﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Avni Özgürel &#8211; Derin Tarih</title>
	<atom:link href="https://www.derintarih.com/yazar/avniozgurel/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<description>Tarih Okuyan Şaşırmaz</description>
	<lastBuildDate>Tue, 02 Jul 2024 11:34:50 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.7.7</generator>

<image>
	<url>https://www.derintarih.com/wp-content/uploads/2015/12/favicon-150x150.png</url>
	<title>Avni Özgürel &#8211; Derin Tarih</title>
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Kıbrıs Türklerinin Kaderini Değiştiren Anlara Şahitlik Ettim</title>
		<link>https://www.derintarih.com/roportaj/kibris-turklerinin-kaderini-degistiren-anlara-sahitlik-ettim/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Avni Özgürel]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 02 Jul 2024 11:34:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=10608</guid>

					<description><![CDATA[Gazeteci-Yazar Avni Özgürel, Kıbrıs Harekâtı sırasında yaşadığı unutulmaz anları ve şahitlik ettiği olayları paylaşıyor. Askerlerin coşkusundan sahildeki çıkarmaya kadar her ayrıntı, onun gözünden tarihin bir parçası olarak canlanıyor. Bu mülakat, harekâtın 50. yılında, bir gazetecinin gözünden tarihin yeniden yazılışına ışık tutuyor. &#160; Devamı Derin Tarih Temmuz Sayısında…]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Gazeteci-Yazar Avni Özgürel, Kıbrıs Harekâtı sırasında yaşadığı unutulmaz anları ve şahitlik ettiği olayları paylaşıyor. Askerlerin coşkusundan sahildeki çıkarmaya kadar her ayrıntı, onun gözünden tarihin bir parçası olarak canlanıyor. Bu mülakat, harekâtın 50. yılında, bir gazetecinin gözünden tarihin yeniden yazılışına ışık tutuyor.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-temmuz-2024-/-sayi-148">Derin Tarih Temmuz</a></strong><strong><a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-temmuz-2024-/-sayi-148"> Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Destandan Bir Sayfa</title>
		<link>https://www.derintarih.com/dosya/destandan-bir-sayfa/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Avni Özgürel]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 01 Jul 2022 09:06:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Adalet Zafer]]></category>
		<category><![CDATA[Megalo-İdea]]></category>
		<category><![CDATA[Nimet abla]]></category>
		<category><![CDATA[Tankut]]></category>
		<category><![CDATA[Teoman Karahun]]></category>
		<category><![CDATA[Ulus]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=8296</guid>

					<description><![CDATA[Gazeteciliğimin ilk yılları. Acemilik, gözü karalık&#8230; Adına ne derseniz üstümdeydi. Ankara’da ünlü Rüzgarlı Sokak’ta önce Ulus sonra Adalet’te, Zafer’de tutunmaya çalıştığım günlerdi. İş derseniz bir var bir yok. Ulus’un istihbarat şefi Teoman Karahun Mersinliydi. “Kıbrıs karışık. Her an savaş çıkabilir. Donanma Mersin’de. Meslekte tutunmak için fırsat istemiyor muydun? Al işte, asker röportajları.” Tereddüt etmeden “Tamam” dedim. Tamam da nasıl giderim? Param yok, basın kartım yok, nerede kalırım&#8230; Bir yığın soru. Neticede gittim. Elimde sadece Mersin’de yerel gazete ve matbaa sahibi Nimet Tufan’ın ismi vardı. “Onu bul, yardım eder” dediler. Gittim, buldum, yardım etti Nimet abla ve oğlu Tankut. Tevfik Sırrı&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Gazeteciliğimin ilk yılları. Acemilik, gözü karalık&#8230; Adına ne derseniz üstümdeydi. Ankara’da ünlü Rüzgarlı Sokak’ta önce <em>Ulus</em> sonra <em>Adalet’</em>te<em>,</em> <em>Zafer</em>’de