﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Ahmet Kavas &#8211; Derin Tarih</title>
	<atom:link href="https://www.derintarih.com/yazar/ahmetkavas/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<description>Tarih Okuyan Şaşırmaz</description>
	<lastBuildDate>Fri, 21 Feb 2025 15:42:19 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.7.5</generator>

<image>
	<url>https://www.derintarih.com/wp-content/uploads/2015/12/favicon-150x150.png</url>
	<title>Ahmet Kavas &#8211; Derin Tarih</title>
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Siyaset Bilimin Teorileri Afrika Boynuzu’nda Neden Tutmuyor?</title>
		<link>https://www.derintarih.com/dosya/ahmet-kavas-siyaset-bilimin-teorileri-afrika-boynuzunda-neden-tutmuyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ahmet Kavas]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 21 Feb 2025 14:50:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=11246</guid>

					<description><![CDATA[Afrika Boynuzu’nun tarihine mercek tuttuğumuz dosyamız kapsamında, yaptığı çalışmalarla Türkiye’deki literatüre öncülük eden, Ahmet Kavas Hocamızla sohbet ettik. Kendisine yönelttiğimiz sorularla kadim medeniyetlere ev sahipliği yapan bölgenin coğrafî ayrıcalıklarına, ekonomik ve kültürel zenginliklerine, siyasî tecrübelerine yolculuk yaptık. Afrika Boynuzu denildiğinde aklımıza üşüşen “açlık, kıtlık, çatışma ve kriz” gibi olumsuzlukların sömürgeciliğin kirli mirası olduğunu gördük. Dünyanın en ayrıcalıklı coğrafyasının, Osmanlı gibi bir kalkandan mahrum kalınca, dünyanın en fakir ülkelerine dönüşebildiği öğrendik. Konuşan: Munise Şimşek &#160; Devamı Derin Tarih Şubat Sayısında… ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Afrika Boynuzu’nun tarihine mercek tuttuğumuz dosyamız kapsamında, yaptığı çalışmalarla Türkiye’deki literatüre öncülük eden, Ahmet Kavas Hocamızla sohbet ettik. Kendisine yönelttiğimiz sorularla kadim medeniyetlere ev sahipliği yapan bölgenin coğrafî ayrıcalıklarına, ekonomik ve kültürel zenginliklerine, siyasî tecrübelerine yolculuk yaptık. Afrika Boynuzu denildiğinde aklımıza üşüşen “açlık, kıtlık, çatışma ve kriz” gibi olumsuzlukların sömürgeciliğin kirli mirası olduğunu gördük. Dünyanın en ayrıcalıklı coğrafyasının, Osmanlı gibi bir kalkandan mahrum kalınca, dünyanın en fakir ülkelerine dönüşebildiği öğrendik.</p>
<p>Konuşan: Munise Şimşek</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-subat-2025">Derin Tarih Şubat Sayısında…</a></strong><strong> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Cezayir’in Hürriyeti İnsanlığın Şerefiydi</title>
		<link>https://www.derintarih.com/dosya/cezayirin-hurriyeti-insanligin-serefiydi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ahmet Kavas]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 17 Jul 2023 09:02:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=9564</guid>

					<description><![CDATA[Cezayirliler, özellikle kuzeydeki Akdeniz sahilinde yaşayanlar, tam 132 sene Fransız işgalinde kaldılar. Fransızlar 1962 yılında bağımsızlığını tanımak zorunda oldukları Cezayir’de farklı dönemlerde yerli halkın 16 ayrı direnişiyle karşılaşmışlardı. Ağır şekilde bastırılan bu direnişlerin her birinde on binlerce insan acımasızca öldürüldü. Buna karşın Fransa, uluslararası arenadaki etkinliğini kullanarak katliamlarının soykırım olarak isimlendirilmesini engelledi. Oysaki sadece 1945 yılında yaşanan Setif katliamında dahi 45.000 insan öldürülmüştü. &#160; Devamı Derin Tarih Temmuz Sayısında…]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Cezayirliler, özellikle