﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Murat Yiğit &#8211; Derin Tarih</title>
	<atom:link href="https://www.derintarih.com/yazar/muratyigit/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<description>Tarih Okuyan Şaşırmaz</description>
	<lastBuildDate>Fri, 21 Feb 2025 14:45:56 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.7.5</generator>

<image>
	<url>https://www.derintarih.com/wp-content/uploads/2015/12/favicon-150x150.png</url>
	<title>Murat Yiğit &#8211; Derin Tarih</title>
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Afrika Boynuzu ve İsrail</title>
		<link>https://www.derintarih.com/dosya/afrika-boynuzu-ve-israil/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Murat Yiğit]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 21 Feb 2025 14:45:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=11238</guid>

					<description><![CDATA[Doğal kaynakları ve stratejik konumu yanında Afrika Boynuzu’nu günümüzde küresel siyaset bakımından önemli kılan hususlardan biri de İsrail’in güvenliğidir. İlk günlerden itibaren Siyonist hükümetlerin Afrika Boynuzu’na odaklanması boşuna değildir. Siyonistlerin bölge siyasetinde yer almak amacıyla kullandıkları argümanlardan biri Falaşalar (Sürgündeki Yahudiler) olmuştur. Hz. Süleyman’ın (as) torunlarına dayanan ortak dinî ve tarihî bir kökene vurgu yaparak İsrail, Falaşalar üzerinden hem bölgeye nüfuz etmeye çalıştığı gibi hem de büyük tahliye operasyonları da gerçekleştirdi.   Devamı Derin Tarih Şubat Sayısında… ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Doğal kaynakları ve stratejik konumu yanında Afrika Boynuzu’nu günümüzde küresel siyaset bakımından önemli kılan hususlardan biri de İsrail’in güvenliğidir. İlk günlerden itibaren Siyonist hükümetlerin Afrika Boynuzu’na odaklanması boşuna değildir. Siyonistlerin bölge siyasetinde yer almak amacıyla kullandıkları argümanlardan biri Falaşalar (Sürgündeki Yahudiler) olmuştur. Hz. Süleyman’ın (as) torunlarına dayanan ortak dinî ve tarihî bir kökene vurgu yaparak İsrail, Falaşalar üzerinden hem bölgeye nüfuz etmeye çalıştığı gibi hem de büyük tahliye operasyonları da gerçekleştirdi.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-subat-2025">Derin Tarih Şubat Sayısında…</a></strong><strong> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Napolyon’un Mısır İşgalini Sonlandıran Suikast</title>
		<link>https://www.derintarih.com/dosya/napolyonun-misir-isgalini-sonlandiran-suikast/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Murat Yiğit]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 09 Mar 2022 08:05:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Ayşe Şasa]]></category>
		<category><![CDATA[Direktuvar]]></category>
		<category><![CDATA[General Bonapart]]></category>
		<category><![CDATA[Jacques Deschamps]]></category>
		<category><![CDATA[Napolyon]]></category>
		<category><![CDATA[Talleyrand]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=7977</guid>

					<description><![CDATA[“Fakat her şeyden önce bu seferin medenileştirici bir misyonu (mission civilisatrice) olacaktır. General Bonapart bu ülkeye ihtiyacı olan her şeyi götürecek, her disiplinden bilginleri barındıran geniş bir ekibin başında yer alacaktır. Böylece 3000 yıldır büyük uygarlıkların doğumuna tanık olmuş bu topraklara gereken saygıyı göstereceğiz. Cumhuriyetimiz bu toprakların mirasına sahip çıkmak istiyor.” Senaryosunu rahmetli Ayşe Şasa’nın yazdığı, yönetmenliğini Jacques Deschamps’ın yaptığı 2008 yılına ait Dinle Neyden filminde geçen bu ifadeler Avrupa sömürgeciliğinin en belirgin söyleminin küçük bir özetinden ibaretti. Napolyon Bonapart’ın Mısır Seferini önlemek için yapılan müzakereleri ve eski bir Osmanlı paşası olan tekke şeyhi Nuri Dede Efendi’nin bu müzakerelere katkısını&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>“Fakat her şeyden önce bu seferin medenileştirici bir misyonu (<em>mission civilisatrice</em>) olacaktır. General Bonapart bu ülkeye ihtiyacı olan her şeyi götürecek, her disiplinden bilginleri barındıran geniş bir ekibin başında yer alacaktır. Böylece 3000 yıldır büyük uygarlıkların doğumuna tanık olmuş bu topraklara gereken saygıyı göstereceğiz. Cumhuriyetimiz bu toprakların mirasına sahip çıkmak istiyor.”</p>
