﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Dursun Gürlek &#8211; Derin Tarih</title>
	<atom:link href="https://www.derintarih.com/yazar/dursungurlek/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<description>Tarih Okuyan Şaşırmaz</description>
	<lastBuildDate>Mon, 04 May 2026 06:17:06 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.7.5</generator>

<image>
	<url>https://www.derintarih.com/wp-content/uploads/2015/12/favicon-150x150.png</url>
	<title>Dursun Gürlek &#8211; Derin Tarih</title>
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Vefatının 69. Sene-i Devriyesinde İbnülemin Mahmud Kemal İnal</title>
		<link>https://www.derintarih.com/abide-sahsiyetler/vefatinin-69-sene-i-devriyesinde-ibnulemin-mahmud-kemal-inal/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dursun Gürlek]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 04 May 2026 06:17:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Abide Şahsiyetler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=12173</guid>

					<description><![CDATA[İbnülemin Mahmud Kemal İnal, kaleme aldığı birbirinden değerli eserlerle, konağında yıllar boyu tertiplediği sohbet toplantıları ve mûsıki fasıllarıyla, üniversiteye bağışladığı muazzam kütüphanesiyle, İlim Yayma Cemiyeti’ne ve birtakım sağlık müesseselerine yaptığı bağışlarla ne kadar hayırlı ve vefalı bir insan olduğunu ispatlamıştır. Bugün bize düşen görev, onun eserlerine her mânasıyla sahip çıkmaktır. Vefatının 69. yıl dönümünde kendisini hayırla yâd ederken, Ketebe Yayınları’nın, İbnülemin Mahmud Kemal İnal’ın “değer bilirlik” fikrini merkezine alan mirasını yaşatmak üzere, bütün eserlerinin basımını uhdesine aldığı gibi, adına bir de Biyografi Enstitüsü kurulduğunu hatırlatalım. &#160; Devamı Derin Tarih Mayıs Sayısında… ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İbnülemin Mahmud Kemal İnal, kaleme aldığı birbirinden değerli eserlerle, konağında yıllar boyu tertiplediği sohbet toplantıları ve mûsıki fasıllarıyla, üniversiteye bağışladığı muazzam kütüphanesiyle, İlim Yayma Cemiyeti’ne ve birtakım sağlık müesseselerine yaptığı bağışlarla ne kadar hayırlı ve vefalı bir insan olduğunu ispatlamıştır. Bugün bize düşen görev, onun eserlerine her mânasıyla sahip çıkmaktır. Vefatının 69. yıl dönümünde kendisini hayırla yâd ederken, Ketebe Yayınları’nın, İbnülemin Mahmud Kemal İnal’ın “değer bilirlik” fikrini merkezine alan mirasını yaşatmak üzere, bütün eserlerinin basımını uhdesine aldığı gibi, adına bir de Biyografi Enstitüsü kurulduğunu hatırlatalım.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-mayis-2026-/-sayi-170">Derin Tarih Mayıs Sayısında… </a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tahir Nadi ve Rahm-i İlâhî ile 24 Saatte Yazdığı Mevlid</title>
		<link>https://www.derintarih.com/mechul-meshurlar/tahir-nadi-ve-rahm-i-ilahi-ile-24-saatte-yazdigi-mevlid/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dursun Gürlek]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 04 Apr 2024 09:34:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Meçhûl Meşhurlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=10346</guid>

					<description><![CDATA[Kültür dünyamızın renkli ve nevi şahsına münhasır siması Tahir Nadi Bey, “muallim” namını hakkıyla kazanmış eğitimcilerimizden olup, şiirde ve edebiyatta seçkin bir yere sahiptir. Üç dile hâkimiyetine ve edebiyattaki gücüne eserleri şahitlik ederken, layık olanları hicvetmedeki mahareti, hicve maruz kalanlar tarafından pekâlâ bilinir. Ayrıca, birçok hususiyetleri olan bu zatın hafızasında Türkçe, Arapça ve Farsça binlerce beyit olup yeri geldiğinde okur, işitenleri hayrete düşürürdü. Hayatı hakkında muteber isimlerin kaydettiklerini ve unutulan müsnesna mirasını birlikte hatırlayalım. &#160; Devamı Derin Tarih Nisan Sayısında…]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kültür dünyamızın renkli ve nevi şahsına münhasır siması Tahir Nadi Bey, “muallim” namını hakkıyla kazanmış eğitimcilerimizden olup, şiirde ve edebiyatta seçkin bir yere sahiptir. Üç dile hâkimiyetine ve edebiyattaki gücüne eserleri şahitlik ederken, layık olanları hicvetmedeki mahareti, hicve maruz kalanlar tarafından pekâlâ bilinir. Ayrıca, birçok hususiyetleri olan bu zatın hafızasında Türkçe, Arapça ve Farsça binlerce beyit olup yeri geldiğinde okur, işitenleri hayrete düşürürdü. Hayatı hakkında muteber isimlerin kaydettiklerini ve unutulan müsnesna mirasını birlikte hatırlayalım.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-mart-nisan-2024">Derin Tarih Nisan Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gülbaba</title>
		<link>https://www.derintarih.com/mechul-meshurlar/gulbaba/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dursun Gürlek]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 08 Feb 2024 13:13:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Meçhûl Meşhurlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=10154</guid>

					<description><![CDATA[İnsanlar gibi şehirlerin, binaların da hikâyeleri vardır. Hele bu şehirler kadim başkentler, binalar da dinî yapılar ve ilim, irfan müesseseleri ise onlara ait hikâyeler daha ilgi çekici ve heyecan verici tablolar halinde karşımıza çıkar. 16. yüzyılın başında yaşanan ve bir buçuk ay süren yıkıcı depremin ardından İstanbul’u ihya eden, böylece şehrin “bâni-i sânîsi” unvanını alan II. Bayezid, aynı zamanda bir dönemin “Batı’ya açılan kapısı” Galatasaray Lisesi’nin binasını da İstanbul’a kazandıran kişidir. Mekteb-i Sultânî’nin tesis edildiği Galata Sarayı’nın “bâni-i sânîsi” ise bambaşka biridir: Gülbaba&#8230; &#160; Devamı Derin Tarih Şubat Sayısında…]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İnsanlar gibi şehirlerin, binaların da hikâyeleri vardır. Hele bu şehirler kadim başkentler, binalar da dinî yapılar ve ilim, irfan müesseseleri ise onlara ait hikâyeler daha ilgi çekici ve heyecan verici tablolar halinde karşımıza çıkar. 16. yüzyılın başında yaşanan ve bir buçuk ay süren yıkıcı depremin ardından İstanbul’u ihya eden, böylece şehrin “bâni-i sânîsi” unvanını alan II. Bayezid, aynı zamanda bir dönemin “Batı’ya açılan kapısı” Galatasaray Lisesi’nin binasını da İstanbul’a kazandıran kişidir. Mekteb-i Sultânî’nin tesis edildiği Galata Sarayı’nın “bâni-i sânîsi” ise bambaşka biridir: Gülbaba&#8230;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-subat-kasim-2023">Derin Tarih Şubat Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yavru Mehmed ve Şehzadebaşı’ndaki Çayhanesi</title>
		<link>https://www.derintarih.com/mechul-meshurlar/yavru-mehmed-ve-sehzadebasindaki-cayhanesi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dursun Gürlek]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 18 Dec 2023 11:02:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Meçhûl Meşhurlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=9993</guid>

