﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Mehmet Genç &#8211; Derin Tarih</title>
	<atom:link href="https://www.derintarih.com/yazar/mehmetgenc/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<description>Tarih Okuyan Şaşırmaz</description>
	<lastBuildDate>Tue, 02 Nov 2021 07:27:45 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.7.5</generator>

<image>
	<url>https://www.derintarih.com/wp-content/uploads/2015/12/favicon-150x150.png</url>
	<title>Mehmet Genç &#8211; Derin Tarih</title>
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>İstanbul’da Neden Dilenci Yoktu?</title>
		<link>https://www.derintarih.com/dosya/istanbulda-neden-dilenci-yoktu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mehmet Genç]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 02 Nov 2021 07:27:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Amerika]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara]]></category>
		<category><![CDATA[Asya]]></category>
		<category><![CDATA[Batı]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[İzmir]]></category>
		<category><![CDATA[osmanli]]></category>
		<category><![CDATA[Sanayi Devrimi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=7576</guid>

					<description><![CDATA[“(Osmanlıların) Sanayi Devrimi’ni yapmasına imkân yoktu. Çünkü Osmanlıların insana, ekonomiye, topluma, dünyaya bakışları kapitalistler gibi değildi. Batılıların kapitalizminde insanların ihtiyacı değil, ancak ekonominin ihtiyacı önemlidir. Birinci derecede herkes ekonominin emrinde çalışır. Osmanlıların (hedefi) ise, insanlara yaşanabilir bir dünya sağlamaktı. Bu çok basit gibi görünüyor, aslında çok zordu. Bir kere verimlilik çok düşüktü. Osmanlı’nın hâkim olduğu dünya çok verimli toprakların bulunduğu bir alan değildi. Ancak kıt-kanaat yaşayabilirlerdi insanlar. O kıt-kanaat yaşamayı herkese yaymaya çalıştı Osmanlılar. Onun için birikim yapıp da, büyük sermaye biriktirip de ekonomiyi dönüştürme imkânları olamazdı.  Avrupa’da da bu hiç kolay olmadı. Yani, kapitalizm -diyelim ki- 15. yüzyıldan itibaren&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>“(Osmanlıların) Sanayi Devrimi’ni yapmasına imkân yoktu. Çünkü Osmanlıların insana, ekonomiye, topluma, dünyaya bakışları kapitalistler gibi değildi. Batılıların kapitalizminde insanların ihtiyacı değil, ancak ekonominin ihtiyacı önemlidir. Birinci derecede herkes ekonominin emrinde çalışır.</strong></p>
<p>Osmanlıların (hedefi) ise, insanlara yaşanabilir bir dünya sağlamaktı. Bu çok basit gibi görünüyor, aslında çok zordu. Bir kere verimlilik çok düşüktü. Osmanlı’nın hâkim olduğu dünya çok verimli toprakların bulunduğu bir alan değildi. Ancak kıt-kanaat yaşayabilirlerdi insanlar. O kıt-kanaat yaşamayı herkese yaymaya çalıştı Osmanlılar. Onun için birikim yapıp da, büyük sermaye biriktirip de ekonomiyi dönüştürme imkânları olamazdı.  Avrupa’da da bu hiç kolay olmadı. Yani, kapitalizm -diyelim ki- 15. yüzyıldan itibaren benimsendi, gelişti. Ve ne yaptılar? Amerika’yı keşfettiler bir kere. Amerika’yı Batı’nın kolonisi olarak değerlendirdiler. Muazzam bir servet akışı oldu. Sonra, Asya’ya gittiler. Asya’nın iç ticaretine girdiler. Kapitalizmin zenginleşmesi 300 sene sürdü. Ondan sonra Sanayi Devrimi ancak olabildi. Yani, o kadar birikimden sonra… O birikimin muadili de geniş kitlelerin çok büyük ıstırap ve sefalet çekmeleriyle ancak mümkün oldu.</p>
<p>Osmanlı İmparatorluğu’nun merkezi İstanbul’u, İzmir, Ankara gibi diğer şehirleri ziyaret eden Batılıların, -bunların hepsi Osmanlı dostu değil, hatta hiçbiri değildi- pek çoğunun dikkat ettiği şey, sokaklarda dilenci olmamasıydı. İzmir’e geliyorlar yok. İstanbul’da yok. Edirne’de yok… Çok hayret ediyorlar. Özellikle Londra ve Paris’ten gelenler… Çünkü Londra ve Paris 400-500 bin civarında nüfusa sahipti ve bu şehirlerde her 10 kişiden biri dilenciydi. Yani Londra’da 50 bin, Paris’te 50 bin dilenci sokaklarda dolaşıyordu. Ona alışmış olduklarından, Osmanlı şehirlerinde dilenci görmeyince çok şaşırdılar ve araştırdıklarında yoksulların ihtiyaçları karşılandığı için dinlenmeye gerek duymadıklarını gördüler. Osmanlılar bunu başardı.”</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-kasim-2021">Derin Tarih Kasım Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Erol Güngör’ü Önemli Kılan, Tarih Şuuruna Sahip Olmasıydı</title>
		<link>https://www.derintarih.com/tarih-sasirtir/erol-gungoru-onemli-kilan-tarih-suuruna-sahip-olmasiydi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mehmet Genç]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 28 Feb 2019 21:48:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Tarih Şaşırtır]]></category>
		<category><![CDATA[Erol Güngör]]></category>
		<category><![CDATA[tarih şuuru]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derintarih.com/?p=4294</guid>

