﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Mehmed Fatih Can &#8211; Derin Tarih</title>
	<atom:link href="https://www.derintarih.com/yazar/mehmedfatihcan/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<description>Tarih Okuyan Şaşırmaz</description>
	<lastBuildDate>Mon, 01 Jun 2020 05:42:04 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.7.5</generator>

<image>
	<url>https://www.derintarih.com/wp-content/uploads/2015/12/favicon-150x150.png</url>
	<title>Mehmed Fatih Can &#8211; Derin Tarih</title>
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Köklerde Buluşan 3 Hareket: Milliyetçilik, İslamcılık, Ümmetçilik</title>
		<link>https://www.derintarih.com/mercek/koklerde-bulusan-3-hareket-milliyetcilik-islamcilik-ummetcilik/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mehmed Fatih Can]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 01 Jun 2020 05:42:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Mercek]]></category>
		<category><![CDATA[Hz. Muhammed]]></category>
		<category><![CDATA[Necip Fazıl]]></category>
		<category><![CDATA[Peyâmi Safâ]]></category>
		<category><![CDATA[Trakya]]></category>
		<category><![CDATA[Türkçü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=6030</guid>

					<description><![CDATA[Çocukluğumun geçtiği Trakya’da, Atsız tipi Türkçü tarafının ağır bastığını büyüyünce anladığım bir abi; galiba müftü çocuğu olduğum için olsa gerek beni ne zaman görse “Söyle bakalım Türk müsün, Müslüman mısın?” diye takılırdı. “Bunda ne var? Hem Türküm hem Müslümanım elhamdülillah…” kalıbındaki cevabım üzerine çocuk kafamı karıştırmak için “İki karpuz bir koltuğa sığar mı?” diye devam eder; “Şart mı? Birini bir koltuğa, diğerini de öbürüne…” cevabım üzerine pes etmez; “Peki önce hangisi?” diye ısrarcı olurdu. Göğsümü kabartarak, “Önce Müslümanım, sonra da Türküm” deyince de, “Olmaz! Önce Türklük, sonra Müslümanlık…” der; mukabil itirazımı beklemeden çocuğa bak havasında gülümseyerek uzaklaşırdı. 1970’li yılların Türkiye’si&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Çocukluğumun geçtiği Trakya’da, Atsız tipi Türkçü tarafının ağır bastığını büyüyünce anladığım bir abi; galiba müftü çocuğu olduğum için olsa gerek beni ne zaman görse “Söyle bakalım Türk müsün, Müslüman mısın?” diye takılırdı. “Bunda ne var? Hem Türküm hem Müslümanım elhamdülillah…” kalıbındaki cevabım üzerine çocuk kafamı karıştırmak için “İki karpuz bir koltuğa sığar mı?” diye devam eder; “Şart mı? Birini bir koltuğa, diğerini de öbürüne…” cevabım üzerine pes etmez; “Peki önce hangisi?” diye ısrarcı olurdu. Göğsümü kabartarak, “Önce Müslümanım, sonra da Türküm” deyince de, “Olmaz! Önce Türklük, sonra Müslümanlık…” der; mukabil itirazımı beklemeden çocuğa bak havasında gülümseyerek uzaklaşırdı. 1970’li yılların Türkiye’si böyleydi. Necip Fâzıl, Peyâmi Safâ gibi kalemşorlar bile 1950’li yıllarda “Önce Türk müyüz Müslüman mı?” tartışması etrafında ne rüzgârlar estirmişlerdi. “Tanrı Dağı kadar Türk, Hira Dağı kadar Müslüman!” sloganı, bu fosil muammayı(!) çözmek isteyen Osman Yüksel Serdengeçti merhumun bulduğu harika bir çözümdü; epey tutmuştu da…</p>
<p><strong>“Kimin milletindensin?”</strong></p>
<p>Annelerimizin önünde diz kırıp iptida, “Rabbin kim? Rabbim Allah” sorusuyla talimi başlayan geleneksel “İlmihal” dersinde öğrendiğimiz diğer soruların cevabı, hayata attığımız adımlar arttıkça karşımıza çıkan türlü ideolojik kalıpların cenderesinde pestillenmiş cevaplara benzemiyordu.</p>
<p>“Rabbin kim?” sorusunu takip eden, “Kimin kulusun? Allah’ın kuluyum. Kimin ümmetindensin? Hz. Muhammed’in (sas) ümmetindenim. Kimin milletindensin? Hz. İbrahim’in milletindenim…” soru ve cevapları, sabi zihnimizin pâk “tabula rasa”sına ana kucağında hakkedilmişti. Daha ilk adımda kişiliğimize nakşedilen “kul”, “ümmet”, “millet” gibi kimlikler, büyüdükçe bambaşka anlamlar yüklenmiş olarak karşımıza dikiliyor, zihinlerimizi allak bullak ediyordu. Henüz rüştüne baliğ olmamış Türkiye’nin delikanlılık çağını idrak eden bir ferdi olarak savruk memleketimde Türkçüler vardı; Ümmetçi Akıncılar, İslamcılar, Geleneksel Müslümanlar, Modernist Müslümanlar vardı. Ülkücü Milliyetçiler, Kültürel Milliyetçiler, Atatürk Milliyetçileri vardı. Türk-İslam sentezcileri, hatta Kürt İslamcılar vardı…</p>
<p>Yetmezmiş gibi bunların çeşit çeşit alt versiyonları, şubeleri de mevcuttu.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-haziran-2020">Derin Tarih Haziran Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>“France Vilayetü”nün Soykırım Galerisi</title>
		<link>https://www.derintarih.com/sifir-noktasi/france-vilayetunun-soykirim-galerisi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mehmed Fatih Can]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 01 Jul 2019 08:19:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sıfır Noktası]]></category>
		<category><![CDATA[Batı]]></category>
		<category><![CDATA[Ermeni]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derintarih.com/?p=4697</guid>