					<description><![CDATA[Osmanlı’nın son dönemi ve Cumhuriyet’in ilk yarısında kültür, edebiyat, matbuat ve musiki hayatının en canlı olduğu mekânlar şüphesiz kahvehane ve çayhanelerdir. İlmî ve edebî sohbetlerin yapıldığı bu uğrak köşeler, devrin meşhurlarından oluşan müdavimleri tarafından daima müstesna kılınmıştır. Bunlar arasında bazıları vardır ki çeşitli hususiyetleriyle diğerlerinden ayrışırlar. ancak üç-dört masa sığabilen, yalnızca çay içilen, her isteyenin giremediği Direklerarası’ndaki Yavru Mehmed’in Çayhanesi de onlardan biridir&#8230; &#160; Devamı Derin Tarih Aralık Sayısında…]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Osmanlı’nın son dönemi ve Cumhuriyet’in ilk yarısında kültür, edebiyat, matbuat ve musiki hayatının en canlı olduğu mekânlar şüphesiz kahvehane ve çayhanelerdir. İlmî ve edebî sohbetlerin yapıldığı bu uğrak köşeler, devrin meşhurlarından oluşan müdavimleri tarafından daima müstesna kılınmıştır. Bunlar arasında bazıları vardır ki çeşitli hususiyetleriyle diğerlerinden ayrışırlar. ancak üç-dört masa sığabilen, yalnızca çay içilen, her isteyenin giremediği Direklerarası’ndaki Yavru Mehmed’in Çayhanesi de onlardan biridir&#8230;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-aralik-kasim-2023">Derin Tarih Aralık Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Üsküdarlı Ahmed Talât Bey</title>
		<link>https://www.derintarih.com/izdusum/uskudarli-ahmed-talat-bey/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dursun Gürlek]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 01 Nov 2023 07:19:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İzdüşüm]]></category>
		<category><![CDATA[Meçhûl Meşhurlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=9936</guid>

					<description><![CDATA[Ahlâk ve karakter âbidesi olarak tanınan, Şark kültürüne, özellikle Divan Edebiyatı’na vukûfiyetiyle bilinen şair Üsküdarlı Ahmed Talât Bey, şiirleriyle dönemin mühim şahsiyetlerinde derin izler bıraktığı gibi padişahın ihsân-ı şâhânesine de mazhar olmuş nadir ediblerdendi. Üsküdar’da çıkan korkunç bir yangında eviyle beraber kitapları da yanmış, ancak yazdığı bir beyitle hanesinin yanışına değil, kütüphanesinin yok oluşuna daha fazla üzüldüğünü dile getirmişti. Kalemi eline alınca bir kıt’a veya beyit yazıveren, şairlik kabiliyeti o ölçüde kuvvetli olan Ahmed Talât Bey’in hayatından renkli satırlar, düşündürücü hatıralar&#8230; &#160; Şaklabanlıklarla Osmanlı sultanına hakaret sayılabilecek hareketlerde bulunmakta, çirkin sözler sarf etmektedir. Rüstem Paşa ivedilikle İngiltere Dışişleri Bakanı nezdinde&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ahlâk ve karakter âbidesi olarak tanınan, Şark kültürüne, özellikle Divan Edebiyatı’na vukûfiyetiyle bilinen şair Üsküdarlı Ahmed Talât Bey, şiirleriyle dönemin mühim şahsiyetlerinde derin izler bıraktığı gibi padişahın ihsân-ı şâhânesine de mazhar olmuş nadir ediblerdendi. Üsküdar’da çıkan korkunç bir yangında eviyle beraber kitapları da yanmış, ancak yazdığı bir beyitle hanesinin yanışına değil, kütüphanesinin yok oluşuna daha fazla üzüldüğünü dile getirmişti. Kalemi eline alınca bir kıt’a veya beyit yazıveren, şairlik kabiliyeti o ölçüde kuvvetli olan Ahmed Talât Bey’in hayatından renkli satırlar, düşündürücü hatıralar&#8230;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Şaklabanlıklarla Osmanlı sultanına hakaret sayılabilecek hareketlerde bulunmakta, çirkin sözler sarf etmektedir. Rüstem Paşa ivedilikle İngiltere Dışişleri Bakanı nezdinde sansür talebinde bulunur. Talep süratle kabul görecek, Lord Chamberlain tarafından oyunun yönetmenine iletilen yazıda “Türk sultanıyla ilgili bölümlerin derhal oyundan çıkarılması” emredilecektir. Hâsılı Abdülhamid’in eli İngiltere tiyatrolarına da uzanmış, kendisine ve devletine yönelik hakaretleri tez elden susturmayı başarmıştır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-kasim-2023">Derin Tarih Kasım Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bursalı Mehmed Tâhir</title>
		<link>https://www.derintarih.com/mechul-meshurlar/bursali-mehmed-tahir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dursun Gürlek]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 03 Oct 2023 11:34:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Meçhûl Meşhurlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=9842</guid>

