﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Ersin Kırca &#8211; Derin Tarih</title>
	<atom:link href="https://www.derintarih.com/yazar/ersinkirca/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<description>Tarih Okuyan Şaşırmaz</description>
	<lastBuildDate>Sat, 07 Aug 2021 07:24:24 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.7.5</generator>

<image>
	<url>https://www.derintarih.com/wp-content/uploads/2015/12/favicon-150x150.png</url>
	<title>Ersin Kırca &#8211; Derin Tarih</title>
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Korona ile Kanûnî Devrinde Tanışmışız</title>
		<link>https://www.derintarih.com/oteki-osmanli/korona-ile-kanuni-devrinde-tanismisiz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ersin Kırca]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 07 Aug 2021 07:24:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Öteki Osmanlı]]></category>
		<category><![CDATA[Drava]]></category>
		<category><![CDATA[Kanuni Sultan Süleyman]]></category>
		<category><![CDATA[Kral I. Stephen]]></category>
		<category><![CDATA[Peçevî İbrahim Efendi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=7249</guid>

					<description><![CDATA[Batı’ya karşı gaza siyasetini tekrar canlandıran Kanûnî Sultan Süleyman, Macaristan ve Rodos’u hedef almıştı. Bu doğrultuda ilki 1526, ikincisi 1529 yılında olmak üzere Macaristan üzerine arka arkaya seferler düzenledi. Kudreti ve savaş disiplini sayesinde Osmanlı ordusu, karşısına çıkan güçleri darmadağın ederken kendisini Viyana önlerinde bulmuştu. Peçevî İbrahim Efendi 1529’da Viyana kuşatması dönüşünde gerçekleşen ilginç bir olayı haber verir: “Ol zaman ki padişah Drava’dan geçti. Koronayı Şikloş’tan kaçırıp götürürken Segsar kurbünde Peçuy pişbuki elli haydudu iki yüz atlı gönderip koronayı kurtardılar. Onlardan saadetli padişaha değmiş idi. Padişah elinden korona ona giydirilmeğe sebep ol idi.” Peki, padişaha değen bu korona neydi? Macar&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Batı’ya karşı gaza siyasetini tekrar canlandıran Kanûnî Sultan Süleyman, Macaristan ve Rodos’u hedef almıştı. Bu doğrultuda ilki 1526, ikincisi 1529 yılında olmak üzere Macaristan üzerine arka arkaya seferler düzenledi. Kudreti ve savaş disiplini sayesinde Osmanlı ordusu, karşısına çıkan güçleri darmadağın ederken kendisini Viyana önlerinde bulmuştu.</p>
<p>Peçevî İbrahim Efendi 1529’da Viyana kuşatması dönüşünde gerçekleşen ilginç bir olayı haber verir: “Ol zaman ki padişah Drava’dan geçti. Koronayı Şikloş’tan kaçırıp götürürken Segsar kurbünde Peçuy pişbuki elli haydudu iki yüz atlı gönderip koronayı kurtardılar. Onlardan saadetli padişaha değmiş idi. Padişah elinden korona ona giydirilmeğe sebep ol idi.” Peki, padişaha değen bu korona neydi? Macar krallarının giydiği kutsal kraliyet tacı Korona (Szent Korona, Holly Crown), Avrupa’da kullanılan en eski ve hâlâ orijinalliğini koruyan taçlardan biridir. Efsaneye göre ölümünden bir gün önce -14 Ağustos 1038’de- Kral I. Stephen, Macaristan’ı Meryem Ana’ya kutsal taç şeklinde sunar. Bu, taç giyme törenlerinin Macaristan krallığının sembolü haline geldiği