﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>İbrahim Pazan &#8211; Derin Tarih</title>
	<atom:link href="https://www.derintarih.com/yazar/ibrahimpazan/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<description>Tarih Okuyan Şaşırmaz</description>
	<lastBuildDate>Sat, 02 May 2020 10:33:54 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.7.5</generator>

<image>
	<url>https://www.derintarih.com/wp-content/uploads/2015/12/favicon-150x150.png</url>
	<title>İbrahim Pazan &#8211; Derin Tarih</title>
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Hac Güzergâhında Bir Osmanlı Karantinahanesi: Kamaran</title>
		<link>https://www.derintarih.com/sifir-noktasi/hac-guzergahinda-bir-osmanli-karantinahanesi-kamaran/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[İbrahim Pazan]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 02 May 2020 10:33:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sıfır Noktası]]></category>
		<category><![CDATA[Hicaz]]></category>
		<category><![CDATA[karantinahane]]></category>
		<category><![CDATA[Mekteb-i Tıbbiyye]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı İmparatorluğu]]></category>
		<category><![CDATA[Sultan Abdülaziz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=5878</guid>

					<description><![CDATA[1831’deki ilk büyük kolera salgınından sonra Osmanlı İmparatorluğu topraklarındaki belli başlı limanlara “karantinahaneler” ve “tahaffuzhaneler” inşasına girişilmişti (“Tahaffuz” kelimesi “muhafaza”dan gelmektedir). Özellikle hac ibadeti için dünyanın her tarafından Hicaz’a doğru yola çıkan Müslümanları taşıyan gemilerin güzergâhı üzerindeki kilit noktalara, büyük ve donanımlı karantina tesisleri kurulmuştu. İstanbul’da Çatalca, Kavak ve Tuzla’da tahaffuzhanelerin bulunduğunu biliyoruz. Akdeniz’den gelen gemiler için Antalya, İzmir, Urla ve Çanakkale’de tahaffuzhaneler vardı. Hac güzergâhı için ise iki büyük tahaffuzhane öne çıkmaktadır: Karadeniz üzerinden gelenler için Sinop ve Asya Müslümanları için Kızıldeniz’deki Kamaran tahaffuzhaneleri. Osmanlı bu karantina tesislerinde, Mekteb-i Tıbbiyyeden mezun olmuş ve Avrupa’ya ihtisas için gönderilmiş en gözde&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>1831’deki ilk büyük kolera salgınından sonra Osmanlı İmparatorluğu topraklarındaki belli başlı limanlara “karantinahaneler” ve “tahaffuzhaneler” inşasına girişilmişti (“Tahaffuz” kelimesi “muhafaza”dan gelmektedir). Özellikle hac ibadeti için dünyanın her tarafından Hicaz’a doğru yola çıkan Müslümanları taşıyan gemilerin güzergâhı üzerindeki kilit noktalara, büyük ve donanımlı karantina tesisleri kurulmuştu.</p>
<p>İstanbul’da Çatalca, Kavak ve Tuzla’da tahaffuzhanelerin bulunduğunu biliyoruz. Akdeniz’den gelen gemiler için Antalya, İzmir, Urla ve Çanakkale’de tahaffuzhaneler vardı. Hac güzergâhı için ise iki büyük tahaffuzhane öne çıkmaktadır: Karadeniz üzerinden gelenler için Sinop ve Asya Müslümanları için Kızıldeniz’deki Kamaran tahaffuzhaneleri.</p>