					<description><![CDATA[Erken yaşta yazdığı ve Türklerin yalnızca kılıç ehli olmayıp kalem sahasında da hayli ileri olduğunu ortaya koyduğu eseri Türklerin Ulûm ve Fünûna Hizmetleri’nden, bir biyografi şaheseri Osmanlı Müellifleri’ne&#8230; Bursalı Mehmed Tâhir Efendi, Osmanlı’nın son döneminde yaşamış, ilim ve irfan tarihimize yaptığı katkılarla bugün hâlen kıymetini koruyan bir isim. Dursun Gürlek, bu büyük biyografi ve kitâbiyat âlimimizi ve eserlerini anlatıyor. &#160; Devamı Derin Tarih Ekim Sayısında…]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Erken yaşta yazdığı ve Türklerin yalnızca kılıç ehli olmayıp kalem sahasında da hayli ileri olduğunu ortaya koyduğu eseri <em>Türklerin Ulûm ve Fünûna Hizmetler</em>i’nden, bir biyografi şaheseri Osmanlı Müellifleri’ne&#8230; Bursalı Mehmed Tâhir Efendi, Osmanlı’nın son döneminde yaşamış, ilim ve irfan tarihimize yaptığı katkılarla bugün hâlen kıymetini koruyan bir isim. Dursun Gürlek, bu büyük biyografi ve kitâbiyat âlimimizi ve eserlerini anlatıyor.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-eylul-2023">Derin Tarih Ekim Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Büyük Türk Lügati’nin Müellifi, Çok Canlı Ve Çok Yönlü Bir Münevver: Hüseyin Kâzım Kadri</title>
		<link>https://www.derintarih.com/mechul-meshurlar/buyuk-turk-lugatinin-muellifi-cok-canli-ve-cok-yonlu-bir-munevver-huseyin-kazim-kadri/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dursun Gürlek]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 13 Sep 2023 14:20:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Meçhûl Meşhurlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=9754</guid>

					<description><![CDATA[Osmanlı’dan Cumhuriyet’e geçiş neslinin en tipik örneklerinden biriydi Hüseyin Kâzım Kadri Bey: Farklı sahalarda derinleşmiş bir âlim, siyasetçi ve bürokrat, her alanda kendisini geliştirmek isteyen meraklı bir münevver&#8230; Türkçe sözlük başta olmak üzere arkasında bıraktığı nice eser, onun gayretlerinin en büyük şahidi. Kızı Rikkat Kunt da, son devrin en büyük tezhib sanatkârlarından biri olarak, babasından tevarüs ettiği birikimi istikbale taşımıştı. &#160; Devamı Derin Tarih Eylül Sayısında…]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Osmanlı’dan Cumhuriyet’e geçiş neslinin en tipik örneklerinden biriydi Hüseyin Kâzım Kadri Bey: Farklı sahalarda derinleşmiş bir âlim, siyasetçi ve bürokrat, her alanda kendisini geliştirmek isteyen meraklı bir münevver&#8230; Türkçe sözlük başta olmak üzere arkasında bıraktığı nice eser, onun gayretlerinin en büyük şahidi. Kızı Rikkat Kunt da, son devrin en büyük tezhib sanatkârlarından biri olarak, babasından tevarüs ettiği birikimi istikbale taşımıştı.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-eylul-2023">Derin Tarih Eylül Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>H. Cengiz Alpay</title>
		<link>https://www.derintarih.com/mechul-meshurlar/h-cengiz-alpay/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dursun Gürlek]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 02 Aug 2023 11:38:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Meçhûl Meşhurlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=9653</guid>

					<description><![CDATA[Kültür ve edebiyat tarihimizde öyle simalar vardır ki, zarafet onların edebî hüviyetlerine alamet olduğu gibi şahsiyetlerinin de mütemeyyiz vasfı olmuştur. Cengiz Alpay da bu nadir simalardan. O sadece yayıncı değildi. Kurduğu kitabevinin ofisini muhabbet meclisine çevirmiş, çok sayıda insanın birbiriyle tanışmasına ve kaynaşmasına vesile olmuştu. Prof. Dr. Osman Turan’ın eserlerini o yayınlamıştı. Neyzen Tevfik ve Nuri Demirağ’a ait sayısız hatıra da onun sayesinde unutulup gitmekten kurtulmuştu. &#160; Devamı Derin Tarih Ağustos Sayısında…]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kültür ve edebiyat tarihimizde öyle simalar vardır ki, zarafet onların edebî hüviyetlerine alamet olduğu gibi şahsiyetlerinin de mütemeyyiz vasfı olmuştur. Cengiz Alpay da bu nadir simalardan. O sadece yayıncı değildi. Kurduğu kitabevinin ofisini muhabbet meclisine çevirmiş, çok sayıda insanın birbiriyle tanışmasına ve kaynaşmasına vesile olmuştu. Prof. Dr. Osman Turan’ın eserlerini o yayınlamıştı. Neyzen Tevfik ve Nuri Demirağ’a ait sayısız hatıra da onun sayesinde unutulup gitmekten kurtulmuştu.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-agustos-2023">Derin Tarih Ağustos Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Reşid Âkif Paşa</title>
		<link>https://www.derintarih.com/mechul-meshurlar/resid-akif-pasa/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dursun Gürlek]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 17 Jul 2023 08:32:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Meçhûl Meşhurlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=9526</guid>

					<description><![CDATA[Osmanlı’daki şair, âlim ve sanatkâr devlet adamları silsilesinin seçkin bir örneği olan Sivas Valisi Reşid Âkif Paşa, 1902-1908 arasındaki görevi sırasında konağını edebiyat meclisine dönüştürmüştü. Sivas halkıyla da çok sıcak bir diyalog kuran Paşa, nüktedan şahsiyeti ve gönül almayı bilen yumuşak üslubuyla, hâlâ sitayişle anılıyor&#8230; &#160; Devamı Derin Tarih Temmuz Sayısında…]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Osmanlı’daki şair, âlim ve sanatkâr devlet adamları silsilesinin seçkin bir örneği olan Sivas Valisi Reşid Âkif Paşa, 1902-1908 arasındaki görevi sırasında konağını edebiyat meclisine dönüştürmüştü. Sivas halkıyla da çok sıcak bir diyalog kuran Paşa, nüktedan şahsiyeti ve gönül almayı bilen yumuşak üslubuyla, hâlâ sitayişle anılıyor&#8230;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-temmuz-2023">Derin Tarih Temmuz Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Abdülhamid Han’ın Başmusâhibi Cevher Ağa’nın Korkunç İdamı</title>
		<link>https://www.derintarih.com/mechul-meshurlar/abdulhamid-hanin-basmusahibi-cevher-aganin-korkunc-idami/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dursun Gürlek]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 03 Jun 2023 12:59:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Meçhûl Meşhurlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=9438</guid>

