﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Fahameddin Başar &#8211; Derin Tarih</title>
	<atom:link href="https://www.derintarih.com/yazar/fahameddinbasar/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<description>Tarih Okuyan Şaşırmaz</description>
	<lastBuildDate>Mon, 06 Jun 2022 08:33:32 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.7.7</generator>

<image>
	<url>https://www.derintarih.com/wp-content/uploads/2015/12/favicon-150x150.png</url>
	<title>Fahameddin Başar &#8211; Derin Tarih</title>
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Köprülü Ailesinin Türk Tarihçiliğine Armağanı: Fuad Köprülü</title>
		<link>https://www.derintarih.com/dosya/koprulu-ailesinin-turk-tarihciligine-armagani-fuad-koprulu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fahameddin Başar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 06 Jun 2022 08:33:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Dârülfünunu]]></category>
		<category><![CDATA[Farsça]]></category>
		<category><![CDATA[Halid Ağa Konağı]]></category>
		<category><![CDATA[Hukuk Mektebi]]></category>
		<category><![CDATA[Köprülüzade]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmed Fuad]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=8183</guid>

					<description><![CDATA[Ord. Prof. M. Fuad Köprülü (Köprülüzâde Mehmed Fuad) Türk edebiyatı tarihçiliğinin ilmî kurucusu olduğu gibi Cumhuriyet döneminde ülkemizde yetişen tarihçiler arasında da önemli bir yere sahiptir ve modern tarihçiliğimizin de kurucusu kabul edilir. Özellikle Osmanlı Devleti’nin kuruluş dönemine dair yaptığı çalışmalar yalnız ülkemizde değil, Batı bilim çevrelerinde de tanınmasını sağlamıştır. Nitekim merhum Halil İnalcık’ın ifadesiyle Köprülü, “Türkiye’de 1918-1950 döneminde edebî ve sosyal ilimler alanında Batı bilim ve araştırma metodunu başarıyla uygulayan ilk büyük bilim adamıdır”. Yine İnalcık’a göre Köprülü, “Osmanlı-Türk ilmini bilim dünyasında ilk defa hakkıyla temsil eden ve Avrupa’da ilim payelerine lâyık görülen ilk Türk bilim adamlarındandır”. Türk hukuk&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ord. Prof. M. Fuad Köprülü (Köprülüzâde Mehmed Fuad) Türk edebiyatı tarihçiliğinin ilmî kurucusu olduğu gibi Cumhuriyet döneminde ülkemizde yetişen tarihçiler arasında da önemli bir yere sahiptir ve modern tarihçiliğimizin de kurucusu kabul edilir. Özellikle Osmanlı Devleti’nin kuruluş dönemine dair yaptığı çalışmalar yalnız ülkemizde değil, Batı bilim çevrelerinde de tanınmasını sağlamıştır. Nitekim merhum Halil İnalcık’ın ifadesiyle Köprülü, “Türkiye’de 1918-1950 döneminde edebî ve sosyal ilimler alanında Batı bilim ve araştırma metodunu başarıyla uygulayan ilk büyük bilim adamıdır”. Yine İnalcık’a göre Köprülü, “Osmanlı-Türk ilmini bilim dünyasında ilk defa hakkıyla temsil eden ve Avrupa’da ilim payelerine lâyık görülen ilk Türk bilim adamlarındandır”. Türk hukuk tarihi ve vakıf müessesesi hakkında da önemli araştırmaları yayınlanmış olan Köprülü, 76 yıllık ömrünün yaklaşık 60 yılını Türk ilim hayatına ve Türk insanına hasretmiş; sayısı 200’ü bulan kitabı ve 1000 civarında makalesi sonraki araştırmacılara rehber olmuştur.</p>
<p>İlim adamlığı yanında Cumhuriyet döneminde ülkemizde yetişen önemli siyaset ve devlet adamlarından biri olan Mehmed Fuad Köprülü, Osmanlı döneminde sadrazamlık yapmış olan Köprülü ailesine mensuptur. 4 Aralık 1890’da İstanbul Sultanahmet’te Halid Ağa Konağı’nda dünyaya gelir. İlk tahsilini Ayasofya Merkez Rüşdiyesi’nde yapar, daha sonra Mercan İdadîsi’ne devam eder. İlk zamanlar daha çok fen bilimlerine meraklı iken sonraları edebiyata ve ardından tarihe ilgi duymaya başlayan Köprülü, iyi derecede Farsça ve okuduğunu anlayacak kadar da Arapça öğrenmiş, aynı zamanda Fransızcadan tercümeler yaparak küçük yaşta Fransız edebiyatı ve fikir hayatı ile tanışmıştır. Daha sonra İstanbul Dârülfünûnu Hukuk Mektebi’ne devam etmişse de “hem tedrisatını beğenmediği, hem de ilme merakı” dolayısıyla bu mektebi bitirmeden ayrılır ancak çalışmalarına aralıksız devam eder. Küçük yaştan itibaren sürekli olarak edebiyat, tarih ve sosyolojiye dair eserler okuduğunu, Fransızcadan tercümeler yaptığını biliyoruz. Yayın hayatına da çok erken başlamış, 13-14 yaşlarında ilk şiirleri ile edebiyat, sanat, sosyoloji ve tenkit konularındaki makaleleri <em>Mehâsin</em> ve <em>Servet-i Fünûn</em> mecmualarında yayımlanmıştır.</p>
<p>Meslek hayatına Mercan, Kabataş, İstanbul ve Galatasaray liselerinde edebiyat öğretmenliği yaparak başlayan Köprülü’nün Balkanlar’da bozgunların yaşandığı sırada Ziya Gökalp’in de etkisiyle Türkçülük davasını savunanlar arasında yer aldığını görüyoruz. Nitekim o sırada milliyet ve Türkçülük fikirlerini araştırmalara dayanarak yayma amacı ile 1908’de kurulan Türk Derneği’nin, 1911’de kurulan Türk Yurdu Cemiyeti’nin ve bunun devamı olarak 1912’de çalışmalarına başlayan Türk Ocağı’nın üyeleri arasında Köprülü de vardı. Türkiye’nin içinde bulunduğu o karanlık günlerde ilk manzum eseri olan <em>Türk’ün Duası</em>’nı yazmış ve bu eser yayımlandığı yıl (1913) İzmir’de sahneye konmuştur.</p>
<p>Çok genç yaşta edebiyat, sanat, sosyoloji konularında kaleme aldığı makaleleri ve fikirleriyle dikkat çeken Mehmed Fuad Köprülü, 1913 yılı sonunda İstanbul Dârülfünûnu Türk edebiyatı tarihi müderrisliğine tayin olunmuş, Türk ilim tarihinde belki de bir ilk olarak, 23 yaşında müderris (profesör) olmuştur. Üniversitedeki hocalığıyla birlikte artık hem kendi ilmî çalışmaları için hem de yetiştireceği genç nesillere yol gösterme hususunda daha elverişli bir göreve getirilmiştir.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-haziran-2022">Derin Tarih Haziran Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yavuz’un Mısır Seferi</title>
		<link>https://www.derintarih.com/dosya/yavuzun-misir-seferi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fahameddin Başar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 01 Sep 2020 05:58:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Çaldıran Muharebesi]]></category>
		<category><![CDATA[Kansu Gavri]]></category>
		<category><![CDATA[Memlük]]></category>
		<category><![CDATA[Yavuz Sultan Selim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=6341</guid>

