﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Gülgün Yılmaz &#8211; Derin Tarih</title>
	<atom:link href="https://www.derintarih.com/yazar/gulgunyilmaz/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<description>Tarih Okuyan Şaşırmaz</description>
	<lastBuildDate>Thu, 03 Jul 2025 12:08:21 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.7.5</generator>

<image>
	<url>https://www.derintarih.com/wp-content/uploads/2015/12/favicon-150x150.png</url>
	<title>Gülgün Yılmaz &#8211; Derin Tarih</title>
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Bir Saraydan Bir Sayfaya: Osmanlı Minyatürlerine Yansıyan Merasimler</title>
		<link>https://www.derintarih.com/dosya/bir-saraydan-bir-sayfaya-osmanli-minyaturlerine-yansiyan-merasimler/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Gülgün Yılmaz]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 03 Jul 2025 12:08:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=11594</guid>

					<description><![CDATA[Osmanlı sarayında önemli anları belgeleme, törenleri kayda geçirme ve o anın ihtişamını kuşaklar boyu aktarma yönünde güçlü bir ihtiyaç ve temayül vardı. Buna verilen en zarif ve etkileyici cevap ise minyatür sanatı olmuştur. Osmanlı minyatürlerindeki merasim sahneleri, tarihin sessiz şahitleri olarak karşımıza çıkar. Her biri, ayrıntılarıyla sadece bir “an”ı değil, bir imparatorluğun “güç, düzen ve meşruiyet” anlayışını görsel bir dille yansıtır. &#160; Devamı Derin Tarih Temmuz Sayısında… ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Osmanlı sarayında önemli anları belgeleme, törenleri kayda geçirme ve o anın ihtişamını kuşaklar boyu aktarma yönünde güçlü bir ihtiyaç ve temayül vardı. Buna verilen en zarif ve etkileyici cevap ise minyatür sanatı olmuştur. Osmanlı minyatürlerindeki merasim sahneleri, tarihin sessiz şahitleri olarak karşımıza çıkar. Her biri, ayrıntılarıyla sadece bir “an”ı değil, bir imparatorluğun “güç, düzen ve meşruiyet” anlayışını görsel bir dille yansıtır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-temmuz-2025-/-sayi-160">Derin Tarih Temmuz Sayısında… </a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Saatler Batılılaşan Osmanlı’da Sarayların ve Hanelerin Ziynetiydi</title>
		<link>https://www.derintarih.com/sanat-tarihi/saatler-batililasan-osmanlida-saraylarin-ve-hanelerin-ziynetiydi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Gülgün Yılmaz]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 02 Aug 2023 12:20:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sanat Tarihi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=9665</guid>

					<description><![CDATA[Avrupalı devletlerin Osmanlı İmparatorluğu’na gönderdikleri diplomatik hediyelerin başında saatler gelir. Avusturya-Macaristan Kralı Ferdinand’ın, 1541’de Budin’i fetheden Kanûnî’ye gönderdiği devasa saati ancak 12 kişi taşıyabilmektedir. Başta diplomatik bir hediye olarak işlev gören saatlerin yaygınlaşmasıyla Osmanlı toprakları Avrupalı saat üreticileri için kârlı bir pazara dönüşür. 19. yüzyıldan itibaren gözle görülür hale gelen Batılılaşma cereyanıyla birlikte ise alafranga hayat tarzının bir gereği kabul edilerek dekorasyon unsuru veya aksesuar olarak çıkar karşımıza. &#160; Devamı Derin Tarih Ağustos Sayısında…]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Avrupalı devletlerin Osmanlı İmparatorluğu’na gönderdikleri diplomatik hediyelerin başında saatler gelir. Avusturya-Macaristan Kralı Ferdinand’ın, 1541’de Budin’i fetheden Kanûnî’ye gönderdiği devasa saati ancak 12 kişi taşıyabilmektedir. Başta diplomatik bir hediye olarak işlev gören saatlerin yaygınlaşmasıyla Osmanlı toprakları Avrupalı saat üreticileri için kârlı bir pazara dönüşür. 19. yüzyıldan itibaren gözle görülür hale gelen Batılılaşma cereyanıyla birlikte ise alafranga hayat tarzının bir gereği kabul edilerek dekorasyon unsuru veya aksesuar olarak çıkar karşımıza.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-agustos-2023">Derin Tarih Ağustos Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İslâmî Süslemelerin Formülünü Bulan İngiliz Mimar</title>