<p>Senaryosunu rahmetli Ayşe Şasa’nın yazdığı, yönetmenliğini Jacques Deschamps’ın yaptığı 2008 yılına ait <em>Dinle Neyden</em> filminde geçen bu ifadeler Avrupa sömürgeciliğinin en belirgin söyleminin küçük bir özetinden ibaretti. Napolyon Bonapart’ın Mısır Seferini önlemek için yapılan müzakereleri ve eski bir Osmanlı paşası olan tekke şeyhi Nuri Dede Efendi’nin bu müzakerelere katkısını konu alan film, söz konusu görüşmelerin başarısızlığa uğramasını dramatik biçimde ele alır. Yukarıda geçen sözler ise Fransa’da dönemin kudretli siyasetçisi ve Dışişleri Bakanı Charles-Maurice de Talleyrand’ın temsilcisinin ağzından aktırılır. Peki, kendi ülkesini Osmanlı İmparatorluğu ile hasım kılacak kadar gözünü karartan Napolyon’u Mısır Seferine iten nedenler nelerdi?</p>
<p>*</p>
<p>1789 Fransız İhtilali’nin hemen ertesinde iç hesaplaşmalar ve çatışmalara sahne olan Fransa’da, direktörler ve meclislerden oluşan bir “Direktuvar” (Directoire) hükümeti iktidara gelmişti. Her ne kadar “Birinci Cumhuriyet” olarak anılan bu yeni rejim belli oranda siyasî temsile dayanıyor görünmekteyse de, elitlerin menfaatleri toplumun menfaatlerine baskın gelmekte ve yeni yönetimi kırılganlaştırmaktaydı. General Napolyon Bonapart’ın aralarında olduğu asker grubu, krizden çıkışın dış askerî etkinliğe yönelmekle mümkün olacağı hususunda siyasî idarecileri ikna etmeye çalışıyordu. İç buhran riskini en aza indirme fikri İtalya ve Mısır seferlerini tetikleyen bir ilk neden olmuştur, fakat tek neden değildir.</p>
<p>Mısır Seferinin bir diğer nedeni, Fransızların İngilizlerle rekabetiyle ilgilidir. Napolyon, İngilizlerin Akdeniz’deki hâkimiyetini bitirmek, Akdeniz’den Ortadoğu’ya oradan da Hindistan’a uzanan ticaret ve ikmal yollarını ele geçirmek niyetindeydi. Hindistan’a giden en kısa yolun Mısır’dan geçtiği düşünülürse, Britanya İmparatorluğu’nun doğrudan hedefler arasında olduğu söylenebilir. Bir diğer neden, doğrudan Fransız sömürgeciliğinin geldiği aşamaya dairdir. Cumhuriyet döneminde Fransız sömürgeciliğini kurumsallaştırma ve genişletme hedefi ortaya çıkmıştır. Böylece zengin kaynaklar ve ticaret ağı Fransa’nın denetimine geçirilecektir. Mısır Seferinin bir başka gerekçesi, Haçlı Seferleri ile benzerlik taşır: Ortadoğu’da Hıristiyanların kutsal kabul ettiği toprakları işgal ederek içeride yeni rejimin meşruiyetini tahkim etmek. Böyle bu işgalin sadece Fransa Cumhuriyeti’nin kendi vatandaşları üzerinde değil, hasım olarak gördükleri Avrupalı milletler üzerinde de tesire sahip olacağı beklenebilir bir durumdur. Ayrıca, getirilen pek çok Avrupalı bilginle bu coğrafya hakkında bilgi üretim tekeli oluşturulması hedeflenmiştir. Bölgesel tarih yazımını kendi tekeline alma niyeti, artık Fransa’nın merkeziyetçi, katı ve doğrudan sömürgecilik tarzının bir parçasıdır. Nitekim sonraki dönemlerde Ortadoğu ve Kuzey Afrika’daki Fransız sömürgeciliği yararına bu birikimden istifade edilmiştir.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-mart-2022">Derin Tarih Mart Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Cezayir’i Bağımsızlık Savaşı’na Götüren Sömürgeci Şiddetin İki Yüzü</title>
		<link>https://www.derintarih.com/dogudan-batiya/cezayiri-bagimsizlik-savasina-goturen-somurgeci-siddetin-iki-yuzu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Murat Yiğit]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 02 Nov 2021 06:55:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Doğu'dan Batı'ya]]></category>
		<category><![CDATA[Cezayit]]></category>
		<category><![CDATA[Edgar Morin]]></category>
		<category><![CDATA[Emmanuel Macron]]></category>
		<category><![CDATA[Fransa]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=7553</guid>