					<description><![CDATA[Yavuz Sultan Selim kısa süren hükümdarlığına önemli zaferler sığdırmış, Asya ve Avrupa’daki Osmanlı hâkimiyetini Afrika kıtasına da ulaştırmıştı. Saltanatının ikinci yılında Safeviler ile yaptığı Çaldıran Muharebesi’nden (1514) sonra Mısır’a yönelmiş, Memlûk ordusuna karşı önce Mercidâbık (1516) ve sonra Ridâniye’de (1517) galibiyet elde etmişti. Osmanlı-Memlûk ilişkileri Sultan II. Bayezid devrinde dostane bir şekil almıştı. 1490 yılında Memlûklar ile Osmanlılar arasında, Portekiz tehdidine karşı bir anlaşma imzalanmış ve sonrasında Bayezid ile Memlûk Sultanı Kansu Gavri (1501-1516) arasında iyi ilişkiler kurulmuş; Osmanlı Devleti, Portekiz tehdidi altındaki Mısır sultanına yardım dahi göndermişti. Ancak bu dostluk Yavuz Sultan Selim’in tahta çıkmasıyla bozulacaktı. Filistin, Suriye ve&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yavuz Sultan Selim kısa süren hükümdarlığına önemli zaferler sığdırmış, Asya ve Avrupa’daki Osmanlı hâkimiyetini Afrika kıtasına da ulaştırmıştı. Saltanatının ikinci yılında Safeviler ile yaptığı Çaldıran Muharebesi’nden (1514) sonra Mısır’a yönelmiş, Memlûk ordusuna karşı önce Mercidâbık (1516) ve sonra Ridâniye’de (1517) galibiyet elde etmişti.</p>
<p>Osmanlı-Memlûk ilişkileri Sultan II. Bayezid devrinde dostane bir şekil almıştı. 1490 yılında Memlûklar ile Osmanlılar arasında, Portekiz tehdidine karşı bir anlaşma imzalanmış ve sonrasında Bayezid ile Memlûk Sultanı Kansu Gavri (1501-1516) arasında iyi ilişkiler kurulmuş; Osmanlı Devleti, Portekiz tehdidi altındaki Mısır sultanına yardım dahi göndermişti. Ancak bu dostluk Yavuz Sultan Selim’in tahta çıkmasıyla bozulacaktı. Filistin, Suriye ve Irak’ı ellerinde bulunduran Mısır Memlûkları, Doğu ve Güneydoğu Anadolu’ya da hâkim olmak istiyor ve buralardaki Türk beyliklerine baskı yapıyorlardı.</p>
<p>Yavuz Sultan Selim, şehzadeliğinden itibaren doğu sınırlarındaki komşusu Safevilerin ve güneydeki Memlûkların tehdit oluşturduğunu düşünerek dikkatini bu iki yöne çevirmişti. Nitekim tahta çıktıktan sonra önce Safeviler üzerine yürüyecek, Şah İsmail ile yaptığı Çaldıran Muharebesi’nden galibiyetle ayrılacaktı.</p>
<p>Yavuz Sultan Selim’in Safevi ordusu karşısındaki başarısı, ortak düşman olması dolayısıyla Memlûkları da sevindirmişti. Her ne kadar Kansu Gavri, Şah İsmail ile Selim arasındaki savaşta tarafsız kalmış ise de Memlûkların Anadolu’ya kadar ulaşan yayılma politikası ve Dulkadıroğulları üzerindeki nüfuzu Osmanlıları rahatsız etmekteydi. Öte yandan Çaldıran mağlubiyetinden sonra Şah İsmail, o sırada Suriye’de bulunan Sultan Kansu Gavri’ye Osmanlılara karşı ittifak kurmayı teklif etmişti.</p>
<p>Sultan Selim, Şah İsmail’i mağlup ettikten sonra payitahta dönerken Dulkadıroğulları Beyliği’ne son vererek Dulkadır ili ile Kemah, Erzincan ve civarını ele geçirirken, Diyarbakır’ı da zapt etti. Memlûkların eskiden beri kendi nüfuz ve hâkimiyet bölgesi saydıkları bölgeyi ele geçirmesi iki devlet arasındaki ilişkiyi gerginleştirecekti. Çaldıran Savaşı ile doğudaki rakibini etkisiz hale getiren Sultan Selim’in Doğu ve Güneydoğu Anadolu’ya hâkim olmak için giriştiği faaliyetler, bölgede önemli bazı şehirleri elinde bulunduran Kansu Gavri’yi endişelendiriyordu. Bundan dolayı da Kansu Gavri, Şah İsmail’den gelen ve Osmanlılara karşı ittifak teklif eden elçilik heyetini memnuniyetle karşıladı. Bu ittifakın gerçekleşmesi Osmanlı Devleti için tehlikeli olacağından, Sultan Selim Memlûk tehdidini ortadan kaldırma düşüncesindeydi.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-eylul-2020">Derin Tarih Eylül Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ayasofya Bize Fatih’in Hediyesidir</title>
		<link>https://www.derintarih.com/dosya/ayasofya-bize-fatihin-hediyesidir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fahameddin Başar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 04 Aug 2020 06:39:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Ayasofya]]></category>
		<category><![CDATA[Ebu'l-feth]]></category>
		<category><![CDATA[Hz. Peygamber]]></category>
		<category><![CDATA[Kostantiniyye]]></category>
		<category><![CDATA[Sultan II. Mehmed]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=6269</guid>

					<description><![CDATA[Sultan II. Mehmed’in İstanbul’u fethi Türk tarihinin en önemli dönüm noktası olduğu gibi dünya tarihi bakımından da mühim bir yere sahiptir. Bizans İmparatorluğu’na 1123 yıl başkentlik yapmış olan Konstantinopolis 29 Mayıs 1453 tarihinde İslama açılmış, İstanbul Türk olmuştu. Bütün İslam hükümdarlarının fethetmek için defalarca kuşatmış olduğu Kostantiniyye’nin fethi Sultan II. Mehmed’e nasip olmuş, 21 yaşındaki bu genç hükümdar Hz. Peygamber’in (sas) müjdesine nail olmuştu. Müslümanların hayâli olan bu büyük fethi gerçekleştirmiş olan Sultan II. Mehmed haklı olarak “Ebu’l-feth” unvanını aldı. Fatih Sultan Mehmed fetih günü şehrin en büyük mabedi olan Ayasofya’yı cami hâline dönüştürerek burada şükür namazı kılmış ve fetihten&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sultan II. Mehmed’in İstanbul’u fethi Türk tarihinin en önemli dönüm noktası olduğu gibi dünya tarihi bakımından da mühim bir yere sahiptir. Bizans İmparatorluğu’na 1123 yıl başkentlik yapmış olan Konstantinopolis 29 Mayıs 1453 tarihinde İslama açılmış, İstanbul Türk olmuştu. Bütün İslam hükümdarlarının fethetmek için defalarca kuşatmış olduğu Kostantiniyye’nin fethi Sultan II. Mehmed’e nasip olmuş, 21 yaşındaki bu genç hükümdar Hz. Peygamber’in (sas) müjdesine nail olmuştu. Müslümanların hayâli olan bu büyük fethi gerçekleştirmiş olan Sultan II. Mehmed haklı olarak “Ebu’l-feth” unvanını aldı.</p>
<p>Fatih Sultan Mehmed fetih günü şehrin en büyük mabedi olan Ayasofya’yı cami hâline dönüştürerek burada şükür namazı kılmış ve fetihten üç gün sonraki ilk Cuma namazını Ayasofya Camii’nde eda etmişti. Böylece fetihten hemen sonra Ayasofya, Fatih Sultan Mehmed’in vakfı olarak camiye dönüştürülmüş ve Osmanlı Vakıf Medeniyeti sayesinde Fatih döneminden itibaren yapılan onarım ve ilâvelerle büyük bir külliye hâlini alarak asırlarca hizmet etmiş, ayakta kalması sağlanmıştı.</p>
<p>Ayasofya Camii İstanbul’un fethinin sembolü, Fatih Sultan Mehmed’in kılıç hakkı idi ve şehrin fetih camii, ‘ulu cami’ sıfatıyla 481 yıl ibadethane olarak hizmet etmiş idi. 1934 yılında bu özelliğini kaybederek müzeye dönüştürülmüş olan Ayasofya Camii, 86 yıl sonra, 10 Temmuz 2020 tarihinde ise yargı kararı ve Cumhurbaşkanlığı düzenlemesi ile yeniden ibadete açılır hâle geldi çok şükür. Böylece, 537 yılında inşası tamamlanarak açılmış ve asırlarca ibadethane olarak kullanılmış olan Ayasofya 86 yıl sonra aslına dönmüş oldu. Dolayısıyla 2020 Temmuz’unda çok önemli bir tarihe şahitlik etmiş olmanın mutluluğu içindeyiz. Bu mutluluğu yaşamamıza vesile olanlardan Allah razı olsun.</p>
<p>Bugüne kadar olduğu gibi bugünden sonra da insanlığın ortak mirası özelliğini koruyacak olan Ayasofya Camii, Fatih Sultan Mehmed’in vakfı olarak İstanbul’a Müslümanlara hediyesidir ve bugün artık yeniden cami hâline dönüştürülmüştür. Milletimize, İslam âlemine hayırlı olsun. Fatih Külliyesi ve Ayasofya-i Kebir Vakfı’nın vakfiyesindeki şartlara uygun olarak ilelebet yaşasın inşallah.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-agustos-2020">Derin Tarih Ağustos Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Modern Tarihçiliğin Öncülerinden Prof. Dr. Akdes Nimet Kurat</title>
		<link>https://www.derintarih.com/abide-sahsiyetler/modern-tarihciligin-onculerinden-prof-dr-akdes-nimet-kurat/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fahameddin Başar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 01 Jun 2020 05:26:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Abide Şahsiyetler]]></category>
		<category><![CDATA[Akdes Nimet KKurat]]></category>
		<category><![CDATA[Bügülme Rus Lisesi]]></category>
		<category><![CDATA[Dârülfünunu]]></category>
		<category><![CDATA[Wilhelm Barthold]]></category>
		<category><![CDATA[Yusuf Akçura]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=6020</guid>

