar II. Nikolay]]></category>
		<category><![CDATA[Fransa]]></category>
		<category><![CDATA[Sergei Sazonov]]></category>
		<category><![CDATA[Sykes-Picot]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=7436</guid>

					<description><![CDATA[1. Dünya Savaşı’nın patlak vermesinden önce Batı, Rusya’yı pazar ve hammadde kaynağı olarak görüyordu. Cephelerde askerî hareketlilik başladığında, Büyük Britanya ve Fransa’nın temel çıkarı, müttefik Rusya’nın bu savaşa katkısını en üst düzeye çıkarmaktı; aynı zamanda katkısı da müttefiklerin hedeflerine aykırı olmamalıydı: Minimum faydada Rusya’yı zayıflatarak kontrol altına almak, maksimum faydada ise onun parçalanmasını sağlamak. (Başka bir geleneksel imparatorluk olan Osmanlı için de aynı hedefler izleniyordu.) Bunun için Fransa’nın Rusya’da kendi etki merkezini yaratması gerekiyordu. Müttefiklerin muhalefetle yoğun bağlantıları vardı. Muhalefet, imparatora değil Duma’ya itaat etmesi gereken sözde “Sorumlu Bakanlığın” kurulması için Çar II. Nikolay’ın rızasını alma gayretindeydi. Yani Rusya’da imparatorluğun&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>1. Dünya Savaşı’nın patlak vermesinden önce Batı, Rusya’yı pazar ve hammadde kaynağı olarak görüyordu. Cephelerde askerî hareketlilik başladığında, Büyük Britanya ve Fransa’nın temel çıkarı, müttefik Rusya’nın bu savaşa katkısını en üst düzeye çıkarmaktı; aynı zamanda katkısı da müttefiklerin hedeflerine aykırı olmamalıydı: Minimum faydada Rusya’yı zayıflatarak kontrol altına almak, maksimum faydada ise onun parçalanmasını sağlamak. (Başka bir geleneksel imparatorluk olan Osmanlı için de aynı hedefler izleniyordu.)</p>
<p>Bunun için Fransa’nın Rusya’da kendi etki merkezini yaratması gerekiyordu. Müttefiklerin muhalefetle yoğun bağlantıları vardı. Muhalefet, imparatora değil Duma’ya itaat etmesi gereken sözde “Sorumlu Bakanlığın” kurulması için Çar II. Nikolay’ın rızasını alma gayretindeydi. Yani Rusya’da imparatorluğun mevcut mevzuatına aykırı diğer bir parlamenter sistem getirmeye çalışıyordu. Rus sosyal figürlerinin yardımıyla, İtilaf devletlerinin resmî ve gayrı resmî ajanları, ülkenin iç düzenine, askerî programına, sanayiine ve ordunun tedarikine aktif olarak müdahale etmeye başlamışlardı.</p>
<p>Rusya için askerî açıdan başarısız olan 1915 yılının ardından Kafkasya cephesinde geniş çaplı işgaller geldi. Bunlar Rus diplomasisini otomatik olarak harekete geçirmişti. Rus ordusunun genel yorgunluğuna rağmen, Rusya Dışişleri Bakanı Sergei Sazonov, Rusya’nın savaştan galibiyetle çıkmasına kadar savaştan çekilmemesi şartıyla, Boğazların ve İstanbul’un Rusya tarafından ilhak edilmesi için İngiliz hükümetinin rızasını aldı. Daha sonra Osmanlı İmparatorluğu’na rağmen müttefiklerin toprak kazanımları gizli Sykes-Picot Antlaşması ile tanımlandı. İngilizler ve Fransızlar, Rusya’nın 1917’de İtilaf devletlerinin ilkbahar-yaz taarruzuna katılması karşılığında Boğazları, İstanbul’u ve Trabzon’dan Bitlis’e kadar Osmanlı topraklarını Rusya’ya devretmeyi kabul etmişlerdi. Ancak aslında Ruslara herhangi bir taviz vermeyi düşünmüyorlardı.</p>