tutunmaya çalıştığım günlerdi. İş derseniz bir var bir yok. <em>Ulus</em>’un istihbarat şefi Teoman Karahun Mersinliydi. “Kıbrıs karışık. Her an savaş çıkabilir. Donanma Mersin’de. Meslekte tutunmak için fırsat istemiyor muydun? Al işte, asker röportajları.” Tereddüt etmeden “Tamam” dedim. Tamam da nasıl giderim? Param yok, basın kartım yok, nerede kalırım&#8230; Bir yığın soru. Neticede gittim. Elimde sadece Mersin’de yerel gazete ve matbaa sahibi Nimet Tufan’ın ismi vardı. “Onu bul, yardım eder” dediler. Gittim, buldum, yardım etti Nimet abla ve oğlu Tankut. Tevfik Sırrı Gür Stadı’nın içinde bir odada yatıp kalkmaya başladım. Doğruydu, donanma orada, Taşucu’ndaydı.</p>
<p>Gerçek şu ki gerginlik had safhadaydı. 1967’de Yunanistan’da darbeyle iktidarı ele geçiren cunta Atina’da prestij kaybettikçe Megalo-İdea’ya sarılıyor, ENOSİS/EOKA söylemleriyle Türkleri hedef alan kanlı saldırılar gerçekleştirerek Kıbrıs’ı biraz daha uçuruma sürüklüyordu. O aşamada savaş çıkmadı. Ben röportajlar yaptım, eş-dost edindim. Ankara’ya döndüm ama birkaç ay sonra yeniden Mersin yolu göründü. Dolayısıyla tanışıklıklar sayesinde Barış Harekâtı’nın ilk adımı olan çıkarmayı izleme şansı buldum.</p>
<p>İleride Deniz Kuvvetleri Komutanı olacak Emin Göksan Paşa 1974’te tuğamiral rütbesinde çıkarma filosu komutanıydı. 74 senesinin 24 Temmuz’u öncesi yapılan bir dizi tatbikatı onun müsaadesiyle takip edebildim. Ordunun bazı sivil teknelere el koyduğu, yanıltma harekâtları için ticarî gemilerden konvoylar oluşturup muhtemel askerî harekâtı perdelemeye çalıştığı dönemdi.</p>
<p>23 Temmuz 1974 gece yarısı harekât emri geldi. Adaya inmeme koşuluyla çıkarma gemilerinden birine binme izni aldım. Tecrübeli gazetecilerin bir kısmı Genelkurmay’ın oluşturduğu “savaş muhabirleri” listesiyle karargah gemisine alınmışlardı. Meslektaşımız Adem Yavuz’un şehit edildiği, Ergin Konuksever’in vurulduğu, işkence gördüğü, kalanların bir kısmının tutsak alındığı tablodan söz ediyorum.</p>
<p>10 çıkarma gemisi ve toplam 60 gemiden oluşan filo, Mersin’den halkın sevgi gösterileri, marşlar, “Allah Allah” nidaları arasında uğurlandı.</p>
<p>Deniz yolu deyince Haydarpaşa, Üsküdar, Beşiktaş güzergahını bilen; dalga deyince Boğaz’ın çırpıntısını tanıyan benim için ilk yarım saat sonunda midem alt-üst oldu. Deniz “şaap şaap” diye çıkarma gemisinin altına değil de mideme vuruyordu sanki. Utanıyordum bu halden ama çevreme baktığımda pek çok kişinin aynı vaziyette olduğunu gördüm. İstifra eden, başı dönüp düşen, kendini uykuya bırakan&#8230; Ne ararsanız vardı. Karadenizliler hariç askerlerin çoğu bu haldeydi diyeyim de haksızlık olmasın. Coğrafya kaderdir, lafı boşuna söylenmemiş.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-temmuz-2022">Derin Tarih Temmuz Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Cuntanın Kuvvet Komutanını Mit Deşifre Etti</title>
		<link>https://www.derintarih.com/dosya/cuntanin-kuvvet-komutanini-mit-desifre-etti/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Avni Özgürel]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 01 Aug 2019 08:31:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Fuat Doğu]]></category>
		<category><![CDATA[Kara Kuvvetleri]]></category>
		<category><![CDATA[MİT Müsteşarı]]></category>
		<category><![CDATA[Süleyman Demirel]]></category>
		<category><![CDATA[TBMM]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derintarih.com/?p=4838</guid>