					<description><![CDATA[Cumhuriyet dönemi Türk tarihçilerinin önde gelen isimlerinden olan Akdes Nimet Kurat, Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk yıllarında Rusya’dan gelen Türk bilim insanlarından biridir. Bu dönemde Yusuf Akçura, Sadri Maksudi Arsal, Abdullah Battal Taymas, Musa Carullah, Reşit Rahmeti Arat, Ayaz İshaki, Zeki Velidî Togan ve Abdülkadir İnan gibi Rusya’da yaşayan Türk bilim adamları Türkiye’ye gelmiş ve Türk ilim dünyasına önemli katkı sağlamışlardır. Bunlardan biri olan Kurat, 1903 yılında bugünkü Rusya Federasyonu’na bağlı olan Tataristan Özerk Cumhuriyeti’nin Şişminsky şehrinin Berkete köyünde dünyaya gelmiş; ilk, orta ve lise öğrenimini Rus okullarında tamamlamıştır. 1920 yılında Bügülme Rus Lisesi’nden mezun olduktan sonra üniversite tahsili için önce St.&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Cumhuriyet dönemi Türk tarihçilerinin önde gelen isimlerinden olan Akdes Nimet Kurat, Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk yıllarında Rusya’dan gelen Türk bilim insanlarından biridir. Bu dönemde Yusuf Akçura, Sadri Maksudi Arsal, Abdullah Battal Taymas, Musa Carullah, Reşit Rahmeti Arat, Ayaz İshaki, Zeki Velidî Togan ve Abdülkadir İnan gibi Rusya’da yaşayan Türk bilim adamları Türkiye’ye gelmiş ve Türk ilim dünyasına önemli katkı sağlamışlardır. Bunlardan biri olan Kurat, 1903 yılında bugünkü Rusya Federasyonu’na bağlı olan Tataristan Özerk Cumhuriyeti’nin Şişminsky şehrinin Berkete köyünde dünyaya gelmiş; ilk, orta ve lise öğrenimini Rus okullarında tamamlamıştır.</p>
<p>1920 yılında Bügülme Rus Lisesi’nden mezun olduktan sonra üniversite tahsili için önce St. Petersburg ve sonra Moskova’ya gitmişse de üniversiteye kabul edilmemiş, o sırada Bolşeviklerin Türkler üzerinde uyguladığı baskı ve tasfiye hareketleri sebebiyle Rusya’dan ayrılmaya karar vermiş, Almanya’ya gitmek üzere ailesinden ve yurdundan ayrılmış, ancak pasaportu olmadığı için bir süre Polonya’da hapiste kalmıştır. Altı ay sonra serbest bırakılınca bir buçuk yıl kadar bir çiftlikte çalışır, bu süreçte Leh dilini öğrenir, nihayet Türkiye’nin Polonya büyükelçisinin yardımıyla Şubat 1924’te İstanbul’a gelebilir. Sekiz ay kadar Fatih Medresesi’nde kalır, daha sonra Ankara’ya giderek Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığına kabul edilir. Bu sırada İstanbul Dârülfünunu Edebiyat Fakültesi’nde önce felsefe şubesine kaydolmuş, sonra tarih şubesine geçmiştir.</p>
<p>Akdes Nimet Kurat daha talebe iken tarihe alakası, çalışkanlığı ve disiplini ile temayüz ettiğinden Ord. Prof. Dr. Mehmed Fuad Köprülü’nün dikkatini çekmiş, o sırada bu büyük âlimin öncülüğünde yeni kurulmuş olan Türkiyat Enstitüsü’nde yardımcı (asistan) olarak göreve başlamıştır. Bu sırada enstitünün kitaplarını düzenlerken bir yandan da Rusça, Lehçe ve Türk dillerinde Türkoloji alanındaki eserlerin tespit ve tercümesi ile görevlendirilir, bu çalışmaları hocası Köprülü tarafından takdirle karşılanır. Akdes Nimet Kurat’ın Türkiyat Enstitüsü’ndeki bu çalışma dönemi onun akademik çalışmalarının temelini oluşturmuştur. Bu sırada Fuad Köprülü’nün yanı sıra Zeki Velidî Togan, Ahmet Refik ve o sırada İstanbul’da “misafir profesör” olarak bulunan Rus Türkolog ve şarkiyatçısı Wilhelm Barthold’un derslerine devam eder. Mayıs 1928’de Tarih bölümünden mezun olduktan sonra bir süre Konya Muallim Mektebi’nde tarih ve coğrafya öğretmenliği yapmış, bu dönemde talebe iken tanışmış olduğu, Köprülü’nün öğrencisi Hadiye Hanım ile evlenmiştir.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-haziran-2020">Derin Tarih Haziran Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türklüğün Atası, Oğuzların Erbâbı: Prof. Dr. Faruk Sümer</title>
		<link>https://www.derintarih.com/abide-sahsiyetler/turklugun-atasi-oguzlarin-erbabi-prof-dr-faruk-sumer/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fahameddin Başar]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 02 May 2020 11:05:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Abide Şahsiyetler]]></category>
		<category><![CDATA[Akçapınar]]></category>
		<category><![CDATA[Fuat Bey]]></category>
		<category><![CDATA[Kur'an-ı Kerim]]></category>
		<category><![CDATA[muhafazakâr]]></category>
		<category><![CDATA[Sultanahmet Alemdar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=5905</guid>

					<description><![CDATA[Konya’nın Bozkır ilçesi Akçapınar köyünde 1924 yılında dünyaya gelen Faruk Sümer’in babası tapu memuru ve İstiklâl Savaşı gazisi Mehmed Zeki Bey, annesi Zeliha Hanım’dır. İlk eğitimini Müftü Hüseyin Hilmi Efendi’nin kızı olan annesinden aldı ve eski yazıyı ondan öğrendi. Ailesi millî kültürümüze bağlı, mahallî kültürünü de ihmâl etmeyen muhafazakâr bir aileydi. İlkokula Konya’da başlamış, babasının memuriyeti dolayısıyla ailesi İstanbul’a taşınınca 2. sınıftan itibaren Sultanahmet Alemdar İlkokulu’na devam etmişti. Babasının memuriyeti dolayısıyla 3. sınıfı yine Konya’da, 4. ve 5. sınıfları ise Karaman’da okudu. Ailesi 1931’de Bozkır’dan İstanbul’a taşınınca ortaokulu İstanbul ve Ankara’da tamamladı, liseye 1939 yılında İstanbul Erkek Lisesi’nde başladı ve&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Konya’nın Bozkır ilçesi Akçapınar köyünde 1924 yılında dünyaya gelen Faruk Sümer’in babası tapu memuru ve İstiklâl Savaşı gazisi Mehmed Zeki Bey, annesi Zeliha Hanım’dır. İlk eğitimini Müftü Hüseyin Hilmi Efendi’nin kızı olan annesinden aldı ve eski yazıyı ondan öğrendi. Ailesi millî kültürümüze bağlı, mahallî kültürünü de ihmâl etmeyen muhafazakâr bir aileydi. İlkokula Konya’da başlamış, babasının memuriyeti dolayısıyla ailesi İstanbul’a taşınınca 2. sınıftan itibaren Sultanahmet Alemdar İlkokulu’na devam etmişti. Babasının memuriyeti dolayısıyla 3. sınıfı yine Konya’da, 4. ve 5. sınıfları ise Karaman’da okudu. Ailesi 1931’de Bozkır’dan İstanbul’a taşınınca ortaokulu İstanbul ve Ankara’da tamamladı, liseye 1939 yılında İstanbul Erkek Lisesi’nde başladı ve 1943’te Haydarpaşa Öğretmen Okulu’nda tamamladı.</p>
<p>İlkokul döneminden itibaren tarihe ilgi duymaya başlayan Sümer, o sırada Arapça ve Fransızca dillerini de öğrenmişti. Tarihe ilgisini kendi hâl tercümesinde, “İlkokulda 4. ve 5. sınıflarda sosyal derslere ve bilhassa tarihe çok meraklı idim. Bundan dolayı liselerde okutulan üç ciltlik tarih kitaplarının hepsini daha o zaman okumuş ve kitaplardaki bilgileri öğrenmiştim. Ortaokulda iken gazete ve mecmualarda yayımlanan tarihî makale ve romanlardan başka bulabildiğim tarih kitaplarını da okurdum” sözleriyle ifade etmiştir. Aynı ilgi lise döneminde de devam etti.</p>
<p>Yine kendisi bu durumu şöyle anlatır: “Lise 9. sınıfta annemin yardımı ile eski yazıyı öğrendim. İlk okuduğum kitap, Ahmed Refik Bey’in Bizans Karşısında Türkler adlı eseri idi. Sonra annem bir hoca tuttu. Bu hoca Kur’an-ı Kerim okumakta ve eski metinleri anlamakta bana geniş ölçüde yardımcı oldu. Gerçekten faziletli bir insan olan hocamdan eski kültürümüz hakkında çok şey öğrendim. Pek çok eser okumuştum eski yazıda. Fuat Bey’in eserlerini, tarihî mecmuaları, iktisat mecmualarını hep eski yazıda bitirmiştim. Bu arada Fransızcamı da ilerletiyordum. Fransızca eserlerin pek çoğu ile bu devrede karşılaştım.”</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-mayis-2020">Derin Tarih Mayıs Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Köprülü Tarih Ekolünden Bir Dehâ: Mehmet Altay Köymen</title>
		<link>https://www.derintarih.com/abide-sahsiyetler/koprulu-tarih-ekolunden-bir-deha-mehmet-altay-koymen/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fahameddin Başar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 01 Apr 2020 06:56:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Abide Şahsiyetler]]></category>
		<category><![CDATA[Ali Rıza Efendi]]></category>
		<category><![CDATA[Çanakkale]]></category>
		<category><![CDATA[Fuad Köprülü]]></category>
		<category><![CDATA[Genel Türk Tarihi Kürsüsü]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet Köymen]]></category>
		<category><![CDATA[Ortaçağ Tarihi Kürsüsü]]></category>
		<category><![CDATA[Seyide Hanım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=5816</guid>

