﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Beytullah İmzaoğlu &#8211; Derin Tarih</title>
	<atom:link href="https://www.derintarih.com/yazar/beytullahimzaoglu/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<description>Tarih Okuyan Şaşırmaz</description>
	<lastBuildDate>Fri, 03 Feb 2023 09:00:03 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.1.3</generator>

<image>
	<url>https://www.derintarih.com/wp-content/uploads/2015/12/favicon-150x150.png</url>
	<title>Beytullah İmzaoğlu &#8211; Derin Tarih</title>
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Mîsâk-I Millî’yi Mustafa Kemal mi Hazırladı?</title>
		<link>https://www.derintarih.com/desifre/misak-i-milliyi-mustafa-kemal-mi-hazirladi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Beytullah İmzaoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 03 Feb 2023 08:54:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Deşifre]]></category>
		<category><![CDATA[Eskişehir-İzmit]]></category>
		<category><![CDATA[Misak-ı Millî]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Tarih]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=9058</guid>

					<description><![CDATA[Mîsâk-ı Millî, bugün sadece mevcut ülke sınırlarını ifade eden ve Mustafa Kemal Paşa tarafından hazırlanmış bir metin olarak takdim edilse de hakikatin böyle olmadığını, bizzat M. Kemal Ocak 1923’te İzmit’te İstanbul gazetecileriyle yaptığı mülakatta beyan etmektedir. Ne var ki bu sözleri, kendisinin Eskişehir-İzmit Konuşmaları başlıklı kitabının Türk Tarih Kurumu baskısında sansürlenerek metinden çıkarılmıştır. &#160; Devamı Derin Tarih Ocak Sayısında…]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Mîsâk-ı Millî, bugün sadece mevcut ülke sınırlarını ifade eden ve Mustafa Kemal Paşa tarafından hazırlanmış bir metin olarak takdim edilse de hakikatin böyle olmadığını, bizzat M. Kemal Ocak 1923’te İzmit’te İstanbul gazetecileriyle yaptığı mülakatta beyan etmektedir. Ne var ki bu sözleri, kendisinin <em>Eskişehir-İzmit Konuşmaları</em> başlıklı kitabının Türk Tarih Kurumu baskısında sansürlenerek metinden çıkarılmıştır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-subat-2023">Derin Tarih Ocak Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İttihadçıların “Abdülhamid Dönecek” Korkusu</title>
		<link>https://www.derintarih.com/desifre/ittihadcilarin-abdulhamid-donecek-korkusu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Beytullah İmzaoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 05 Jan 2023 11:18:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Deşifre]]></category>
		<category><![CDATA[1913]]></category>
		<category><![CDATA[Enver Paşa]]></category>
		<category><![CDATA[Sultan II. Abdülhamid]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=8939</guid>

					<description><![CDATA[Enver Paşa’nın liderliğinde 23 Ocak 1913’te Bâbıâli’yi basan İttihadçılar, Harbiye Nâzırı Nazım Paşa’yı da öldürerek hem hükümeti düşürmüş hem de kendi tek parti iktidarlarını başlatmışlardı. Bâbıâli baskınının dikkate değer sebeplerden biri de Sultan II. Abdülhamid’in tahta dönebileceği şayiasının payitahtta ve cephedeki ordu içinde uyandırdığı heyecandır. İttihad ve Terakki Cemiyeti, Bâbıâli baskınıyla yeniden iktidarı ele geçirdiği gibi muhaliflerini sürgüne göndererek iktidarını sağlama almıştır. &#160; Devamı Derin Tarih Ocak Sayısında…]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Enver Paşa’nın liderliğinde 23 Ocak 1913’te Bâbıâli’yi basan İttihadçılar, Harbiye Nâzırı Nazım Paşa’yı da öldürerek hem hükümeti düşürmüş hem de kendi tek parti iktidarlarını başlatmışlardı. Bâbıâli baskınının dikkate değer sebeplerden biri de Sultan II. Abdülhamid’in tahta dönebileceği şayiasının payitahtta ve cephedeki ordu içinde uyandırdığı heyecandır. İttihad ve Terakki Cemiyeti, Bâbıâli baskınıyla yeniden iktidarı ele geçirdiği gibi muhaliflerini sürgüne göndererek iktidarını sağlama almıştır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-ocak-2023">Derin Tarih Ocak Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye Anayasalarında Devletin Dini</title>
