﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Bekir Tank &#8211; Derin Tarih</title>
	<atom:link href="https://www.derintarih.com/yazar/bekirbank/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<description>Tarih Okuyan Şaşırmaz</description>
	<lastBuildDate>Thu, 03 May 2018 16:08:54 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.7.5</generator>

<image>
	<url>https://www.derintarih.com/wp-content/uploads/2015/12/favicon-150x150.png</url>
	<title>Bekir Tank &#8211; Derin Tarih</title>
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Kürdistan’dan Arnavutluk’a Mektup Var!</title>
		<link>https://www.derintarih.com/desifre/kurdistandan-arnavutluka-mektup-var/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Bekir Tank]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 03 May 2018 16:08:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Deşifre]]></category>
		<category><![CDATA[Hakkârili Mehmed Fuad]]></category>
		<category><![CDATA[Irkçılık]]></category>
		<category><![CDATA[Kürdistan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derintarih.com/?p=3381</guid>

					<description><![CDATA[Mektup, “Kürdistan’dan kahraman Arnavut Kardeşlerimize” diye başlıyor. Aslında bunu geçen aylarda yayımlayacaktık fakat Sevgili Mustafa Armağan, “Sadeleştirilmesi gerekir. Aksi halde okuyucularımız anlamakta zorlanırlar” diye uyarınca sadeleştirmeye çalıştık. Bu arada üzülmedik de değil. Düşünün, dedenizden size bir mektup var ama ne yazısını okuyabiliyor ne de dilini anlayabiliyorsunuz. Bu da bizim dil yaramız! Neden mi böyle bir mektup? Sorunun cevabı mektubun içinde saklı. Irkçılık, mezhepçilik ve cehalet girdabında çırpındığımız, üstüne üstlük yerde sırtlanların ve gökte akbabaların amansız şekilde saldırdığı bir esnada, ümmet olduğumuzu bize hatırlatan cihanşümul mesajları yayımlamak bir şereftir. Mektup, 1908-1911 arasında Selanik’teki askerler tarafından çıkarılan Silah adlı mecmuanın 19 Ağustos&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Mektup, “Kürdistan’dan kahraman Arnavut Kardeşlerimize” diye başlıyor. Aslında bunu geçen aylarda yayımlayacaktık fakat Sevgili Mustafa Armağan, “Sadeleştirilmesi gerekir. Aksi halde okuyucularımız anlamakta zorlanırlar” diye uyarınca sadeleştirmeye çalıştık. Bu arada üzülmedik de değil. Düşünün, dedenizden size bir mektup var ama ne yazısını okuyabiliyor ne de dilini anlayabiliyorsunuz. Bu da bizim dil yaramız! Neden mi böyle bir mektup? Sorunun cevabı mektubun içinde saklı. Irkçılık, mezhepçilik ve cehalet girdabında çırpındığımız, üstüne üstlük yerde sırtlanların ve gökte akbabaların amansız şekilde saldırdığı bir esnada, ümmet olduğumuzu bize hatırlatan cihanşümul mesajları yayımlamak bir şereftir. Mektup, 1908-1911 arasında Selanik’teki askerler tarafından çıkarılan Silah adlı mecmuanın 19 Ağustos 1327/1 Eylül 1911 tarihli sayısında yayımlanmış. Derginin logosunda neler yok ki! Osmanlı bayrağının sembolleri ve ortada ay-yıldız&#8230; Onun da ortasında derginin adı olan Silah. Ay’ın içinde de bir yazı var: “Hazır ol cenge, eğer istersen sulh ü salâh.” Mektup, Arnavut halkına yani Müslümanlara hitap ediyor. Altındaki imza ise şöyle: “Kürdistan namına Hakkârili Mehmed Fuad Bey.” İhtimâl ki Mehmed Fuad Bey ne Arnavutluk’u görmüştür ne de Arnavutları tanır. Ama yüreği onlarla birlikte çarpıyor. İşte bugün belki de en fazla ihtiyaç duyduğumuz şey bu şuur. Mektubu okuduğunuzda eminiz ki siz de duygulanacak, sevinç gözyaşları dökecek ve Mehmed Fuad’ın içtenliğine gıpta edeceksiniz.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derintarih-mayis2018">Derin Tarih Mayıs Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Büyük Güçlerin Ermeni Oyunu</title>
		<link>https://www.derintarih.com/desifre/buyuk-guclerin-ermeni-oyunu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Bekir Tank]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 01 Apr 2018 10:01:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Deşifre]]></category>
		<category><![CDATA[Berlin Kongresi]]></category>
		<category><![CDATA[Ermeni sorunu]]></category>
		<category><![CDATA[“Hasta Adam”]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derintarih.com/?p=3318</guid>