		<link>https://www.derintarih.com/sanat-tarihi/islami-suslemelerin-formulunu-bulan-ingiliz-mimar/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Gülgün Yılmaz]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 17 Jul 2023 08:28:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sanat Tarihi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=9520</guid>

					<description><![CDATA[20’li yaşlarda ziyaret ettiği Elhamra Sarayı İngiliz mimar, dekoratör ve litograf Owen Jones’u derinden etkilemiş, hayatı boyunca hayranlık duyacağı İslâmî süsleme sanatları tasarım kariyerini biçimlendirmişti. Güzelliğin dilinde ustalaşmak için görsel bir kılavuz olarak hazırladığı Grammar of Ornament başlıklı kitabı, süsleme sanatları alanında hâlâ önemini koruyan bir başvuru kaynağıdır. Burada Mısır, Mezopotamya ve Antik Yunan motiflerinin yanı sıra Türk, Memlûk, Arap, İran, Hint ve Mağrip süslemelerine de geniş yer vermiştir. &#160; Devamı Derin Tarih Temmuz Sayısında…]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>20’li yaşlarda ziyaret ettiği Elhamra Sarayı İngiliz mimar, dekoratör ve litograf Owen Jones’u derinden etkilemiş, hayatı boyunca hayranlık duyacağı İslâmî süsleme sanatları tasarım kariyerini biçimlendirmişti. Güzelliğin dilinde ustalaşmak için görsel bir kılavuz olarak hazırladığı Grammar of Ornament başlıklı kitabı, süsleme sanatları alanında hâlâ önemini koruyan bir başvuru kaynağıdır. Burada Mısır, Mezopotamya ve Antik Yunan motiflerinin yanı sıra Türk, Memlûk, Arap, İran, Hint ve Mağrip süslemelerine de geniş yer vermiştir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-temmuz-2023">Derin Tarih Temmuz Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hollanda’da Dokunan İzmir Halıları</title>
		<link>https://www.derintarih.com/sanat-tarihi/hollandada-dokunan-izmir-halilari/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Gülgün Yılmaz]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 04 May 2023 08:54:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sanat Tarihi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=9369</guid>

					<description><![CDATA[17. yüzyılda Osmanlı ile Hollandalılar arasında gelişen ticarî ilişkiler sanatsal ve kültürel etkileşimlere de kapı aralamıştır. Batı Anadolu halılarından esinlenerek üretilen ve İzmir halısı olarak adlandırılan Hollanda dokumaları özellikle Kral III. WIllem’in sarayında pek çok mekânı süsler. İzmir’in ruhunu ve güzelliğini taşıyan bu halılarla Hollanda; 1876 PhIladelphIa, 1878 ve 1889 Paris, 1894 Anvers uluslararası sanayi sergilerinde madalyalar kazanır. Deventer’da 1797 yılında kurulan İzmir halı fabrikası 1978’e kadar üretime devam eder. Anadolu kökenli motifler, bu halılar vesilesiyle, Türk sanatının dünyaya bıraktığı izlerden biri olarak yaşamaktadır. &#160; Devamı Derin Tarih Mayıs Sayısında…]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>17. yüzyılda Osmanlı ile Hollandalılar arasında gelişen ticarî ilişkiler sanatsal ve kültürel etkileşimlere de kapı aralamıştır. Batı Anadolu halılarından esinlenerek üretilen ve İzmir halısı olarak