		<link>https://www.derintarih.com/kesifler/turkiye-anayasalarinda-devletin-dini/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Beytullah İmzaoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 12 Oct 2022 13:13:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Keşifler]]></category>
		<category><![CDATA[anayasa]]></category>
		<category><![CDATA[Devlet]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=8622</guid>

					<description><![CDATA[1924 Anayasası, 10 Nisan 1928’de 1222 sayılı kanunla tadil edilmiş ve anayasanın 2. maddesi olan “Türkiye Devleti’nin dini, din-i İslâm’dır” maddesi çıkartılmıştır. Bu tadilattan sonra 1961 ve 1982 anayasalarında da devletin dinine dair herhangi bir maddeye yer verilmez. Böylece tarihimizde devletin dininden bahsedilmeyen yeni bir dönem başlamıştır. &#160; Devamı Derin Tarih Ekim Sayısında…]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>1924 Anayasası, 10 Nisan 1928’de 1222 sayılı kanunla tadil edilmiş ve anayasanın 2. maddesi olan “Türkiye Devleti’nin dini, din-i İslâm’dır” maddesi çıkartılmıştır. Bu tadilattan sonra 1961 ve 1982 anayasalarında da devletin dinine dair herhangi bir maddeye yer verilmez. Böylece tarihimizde devletin dininden bahsedilmeyen yeni bir dönem başlamıştır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-ekim-2022">Derin Tarih Ekim Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sivas Kongresi Kararlarına Resmî Tarih Sansürü</title>
		<link>https://www.derintarih.com/yakin-tarih/sivas-kongresi-kararlarina-resmi-tarih-sansuru/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Beytullah İmzaoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 07 Sep 2022 07:54:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yakın Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[halife]]></category>
		<category><![CDATA[İslam]]></category>
		<category><![CDATA[osmanli]]></category>
		<category><![CDATA[Sivas Kongresi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=8471</guid>

					<description><![CDATA[4-11 Eylül 1919 tarihinde tertip edilen Sivas Kongresi’nin 7. maddesi olarak ilan edilen meşhur “Manda ve himaye kabul edilemez”, “Manda ve himaye kesin bir dille reddedilmiştir” cümlelerinin aslında kongre kararları mündericatında olmadığını; Osmanlı, hilafet, saltanat, İslâm ve Müslümanlık vurgularını ihtiva eden birçok maddenin de sansüre tâbi tutulduğunu biliyor muydunuz? &#160; Devamı Derin Tarih Eylül Sayısında…]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>4-11 Eylül 1919 tarihinde tertip edilen Sivas Kongresi’nin 7. maddesi olarak ilan edilen meşhur “Manda ve himaye kabul edilemez”, “Manda ve himaye kesin bir dille reddedilmiştir” cümlelerinin aslında kongre kararları mündericatında olmadığını; Osmanlı, hilafet, saltanat, İslâm ve Müslümanlık vurgularını ihtiva eden birçok maddenin de sansüre tâbi tutulduğunu biliyor muydunuz?</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-eylul-2022">Derin Tarih Eylül Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ecnebi Gözüyle Osmanlı’da Liyakat</title>
		<link>https://www.derintarih.com/osmanli-tarihi/ecnebi-gozuyle-osmanlida-liyakat/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Beytullah İmzaoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 02 Aug 2022 07:21:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Osmanlı Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Habsburg]]></category>
		<category><![CDATA[İ'layı Kelimetullah]]></category>
		<category><![CDATA[Kanuni Sultan Süleyman]]></category>
		<category><![CDATA[Nizam-ı Âlem]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı Devleti]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=8353</guid>