					<description><![CDATA[Türkiye’de yetişen Selçuklu tarihçilerinin duayenlerinden Mehmet Köymen (1916-93), 1916 yılında Ankara’nın Haymana ilçesinin Deveci köyünde dünyaya geldi. Daha doğmadan, babası Ali Rıza Efendi Çanakkale muharebelerinde yaralanmış ve İstanbul Haydarpaşa Hastanesi’nde tedavi gördüğü sırada şehit olmuştu. Annesi Seyide Hanım, eşinin vefatı üzerine başkasıyla evlendirilince ananesinin yanında yetişen Köymen, ilkokulu Haymana’da okuduktan sonra girdiği Gazi Eğitim Enstitüsü’nün ilköğretmen kısmının kapatılmasıyla eğitimini Adana Öğretmen Okulu’nda sürdürmüş, 1935 yılında İstanbul Haydarpaşa Öğretmen Okulu’ndan mezun olmuştu. Memleketinde kısa bir süre öğretmenlik yaptıktan sonra Gazi Eğitim Enstitüsü’nün Matematik bölümünde eğitime başlamış ise de arkadaşlarının tesiriyle o sırada Ankara’da yeni açılan Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’nin Yeni ve&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="Standard"><span lang="EN-US">Türkiye’de yetişen Selçuklu tarihçilerinin duayenlerinden Mehmet Köymen (1916-93), 1916 yılında Ankara’nın Haymana ilçesinin Deveci köyünde dünyaya geldi. Daha doğmadan, babası Ali Rıza Efendi Çanakkale muharebelerinde yaralanmış ve İstanbul Haydarpaşa Hastanesi’nde tedavi gördüğü sırada şehit olmuştu. Annesi Seyide Hanım, eşinin vefatı üzerine başkasıyla evlendirilince ananesinin yanında yetişen Köymen, ilkokulu Haymana’da okuduktan sonra girdiği Gazi Eğitim Enstitüsü’nün ilköğretmen kısmının kapatılmasıyla eğitimini Adana Öğretmen Okulu’nda sürdürmüş, 1935 yılında İstanbul Haydarpaşa Öğretmen Okulu’ndan mezun olmuştu. Memleketinde kısa bir süre öğretmenlik yaptıktan sonra Gazi Eğitim Enstitüsü’nün Matematik bölümünde eğitime başlamış ise de arkadaşlarının tesiriyle o sırada Ankara’da yeni açılan Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’nin Yeni ve Son Zamanlar Zümresi’ne kaydoldu. Derslerine devam ettiği Fuad Köprülü’nün etkisiyle Ortaçağ Tarihi’ne ilgi duyarak üçüncü sınıfta Orta Zaman Tarihi Zümresi’ne geçmiş, başarılı bir eğitim hayatının ardından 1940 yılında mezun olmuştu.</span></p>
<p class="Standard"><span lang="EN-US">Öğrenciliği sırasındaki başarısıyla hocası Ord. Prof. Dr. Fuad Köprülü’nün dikkatini çeken Köymen, mezun olduktan sonra Köprülü’nün yanında Kirman Selçuklularına dair bir metin neşri çalışmasıyla doktora unvanını aldı. Bu sırada bir yıl kadar Gazi Eğitim Enstitüsü’nde öğretmenlik yapmış; burada Türk, İslam ve Bizans tarihi derslerini okuttu. 1944 yılında ise Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Ortaçağ Tarihi Kürsüsü’nde açılan asistanlık sınavını kazanarak akademik hayata başladı. Dört yıl sonra doçent olan Köymen, bu sırada Almanya, Fransa ve İngiltere’ye giderek meslekî çalışma ve incelemelerde bulunmuş, 1958’de Genel Türk Tarihi Kürsüsü’nde Selçuklu Devri Tarihi profesörlüğüne yükseltilmişti.</span></p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-nisan-2020">Derin Tarih Nisan Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ord. Prof. Dr. Zeki Velidi Togan</title>
		<link>https://www.derintarih.com/abide-sahsiyetler/ord-prof-dr-zeki-velidi-togan/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fahameddin Başar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 02 Mar 2020 12:08:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Abide Şahsiyetler]]></category>
		<category><![CDATA[Ahmet Zeki Velidi Togan]]></category>
		<category><![CDATA[Başkırt Özerk]]></category>
		<category><![CDATA[Kasımiye Medresesi]]></category>
		<category><![CDATA[Rusya Başkırt]]></category>
		<category><![CDATA[Türkistan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=5690</guid>

					<description><![CDATA[1890 yılında Rusya’nın Başkırt bölgesinde doğmuş olan Ahmet Zeki Velidi Togan (1890-1970), eğitimli bir ailenin çocuğu idi. Arapçayı babasından, Farsçayı annesinden öğrendi. Babasının kendisini evlendirip köye imam yapmak istediğini öğrenince Kazan’a kaçtı ve oradaki Kasımiye Medresesi’nde eğitimini tamamladı. Burada Rus şarkiyatçılarla tanışan Togan, 1909 yılında Kazan’da bulunan Kasımiye Medresesi’nde ve Ufa’daki Osmaniye Medresesi’nde Türk tarihi ve Arap edebiyatı tarihi alanında hoca olarak çalışmış, bu sırada Türk tarihiyle ilgili araştırmalar yapmaya başlamış, Türkistan’a geziler yapmıştı. 1915 yılında Rusya Meclisi’ndeki mebuslara Müslümanların meselelerine yardımcı olacak heyete Başkırt temsilcisi olarak seçilince Peterbursg’a gitti ve orada siyasî işlerle de uğraşmaya başladı. Bu sırada Rus&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>1890 yılında Rusya’nın Başkırt bölgesinde doğmuş olan Ahmet Zeki Velidi Togan (1890-1970), eğitimli bir ailenin çocuğu idi. Arapçayı babasından, Farsçayı annesinden öğrendi. Babasının kendisini evlendirip köye imam yapmak istediğini öğrenince Kazan’a kaçtı ve oradaki Kasımiye Medresesi’nde eğitimini tamamladı. Burada Rus şarkiyatçılarla tanışan Togan, 1909 yılında Kazan’da bulunan Kasımiye Medresesi’nde ve Ufa’daki Osmaniye Medresesi’nde Türk tarihi ve Arap edebiyatı tarihi alanında hoca olarak çalışmış, bu sırada Türk tarihiyle ilgili araştırmalar yapmaya başlamış, Türkistan’a geziler yapmıştı. 1915 yılında Rusya Meclisi’ndeki mebuslara Müslümanların meselelerine yardımcı olacak heyete Başkırt temsilcisi olarak seçilince Peterbursg’a gitti ve orada siyasî işlerle de uğraşmaya başladı. Bu sırada Rus Türkolog ve şarkiyatçısı V. V. Barthold’un (1869-1930) yardımıyla askere gitmekten kurtuldu; 1917 Ekim İhtilali’nden sonra Başkırt halkının ihtiyaçlarını karşılamak üzere siyasete girdi ve Başkırt Özerk hükümetinin kurulmasına öncülük etti. Bu hükümette Savaş Bakanı ve ardından hükümet başkanı olan Togan, Rusya’daki iç savaş sırasında Çarlık generallerin baskısına karşı Sovyetler’le işbirliği yaptı. Diğer taraftan Lenin, Troçki ve Stalin gibi liderlerle görüştü, Başkırt hareketi başarılı olamayınca 1920 yılında Türkistan’a giderek mücadelesini orada sürdürdü.</p>
<p>Türkistan’da bulunduğu 30 yıl boyunca Basmacılar’la birlikte Bolşevik Ruslarla mücadele etmiş ancak Türkistan’da Rusların baskısı artınca İran’a kaçmak mecburiyetinde kalmıştı. Orada kütüphanelerde çalışırken Meşhed’deki kitaplıkta o zamana kadar metni bilinmeyen İbn Fadlan’ın eserini buldu. Aynı yıl Afganistan’a geçen Togan, bir süre Herat ve Kâbil’de incelemelerde bulundu, daha sonra Hindistan yoluyla Türkiye’ye ulaştı. Ancak vizesi olmadığından Avrupa’ya gitti; 18 ay kaldığı bu coğrafyada İngiliz, Alman ve Fransız ilim çevreleriyle tanıştı. Nihayet Türkiye Maarif Vekili Hamdullah Suphi’nin daveti üzerine 1925 yılında İstanbul’a geldi ve bir süre sonra Ankara’ya giderek Türk vatandaşı oldu. Türkiye’deki ilk görevi olan Maarif Vekâleti Telif ve Tercüme Heyeti üyeliğine tayin edilmişse de Ankara’yı sevememiş, İstanbul’a gelerek 1927 yılında İstanbul Darülfünunu Edebiyat Fakültesi Türk Tarihi muallimliğine getirilmişti. Bu sırada Türkiyat Enstitüsü’nün davetiyle Türkiye’ye gelen Rus Türkolog Barthold’un konferanslarında tercümanlık yaptı.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-mart-2020">Derin Tarih Mart Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bizans Tarihi Tercümeleriyle Literatürde Çığır Açtı: Prof. Dr. Fikret Işıltan</title>
		<link>https://www.derintarih.com/abide-sahsiyetler/bizans-tarihi-tercumeleriyle-literaturde-cigir-acti-prof-dr-fikret-isiltan/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fahameddin Başar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 04 Sep 2019 09:13:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Abide Şahsiyetler]]></category>
		<category><![CDATA[Farsça]]></category>
		<category><![CDATA[Halid Bey]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Şark İdâdîsi]]></category>
		<category><![CDATA[Ortaçağ Avrupa Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. Aubin]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. Santifaller]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. Spies]]></category>
		<category><![CDATA[Türkoloji]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derintarih.com/?p=4888</guid>