adlandırılan Hollanda dokumaları özellikle Kral III. WIllem’in sarayında pek çok mekânı süsler. İzmir’in ruhunu ve güzelliğini taşıyan bu halılarla Hollanda; 1876 PhIladelphIa, 1878 ve 1889 Paris, 1894 Anvers uluslararası sanayi sergilerinde madalyalar kazanır. Deventer’da 1797 yılında kurulan İzmir halı fabrikası 1978’e kadar üretime devam eder. Anadolu kökenli motifler, bu halılar vesilesiyle, Türk sanatının dünyaya bıraktığı izlerden biri olarak yaşamaktadır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-mayis-2023">Derin Tarih Mayıs Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Rubens’in Eskizlerindeki Doğulu Karakterler Bize Ne Söyler?</title>
		<link>https://www.derintarih.com/sanat-tarihi/rubensin-eskizlerindeki-dogulu-karakterler-bize-ne-soyler/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Gülgün Yılmaz]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 03 Apr 2023 09:00:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sanat Tarihi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=9286</guid>

					<description><![CDATA[Rubens’in tablolarında kullanmak üzere minyatürlü bir İslâmî el yazma eserden kopya ettiği anlaşılan eskizlerinin yer aldığı, kostüm albümü niteliğindeki çalışmasında Doğulu karakterler, sultanlar, Osmanlı din adamları, yeniçeriler ve harem mensuplarına dair figürler dikkat çeker. Bu incelikli çizimler, 16-17. yüzyıllarda Batı dünyasında “egzotik” kabul edilen Doğu hayatını yansıtan eserlere, paha biçilmez değerde örnekler tedarik etmektedir. &#160; Devamı Derin Tarih Nisan Sayısında…]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Rubens’in tablolarında kullanmak üzere minyatürlü bir İslâmî el yazma eserden kopya ettiği anlaşılan eskizlerinin yer aldığı, kostüm albümü niteliğindeki çalışmasında Doğulu karakterler, sultanlar, Osmanlı din adamları, yeniçeriler ve harem mensuplarına dair figürler dikkat çeker. Bu incelikli çizimler, 16-17. yüzyıllarda Batı dünyasında “egzotik” kabul edilen Doğu hayatını yansıtan eserlere, paha biçilmez değerde örnekler tedarik etmektedir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-nisan-2023">Derin Tarih Nisan Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Endüstriyel Tasarımın Öncüsü Dresser, İslâm Sanatından İlham Almıştı</title>
		<link>https://www.derintarih.com/sanat-tarihi/endustriyel-tasarimin-oncusu-dresser-islam-sanatindan-ilham-almisti/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Gülgün Yılmaz]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 03 Feb 2023 14:22:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sanat Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Arts&Crafts]]></category>
		<category><![CDATA[ChrIstopher Dresser]]></category>
		<category><![CDATA[İngiltere]]></category>
		<category><![CDATA[Mağrip]]></category>
		<category><![CDATA[Sanayi Devrimi]]></category>
		<category><![CDATA[Türk]]></category>
		<category><![CDATA[Uzakdoğu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=9090</guid>

					<description><![CDATA[Sanayi devrimine tepki olarak 19. yüzyıl sonlarında İngiltere’de ortaya çıkan Arts&#38;Crafts hareketi insan emeğine ve doğaya odaklanarak bilhassa dekoratif sanat eserlerinin tasarımlarında etkili olur. Günümüzde endüstriyel tasarımın öncüsü kabul edilen ChrIstopher Dresser de böyle bir atmosferde yetişir. Uzakdoğu ve İslâm sanatları onun en büyük ilham kaynağıdır. Çeşitli markalar için tasarladığı seramik eşyalar, duvar kağıtları, sofra takımları, halılar, metal ve dökme mobilyalarda İran, Arap, Türk, Mağrip ve Hint kökenli motiflerden faydalanmıştır. &#160; Devamı