					<description><![CDATA[Kısa süre önce Fransa ve Cezayir arasındaki diplomatik ilişkilerde kopuş yaşandı. Cezayir, hava sahasını Fransa’nın savaş uçaklarına kapattı. Cezayir’in bağımsızlığına kavuştuğu 1962 yılından beri iki ülke arasında ilk defa bu kadar sert rüzgârlar esiyor. Bu kararın ilk gerekçesi Fransa’nın Cezayir vatandaşlarına uyguladığı vize rejimini giderek zorlaştırmasıydı. Fakat çatışmanın arka planındaki gerçek neden Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un diliyle ifadesini buldu. Derinlerdeki sorun, Fransızların Cezayir’de uyguladığı soykırımın sorumluluğunu kabul etmeye yanaşmaması ve üstünlükçü üslubunu devam ettirmesiydi. Şöyle demişti Macron: “Cezayir’in bir ulus olarak inşası, izlenmesi gereken bir fenomendir. Fransız sömürgesinden önce Cezayir ulusu var mıydı? Soru bu. Türkiye’nin Cezayir’de oynadığı rolü ve&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kısa süre önce Fransa ve Cezayir arasındaki diplomatik ilişkilerde kopuş yaşandı. Cezayir, hava sahasını Fransa’nın savaş uçaklarına kapattı. Cezayir’in bağımsızlığına kavuştuğu 1962 yılından beri iki ülke arasında ilk defa bu kadar sert rüzgârlar esiyor. Bu kararın ilk gerekçesi Fransa’nın Cezayir vatandaşlarına uyguladığı vize rejimini giderek zorlaştırmasıydı. Fakat çatışmanın arka planındaki gerçek neden Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un diliyle ifadesini buldu. Derinlerdeki sorun, Fransızların Cezayir’de uyguladığı soykırımın sorumluluğunu kabul etmeye yanaşmaması ve üstünlükçü üslubunu devam ettirmesiydi. Şöyle demişti Macron: “Cezayir’in bir ulus olarak inşası, izlenmesi gereken bir fenomendir. Fransız sömürgesinden önce Cezayir ulusu var mıydı? Soru bu. Türkiye’nin Cezayir’de oynadığı rolü ve kurduğu hâkimiyeti tamamen unutturabilmesi beni büyüledi ve tek sömürgecinin Fransa olduğunu açıklamak, bu harika. Cezayirliler buna inanıyor. Resmî tarih Türkiye’nin propagandasının etkisiyle yeniden yazılarak, Fransa’ya düşmanlık üzerine inşa ediliyor.”</p>
<p>Macron’un, Osmanlı İmparatorluğu’na yönelik ithamları sömürgecilik literatürünün ortaya koyduğu parametreleri karşılayamadığından mesnetsiz, sığ ve politik bir çerçevede kalacaktır elbette. Fakat Fransa’nın, “Cezayir’in uluslaşmasına yaptığı katkı”, hatta “Fransa olmasaydı, Cezayir diye bir ülke olmazdı” anlamına gelecek açıklamalar, iki ülkenin tarihi algılamasını yeniden tartıştıracak düzeyde önemlidir. Orta ve uzun vadede ikili ilişkilerin değişime uğrayacağını söylemeye lüzum yok. Fransa, sömürgecilik döneminde istilâ ve vahşetlerine gerekçe olarak sunduğu “medenileştirici misyon” söyleminin uzantısı olarak üstünlükçü dilini sömürge sonrasında da hep muhafaza etti. Dolayısıyla Macron’un çıkışı “aykırı” olarak nitelenemez.</p>
<p>Fransa’nın sömürgeci barbarlığını en acımasız ve yoğun şekilde sergilediği ülke olan Cezayir, sömürgecilik olgusunun genel manada en karakteristik kurbanıdır da. Cezayir’in şehirleri ve kırsalı işgalin gerçekleştiği 1830 senesinden itibaren 132 yıl boyunca en kanlı saldırılar ve katliamların hedefi olmuştur. Bir ulus inşa etmeyi bir kenara bırakalım, Fransa yalnızca gösterdiği fiziksel vahşetle değil, Cezayir’in etnik, dinî, kültürel kimliğini doğrudan hedef alarak da bu halkı yok etme niyetini sonuna kadar göstermiştir. Buna mukabil Cezayir’in bir millet olarak kendisini inşa süreci, Ulusal Kurtuluş Cephesi’nin (FLN) Fransa’ya karşı bağımsızlık savaşını ilan ettiği 1 Kasım 1954 tarihinde başlamıştır. Fransa’nın böylesi bir inşa sürecine yegâne katkısı ancak “istiklalin kendisinden söküp alınacağı düşman” sıfatıyla savaşta yer almasıdır.</p>
<p>Fransız düşünür Edgar Morin’e göre modern Batı sömürgeciliğinde medeniyet ve barbarlık birlikte hareket etmiş, hatta medeniyet denilen olguyu barbarlık tetiklemiş ve doğurmuştur.  Kasım ayında filizlenen Cezayir bağımsızlık mücadelesi sekiz yıllık bir savaş döneminin ardından kesin bir zafer kazandı. Ancak Fransa’nın sömürgecilikten kalma söylem ve pratikleri bütünüyle sona ermedi. Morin’in sözünü ettiği barbarlığın boyutlarını hatırlamak ve yeniden ele almak, Fransa’nın Cezayir’e yönelik resmî ve siyasî söyleminin bir illüzyondan ibaret olduğunu bir kez daha ortaya koyacaktır.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-kasim-2021">Derin Tarih Kasım Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