					<description><![CDATA[12 Mart öncesi ordu komutanları ve cuntalar arasındaki kıyasıya rekabette kavga, TBMM’yi İstanbul’a taşıma tehdidinden Kara Kuvvetleri Komutanı’nın oğlunu kaçırmaya kadar tırmanmıştı. Trajikomik bir sahne anlatarak 1971’in tablosunu gözünüzde biraz canlandırasınız istiyorum. 12 Mart muhtırasına giden yolda, Ankara’da MİT’in kullanımına verilen Marmara Köşkü’nde dönemin başbakanı Süleyman Demirel, kuvvet komutanları ve başta MİT Müsteşarı Fuat Doğu olmak üzere üst düzey birkaç istihbaratçının katılımıyla yapılan toplantı&#8230; Basının dikkatini çekmemek için toplantının başbakanlık binası yerine Marmara Köşkü’nde ve hava karardıktan sonra yapılmasını istemişti Fuat Doğu. Demirel de uygun görmüştü onun isteğini. Toplantıyı doğal olarak başbakan açtı. Demirel’in olağanüstü toplantı gerektirecek derecede aciliyeti bulunmayan&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>12 Mart öncesi ordu komutanları ve cuntalar arasındaki kıyasıya rekabette kavga, TBMM’yi İstanbul’a taşıma tehdidinden Kara Kuvvetleri Komutanı’nın oğlunu kaçırmaya kadar tırmanmıştı.</p>
<p>Trajikomik bir sahne anlatarak 1971’in tablosunu gözünüzde biraz canlandırasınız istiyorum. 12 Mart muhtırasına giden yolda, Ankara’da MİT’in kullanımına verilen Marmara Köşkü’nde dönemin başbakanı Süleyman Demirel, kuvvet komutanları ve başta MİT Müsteşarı Fuat Doğu olmak üzere üst düzey birkaç istihbaratçının katılımıyla yapılan toplantı&#8230; Basının dikkatini çekmemek için toplantının başbakanlık binası yerine Marmara Köşkü’nde ve hava karardıktan sonra yapılmasını istemişti Fuat Doğu. Demirel de uygun görmüştü onun isteğini. Toplantıyı doğal olarak başbakan açtı. Demirel’in olağanüstü toplantı gerektirecek derecede aciliyeti bulunmayan birkaç meseleden bahsedip üstelik bunları geçiştirmesinden davetin esas sebebinin farklı olduğunu anlamıştı komutanlar. Nitekim başbakanın, “Bu mevzuları bilahare konuşuruz ama MİT müsteşarından bana ilettiği ve bilgimize sunmak istediği önemli bir dosya olduğu notunun mahiyetini öğrenelim kendisinden” demesiyle Fuat Doğu önünde duran dosyanın kapağını açtı ve konuşmaya başladı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tanıdığım Erbakan: İslam Tarihindeki En Önemli Aktörlerden Biri</title>
		<link>https://www.derintarih.com/kapak-dosyasi/tanidigim-erbakan-islam-tarihindeki-en-onemli-aktorlerden-biri/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Avni Özgürel]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 31 Jan 2019 21:25:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kapak Dosyası]]></category>
		<category><![CDATA[27 Mayıs darbesi]]></category>
		<category><![CDATA[Adalet Partisi]]></category>
		<category><![CDATA[Erbakan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derintarih.com/?p=4184</guid>

					<description><![CDATA[1969 gerek üniversitede, gerekse gazetecilikte ilk senemdi. O senenin Kasım ayında girmiştim Ulus’un kapısından. Adalet Partisi’nin 1965 seçimlerinden itibaren fırtına gibi estiği, Süleyman Demirel isminin “Morisson Süleyman / Mason Süleyman”dan “Çoban Sülü”ye dönüşerek sürdüğü yıllardı. AP “millî bakiye” denen bir tür engelli koşuyu andıran seçim sistemine rağmen peş peşe iki seçim kazanmış, bundan dolayı Süleyman Demirel kendisini “tek adam” mevkiinde görmeye başlamıştı. İşin gerçeği şu ki, seçmen AP’nin ilk Genel Başkanı Emekli General Ragıp Gümüşpala’yı veya onun vefatından sonra Adalet Partisi’nin genel başkanlığına seçilen Süleyman Demirel’i tanıdığı / beğendiği için değil, 27 Mayıs darbesinin idam sehpasına taşıdığı Adnan Menderes, Fatin&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>1969 gerek üniversitede, gerekse gazetecilikte ilk senemdi. O senenin Kasım ayında girmiştim Ulus’un kapısından. Adalet