kuzeydeki Akdeniz sahilinde yaşayanlar, tam 132 sene Fransız işgalinde kaldılar. Fransızlar 1962 yılında bağımsızlığını tanımak zorunda oldukları Cezayir’de farklı dönemlerde yerli halkın 16 ayrı direnişiyle karşılaşmışlardı. Ağır şekilde bastırılan bu direnişlerin her birinde on binlerce insan acımasızca öldürüldü. Buna karşın Fransa, uluslararası arenadaki etkinliğini kullanarak katliamlarının soykırım olarak isimlendirilmesini engelledi. Oysaki sadece 1945 yılında yaşanan Setif katliamında dahi 45.000 insan öldürülmüştü.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-temmuz-2023">Derin Tarih Temmuz Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Cezayir’de Hain, Fransa’da Öteki: Harkiler</title>
		<link>https://www.derintarih.com/dosya/cezayirde-hain-fransada-oteki-harkiler/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ahmet Kavas]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 17 Jul 2023 08:58:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=9558</guid>

					<description><![CDATA[Fransa, Cezayir’i elinde tutabilmek için -soykırım dahil- her yolu denedi. Buna kardeşi kardeşe kırdırmak da dahildi. Cezayirlilerden askerî birlikler oluşturan Fransa bunları “Harki” olarak isimlendirmişti. “Kuzey Afrika asıllı Fransızlar” da denilen bu birliklerin sayısı bağımsızlık savaşında yüz binlere ulaştı. Savaş sonunda bir kısmı kaderine terk edilen Harkilerin bir kısmı Fransa’ya götürüldü. Cezayir Devleti’nin vatan haini ilan ettiği bu insanlar Müslüman oldukları için Fransa’da da istenmiyordu. &#160; Devamı Derin Tarih Temmuz Sayısında…]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Fransa, Cezayir’i elinde tutabilmek için -soykırım dahil- her yolu denedi. Buna kardeşi kardeşe kırdırmak da dahildi. Cezayirlilerden askerî birlikler oluşturan Fransa bunları “Harki” olarak isimlendirmişti. “Kuzey Afrika asıllı Fransızlar” da denilen bu birliklerin sayısı bağımsızlık savaşında yüz binlere ulaştı. Savaş sonunda bir kısmı kaderine terk edilen Harkilerin bir kısmı Fransa’ya götürüldü. Cezayir Devleti’nin vatan haini ilan ettiği bu insanlar Müslüman oldukları için Fransa’da da istenmiyordu.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-temmuz-2023">Derin Tarih Temmuz Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Afrika&#8217;yı Parselleyen İngiliz Projesi</title>
		<link>https://www.derintarih.com/dosya/kara-kitayi-parselleyen-ingiliz-projesi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ahmet Kavas]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 02 Nov 2021 08:02:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Afrika]]></category>
		<category><![CDATA[Doğu Roma]]></category>
		<category><![CDATA[Etiyopya]]></category>
		<category><![CDATA[Hıristiyan]]></category>
		<category><![CDATA[İber Yarımadası]]></category>
		<category><![CDATA[Libya]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı Devleti]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=7607</guid>

					<description><![CDATA[Sömürgeciliğin en başarılı hamlelerinden biri olarak tarihe geçen ve 1885 Şubat’ında Berlin’de düzenlenen konferansta bütün taraftarlarca imzalanan anlaşma ile Afrika fiilen parçalanma sürecine girecekti. Tahmin edilenler kadar beklenilmeyen durumlar da dâhil yaklaşık 20 yıl alan bir zamanda kıtada işgal edilemeyen üç bölge kalmıştı. Bunlardan biri, bugünkü Libya olup henüz Osmanlı Devleti’nin bir parçası olarak varlığını sürdürüyordu. İkincisi, Amerika Birleşik Devletleri tarafından azatlık verilip kıtaya geri gönderilen çok az sayıdaki eski kölelerin