﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Avi Shlaim &#8211; Derin Tarih</title>
	<atom:link href="https://www.derintarih.com/yazar/avishlaim/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<description>Tarih Okuyan Şaşırmaz</description>
	<lastBuildDate>Mon, 18 Dec 2023 12:58:15 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.7.5</generator>

<image>
	<url>https://www.derintarih.com/wp-content/uploads/2015/12/favicon-150x150.png</url>
	<title>Avi Shlaim &#8211; Derin Tarih</title>
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>İsrail’in Yaptığı Devlet Destekli Terörizm Eylemidir</title>
		<link>https://www.derintarih.com/dosya/israilin-yaptigi-devlet-destekli-terorizm-eylemidir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Avi Shlaim]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 18 Dec 2023 12:58:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=10017</guid>

					<description><![CDATA[İsrail resmî tarih öğretisine getirdiği eleştirilerle tanınan Oxford Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü emekli profesörü Yahudi asıllı Avi Shlaim’i dergimizde yer verdiğimiz yazı ve röportajlarından da tanıyorsunuz. İsrail’in Gazze’deki katliamına dair görüşlerini almak üzere kendisine ulaştığımız Shlaim, İsrail’in barıştan ziyade daha fazla toprak kazanmayla ilgilendiğini, Batılı devletlerin de İsrail’e Gazze’de ateşkes çağrısı yapmak yerine, elinden gelen en ağır kötülükleri yapması için vize verdiklerini vurguladı. İşte kendisini Yahudi Arap olarak tanıtan bir Batılı profesörden İsrail’in saldırılarına dair dürüst ve samimi bir analiz. &#160; Devamı Derin Tarih Aralık Sayısında…]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İsrail resmî tarih öğretisine getirdiği eleştirilerle tanınan Oxford Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü emekli profesörü Yahudi asıllı Avi Shlaim’i dergimizde yer verdiğimiz yazı ve röportajlarından da tanıyorsunuz. İsrail’in Gazze’deki katliamına dair görüşlerini almak üzere kendisine ulaştığımız Shlaim, İsrail’in barıştan ziyade daha fazla toprak kazanmayla ilgilendiğini, Batılı devletlerin de İsrail’e Gazze’de ateşkes çağrısı yapmak yerine, elinden gelen en ağır kötülükleri yapması için vize verdiklerini vurguladı. İşte kendisini Yahudi Arap olarak tanıtan bir Batılı profesörden İsrail’in saldırılarına dair dürüst ve samimi bir analiz.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-aralik-kasim-2023">Derin Tarih Aralık Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Siyonist Kongrelerin İsrail’e Mirasi</title>
		<link>https://www.derintarih.com/dosya/siyonist-kongrelerin-israile-mirasi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Avi Shlaim]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 07 Sep 2022 12:31:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Filistin]]></category>
		<category><![CDATA[İsrail]]></category>
		<category><![CDATA[Siyonist]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=8532</guid>

					<description><![CDATA[Siyonist hareket hiçbir zaman homojen bir yapı arz etmedi. Siyonizmin strateji ve taktikleri hakkındaki tartışmalar kongrelere damgasını vuruyordu. 1948 yılında İsrail Devleti’nin kurulmasıyla birlikte kongrelerde gündemden düşmeyen başlıklar şöyleydi: Arap komşularla ilişkilerde askerî güce ağırlık vermek, dönemin büyük devleti ile ittifak, Filistin halkının millî haklarını tanımada isteksizlik ve daha fazla Filistin toprağına yayılmış bir Yahudi devleti… Oxford Üniversitesi St. Antony’s College’da Uluslararası İlişkiler profesörü olan ve Demir Duvar – İsrail ve Arap Dünyası (The Iron Wall: Israel and the Arab World) adlı kitabı Arap-İsrail meselesi üzerine yazılmış en objektif eserlerden biri olarak değerlendirilen Avi Shlaim’in kaleminden okuyoruz]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Siyonist hareket hiçbir zaman homojen bir yapı arz etmedi. Siyonizmin strateji ve taktikleri hakkındaki tartışmalar kongrelere damgasını vuruyordu. 1948 yılında İsrail Devleti’nin kurulmasıyla birlikte kongrelerde gündemden düşmeyen başlıklar şöyleydi: Arap komşularla ilişkilerde askerî güce ağırlık vermek, dönemin büyük devleti ile ittifak, Filistin halkının millî haklarını tanımada isteksizlik ve daha fazla Filistin toprağına yayılmış bir Yahudi devleti… Oxford Üniversitesi St. Antony’s College’da Uluslararası İlişkiler profesörü olan ve <em>Demir Duvar – İsrail ve Arap Dünyası</em> (<em>The Iron Wall: Israel and the Arab World</em>) adlı kitabı Arap-İsrail meselesi üzerine yazılmış en objektif eserlerden biri olarak değerlendirilen Avi Shlaim’in kaleminden okuyoruz</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Balfour Deklarasyonu Sömürgeci Bir Belgedir</title>
		<link>https://www.derintarih.com/sifir-noktasi/balfour-deklarasyonu-somurgeci-bir-belgedir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Avi Shlaim]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 01 Jul 2019 08:01:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sıfır Noktası]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derintarih.com/?p=4674</guid>