Partisi’nin 1965 seçimlerinden itibaren fırtına gibi estiği, Süleyman Demirel isminin “Morisson Süleyman / Mason Süleyman”dan “Çoban Sülü”ye dönüşerek sürdüğü yıllardı. AP “millî bakiye” denen bir tür engelli koşuyu andıran seçim sistemine rağmen peş peşe iki seçim kazanmış, bundan dolayı Süleyman Demirel kendisini “tek adam” mevkiinde görmeye başlamıştı. İşin gerçeği şu ki, seçmen AP’nin ilk Genel Başkanı Emekli General Ragıp Gümüşpala’yı veya onun vefatından sonra Adalet Partisi’nin genel başkanlığına seçilen Süleyman Demirel’i tanıdığı / beğendiği için değil, 27 Mayıs darbesinin idam sehpasına taşıdığı Adnan Menderes, Fatin Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan’ın yanı sıra Yassıada Toplama Kampı’nda işkence gören Demokrat Parti mensuplarının yaşadıkları karşısında sessiz kalışının utancı, elinin kolunun bağlandığını içine sindirememiş olmanın öfkesiyle sandık başına gitmişti.</p>



<p><strong>Devamı&nbsp;<a href="http://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-subat-2019">Derin Tarih Şubat Sayısında…</a>&nbsp;</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kıbrıs Harekâtı Salâlarla Kazanıldı</title>
		<link>https://www.derintarih.com/ozel-dosya/kibris-harekati-salalarla-kazanildi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Avni Özgürel]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 03 Jul 2018 13:08:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Özel Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Kıbrıs Harekatı]]></category>
		<category><![CDATA[Navarin]]></category>
		<category><![CDATA[Yeşilköy Antlaşması]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derintarih.com/?p=3554</guid>

					<description><![CDATA[Kıbrıs Harekâtı’na katıldığımda Yeni İstanbul gazetesinde çalışıyordum. Gemilere binip yola çıktığımızda denize alışık olmadığımızdan herkes kusmaya başladı. Fakat gece yarısından sonra bütün gemilere Ankara Radyosu’nun ritim sazlarını oturtmuşlar. Atilla Mayda, Hüseyin İleri gibi sanatçıların önüne mikrofonları koymuşlar ama yer gök inliyor. Öyle bir ritim vurdular ki belli bir ahenkle olduğu âşikâr, adaya yaklaştıkça hızlandı. Gerçekten çok ilginç bir biçimde mide bulantımız geçti. Gümbür gümbür ritimlerle asker şevke getirildi. Hava aydınlanmaya başlayınca ada iyice görünmeye başladı. Devamı Derin Tarih Temmuz Sayısında… ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kıbrıs Harekâtı’na katıldığımda <em>Yeni İstanbul</em> gazetesinde çalışıyordum. Gemilere binip yola çıktığımızda denize alışık olmadığımızdan herkes kusmaya başladı. Fakat gece yarısından sonra bütün gemilere Ankara Radyosu’nun ritim sazlarını oturtmuşlar. Atilla Mayda, Hüseyin İleri gibi sanatçıların önüne mikrofonları koymuşlar ama yer gök inliyor. Öyle bir ritim vurdular ki belli bir ahenkle olduğu âşikâr, adaya yaklaştıkça hızlandı. Gerçekten çok ilginç bir biçimde mide bulantımız geçti. Gümbür gümbür ritimlerle asker şevke getirildi. Hava aydınlanmaya başlayınca ada iyice görünmeye başladı.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-temmuz-2018">Derin Tarih Temmuz Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Musul Ah…</title>
		<link>https://www.derintarih.com/kapak-dosyasi/musul-ah/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Avni Özgürel]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 30 Sep 2017 21:23:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kapak Dosyası]]></category>
		<category><![CDATA[Kerkük ve Musul]]></category>
		<category><![CDATA[Kuzey Irak]]></category>