<p>Osmanlı bu karantina tesislerinde, Mekteb-i Tıbbiyyeden mezun olmuş ve Avrupa’ya ihtisas için gönderilmiş en gözde doktorlarını görevlendiriyordu. Bunlardan biri de Sultan Abdülaziz devrinde Mekteb-i Tıbbiyye-i Şahane’yi bitirmiş, 1872’de yüzbaşı rütbesindeyken fenn-i kimya tahsili için üç seneliğine Paris’e gönderilmiş olan Doktor Duka Efendi idi. 1881’de, Sultan II. Abdülhamid devrinde, Sıhhiye Nezareti tarafından Yemen’in Kızıldeniz sahillerinde, Cidde’ye 1.000 kilometre mesafedeki Kamaran Adası’na geçici bir karantinahane kurmakla görevlendirilmiş, bu uygulamanın faydalı olduğu görülünce ertesi sene esas karantina tesislerini inşa ve idare etmeye memur edilmişti. Sonraları Sıhhiye Nezareti bünyesinde sıhhiye müfettişliği, umur-ı sıhhiye umum müfettişliği ve karantina umum müfettişliği görevlerinde bulunmuş, ayrıca paşalık rütbesini de almıştır. Kamaran’daki beş yıllık görevinden döndükten sonra, 1888 yılında İstanbul’da Fransızca olarak neşredilen <em>Revue Médico-Pharmaceutique</em> isimli dergide Kamaran’daki çalışmalarını bir rapor hâlinde kaleme alır. Bu yazıları tercüme edilerek <em>Tercümân-ı Hakîkat</em> gazetesinin 4, 6 ve 8 Ağustos 1888 tarih, 3039, 3040 ve 3042 sayılı nüshalarında yayınlanır. Doktor Duka Paşa bu raporunda, adadaki karantinahane ile ilgili geniş bilgi vermenin yanı sıra, o yıllarda Asya’dan gelen ve çeşitli milletlere mensup hacıların özelliklerini de etraflıca anlatmıştır. Bu raporu Osmanlıcadan sadeleştirerek aktarıyorum.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-mayis-2020">Derin Tarih Mayıs Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hanedan Sürgünü Neyi Hatırlatır?</title>
		<link>https://www.derintarih.com/iz-birakanlar/hanedan-surgunu-neyi-hatirlatir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[İbrahim Pazan]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 03 May 2018 17:02:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İz Bırakanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Fatma Saliha Sultan]]></category>
		<category><![CDATA[Mediha Sultan]]></category>
		<category><![CDATA[Seniha Sultan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derintarih.com/?p=3408</guid>

					<description><![CDATA[Osmanlı Devleti’ni kesintisiz olarak 623 yıl idare eden hanedanın -en yaşlısından kundaktaki bebeğine kadar bütün mensuplarının vatandan çıkarılarak sürgüne gönderilmesi millet için de inanılmaz bir hadiseydi. Osman Gazi’nin sulbünden gelen ve onun yakın akrabaları olan şehzade, sultan, sultanzade ve hanımsultanlar, sürgün kararının alındığı 3 Mart 1924 günü 111 kişi idi. Aradan geçen 93 yılda bu miktar azalsa da devam etti ve günümüze 73 kişiyle ulaştı. Sürgün yaşayan hanedan mensuplarının serencamını ve 1924’ten sonra vefat eden padişah ve şehzadeleri ele aldığımız ilk bölümün ardından bu yazıda 1924’ten sonra vefat eden sultanlar ile hayattaki sultanları ve şehzadeleri tanıyalım. 1924’ten sonra vefat eden&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Osmanlı Devleti’ni kesintisiz olarak 623 yıl idare eden hanedanın -en yaşlısından kundaktaki bebeğine kadar bütün mensuplarının vatandan çıkarılarak sürgüne gönderilmesi millet için de inanılmaz bir hadiseydi. Osman Gazi’nin sulbünden gelen ve onun yakın akrabaları olan şehzade, sultan, sultanzade ve hanımsultanlar, sürgün kararının alındığı 3 Mart 1924 günü 111 kişi idi. Aradan geçen 93 yılda bu miktar azalsa da devam etti ve günümüze 73 kişiyle ulaştı. Sürgün yaşayan hanedan mensuplarının serencamını ve 1924’ten sonra vefat eden padişah ve şehzadeleri ele aldığımız ilk bölümün ardından bu yazıda 1924’ten sonra vefat eden sultanlar ile hayattaki sultanları ve şehzadeleri tanıyalım.</p>
<p>1924’ten sonra vefat eden sultanlardan birkaçı</p>
<p>1.Seniha Sultan (1852-1931) Sultan Abdülmecid’in kızıdır. Sürgüne giderken 72 yaşını geçmişti ve Hanedan’ın en yaşlı üyesiydi. Nice’te vefat etti. Cenazesi Şam’a götürülerek Sultan Selim Camii haziresine defnedildi.</p>