					<description><![CDATA[15 Şubat 1915 tarihinde İstanbul-Beykoz’da dünyaya geldi. Babası Halid Bey askerî mümeyyiz ve Beykoz Kundura Fabrikası başkâtibi idi. İlkokula İstanbul Çamlıca’da Kısıklı İlk Mektebi’nde başladı. Birinci sınıfı burada okuduktan sonra babasının mesleği dolayısıyla diğer sınıfları Adapazarı, Hendek, Eskişehir ve tekrar Adapazarı’nda okudu. Beşinci sınıfı İstanbul Şark İdâdîsi’nde tamamladı. Ortaokulun birinci sınıfını yine Şark İdâdîsi’nde okuduktan sonra Kabataş Erkek Lisesi’ne geçti ve buradan 1933 yılında mezun oldu. 1933 yılı sonlarında kısa bir süre Mülkiye Mektebi’ne devam ettiyse de o sırada açılan Devlet Avrupa İmtihanını kazanarak aynı yılın sonunda yükseköğrenim yapmak üzere Almanya’ya gönderildi. Ülkemizde Dârülfünun’dan üniversiteye geçilip bu konuda reformların yapıldığı&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>15 Şubat 1915 tarihinde İstanbul-Beykoz’da dünyaya geldi. Babası Halid Bey askerî mümeyyiz ve Beykoz Kundura Fabrikası başkâtibi idi. İlkokula İstanbul Çamlıca’da Kısıklı İlk Mektebi’nde başladı. Birinci sınıfı burada okuduktan sonra babasının mesleği dolayısıyla diğer sınıfları Adapazarı, Hendek, Eskişehir ve tekrar Adapazarı’nda okudu. Beşinci sınıfı İstanbul Şark İdâdîsi’nde tamamladı. Ortaokulun birinci sınıfını yine Şark İdâdîsi’nde okuduktan sonra Kabataş Erkek Lisesi’ne geçti ve buradan 1933 yılında mezun oldu. 1933 yılı sonlarında kısa bir süre Mülkiye Mektebi’ne devam ettiyse de o sırada açılan Devlet Avrupa İmtihanını kazanarak aynı yılın sonunda yükseköğrenim yapmak üzere Almanya’ya gönderildi. Ülkemizde Dârülfünun’dan üniversiteye geçilip bu konuda reformların yapıldığı yıl Avrupa’ya giden Fikret Işıltan, bir yıl kadar Berlin-Straussberg Lisesi’nde dil eğitimi gördükten sonra 1934-35 kış sömestrinde Berlin Üniversitesi Felsefe Fakültesi’nde yüksek öğrenimine başladı. Aynı yıl Berlin ve ertesi yıl Leipzig Üniversitelerinde Ortaçağ Tarihi, Arapça, Farsça ve Türkoloji derslerini takip etti. 1936-37 kış sömestrinde, kendisine doktora konusunu vermiş olan Prof. Dr. H. W. Duda’nın tayini dolayısıyla eğitimine Breslau Üniversitesi’nde devam etti. Burada bir yandan doktora tezine çalışıyor, bir yandan da Prof. Dr. Aubin’den Ortaçağ Avrupa Tarihi, Prof. Dr. Duda’dan Türkoloji ve Farsça, Prof. Dr. Spies’den Sâmî Dilleri ve Prof. Dr. Santifaller’in yanında vesika tetkiki konularında dersler alıyordu.</p>
<p><strong>Devamı <a href="http://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-eylul-2019">Derin Tarih Eylül Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türk-İslam Sentezinin Fikir Babası: Prof. Dr. İbrahim Kafesoğlu</title>
		<link>https://www.derintarih.com/abide-sahsiyetler/turk-islam-sentezinin-fikir-babasi-prof-dr-ibrahim-kafesoglu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fahameddin Başar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 01 Aug 2019 07:36:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Abide Şahsiyetler]]></category>
		<category><![CDATA[1. Dünya Savaşı]]></category>
		<category><![CDATA[Hacı Mehmed Aga]]></category>
		<category><![CDATA[Kafesoğlu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derintarih.com/?p=4802</guid>

					<description><![CDATA[Türkiye’de yetişmiş önemli tarihçilerden, aynı zamanda Türk kültür tarihçisi ve fikir adamı olan Kafesoğlu, 1914 yılında Burdur’un Tefenni ilçesinde dünyaya geldi. Babasının 1. Dünya Savaşı’nda Erzurum cephesinde şehit düşmesi üzerine dedesi Hacı Mehmed Ağa’nın yanında büyüdü. Tefenni İlk Mektebi’ni bitirdikten sonra Hocası M. Emin Bey’in ısrarı ile İzmir Muallim Mektebi’ne devam etmiş, 1932’de buradan mezun olduktan sonra bir süre Afyon’da öğretmen olarak görev yapmıştır. 1937’de Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’nin ilk öğrencilerinden olan ve Hungaroloji Bölümü’nde eğitimine başlayan Kafesoğlu, aynı zamanda Ortaçağ Tarihi ve Türk Dili derslerine de devam etti. Böylece sonraki yıllarda her biri önemli birer tarihçi olacak&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’de yetişmiş önemli tarihçilerden, aynı zamanda Türk kültür tarihçisi ve fikir adamı olan Kafesoğlu, 1914 yılında Burdur’un Tefenni ilçesinde dünyaya geldi. Babasının 1. Dünya Savaşı’nda Erzurum cephesinde şehit düşmesi üzerine dedesi Hacı Mehmed Ağa’nın yanında büyüdü. Tefenni İlk Mektebi’ni bitirdikten sonra Hocası M. Emin Bey’in ısrarı ile İzmir Muallim Mektebi’ne devam etmiş, 1932’de buradan mezun olduktan sonra bir süre Afyon’da öğretmen olarak görev yapmıştır. 1937’de Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’nin ilk öğrencilerinden olan ve Hungaroloji Bölümü’nde eğitimine başlayan Kafesoğlu, aynı zamanda Ortaçağ Tarihi ve Türk Dili derslerine de devam etti. Böylece sonraki yıllarda her biri önemli birer tarihçi olacak olan Osman Turan, Mehmet Altay Köymen, Şerif Baştav, Tayyip Gökbilgin ve Halil İnalcık ile birlikte Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’nin ilk öğrencileri arasına girdi. Bu sırada Ord. Prof. M. Fuad Köprülü, Prof. Dr. L. Rasonyi ve Prof. Abdülkadir İnan gibi dönemin büyük hocalarından dersler almıştır. Başarılı bir öğrenci olduğu için de 1940 yılında mezun olduktan sonra aynı fakültenin Tarih Bölümü’nde “ilmî yardımcı” sıfatı ile akademik hayata başladı.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Selçuklu Tarihinde Bir Otorite: Prof. Dr. Osman Turan</title>
		<link>https://www.derintarih.com/abide-sahsiyetler/selcuklu-tarihinde-bir-otorite-prof-dr-osman-turan/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fahameddin Başar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 01 Jul 2019 08:15:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Abide Şahsiyetler]]></category>
		<category><![CDATA[Halil İnalcık]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet Altay Köymen]]></category>
		<category><![CDATA[Selçuklu tarihi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derintarih.com/?p=4691</guid>

					<description><![CDATA[Selçuklu tarihi ile ilgili çalışmalarıyla tanınan Prof. Dr. Osman Turan, 1914 yılında Bayburt’un Aydıntepe (Çatıksu) köyünde doğmuş, ailesi daha sonra Çaykara ilçesine yerleşmiştir. Babası Hasan Ağa 1. Dünya Savaşı’nda Erzurum’da şehit düşmüş, bu sebeple eğitimini sıkıntılar içinde sürdürmeye çalışmıştır. İlkokulu dayısının himayesinde Çaykara’da, ortaokulu Bayburt’ta okuduktan sonra liseye Trabzon Lisesi’nde başlayıp Ankara Erkek Lisesi’nde tamamlamıştır. 1935 yılında Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’nin Ortaçağ Tarihi Kürsüsü’ne kaydolan Turan, Ord. Prof. Mehmed Fuad Köprülü’nün üniversitedeki ilk öğrencilerinden biridir artık. Meslektaşı ve yakın arkadaşı Prof. Dr. Mehmet Altay Köymen’in kaydına göre, Osman Turan öğrenciliği sırasında çalışkanlığı ve Türk tarihine ilgisi dolayısıyla Köprülü’nün&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Selçuklu tarihi ile ilgili çalışmalarıyla tanınan Prof. Dr. Osman Turan, 1914 yılında Bayburt’un Aydıntepe (Çatıksu) köyünde doğmuş, ailesi daha sonra Çaykara ilçesine yerleşmiştir. Babası Hasan Ağa 1. Dünya Savaşı’nda Erzurum’da şehit düşmüş, bu sebeple eğitimini sıkıntılar içinde sürdürmeye çalışmıştır. İlkokulu dayısının himayesinde Çaykara’da, ortaokulu Bayburt’ta okuduktan sonra liseye Trabzon Lisesi’nde başlayıp Ankara Erkek Lisesi’nde tamamlamıştır. 1935 yılında Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’nin Ortaçağ Tarihi Kürsüsü’ne kaydolan Turan, Ord. Prof. Mehmed Fuad Köprülü’nün üniversitedeki ilk öğrencilerinden biridir artık.<br />
Meslektaşı ve yakın arkadaşı Prof. Dr. Mehmet Altay Köymen’in kaydına göre, Osman Turan öğrenciliği sırasında çalışkanlığı ve Türk tarihine ilgisi dolayısıyla Köprülü’nün dikkatini çekmiş ve Köprülü kendisine öğrenci muamelesi değil, adeta asistan gibi davranmıştır. Nitekim öğrenciliği sırasında Ortaçağ Tarihi Seminer Kütüphanesi’nde çalışmaya başlamış, başarılı bir eğitim döneminden sonra, 1940 yılında fakültenin ilk mezunlarından biri olmuştur. Bu dönemde Halil İnalcık, Mehmet Altay Köymen, M. Tayyib Gökbilgin de fakültenin ilk mezunlarındandır.<br />
Osman Turan mezun olduktan sonra hocası Köprülü’nün yanında Ortaçağ Tarihi Kürsüsü’nde asistan olarak göreve başlamış; bu sırada Arapça, Farsça, Fransızca ve İngilizce öğrenmiş; 1941’de “On İki Hayvanlı Türk Takvimi” adlı tezini hazırlayarak “doktor” unvanını almıştır. Bu tez aynı zamanda tarih alanında Türkiye’de yapılan ilk doktora tezidir. Bu tarihten iki yıl sonra ise “Orta Zaman Türk Devletlerinde Türkçe Unvanlar” adlı araştırmasıyla doçent unvanını alan Turan, 1951’de henüz çok genç denilebilecek bir yaşta profesörlüğe yükseltilir ve siyasete atıldığı 1954 yılına kadar Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Ortaçağ Tarihi Kürsüsü’nde Türk-İslam Tarihi derslerini anlatır.<br />
Üniversite hocalığı ve ilmî çalışmaları yanında genç Türkiye Cumhuriyeti’nin fikir ve siyaset hayatında da öne çıkan isimlerden biri olmuştur. Öğrencilik yıllarından itibaren fikrî ve siyasî konulara ilgi duyan Turan, “manevî buhran içerisinde” gördüğü gençliğin meselelerine ilişkin faaliyetlerde bulunur. Nitekim kendisini 1940’lı yıllardan itibaren Türkçü-Turancı grubun başına geçenler arasında görürüz.</p>
<p><strong>Devamı <a href="http://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-temmuz-2019">Derin Tarih Temmuz Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ord. Prof. M. Şemseddin Günaltay</title>
		<link>https://www.derintarih.com/abide-sahsiyetler/ord-prof-m-semseddin-gunaltay/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fahameddin Başar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 30 Apr 2019 21:44:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Abide Şahsiyetler]]></category>
		<category><![CDATA[Günaltay'ın hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[İbrahim Edhem Efendi]]></category>
		<category><![CDATA[Şemseddin Günaltay]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derintarih.com/?p=4467</guid>