Derin Tarih Ocak Sayısında…]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sanayi devrimine tepki olarak 19. yüzyıl sonlarında İngiltere’de ortaya çıkan Arts&amp;Crafts hareketi insan emeğine ve doğaya odaklanarak bilhassa dekoratif sanat eserlerinin tasarımlarında etkili olur. Günümüzde endüstriyel tasarımın öncüsü kabul edilen ChrIstopher Dresser de böyle bir atmosferde yetişir. Uzakdoğu ve İslâm sanatları onun en büyük ilham kaynağıdır. Çeşitli markalar için tasarladığı seramik eşyalar, duvar kağıtları, sofra takımları, halılar, metal ve dökme mobilyalarda İran, Arap, Türk, Mağrip ve Hint kökenli motiflerden faydalanmıştır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-subat-2023">Derin Tarih Ocak Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Carpaccio’dan Holbein’e Bellini’den Caravaggio’ya Batı Resminde Türk Halıları</title>
		<link>https://www.derintarih.com/sanat-tarihi/carpacciodan-holbeine-belliniden-caravaggioya-bati-resminde-turk-halilari/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Gülgün Yılmaz]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 02 Aug 2022 08:31:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sanat Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[14. yüzyıl]]></category>
		<category><![CDATA[Giovanni di Paolo]]></category>
		<category><![CDATA[Haçlı Seferi]]></category>
		<category><![CDATA[Jan Van Eyck]]></category>
		<category><![CDATA[Sano di Pietro]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=8392</guid>

					<description><![CDATA[Haçlı Seferleri sırasında Doğu’nun en değerli eşyaları Avrupa’ya taşındı. Bu süreçte konaklara ve saraylara döşenen, kapılara asılan, camileri kaplayan, bahçelere serilen zengin dokuma ürünleri de güzellikleriyle Batı’yı büyüledi. Bu konuda erken dönem yazılı kaynaklardan bilgi alamasak da, Avrupa resim sanatı bize Türk halılarını gösteren zengin örnekler sunar. Batılı ressamların en kutsal sayılan figürleri, en önem verilen sahneleri resmederken Türk halılarına yer vermeleri, bu el dokumalarının hayranlık uyandıran güzellikleriyle büyülediklerinin göstergesidir. Doğu halılarının güzelliğinin etkileri ilk olarak Flaman ressam Jan van Eyck’in (1395-1441) eserlerinde görülür. Eyck’in resimlerinde Hz. İsa ve Hz. Meryem’in tahtının altına serilen halılar, Doğu motiflerini anımsatmakla beraber gerçek&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Haçlı Seferleri sırasında Doğu’nun en değerli eşyaları Avrupa’ya taşındı. Bu süreçte konaklara ve saraylara döşenen, kapılara asılan, camileri kaplayan, bahçelere serilen zengin dokuma ürünleri de güzellikleriyle Batı’yı büyüledi. Bu konuda erken dönem yazılı kaynaklardan bilgi alamasak da, Avrupa resim sanatı bize Türk halılarını gösteren zengin örnekler sunar.</p>
<p>Batılı ressamların en kutsal sayılan figürleri, en önem verilen sahneleri resmederken Türk halılarına yer vermeleri, bu el dokumalarının hayranlık uyandıran güzellikleriyle büyülediklerinin göstergesidir. Doğu halılarının güzelliğinin etkileri ilk olarak Flaman ressam Jan van Eyck’in (1395-1441) eserlerinde görülür. Eyck’in resimlerinde Hz. İsa ve Hz. Meryem’in tahtının altına serilen halılar, Doğu motiflerini anımsatmakla beraber gerçek örneklerle tam olarak örtüşmez. Eyck’ın, “Meryem ve Keşiş van der Paele” tablosundaki halının Azerbaycan Kuba bölgesi Zeyve halısı olduğuna dair bir görüş mevcuttur. Bu resimdeki halıda kullanılan sekiz kollu yıldız motifi Anadolu’da çok sevilmiş ve 17. yüzyılda da yaygın olarak kullanılmıştır.</p>
