﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Muharrem Varol &#8211; Derin Tarih</title>
	<atom:link href="https://www.derintarih.com/yazar/muharremv/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<description>Tarih Okuyan Şaşırmaz</description>
	<lastBuildDate>Fri, 08 Jul 2016 08:48:46 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.7.5</generator>

<image>
	<url>https://www.derintarih.com/wp-content/uploads/2015/12/favicon-150x150.png</url>
	<title>Muharrem Varol &#8211; Derin Tarih</title>
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Sultan II. Abdülhamid’in 126 Yıl Önceki Hırka-İ Saadet Ziyareti</title>
		<link>https://www.derintarih.com/maziye-bir-nazar/sultan-ii-abdulhamidin-126-yil-onceki-hirka-i-saadet-ziyareti/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Muharrem Varol]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 01 Jul 2016 02:00:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Maziye Bir Nazar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derintarih.com/?p=1040</guid>

					<description><![CDATA[Hz. Peygamber’e (sas) ait olup günümüze ulaşan iki hırkadan biri, Ka’b b. Züheyr’e verilen Hırka- i Saadet’in “kemâl-i tazim ve tekrimle” padişah tarafından ziyareti oldukça mühimdir. Osmanoğulları Din-i Mübin-i İslamın mübelliği Hz. Resul-i Zişân Efendimize hürmetlerini bu asil tavırlarıyla da göstermiş olurlardı. Osmanlı padişahlarının Topkapı Sarayı’nda kaldıkları zaman zarfında Enderun-i Hümayun’un Hasodasına mensup zabitler arasından birinci koğuş ağaları 24 saat arayla burada nöbet tutar; özellikle Tülbent Ağası, Hırka-i Saadet’in de içinde bulunduğu mukaddes emanetlerin muhafaza edildiği odanın temizlenmesini sağlardı. Dolmabahçe Sarayı’na geçilince padişahlar bu töreni artık alaylarla ifa etmeye başladılar. Bu sebeple tebaanın padişahı görmek ve selamlamak fırsatını yakaladığı bu&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Hz. Peygamber’e (sas) ait olup günümüze ulaşan iki hırkadan biri, Ka’b b. Züheyr’e verilen Hırka- i Saadet’in “kemâl-i tazim ve tekrimle” padişah tarafından ziyareti oldukça mühimdir. Osmanoğulları Din-i Mübin-i İslamın mübelliği Hz. Resul-i Zişân Efendimize hürmetlerini bu asil tavırlarıyla da göstermiş olurlardı.</p>
<p>Osmanlı padişahlarının Topkapı Sarayı’nda kaldıkları zaman zarfında Enderun-i Hümayun’un Hasodasına mensup zabitler arasından birinci koğuş ağaları 24 saat arayla burada nöbet tutar; özellikle Tülbent Ağası, Hırka-i Saadet’in de içinde bulunduğu mukaddes emanetlerin muhafaza edildiği odanın temizlenmesini sağlardı. Dolmabahçe Sarayı’na geçilince padişahlar bu töreni artık alaylarla ifa etmeye başladılar. Bu sebeple tebaanın padişahı görmek ve selamlamak fırsatını yakaladığı bu ritüele halk arasında “onbeş alayı” denildiği de olmuştur.</p>
<p>Sabah gazetesinin 6 Mayıs 1890 tarihli 1248 numaralı nüshasına yansıyan haberden Sultan II. Abdülhamid’in 5 Mayıs 1890 günü eski saate göre sabah 06.00 sularında saraydan çıktığını öğreniyoruz. Bu ziyaret gayet şaşaalı ve tumturaklı ifadelerle gazetenin ilk sayfasına şöyle yansımış:</p>
<p>“Bürde-i mukaddese-i nübüvvetpenâhîlerînin icrâ-yı resm-i telsim ve ziyâreti.” Yani Mukaddes Peygamberlik makamına ait hırkanın öpülüp başa konulması ve ziyaret edilmesi.</p>
<p>Devamı Derin Tarih Dergisi <a href="http://www.birlikte.com.tr/derintarih-temmuz2016">Temmuz 2016</a> Sayısında&#8230;</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kuşçubaşı Eşref’ten Mektup Var!</title>
		<link>https://www.derintarih.com/kapak-dosyasi/kuscubasi-esreften-mektup-var/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Muharrem Varol]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 01 Jun 2016 04:30:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kapak Dosyası]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derintarih.com/?p=957</guid>