					<description><![CDATA[Tarihçi ve siyaset adamı Günaltay, 1883 yılında bugünkü adı Kemaliye olan Eğin’de doğdu. Babası İbrahim Edhem Efendi müderrisdi. Küçük yaşta İstanbul’a gelerek önce Üsküdar’da Ravza-yı Terakkî Mektebi’nde, sonra Vefa İdâdîsi’nde öğrenim gördü. 1905’te Dârülmuallimîn-i Âliye’nin (Yüksek Öğretmen Okulu) fen şubesinden birincilikle mezun oldu. Bu sırada Arapça, Farsça ve Fransızca öğrenmiş, dinî ilimlerde de kendisini yetiştirmişti. Meslek hayatına Dârüşşafaka’da Hendese muallimliği ile başlayan Günaltay, daha sonra Kıbrıs İdâdîsi’nde görev yaptı. 1909’da Maarif Nezâreti tarafından tabii ilimler okumak üzere İsviçre’nin Lozan Üniversitesi’ne gönderildi. Bir yıl sonra yurda dönünce bu defa kısa bir süre Midilli ve Gelenbevi İdâdîlerinde müdürlük yaptı. Devamı Derin Tarih Mayıs&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p align="justify"><span style="font-family: Times New Roman, serif;">Tarihçi ve siyaset adamı Günaltay, 1883 yılında bugünkü adı Kemaliye olan Eğin’de doğdu. Babası İbrahim Edhem Efendi müderrisdi. Küçük yaşta İstanbul’a gelerek önce Üsküdar’da Ravza-yı Terakkî Mektebi’nde, sonra Vefa İdâdîsi’nde öğrenim gördü. 1905’te Dârülmuallimîn-i Âliye’nin (Yüksek Öğretmen Okulu) fen şubesinden birincilikle mezun oldu. Bu sırada Arapça, Farsça ve Fransızca öğrenmiş, dinî ilimlerde de kendisini yetiştirmişti. Meslek hayatına Dârüşşafaka’da Hendese muallimliği ile başlayan Günaltay, daha sonra Kıbrıs İdâdîsi’nde görev yaptı. 1909’da Maarif Nezâreti tarafından tabii ilimler okumak üzere İsviçre’nin Lozan Üniversitesi’ne gönderildi. Bir yıl sonra yurda dönünce bu defa kısa bir süre Midilli ve Gelenbevi İdâdîlerinde müdürlük yaptı.</span></p>
<p align="justify"><strong>Devamı <a href="http://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-mayis-2019">Derin Tarih Mayıs Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Köprülü Mektebi: Türkiye’de Modern Tarihçiliğin Kurucusu</title>
		<link>https://www.derintarih.com/abide-sahsiyetler/koprulu-mektebi-turkiyede-modern-tarihciligin-kurucusu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fahameddin Başar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 01 Apr 2019 07:56:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Abide Şahsiyetler]]></category>
		<category><![CDATA[Köprülüzade]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmed Fuad Köprülü]]></category>
		<category><![CDATA[Türk edebiyatı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derintarih.com/?p=4382</guid>

					<description><![CDATA[Mehmed Fuad Köprülü (Köprülüzade) (1890-1966) Türk edebiyatı tarihçiliğinin ilmî kurucusu olduğu gibi Cumhuriyet döneminde ülkemizde yetişen tarihçiler arasında da önemli bir yere sahiptir. Özellikle Osmanlı Devleti’nin kuruluşu hakkında yaptığı çalışmalar yalnız ülkemizde değil, dünyada da tanınmasını sağlamıştır. Nitekim Halil İnalcık’ın ifadesiyle Köprülü, “Türkiye’de 1918-1950 döneminde edebî ve sosyal ilimler alanında Batı bilim ve araştırma metodunu başarıyla uygulayan ilk büyük bilim adamıdır”. Yine İnalcık’a göre Köprülü, “Osmanlı-Türk ilmini bilim dünyasında ilk defa hakkıyla temsil eden ve Avrupa’da ilim payelerine lâyık görülen ilk Türk bilim adamlarındandır”. İlim adamlığı yanında Cumhuriyet döneminde ülkemizde yetişen önemli siyaset ve devlet adamlarından da olan Köprülü, Osmanlı&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Mehmed Fuad Köprülü (Köprülüzade) (1890-1966) Türk edebiyatı tarihçiliğinin ilmî kurucusu olduğu gibi Cumhuriyet döneminde ülkemizde yetişen tarihçiler arasında da önemli bir yere sahiptir. Özellikle Osmanlı Devleti’nin kuruluşu hakkında yaptığı çalışmalar yalnız ülkemizde değil, dünyada da tanınmasını sağlamıştır. Nitekim Halil İnalcık’ın ifadesiyle Köprülü, “Türkiye’de 1918-1950 döneminde edebî ve sosyal ilimler alanında Batı bilim ve araştırma metodunu başarıyla uygulayan ilk büyük bilim adamıdır”. Yine İnalcık’a göre Köprülü, “Osmanlı-Türk ilmini bilim dünyasında ilk defa hakkıyla temsil eden ve Avrupa’da ilim payelerine lâyık görülen ilk Türk bilim adamlarındandır”. İlim adamlığı yanında Cumhuriyet döneminde ülkemizde yetişen önemli siyaset ve devlet adamlarından da olan Köprülü, Osmanlı döneminde sadrazamlık yapmış olan Köprülü ailesine mensuptur. İlk tahsilini Ayasofya Merkez Rüşdiyesi’nde yapmış, daha sonra Mercan İdadîsi’ne başlamıştır. İlk zamanlar daha çok fen bilimlerine meraklı iken sonraları edebiyata ve ardından tarihe ilgi duymaya başlayan Köprülü, iyi derecede Farsça ve okuduğunu anlayacak kadar da Arapça öğrenmiş, aynı zamanda Fransızcadan tercümeler yaparak küçük yaşta Fransız edebiyatı ve fikir hayatı ile tanışmıştı. Daha sonra Hukuk Mektebi’ne devam ettiyse de hem tedrisatını beğenmediği, hem de ilme merakı dolayısıyla bitirmeden ayrılarak araştırmalarına devam etti. Sürekli olarak edebiyat, tarih ve sosyolojiye dair eserler okuyor, Fransızcadan tercümeler yapıyordu. Yayın hayatına da çok erken başlamış, 13-14 yaşlarında ilk şiirleri ile edebiyat, sanat, sosyoloji ve tenkit konusundaki makaleleri Mehâsin ve Servet-i Fünûn mecmualarında yayımlanmıştır.</p>



<p><strong>Devamı&nbsp;<a href="http://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-nisan-2019">Derin Tarih Nisan Sayısında…</a>&nbsp;</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Emîrü’l-Muharrirîn: Ord. Prof. İsmail Hakkı Uzunçarşılı</title>
		<link>https://www.derintarih.com/abide-sahsiyetler/emirul-muharririn-ord-prof-ismail-hakki-uzuncarsili/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fahameddin Başar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 31 Dec 2018 21:43:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Abide Şahsiyetler]]></category>
		<category><![CDATA[İsmail Hakkı Uzunçarşılı]]></category>
		<category><![CDATA[Kuva-yı Seyyare]]></category>
		<category><![CDATA[Millî Mücadele]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derintarih.com/?p=4105</guid>