					<description><![CDATA[Başmusâhib Cevher Ağa, Sultan II. Abdülhamid’in mahremiyetine giren ve güvenini kazanan şahsiyetlerin başında geliyordu. İttihatçılar, Abdülhamid Han’ı tahtından indirdikten sonra ilk iş olarak Cevher Ağa’yı idam ettiler. Mahmut Şevket Paşa’nın ulaştırdığı jurnalleri Sultan’a hususi surette takdim eden Cevher Ağa’nın vahşet içeren idamı ve esrarengiz jurnallerin akıbeti. &#160; Devamı Derin Tarih Haziran Sayısında…]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Başmusâhib Cevher Ağa, Sultan II. Abdülhamid’in mahremiyetine giren ve güvenini kazanan şahsiyetlerin başında geliyordu. İttihatçılar, Abdülhamid Han’ı tahtından indirdikten sonra ilk iş olarak Cevher Ağa’yı idam ettiler. Mahmut Şevket Paşa’nın ulaştırdığı jurnalleri Sultan’a hususi surette takdim eden Cevher Ağa’nın vahşet içeren idamı ve esrarengiz jurnallerin akıbeti.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-haziran-2023">Derin Tarih Haziran Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Fatih Türbesi Hürriyetine Nasıl Kavuştu?</title>
		<link>https://www.derintarih.com/dosya/fatih-turbesi-hurriyetine-nasil-kavustu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dursun Gürlek]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 04 May 2023 09:03:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=9378</guid>

					<description><![CDATA[Fatih Sultan Mehmed Han’ın türbesi, 30 Kasım 1925 tarihinden itibaren utanç verici bir muameleye maruz kaldı. Tam yirmi beş yıl boyunca kapısına kilit vuruldu. Yılan ve akreplerin yuvalandığı bir harabeye döndü. Ziyarete kapatılarak haşerelere terk edilen türbenin bu vahim durumu birçok yazara ve şaire konu oldu. Ve bu durum İstanbul’un fethinin 500. yıldönümü olan 1953 yılına kadar devam etti. İnsanların gidip dua etmekten bile çekindiği bir ortamda türbenin hürriyetine kavuşması ve yeniden açılması hiç de kolay olmadı. &#160; Devamı Derin Tarih Mayıs Sayısında…]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Fatih Sultan Mehmed Han’ın türbesi, 30 Kasım 1925 tarihinden itibaren utanç verici bir muameleye maruz kaldı. Tam yirmi beş yıl boyunca kapısına kilit vuruldu. Yılan ve akreplerin yuvalandığı bir harabeye döndü. Ziyarete kapatılarak haşerelere terk edilen türbenin bu vahim durumu birçok yazara ve şaire konu oldu. Ve bu durum İstanbul’un fethinin 500. yıldönümü olan 1953 yılına kadar devam etti. İnsanların gidip dua etmekten bile çekindiği bir ortamda türbenin hürriyetine kavuşması ve yeniden açılması hiç de kolay olmadı.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-mayis-2023">Derin Tarih Mayıs Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İstanbul Kıraathanelerinin Melül Ve Mahzun Şairi: Rıfkı Melûl Meriç</title>
		<link>https://www.derintarih.com/mechul-meshurlar/istanbul-kiraathanelerinin-melul-ve-mahzun-sairi-rifki-melul-meric/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dursun Gürlek]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 04 May 2023 08:47:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Meçhûl Meşhurlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=9362</guid>

					<description><![CDATA[İbnülemin Mahmud Kemal İnal’ın “Şair melûl olur” ifadesiyle tarif ettiği Rıfkı Melûl Meriç, eski devir münevverlerinin mahzun bir sureti gibidir. Küllük Kahvesi’nde ve İstanbul’da tertip edilen diğer kültür ve sanat meclislerinin müdavimi olmuş; yaptığı konuşmalarla, nazmettiği benzersiz rubailerle, hoş sohbetiyle dostları ve talebeleri nezdinde bigâne kalınamayacak bir isim olarak yer etmiştir. Yıllarca Türk edebiyatı hocalığı yapan, dur durak bilmeden çalışan ve Türk kültürüne büyük hizmetlerde bulunan Rıfkı Melûl Bey, hüzün ve ızdırapla geçen bir ömrün ardından bugün maalesef unutulmaya yüz tutmuş gibidir. &#160; Devamı Derin Tarih Mayıs Sayısında…]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İbnülemin Mahmud Kemal İnal’ın “Şair melûl olur” ifadesiyle tarif ettiği Rıfkı Melûl Meriç, eski devir münevverlerinin mahzun bir sureti gibidir. Küllük Kahvesi’nde ve İstanbul’da tertip edilen diğer kültür ve sanat meclislerinin müdavimi olmuş; yaptığı konuşmalarla, nazmettiği benzersiz rubailerle, hoş sohbetiyle dostları ve talebeleri nezdinde bigâne kalınamayacak bir isim olarak yer etmiştir. Yıllarca Türk edebiyatı hocalığı yapan, dur durak bilmeden çalışan ve Türk kültürüne büyük hizmetlerde bulunan Rıfkı Melûl Bey, hüzün ve ızdırapla geçen bir ömrün ardından bugün maalesef unutulmaya yüz tutmuş gibidir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-mayis-2023">Derin Tarih Mayıs Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İkdamcı Cevdet</title>
		<link>https://www.derintarih.com/mechul-meshurlar/ikdamci-cevdet/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dursun Gürlek]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 03 Apr 2023 09:03:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Meçhûl Meşhurlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=9289</guid>

					<description><![CDATA[Kaliteli gazeteciliğin öncü isimlerinden olan, ilim adamlarına, tarihçilere ve edebiyatçılara büyük alaka duyan, ayrıca yayımladığı değerli kitaplarla okuyucularının takdirini kazanan ikdamcı Cevdet, basın dünyamızın örnek şahsiyetlerden&#8230; Gazeteciliğe ve muharrirliğe âdeta meftun olan Ahmet Cevdet’in İkdam’da çalıştırdığı muhabirler sabahlara kadar havadis peşinde koşar, beygirlerle dolaşıp topladıkları haberleri tulumbacılarla ve bekçilerle matbaaya ulaştırırlardı. Ciddi ve doyurucu haberleri, seçkin tefrika ve makaleleriyle çok tutulan ve yüksek tirajlar yakalayan İkdam’ın ve Ahmet Cevdet’in bugünün basın-yayın dünyasına ilham olacak türden anekdotlarla dolu hikâyesi. &#160; Devamı Derin Tarih Nisan Sayısında…]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kaliteli gazeteciliğin öncü isimlerinden olan, ilim adamlarına, tarihçilere ve edebiyatçılara büyük alaka duyan, ayrıca yayımladığı değerli kitaplarla okuyucularının takdirini kazanan ikdamcı Cevdet, basın dünyamızın örnek şahsiyetlerden&#8230; Gazeteciliğe ve muharrirliğe âdeta meftun olan Ahmet Cevdet’in İkdam’da çalıştırdığı muhabirler sabahlara kadar havadis peşinde koşar, beygirlerle dolaşıp topladıkları haberleri tulumbacılarla ve bekçilerle matbaaya ulaştırırlardı. Ciddi ve doyurucu haberleri, seçkin tefrika ve makaleleriyle çok tutulan ve yüksek tirajlar yakalayan İkdam’ın ve Ahmet Cevdet’in bugünün basın-yayın dünyasına ilham olacak türden anekdotlarla dolu hikâyesi.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-nisan-2023">Derin Tarih Nisan Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Harputlu Hoca İshak Efendi</title>
		<link>https://www.derintarih.com/mechul-meshurlar/harputlu-hoca-ishak-efendi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dursun Gürlek]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 02 Mar 2023 09:09:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Meçhûl Meşhurlar]]></category>
		<category><![CDATA[Harputlu Hoca İshak Efendi]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı mütefekkir]]></category>
		<category><![CDATA[Zübde-i İlm-i Kelâm]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=9195</guid>