					<description><![CDATA[Osmanlı Devleti’nin altı asrı mütecaviz ayakta kalabilmesinin temel sebeplerinden biri de hiç şüphesiz vazifelerin ana hatlarıyla liyakat ve ehliyete göre dağıtılmasıdır. Gerçekten de Nizam-ı Âlem ve İ’la-yı Kelimetullah ana başlığında ve sulh, sükûn, adalet, hakkaniyet, liyakat, kifayet, merhamet, hürmet ve muhabbet gibi alt başlıklarda toplayabileceğimiz Osmanlı devlet felsefesinin bu mücerret mefhumları, Devlet-i Aliyye’nin çok farklı coğrafyalarda, çok farklı inanç ve kültürlere mensup insanları ahenkle idare edebilmesinin temel dinamiğidir. Bu yazımızda liyakat başlığına dair dört asır arayla iki farklı Avrupalı ismin bizzat müşahedelerine istinaden aynı minvalde yaptıkları değerlendirmelere yer vereceğiz. Vakıa bir kültür-medeniyete iç bakış kadar dış bakışın da ne kadar&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Osmanlı Devleti’nin altı asrı mütecaviz ayakta kalabilmesinin temel sebeplerinden biri de hiç şüphesiz vazifelerin ana hatlarıyla liyakat ve ehliyete göre dağıtılmasıdır. Gerçekten de Nizam-ı Âlem ve İ’la-yı Kelimetullah ana başlığında ve sulh, sükûn, adalet, hakkaniyet, liyakat, kifayet, merhamet, hürmet ve muhabbet gibi alt başlıklarda toplayabileceğimiz Osmanlı devlet felsefesinin bu mücerret mefhumları, Devlet-i Aliyye’nin çok farklı coğrafyalarda, çok farklı inanç ve kültürlere mensup insanları ahenkle idare edebilmesinin temel dinamiğidir. Bu yazımızda liyakat başlığına dair dört asır arayla iki farklı Avrupalı ismin bizzat müşahedelerine istinaden aynı minvalde yaptıkları değerlendirmelere yer vereceğiz. Vakıa bir kültür-medeniyete iç bakış kadar dış bakışın da ne kadar ehemmiyeti haiz olduğu ehlince malumdur ve bu husus dikkatle tahkik edilirse bir o kadar da meseleleri izah edicidir.</p>
<p>Bu meyanda ilk şahidimiz, Osmanlılardan sonra devrin en büyük gücü diyebileceğimiz Habsburg İmparatorluğu’nun elçisi olarak Kanûnî Sultan Süleyman (1520-66) devrinde 1554 senesine ülkemize gönderilen Busbecq’in anlattıkları olacak. O, gerçekten de Amasya’da huzur-ı hümayuna çıkmadan evvel karşılaştıkları karşısında mest olmuş ve Doğu-Batı mukayesesi de yaparak kendisini şu sözleri söylemekten alıkoyamamıştır:</p>
<p>“Bu muazzam kalabalığın içinde tek kişi yoktu ki, rütbesini şahsi meziyetlerine ve kahramanlıklarına borçlu olmasın. Çünkü burada herkes icra ettiği vazifeye, memuriyete göre rütbe alır. Bu yüzden burada asla koltuk kavgası olmaz. Sultan bu atamalarda ne kişinin zenginliğini ne de geldiği ailenin soylu olup olmadığını dikkate alır; ne falan kimsenin tavsiyesi ilgilendirir onu ne de elâlemin fikri. Sırf meziyetlere bakar; ahlaka, doğal yeteneğe ve tabiata. Herkes kendi liyâkati ölçüsünde mükâfatını alır, dolayısıyla memuriyetler de hakkıyla yerine getirecek kimselerce doldurulur. Burada herkes kendi soyunun, kendi ikbalinin mimarıdır ve bu ikbali istediği gibi inşa etmek kişinin kendi elindedir. Sultanın emrindeki yüksek rütbeli memurların çoğu çobanların, sığırtmaçların oğullarıdır. Bundan utanmak şöyle dursun, bunu bir iftihar vesilesi sayarlar. Kısaca, bu milletin gözünde rütbeler, makamlar, memuriyetler liyâkatlerin ve meziyetlerin mükâfatıdır; ahlaksızlık, tembellik, âcizlikse beş para etmez, itibar görmez, horlanır. İşte bu yüzden bu millet her teşebbüsünde başarılı oluyor, hâkimiyet kuruyor.”</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-ağustos-2022">Derin Tarih Ağustos Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>M. Kemal’e Ordunun Başına Geçme Yetkisini Sultan Vahideddin Vermişti</title>
		<link>https://www.derintarih.com/kesifler/m-kemale-ordunun-basina-gecme-yetkisini-sultan-vahideddin-vermisti/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Beytullah İmzaoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 01 Jul 2022 07:12:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Keşifler]]></category>