					<description><![CDATA[1888’de İstanbul Eyüp’te doğmuş olan İsmail Hakkı Uzunçarşılı, Mercan İdâdisi’nden mezun olduktan sonra İstanbul Dârülfünunu Edebiyat Şubesi’ne kaydolmuş (1910), o zaman şimdiki gibi bölümleri olmayan bu fakültede Ahmed Midhat, Abdurrahman Şeref, Ali Ekrem, Mehmed Akif, İzmirli İsmail Hakkı, İzmirli Ziyaeddin, Hüseyin Daniş, Şehbenderzâde Hilmi, Ahmed Hikmet, Hamdullah Suphi gibi hocalardan dersler almıştır. Edebiyat Şubesi’ni bitirdikten sonra Kütahya İdadîsi tarih-coğrafya muallimliğine tayin edilmiştir. Burada sekiz yıl kalan Uzunçarşılı, Millî Mücadele başladığı zaman mektep tatilinde Kuva-yı Seyyare’de raportörlük yapmıştır. Kütahya’da bulunduğu süre içinde şehrin tarihine ait toplamış olduğu notları Kütahya Şehri (1932) adıyla yayınlanmış ve bu hizmetinden dolayı “Kütahya Fahri Hemşehriliği” verilmiştir.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>1888’de İstanbul Eyüp’te doğmuş olan İsmail Hakkı Uzunçarşılı, Mercan İdâdisi’nden mezun olduktan sonra İstanbul Dârülfünunu Edebiyat Şubesi’ne kaydolmuş (1910), o zaman şimdiki gibi bölümleri olmayan bu fakültede Ahmed Midhat, Abdurrahman Şeref, Ali Ekrem, Mehmed Akif, İzmirli İsmail Hakkı, İzmirli Ziyaeddin, Hüseyin Daniş, Şehbenderzâde Hilmi, Ahmed Hikmet, Hamdullah Suphi gibi hocalardan dersler almıştır. Edebiyat Şubesi’ni bitirdikten sonra Kütahya İdadîsi tarih-coğrafya muallimliğine tayin edilmiştir. Burada sekiz yıl kalan Uzunçarşılı, Millî Mücadele başladığı zaman mektep tatilinde Kuva-yı Seyyare’de raportörlük yapmıştır. Kütahya’da bulunduğu süre içinde şehrin tarihine ait toplamış olduğu notları Kütahya Şehri (1932) adıyla yayınlanmış ve bu hizmetinden dolayı “Kütahya Fahri Hemşehriliği” verilmiştir.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hocaların Hocası: Ord. Prof. Mükrimin Halil Yinanç</title>
		<link>https://www.derintarih.com/abide-sahsiyetler/hocalarin-hocasi-ord-prof-mukrimin-halil-yinanc/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fahameddin Başar]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 01 Dec 2018 13:24:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Abide Şahsiyetler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derintarih.com/?p=3964</guid>

					<description><![CDATA[Tarih ve Mülkiye okumuş olan Mükrimin Halil Hoca tarihçi olmayı tercih etmiş ve meslek hayatına daha üniversitede öğrenci iken, mezunu olduğu Gelenbevî Sultanîsi’nin orta kısmında Tarih hocalığı ile başlamış, fakülteyi bitirdikten sonra ise sırasıyla Davutpaşa ve Nişantaşı Orta Mektebi’nde ve Kabataş Lisesi’nde Tarih Muallimi olmuştur. 1923’te daha sonra Türk Tarih Encümeni adını alacak olan Tarih-i Osmanî Encümeni’ne hafız-ı kütüb, yani kütüphane memuru olarak tayin edilmiş, bu görevini 1933 senesi Eylül’üne kadar sürdürmüştür. Devamı Derin Tarih Aralık Sayısında… ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Tarih ve Mülkiye okumuş olan Mükrimin Halil Hoca tarihçi olmayı tercih etmiş ve meslek hayatına daha üniversitede öğrenci iken, mezunu olduğu Gelenbevî Sultanîsi’nin orta kısmında Tarih hocalığı ile başlamış, fakülteyi bitirdikten sonra ise sırasıyla Davutpaşa ve Nişantaşı Orta Mektebi’nde ve Kabataş Lisesi’nde Tarih Muallimi olmuştur. 1923’te daha sonra Türk Tarih Encümeni adını alacak olan Tarih-i Osmanî Encümeni’ne hafız-ı kütüb, yani kütüphane memuru olarak tayin edilmiş, bu görevini 1933 senesi Eylül’üne kadar sürdürmüştür.</p>
<p><strong>Devamı <a href="http://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-aralik-2018">Derin Tarih Aralık Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Otranto’nun Fethi</title>
		<link>https://www.derintarih.com/osmanli-tarihi/otrantonun-fethi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fahameddin Başar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 31 Jul 2018 21:40:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Osmanlı Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[beylik ve devletler]]></category>
		<category><![CDATA[Bizans İmparatorluğu]]></category>
		<category><![CDATA[Fatih Sultan Mehmed]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derintarih.com/?p=3657</guid>

					<description><![CDATA[Fatih Sultan Mehmed döneminde gerçekleştirilen fetihlere bakacak olursak, İstanbul’un fethiyle Bizans İmparatorluğu’na son verildikten sonra daha başka birçok devletin ya tamamen ortadan kaldırıldığını ya da tâbi hale getirildiğini ve daha başka şehir ve kalelerin fethedildiğini görürüz. Nitekim Cenevizlilerin elindeki Enez Dükalığı, Atina’daki İtalyan Dükalığı, Mora Rum Despotluğu, Sırbistan Krallığı, Trabzon Rum İmparatorluğu, Eflak Prensliği, Midilli Ceneviz Dükalığı, Bosna Krallığı, Candaroğulları Beyliği, Alâiye Beyliği, Kırım Hanlığı ve Arnavutluk Hükümeti gibi beylik ve devletler Fatih’in 30 yıl süren saltanatı sırasında ya fethedilmiş ya da vasıl olarak Osmanlı Devleti’ne bağlanmıştı. Bunun yanında bazı devletlere ait kale ve şehirler fethedilerek yeni topraklar elde edildi.&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Fatih Sultan Mehmed döneminde gerçekleştirilen fetihlere bakacak olursak, İstanbul’un fethiyle Bizans İmparatorluğu’na son verildikten sonra daha başka birçok devletin ya tamamen ortadan kaldırıldığını ya da tâbi hale getirildiğini ve daha başka şehir ve kalelerin fethedildiğini görürüz. Nitekim Cenevizlilerin elindeki Enez Dükalığı, Atina’daki İtalyan Dükalığı, Mora Rum Despotluğu, Sırbistan Krallığı, Trabzon Rum İmparatorluğu, Eflak Prensliği, Midilli Ceneviz Dükalığı, Bosna Krallığı, Candaroğulları Beyliği, Alâiye Beyliği, Kırım Hanlığı ve Arnavutluk Hükümeti gibi beylik ve devletler Fatih’in 30 yıl süren saltanatı sırasında ya fethedilmiş ya da vasıl olarak Osmanlı Devleti’ne bağlanmıştı. Bunun yanında bazı devletlere ait kale ve şehirler fethedilerek yeni topraklar elde edildi.</p>
<p><strong>Devamı <a href="http://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-agustos-3276">Derin Tarih Ağustos Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>51 Yılda Dağılmanın Eşiğinden Cihan İmparatorluğuna</title>
		<link>https://www.derintarih.com/kapak-dosyasi/51-yilda-dagilmanin-esiginden-cihan-imparatorluguna/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fahameddin Başar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 03 Jul 2018 10:29:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kapak Dosyası]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara Savaşı]]></category>
		<category><![CDATA[Fetret Devri]]></category>
		<category><![CDATA[Türk siyasî birliği]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derintarih.com/?p=3521</guid>

					<description><![CDATA[İlk Osmanlı tarihçilerinin “Fasıla-i Saltanat” olarak adlandırdıkları Fetret Devri Ankara Savaşı bitiminde başlamış, savaştan sonra Çelebi Mehmed Amasya ve Tokat’ta, İsa Çelebi Balıkesir ve Bursa’da, Musa Çelebi İsa’yı uzaklaştırdıktan sonra Bursa’da, Emîr Süleyman ise Edirne’de hükümdarlıklarını ilân etmişlerdi. Anadolu ve Rumeli’deki Türk siyasî birliği bozulmuş, Yıldırım Bayezid’in çok kısa bir sürede genişlettiği Osmanlı Devleti parçalanmıştı. Peki, kuruluşundan kısa bir süre sonra Anadolu’dan Avrupa kıtasına geçerek yeni fetih alanı oluşturan Osmanlı Devleti’ni fetrete sürükleyen olay, yani Timur ile Yıldırım Bayezid kuvvetleri arasında yapılan Ankara Savaşı nasıl başlamış, iki Türk hükümdarı neden karşı karşıya gelmişti? Devamı Derin Tarih Temmuz Sayısında… ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İlk Osmanlı tarihçilerinin “Fasıla-i Saltanat” olarak adlandırdıkları Fetret Devri Ankara Savaşı bitiminde başlamış, savaştan sonra Çelebi Mehmed Amasya ve Tokat’ta, İsa Çelebi Balıkesir ve Bursa’da, Musa Çelebi İsa’yı uzaklaştırdıktan sonra Bursa’da, Emîr Süleyman ise Edirne’de hükümdarlıklarını ilân etmişlerdi. Anadolu ve Rumeli’deki Türk siyasî birliği bozulmuş, Yıldırım Bayezid’in çok kısa bir sürede genişlettiği Osmanlı Devleti parçalanmıştı. Peki, kuruluşundan kısa bir süre sonra Anadolu’dan Avrupa kıtasına geçerek yeni fetih alanı oluşturan Osmanlı Devleti’ni fetrete sürükleyen olay, yani Timur ile Yıldırım Bayezid kuvvetleri arasında yapılan Ankara Savaşı nasıl başlamış, iki Türk hükümdarı neden karşı karşıya gelmişti?</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-temmuz-2018">Derin Tarih Temmuz Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Osmanlı Sancağı Bursa’da</title>
		<link>https://www.derintarih.com/osmanli-tarihi/osmanli-sancagi-bursada/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fahameddin Başar]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 01 Apr 2018 09:56:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Osmanlı Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Anadolu fâtihi Süleyman Şah]]></category>
		<category><![CDATA[Bursa]]></category>
		<category><![CDATA[Prusias]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derintarih.com/?p=3315</guid>

