﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Fatma Nur Uçar &#8211; Derin Tarih</title>
	<atom:link href="https://www.derintarih.com/yazar/fatmanurucar/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<description>Tarih Okuyan Şaşırmaz</description>
	<lastBuildDate>Mon, 02 Mar 2020 11:54:52 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.7.5</generator>

<image>
	<url>https://www.derintarih.com/wp-content/uploads/2015/12/favicon-150x150.png</url>
	<title>Fatma Nur Uçar &#8211; Derin Tarih</title>
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Modern Kitabevlerinin ve Yayıncılığın Temeli de Abdülhamid Devrinde Atılmıştı</title>
		<link>https://www.derintarih.com/oteki-tarih/modern-kitabevlerinin-ve-yayinciligin-temeli-de-abdulhamid-devrinde-atilmisti/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fatma Nur Uçar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 02 Mar 2020 11:45:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Öteki Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Kayseri]]></category>
		<category><![CDATA[Meşrutiyet]]></category>
		<category><![CDATA[Sultan II. Abdülhamid]]></category>
		<category><![CDATA[Tanzimat]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=5670</guid>

					<description><![CDATA[Türkiye’de yayıncılık faaliyetlerinin başlangıcı Tanzimat devriyle başlıyor. Ancak günümüz anlayışıyla kitapçılık için Sultan II. Abdülhamid dönemine gitmemiz gerekiyor. Sultan Abdülhamid devrinden önce sahaflar, çoğu yazma eser olmak üzere matbu, yani basılı eser de satmaktaydı. Ancak genelde matbu kitapların satışı; tütüncü, sucu, eczacı gibi bu işle ilgisi olmayan meslek grupları tarafından yapılıyordu. Satılan matbu kitapların üzerinde nereden temin edilebileceğine dair notlar da bulunuyordu. Meşrutiyet’in ilânıyla oluşan reform ortamı, basım yayın dünyasına da yansımış ve açılan çok sayıda okulun etkisiyle tezgâhlarda satılan birkaç matbu kitap, halkın okuma ihtiyacını karşılayamaz olmuştu. Bu da matbaaları ve yayıncılık alanını hareketlendirmişti. Kâr getireceğini düşünen bazı kişiler&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’de yayıncılık faaliyetlerinin başlangıcı Tanzimat devriyle başlıyor. Ancak günümüz anlayışıyla kitapçılık için Sultan II. Abdülhamid dönemine gitmemiz gerekiyor.</p>
<p>Sultan Abdülhamid devrinden önce sahaflar, çoğu yazma eser olmak üzere matbu, yani basılı eser de satmaktaydı. Ancak genelde matbu kitapların satışı; tütüncü, sucu, eczacı gibi bu işle ilgisi olmayan meslek grupları tarafından yapılıyordu. Satılan matbu kitapların üzerinde nereden temin edilebileceğine dair notlar da bulunuyordu. Meşrutiyet’in ilânıyla oluşan reform ortamı, basım yayın dünyasına da yansımış ve açılan çok sayıda okulun etkisiyle tezgâhlarda satılan birkaç matbu kitap, halkın okuma ihtiyacını karşılayamaz olmuştu. Bu da matbaaları ve yayıncılık alanını hareketlendirmişti.</p>
<p>Kâr getireceğini düşünen bazı kişiler bu işle ilgili dükkân açarak kitap basıp satmaya başladı. Ticarî cesarete sahip kitapçıların çoğunluğunun Kayserili olması ise dikkat çekiciydi.</p>
<p>Osmanlı döneminde 19. yüzyılın sonlarına doğru matbu kitap satan kişiler için artık sahaftan çok, “kitapçı” ismi kullanılmaya başladı. Bunlar sadece kitap satmıyor; kitap ve mecmua yayımlıyor, hatta bu tür eserlerin basımıyla da ilgileniyordu.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-mart-2020">Derin Tarih Mart Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Güney Amerika’daki Osmanlı Torunları: El-Turcolar</title>
		<link>https://www.derintarih.com/oteki-osmanli/guney-amerikadaki-osmanli-torunlari-el-turcolar/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fatma Nur Uçar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 01 Apr 2019 07:51:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Öteki Osmanlı]]></category>
		<category><![CDATA[Amerika kıtası]]></category>
		<category><![CDATA[Avrupalılar]]></category>
		<category><![CDATA[Ortadoğu kökenli göçmenler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derintarih.com/?p=4379</guid>

					<description><![CDATA[1821-80 yılları arasında çoğunluğunu Avrupalıların oluşturduğu 11-12 milyon insan “yeni dünya” olarak da isimlendirilen deniz aşırı ülkelere göç etmiş; göçmenlerin %85’i Amerika kıtasının muhtelif bölgelerine yerleşmişti. Rahmetli Kemal Karpat’ın bir araştırmasına göre 1860-1914 yılları arasında 1 milyon 200 bin Osmanlı tebaası Amerika’ya göçmüştü ve bunların yarısını Suriye ve Lübnanlılar teşkil ediyordu. Bu dönemde Osmanlı ülkesinden Amerika’ya göç her geçen yıl biraz daha artıyordu. Resmî kayıtlara göre 1890’da 2.176 olan göçmen sayısı 1891’de 3.957 ve 1892 Haziran ayı sonu itibariyle 6.335 olarak gerçekleşmişti. Osmanlı tebaasının Güney Amerika’ya ilk ciddi göçü ise 1870’li yıllarda Arjantin’e olmuş ve artarak devam etmişti. Başta Arjantin&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>1821-80 yılları arasında çoğunluğunu Avrupalıların oluşturduğu 11-12 milyon insan “yeni dünya” olarak da isimlendirilen deniz aşırı ülkelere göç etmiş; göçmenlerin %85’i Amerika kıtasının muhtelif bölgelerine yerleşmişti. Rahmetli Kemal Karpat’ın bir araştırmasına göre 1860-1914 yılları arasında 1 milyon 200 bin Osmanlı tebaası Amerika’ya göçmüştü ve bunların yarısını Suriye ve Lübnanlılar teşkil ediyordu. Bu dönemde Osmanlı ülkesinden Amerika’ya göç her geçen yıl biraz daha artıyordu. Resmî kayıtlara göre 1890’da 2.176 olan göçmen sayısı 1891’de 3.957 ve 1892 Haziran ayı sonu itibariyle 6.335 olarak gerçekleşmişti. Osmanlı tebaasının Güney Amerika’ya ilk ciddi göçü ise 1870’li yıllarda Arjantin’e olmuş ve artarak devam etmişti. Başta Arjantin ve Brezilya olmak üzere Kolombiya, Şili, Küba, Haiti gibi ülkelerde ve kuzeyde Meksika’da çok sayıda Ortadoğu kökenli göçmen yaşamakta1; bunlar, göçerken ve göçmenliklerinin ilk yıllarında Osmanlı tebaası oldukları, bir başka ifade ile Osmanlı pasaportu taşıdıkları için din ve milliyetlerine bakılmadan “El-Turco” olarak adlandırılmaktadırlar. Birçoğu yerleştikleri devletlerin iktisadî ve siyasî hayatlarında öncü rol oynayan El-Turcolar, başlangıçta yerlilere ve siyahîlere benzeyen bir kategoride kabul görmeseler de “beyaz” olarak da kabul edilmemişlerdi.</p>



<p><strong>Devamı&nbsp;<a href="http://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-nisan-2019">Derin Tarih Nisan Sayısında…</a>&nbsp;</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