<p>Büyük Britanya, Rusya’nın finansal temas kurabileceği, böylece İngiltere’nin etkisini zayıflatabileceği ABD’nin savaşa girmesinden korkmuştu. Ayrıca, Almanya için ikinci bir cephenin oluşturulması, onu Rusya ile ayrı bir barış antlaşması imzalamaya zorlayabilir, bunun sonucunda teorik olarak Rusya için gerekli olan Şark sorununa bir çözüm getirebilirdi.</p>
<p>Ayrı bir barış antlaşmasını hazırlayan müzakerelerle ilgili söylentileri şişirmek Almanların işine geliyordu; böylece müttefiklerin aralarını bozmakla kalmayıp, Rusya’da hükümet karşıtı duygulara da neden olmuşlardı. Duma, Devlet Şurasında ve liberal basın sayfalarında güya Almanya ile ayrı bir anlaşma hazırlayan Çar’ı ve çevresini Almancılıkla suçluyordu. Bu kampanyanın baş figürleri Alman Çariçe Aleksandra Fyodorovna, G. Rasputin, Bakanlar Kurulu Başkanı B. V. Ştürmer’di (1916’da görevindeyken Rusya sanayide ilerleme kaydetmişti).</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-ekim-2021">Derin Tarih Ekim Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Osmanlı’da Siyasetnâme Geleneği</title>
		<link>https://www.derintarih.com/tarihin-taniklari/osmanlida-siyasetname-gelenegi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hüseyin Yürük]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 09 Oct 2021 06:34:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Tarihin Tanıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Hemedânî]]></category>
		<category><![CDATA[Kübreviyye]]></category>
		<category><![CDATA[Kûlab]]></category>
		<category><![CDATA[nasihatnâme]]></category>
		<category><![CDATA[Şehâbeddin]]></category>
		<category><![CDATA[siyasetnâme]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=7433</guid>

					<description><![CDATA[İslâm sultanlarına iktidarda oldukları dönemlerde siyasetnâme, nasihatnâme veya layiha adı altında Kur’an’dan, Hz. Peygamberimizin (sas) sünnetinden ve sahâbe-i kirâmın hayatından hikmetler içeren bilgilerden oluşan kitaplar sunulmuştur. Bu anlamda en maruf eser, Karahanlı Türklerinden Yusuf Has Hacib’in (1017-70) Doğu Karahanlı hükümdarı ve Kaşgar Prensi Tabgaç Uluğ Buğra Kara Han’a atfen yazıp takdim ettiği Kutadgu Bilig (Mutluluk Bilgisi)’dir. Şeyh Sadi-i Şirazî (1181-1292) tarafından kaleme alınan Bostan ve Gülistan isimli eser de bu çalışmaların en meşhurlarından olup dönemin atabeglerinden Ebû Bekir b. Sa‘d’ın Şehzadesi Sa‘d b. Ebû Bekir’e sunulmuştur. Sahadaki diğer değerli eserleri ve müelliflerini şöyle sıralayabiliriz: Hemedânî (1314-85), Hz. Ali (ra) soyundandır.&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İslâm sultanlarına iktidarda oldukları dönemlerde siyasetnâme, nasihatnâme veya layiha adı altında Kur’an’dan, Hz. Peygamberimizin (sas) sünnetinden ve sahâbe-i kirâmın hayatından hikmetler içeren bilgilerden oluşan kitaplar sunulmuştur. Bu anlamda en maruf eser, Karahanlı Türklerinden Yusuf Has Hacib’in (1017-70) Doğu Karahanlı hükümdarı ve Kaşgar Prensi Tabgaç Uluğ Buğra Kara Han’a atfen yazıp takdim ettiği <em>Kutadgu Bilig</em> (Mutluluk Bilgisi)’dir. Şeyh Sadi-i Şirazî (1181-1292) tarafından kaleme alınan <em>Bostan ve Gülistan</em> isimli eser de bu çalışmaların en meşhurlarından olup dönemin atabeglerinden Ebû Bekir b. Sa‘d’ın Şehzadesi Sa‘d b. Ebû Bekir’e sunulmuştur.</p>