					<description><![CDATA[Son devir Osmanlı mütefekkir ve ulemâsı arasında gerek ilmî ve dinî birikimi, görgüsü ile gerekse nevi şahsına münhasır tabiatıyla temayüz etmiş birçok sima var. Bunlardan biri de Fâtih medreselerinden icazet aldıktan sonra 40 yıl kadar çeşitli yüksek memuriyetlerde bulunan, ardından tümüyle ilmî faaliyetlere yönelen Harputlu Hoca İshak Efendi. Saraydaki “huzur dersleri”ne 15 yıl muhatap olarak katılan, ilmî dirayetinin yanında cesareti ve dik duruşuyla da 19. asır Osmanlı’sında kalıcı izler bırakan Hoca İshak Efendi Zübde-i İlm-i Kelâm, Es’ile ve Ecvibe-i Hikemiye, Miftâhu’l-Uyûn, Kâşifü’l-Esrâr, Şemsü’l-Hakîka ve Ziyâu’l-Kulûb başlıklı eserlerin de müellifi. İşte, kükreyen bir imanın tezahürlerinden katreler… &#160; Devamı Derin Tarih Mart Sayısında…]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Son devir Osmanlı mütefekkir ve ulemâsı arasında gerek ilmî ve dinî birikimi, görgüsü ile gerekse nevi şahsına münhasır tabiatıyla temayüz etmiş birçok sima var. Bunlardan biri de Fâtih medreselerinden icazet aldıktan sonra 40 yıl kadar çeşitli yüksek memuriyetlerde bulunan, ardından tümüyle ilmî faaliyetlere yönelen Harputlu Hoca İshak Efendi. Saraydaki “huzur dersleri”ne 15 yıl muhatap olarak katılan, ilmî dirayetinin yanında cesareti ve dik duruşuyla da 19. asır Osmanlı’sında kalıcı izler bırakan Hoca İshak Efendi Zübde-i İlm-i Kelâm, Es’ile ve Ecvibe-i Hikemiye, Miftâhu’l-Uyûn, Kâşifü’l-Esrâr, Şemsü’l-Hakîka ve Ziyâu’l-Kulûb başlıklı eserlerin de müellifi. İşte, kükreyen bir imanın tezahürlerinden katreler…</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-mart-2023">Derin Tarih Mart Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mutasavvif Şair Abdülaziz Mecdi Tolun</title>
		<link>https://www.derintarih.com/mechul-meshurlar/mutasavvif-sair-abdulaziz-mecdi-tolun/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dursun Gürlek]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 03 Dec 2022 12:17:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Meçhûl Meşhurlar]]></category>
		<category><![CDATA[Ahmed Amiş Efendi]]></category>
		<category><![CDATA[edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Mecdi Efendi]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. Süheyl Ünver]]></category>
		<category><![CDATA[Tâhirü’l-Mevlevî]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=8856</guid>

					<description><![CDATA[Edebiyat tarihimizin pek bilinmeyen simalarından biri de Abdülaziz Mecdi Tolun. 37 yaşında kapıldığı manevî bir cezbeyle Ahmed Amiş Efendi’ye intisap eden Abdülaziz Mecdi Efendi, dostları tarafından âlim, zeki bir şair olarak tanımlanır. Bu vasıfları sayesinde Hasan Basri Çantay, Abdülbaki Gölpınarlı, Tâhirü’l-Mevlevî, Prof. Dr. Süheyl Ünver, Mahir İz gibi isimlerin gönlünde taht kurmayı başarır. Vefatının ardından İbnülemin Mahmud Kemal Bey’in “Âli idi, itilâ etti. Saf idi, safâ buldu. Rahim idi, rahmet gördü” dediği Tolun’un hayret ve hayranlık uyandıran hayatından satır başları… &#160; Devamı Derin Tarih Aralık Sayısında…]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Edebiyat tarihimizin pek bilinmeyen simalarından biri de Abdülaziz Mecdi Tolun. 37 yaşında kapıldığı manevî bir cezbeyle Ahmed Amiş Efendi’ye intisap eden Abdülaziz Mecdi Efendi, dostları tarafından âlim, zeki bir şair olarak tanımlanır. Bu vasıfları sayesinde Hasan Basri Çantay, Abdülbaki Gölpınarlı, Tâhirü’l-Mevlevî, Prof. Dr. Süheyl Ünver, Mahir İz gibi isimlerin gönlünde taht kurmayı başarır. Vefatının ardından İbnülemin Mahmud Kemal Bey’in “Âli idi, itilâ etti. Saf idi, safâ buldu. Rahim idi, rahmet gördü” dediği Tolun’un hayret ve hayranlık uyandıran hayatından satır başları…</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-aralık-2022">Derin Tarih Aralık Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Salih Saim Unar Ve Üsküdarlı Şaşı Hafız</title>
		<link>https://www.derintarih.com/mechul-meshurlar/salih-saim-unar-ve-uskudarli-sasi-hafiz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dursun Gürlek]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 02 Nov 2022 08:33:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Meçhûl Meşhurlar]]></category>
		<category><![CDATA[Ahmet İhsan Tokgöz]]></category>
		<category><![CDATA[Salih Saim]]></category>
		<category><![CDATA[Tefeyyüz Kütüphânesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=8740</guid>