					<description><![CDATA[Antik çağlardaki adı Prusa olan, Türk fethinden sonra Bursa adı verilen şehrin tarihi hakkında farklı rivayetler olmakla birlikte bazı kaynaklarda MÖ 2. yüzyıl sonlarında Bithinya krallarından Prusias tarafından kurulduğu kabul edilir. Şehir sonraki devirlerde Batı Roma ve Doğu Roma İmparatorlukları (Bizans) sınırları içerisinde kaldı. Bu dönemde zaman zaman Müslüman Arap ordularının hücumlarına maruz kalmış, Selçukluların Anadolu’ya gelmesiyle Türklerin de ilgisini çekmeye başlamıştı. Anadolu fâtihi Süleyman Şah 1075’te (veya 1080) İznik’i alarak Türkiye Selçuklu Devleti’nin merkezi yaptıktan kısa bir süre sonra Bursa’yı da fethetti. Ancak İznik, 1. Haçlı Seferi sırasında yeniden Bizanslıların eline geçince (1097) Selçuklular Konya’ya çekilmişler ve bu tarihten&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Antik çağlardaki adı Prusa olan, Türk fethinden sonra Bursa adı verilen şehrin tarihi hakkında farklı rivayetler olmakla birlikte bazı kaynaklarda MÖ 2. yüzyıl sonlarında Bithinya krallarından Prusias tarafından kurulduğu kabul edilir. Şehir sonraki devirlerde Batı Roma ve Doğu Roma İmparatorlukları (Bizans) sınırları içerisinde kaldı. Bu dönemde zaman zaman Müslüman Arap ordularının hücumlarına maruz kalmış, Selçukluların Anadolu’ya gelmesiyle Türklerin de ilgisini çekmeye başlamıştı. Anadolu fâtihi Süleyman Şah 1075’te (veya 1080) İznik’i alarak Türkiye Selçuklu Devleti’nin merkezi yaptıktan kısa bir süre sonra Bursa’yı da fethetti. Ancak İznik, 1. Haçlı Seferi sırasında yeniden Bizanslıların eline geçince (1097) Selçuklular Konya’ya çekilmişler ve bu tarihten sonra Bursa da elden çıkmıştı.</p>
<p>Bursa 1113’te Türk kuvvetleri tarafından tekrar ele geçirilmişse de kısa süre sonra Bizanslılar tarafından geri alındı ve bu durum 14. yüzyıl başlarına kadar devam etti. Bu yüzyılın başında kurulan Osmanlı Devleti’nin ilk hükümdarı Osman Bey Bursa’yı fethetmek istemişse de, fetih oğlu Orhan Bey döneminde, 6 Nisan 1326’da gerçekleşti. Osmanlı Devleti’nin kuruluş dönemine tekabül eden Bursa’nın fetih sürecini iyi anlamak için Selçukluların yerini alan Anadolu beyliklerinin ortaya çıkışını ve Osmanlı Beyliği’nin kuruluş serüvenini hatırlamamız gerekiyor.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derintarih-nisan2018">Derin Tarih Nisan Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Otlukbeli Neyle Kazanıldı?</title>
		<link>https://www.derintarih.com/osmanli-tarihi/otlukbeli-neyle-kazanildi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fahameddin Başar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 31 Aug 2017 21:56:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Osmanlı Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Fatih Sultan Mehmed]]></category>
		<category><![CDATA[Otlukbeli Muharebesi]]></category>
		<category><![CDATA[Uzun Hasan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derintarih.com/?p=2696</guid>

					<description><![CDATA[1) SİLAH TEKNOLOJİSİ 2) İNSAN GÜCÜ 3) TAKTİK Ağustos 1473 tarihinde Tercan yakınlarında, Otlukbeli (Başkent) mevkiinde, Fatih Sultan Mehmed ile Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan arasında yapılan Otlukbeli Muharebesi Fatih’in Anadolu birliğini sağlama siyasetinin bir sonucudur. Zira Fatih, Trabzon’un fethinden sonra Orta Anadolu’da Karamanoğulları üzerinde hâkimiyet tesis etmiş, ancak o sırada İran ve Doğu Anadolu’nun önemli bir kısmına sahip olan Uzun Hasan da, Timur’un mirasçısı sıfatıyla Anadolu’ya hâkim olmaya başlamıştı. Osmanlılara karşı başta Karamanoğulları olmak üzere Anadolu’daki diğer Türk beylikleriyle ve Venediklilerle ittifak halindeydi. Venedik 1463’te Osmanlılarla savaşa girince Uzun Hasan’a arka arkaya elçiler göndererek yardım istemiş, Akkoyunlu elçileri de Venedik’e&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>1) SİLAH TEKNOLOJİSİ</strong></p>
<p><strong>2) İNSAN GÜCÜ</strong></p>
<p><strong>3) TAKTİK</strong></p>
<p>Ağustos 1473 tarihinde Tercan yakınlarında, Otlukbeli (Başkent) mevkiinde, Fatih Sultan Mehmed ile Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan arasında yapılan Otlukbeli Muharebesi Fatih’in Anadolu birliğini sağlama siyasetinin bir sonucudur. Zira Fatih, Trabzon’un fethinden sonra Orta Anadolu’da Karamanoğulları üzerinde hâkimiyet tesis etmiş, ancak o sırada İran ve Doğu Anadolu’nun önemli bir kısmına sahip olan Uzun Hasan da, Timur’un mirasçısı sıfatıyla Anadolu’ya hâkim olmaya başlamıştı. Osmanlılara karşı başta Karamanoğulları olmak üzere Anadolu’daki diğer Türk beylikleriyle ve Venediklilerle ittifak halindeydi. Venedik 1463’te Osmanlılarla savaşa girince Uzun Hasan’a arka arkaya elçiler göndererek yardım istemiş, Akkoyunlu elçileri de Venedik’e gitmişti.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derintarih-eylul2017">Derin Tarih Eylül Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mohaç Meydan Muharebesi</title>
		<link>https://www.derintarih.com/ozel-dosya/mohac-meydan-muharebesi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fahameddin Başar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 31 Jul 2017 21:49:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Özel Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Kanuni Sultan Süleyman devr]]></category>
		<category><![CDATA[Macar kralı II. Layoş]]></category>
		<category><![CDATA[Mohaç Meydan Muharebesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derintarih.com/?p=2617</guid>

					<description><![CDATA[2 saatte Avrupa’nın kapılarını açan savaş Kanuni Sultan Süleyman devrinde, 29 Ağustos 1526 tarihinde Macaristan’ın güney sınırı yakınlarındaki Mohaç ovasında gerçekleşen Mohaç Meydan Muharebesi, sadece Osmanlı Devleti’ni değil, Avrupa tarihini de etkilemiş olup Avrupa’daki siyasî gelişmelerle yakından ilgilidir. Belgrad’ı Macarlardan alan Kanuni Sultan Süleyman’ın sonraki hedefinin Macaristan olduğu anlaşılmıştı. Zira Macar kralı II. Layoş, Kanuni’nin tahta çıkışını tebrik etmediği gibi, mevcut antlaşmaları teyit etmek maksadıyla gönderilen elçileri de hapse attırmıştı. Bunu düşmanlık belirtisi telakki eden padişah, 1526 yılının bahar aylarında Macaristan seferi için hazırlıklara başladı. Bu sırada Fransa ile Habsburg İmparatorluğu arasındaki mücadelede Almanlara esir düşen Fransa kralı I. François’nın&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>2 saatte Avrupa’nın kapılarını açan savaş</strong></p>
<p>Kanuni Sultan Süleyman devrinde, 29 Ağustos 1526 tarihinde Macaristan’ın güney sınırı yakınlarındaki Mohaç ovasında gerçekleşen Mohaç Meydan Muharebesi, sadece Osmanlı Devleti’ni değil, Avrupa tarihini de etkilemiş olup Avrupa’daki siyasî gelişmelerle yakından ilgilidir. Belgrad’ı Macarlardan alan Kanuni Sultan Süleyman’ın sonraki hedefinin Macaristan olduğu anlaşılmıştı. Zira Macar kralı II. Layoş, Kanuni’nin tahta çıkışını tebrik etmediği gibi, mevcut antlaşmaları teyit etmek maksadıyla gönderilen elçileri de hapse attırmıştı. Bunu düşmanlık belirtisi telakki eden padişah, 1526 yılının bahar aylarında Macaristan seferi için hazırlıklara başladı. Bu sırada Fransa ile Habsburg İmparatorluğu arasındaki mücadelede Almanlara esir düşen Fransa kralı I. François’nın annesinin oğlunun kurtarılması için kendisine müracaat etmesi de Kanuni Sultan Süleyman’ın bu seferi bir an önce gerçekleştirmesi gerektiğini gösteriyordu. Padişah Habsburgların Fransa’yı ele geçirip Avrupa’da tek güç haline gelmelerini engellemek için Fransızlarla anlaştığı gibi Macaristan seferi hazırlıklarını hızlandırdı. Nihayet hazırlıklar tamamlanınca, veziriazam ve aynı zamanda Rumeli beylerbeyi olan İbrahim Paşa ile birlikte 23 Nisan 1526’da İstanbul’dan hareket etti.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derintarih-agustos2017">Derin Tarih Ağustos Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