					<description><![CDATA[2 Kasım 1917 tarihinde yayınlanan Balfour Deklarasyonu, tarihin akışını değiştiren kısa bir belgeydi. Bu belge ile İngiliz hükümeti, “Filistin’de yaşayan ve Yahudiler dışında kalan toplulukların medeni ve dinî haklarına halel getirmemesi şartıyla” Filistin’de bir Yahudi yurdunun kurulmasına destek vereceğini ilan etmişti. O zamanlarda Yahudiler Filistin nüfusunun %10’unu meydana getiriyordu: Filistin’de 60 bin kadar Yahudi, 600 bin kadar da Arap yaşamaktaydı. Ne var ki İngiltere, Filistin’deki bu küçük azınlığın ulusal olarak kendi kaderini tayin etme hakkını tanırken, çoğunluğun bu hakkı kullanmasını kesin bir şekilde reddetmiş oluyordu. Yahudi yazar Arthur Koestler’in ifadesiyle, burada gördüğümüz, bir ulusun başka bir ulusa, üçüncü bir ulusun&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>2 Kasım 1917 tarihinde yayınlanan Balfour Deklarasyonu, tarihin akışını değiştiren kısa bir belgeydi. Bu belge ile İngiliz hükümeti, “Filistin’de yaşayan ve Yahudiler dışında kalan toplulukların medeni ve dinî haklarına halel getirmemesi şartıyla” Filistin’de bir Yahudi yurdunun kurulmasına destek vereceğini ilan etmişti.<br />
O zamanlarda Yahudiler Filistin nüfusunun %10’unu meydana getiriyordu: Filistin’de 60 bin kadar Yahudi, 600 bin kadar da Arap yaşamaktaydı. Ne var ki İngiltere, Filistin’deki bu küçük azınlığın ulusal olarak kendi kaderini tayin etme hakkını tanırken, çoğunluğun bu hakkı kullanmasını kesin bir şekilde reddetmiş oluyordu. Yahudi yazar Arthur Koestler’in ifadesiyle, burada gördüğümüz, bir ulusun başka bir ulusa, üçüncü bir ulusun topraklarını vaat etmesiydi.<br />
Yakın zamanlarda yapılan yorumlarda Balfour Deklarasyonu, İngiltere’nin büyük fedakârlıklarının bir nişanesi olarak gösterilir oldu. Buna göre [Balfour Deklarasyonu], antik bir halkın, atalarının yaşadıkları topraklarda millî bir varlık kurabilmelerine destek olmak maksadıyla girişilmiş bir Hıristiyan projesiydi. Elbette bu değerlendirmeler, kimi İngiliz yetkililerin İncil’de anlatılanlara dair romantik bakışlarının ve Doğu Avrupa’da türlü zulümlere maruz kalan Yahudi halkının başına gelenler karşısında duydukları üzüntünün mahsulü.</p>
<p><strong>Devamı <a href="http://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-temmuz-2019">Derin Tarih Temmuz Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İngiliz Sömürgecilik Tarihinin En Büyük Stratejik Fiyaskosu</title>
		<link>https://www.derintarih.com/efsaneler-ve-gercekler/ingiliz-somurgecilik-tarihinin-en-buyuk-stratejik-fiyaskosu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Avi Shlaim]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 31 Oct 2017 22:39:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Efsaneler ve Gerçekler]]></category>
		<category><![CDATA[Balfour Deklarasyonu]]></category>
		<category><![CDATA[Filistin'deki azınlık]]></category>
		<category><![CDATA[Yahudiler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derintarih.com/?p=2864</guid>