<p>1450’lerden itibaren İtalyan sanatçılarla başlayan Türk halılarını resmetme geleneği Avrupa’da yaygınlaşarak 18. yüzyıla değin sürer. 14. yüzyılda Avrupa resminde “erken dönem hayvanlı halılar” olarak sınıflandırılan gruba yer verilir. Alman müzeciliğinin kurucularından sayılan Wilhelm von Bode tarafından bilim dünyasına kazandırılmasından ötürü “Bode Halısı” olarak tanınan ve Berlin İslâm Sanatı Müzesi koleksiyonunda yer alan “ejder ve zümrüd-ü anka kuşu” betimli halının benzerlerine -bunlar hayvanların mücadelesini tasvir eden figürlerle bezenmiştir- İtalyan ressamlar Domenico di Bartolo (1400-1447) ve Antonio Pisanello’nun (1395-1455) eserlerinde de rastlanır.</p>
<p>1925 yılında İsveç’in Jämtland eyaletindeki Marby köyünde terk edilmiş bir kilisede bulunan “Marby halısı”, Anadolu halılarının 14. yüzyıldaki geniş yayılım sahasını gözler önüne seren ilginç bir örnektir. Kuşlu halılar Ambrogio Lorenzetti (1290-1348), Niccolo di Buonaccorso (1348-1388) ve Giovanni di Paolo (1403-1483) tarafından resmedilmiştir. Giovanni di Paolo’nun bir resmindeki papanın tahtı altında serili kuşlu halı, papanın kuş tasvirli bir halıyı çok sevdiğine ilişkin rivayeti doğrular niteliktedir. 14. yüzyılın ortalarında bir sekizgen içinde iki yanında kuşlar duran ağaç tasvirli büyük taban halıları karşımıza çıkar. Karşılıklı iki kuşun yer aldığı halılar ise Lippo Memmi (1290-1347), Sano di Pietro (1406-1481) ve Andrea Mantegna’nın (1431-1506) çalışmalarında boy gösterir.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-ağustos-2022">Derin Tarih Ağustos Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Viyana Kristallerinde Parlayan İslâm Estetiği</title>
		<link>https://www.derintarih.com/sanat-tarihi/viyana-kristallerinde-parlayan-islam-estetigi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Gülgün Yılmaz]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 01 Feb 2022 05:08:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sanat Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[16. yüzyıl]]></category>
		<category><![CDATA[Avrupa]]></category>
		<category><![CDATA[Çek Cumhuriyeti]]></category>
		<category><![CDATA[Rönesans]]></category>
		<category><![CDATA[Sanayi Devrimi]]></category>
		<category><![CDATA[Transilvanya]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=7848</guid>

					<description><![CDATA[Göz alıcı örnekleriyle 17. asırda Avrupa’da kristali bir sanat eserine dönüştüren Bohemya (bugünkü Çek Cumhuriyeti’nde) camcılığının tarihi 9. yüzyılda cam boncukların yapımıyla başlar. 13. ve 14. yüzyıllarda pencere camlarının yaygınlaşmasıyla birlikte camcılık bölgede önemli bir ticarî faaliyet haline gelir. Ancak Bohemya camcılığında asıl kayda değer çalışmalar, 16. yüzyılın ikinci yarısında Venedik camlarının etkisiyle gerçekleşir. Venedik’ten öğrenilen elmas yontma ve vernik-yağlıboya temeline dayanan soğuk boyama teknikleri Bohemyalı ustalar tarafından başarıyla uygulanır. Bölgeye özgü cam kesme tekniklerinin gelişmesi ise geç Rönesans devrine, yani 16. yüzyıl ortalarına tarihlenir. Cam sanatını yeniden canlandıran ve geliştiren en önemli unsur, bu dönemde dağ kristali ve değerli&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Göz alıcı örnekleriyle 17. asırda Avrupa’da kristali bir sanat eserine dönüştüren Bohemya (bugünkü Çek Cumhuriyeti’nde) camcılığının tarihi 9. yüzyılda cam boncukların yapımıyla başlar. 13. ve 14. yüzyıllarda pencere camlarının yaygınlaşmasıyla birlikte camcılık bölgede önemli bir ticarî faaliyet haline gelir. Ancak Bohemya camcılığında asıl kayda değer çalışmalar, 16. yüzyılın ikinci yarısında Venedik camlarının etkisiyle gerçekleşir. Venedik’ten öğrenilen elmas yontma ve vernik-yağlıboya temeline dayanan soğuk boyama teknikleri Bohemyalı ustalar tarafından başarıyla uygulanır. Bölgeye özgü cam kesme tekniklerinin gelişmesi ise geç Rönesans devrine, yani 16. yüzyıl ortalarına tarihlenir. Cam sanatını yeniden canlandıran ve geliştiren en önemli unsur, bu dönemde dağ kristali ve değerli taşları yontmaya yarayan aletlerin yapılması olur.</p>