idaresinde korunup kollanan Liberya idi. Üçüncüsü, en az beş asırdır Müslüman yöneticilerin büyük çoğunluğu hâkimiyetinde iken Hıristiyan Etiyopya krallığının denetimindeki bölge idi. Avrupalı sömürgeci yedi devletin, kendilerine ait gördükleri&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sömürgeciliğin en başarılı hamlelerinden biri olarak tarihe geçen ve 1885 Şubat’ında Berlin’de düzenlenen konferansta bütün taraftarlarca imzalanan anlaşma ile Afrika fiilen parçalanma sürecine girecekti. Tahmin edilenler kadar beklenilmeyen durumlar da dâhil yaklaşık 20 yıl alan bir zamanda kıtada işgal edilemeyen üç bölge kalmıştı. Bunlardan biri, bugünkü Libya olup henüz Osmanlı Devleti’nin bir parçası olarak varlığını sürdürüyordu. İkincisi, Amerika Birleşik Devletleri tarafından azatlık verilip kıtaya geri gönderilen çok az sayıdaki eski kölelerin idaresinde korunup kollanan Liberya idi. Üçüncüsü, en az beş asırdır Müslüman yöneticilerin büyük çoğunluğu hâkimiyetinde iken Hıristiyan Etiyopya krallığının denetimindeki bölge idi. Avrupalı sömürgeci yedi devletin, kendilerine ait gördükleri bölgeleri istedikleri gibi idare edebilmek için de yaklaşık 20 yıllık bir süreye daha ihtiyaçları vardı.</p>
<p>Nasıl olmuştu da bu devasa kıta, hiç beklenmedik şekilde, sözlü toprak iddialarını fiilî işgallerine çevirmişti? Gerçek anlamda dört dörtlük bir idareden bahsedilebilir miydi? Afrika gerçekten parçalanmış olabilir miydi ve eğer bu gerçekleşmişse, kullanılan yöntem neydi? Küçücük Avrupa’da asırlarca birbirleri ile savaşan, akan kanın hesabının sorumlusu milletler tarih boyunca belirgin olmayan farklı coğrafyalarda sınırları hangi usullerle çizeceklerdi? Bu ve benzeri birçok sorunun cevabı henüz tam anlamıyla verilebilmiş değil. Belki de hiçbir zamanda ikna edici açıklamalar olmayacak. Sebebi de herhangi bir mantık içinde belirlenmedikleri için ikna edici sonuçlara varılamayacak olmasıdır.</p>
<p>Avrupalı sömürgeci devletlerin Afrika sevdası ne zaman başlamıştı ve neden bu tarz bir girişimi dünyayı modernleştirdiklerini iddia ettikleri bir dönemece girerken uyguladılar? Bilhassa Büyük Roma’nın en gözde eyaletlerinin bugünkü Kuzey Afrika coğrafyasında olduğu, sıradan tarih bilgisine sahip Avrupalı insanca malumdu. Hatta bir ara yine kendilerinden bir kavim olan Vandallar tarafından 5. yüzyılda yağmalansa da kıtanın bu bölgesi bu defa da Doğu Roma, yani Bizans’ın idaresine geçmişti. Epeyce yerleşim yeri, önemsedikleri şahsiyet ve yaşayış biçimi, özellikle de gıda depoları konumunda bulunan araziler buradaydı. Fakat İslâmiyet’in 7. yüzyılda Arap Yarımadası’ndan Mısır’da başlayan tüm Berberi yurtlarına yayılması 70 yıl kadar sürerken, neredeyse 700/800 yıllık göz kamaştırıcı antik çağ da bütün değerleriyle kapanıyordu. Müslümanlar için altın bir çağ başlarken, onlar için içine düştükleri dogmalarla boğuştukları karanlık devrelere girilmiş oldu.</p>
<p>İber Yarımadası olarak da ifade edilen bugünkü İspanya ve Portekiz’in tamamını, kısmen de Fransa içinde ve Sicilya adası gibi İtalya’ya ait yerlerde etkin olan ve özellikle Endülüs ile insanlık medeniyetinin zirvesine ulaşma becerisi gösteren Müslümanlar asırlarca elde ettikleri üstünlükleri aralarında yaşadıkları gerginliklerle kaybettiler. Son idari merkez Gırnata’daki Beni Ahmer Hanedanlığı da 1492 yılında yıkılınca, adeta zincirden boşanmış gibi önce Portekizliler, ardından İspanyollar gidebildikleri her yere gitmeyi vazife bildiler. Birinciler daha çok Batı Afrika sahillerinde dolaşmaya başlamışlar ve 1470’li yıllarda Gine Körfezinde Sao Tome ve Principe adalarına