<p>Sahadaki diğer değerli eserleri ve müelliflerini şöyle sıralayabiliriz:</p>
<p>Hemedânî (1314-85), Hz. Ali (ra) soyundandır. Künyesi Hz. Hüseyin’in (ra) oğlu, dördüncü imam Ali Zeynelâbidîn’e ulaşır. Babası Şehâbeddin, Hemedan valisi idi. Hemedânî, tahsiline dayısı Seyyid Alâeddin’in yanında başladı ve onun tavsiyesiyle Kübreviyye şeyhlerinden Alâüddevle-i Simnânî’nin halifesi Mahmûd-ı Mezdekânî’ye intisap etti. Aldığı tavsiye üzerine uzun yolculuklara çıktı. 20 yıl süren bu seyahatleri sırasında Türkistan, Mâverâünnehir, Hindistan, Irak, Suriye ve Anadolu’yu dolaştı. Keşmir Sultanı Şehâbeddin döneminde Keşmir’e gitti. Orada gayrimüslim halkın İslâmiyet’i kabul etmesinde tesirli oldu. Çıktığı hac yolculuğu sırasında hastalanarak Kebrüsvâr’da vefat etti. Cenazesi, bugün Tacikistan sınırları içinde bulunan Kûlab’da toprağa verildi.</p>
<p>Hemedânî’nin sağlığında çevresinde çok sayıda mürid toplanmış, bunlar Keşmir’in İslâmlaştırılmasına büyük katkıda bulunmuşlardır. Bu dönemde bölgede çok sayıda cami ve tekke yapılmış, bazı Hindu mabedleri camiye çevrilmiştir (Yazıcı, 1998:186-188). Kübreviyye tarikatının ileri gelenlerinden olmasına rağmen Hemedânî’nin, şeyhlerinden farklı bazı fikirlere sahip bulunması, tasavvufa dair çok sayıda eser yazması, müridlerinin özellikle Keşmir’de kurdukları tekkeler aracılığıyla İslâmiyet’i yayma faaliyetine girişmeleri, onun adına nispet edilen ‘Hemedâniyye’ adlı bir tarikatın doğmasına yol açmıştır.</p>
<p>100’ü aşkın eser kaleme alan Hemedânî’nin bunların arasında en meşhur kitabı <em>Zahîretü’l-Mülûk’</em>tur<em>.</em> 10 bölümden meydana gelen eser, siyasetnâme türünde ve Farsça kaleme alınmıştır. Muhtevasını ahlâk ve siyaset olarak tanımlayabileceğimiz kitap Latinceye, Fransızcaya, Urducaya, Osmanlı Türkçesine ve kısmen Peştuncaya tercüme edilmiştir. <em>Zahîretü’l-Mülûk</em>’ün Osmanlılar döneminde de hayli alaka gördüğü, bir asır içinde beş ayrı tercümesinin yapılmasından anlaşılmaktadır (Yılmaz, 2003:25).</p>
<p>Bu tercümelerin ilki, Muslihuddin Mustafa (1492-1562) tarafından Kanûnî Sultan Süleyman’ın oğlu Şehzade Mustafa’ya sunulmuştur (1550). Sürûrî lakabı ile tanınan Muslihuddin Mustafa, aslen Geliboluludur. Devrin âlimlerinden dersler almıştır. Emir Buharî Tekkesi Şeyhi Nakşibendi Mahmud Efendi’ye intisap ederek tasavvuf yoluna girmiştir. Kasımpaşa’daki evini ve bütün varlığını satıp meskeni civarında kendi adına nispetle Sürûrî Camii adıyla anılan bir cami yaptırmıştır. Oturduğu mahalleye kendi ismi verilen Sürûrî, çevresinde bir veli olarak kabul edilmiş önemli bir mutasavvıftır.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-ekim-2021">Derin Tarih Ekim Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