					<description><![CDATA[Savaşın arifesinde olan 1913-14 yılları Büyük Güçlerin Ermeni sorununa yoğunlaştıkları yıllardı. Bir taraftan kendi aralarında gizli görüşmeler yaparken, diğer taraftan Osmanlı’yı istedikleri yönde adımlar atmaya zorluyorlardı. Bölgedeki idarî yapı, etnik ve dinî unsurların temsil oranları, güvenlik güçleri, yetkili güçlerin ataması gereken müfettişler ve reformlar için maddî kaynaklar konuştukları ayrıntılar arasındaydı. Ancak aşağıda sunduğumuz belgede de açıkça anlaşıldığı gibi, Büyük Güçlerin sözüm ona Ermenilerin sorunlarını çözmek adına yaptıkları şey, sadece hedef saptırmaktı. Büyük Güçlerin Berlin Kongresi’nden bu yana -daha öncesine de gidilebilir- kilitlendikleri bir hedef vardı: “Hasta Adam”ın mirasını paylaşmak! Görünürdeki çabalarına bakılırsa, Ermenilerin maruz kaldıkları haksızlıkları ortadan kaldırmak için gerekli&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Savaşın arifesinde olan 1913-14 yılları Büyük Güçlerin Ermeni sorununa yoğunlaştıkları yıllardı. Bir taraftan kendi aralarında gizli görüşmeler yaparken, diğer taraftan Osmanlı’yı istedikleri yönde adımlar atmaya zorluyorlardı. Bölgedeki idarî yapı, etnik ve dinî unsurların temsil oranları, güvenlik güçleri, yetkili güçlerin ataması gereken müfettişler ve reformlar için maddî kaynaklar konuştukları ayrıntılar arasındaydı. Ancak aşağıda sunduğumuz belgede de açıkça anlaşıldığı gibi, Büyük Güçlerin sözüm ona Ermenilerin sorunlarını çözmek adına yaptıkları şey, sadece hedef saptırmaktı.</p>
<p>Büyük Güçlerin Berlin Kongresi’nden bu yana -daha öncesine de gidilebilir- kilitlendikleri bir hedef vardı: “Hasta Adam”ın mirasını paylaşmak! Görünürdeki çabalarına bakılırsa, Ermenilerin maruz kaldıkları haksızlıkları ortadan kaldırmak için gerekli reformları Osmanlı Devleti üzerinden gerçekleştirmekti. Ancak asıl mesele başkaydı! Reformlara nezaret görevini üstlenen ülkelerden hiçbirinin Ermenilerin devlet olmasını istediklerine dair ne bir düşünceleri, ne de bu yönde bir ifadeleri olmuştur. Sadece Rusya özerk veya devlet yapısına sıcak bakıyordu. Fakat Rusya’nın maksadının bağımsız bir Ermenistan üzerinden burayı ilhak etmek olduğunu düşünen diğer devletler buna karşı çıkıyorlardı.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derintarih-nisan2018">Derin Tarih Nisan Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Selanik’te Yunan Mezalimi</title>
		<link>https://www.derintarih.com/desifre/selanikte-yunan-mezalimi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Bekir Tank]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 30 Sep 2017 21:52:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Deşifre]]></category>
		<category><![CDATA[Balkan halkları]]></category>
		<category><![CDATA[Balkan savaşları]]></category>
		<category><![CDATA[Yunan ve Bulgar­ların katliamları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derintarih.com/?p=2793</guid>

					<description><![CDATA[Elimizde bir mektup var. Sela­nik’ten gönderilmiş. Üstün­deki tarih 17 Aralık 1912, yani Yunanların hiçbir karşı direnişle kar­şılaşmadan Selanik’e girdikten sonra katliam yaptıkları günler… Her baba­yiğidin okumaya dayanamayacağı bu satırlar, bir görgü şahidinin kalemin­den, kalbinden ve vicdanından sü­zülmüş. Mektubun gönderildiği kişi bir günlük gazetede yayınladığı için bahtlı sayılırız. Sadece bu mektup bile Osmanlıların ardından Balkan halklarının neleri kaybettiğini anlat­maya yetiyor. Mektupta Selanik’i işgal eden Yunanların Bulgarlarla birlikte gerçekleştirdikleri vahşetlerden ba­zıları açıkça anlatılmakta. Bu açıdan belge Yunan, Bulgar ve diğer unsurla­rın mezalimini anlamak için önemli. Peki, bu mektubu kim yazdı dersiniz? Aklımıza hemen Müslüman bir Tür­kün yazabileceği geliyor. Ama doğru değil. Bir&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Elimizde bir mektup var. Sela­nik’ten gönderilmiş. Üstün­deki tarih 17 Aralık 1912, yani Yunanların hiçbir karşı direnişle kar­şılaşmadan Selanik’e girdikten sonra katliam yaptıkları günler… Her baba­yiğidin okumaya dayanamayacağı bu satırlar, bir görgü şahidinin kalemin­den, kalbinden ve vicdanından sü­zülmüş. Mektubun gönderildiği kişi bir günlük gazetede yayınladığı için bahtlı sayılırız. Sadece bu mektup bile Osmanlıların ardından Balkan halklarının neleri kaybettiğini anlat­maya yetiyor. Mektupta Selanik’i işgal eden Yunanların Bulgarlarla birlikte gerçekleştirdikleri vahşetlerden ba­zıları açıkça anlatılmakta. Bu açıdan belge Yunan, Bulgar ve diğer unsurla­rın mezalimini anlamak için önemli. Peki, bu mektubu kim yazdı dersiniz? Aklımıza hemen Müslüman bir Tür­kün yazabileceği geliyor. Ama doğru değil. Bir Türk yazmadığı gibi Müslü­man bir Boşnak veya Arnavutun ka­leminden de çıkmış değil. Mektubu gönderen, Stuttgart doğumlu ve o es­nada Selanik’te mukim bir Alman. Şehri işgal eden Yunan ve Bulgar­ların katliamlarını engellemeye gücü yetmediği için yaşananlara isyanını mektupla dile getirmiş. Bu vahşetten ne kadar rahatsız olduğunu ve içinin nasıl kan ağladığını hissediyorsunuz okurken.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derintarih-ekim2017">Derin Tarih Ekim Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