kadar ulaşmışlardı. İspanyollar ise daha ziyade Akdeniz’de etkinlik alanı açıyor, özellikle Endülüs’ün adeta en büyük insan ve ekonomik kaynağı olan Kuzey Afrika’ya yapabilecekleri tüm hamleleri yapıyorlardı. Burada Mısır’da Memlükler, Libya ve Tunus’ta Hafsiler, Cezayir’de Zeyyaniler ve Fas’ta Sadiler gibi dört güçlü hanedan devleti vardı. Ancak Müslümanların İber Yarımadası’ndaki iktidarlarını kaybetmelerine sebep olan taht kavgaları ve Hıristiyan güçlerle birbirlerine karşı kurdukları ittifaklar İspanya’nın burada da işine yaradı. Zaten perdenin arkasında her türlü gelişmeyi yönlendiren Papalık da büyük beklentiler içerisindeydi.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-kasim-2021">Derin Tarih Kasım Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>4 Asırlık Trablusgarb Savunmamız</title>
		<link>https://www.derintarih.com/dosya/4-asirlik-trablusgarb-savunmamiz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ahmet Kavas]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 01 Feb 2020 04:05:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Antik Çağ]]></category>
		<category><![CDATA[Habeşistan]]></category>
		<category><![CDATA[Kıptîler ülkesi]]></category>
		<category><![CDATA[Mezopotamya]]></category>
		<category><![CDATA[Nil havzaları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=5567</guid>

					<description><![CDATA[İlk tarih kitaplarında Mezopotamya ve Nil havzaları, insanlığın medeniyet adına kalıcı izler bıraktıkları yerler olarak anılır. Antik Çağ’dan kalan sayılı isimler arasında Asya, Avrupa ve Libya kelimeleri kaç kişinin hafızasında yer tutmaktadır acaba? Afrika kıtası özelinde bu isimlendirme dışında Kıptîler ülkesi (Egypt) Mısır, Etiyopya, Eritre ve Habeşistan dediğimiz Abysinia ve Nümidya ile Moritanya, genel anlamda kıtayı tarif ederken zikredilirlerdi. Libya kuvvetle muhtemel Afrika kelimesinden daha önce bilinen ve sıkça kullanılan bir isimdi ve bu devasa kıtanın Güney Akdeniz sahillerinde, Mısır’ın batısındaki bölgenin tamamına şamildi. Halkına Libîler denmekteydi. Zamanla “üç şehir” anlamında Trablus adı öne çıktı. Doğu Akdeniz’deki aynı isimle karışmasın&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İlk tarih kitaplarında Mezopotamya ve Nil havzaları, insanlığın medeniyet adına kalıcı izler bıraktıkları yerler olarak anılır. Antik Çağ’dan kalan sayılı isimler arasında Asya, Avrupa ve Libya kelimeleri kaç kişinin hafızasında yer tutmaktadır acaba? Afrika kıtası özelinde bu isimlendirme dışında Kıptîler ülkesi (Egypt) Mısır, Etiyopya, Eritre ve Habeşistan dediğimiz Abysinia ve Nümidya ile Moritanya, genel anlamda kıtayı tarif ederken zikredilirlerdi. Libya kuvvetle muhtemel Afrika kelimesinden daha önce bilinen ve sıkça kullanılan bir isimdi ve bu devasa kıtanın Güney Akdeniz sahillerinde, Mısır’ın batısındaki bölgenin tamamına şamildi.</p>
<p>Halkına Libîler denmekteydi. Zamanla “üç şehir” anlamında Trablus adı öne çıktı. Doğu Akdeniz’deki aynı isimle karışmasın diye o “Şam” ekiyle Trablusşam, bu da “Garp” ilavesiyle Trablusgarb olarak tanındılar. Bugün ülkenin güneyi Fizan, doğusu ise geçmişte Sireneyka, İslamî fetihlerle birlikte ise Bingazi adıyla bilinmektedir. Fenikeliler, Eski Yunanlar, Persler, Büyük Roma, Bizans, Vandallar, Müslüman Araplar ve Türkler gibi tamamı kıta dışından gelerek Kuzey Afrika’nın en hayatî konumlarına sahip olan Tunus ve Libya gibi yerleri alıp önemli merkezler kurdular.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-subat-2020">Derin Tarih Şubat Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
