﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Kazım Kazımov &#8211; Derin Tarih</title>
	<atom:link href="https://www.derintarih.com/yazar/kazimkazimov/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<description>Tarih Okuyan Şaşırmaz</description>
	<lastBuildDate>Fri, 01 Jul 2022 07:55:18 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.7.5</generator>

<image>
	<url>https://www.derintarih.com/wp-content/uploads/2015/12/favicon-150x150.png</url>
	<title>Kazım Kazımov &#8211; Derin Tarih</title>
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Stalin’in Türkiye’yi İşgal Planı</title>
		<link>https://www.derintarih.com/mercek/stalinin-turkiyeyi-isgal-plani/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kazım Kazımov]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 01 Jul 2022 07:55:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Mercek]]></category>
		<category><![CDATA[Belarus]]></category>
		<category><![CDATA[Karadeniz]]></category>
		<category><![CDATA[Kiev Knezliği]]></category>
		<category><![CDATA[Kızılorda Türk Devleti]]></category>
		<category><![CDATA[Ukrayna]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=8252</guid>

					<description><![CDATA[Rusların kökenlerini dayandırdıkları tarihteki ilk devlet, 9. yüzyılda kurulan Kiev Knezliği idi. 13. yüzyıla kadar Rusya Federasyonu’nun güneybatısına, Belarus ve Ukrayna topraklarına yayılan bu devlet zaman zaman -Kırım istisna olmak üzere- Karadeniz’in şimdiki Ukrayna sahillerini kontrolü altına almıştı. 1240 yılında Kızılorda Türk Devleti’nin Kiev Knezliği’nin varlığını sona erdirmesiyle Ruslar tek devletlerini de kaybetti. Bu fetret dönemi 1263 yılında Moskova Knezliği’nin küçük prensliklerin kavgasında öne çıkmasına kadar devam etti. Moskova’da kurulan yeni devlet, Kiev Knezliği’nin yerini tutsa da iki konuda geride kalıyordu: Moskova’nın toprakları daha doğudaydı ve Kiev topraklarına göre daha az verimliydi. Daha da önemlisi, yeni knezliğin Karadeniz veya başka&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Rusların kökenlerini dayandırdıkları tarihteki ilk devlet, 9. yüzyılda kurulan Kiev Knezliği idi. 13. yüzyıla kadar Rusya Federasyonu’nun güneybatısına, Belarus ve Ukrayna topraklarına yayılan bu devlet zaman zaman -Kırım istisna olmak üzere- Karadeniz’in şimdiki Ukrayna sahillerini kontrolü altına almıştı. 1240 yılında Kızılorda Türk Devleti’nin Kiev Knezliği’nin varlığını sona erdirmesiyle Ruslar tek devletlerini de kaybetti. Bu fetret dönemi 1263 yılında Moskova Knezliği’nin küçük prensliklerin kavgasında öne çıkmasına kadar devam etti.</p>
<p>Moskova’da kurulan yeni devlet, Kiev Knezliği’nin yerini tutsa da iki konuda geride kalıyordu: Moskova’nın toprakları daha doğudaydı ve Kiev topraklarına göre daha az verimliydi. Daha da önemlisi, yeni knezliğin Karadeniz veya başka bir denizle bağlantısı yoktu. Denizlere açılmak, bugün olduğu gibi 13. yüzyılda da büyük bir öneme sahipti. Deniz kıyılarında oluşan liman kentleri zenginlik ve refah anlamına geliyordu. Öte yandan, daha ucuz ithalat ve taşımacılık, sınır vergisi gibi yan maliyetlerden kurtulmuş ihracat demekti. Aynı zamanda çağın ruhunu yakalamak ve yenilikleri elde etmek için de büyük bir avantajdı. Nitekim Ruslar 18. yüzyıla kadar büyük ölçüde tüm bunlardan mahrum kaldı.</p>
<p>Ruslar için “sıcak denizler” asırlarca bir hayal olarak kalsa da Petro döneminde durum değişti. 1672’de tahta çıkan I. Petro, Kuzey Avrupa ittifakı ve Osmanlı’ya karşı savaş başlattı. 1713’te Edirne Antlaşması ile Karadeniz’e çıkamasa da topraklarını Kırım Hanlığı’nın içlerine kadar genişletti. Aynı zamanda Kuzey Savaşı’yla Baltık ve Beyaz Deniz kıyılarına ulaştı ve Safevîlerle yaptığı savaş sonucunda Hazar Denizi’nin batı kanadını kontrol altına almış oldu.</p>