		<category><![CDATA[Türkmen ili]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derintarih.com/?p=2754</guid>

					<description><![CDATA[“Bu alma 4 olaydı / Kar­nıma dert olaydı / Boynuma vuran cellat / Keşke bir mert olaydı”. Bu, Kerkük’ün meşhur hoyratlarından birinin sözü. Ve Musul Kerkük bölgesinde yaşanan süreçte çekilen acı­ları resmediyor. Böyle çok hoyrat var Türkmen ilinde. Kuzey Irak’ta yaşayan Türkmenlerin bölgedeki var­lığı 1265 yıl geriye uzanır. (Oğuzların İslamiyeti kabul ettikten sonra Türkmen diye anıldığını hatırlatayım.) Ya­ni Türkler Anadolu’dan önce Kuzey Irak’a geldiler. Emevî hanedanının Oğuzlardan bir ordu kurduğu, onun yı­kılmasını takiben Abbasîle­rin aynı yolu seçtikleri bili­niyor. Halife Harun Reşid’in muhafız birliği Türklerden oluşuyordu. Mutâsım döne­minde de Oğuzlar Araplarla karışıp bozulmasın diye Ha­life Bağdat’ın yakınında Sa­marra şehrini kurup Türkle­ri&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>“Bu alma 4 olaydı / Kar­nıma dert olaydı / Boynuma vuran cellat / Keşke bir mert olaydı”. Bu, Kerkük’ün meşhur hoyratlarından birinin sözü. Ve Musul Kerkük bölgesinde yaşanan süreçte çekilen acı­ları resmediyor. Böyle çok hoyrat var Türkmen ilinde. Kuzey Irak’ta yaşayan Türkmenlerin bölgedeki var­lığı 1265 yıl geriye uzanır. (Oğuzların İslamiyeti kabul ettikten sonra Türkmen diye anıldığını hatırlatayım.) Ya­ni Türkler Anadolu’dan önce Kuzey Irak’a geldiler. Emevî hanedanının Oğuzlardan bir ordu kurduğu, onun yı­kılmasını takiben Abbasîle­rin aynı yolu seçtikleri bili­niyor. Halife Harun Reşid’in muhafız birliği Türklerden oluşuyordu. Mutâsım döne­minde de Oğuzlar Araplarla karışıp bozulmasın diye Ha­life Bağdat’ın yakınında Sa­marra şehrini kurup Türkle­ri burada iskân etmişti. Irak 1514’te Yavuz Sultan Selim’in hükümdarlığı sırasında Çal­dıran Savaşı’yla tamamen Osmanlı ülkesine katılana kadar da bu topluluğun var­lığı sürdü.</p>
<p>Bölge savaşla değil, Kürt asıllı meşhur din âlimi İd­ris-i Bitlisî’nin bizzat padi­şaha başvurup El-Cezire böl­gesini himayesine almasını istemesiyle imparatorluğa il­tihak edildi. Yine -eşkıyalık olayları ve bazı aşiret çatış­maları dışında- hemen hiç­bir isyan çıkmadan dört asır Osmanlı idaresinde kaldı. Ta İstanbul çözülene ve İngil­tere’nin başını çektiği Batı­lı güçler Osmanlı toprakları üzerindeki paylaşım kavga­sında anlaşmaya varana ka­dar! Kerkük ve Musul, İngil­tere ile Fransa’nın payına düşmüştü.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derintarih-ekim2017">Derin Tarih Ekim Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Diyanet 93 Yılda Nereden Nereye?</title>
		<link>https://www.derintarih.com/kapak-dosyasi/diyanet-93-yilda-nereden-nereye/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Avni Özgürel]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 31 Aug 2017 21:06:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kapak Dosyası]]></category>
		<category><![CDATA[Gök Tanrı dini]]></category>
		<category><![CDATA[Mani]]></category>
		<category><![CDATA[Tao]]></category>
		<category><![CDATA[Zerdüşlük]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derintarih.com/?p=2652</guid>