					<description><![CDATA[Teşkilat-ı Mahsusa (TM) anıldığı zaman hemen hemen herkesin aklına gelen ilk isimlerden biridir. Kuşçubaşı Eşref. Kuzey Afrika’dan Yemen’e, Balkanlar’dan Avrupa’ya uzanan geniş bir sahada istihbarat operasyonlarına katıldığı bilinen Kuşçubaşı’na ait iki özel mektubu neşredereceğiz. Sahaf dostumuz Lütfi Bayer Beyefendi’nin özel koleksiyonunda olan bu mektupların tarihleri 3 ve 8 Mart 1949. Mektuplar, Eşref’in teşkilat yıllarından beri dostu, Yenibahçeli Şükrü diye bilinen asker ve siyasetçi Ahmet Şükrü Oğuz’a (ö. 1953) hitaben yazılmış. Mektuplarda (Ohrili) Eyüp Sabri Akgöl (ö. 1950), İbrahim Süreyya Yiğit (ö. 1952) ve Nuri Killigil (ö. 1949) gibi TM’ye hizmet etmiş kişilerin isimlerinin geçiyor oluşu, bu eski tüfek istihbaratçıların hâlâ&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Teşkilat-ı Mahsusa (TM) anıldığı zaman hemen hemen herkesin aklına gelen ilk isimlerden biridir. Kuşçubaşı Eşref. Kuzey Afrika’dan Yemen’e, Balkanlar’dan Avrupa’ya uzanan geniş bir sahada istihbarat operasyonlarına katıldığı bilinen Kuşçubaşı’na ait iki özel mektubu neşredereceğiz.</p>
<p>Sahaf dostumuz Lütfi Bayer Beyefendi’nin özel koleksiyonunda olan bu mektupların tarihleri 3 ve 8 Mart 1949. Mektuplar, Eşref’in teşkilat yıllarından beri dostu, Yenibahçeli Şükrü diye bilinen asker ve siyasetçi Ahmet Şükrü Oğuz’a (ö. 1953) hitaben yazılmış. Mektuplarda (Ohrili) Eyüp Sabri Akgöl (ö. 1950), İbrahim Süreyya Yiğit (ö. 1952) ve Nuri Killigil (ö. 1949) gibi TM’ye hizmet etmiş kişilerin isimlerinin geçiyor oluşu, bu eski tüfek istihbaratçıların hâlâ irtibatta olduklarını bize açıkça gösteriyor.</p>
<p>Mısır İskenderiye’sinden yazılan mektuplardan ilki, Kuşçubaşı’nın vatana geri dönmesi için gerekli olan kanunî affın çıkarılması çabalarına dair. Eşref’in İstanbul’daki mebus arkadaşlarının girişimlerinden ve bu hususta devlet idarecilerine yazılan bir dilekçenin de kaybolduğundan söz ediliyor. Popüler yayınlarda Kuşçubaşı’nın 1936’da çıkan affı reddettiği yolundaki rivayetlerin de ne derece sıhhatli olduğu bu vesileyle tartışmaya açılabilir. Yine de mektubun yazıldığı tarihe bakarak artık çok partili hayata geçildiğini, dolayısıyla bu süreçte böyle bir talepte bulunmuş olabileceği ihtimâli de unutulmamalıdır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Devamı Derin Tarih Dergisi <a href="http://www.birlikte.com.tr/derintarih-haziran" target="_blank">Haziran 2016</a> Sayısında&#8230;</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