<p>Karadeniz’de hâkimiyet sağlamak üzere yapılan Osmanlı-Rus savaşları neredeyse her iki imparatorluğun sona ermesine kadar devam etti. Bu savaşlarda her iki taraf çok yıpranmış olsa da özellikle 1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı (93 Harbi) ile Osmanlı büyük bir kayıp verdi. Ağır mağlubiyetle Anadolu’nun parçası olan Kars, Batum, Artvin ve Ardahan sancakları Rusya’ya bırakıldı. 1918 yılında yapılan Brest-Litovsk Antlaşması’yla bu bölgeler geri alınsa da (Batum 1920’de tekrar işgal edildi) Ruslar bu topraklar üzerindeki iddialarından 1940’ların sonuna kadar vazgeçmedi.</p>
<p>Peşi sıra yaşanan savaşlarla yorgun düşen Rusya’da 1917 yılında yapılan Şubat Devrimi ile 300 yıllık Romanovlar Hanedanı devrildi. Aynı yılın Ekim ayında (yeni takvimle) iktidar Bolşevikler tarafından ele geçirildi ve böylece Rusya bir yandan I. Dünya Savaşı’nda mücadele ederken, bir yandan da iç savaşın içine sürüklendi. Hem içeride hem de dışarıda savaşı sürdüremeyeceğini gören Bolşevik lider Vladimir İlyiç Lenin, 1918 yılında imzaladığı Brest-Litovsk Antlaşması ile savaşa son verdi. Antlaşmanın ardından dört yıl içinde iç savaşı bitiren Lenin, 1922’de Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’ni (SSCB) kurdu. Ancak Lenin iki yıl sonra hayatını kaybetti ve 1924’te ondan boşalan Komünist Parti Genel Sekreterliği’ne, asıl adı Yosif Visaryonoviç Cugaşvili olup Rusça “çelik adam” anlamındaki Stalin lakabıyla anılan Gürcü asıllı Josef Stalin geldi.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-temmuz-2022">Derin Tarih Temmuz Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Safevîler, Osmanlı Toprağı Bağdat’a Neden Göz Dikmişti?</title>
		<link>https://www.derintarih.com/sifir-noktasi/safeviler-osmanli-topragi-bagdata-neden-goz-dikmisti/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kazım Kazımov]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 06 Jun 2022 07:39:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sıfır Noktası]]></category>
		<category><![CDATA[Azerbaycan]]></category>
		<category><![CDATA[İran]]></category>
		<category><![CDATA[Kazvin]]></category>
		<category><![CDATA[Safevi]]></category>
		<category><![CDATA[Şah İsmâil]]></category>
		<category><![CDATA[Şehy Safiyyüddin]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=8144</guid>

					<description><![CDATA[Azerbaycan ve İran’a 15-18. yüzyıllarda damgasını vuran Safevî Hanedanı, 14. yüzyılda Erdebil eyaletinde yaşayan Safeviyye tarikatının pîri Şeyh Safiyyüddin’in soyuna dayanmaktadır. 16. yüzyıla kadar Sünnî bir tasavvuf hareketi olarak varlığını sürdüren Safeviyye, İsmâil Mirza veya bilinen adıyla Şah İsmâil döneminde köklü bir değişim yaşadı. 1501 yılında Şah İsmâil, Akkoyunluların son hükümdarı Algas Mirza’yı mağlup ettikten sonra Tebriz’i ele geçirdi. Bu olayla birlikte resmî olarak Safevî Devleti kuruldu. Şah İsmâil, Tebriz’de ismine hutbe okuttu, sikke bastırdı ve taç giydi. Böylece 1736 yılında Nadir Şah’ın devireceği güne kadar devam edecek bir devlet tarih sahnesine çıktı. Safevî Devleti ilk yıllarda Güney Kafkasya, Azerbaycan&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Azerbaycan ve İran’a 15-18. yüzyıllarda damgasını vuran Safevî Hanedanı, 14. yüzyılda Erdebil eyaletinde yaşayan Safeviyye tarikatının pîri Şeyh Safiyyüddin’in soyuna dayanmaktadır. 16. yüzyıla kadar Sünnî bir tasavvuf hareketi olarak varlığını sürdüren Safeviyye, İsmâil Mirza veya bilinen adıyla Şah İsmâil döneminde köklü bir değişim yaşadı. 1501 yılında Şah İsmâil, Akkoyunluların son hükümdarı Algas Mirza’yı mağlup ettikten sonra Tebriz’i ele geçirdi. Bu olayla birlikte resmî olarak Safevî Devleti kuruldu. Şah İsmâil, Tebriz’de ismine hutbe okuttu, sikke bastırdı ve taç giydi. Böylece 1736 yılında Nadir Şah’ın devireceği güne kadar devam edecek bir devlet tarih sahnesine çıktı.</p>