					<description><![CDATA[Erol’un arkadaşı, dostu olarak onun nasıl bir şahsiyet olduğunu, bilinmesini gerekli gördüğüm insanî yönlerini sizlerle paylaşmaya çalışacağım. Kendisini tanıyanlar asgari 50 yaş ve üstündekiler olduğuna göre, bugün itibariyle onu yakından tanıyan çok azalmıştır. Bu sebepten yorumlarımı fazla karıştırmadan, ilk elden gözlemlerimi sizinle paylaşmak istiyorum. Genellikle fikirlerini ilgiyle takip ettiğimiz yazarların insanî özelliklerini de merak eder, onları yakından tanımak isteriz. Çünkü bir kimsenin hayatı ile fikirleri arasında oldukça enteresan, derin bağlantılar vardır. Erol Güngör’ün de söylemek istediklerinin ve yazdıklarının arkasında onun manevi gölgesi, ruhu, zihni vardı, tıpkı kâğıdın filigranı gibi. İşte size bu hususta bilgi vermeye çalışacağım: Nasıl bir insandı, nasıl&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Erol’un arkadaşı, dostu olarak onun nasıl bir şahsiyet olduğunu, bilinmesini gerekli gördüğüm insanî yönlerini sizlerle paylaşmaya çalışacağım. Kendisini tanıyanlar asgari 50 yaş ve üstündekiler olduğuna göre, bugün itibariyle onu yakından tanıyan çok azalmıştır. Bu sebepten yorumlarımı fazla karıştırmadan, ilk elden gözlemlerimi sizinle paylaşmak istiyorum. Genellikle fikirlerini ilgiyle takip ettiğimiz yazarların insanî özelliklerini de merak eder, onları yakından tanımak isteriz. Çünkü bir kimsenin hayatı ile fikirleri arasında oldukça enteresan, derin bağlantılar vardır. Erol Güngör’ün de söylemek istediklerinin ve yazdıklarının arkasında onun manevi gölgesi, ruhu, zihni vardı, tıpkı kâğıdın filigranı gibi. İşte size bu hususta bilgi vermeye çalışacağım: Nasıl bir insandı, nasıl bir entelektüeldi, Türkiye tarihinde nasıl ve niçin önemli bir figür haline geldi? Tanıştığımızda üniversite son sınıftaydım, o benden yaşça biraz daha gençti, 1. ya da 2. sınıftaydı. Ben Ankara’daydım, o İstanbul’daydı; ilk karşılaşmamızdan birkaç hafta sonra ayrıldık. Birkaç sene sonra İstanbul’a asistan olarak geldiğimde o da rahmetli Mümtaz Turhan’ın Başkanı olduğu Psikoloji bölümünü bitirmek üzere idi veya bitirmiş, asistan olmuştu, tam hatırlamıyorum. Çok kısa sürede çok iyi bir dostluğumuz oldu. Ben Erol Güngör’le arkadaşlığımıza benzer bir arkadaşlık yaşamadım, sanıyorum Erol da yaşamamıştır.</p>



<p><strong>Devamı&nbsp;<a href="http://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-mart-2019">Derin Tarih Mart Sayısında…</a>&nbsp;﻿</strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