		<category><![CDATA[Ahmed Reşid Rey]]></category>
		<category><![CDATA[M. Kemal Paşa]]></category>
		<category><![CDATA[Millî Mücadele]]></category>
		<category><![CDATA[Sultan Vahideddin]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=8233</guid>

					<description><![CDATA[Tarih araştırmalarında resmî arşiv kaynakları kadar olmasa da hususi kaynakların da büyük bir ehemmiyeti olduğu izahtan varestedir. Pek tabii olarak her hadise, resmî kaynaklara aksetmez, aksetse de teferruatını ve inceliklerini kimi vakit şahıs arşiv ve hatıralarında buluruz. Sultan Vahideddin’in, M. Kemal Paşa’ya hususi bir ferman veya hatt-ı hümâyun verip vermediği meselesi de bu kabildendir. Son zamanlarda yapılan araştırmalar ve yayınlanan arşivler, Millî Mücadele’nin Osmanlı Devleti ve son padişahı ile genelkurmayının bir operasyonu olduğunu kesin bir şekilde ortaya koymaktadır. Bu sebeple işin bu kısımlarına girmeden doğrudan bahsimize geçeceğiz. Sultan Vahideddin tarafından M. Kemal Paşa’ya hususi bir ferman veya hatt-ı hümâyun verilip&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Tarih araştırmalarında resmî arşiv kaynakları kadar olmasa da hususi kaynakların da büyük bir ehemmiyeti olduğu izahtan varestedir. Pek tabii olarak her hadise, resmî kaynaklara aksetmez, aksetse de teferruatını ve inceliklerini kimi vakit şahıs arşiv ve hatıralarında buluruz. Sultan Vahideddin’in, M. Kemal Paşa’ya hususi bir ferman veya hatt-ı hümâyun verip vermediği meselesi de bu kabildendir.</p>
<p>Son zamanlarda yapılan araştırmalar ve yayınlanan arşivler, Millî Mücadele’nin Osmanlı Devleti ve son padişahı ile genelkurmayının bir operasyonu olduğunu kesin bir şekilde ortaya koymaktadır. Bu sebeple işin bu kısımlarına girmeden doğrudan bahsimize geçeceğiz.</p>
<p>Sultan Vahideddin tarafından M. Kemal Paşa’ya hususi bir ferman veya hatt-ı hümâyun verilip verilmediği yakın tarih araştırmalarında tartışma konusu olmuş ve farklı şahısların kitap, arşiv ve hatıralarında çeşitli fikirler öne sürülmüştür. Literatürde konuya dair tespit edebildiğimiz ilk kayıt, Mevlânzâde Rifat’ın 1929’da Halep’te neşrettiği <em>Türkiye İnkılâbının İçyüzü</em> isimli kitabında yer almaktadır. Müellif, eserine ferman şeklinde bir hatt-ı hümâyun sûretini derç etmiştir.</p>
<p>Mevlânzâde -kendi ifadesiyle- bu fermanın sûretini Kadıköy Belediye Dairesi eski müdürlerinden Azmi Bey’den aldığını, ona da Sultan Vahideddin’in San Remo’dan gönderdiğini anlatmaktadır.</p>
<p>Konuya dair bir diğer kayda, lafzen de olsa Osmanlı son dönem şeyhülislamlarından Mustafa Sabri Efendi’nin 1950 senesinde Kahire’de neşredilen <em>Mevkıfü’l-Akl</em> isimli eserinde rastlanmaktadır.</p>
<p>Cumhuriyet Türkiye’sinde ise tespit edebildiğimiz kadarıyla fermandan ilk defa bahseden, dahiliye nazırlarından Ahmed Reşid Rey olmuştur. O, 1945’te canlı tarihlerden neşredilen <em>Gördüklerim Yaptıklarım</em> isimli hatıralarında M. Kemal Paşa’nın siyasetinden bahsederken, “İçeride kendisine verilen müfettişlik fermanına dayanarak, … çalışıyor” cümlesiyle bu hususa atıf yapmakta fakat herhangi bir metin vermemektedir. Bu fermanın orijinal metnini ise ilk defa neşreden merhum Kadir Mısıroğlu olmuştur. İlk baskısı 1967’de yapılan <em>Kurtuluş Savaşı’nda Sarıklı Mücahidler</em> isimli eserine hatt-ı hümâyunun el yazısı sûretini derç etmiştir. Kadir Mısıroğlu bu sûreti, Şehzade Mahmud Şevket Efendi’den almış, ona da Hüseyin Avni Paşa’dan intikal etmiştir ki bu sûretteki istinsah da zaten paşaya aittir.</p>
<p>Hatt-ı hümâyunun varlığından bahseden ve sûretini veren bir diğer isim de Murat Bardakçı’dır. O da Sultan Vahideddin’in evrakından istifadeyle kaleme alıp 1998 senesinde neşrettiği <em>Şahbaba</em> isimli muhalled eserinde hatt-ı hümâyunun sûretini verdiği gibi, bu vesikayı sultanın evrakı içinde bulduğunu da ifade etmiştir.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-temmuz-2022">Derin Tarih Temmuz Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İttihadçılardan Kemalistlere, Balkan Harbi’nden Suriye’ye “Propaganda”</title>