<p>17. yüzyılda kristal işçiliği Avrupa’da gerçek bir sanat haline gelir. Büyük bir titizlikle ve bölgeye has tekniklerle üretilen eşyalar, 17. ve 18. yüzyıllarda kuzey Bohemyalı tüccarlar vasıtasıyla Transilvanya, kuzey Almanya, Baltık kıyıları, İsveç, Rusya, Hollanda, İngiltere, Fransa, Portekiz, İspanya, İtalya ve Türkiye’ye kadar yayılır. 18. yüzyıl başına gelindiğinde artık bu sektörün zirvesine yerleşen Bohemya cam fabrikalarının ürünlerini Hindistan’dan Güney Amerika’ya kadar hemen her yerde görmek mümkündür. Baltimore, Beyrut, Kahire, Mexico City, New York ve Akdeniz’in önemli limanlarından olan İzmir’de satış merkezleri kurulur. Bu başarının ardında çok sayıda sanatçı, ressam ve gravürcünün istihdam edilmiş olması yatar.</p>
<p>18. yüzyılda Sanayi Devrimi bütün Avrupa’daki üretim biçimlerini değiştirip dönüştürürken, bu gelişmelerden Bohemya camcılığı da etkilenir. Sanayi Devrimi’nden önce, çok yüksek ısıda eritilebilen camın işlendiği atölyeler, odun ihtiyacı sebebiyle daha çok dağlık alanlarda veya ormanlarda kurulmuştur. Kömür kullanımının yaygınlaşmasıyla birlikte atölyeler şehirlere taşınır. Cam fırınlarının teknik özellikleri yenilenip değiştirilir. Bununla birlikte camcılıkta kullanılan aletler ve biçimlendirme yöntemleri hemen hemen hiç değişmediği için, el ustalığına dayalı olan üretim önemini korumaya devam eder. Sonuç olarak, Bohemya camları bu dönemde Almanya, Polonya, Rusya, Macaristan, Fransa, İspanya, İtalya, Danimarka, İsveç ve Osmanlı İmparatorluğu’na da ihraç edilir.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-subat-2022">Derin Tarih Şubat Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Floransa Porselenlerine Osmanlılar Misafir Olmuş</title>
		<link>https://www.derintarih.com/sanat-tarihi/floransa-porselenlerine-osmanlilar-misafir-olmus/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Gülgün Yılmaz]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 02 Dec 2021 12:42:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sanat Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Çin]]></category>
		<category><![CDATA[Fransa]]></category>
		<category><![CDATA[Johann Friedrich Böttger]]></category>
		<category><![CDATA[Kral XV. Louis]]></category>
		<category><![CDATA[Saksonya Prensi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=7689</guid>

					<description><![CDATA[Doğudan Batı’ya yönelen lüks eşya ticaretinin gözdesi olan porselen, ilk defa Çin’de Geç Doğu Han Sülalesi (MS 202-220) döneminde üretilen en sert seramik üründür. Diğer seramik türlerinden içeriği ve üretim aşamaları ile ayrılmaktadır. Pişmiş toprak ürünlerden veya sert seramikten farklı yanı, kaolen ve feldispat karışımından oluşan hamurudur.  Granit kayaçlardan elde edilen bir kil türü olan ve “Çin kili” olarak da bilinen kaolen ile bir tür kristal olan feldispatın oluşturduğu porselen hamuru, 1250-1450°C’de pişirilerek camsı bir yapıya kavuşmaktadır.  İncecik, pürüzsüz ve yarı saydam yapısıyla Çin porselenleri, Avrupa’da büyük rağbet görmüş ve taklitlerinin üretimine neden olmuştur. Avrupa’da “beyaz altın” olarak nitelenen sert,&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Doğudan Batı’ya yönelen lüks eşya ticaretinin gözdesi olan porselen, ilk defa Çin’de Geç Doğu Han Sülalesi (MS 202-220) döneminde üretilen en sert seramik üründür. Diğer seramik türlerinden içeriği ve üretim aşamaları ile ayrılmaktadır. Pişmiş toprak ürünlerden veya sert seramikten farklı yanı, kaolen ve feldispat karışımından oluşan hamurudur.  