<p>Safevî Devleti ilk yıllarda Güney Kafkasya, Azerbaycan ve İran topraklarında yaşanan kaotik atmosferden faydalanarak hızla genişledi. Şah İsmâil önce 1500 yılında Cabanı Savaşı’yla Şirvanşahları hâkimiyeti altına aldı. Daha sonra fiilî olarak ikiye bölünmüş olan Akkoyunlu hanedanının iki hükümdarını -Murat ve Algas Mirzaları- mağlup etti; ardından topraklarını İran’a kadar genişletti. 1510 yılında Orta Asya’da Şeybânîleri yenmesiyle artık rakip olarak Osmanlı’yı görmeye başladı. 1514 yılında Çaldıran Savaşı’nda Şah İsmail’in mağlup olmasının ardından Safevîlerin yükselişi durdu; 1524 yılına kadar bir daha genişleme teşebbüsünde bulunmadılar. 1524’te Şah İsmâil öldükten sonra yerine oğlu I. Tahmasb geçti. Tahmasb’ın 1576 yılına kadar süren ve babasına nispetle daha sakin geçen 52 yıllık uzun bir hükümdarlık dönemi olacaktır.</p>
<p>Tahmasb’tan sonra Safevîlerde ilk iktidar çatışması vuku buldu. Tahmasb’ın çocukları ve II. İsmâil ve Pericihan Hatun arasında taht kavgası yaşandı. Erkek evlat olması nedeniyle bu mücadeleyi kazanıp tahta geçen II. İsmâil, sadece bir yıl iktidarda kaldı; zira 1577 yılında zehirlenerek öldürüldü. Bundan sonra tahta Muhammed Hüdabende geçti. Hüdabende, Safevî şahları arasında karakteristik yapı olarak en zayıf hükümdardır. Gözlerinin sağlıksız olması ve içe dönük yapısı onu bir süre sonra sembolik şah statüsüne taşıdı. Bu dönemde devlet işlerini daha çok eşi Mehdi Ulya yürüttü.</p>
<p>Özellikle Hüdabende döneminde büyük krizlerin başladığı görülür. 16. yüzyıldan itibaren Avrupa devletlerinin deniz yoluyla Hindistan’a ulaşmasıyla Asya ve Avrupa arasındaki ticaret yollarının önemini kaybetmiş olması, ticaret güzergâhında yer alan Safevîler için ekonomik açından büyük bir darbe olur. Safevîler hem yabancı tüccarlardan “Rahdari” adıyla bir vergi alıyor; hem de İsfahan, Kazvin, Rey, Erdebil ve diğer şehirlerde Safevî tüccarları yabancılara mallarını satıyorlardı. Ancak Avrupalıların deniz üzerinden Doğu’ya açılmasının ardından hem İran coğrafyası işlevsizleşti hem de tüccarların malları ellerinde kaldı. Mallarını kendi şehirlerinde satan İranlı tüccarlar artık Hindistan’a ve Portekizlerin elindeki Fars Körfezi (bugünkü Basra Körfezi) kıyısında bulunan Hürmüz şehrine gitmek zorunda kalıyorlardı. Diğer yandan, Osmanlı ve Şeybânîlerle yaşanan savaşlar ve zaman zaman patlak veren isyanlar da Safevîlerin bütçesini zorlamıştı.</p>
<p>Hüdabende döneminde Safevîler; Horasan, Gürcistan, Irak ve Erdebil ile Hal-Hal bölgesi hariç bütün Azerbaycan’ı kaybettiler. Ekonomik şartlar bu dönemde o kadar kötüleşmişti ki, Erdebil’de Safevî şeyhlerinin ve şahlarının türbelerinde bulunan altın eşyalar dahi eritilip para basımında kullanıldı. Tabii ülkeyi sefalete sürükleyen bu durum imparatorluğun kurucu takımı olan Kızılbaşları rahatsız ediyordu. 1579 yılında Kazvin’de Mehdi Ulya olarak bilinen Hayrünnisa Hatun, Kızılbaş emirleri tarafından öldürüldü. Ve nihayet 1587 yılında onların zoruyla Hüdabende tahtını oğlu Abbas Mirza’ya bırakmak zorunda kaldı. Böylece Abbas Mirza, I. Şah Abbas adıyla tahta çıktı.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-haziran-2022">Derin Tarih Haziran Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