					<description><![CDATA[Siyaset bilimci ve demograf Rudolph J. Rummel sadece 19. ve 20. yüzyıllarda Batı’nın giriştiği soykırımlarda kaba ve spesifik tekniklerle yok edilen insan sayısının 170 milyon civarında olduğunu belirtir. Eğer soykırım tarifinin içine örgütlü yapıların savunmasız insanlara reva gördüğü her türlü öldürme şenaeti dahil edilirse bu rakamın 300 milyonu bulacağını tespit eder. Avrupalının (istisnalar hariç) insanlığın yüzünü karaya boyadığı bu tabloda hangi Frenk kavme kaç ceset düştüğünün hesabı da bellidir; lakin hacmi bu yazının sınırlarını aşacağı ve bağlamının şimdilik saded dışı olmaklığı sebebiyle hedefe matuf bir tahsis yapmak zorundayım. Bu tahsisi de fırsat addettiği her gelişmeyi kullanarak mürai sesini yükselten ve&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Siyaset bilimci ve demograf Rudolph J. Rummel sadece 19. ve 20. yüzyıllarda Batı’nın giriştiği soykırımlarda kaba ve spesifik tekniklerle yok edilen insan sayısının 170 milyon civarında olduğunu belirtir. Eğer soykırım tarifinin içine örgütlü yapıların savunmasız insanlara reva gördüğü her türlü öldürme şenaeti dahil edilirse bu rakamın 300 milyonu bulacağını tespit eder.</p>
<p>Avrupalının (istisnalar hariç) insanlığın yüzünü karaya boyadığı bu tabloda hangi Frenk kavme kaç ceset düştüğünün hesabı da bellidir; lakin hacmi bu yazının sınırlarını aşacağı ve bağlamının şimdilik saded dışı olmaklığı sebebiyle hedefe matuf bir tahsis yapmak zorundayım. Bu tahsisi de fırsat addettiği her gelişmeyi kullanarak mürai sesini yükselten ve suret-i haktan görünerek zayıf bellediklerine nizamat verme gayretkeşliğinde ön sırayı kimseye kaptırmamaya çalışan “Françe kavmi”ne mahsus kılmayı düşünüyorum.</p>
<p>Malum her Nisan ayı geldiğinde istismar etmeye alıştığı “Ermeni Tehciri” meselesini diline dolayan vükelası ve vüzerasıyla bilcümle hükeması açıklama üstüne açıklama yapmakta, bize ayar vermeye çalışmakta… Türklerin Ermenilere soykırım uyguladığından tutun da PKK’nın terör örgütü sayılamayacağına dönük laf salataları ve bir sürü atraksiyon sudur etmekte… İyi de, atalarımız “Dinime dahleden bari Müselman olsa…” dememiş miydi?</p>
<p><strong>Devamı <a href="http://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-temmuz-2019">Derin Tarih Temmuz Sayısında…</a> </strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yunus’un Molla Kasım’ı Misali Resmî Tarihi Sîgaya Çekti</title>
		<link>https://www.derintarih.com/kapak-dosyasi/4626/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mehmed Fatih Can]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 31 May 2019 23:38:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kapak Dosyası]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhuriyet rejimi]]></category>
		<category><![CDATA[Kadir Mısıroğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı İmparatorluğu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derintarih.com/?p=4626</guid>