		<link>https://www.derintarih.com/gundem/ittihadcilardan-kemalistlere-balkan-harbinden-suriyeye-propaganda/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Beytullah İmzaoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 02 Mar 2020 12:24:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Balkan Harbi]]></category>
		<category><![CDATA[İttihadçılar]]></category>
		<category><![CDATA[Kemalistler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=5713</guid>

					<description><![CDATA[İttihadçılar ve Kemalistler arasında pek çok benzerlik var. Hatta bu sebeple Kemalistleri, neo-İttihadçı olarak tavsif etmek bile mümkün. Bu benzerlikleri komitacılık/particilik, komita-parti menfaatini devlet-millet menfaatine üstün tutmak, kolay adam harcamak, iktidarı ele almak için her türlü icraatı tertip etmek, propagandayla akılları zehirlemek gibi başlıklar hâlinde sıralayabiliriz. Bakın “propaganda” hususunda İttihadçılar Balkan Harbi’nde, Kemalistler de bugün Suriye meselesinde nasıl da aynı aksülameli gösteriyor. İttihadçılar Said Paşa’nın Temmuz 1912’de sadaretten çekilmesiyle iktidardan düşmüş, kendilerini birdenbire muhalefette bulmuşlardı. Ekim 1912’de ise Balkan Harbi patlak verince, harp sırasında İttihadçılar -belki de muhtemel bir mağlubiyetle yeniden iktidar oluruz düşüncesiyle- cephedeki askerlerin moralini bozarak onları gayretsizliğe&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İttihadçılar ve Kemalistler arasında pek çok benzerlik var. Hatta bu sebeple Kemalistleri, neo-İttihadçı olarak tavsif etmek bile mümkün. Bu benzerlikleri komitacılık/particilik, komita-parti menfaatini devlet-millet menfaatine üstün tutmak, kolay adam harcamak, iktidarı ele almak için her türlü icraatı tertip etmek, propagandayla akılları zehirlemek gibi başlıklar hâlinde sıralayabiliriz. Bakın “propaganda” hususunda İttihadçılar Balkan Harbi’nde, Kemalistler de bugün Suriye meselesinde nasıl da aynı aksülameli gösteriyor. İttihadçılar Said Paşa’nın Temmuz 1912’de sadaretten çekilmesiyle iktidardan düşmüş, kendilerini birdenbire muhalefette bulmuşlardı. Ekim 1912’de ise Balkan Harbi patlak verince, harp sırasında İttihadçılar -belki de muhtemel bir mağlubiyetle yeniden iktidar oluruz düşüncesiyle- cephedeki askerlerin moralini bozarak onları gayretsizliğe itmek hususunda propaganda yapmaya başladı. Buna dair devrin mühim simalarının hatıralarında birkaç kayıt bulunmaktadır. Bunlar incelendiğinde görülür ki bugünün neo-İttihadçıları olan Kemalistler tarafından da Suriye meselesinde benzer bir propaganda yapılmaktadır. O halde İttihadçıların propagandasına dair birkaç misal vermek yerinde olacaktır.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-mart-2020">Derin Tarih Mart Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Üstad’dan Hilafet’e Dair Bir Baş Eser</title>
		<link>https://www.derintarih.com/kapak-dosyasi/ustaddan-hilafete-dair-bir-bas-eser/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Beytullah İmzaoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 31 May 2019 22:44:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kapak Dosyası]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derintarih.com/?p=4584</guid>