Granit kayaçlardan elde edilen bir kil türü olan ve “Çin kili” olarak da bilinen kaolen ile bir tür kristal olan feldispatın oluşturduğu porselen hamuru, 1250-1450°C’de pişirilerek camsı bir yapıya kavuşmaktadır.  İncecik, pürüzsüz ve yarı saydam yapısıyla Çin porselenleri, Avrupa’da büyük rağbet görmüş ve taklitlerinin üretimine neden olmuştur.</p>
<p>Avrupa’da “beyaz altın” olarak nitelenen sert, beyaz ve yarı saydam Çin porselenini üretmek amacıyla uzun yıllar süren araştırma ve denemeler yapılmıştır. Bu çabalar kimyager Johann Friedrich Böttger’in (1682-1719) öncülüğünde, Gottfried Pabst von Ohain (1656-1729) ve doğa bilimci Ehrenfried Walther von Tschirnhaus (1651-1708) tarafından Almanya’da Dresden yakınlarındaki Meissen’de kurulan sert porselen fabrikasında ancak 1708 yılında başarıya ulaşabildi. Böttger ve çalışma arkadaşları, sayısız denemenin ardından, kaolen kullanarak yüksek ısıda pişirilen “Böttger porseleni”ni elde etmeyi başardı. 1710’da Meissen’de Gotik bir saray olan Albrechtsburg’daki fabrika, Saksonya Prensi ve Polonya Kralı (Güçlü) Friedrich August (1670-1733) tarafından açıldı. 1713 yılında da ünlü beyaz sırlı Meissen porselenleri piyasaya çıktı.  Bu başarı endüstriyel casusluk eylemleri ile kısa sürede diğer Avrupa ülkelerine de yayılacaktı.</p>
<p>Viyana Porselen Fabrikası (Wiener Porzellanfabrik) 27 Mayıs 1718’de Kral VI. Karl’ın da bulunduğu bir açılışla hizmete girdi. Avusturya’daki ilk porselen üretimini gerçekleştiren fabrika, açılışından 1744 yılına kadar, Hollandalı Claudius Innocentius du Paquier’e (1679-1751) ait özel bir kuruluş olarak çalışmıştı; bu tarihten kapandığı 1864’e kadar ise imparatorluk fabrikası olarak işletildi. Viyana porselenleri başlangıçta Meissen’den gelen ve porselenin sırrını gizlice beraberlerinde getiren ustalar tarafından üretilmiştir. Meissen’den gelen dekor ustası Konrad Hunger (1717-48) ile fırın ustası Samuel Stöltzel (1685-1737) sayesinde fabrika büyük bir atılım yaptı. Yine Meissen’den, beraberinde çaldığı renk formülleriyle gelen Johann Gregor Höroldt (1696-1775) da özel sırlama teknikleri keşfetmişti.  İlk 40 yıl boyunca Meissen etkisi devam etse de daha sonra Almanya’da Meissen dışında porselen üreten atölyeler, üretimlerini Viyana’nın etkisi altında sürdürmüştür.</p>
<p>Fransa’da ilk kez 1738-56 yılları arasında Vincennes Şatosu’nda kurulan bir fabrikada yumuşak hamurlu ince porselen üretilmiş, 1740’tan itibaren üretim Kral XV. Louis’nin (1710-74) himayesinde sürdürülmüştür. 1753’ten sonra “Manufacture royale de porcelaine” adıyla anılmaya başlanan fabrika 1756’da XV. Louis, Marquise de Pompadour (1721-64) ve sanat direktörü Jean Jacques Bachelier’in (1724-1806) çalışmalarıyla Paris ve Versailles yakınındaki Bellevue Şatosu’na taşındı.  Sèvres Porselen Fabrikası’nın öncülü olan Vincennes’daki fabrika bu süreç içinde üretimine devam etti. Fransız porselenlerinin asıl ünlü grubunu ise Sévres üretimleri oluşturmuştur ki Osmanlı pazarına da hitap eden bir ticarî strateji güdülmüştü.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-aralik-2021">Derin Tarih Aralık Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sür Atını Hollanda Çinilerine</title>