<p>2.Mediha Sultan (1856-1928) Sultan Abdülmecid’in kızıdır. Fransa’nın Menton şehrinde vefat etti. Nice’te defnedildi.</p>
<p>3.Fatma Saliha Sultan (1862-1941) Sultan Abdülaziz’in kızıdır. Kahire’de vefat etti. Orada Hıdiv Tevfik Paşa Türbesi’ne defnedildi.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derintarih-mayis2018">Derin Tarih Mayıs Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Halife Abdülmecid Efendi’den Dündar Efendi’ye Sürgündeki Osmanlılar</title>
		<link>https://www.derintarih.com/ozel-dosya/halife-abdulmecid-efendiden-dundar-efendiye-surgundeki-osmanlilar/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[İbrahim Pazan]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 28 Feb 2018 21:25:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Özel Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Hanedanı’nın sürgüne gönderilmesi]]></category>
		<category><![CDATA[Hilafet makamı]]></category>
		<category><![CDATA[Hilafetin kaldırılması]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derintarih.com/?p=3203</guid>

					<description><![CDATA[Ankara’daki TBMM’de 3 Mart 1924 günü kabul edilen, Hilafetin kaldırılması ve Osmanlı Hanedanı’nın sürgüne gönderilmesiyle ilgili 431 numaralı kanunun mürekkebi kurumamıştı henüz. Ancak belli ki önceden hazırlık yapıldığından daha o gece Dolmabahçe Sarayı’nda ikamet eden Halife Abdülmecid Efendi’ye sürgüne gideceği tebliğ edilmişti. Halife tebliği yapan İstanbul Valisi Haydar Bey’e şöyle diyordu: “Nasıl olur? İslamiyeti siyaset vasıtası olmaktan kurtarmak için Hilafet makamını yıkmak, Resulullah’ın (sas) halifesini memleket dışına çıkarmak mı gerekir? Hayır, hayır Vali Bey, Millet Meclisi’nin böyle bir karar alabileceğine bir türlü ihtimal veremiyorum… Hanedanımdan irsen intikal eden Saltanat makamından, sadece milleti hoşnut ve memnun etmek için feragat ettim. Fakat&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ankara’daki TBMM’de 3 Mart 1924 günü kabul edilen, Hilafetin kaldırılması ve Osmanlı Hanedanı’nın sürgüne gönderilmesiyle ilgili 431 numaralı kanunun mürekkebi kurumamıştı henüz. Ancak belli ki önceden hazırlık yapıldığından daha o gece Dolmabahçe Sarayı’nda ikamet eden Halife Abdülmecid Efendi’ye sürgüne gideceği tebliğ edilmişti. Halife tebliği yapan İstanbul Valisi Haydar Bey’e şöyle diyordu: “Nasıl olur? İslamiyeti siyaset vasıtası olmaktan kurtarmak için Hilafet makamını yıkmak, Resulullah’ın (sas) halifesini memleket dışına çıkarmak mı gerekir? Hayır, hayır Vali Bey, Millet Meclisi’nin böyle bir karar alabileceğine bir türlü ihtimal veremiyorum… Hanedanımdan irsen intikal eden Saltanat makamından, sadece milleti hoşnut ve memnun etmek için feragat ettim. Fakat Hilafet makamı bütün İslam dünyasının hanedanıma ve dolayısıyla şahsıma emanetidir. O sebeple bu kararı kabul etmediğimi hiç vakit geçirmeden Ankara’ya bildiriniz…”</p>
<p>Halifenin itirazları hiçbir netice vermedi. Vali Haydar Bey ve Polis Müdürü Sadettin Bey ile bütün gece devam eden tartışmalardan sonra nihayet razı oldu ve saraydan çıkmadan önce kıldığı sabah namazı, İstanbul semaları altında eda ettiği son namaz oldu.</p>
<p>Osmanlı Devleti’ni kesintisiz olarak 623 yıl idare eden hanedanın -en yaşlısından kundaktaki bebeğine kadar- bütün mensuplarının vatandan çıkarılarak sürgüne gönderilmesi millet için de inanılmaz bir hadiseydi. Şimdi 98 yıl öncesine giderek süreci en başından hatırlayalım.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derintarih-mart2018">Derin Tarih Mart Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