					<description><![CDATA[Üstad son iki yıla kadar dinç ve gençti çünkü en çok gençlerle alâkadar olurdu, bu sayede davası gibi kendisi de genç ve dinç kalırdı. O gençlerden biri de bu satırların sahibiydi ve o da diğer gençler gibi Üstad’ın bir deftere besmele yazması, o defteri talebesine hususi notlarını ve bilmediği kelimeleri kaydetmesi için hediye etmesi, kırk hadis-i şerifi bizzat yazarak öğretmesi gibi temel rahle-i tedris usullerinden geçmişti. Ona göre bir ilim ehlinde olması gereken en mühim husus sabırdı, ilim ehli sabırla okumalıydı, dinlemeliydi, araştırmalıydı, acele karar vermemeliydi, hakikatçi ve ilmiyle amil olmalıydı. Üstad ilmiyle amil bir kimseydi. Onun sayesinde her meşrepten,&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p align="justify"><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;">Üstad son iki yıla kadar dinç ve gençti çünkü en çok gençlerle alâkadar olurdu, bu sayede davası gibi kendisi de genç ve dinç kalırdı. O gençlerden biri de bu satırların sahibiydi ve o da diğer gençler gibi Üstad’ın bir deftere besmele yazması, o defteri talebesine hususi notlarını ve bilmediği kelimeleri kaydetmesi için hediye etmesi, kırk hadis-i şerifi bizzat yazarak öğretmesi gibi temel rahle-i tedris usullerinden geçmişti.</span></span></span></p>
<p align="justify"><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;">Ona göre bir ilim ehlinde olması gereken en mühim husus sabırdı, ilim ehli sabırla okumalıydı, dinlemeliydi, araştırmalıydı, acele karar vermemeliydi, hakikatçi ve ilmiyle amil olmalıydı. Üstad ilmiyle amil bir kimseydi. Onun sayesinde her meşrepten, ahvalden, </span></span></span></p>
<p align="justify"><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;">makamdan, mevkiden nice kimseleri tanıma fırsatına nail olmuştuk. Onun vesilesiyle öyle bir hayat tecrübesi elde edilebilirdi ki değme kimseler birkaç ömür yaşasalar bunları elde edemezdi. O Üstad’dı; gerçekten de anlayabilene her kelamı, hareketi, sükûtu birer delildi. O Üstad’dı; kimseyi yarı yolda koymazdı, imkânı oldukça herkesin yardımına koşardı.</span></span></span></p>
<p align="justify"><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;">Üstad papağan olmamızı veya kendi gölgesinde kalmamızı istemezdi, kendi fıtratımızın zirvesi olmamızı ve çok iyi araştırmalar yapmamızı isterdi. Kimseyi ezdiği görülmemiştir. Delilsiz asla konuşmazdı, bizlerin de öyle olmasını istemiştir. Onun sayesinde arşiv kokusu da almıştık, tarihçilik bir nev’i arşivcilikti. Bize bazen kızar, “Neden başkalarını ziyaret etmiyorsunuz da hep bana geliyorsunuz, ben gençliğimde bütün büyükleri ziyaret ederdim” derdi. Bendeniz de, “Üstadım siz bütün büyükleri zaten ziyaret etmişsiniz, hepsinin ilmini-irfanını cemetmişsiniz, şimdi bize düşen sizden istifade etmektir, bu dolayısıyla bütün büyüklerden de istifa etmektir” derdim. Gerçekten de öyleydi, Üstad varken kime gidebilirdik ki, o zaten herkesi bize getirmişti.</span></span></span></p>
<p align="justify"><strong>Devamı <a href="http://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-haziran-2019">Derin Tarih Haziran Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mustafa Kemal Samsun’a Hareket Etmeden Önce Devletten Ne Talep Etti?</title>
		<link>https://www.derintarih.com/kapak-dosyasi/mustafa-kemal-samsuna-hareket-etmeden-once-devletten-ne-talep-etti-2/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Beytullah İmzaoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 23 May 2019 10:14:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kapak Dosyası]]></category>
		<category><![CDATA[ATESE Arşivi]]></category>
		<category><![CDATA[Harp Tarihi Vesikaları]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa Kemal Paşa'nın Samsun’a gitmesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derintarih.com/?p=4511</guid>