					<description><![CDATA[Bir vakitler Bâbıâli yokuşuna nâzır pencereleriyle arz-ı endam eden Tefeyyüz Kütüphânesi İstanbul’un müellif ve kültür adamlarının soluklanıp feyz aldığı mahfillerden biriydi. Hakkında yazılıp çizilenler pek az olsa da müdürü Salih Saim Unar Beyefendi burayı tam bir cazibe merkezi haline getirmişti. Ahmet İhsan Tokgöz’le birlikte Servet-i Fünûn dergisini çıkaran şairlerin, nâsirlerin, ediplerin, âriflerin pîri olan Üstad Salih Saim Unar’ın son eserinde nüktelerine yer verdiği Üsküdarlı Şaşı Hafız ise tarihin sararmış yapraklarından başını uzatıp bizi tefekkür denizine daldıran simalardan bir diğeri.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bir vakitler Bâbıâli yokuşuna nâzır pencereleriyle arz-ı endam eden Tefeyyüz Kütüphânesi İstanbul’un müellif ve kültür adamlarının soluklanıp feyz aldığı mahfillerden biriydi. Hakkında yazılıp çizilenler pek az olsa da müdürü Salih Saim Unar Beyefendi burayı tam bir cazibe merkezi haline getirmişti. Ahmet İhsan Tokgöz’le birlikte Servet-i Fünûn dergisini çıkaran şairlerin, nâsirlerin, ediplerin, âriflerin pîri olan Üstad Salih Saim Unar’ın son eserinde nüktelerine yer verdiği Üsküdarlı Şaşı Hafız ise tarihin sararmış yapraklarından başını uzatıp bizi tefekkür denizine daldıran simalardan bir diğeri.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yıldız Ktüphanesi’ni Yağmadan Kurtaran Hâfız-I Kütüb Kalkandelenli Sabri Bey</title>
		<link>https://www.derintarih.com/mechul-meshurlar/yildiz-ktuphanesini-yagmadan-kurtaran-hafiz-i-kutub-kalkandelenli-sabri-bey/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dursun Gürlek]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 07 Sep 2022 11:11:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Meçhûl Meşhurlar]]></category>
		<category><![CDATA[Baba-oğul]]></category>
		<category><![CDATA[II. Abdülhamid]]></category>
		<category><![CDATA[Yıldız Kütüphanesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=8509</guid>

					<description><![CDATA[Yıldız Sarayı’nın asıl hazinesi Yıldız Kütüphanesi’ydi. İçindeki 50 bin cilt eserin yanı sıra o devirde çıkan ne kadar resimli dergi, ansiklopedi, salnâme, albüm varsa hepsi buraya gelirdi. Kütüphanenin hâfız-ı kütübü Sabri Kalkandelenli II. Abdülhamid’i tahttan indirmek isteyen İttihatçıların saray baskını sırasında eşiğine yatarak kütüphaneyi yağmadan korumuştu. Bu kütüphane ve muhteviyatı hakkındaki en sağlam bilgileri aldığımız, Sabri Bey’in oğlu Nureddin Kalkandelenli de babası gibi dirayetli ve kitap âşığı bir kütüphaneciydi. Baba-oğul bu iki değerli kütüphanecimizin örnek şahsiyetlerine yakından bakalım&#8230; &#160; Devamı Derin Tarih Eylül Sayısında…]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yıldız Sarayı’nın asıl hazinesi Yıldız Kütüphanesi’ydi. İçindeki 50 bin cilt eserin yanı sıra o devirde çıkan ne kadar resimli dergi, ansiklopedi, salnâme, albüm varsa hepsi buraya gelirdi. Kütüphanenin hâfız-ı kütübü Sabri Kalkandelenli II. Abdülhamid’i tahttan indirmek isteyen İttihatçıların saray baskını sırasında eşiğine yatarak kütüphaneyi yağmadan korumuştu. Bu kütüphane ve muhteviyatı hakkındaki en sağlam bilgileri aldığımız, Sabri Bey’in oğlu Nureddin Kalkandelenli de babası gibi dirayetli ve kitap âşığı bir kütüphaneciydi. Baba-oğul bu iki değerli kütüphanecimizin örnek şahsiyetlerine yakından bakalım&#8230;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-eylul-2022">Derin Tarih Eylül Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hamâmîzâde İhsan</title>
		<link>https://www.derintarih.com/mechul-meshurlar/hamamizade-ihsan/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dursun Gürlek]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 02 Aug 2022 08:37:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Meçhûl Meşhurlar]]></category>
		<category><![CDATA[Dârülkemal]]></category>
		<category><![CDATA[Hz. Ali]]></category>
		<category><![CDATA[İbnülemin Mahmud]]></category>
		<category><![CDATA[Kemal İnal]]></category>
		<category><![CDATA[Yusuf Kâmil]]></category>
		<category><![CDATA[Zeynep Hanım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=8398</guid>