					<description><![CDATA[2200 yıllık tarihimizin ilk bin yılı Gök Tanrı dini, Paganizmin değişik yorumları, Zerdüşlük, Mani, Tao, Budizm vs. inançlarına bağlı geçti. İslamla şereflendikten sonra da zaman zaman kabile, boy çekişmeleri kıskacında savrulsak da, genelde Sünnî, bazen Şiî çizgisinde olduk. Bütün bu asırlar boyunca inanç halkasındaki farklılaşmalara rağmen bir şey hiç değişmedi: Topluma liderlik eden kişi; adı ister bey, ister kağan, han, hakan, padişah olsun, çoğu kez dinî otoriteyi de temsil etti ya da tayin ettiği kişiler üzerinden inanç sahasını kontrol etti. El üstünde tutulan, saygı gören din adamları vardı var olmasına ama onların birinci görevleri hükümdarı kötü ruhlardan, nazardan, kötü enerji&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>2200 yıllık tarihimizin ilk bin yılı Gök Tanrı dini, Paganizmin değişik yorumları, Zerdüşlük, Mani, Tao, Budizm vs. inançlarına bağlı geçti. İslamla şereflendikten sonra da zaman zaman kabile, boy çekişmeleri kıskacında savrulsak da, genelde Sünnî, bazen Şiî çizgisinde olduk. Bütün bu asırlar boyunca inanç halkasındaki farklılaşmalara rağmen bir şey hiç değişmedi: Topluma liderlik eden kişi; adı ister bey, ister kağan, han, hakan, padişah olsun, çoğu kez dinî otoriteyi de temsil etti ya da tayin ettiği kişiler üzerinden inanç sahasını kontrol etti. El üstünde tutulan, saygı gören din adamları vardı var olmasına ama onların birinci görevleri hükümdarı kötü ruhlardan, nazardan, kötü enerji veren yıldızların etkisinden, büyüden, ihanetten korumaktı. Pagan dönemde çok sayıda ‘Kam’ kendisinden beklenen hizmetleri vermekte başarısız görüldüğü için canından oldu. Padişahın atı tökezleyince müneccimin ‘la havle’ çekmesi sebepsiz değil.</p>
<p>İslam inanç halkasına girdikten sonra ister istemez emirlerin din âlimleriyle, müftülerle ilişkileri farklılaştı. Ama İslamın ferdiyetçi yaklaşımı ne denli güçlü olursa olsun, tarihi boyunca tanrının kağanları ‘kut’, yani kendi katından gönderdiği enerjiyle özel olarak seçtiğine inanan Türk toplumunun zihniyet dünyasında fazla bir değişiklik olmadı. Hatta halk bu inancını dinî dayanaklar bularak İslam çatısı altında da korudu. Selçuklu ve Osmanlı asırları boyunca sadece halk değil, hükümdarlar da Allah tarafından bu göreve seçilmiş olduklarını düşündüler.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derintarih-eylul2017">Derin Tarih Eylül Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Cuntanın Sakat Bildirisinin Kardeş Selefleri</title>
		<link>https://www.derintarih.com/kapak-dosyasi/cuntanin-sakat-bildirisinin-kardes-selefleri/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Avni Özgürel]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 31 Jul 2016 21:05:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kapak Dosyası]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derintarih.com/?p=1250</guid>

					<description><![CDATA[“Kardeş kavgası, yaygın şiddet, tırmanan irtica tehlikesi, laiklik, Atatürkçülük, bölücülük endişesi”… Bunlardı yapılan darbelerin gerekçeleri. Tabii olarak 12 Eylül de aynı izahı kullandı. Ve diğerlerinin toplumun önüne uzattığı belgede aynı şeyler yazıyordu. 28 Şubat, 27 Nisan e-muhtıra, 7 Şubat 2012… 15 Temmuz’da kendisine ‘Yurtta Sulh Konseyi’ adını takan cuntanın yayınlamaya çalıştığı sakat bildiri de öncekilerin kopyası oldu. Başka ne olabilirdi ki! Devamı Derin Tarih Ağustos Sayısında&#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>“Kardeş kavgası, yaygın şiddet, tırmanan irtica tehlikesi, laiklik, Atatürkçülük, bölücülük endişesi”… Bunlardı yapılan darbelerin gerekçeleri. Tabii olarak 12 Eylül de aynı izahı kullandı. Ve diğerlerinin toplumun önüne uzattığı belgede aynı şeyler yazıyordu. 28 Şubat, 27 Nisan e-muhtıra, 7 Şubat 2012… 15 Temmuz’da kendisine ‘Yurtta Sulh Konseyi’ adını takan cuntanın yayınlamaya çalıştığı sakat bildiri de öncekilerin kopyası oldu. Başka ne olabilirdi ki!</p>
<p>Devamı <a href="http://www.birlikte.com.tr/derintarih-agustos2016">Derin Tarih Ağustos Sayısında&#8230;</a></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
