﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Beyzanur Armağan &#8211; Derin Tarih</title>
	<atom:link href="https://www.derintarih.com/yazar/beyzanurarmagan/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<description>Tarih Okuyan Şaşırmaz</description>
	<lastBuildDate>Mon, 02 Mar 2020 12:14:38 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.1.3</generator>

<image>
	<url>https://www.derintarih.com/wp-content/uploads/2015/12/favicon-150x150.png</url>
	<title>Beyzanur Armağan &#8211; Derin Tarih</title>
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>İşgal Altındaki Birüssebi’den Osmanlı Selamı Getirdik</title>
		<link>https://www.derintarih.com/rota/isgal-altindaki-birussebiden-osmanli-selami-getirdik/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Beyzanur Armağan]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 02 Mar 2020 12:14:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Rota]]></category>
		<category><![CDATA[Beer Şeva]]></category>
		<category><![CDATA[Kudüs-i Şerif]]></category>
		<category><![CDATA[Negev Çölü]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı Devleti]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=5697</guid>

					<description><![CDATA[Osmanlı Devleti’nin hoşgörü şemsiyesi altında uzun yıllar himaye edilen Filistin topraklarının gözbebeği Kudüs-i Şerif’ten ayrılıyor ve tarihin izini sürmeye, ülkenin güneyine doğru iniyoruz. 1900’lerde kurulan Kudüs sancağına bağlı şehirde önce Türklerin 1. Dünya Savaşı’nda Filistin Cephesi’nde İngilizlere karşı verdiği büyük mücadelenin, sonrasında ise Siyonist etnik temizlik projesinin kalıntılarını keşfetmeye&#8230; Bir zamanlar Filistin’in en büyük kentlerinden biri olan Birüssebi’deyiz. 1948’de İsrail’in işgalinin ardından değiştirilen ismiyle Beer Şeva burası. Şehir, ismini bölgede bulunan ve Arapça kuyu (bi’r) ve yedi (seb’) kelimelerinden alıyor. Günümüzde Negev Çölü’ndeki en büyük şehir olması sebebiyle “Negev’in başkenti” olarak biliniyor. Gazze’nin 50 km doğusunda bulunan Birüssebi, 1. Dünya&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Osmanlı Devleti’nin hoşgörü şemsiyesi altında uzun yıllar himaye edilen Filistin topraklarının gözbebeği Kudüs-i Şerif’ten ayrılıyor ve tarihin izini sürmeye, ülkenin güneyine doğru iniyoruz. 1900’lerde kurulan Kudüs sancağına bağlı şehirde önce Türklerin 1. Dünya Savaşı’nda Filistin Cephesi’nde İngilizlere karşı verdiği büyük mücadelenin, sonrasında ise Siyonist etnik temizlik projesinin kalıntılarını keşfetmeye&#8230;</p>
<p>Bir zamanlar Filistin’in en büyük kentlerinden biri olan Birüssebi’deyiz. 1948’de İsrail’in işgalinin ardından değiştirilen ismiyle Beer Şeva burası. Şehir, ismini bölgede bulunan ve Arapça kuyu (bi’r) ve yedi (seb’) kelimelerinden alıyor. Günümüzde Negev Çölü’ndeki en büyük şehir olması sebebiyle “Negev’in başkenti” olarak biliniyor.</p>
<p>Gazze’nin 50 km doğusunda bulunan Birüssebi, 1. Dünya Savaşı’nda Osmanlı Devleti’nin Filistin cephesinde verdiği mücadelenin kilit noktasıydı. Bundan dolayı 1917 yılında kutsal topraklarda başlayacak İngiliz işgalinin ilk adımlarının izlerini taşıyor üzerinde. Filistin muharebelerinin hedefi, General Allenby tarafından “Türklerin yenilgiye uğratılarak kuvvetlerinin imha edilmesi, Filistin’den çıkarılması, başlangıçta Kudüs, müteakiben Filistin, Ürdün ve Suriye’nin ele geçirilmesi” olarak tespit edilmişti. Gazze ve Birüssebi ise bu hedefe açılan sırlı kapının anahtarı niteliğindeydi. İngilizler bu amaçla gerçekleştirdikleri 1. ve 2. Gazze harekâtlarında ağır kayıplar vererek yenilgiye uğramış ve eski mevzilerine geri çekilmek zorunda kalmıştı.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-mart-2020">Derin Tarih Mart Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>20. Yüzyılın En Uzun İşgalinin Unutulan Simaları: Filistinli Mülteciler</title>