					<description><![CDATA[Tarih büyük kırılmalar yaşamış toplumlara hâkim olan rejimler için stratejik bir silah olmanın yanı sıra gerçeğin, yani “aslında ne olmuştu?” sorusunun peşine düşen tarihçiler için de mayınlı bir arazidir. Bu realitenin bizde ete kemiğe büründüğü en dikkat çekici vetire şüphesiz Osmanlı İmparatorluğu’nun enteresan oyunlarla tarihe karılması, akabinde Cumhuriyet rejiminin erken safhasıdır. Herhalde tarihte Osmanlı inhitatı kadar çok taraflı, çok hesaplı karmaşık süreçlerin birbirine geçtiği ve netayiciyle hem Türkiye’nin hem dünyanın siyasî, sosyal ve iktisadî haritasını derinden etkileyen ve değiştiren bir hadise az kaydedilmiştir. Tarihin bize bundan daha hayretâmiz olan sürprizi ise Osmanlı Devleti’nin DNA’sını tarif eden kimyayı bîtamamiha imha eden&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p align="justify"><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;">Tarih büyük kırılmalar yaşamış toplumlara hâkim olan rejimler için stratejik bir silah olmanın yanı sıra gerçeğin, yani “aslında ne olmuştu?” sorusunun peşine düşen tarihçiler için de mayınlı bir arazidir. Bu realitenin bizde ete kemiğe büründüğü en dikkat çekici vetire şüphesiz Osmanlı İmparatorluğu’nun enteresan oyunlarla tarihe karılması, akabinde Cumhuriyet rejiminin erken safhasıdır. Herhalde tarihte Osmanlı inhitatı kadar çok taraflı, çok hesaplı karmaşık süreçlerin birbirine geçtiği ve netayiciyle hem Türkiye’nin hem dünyanın siyasî, sosyal ve iktisadî haritasını derinden etkileyen ve değiştiren bir hadise az kaydedilmiştir. Tarihin bize bundan daha hayretâmiz olan sürprizi ise Osmanlı Devleti’nin DNA’sını tarif eden kimyayı bîtamamiha imha eden bambaşka bir terkibin, ilginç bağlantı ve ilişkilerle devreye alınması olmuştur.</span></span></span></p>
<p align="justify"><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;">Her bakımdan muammalarla dolu bu vetireyi hakiki veçhesiyle merak edip ülkemizin yakın tarihine projektör tutmak isteyen araştırmacılar, tarihçiler için en çetrefilli mesele “vukuatın kasten ve adeta girift bir bilmece haline getirilmiş” olmasıdır. İlaveten, “binlerce yıllık millî tarihimizin en karanlık ve karışık devresini, vesikanın son derecede az olduğu eski ve uzak başlangıç zamanları değil de son 100 yılık kısmının teşkil etmesidir.”</span></span></span></p>
<p align="justify"><strong>Devamı <a href="http://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-haziran-2019">Derin Tarih Haziran Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İstanbul ve İstanbulluluk</title>
		<link>https://www.derintarih.com/sehir-tarihi/istanbul-ve-istanbulluluk/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mehmed Fatih Can]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 01 Apr 2019 07:17:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Şehir Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı gibi Müslüman]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı tarihi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derintarih.com/?p=4357</guid>

					<description><![CDATA[]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