					<description><![CDATA[M. Kemal aslında İstanbul’da siyasetin merkezinde mi kalmak istiyordu? Resmi tarih tezinin temel noktası olan “Bir gece ansızın ve gizlice hasarlı bir vapurla İstanbul’dan Samsun’a hareket etti” ifadeleri ne kadar doğruydu? İşte bu suallere bulunacak en iyi cevaplar, hiç şüphesiz onun 16 Mayıs’ta Samsun’a hareket etmeden evvel, devletle olan münasebetlerinde ve isteklerinde vuzuha kavuşmaktadır. Mustafa Kemal’in Samsun’a gönderilmesi hakkındaki vesikaların mühim bir kısmı bugün ATESE Arşivi’ndedir. Bunlardan bir kısmı Genelkurmay tarafından 1952’den itibaren neşredilen Harp Tarihi Vesikaları Dergisi’nde, bir kısmı da yine Genelkurmay Askeri Tarih ve Stratejik Etüt Başkanlığı Yayınları tarafından 80. Yıl Atatürk’ün Samsun’a Çıkışı ve Kurtuluş Savaşı’nın Başlatılmasına&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p align="justify"><span style="font-family: Times New Roman, serif;">M. Kemal aslında İstanbul’da siyasetin merkezinde mi kalmak istiyordu? Resmi tarih tezinin temel noktası olan “Bir gece ansızın ve gizlice hasarlı bir vapurla İstanbul’dan Samsun’a hareket etti” ifadeleri ne kadar doğruydu? İşte bu suallere bulunacak en iyi cevaplar, hiç şüphesiz onun 16 Mayıs’ta Samsun’a hareket etmeden evvel, devletle olan münasebetlerinde ve isteklerinde vuzuha kavuşmaktadır. </span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Times New Roman, serif;">Mustafa Kemal’in Samsun’a gönderilmesi hakkındaki vesikaların mühim bir kısmı bugün ATESE Arşivi’ndedir. Bunlardan bir kısmı Genelkurmay tarafından 1952’den itibaren neşredilen Harp Tarihi Vesikaları Dergisi’nde, bir kısmı da yine Genelkurmay Askeri Tarih ve Stratejik Etüt Başkanlığı Yayınları tarafından 80. Yıl Atatürk’ün Samsun’a Çıkışı ve Kurtuluş Savaşı’nın Başlatılmasına Dair Belgeler 1919-1999 adıyla basılan kitapta neşredilmiştir.</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Times New Roman, serif;">Mustafa Kemal Paşa 30 Nisan 1919 tarihinde “Dokuzuncu Ordu Kıtaatı Müfettişliğine tayin olunmuş…” olduğu hâlde derhâl Anadolu’ya gitmek yerine 16 Mayıs 1919’da hareket edeceği güne kadar muhtelif isteklerde bulunmuştur, öyle ki birkaç defa kendisine Samsun’a gitmesi için acele etmesi dahi hatırlatılmıştır. Genelkurmay Başkanlığı tarafından neşredilen vesikalara göre M. Kemal’in muhtelif isteklerinden bir kısmı şöyledir:</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Times New Roman, serif;">10 Mayıs 1335/1919 tarihli vesikaya göre M. Kemal, Sivas’taki 3. Ordu Kumandanlığı’na “Birkaç güne hareketimiz mukarrerdir. Müfettişlik karargâhının muhtaç olduğu beş adet binek otomobiliyle iki kamyonun kolordular mıntıkasındaki mevcudlarından te’min olunabileceği Harbiye Nezaret-i Celilesince beyan buyrulmuştur. Kâfi derecede benzin ile lastikleri beraber olduğu hâlde kolorduca sağlam ve mütehammil kaç binek otomobili ne zamana kadar ve nerede hazır bulundurulabilir? Otomobil markalarıyla lâstik çaplarının ve benzin mahallerinin sarahaten iş’ar buyrulmasını intizar eylerim” diye yazmıştır.</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Times New Roman, serif;">12 Mayıs 1335/1919 tarihli vesikaya göre ise Mustafa Kemal Paşa Anadolu’ya gitmeye hazır olduğunu ancak 15 bin kuruşluk maaşını hatırlatarak, vazifesinin ehemmiyeti ile maaşının nispetini hatırlatmaya ihtiyaç duymadığını ancak en azından eski maaşının aynen devam etmesini ve karargâhının da bir fevkalade harp karargâhı kabul edilmesini istemiştir.</span></p>
<p align="justify"><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-4513" src="http://www.derintarih.com/wp-content/uploads/2019/05/4-madde.jpg" alt="" width="905" height="1200" srcset="https://www.derintarih.com/wp-content/uploads/2019/05/4-madde.jpg 905w, https://www.derintarih.com/wp-content/uploads/2019/05/4-madde-226x300.jpg 226w, https://www.derintarih.com/wp-content/uploads/2019/05/4-madde-768x1018.jpg 768w, https://www.derintarih.com/wp-content/uploads/2019/05/4-madde-772x1024.jpg 772w" sizes="(max-width: 905px) 100vw, 905px" /></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Times New Roman, serif;">13 Mayıs 1335/1919 tarihli vesikaya göre ise birkaç maddede eski tarihlere de atıflar yaparak isteklerde bulunmuştur. Buna göre,</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><strong>1)</strong> 7 Mayıs tarihli tezkeresi ile karargâh mensuplarının 3 aylık maaşlarının şimdiden ve buradan verilmesini istediği halde cevap alamadığını ifade etmiştir,</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><strong>2) </strong>Fevkalade masraflar için ayrıca bir meblağın lazım olduğunu,</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><strong>3)</strong> En az iki binek otomobilinin lazım olduğu halde bunun te’min edilmediğini,</span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><strong>4) </strong>Bütün bunlar te’min edilirse üç gün içinde hareket etmeye hazır olduklarını da ayrıca ifade etmiştir.</span></p>