					<description><![CDATA[Hz. Ali’ye (ra) ait şu söz ne kadar güzeldir: “Tatlı su başı kalabalık olur.” Hakikaten büyük insanlar gürül gürül akan çeşmeler gibidir. Dolayısıyla hararetten dilleri, damakları kuruyanlar sürekli onlara koşarlar. Tarihe göz attığımız zaman ünlü mutasavvıfların etrafında geniş halkalar oluştuğunu görürüz; ilim ve irfan erlerinin bulunduğu mekânların bal arılarıyla çevrilen arı kovanlarına benzediğine şahit oluruz; sohbet ve edebiyat evlerinin gönüllü ve meraklı müdavimlerle dolup taştığını müşahede ederiz. Bu güzel geleneğin son örneklerinden biri de Zeynep Kâmil Hastanesi’nin bânisi Zeynep Hanım’ın kocası ve Yusuf Kâmil Paşa’nın mühürdarı Mehmed Emin Paşa’nın Mercan’daki ünlü konağıydı. Paşa hazretlerinin hayrülhalefi İbnülemin Mahmud Kemal İnal’ın etrafında&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Hz. Ali’ye (ra) ait şu söz ne kadar güzeldir: “Tatlı su başı kalabalık olur.” Hakikaten büyük insanlar gürül gürül akan çeşmeler gibidir. Dolayısıyla hararetten dilleri, damakları kuruyanlar sürekli onlara koşarlar. Tarihe göz attığımız zaman ünlü mutasavvıfların etrafında geniş halkalar oluştuğunu görürüz; ilim ve irfan erlerinin bulunduğu mekânların bal arılarıyla çevrilen arı kovanlarına benzediğine şahit oluruz; sohbet ve edebiyat evlerinin gönüllü ve meraklı müdavimlerle dolup taştığını müşahede ederiz.</p>
<p>Bu güzel geleneğin son örneklerinden biri de Zeynep Kâmil Hastanesi’nin bânisi Zeynep Hanım’ın kocası ve Yusuf Kâmil Paşa’nın mühürdarı Mehmed Emin Paşa’nın Mercan’daki ünlü konağıydı. Paşa hazretlerinin hayrülhalefi İbnülemin Mahmud Kemal İnal’ın etrafında kümelenen tarihçiler, edebiyatçılar, saz ve söz erbabı adı geçen konağı adeta bir edebiyat akademisi, bir musiki meclisi, bir kültür evi haline getirmişti. “Dârülkemal” denilen bu konakta tarihî ve edebî sohbetler yapılıyor, klasik Türk musikisi icra ediliyor, hanendeler ve sazendeler tarafından meraklı misafirlerin gönül telleri titretiliyor, yakası açılmadık fıkralar anlatılıyor, müheyya meclisin müntehasına gelince ilahiler ve aşr-i şerifler okunuyor, huzzâr-ı kiram huzur sohbetleriyle huzur buluyordu.</p>
<p>Bu serbest akademinin merkezî şahsiyeti olan ve hakikaten kimseye benzemeyen İbnülemin Mahmud Kemal İnal’ın hayatını, şahsiyetini ve eserlerini ariz ve amik bir şekilde tetkik ve tahkik etmek için yola çıktığım zaman, hazretin çevresinde pervane olan üdebadan, şuaradan ve zürefadan birçok zevatla ülfet ve ünsiyet etmenin manevî hazzını yaşadım. İşte bu sırada keşfettiğim söz erbabından biri de Hamâmîzâde İhsan’dı.</p>
<p>Dost meclislerinin vazgeçilmez şahsiyetlerinden biri olan “edib ve lebib” Hamâmîzâde’nin en belirgin özelliği nüktedanlığı idi. Eski Türk edebiyatı hocalarından Ali Tanyeri nükteyi tarif ederken, “Zekânın tatlı tatlı kaşınması” derdi. Gerçekten de bir insanın ince latifeler yapabilmesi, asık suratlarda bile tebessüm aydınlığını uyandırabilmesi için kıvrak bir zekâya, şairâne bir yaratılışa sahip olması icap eder. Burada hemen belirtmemiz gerekir ki latife, nükte, fıkra veya espri, yerinde ve zamanında yapılınca dinleyenlerin kulaklarını tatlandırır, gönüllerini kanatlandırır. Aksi takdirde Münasebetsiz Mehmed Efendi’nin afakî sözlerinden ileri gitmez. İnsanın ne konuştuğundan çok nasıl konuştuğu, ne yazdığından ziyade nasıl yazdığı, “üslup” denilen cevheri ortaya çıkardığı gibi yerini ve zamanını iyi belirleyerek sözlerini nükte çiçekleriyle renklendirmesi de bu vadideki maharetini gösterir. Hemen belirteyim ki, iyi bir nüktedan güldürürken gülünç olmayan kimsedir. Unutmayalım ki gerçek nükte tebessümle tefekkürün izdivacından doğar.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-ağustos-2022">Derin Tarih Ağustos Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tokadîzâde Şekib</title>
		<link>https://www.derintarih.com/mechul-meshurlar/tokadizade-sekib/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dursun Gürlek]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 01 Jul 2022 08:50:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Meçhûl Meşhurlar]]></category>
		<category><![CDATA[Hıristiyan]]></category>
		<category><![CDATA[İbnülemin Mahmud Kemal]]></category>
		<category><![CDATA[Süleyman Nazif]]></category>
		<category><![CDATA[Tokadîzâde Şekib]]></category>
		<category><![CDATA[Yahya Kemal Beyatlı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=8289</guid>

					<description><![CDATA[İbnülemin Mahmud Kemal İnal hakkında Yahya Kemal Beyatlı ve Süleyman Nazif’in birlikte söyledikleri iki mısra vardır ki, üstadın şahsiyetini ve karakterini yansıtması bakımından son derece ilgi çekicidir. Eserleriyle, üslubuyla, kıyafetiyle, kuvvetli hafızasıyla, hicivleriyle emsallerine göre çok değişik özellikler arz eden ve nevi şahsına münhasır bir hayat yaşayan bu ünlü bilginimizi tarif eden iki mısra şöyledir: Hezâr gıpta o devr-i kadîm efendisine Ne kendi kimseye benzer ne kimse kendisine Hal ve hareketleriyle, kaleme aldığı eserleriyle kimseye benzemeyen, tamamen ayrı bir dünyanın insanı olarak yaşayıp fani ömrünü sona erdiren nadir, hatta ender şahsiyetlerden biri de Tokadîzâde Şekib Bey’dir. Bugün birçok edebiyatçımızın bile&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İbnülemin Mahmud Kemal İnal hakkında Yahya Kemal Beyatlı ve Süleyman Nazif’in birlikte söyledikleri iki mısra vardır ki, üstadın şahsiyetini ve karakterini yansıtması bakımından son derece ilgi çekicidir. Eserleriyle, üslubuyla, kıyafetiyle, kuvvetli hafızasıyla, hicivleriyle emsallerine göre çok değişik özellikler arz eden ve nevi şahsına münhasır bir hayat yaşayan bu ünlü bilginimizi tarif eden iki mısra şöyledir:</p>
<p><em>Hezâr gıpta o devr-i kadîm efendisine</em></p>
<p><em>Ne kendi kimseye benzer ne kimse kendisine</em></p>
<p>Hal ve hareketleriyle, kaleme aldığı eserleriyle kimseye benzemeyen, tamamen ayrı bir dünyanın insanı olarak yaşayıp fani ömrünü sona erdiren nadir, hatta ender şahsiyetlerden biri de Tokadîzâde Şekib Bey’dir. Bugün birçok edebiyatçımızın bile meçhulü olan, oysa bir zamanlar kaleme aldığı birbirinden güzel şiirleriyle büyük bir şöhret kazanan Tokadîzâde Şekib, toplum hayatına bir türlü intibak edemeyen, duygusal yönü son derece ağır basan ilginç bir şahsiyet idi.</p>
<p>Bu muzdarip ve müntehir şair hakkında en derli toplu kitabı, yakın arkadaşı Hüseyin Avni Bey yayımladı. Biz de 1933 yılında İzmir’de neşredilen bu biyografiyi esas almak suretiyle hayatı ibret tablolarıyla dolu bu zatı siz değerli okuyucularımıza tanıtmaya çalışalım.</p>
<p>Tokadîzâde Şekib Bey, şuarâdan ve Osmanlı Bankası’nın seçkin memurlarından Tokadîzâde Mehmet Bey’in oğludur. Annesinin adı Rabia’dır. 12 Haziran 1871’de İzmir’in Tilkilik Mahallesi’nde Kantarağa Sokağı’ndaki evde dünyaya geldi. Orta öğrenimini tamamladıktan sonra tanınmış birkaç muallimden ders aldı. Ezcümle İzmir Müftüsü Mehmet Said Efendi, Şeyhzâde Ali Haydar, Leblebici Tevfik Efendi, Kıbrıslı Kâmil Efendi gibi zatlardan Arapça ve Farsça öğrendi. Mehmet Said Efendi kendisine meani, bedi ve beyan dersleri verdi. İranlı büyük âlim ve şair Molla Câmî’nin divanını okuttu. Bir Hıristiyan öğretmenden de felsefe ve kimya dersleri aldı. Büyük babasının dedesi aslen Tokatlıdır. Bundan dolayı yazılarında ve şiirlerinde “Tokadî” mahlasını kullandı. İzmir eşrafından Yahya Hayatî Paşa’nın büyük kızı Gülfem Hanım’la evlendi. Şiirlerini İstanbul’da ve İzmir’de çıkan gazetelerde, özellikle <em>Servet-i Fünûn</em>, <em>Mahfil</em> ve <em>İçtihat</em> gibi yayın organlarında neşretti. İzmir’de <em>Şule-i Edeb</em> ve <em>Zılal</em> isimleriyle iki edebiyat dergisi çıkardı.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-temmuz-2022">Derin Tarih Temmuz Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Osmanlı Hayranı Bir Kadın Hükümdar</title>
		<link>https://www.derintarih.com/mechul-meshurlar/osmanli-hayrani-bir-kadin-hukumdar/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Dursun Gürlek]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 06 Jun 2022 07:55:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Meçhûl Meşhurlar]]></category>
		<category><![CDATA[Behupal Melikesi]]></category>
		<category><![CDATA[Neşriyat Bürosu]]></category>
		<category><![CDATA[Sebilürreşad]]></category>
		<category><![CDATA[Şemsü'l Ulema Mevlânâ]]></category>
		<category><![CDATA[Süleyman Nedvi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=8159</guid>