tarihî sürecin başlangıcı olur. Macar geleneğinde taç yüzyıllarca Aziz Stephen’ın tacı olarak kabul edilir. Osmanlı padişahlarının Eyüp Camii’nde kılıç kuşanması gibi Macar kral ve kraliçeleri de 11. yüzyıldan itibaren İstolni Belgrad’daki (Székesfehérvár, Fehervar) Varsayım Bazilikası’nda düzenlenen törenle bu kutsal tacı giyerlerdi. Kutsal taç Vişegrad kalesinde muhafaza edilir, burada Vişegrad beyinin mührü ve kilidi ile zapt olunurdu. Macar Bağımsızlık Savaşı ve 2. Dünya Savaşı dönemlerinde düşmanların eline geçmemesi için yerin altında saklanır, pek çok badireler atlatarak günümüze kadar gelmeyi başarır. Bugün Macaristan parlamento binasında özel bir bölmede koruma altına alınarak ziyarete açılmıştır.</p>
<p>Taç, İstanbul ve Roma’dan gelen iki farklı tacın (Yunan ve Latin taçları) birleşiminden oluşmaktadır. Bu haliyle Doğu ve Batı Hıristiyanlığını temsil eder. Yunan tacı denen altı kısım Macaristan Kralı I. Géza ile evlenen Bizans İmparatoru Michael Dukasz’ın (1067-78) kızı Szünadéné’ye hediye edilmiş olan kadın tacıydı. Bu kısımda Hz. İsa, sekiz havarisi, Bizans İmparatoru Michael Dukasz ve Constantin ile Macaristan Kralı I. Géza’nın tasvirleri yer alır. Yunanca yazılar içerisinde “Geovitsas pistos kirales Tourkias”, yani “Türklerin inançlı sadık kralı Géza’ya” ibaresi bulunur. 11. yüzyılda Bizanslıların Macarlardan Türkler diye bahsetmesi önemlidir. Latin tacı denilen ikinci kısmın ise 1001 yılında papa tarafından Aziz Stephen’ın taç giyme töreni için gönderildiğine inanılmaktadır. Bu kısımda Latin alfabesiyle yazılmış kelimeler ve 16. yüzyılda yerleştirildiği anlaşılan, eğik bir haç bulunmaktadır.</p>
<p>Altından yapılan taç, inci ve değerli taşlarla süslenmiştir. Telkâri işlemeli olup, inci ve almandin taşları ile bezenmiş üst kısımda koyu, saf altından yapılmış 51 mm genişliğinde dört altın kayış bulunur. Alt kısım daha yüksek oranda gümüş içermektedir. Değerli taşlar büyük ölçekli cilalı ve cilasız safirler, granat taşları, yakutlar ve ametistlerdir. Renkli değerli taşlar ve yarı saydam üçgen süslemelerle taç parlak ışıkta çeşitli renklerde parlamaktadır.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-agustos-2021">Derin Tarih Ağustos Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Osmanlı Casusları Cem Sultan’ın Peşinde</title>
		<link>https://www.derintarih.com/mercek/osmanli-casuslari-cem-sultanin-pesinde/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ersin Kırca]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 04 Jun 2021 07:57:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Mercek]]></category>
		<category><![CDATA[Fatih Sultan Mehmed]]></category>
		<category><![CDATA[Karamanî Mehmed Paşa]]></category>
		<category><![CDATA[Savoie Dükü]]></category>
		<category><![CDATA[Şehzade Bayezid]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=7149</guid>