		<link>https://www.derintarih.com/tarih-aynasi/20-yuzyilin-en-uzun-isgalinin-unutulan-simalari-filistinli-multeciler/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Beyzanur Armağan]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 01 Feb 2020 02:20:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Tarih Aynası]]></category>
		<category><![CDATA[Filistinli Mülteciler]]></category>
		<category><![CDATA[İşgal]]></category>
		<category><![CDATA[Mülteciler Meselesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=5507</guid>

					<description><![CDATA[“Savaş bizi başka bir savaşa sevk eder. Bir savaştan diğer savaşa… Neyin savaşına? Burada cümle düğümleniyor ve söz tıkanıyor..”   Radva Aşûr, Tantûralı Kadın   “Orada…” ile başlayıp “Köyü işgal edip bizi zorla sürdükleri zaman…” diye devam eden ve daima “Biz köyümüze döndüğümüzde…” ile noktalanan cümlelerin tam kalbindedir Filistin toprakları. Sürüp giden ama anlatan kişinin sürekli en başa dönmeye devam ettiği için hiçbir zaman tam olarak bitemeyen cümlelerin… Ve Filistinli Mülteciler Meselesi, 1948 yılında İsrail’in Filistin’i işgali ile başlayan ancak günümüzde dahi çözülememiş ve 70 yılı aşmış bir sürgünün hikâyesi. Bu yazıda söz konusu Filistin olduğunda çoğu zaman göz ardı&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>“Savaş bizi başka bir savaşa sevk eder. Bir savaştan diğer savaşa… Neyin savaşına? Burada cümle düğümleniyor ve söz tıkanıyor..”</em></p>
<p><em> </em></p>
<p>Radva Aşûr, <em>Tantûralı Kadın</em></p>
<p><em> </em></p>
<p>“Orada…” ile başlayıp “Köyü işgal edip bizi zorla sürdükleri zaman…” diye devam eden ve daima “Biz köyümüze döndüğümüzde…” ile noktalanan cümlelerin tam kalbindedir Filistin toprakları. Sürüp giden ama anlatan kişinin sürekli en başa dönmeye devam ettiği için hiçbir zaman tam olarak bitemeyen cümlelerin… Ve Filistinli Mülteciler Meselesi, 1948 yılında İsrail’in Filistin’i işgali ile başlayan ancak günümüzde dahi çözülememiş ve 70 yılı aşmış bir sürgünün hikâyesi. Bu yazıda söz konusu Filistin olduğunda çoğu zaman göz ardı edilen Mülteciler Meselesine ışık tutacak, işgali destekleyenlerin kendilerini savunurken sık sık kullandıkları “Filistinlilerin kendi istekleriyle topraklarını terk ettiği” iddiasına cevap verecek, bölge üzerinde hak iddia eden Siyonistlerin hangi aşamalardan geçerek Filistin topraklarına yerleştiğini, hali hazırda orada bulunan Filistinli yerli halkın planlı bir şekilde nasıl yerinden edildiğini ve yurtlarına geri dönüş yollarının nasıl tıkandığını anlatacağım.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-subat-2020">Derin Tarih Şubat Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>EDİB CEVAT CUDEH EL-HÜSEYNÎ: “BİZ SELAHADDİN EYYÛBÎ’DEN EMANET OLARAK TARİHİ BİN YILA DAYANAN İKİ ANAHTAR TESLİM ALDIK”</title>
		<link>https://www.derintarih.com/roportaj/edib-cevat-cudeh-el-huseyni-biz-selahaddin-eyyubiden-emanet-olarak-tarihi-bin-yila-dayanan-iki-anahtar-teslim-aldik/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Beyzanur Armağan]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 01 Nov 2019 05:15:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Hıristiyanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Hz. Ömer]]></category>