					<description><![CDATA[Yetmişli yılların başında İstanbul’a ilk defa geldiğim zaman kendileriyle mutlaka tanışmak istediğim bazı şairleri ve yazarları ziyaret ederek işe başladım. Bunlardan biri de merhum Eşref Edip’ti. Haykıran bir imanın, haksızlık karşısında susmayan bir vicdanın müşahhas misali olan üstadı Cağaloğlu’ndaki “Sebilürreşad Neşriyat Bürosu”nda buldum ve elini öpme bahtiyarlığına erdim. Gerek Sırat-ı Müstakim’deki, gerekse Sebilürreşad mecmuasındaki ateşli yazılarıyla kalbleri şenlendiren, gönülleri dinlendiren üstadın en önemli hizmetlerinden biri de kitap neşriyatıyla ilgili faaliyetleriydi. Aziz dostu Mehmed Akif hakkında yazdığı iki ciltlik eser tam bir biyografi şaheseriydi. Eşref Edip’in yayımladığı eserlerin en önemlilerini -hiç şüphesiz ki- “Asr-ı Saadet” serisi oluşturuyordu. Hindistan, Pakistan uleması tarafından&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yetmişli yılların başında İstanbul’a ilk defa geldiğim zaman kendileriyle mutlaka tanışmak istediğim bazı şairleri ve yazarları ziyaret ederek işe başladım. Bunlardan biri de merhum Eşref Edip’ti. Haykıran bir imanın, haksızlık karşısında susmayan bir vicdanın müşahhas misali olan üstadı Cağaloğlu’ndaki “Sebilürreşad Neşriyat Bürosu”nda buldum ve elini öpme bahtiyarlığına erdim.</p>
<p>Gerek <em>Sırat-</em>ı <em>Müstakim</em>’deki, gerekse <em>Sebilürreşad</em> mecmuasındaki ateşli yazılarıyla kalbleri şenlendiren, gönülleri dinlendiren üstadın en önemli hizmetlerinden biri de kitap neşriyatıyla ilgili faaliyetleriydi. Aziz dostu Mehmed Akif hakkında yazdığı iki ciltlik eser tam bir biyografi şaheseriydi. Eşref Edip’in yayımladığı eserlerin en önemlilerini -hiç şüphesiz ki- “Asr-ı Saadet” serisi oluşturuyordu. Hindistan, Pakistan uleması tarafından kaleme alınan ve Â<em>s</em>â<em>r-ı İlmiye Kütüphanesi</em> adı altında neşredilen bu eserler mevcut İslâm tarihlerinin en değerlilerini teşkil ediyordu.</p>
<p>Seyyid Süleyman Nedvi’nin, onun vefatından sonra da talebesi Şemsü’l Ulema Mevlânâ Şibli’nin imzalarını taşıyan bu kıymetli kitapların gün ışığına çıkmasını sağlayan isimlerden biri de -Eşref Edip Bey’den öğrendiğimize göre- Cihan Begüm adında bir hanımdı. Fakat bu öyle sıradan bir kadın değildi. Merhumun ifadesiyle “Behupal Melikesi Sultan-ı Cihan Begüm Hazretleri”ydi.</p>
<p>Mevlânâ Şibli, bu son derece önemli eserinin birinci cildini tamamlayınca sıra basımına geliyor. Bunun için de Hindistan’ın hamiyetli Müslümanlarından yardım talep ediyor. Çünkü böyle muazzam bir külliyatın yayımlanması için 50 bin rubleye ihtiyaç vardı. Şibli’nin bu müracaatı zengin fakir herkesi harekete geçiriyor ve istenilen meblağ en kısa zamanda toplanıyor. Tam bu sırada Behupal Melikesi Cihan Begüm durumdan haberdar oluyor, eserin bütün masraflarını üzerine alıyor, maddi manevi her türlü yardımı yapıyor. Yazarı tarafından Peygamber Efendimiz’in (sas) “Âsitâne-i Nübüvveti”ne ithaf edilen bu mübarek kitap, Melike hazretlerinin himayesi altında bütün dünyaya yayılıyor.</p>
<p>Külliyatın daha sonraki ciltlerini kaleme alan Süleyman Nedvi, hocası Mevlânâ Şibli’nin vefatından sonra kara kara düşünmeye başlıyor, Cihan Begüm’ün yardımını ve ilgisini keseceğini zannedip büyük bir üzüntüye kapılıyor. Hâlbuki Şibli’nin ölüm haberiyle fena halde sarsılan Melike hazretleri, “Bizim alakamız şahıslar ile kayıtlı değildir. Biz Allah rızası için hizmette bulunduk. Allah ise hay ve bakidir” diyor, maddi ve manevi desteğini sürdürmeye devam ediyor. Eşref Edip Bey, eserin mukaddimesinde bir sayfayı da Behupal Melikesi Cihan Begüm Hazretlerine ayırıyor; İzmirli İsmail Hakkı, Veled Çelebi, Kâzım Nami, Hakkı Süha Gezgin gibi kalem erbabının takrizleriyle süslenen bu kitabın Melike hazretlerinin himmetiyle vücuda geldiğini birkaç yerde ifade ediyor.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-haziran-2022">Derin Tarih Haziran Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