<p align="justify"><strong><span style="font-family: Times New Roman, serif;">Soru 19</span></strong></p>
<p align="justify"><strong><em><span style="font-family: Times New Roman, serif;">Mustafa Kemal Anadolu’ya gizlice mi gitmişti?</span></em></strong></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Times New Roman, serif;">Yukarıdaki vesikalardan anlaşılacağı üzere “gizli bir gidiş” veya “kaçış” yoktur; bilakis gidiş alenidir ve devlet desteklidir. Mevcut şartlar da Mustafa Kemal Paşa tarafından fevkalade bir hal olarak tasavvur olunmamaktadır; çünkü eğer öyle olsaydı vazifeye tayin edildiği tarihten itibaren birkaç hafta daha İstanbul’da kalmaz, derhal yola çıkardı.</span></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mustafa Kemal Samsun’a Hareket Etmeden Önce Devletten Ne Talep Etti?</title>
		<link>https://www.derintarih.com/kapak-dosyasi/mustafa-kemal-samsuna-hareket-etmeden-once-devletten-ne-talep-etti/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Beytullah İmzaoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 30 Apr 2019 21:52:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kapak Dosyası]]></category>
		<category><![CDATA[19 Mayıs]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk’ün Samsun’a Çıkışı]]></category>
		<category><![CDATA[ATESE Arşivi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derintarih.com/?p=4475</guid>

					<description><![CDATA[Mustafa Kemal’in Samsun’a gönderilmesi hakkındaki vesikaların mühim bir kısmı bugün ATESE Arşivi’ndedir. Bunlardan bir kısmı Genelkurmay tarafından 1952’den itibaren neşredilen Harp Tarihi Vesikaları Dergisi’nde, bir kısmı da yine Genelkurmay Askeri Tarih ve Stratejik Etüt Başkanlığı Yayınları tarafından 80. Yıl Atatürk’ün Samsun’a Çıkışı ve Kurtuluş Savaşı’nın Başlatılmasına Dair Belgeler 1919-1999 adıyla basılan kitapta neşredilmiştir. Mustafa Kemal Paşa 30 Nisan 1919 tarihinde “Dokuzuncu Ordu Kıtaatı Müfettişliğine tayin olunmuş…” olduğu hâlde derhâl Anadolu’ya gitmek yerine 16 Mayıs 1919’da hareket edeceği güne kadar muhtelif isteklerde bulunmuştur, öyle ki birkaç defa kendisine Samsun’a gitmesi için acele etmesi dahi hatırlatılmıştır. Devamı Derin Tarih Mayıs Sayısında… ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p align="justify"><span style="font-family: Times New Roman, serif;">Mustafa Kemal’in Samsun’a gönderilmesi hakkındaki vesikaların mühim bir kısmı bugün ATESE Arşivi’ndedir. Bunlardan bir kısmı Genelkurmay tarafından 1952’den itibaren neşredilen Harp Tarihi Vesikaları Dergisi’nde, bir kısmı da yine Genelkurmay Askeri Tarih ve Stratejik Etüt Başkanlığı Yayınları tarafından 80. Yıl Atatürk’ün Samsun’a Çıkışı ve Kurtuluş Savaşı’nın Başlatılmasına Dair Belgeler 1919-1999 adıyla basılan kitapta neşredilmiştir. Mustafa Kemal Paşa 30 Nisan 1919 tarihinde “Dokuzuncu Ordu Kıtaatı Müfettişliğine tayin olunmuş…” olduğu hâlde </span><span style="font-family: Times New Roman, serif;">derhâl Anadolu’ya gitmek yerine 16 Mayıs 1919’da hareket edeceği güne kadar muhtelif isteklerde bulunmuştur, öyle ki birkaç defa kendisine Samsun’a gitmesi için acele etmesi dahi hatırlatılmıştır.</span></p>
<p align="justify"><strong>Devamı <a href="http://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-mayis-2019">Derin Tarih Mayıs Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