		<category><![CDATA[Kıyamet Kilisesi]]></category>
		<category><![CDATA[Kudüs]]></category>
		<category><![CDATA[Selahaddin Eyyûbî]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=5147</guid>

					<description><![CDATA[KONUŞAN: BEYZA ARMAĞAN &#160; Kıyamet Kilisesi’nin anahtarlarını yaklaşık 850 yıldır muhafaza ediyorsunuz. Anahtarlar neden Müslüman bir aileye verildi? Bu hikâyenin aslı, başlangıç noktası nedir? &#160; Bildiğimiz üzere Kıyamet Kilisesi dünya üzerinde Hıristiyanlar için en kutsal yerlerden biridir; çünkü içerisinde Hz. İsa’nın (as) kabrini bulundurduğuna inanıyorlar. Selahaddin Eyyubî Kudüs’ü Haçlıların elinden kurtarınca Müslümanlardan intikam olarak kiliseyi yıkma teklifiyle gelenler olmuştu. Çünkü Haçlılar Kudüs’e geldiklerinde her şeyi yakıp yıkmış, çok fazla Müslümanı katletmişlerdi. Ama Selahaddin Eyyubî Allah korkusu olan biriydi ve bu teklifleri reddetti. Bunun yerine Ömer Emannamesi’ne bakmayı tercih etti. O emanname ki Beytülmakdis’ten dünyaya yayılan, İslam’ın Hıristiyanlara hoşgörüsünün ifadesidir. Bu&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>KONUŞAN: BEYZA ARMAĞAN</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Kıyamet Kilisesi’nin anahtarlarını yaklaşık 850 yıldır muhafaza ediyorsunuz. Anahtarlar neden Müslüman bir aileye verildi? Bu hikâyenin aslı, başlangıç noktası nedir?</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Bildiğimiz üzere Kıyamet Kilisesi dünya üzerinde Hıristiyanlar için en kutsal yerlerden biridir; çünkü içerisinde Hz. İsa’nın (as) kabrini bulundurduğuna inanıyorlar. Selahaddin Eyyubî Kudüs’ü Haçlıların elinden kurtarınca Müslümanlardan intikam olarak kiliseyi yıkma teklifiyle gelenler olmuştu. Çünkü Haçlılar Kudüs’e geldiklerinde her şeyi yakıp yıkmış, çok fazla Müslümanı katletmişlerdi. Ama Selahaddin Eyyubî Allah korkusu olan biriydi ve bu teklifleri reddetti. Bunun yerine Ömer Emannamesi’ne bakmayı tercih etti. O emanname ki Beytülmakdis’ten dünyaya yayılan, İslam’ın Hıristiyanlara hoşgörüsünün ifadesidir. Bu emanname ile açıkça Hristiyanlara istedikleri gibi ibadet edebilme özgürlüğü verilmiş, kilise inşa etmelerine izin verilmiş, kendi işlerini kendileri görmelerine müsaade edilmiş. Peki ne olmuştu da Hıristiyanlar Müslümanlara zarar vermeye, onları öldürmeye başlamıştı? Çünkü Hz. Ömer (as) vefat ettikten sonra emannameden tavizler verilmiş ve emanname de onunla beraber ölmüştü. İşte Selahaddin Eyyubî bu Emanname’yi ihya etmek için gelmişti.</p>
<p>Hz. Ömer’den sonra süregelen bu sıkıntılı hali ortadan kaldırmak için Selahaddin Eyyubî Etiyopyalılar, Rum-Ortodokslar, Katolikler, Süryaniler, Kıptîler, Ermeniler’den olmak üzere altı Hıristiyan mezhebinin liderlerini bir araya getirmiş ve onlara (Onlara tek bir şey söylemişti: “Ben sultan olarak hepinizi koruyabilirim. Ama ben ölüp gittikten sonra Emanname’nin de ölüp gitmesini istemiyorum. Kıyamet Kilisesi’nin uzun süre koruma altında kalmasını arzu ediyorum. Bunun için size sunmak istediğim bir fikrim var, kabul ederseniz ben elimden geleni yapmaya hazırım. Eğer reddederseniz seçim sizin. Eğer dilerseniz Kıyamet Kilisesi’nin anahtarlarını Al-i Beyt’e teslim edebilirim.” Hıristiyan mezhepleri bu fikri onayladılar ve o zamandan beri Hz. Ömer’in Emannamesinin muhyisi Selahaddin Eyyubî’nin emriyle bu anahtarları muhafaza ediyoruz.</p>
<p>İsrail işgalinin ardından Kıyamet Kilisesi’nin anahtarları Hıristiyanlar arasındaki ayrılık ve anlaşmazlıklardan dolayı zorla Müslüman bir aileye verilmiş diye bazı söylentiler yayılmaya başladı. Bu doğru değil çünkü o Hıristiyan mezhep mensuplarını bu topraklara getiren zaten Selahaddin Eyyubî idi. Onun zamanında Hıristiyanlar birbirlerini öldürmeye cesaret edemezlerdi çünkü kiliseyi onlar arasında bölüştüren de yine Selahaddin Eyyubî’nin kendisiydi. Mezhepler arasındaki anlaşmazlıklar 1520 yılından sonra, Kanuni Sultan Süleyman döneminde ortaya çıkmaya başladı. Bu Siyonistlerin Müslümanlar ile Hıristiyanlar arasında anlaşmazlık çıkarma şekliydi. Bu inanışı yaygınlaştırarak Hıristiyanları Müslümanlara karşı kışkırtmayı hedeflediler. “Siz birbirinizi öldürüyordunuz, Müslümanlar sizin aranıza girdiler” iddiasında bulundular. Böylece Hristiyanlar anahtarları zorla alıp kiliselerine el koyduğumuzu düşünecek, Müslüman liderler kötü bir şekilde yaftalanacaklardı. Ama bu doğru değil. Bu bölge uzun süre Müslümanlar tarafından yönetildiği için Hıristiyanların Müslümanların güvenilirliğinden şüpheleri yoktu. Bu yüzden Kıyamet Kilisesi’nin anahtarlarını kendileri ona teslim etmişlerdi.</p>
<p><strong>Devamı <a href="http://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-kasım-2019">Derin Tarih Kasım Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Selâhaddîn-İ Eyyûbî Külliye-Yi İslâmiyyesi</title>
		<link>https://www.derintarih.com/kesifler/selahaddin-i-eyyubi-kulliye-yi-islamiyyesi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Beyzanur Armağan]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 04 Sep 2019 09:13:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Keşifler]]></category>
		<category><![CDATA[Bedriyye]]></category>
		<category><![CDATA[Efdaliyye]]></category>
		<category><![CDATA[Emcediyye]]></category>
		<category><![CDATA[Evhadiyye]]></category>
		<category><![CDATA[Eyyubiler]]></category>
		<category><![CDATA[Haçlılar]]></category>
		<category><![CDATA[İzziyye]]></category>
		<category><![CDATA[Kudüs-i Şerif]]></category>
		<category><![CDATA[Meymuniyye]]></category>
		<category><![CDATA[Muazzamiyye]]></category>
		<category><![CDATA[Nahviyye]]></category>
		<category><![CDATA[Nasıriyye]]></category>
		<category><![CDATA[Salahiyye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derintarih.com/?p=4907</guid>

					<description><![CDATA[Kudüs-i Şerif’e çok büyük hizmetler sunan Eyyubiler ulemanın toplumsal hayatta oynadığı rolün ehemmiyetini ve Haçlılara karşı mücadelede en büyük destekçilerinin onlar olacağını çok iyi biliyorlardı. İslam toplumunun en önemli meşruiyet kaynağı diyebileceğimiz ulemanın desteğini hem dış, hem de iç mücadelelerinde arkalarına almak istiyorlardı. Ayrıca İslam toplumunun özellikle Haçlılara karşı yürütülen mücadelenin parçası haline getirilmesindeki rolleri tartışılmazdı. Örneğin vaizlerin verdikleri vaazlarda ve kaleme aldıkları eserlerde Müslümanları cihada teşvik etmeleri Haçlılarla mücadelenin fitilini ateşleyen en mühim noktalarından biriydi. İşte bu gibi nedenlerden dolayı Eyyubiler medreseler kurarak ulemayı sistematik bir şekilde himaye etmeye büyük önem vermekteydi. Selahaddin Eyyûbi 88 yıl süren Haçlı işgaline&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kudüs-i Şerif’e çok büyük hizmetler sunan Eyyubiler ulemanın toplumsal hayatta oynadığı rolün ehemmiyetini ve Haçlılara karşı mücadelede en büyük destekçilerinin onlar olacağını çok iyi biliyorlardı. İslam toplumunun en önemli meşruiyet kaynağı diyebileceğimiz ulemanın desteğini hem dış, hem de iç mücadelelerinde arkalarına almak istiyorlardı. Ayrıca İslam toplumunun özellikle Haçlılara karşı yürütülen mücadelenin parçası haline getirilmesindeki rolleri tartışılmazdı. Örneğin vaizlerin verdikleri vaazlarda ve kaleme aldıkları eserlerde Müslümanları cihada teşvik etmeleri Haçlılarla mücadelenin fitilini ateşleyen en mühim noktalarından biriydi. İşte bu gibi nedenlerden dolayı Eyyubiler medreseler kurarak ulemayı sistematik bir şekilde himaye etmeye büyük önem vermekteydi.</p>
<p>Selahaddin Eyyûbi 88 yıl süren Haçlı işgaline son verip 1187 yılında Kudüs’e girince şehri alimler için yeniden bir cazibe merkezi kılmak için birtakım düzenlemeler yaptı. Ardından gelen melikler de Selahaddin’in adımlarını izlediler ve böylece Eyyubiler Suriye ve Mısır’da olduğu gibi Kudüs’te de birçok medrese kurdular. Dönem boyunca başta Sünni fıkıh mezhepleri müntesipleri için vakfedilenler olmak üzere toplam 10 medrese kurulmuştur: Salahiyye, Efdaliyye, Meymuniyye, Nahviyye, Nasıriyye (Ğazaliyye), Bedriyye, Muazzamiyye, Emcediyye, İzziyye ve Evhadiyye.</p>
<p><strong>Devamı <a href="http://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-eylul-2019">Derin Tarih Eylül Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kudüs’ün Kalbine Yolculuk</title>
		<link>https://www.derintarih.com/islam-tarihi/kudusun-kalbine-yolculuk/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Beyzanur Armağan]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 01 Dec 2018 14:09:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İslam Tarihi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derintarih.com/?p=3999</guid>

					<description><![CDATA[Kudüs; sevgi ve nefretin, hırs ve arzunun, dürüstlük ve yalancılığın, direniş ve teslimiyetin iki bin yıldır karşı karşıya geldiği mübarek belde. Akıl ve kalpleri sarsan muazzam bir serüvenin başlangıç noktasına varmak isteyenleri kucaklamaya daima hazır, bekliyor. Biz de nübüvvetin kokusunu üzerinde taşıyan bu toprakların davetine icabet ediyoruz. Kudüs’ün bir yerleşim birimi olarak ismi ilk olarak MÖ 1400’lerdeki Mısır metinlerinde bir Kenan site devleti olarak zikredilmiştir. Bu kutsal kentin Batı dillerindeki adı da Jerusalem, İbranice ‘barış şehri’ anlamındaki Yeruşalim’den gelir. Müslümanlar da şehre çeşitli isimler vermiş olup bunların başında “bereket, mübarek olmak” anlamına gelen “el-Kuds” zikredilmelidir. Hz. İbrahim’den itibaren pek çok&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kudüs; sevgi ve nefretin, hırs ve arzunun, dürüstlük ve yalancılığın, direniş ve teslimiyetin iki bin yıldır karşı karşıya geldiği mübarek belde. Akıl ve kalpleri sarsan muazzam bir serüvenin başlangıç noktasına varmak isteyenleri kucaklamaya daima hazır, bekliyor. Biz de nübüvvetin kokusunu üzerinde taşıyan bu toprakların davetine icabet ediyoruz. Kudüs’ün bir yerleşim birimi olarak ismi ilk olarak MÖ 1400’lerdeki Mısır metinlerinde bir Kenan site devleti olarak zikredilmiştir. Bu kutsal kentin Batı dillerindeki adı da Jerusalem, İbranice ‘barış şehri’ anlamındaki Yeruşalim’den gelir. Müslümanlar da şehre çeşitli isimler vermiş olup bunların başında “bereket, mübarek olmak” anlamına gelen “el-Kuds” zikredilmelidir. Hz. İbrahim’den itibaren pek çok peygamberin yaşadığı bir bölgede bulunması, Hz. Süleyman’ın inşa ettiği Beytülmakdis’i barındırması, İsrailoğullarının ve peygamberlerinin mücadelelerine ev sahipliği yapması açısından semavî dinler geleneğinde hayatî bir yere sahip olmuş, tarih boyunca nice imparatorlukların ve hükümdarların hayalini kurduğu bir diyar olmuştur.</p>
<p><strong>Devamı <a href="http://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-aralik-2018">Derin Tarih Aralık Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