					<description><![CDATA[Balfour Deklarasyonu’nun tarihin seyrini değiştirmesinin üzerinden 100 yıl geçti. Ne var ki, İngiltere halen, ne Filistinlilerin İsrail tarafından gasp edilen kendi kaderlerini tayin etme hakkını, ne de kendisinin bütün bu süreçte bir suç ortağı olduğu gerçeğini kabul ediyor. 2 Kasım 1917 tarihinde yayınlanan Balfour Deklarasyonu, tarihin akışını değiştiren kısa bir belgeydi. Bu belge ile İngiliz hükümeti, “Filistin’de yaşayan ve Yahudiler dışında kalan toplulukların medeni ve dinî haklarına halel getirmemesi şartıyla” Filistin’de bir Yahudi yurdunun kurulmasına destek vereceğini ilan etmişti. O zamanlarda Yahudiler Filistin nüfusunun %10’unu meydana getiriyordu: Filistin’de 60 bin kadar Yahudi, 600 bin kadar da Arap yaşamaktaydı. Ne var&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Balfour Deklarasyonu’nun tarihin seyrini değiştirmesinin üzerinden 100 yıl geçti. Ne var ki, İngiltere halen, ne Filistinlilerin İsrail tarafından gasp edilen kendi kaderlerini tayin etme hakkını, ne de kendisinin bütün bu süreçte bir suç ortağı olduğu gerçeğini kabul ediyor.</p>
<p>2 Kasım 1917 tarihinde yayınlanan Balfour Deklarasyonu, tarihin akışını değiştiren kısa bir belgeydi. Bu belge ile İngiliz hükümeti, “Filistin’de yaşayan ve Yahudiler dışında kalan toplulukların medeni ve dinî haklarına halel getirmemesi şartıyla” Filistin’de bir Yahudi yurdunun kurulmasına destek vereceğini ilan etmişti.</p>
<p>O zamanlarda Yahudiler Filistin nüfusunun %10’unu meydana getiriyordu: Filistin’de 60 bin kadar Yahudi, 600 bin kadar da Arap yaşamaktaydı. Ne var ki İngiltere, Filistin’deki bu küçük azınlığın ulusal olarak kendi kaderini tayin etme hakkını tanırken, çoğunluğun bu hakkı kullanmasını kesin bir şekilde reddetmiş oluyordu. Yahudi yazar Arthur Koestler’in ifadesiyle, burada gördüğümüz, bir ulusun başka bir ulusa, üçüncü bir ulusun topraklarını vaat etmesiydi.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derintarih-kasim2017">Derin Tarih Kasım Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Osmanlı sonrası sendromu</title>
		<link>https://www.derintarih.com/kapak-dosyasi/osmanli-sonrasi-sendromu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Avi Shlaim]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 01 Mar 2016 07:40:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kapak Dosyası]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derintarih.com/?p=593</guid>

					<description><![CDATA[Ortadoğu’nun önemli bir bölümü -neredeyse 100 yıldır- benim “Post-Osmanlı sendromu” olarak kavramsallaştırdığım kronik şartlar altında yaşıyor. Bu sendromun semptomları ise kargaşa, istikrarsızlık ve bölge halklarının haklarından yoksun bırakılmaları. Bu durumun önemli bir sebebi 1. Dünya Savaşı’nın sona ermesi ve Osmanlı İmparatorluğu’nun yıkılmasıyla ortaya çıkan yeni siyasî ve toprak düzeninin meşruluğunun olmaması. Daha önceleri Osmanlıların kontrolü altında bulunan topraklarda kurulan bu devlet sistemi, büyük oranda sömürgeci güçlerin ürünü olup onların çıkarlarına hizmet etmek üzere tasarlanmıştı. Dünya Savaşı sırasında İtilaf Devletleri, yani İngiltere ve Fransa, savaştan zaferle ayrılmaları durumunda Osmanlı İmparatorluğu‘nun topraklarını nasıl paylaşacaklarına dair birçok gizli plan yaptılar. Fransa’nın arkasındaki İngiltere,&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ortadoğu’nun önemli bir bölümü -neredeyse 100 yıldır- benim “Post-Osmanlı sendromu” olarak kavramsallaştırdığım kronik şartlar altında yaşıyor. Bu sendromun semptomları ise kargaşa, istikrarsızlık ve bölge halklarının haklarından yoksun bırakılmaları. Bu durumun önemli bir sebebi 1. Dünya Savaşı’nın sona ermesi ve Osmanlı İmparatorluğu’nun yıkılmasıyla ortaya çıkan yeni siyasî ve toprak düzeninin meşruluğunun olmaması. Daha önceleri Osmanlıların kontrolü altında bulunan topraklarda kurulan bu devlet sistemi, büyük oranda sömürgeci güçlerin ürünü olup onların çıkarlarına hizmet etmek üzere tasarlanmıştı.</p>
<p>Dünya Savaşı sırasında İtilaf Devletleri, yani İngiltere ve Fransa, savaştan zaferle ayrılmaları durumunda Osmanlı İmparatorluğu‘nun topraklarını nasıl paylaşacaklarına dair birçok gizli plan yaptılar. Fransa’nın arkasındaki İngiltere, Arap müttefiklerini Osmanlı’ya karşı silahlanmaya ikna maksadıyla müttefiklere toprak sözü verdi. İngiltere, savaşın sonlarına doğru Filistin’deki Siyonist projeyi desteklediğini açıkça ilan etti. Bu destek, aslında İngiltere’nin daha önce izlediği politikalarla çelişiyordu. Dolayısıyla bu çelişkili vaatlerin ardında yatan girift ve çetrefilli diplomasiyi açıklamak için yalnızca iki sömürgeci güç arasındaki ilişkileri değil, aynı zamanda bunların yerel müttefikleriyle ilişkilerini de yakından incelemek gerekir.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
