﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Norman Stone &#8211; Derin Tarih</title>
	<atom:link href="https://www.derintarih.com/yazar/normanstone/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<description>Tarih Okuyan Şaşırmaz</description>
	<lastBuildDate>Sat, 03 Dec 2022 12:14:17 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.7.5</generator>

<image>
	<url>https://www.derintarih.com/wp-content/uploads/2015/12/favicon-150x150.png</url>
	<title>Norman Stone &#8211; Derin Tarih</title>
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Misyonerlerin İstanbul’u Ağ Gibi Saran Çocuk Bahçesi Projesi</title>
		<link>https://www.derintarih.com/avrupa-tarihi/misyonerlerin-istanbulu-ag-gibi-saran-cocuk-bahcesi-projesi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Norman Stone]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 03 Dec 2022 12:14:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Avrupa Tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[1878]]></category>
		<category><![CDATA[1895]]></category>
		<category><![CDATA[1897]]></category>
		<category><![CDATA[1919]]></category>
		<category><![CDATA[Dönüşen Avrupa]]></category>
		<category><![CDATA[Freudyen]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=8853</guid>

					<description><![CDATA[İnsanlık 1895’te elektrikli aydınlatmaya kavuşmuş, 1896’da bisiklet sürmüş, 1897’de daktilo kullanmış, 1898’de ise bir sinema filmi izlemişti. Birkaç yıl içinde de Freudyen analiz yapabilecek, uçakla seyahat edebilecek, jet motorunun çalışma prensiplerini, hatta uzay yolculuğunun prensiplerini anlayabilecekti. 2019 Haziran’ında kaybettiğimiz, dergimizin yazarlarından İskoç tarihçi Prof. Norman Stone’a göre Avrupa 1878 ile 1919 yılları arasında tarihte emsali görülmemiş bir hızla değişti. İki dünya savaşı ise bu değişimin tetiklediği fay hatlarıydı. Raflarda henüz yerini alan Dönüşen Avrupa (Ketebe) kitabından iktibas ettiğimiz aşağıdaki kısımlarda, Derin Tarih okurlarını mahir bir kalemden süzülen feraset yüklü satırlar bekliyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İnsanlık 1895’te elektrikli aydınlatmaya kavuşmuş, 1896’da bisiklet sürmüş, 1897’de daktilo kullanmış, 1898’de ise bir sinema filmi izlemişti. Birkaç yıl içinde de Freudyen analiz yapabilecek, uçakla seyahat edebilecek, jet motorunun çalışma prensiplerini, hatta uzay yolculuğunun prensiplerini anlayabilecekti. 2019 Haziran’ında kaybettiğimiz, dergimizin yazarlarından İskoç tarihçi Prof. Norman Stone’a göre Avrupa 1878 ile 1919 yılları arasında tarihte emsali görülmemiş bir hızla değişti. İki dünya savaşı ise bu değişimin tetiklediği fay hatlarıydı. Raflarda henüz yerini alan <em>Dönüşen Avrupa </em>(Ketebe) kitabından iktibas ettiğimiz aşağıdaki kısımlarda, Derin Tarih okurlarını mahir bir kalemden süzülen feraset yüklü satırlar bekliyor.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Rus Devrimi Ve Orta Asya</title>
		<link>https://www.derintarih.com/dosya/rus-devrimi-ve-orta-asya/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Norman Stone]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 12 Oct 2022 14:30:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Rus devrimi]]></category>
		<category><![CDATA[Sovyet ihtilali]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Dünyası]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=8658</guid>

					<description><![CDATA[Hacettepe Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü tarafından 25-27 Ekim 2017 tarihlerinde düzenlenen uluslararası sempozyumdaki bildirilerin kitaplaştırılmasıyla oluşturulan 100. Yılında Sovyet İhtilali ve Türk Dünyası başlıklı çalışmadan, dergimizin de yazarlarından olan, 2019’da kaybettiğimiz Prof. