﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Büşra Gür &#8211; Derin Tarih</title>
	<atom:link href="https://www.derintarih.com/yazar/busragur/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<description>Tarih Okuyan Şaşırmaz</description>
	<lastBuildDate>Mon, 18 Dec 2023 10:51:25 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.7.5</generator>

<image>
	<url>https://www.derintarih.com/wp-content/uploads/2015/12/favicon-150x150.png</url>
	<title>Büşra Gür &#8211; Derin Tarih</title>
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Türklerin Diyâr-ı Rûm’da Kurdukları Şehir Medeniyeti</title>
		<link>https://www.derintarih.com/oteki-tarih/turklerin-diyar-i-rumda-kurduklari-sehir-medeniyeti/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Büşra Gür]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 18 Dec 2023 10:51:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hoş Sadâ]]></category>
		<category><![CDATA[Öteki Tarih]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=9978</guid>

					<description><![CDATA[Selçuklu tarihinin ihmal edilen sahalarından biri de şehircilik tarihi. Türk boylarının göçebe yaşadığı genellemesinin yol açtığı körlük sebebiyle Malazgirt zaferi sonrasında Anadolu’daki Türk yerleşimi dikkate değer bulunmamıştır. Oysa Anadolu’ya gelen Türklerin küçük bir kısmı hayvancılıkla uğraşırken, çoğunluk şehirlere yerleşmiş, bu topraklardaki tekniği ve kültürel birikimi tevarüs ederek bir şehir medeniyeti inşa etmişlerdir. &#160; Devamı Derin Tarih Aralık Sayısında…]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Selçuklu tarihinin ihmal edilen sahalarından biri de şehircilik tarihi. Türk boylarının göçebe yaşadığı genellemesinin yol açtığı körlük sebebiyle Malazgirt zaferi sonrasında Anadolu’daki Türk yerleşimi dikkate değer bulunmamıştır. Oysa Anadolu’ya gelen Türklerin küçük bir kısmı hayvancılıkla uğraşırken, çoğunluk şehirlere yerleşmiş, bu topraklardaki tekniği ve kültürel birikimi tevarüs ederek bir şehir medeniyeti inşa etmişlerdir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-aralik-kasim-2023">Derin Tarih Aralık Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Osmanlı’da Üniversitenin Temelleri Sahn-I Semân Medreseleri’nde Atıldı</title>
		<link>https://www.derintarih.com/izdusum/osmanlida-universitenin-temelleri-sahn-i-seman-medreselerinde-atildi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Büşra Gür]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 03 Jun 2023 12:35:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İzdüşüm]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=9428</guid>

					<description><![CDATA[Fatih Külliyesi, yapılanma ve mimarî açıdan İslâm coğrafyasında emsali görülmemiş bir kompleks olarak tasarlanmıştır. Hazırlanan vakfiyeye göre külliyenin içinde sıbyan mektebi, orta medrese olarak telakki edilen Tetimme Medresesi ve yüksek medrese diye bilinen Sahn-ı Semân Medreseleri (Semâniye Medreseleri) bulunmaktaydı. Sahn-ı Semân Medreseleri’nde eğitim fıkıh ağırlıklı olup Fatih Sultan Mehmed’in ilm-i kelâma yakınlığı hasebiyle âlimler, kelâm eserlerine dair şerh ve hâşiyeler de yazmıştır. &#160; Devamı Derin Tarih Haziran Sayısında…]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Fatih Külliyesi, yapılanma ve mimarî açıdan İslâm coğrafyasında emsali görülmemiş bir kompleks olarak tasarlanmıştır. Hazırlanan vakfiyeye göre külliyenin içinde sıbyan mektebi, orta medrese olarak telakki edilen Tetimme Medresesi ve yüksek medrese diye bilinen Sahn-ı Semân Medreseleri (Semâniye Medreseleri) bulunmaktaydı. Sahn-ı Semân Medreseleri’nde eğitim fıkıh ağırlıklı olup Fatih Sultan Mehmed’in ilm-i kelâma yakınlığı hasebiyle âlimler, kelâm eserlerine dair şerh ve hâşiyeler de yazmıştır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-haziran-2023">Derin Tarih Haziran Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Zihniyetin Ve Zamanın Değişim Haritasını Çıkaran Annales Tarih Okulu</title>
		<link>https://www.derintarih.com/izdusum/zihniyetin-ve-zamanin-degisim-haritasini-cikaran-annales-tarih-okulu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Büşra Gür]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 02 Mar 2023 07:34:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İzdüşüm]]></category>
		<category><![CDATA[16. yüzyıl]]></category>
		<category><![CDATA[1929 Fransa]]></category>
		<category><![CDATA[Annales Tarih Okulu]]></category>
		<category><![CDATA[Fernand Braudel]]></category>
		<category><![CDATA[Lucien Febvre]]></category>
		<category><![CDATA[March Bloch]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=9166</guid>

					<description><![CDATA[Annales Tarih Okulu, Ortaçağ tarihi uzmanı March Bloch ve 16. yüzyıl uzmanı Lucien Febvre’nin kurucusu olduğu, 1929 Fransa’sında neşredilmeye başlayan Annales d’historie economique et sociale adlı tarih dergisi etrafında teşekkül etmiş bir ekoldür. Doğrudan insana dair “şey”lerin yorumlanması üzerine gelişen tarih disiplininin antropoloji, sosyoloji ve felsefe gibi beşeri bilimlerin yöntem ve birikimlerinden istifade ederek anlaşılabileceği; bu yüzden sosyal bilimcilerin kolektif olarak çalışmaları gerektiği fikrini benimseyen bu okulun temsilcileri arasında Fernand Braudel gibi tarih yazım ve tasavvurunu kökten değiştiren isimler de vardır. &#160; Devamı Derin Tarih Mart Sayısında…]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Annales Tarih Okulu, Ortaçağ tarihi uzmanı March Bloch ve 16. yüzyıl uzmanı Lucien Febvre’nin kurucusu olduğu, 1929 Fransa’sında neşredilmeye başlayan Annales d’historie economique et sociale adlı tarih dergisi etrafında teşekkül etmiş bir ekoldür. Doğrudan insana dair “şey”lerin yorumlanması üzerine gelişen tarih disiplininin antropoloji, sosyoloji ve felsefe gibi beşeri bilimlerin yöntem ve birikimlerinden istifade ederek anlaşılabileceği; bu yüzden sosyal bilimcilerin kolektif olarak çalışmaları gerektiği fikrini benimseyen bu okulun temsilcileri arasında Fernand Braudel gibi tarih yazım ve tasavvurunu kökten değiştiren isimler de vardır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-mart-2023">Derin Tarih Mart Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Osmanlı Şehirleşmesi Akıncı Beylerin Vakıf Faaliyetleriyle Gerçekleştirilmişti</title>
		<link>https://www.derintarih.com/oteki-osmanli/osmanli-sehirlesmesi-akinci-beylerin-vakif-faaliyetleriyle-gerceklestirilmisti/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Büşra Gür]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 02 Nov 2022 07:39:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Öteki Osmanlı]]></category>
		<category><![CDATA[gazi beyler]]></category>
		<category><![CDATA[Gazi Evrenos]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı iskân]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=8702</guid>

					<description><![CDATA[Kuruluş dönemi fetih hareketlerinde boy gösteren gazi beyler Osmanlı Devleti’nin meşhur akıncı ailelerinin çekirdeğini teşkil eder. Bunlardan biri olan Gazi Evrenos Bey “uçların beyi” sıfatı ve müstahkem mevkilerde elde ettiği temliklerde kurmuş olduğu vakıflar aracılığıyla devrin reel politikası içerisinde başarılı bir devlet adamı profili çizer. Elde ettiği temlikleri vakıf arazisine dönüştürmesi tipik bir Osmanlı iskân ve bayındırlık faaliyetidir. Bu da erken dönem Osmanlı şehirleşmesinin sivil toplum kuruluşlarına tekabül eden vakıflar kanadıyla gerçekleştiğini ve bu vakıfların özellikle fatihler ve gaziler tarafından tesis edildiğini göstermektedir. &#160; Devamı Derin Tarih Kasım Sayısında…]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kuruluş dönemi fetih hareketlerinde boy gösteren gazi beyler Osmanlı Devleti’nin meşhur akıncı ailelerinin çekirdeğini teşkil eder. Bunlardan biri olan Gazi Evrenos Bey “uçların beyi” sıfatı ve müstahkem mevkilerde elde ettiği temliklerde kurmuş olduğu vakıflar aracılığıyla devrin reel politikası içerisinde başarılı bir devlet adamı profili çizer. Elde ettiği temlikleri vakıf arazisine dönüştürmesi tipik bir Osmanlı iskân ve bayındırlık faaliyetidir. Bu da erken dönem Osmanlı şehirleşmesinin sivil toplum kuruluşlarına tekabül eden vakıflar kanadıyla gerçekleştiğini ve bu vakıfların özellikle fatihler ve gaziler tarafından tesis edildiğini göstermektedir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-kasim-2022">Derin Tarih Kasım Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Vergi Tahsilindeki Yolsuzluk Millet Sistemini Yaraladı</title>
		<link>https://www.derintarih.com/osmanli-milleti/vergi-tahsilindeki-yolsuzluk-millet-sistemini-yaraladi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Büşra Gür]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 07 Sep 2022 10:10:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Osmanlı Milleti]]></category>
		<category><![CDATA[hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı Devleti]]></category>
		<category><![CDATA[sultan 3. selim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=8490</guid>

					<description><![CDATA[Osmanlı Devleti gayrimüslim unsurları idare etme noktasında zimmî hukukun kendisine verdiği yetkileri, “Dinde zorlama yoktur” düsturundan ilhamla, hürmet ve hoşgörünün yanında pragmatist bir usul ile ifa etmeye çalışmıştır. Ancak devletin son dönemlerinde zimmî hukukunun tatbikinde kimi aksaklıklar görülmektedir. Sultan III. Selim döneminde resm-i arûse vergisinin tahsilindeki yolsuzluklar bu yozlaşmanın alametlerindendir&#8230; &#160; Devamı Derin Tarih Eylül Sayısında…]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Osmanlı Devleti gayrimüslim unsurları idare etme noktasında zimmî hukukun kendisine verdiği yetkileri, “Dinde zorlama yoktur” düsturundan ilhamla, hürmet ve hoşgörünün yanında pragmatist bir usul ile ifa etmeye çalışmıştır. Ancak devletin son dönemlerinde zimmî hukukunun tatbikinde kimi aksaklıklar görülmektedir. Sultan III. Selim döneminde resm-i arûse vergisinin tahsilindeki yolsuzluklar bu yozlaşmanın alametlerindendir&#8230;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-eylul-2022">Derin Tarih Eylül Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Meşveret Meclisleri Osmanlı Siyaset Düşüncesini Ne Yönde Etkiledi?</title>
		<link>https://www.derintarih.com/oteki-osmanli/mesveret-meclisleri-osmanli-siyaset-dusuncesini-ne-yonde-etkiledi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Büşra Gür]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 02 Aug 2022 07:40:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Öteki Osmanlı]]></category>
		<category><![CDATA[Bâbıali]]></category>
		<category><![CDATA[Divan-ı Hümâyûn]]></category>
		<category><![CDATA[Hârezm]]></category>
		<category><![CDATA[I. Abdülhamid]]></category>
		<category><![CDATA[III. Selim]]></category>
		<category><![CDATA[Maveraünnehir]]></category>
		<category><![CDATA[Meşveret]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=8366</guid>

					<description><![CDATA[Osmanlı Devleti’ndeki kurumlar ele alınırken Orta Asya Oğuz geleneği ile başlayarak Hârezm, Mâverâünnehir bölgelerinde var olmuş ve nihayetinde Selçuklu Anadolu’suna kadar uzanmış Türk-İslâm geleneğiyle ilişkisi göz ardı edilmemelidir. Türk-İslâm geleneği muvacehesinde gelişmiş divan, kurultay ve meşveret meclisleri, kendine has idarî yapılanması ile Osmanlı Devleti’nde de yansımalar bulmuştur. Nitekim Osmanlı Devleti’nin en yüksek siyasî ve idarî karar organı olan Dîvân-ı Hümâyun ve zaman içerisindeki dönüşümü, bu geleneğin bir uzantısı olarak şekillenmiştir. Dîvân-ı Hümâyun’da şer’î, örfî ve malî konular görüşülürdü. Fatih dönemine kadar daha çok padişahın, sonraları ise sadrazamın riyasetinde toplanan divan, 17. yüzyıldan itibaren önemini kaybetmiş ve devlet işleri önce sadrazamın&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Osmanlı Devleti’ndeki kurumlar ele alınırken Orta Asya Oğuz geleneği ile başlayarak Hârezm, Mâverâünnehir bölgelerinde var olmuş ve nihayetinde Selçuklu Anadolu’suna kadar uzanmış Türk-İslâm geleneğiyle ilişkisi göz ardı edilmemelidir. Türk-İslâm geleneği muvacehesinde gelişmiş divan, kurultay ve meşveret meclisleri, kendine has idarî yapılanması ile Osmanlı Devleti’nde de yansımalar bulmuştur. Nitekim Osmanlı Devleti’nin en yüksek siyasî ve idarî karar organı olan Dîvân-ı Hümâyun ve zaman içerisindeki dönüşümü, bu geleneğin bir uzantısı olarak şekillenmiştir.</p>
<p>Dîvân-ı Hümâyun’da şer’î, örfî ve malî konular görüşülürdü. Fatih dönemine kadar daha çok padişahın, sonraları ise sadrazamın riyasetinde toplanan divan, 17. yüzyıldan itibaren önemini kaybetmiş ve devlet işleri önce sadrazamın konağında ikindi divanında, daha sonra ise Bâbıâli’de görüşülmeye başlanmıştır. Meşveret meclisleri ise 18. yüzyılın ikinci yarısına kadar rutin siyasî ve idarî meselelerin dışında cephede savaşla ilgili, merkezde ise olağanüstü hallerde toplanan bir kuruldu. Dîvân-ı Hümâyun kalemlerinin 18. yüzyılda sadrazamlığa geçip Bâbıâli’nin teşekkül etmesinden sonra meşveret meclislerinin öneminin arttığı görülmektedir.</p>
<p>18. yüzyılın ikinci yarısına kadar meşveret meclislerinde askerî meselelerde padişahla birlikte müzakereler icra edilirdi. Nitekim 1710 yılında padişahın riyasetinde toplanan meşveret meclisi neticesinde Prut Savaşı’nın yapılmasına karar verilmişti. Diğer taraftan, aynı asırda İran ile ilişkilerin bozulmasına binaen de birçok defa meşveret meclisleri tertip edilmiştir. 18. yüzyılın ikinci yarısından sonra meşveret meclislerinin müzakere vakitlerinin artmasının yanı sıra ele alınan konuların çeşitliliğinde de artış görülmektedir. Örneğin 1756 yılında cizye vergisinde yapılacak zammın kararı dahi buradan çıkmıştır. I. Abdülhamid ve III. Selim dönemlerinde ise meşveret programlarının daha düzenli bir hal aldığı tespit edilmektedir. Bunda şüphesiz 1768-74 ve 1787-92 Osmanlı-Rus-Avusturya savaşları neticesinde Kırım’ın Rusya’ya terk edilme sürecinde ortaya çıkan siyasî kargaşanın yanı sıra, bütün bir memâlik-i mahrûse vicdanında şifa kabul etmeyen bir yaranın sorumluluğunu tek bir kişiye yüklemeyip birçok kişi arasında paylaştırmak ve bir nevi meşruiyet zemini hazırlamak gayreti de etkili olmuştur.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-ağustos-2022">Derin Tarih Ağustos Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