		<link>https://www.derintarih.com/sanat-tarihi/sur-atini-hollanda-cinilerine/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Gülgün Yılmaz]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 09 Oct 2021 07:46:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sanat Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Anvers]]></category>
		<category><![CDATA[Çin]]></category>
		<category><![CDATA[Doğu Hindistan Şirketi]]></category>
		<category><![CDATA[Maiolica]]></category>
		<category><![CDATA[Mallorca]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=7465</guid>

					<description><![CDATA[İnsanoğlunun elinde her şekle giren kil, ısı ve nem yalıtımı sağlaması ve hijyenik bir malzeme olması nedeniyle tarih boyunca duvar kaplaması olarak en çok kullanılan yapı malzemelerinden biridir. Pişmiş toprak levhalar, taşıdıkları desenler ve parlak sırlarıyla kapladıkları mekâna estetik özellikler de katarlar. 16. yüzyılda başlayan bir geleneği temsil eden Hollanda duvar çinileri de Avrupalı seyyahların Osmanlı ülkesine ziyaretlerinin yoğunlaştığı, Türklere karşı büyük bir merakın uyandığı, Türk karakterlerinin kitap resimlerine ve sanatsal objelere yansıdığı 1650’lerden itibaren Avrupa’yı kapsayan geniş bir ticarî ağa dahil olmuştur. Avrupa’da desenli duvar çinilerinin kullanımı İspanya’da, İslâm sanatının etkisiyle 12. yüzyılda başlar. Çini üretim teknikleri, ihracat sayesinde&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İnsanoğlunun elinde her şekle giren kil, ısı ve nem yalıtımı sağlaması ve hijyenik bir malzeme olması nedeniyle tarih boyunca duvar kaplaması olarak en çok kullanılan yapı malzemelerinden biridir. Pişmiş toprak levhalar, taşıdıkları desenler ve parlak sırlarıyla kapladıkları mekâna estetik özellikler de katarlar. 16. yüzyılda başlayan bir geleneği temsil eden Hollanda duvar çinileri de Avrupalı seyyahların Osmanlı ülkesine ziyaretlerinin yoğunlaştığı, Türklere karşı büyük bir merakın uyandığı, Türk karakterlerinin kitap resimlerine ve sanatsal objelere yansıdığı 1650’lerden itibaren Avrupa’yı kapsayan geniş bir ticarî ağa dahil olmuştur.</p>
<p>Avrupa’da desenli duvar çinilerinin kullanımı İspanya’da, İslâm sanatının etkisiyle 12. yüzyılda başlar. Çini üretim teknikleri, ihracat sayesinde 15. yüzyılda İspanya’dan İtalya’ya geçmiş, ticaret Valencia limanı açıklarındaki Mallorca üzerinden yapıldığı için gönderilen çini ve seramikler “Maiolica” adıyla anılagelmiştir. Batıya göç eden İtalyan ustalar, 16. yüzyılda Anvers’te yoğunlaşan atölyelerini, aşağı Hollanda’nın İspanyol hâkimiyetine girmesi nedeniyle kuzeye taşımak zorunda kalmış ve 1570’lerden itibaren bugünkü Hollanda’nın kuzey eyaletlerinde ilk çini atölyeleri kurulmuştur.</p>
<p>17. yüzyılda Batı Avrupa krallıkları ve kraliyet sarayları arasında zarafet, yumuşaklık ve inceliklerinden dolayı Çin porseleni koleksiyonları yaygınlık kazanır. Kısa sürede halk arasında da yaygınlaşan bu yoğun talep zamanla yerel üretime de yansır. Hollanda’da, mavi-beyaz Çin porseleni ithalatı 1600 yılında Doğu Hindistan Şirketi (VOC: Verenigde Oost-Indische Compagnie) aracılığıyla başlar. Çin porselenleri Amsterdam’dan Avrupa’ya yayılsa da bu porselenlerin son derece pahalı olması bir süre sonra Hollandalı seramik ustaları tarafından taklit edilmelerine yol açar.</p>
<p>17. yüzyıl ortalarındaki Çin iç savaşı nedeniyle ithalat güçleşir. Bir yandan da Hollanda’da giderek artan bira fabrikalarının seramik talebine cevap verebilmek için Delft şehri ve yakın çevresinde seramik endüstrisi gelişir. Bu yoğun üretim günümüze değin sürmüş, Çin porselenlerini taklit eden mavi-beyaz seramik eşyalar Hollanda’nın sembollerinden biri haline gelmiştir.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