					<description><![CDATA[Fatih Sultan Mehmed 3 Mayıs 1481’de Gebze yakınlarında vefat edince Sadrazam Karamanî Mehmed Paşa, hem Şehzade Bayezid’e hem de Cem Sultan’a ayrı ayrı haberciler gönderdi. Fakat Cem Sultan’a giden ulak, Şehzade Bayezid’in kayınpederi olan Anadolu Beylerbeyi Sinan Paşa tarafından yakalanarak öldürüldü. Böylece tahta, haberi daha erken alan Şehzade Bayezid geçmiş, payitahta gelmesi engellenen Cem Sultan’a ise mücadeleden başka seçenek kalmamıştı. Mayıs 1481’de başlayan bu mücadele iki kardeşi defalarca savaş meydanına sürüklediği gibi Cem Sultan’ın Rodos Şövalyeleri’nin eline geçmesiyle birlikte uluslararası bir krize dönüştü. Rodos Şövalyeleri tarafından daha sonra papaya verilen Cem Sultan Avrupalı devletlerin elinde Osmanlı’ya karşı güçlü bir kozdu&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Fatih Sultan Mehmed 3 Mayıs 1481’de Gebze yakınlarında vefat edince Sadrazam Karamanî Mehmed Paşa, hem Şehzade Bayezid’e hem de Cem Sultan’a ayrı ayrı haberciler gönderdi. Fakat Cem Sultan’a giden ulak, Şehzade Bayezid’in kayınpederi olan Anadolu Beylerbeyi Sinan Paşa tarafından yakalanarak öldürüldü. Böylece tahta, haberi daha erken alan Şehzade Bayezid geçmiş, payitahta gelmesi engellenen Cem Sultan’a ise mücadeleden başka seçenek kalmamıştı.</p>
<p>Mayıs 1481’de başlayan bu mücadele iki kardeşi defalarca savaş meydanına sürüklediği gibi Cem Sultan’ın Rodos Şövalyeleri’nin eline geçmesiyle birlikte uluslararası bir krize dönüştü. Rodos Şövalyeleri tarafından daha sonra papaya verilen Cem Sultan Avrupalı devletlerin elinde Osmanlı’ya karşı güçlü bir kozdu ve 24 Şubat 1495’te vefat edinceye kadar da bu şekilde kullanıldı. Cem Sultan açısından oldukça ıstıraplı geçen sürgün hayatı Osmanlı Devleti için de büyük bir problemdi. Bu süreçte Cem Sultan birkaç defa kaçmaya teşebbüs ettiyse de bu girişimleri Rodos Şövalyeleri tarafından önlenmiştir. Çünkü Cem Sultan’ın yeniden taht kavgasına girişmemesi için Sultan II. Bayezid, aralarındaki anlaşmaya binaen Rodos Şövalyeleri’ne her yıl 40 bin düka tazminat ödüyordu. Cem’in hayatta olup olmadığından emin olmalıydı; aksi takdirde boş yere para ödenmiş olurdu. Bu nedenle, durumu hakkında resmî ve gayrıresmî yollardan bilgi topluyor; Rodos Şövalyeleri, Fransa Kralı, Savoie Dükü ve Papa ile görüşme ve anlaşmalar yapmak üzere elçiler gönderiyordu.</p>
<p>Kaynaklardan tespit edebildiğimiz kadarıyla İsmail Bey, Hüseyin Bey ve Rericho isimli Rum bir elçi farklı tarihlerde Fransa tarafına gönderildi. İsmail Bey elinde padişahın namesi olduğu halde önce Floransa Kralı Lorenzo de Medici ile görüşmek üzere Floransa’ya geldi; Lorenzo’nun Fransa’da Savoie Dükü ile birlikte olduğu haberini alınca da Savoie’ya geçti. Dük ile görüşmekle beraber burada bulunan Rodos Şövalyeleri tarafından gözetim altında tutuldu, daha sonra saç ve sakalı kesilip Hıristiyan kıyafetleri giydirilerek Rodos’a getirildi. Burada da bir müddet gözetim altında tutulan İsmail Bey, padişahın isteği üzerine serbest bırakılarak İstanbul’a döndü. Yaklaşık dört buçuk yıl süren bu maceralı yolculuğun ardından padişaha sunduğu raporunda Cem Sultan’ın Fransa’da Bourganeuf hisarında tutulduğunu, Fransa’ya gidip gelen dayısının oğulları aracılığı ile Cem Sultan hakkında bilgi edindiğini bildirmiştir.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-haziran-2021">Derin Tarih Haziran Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
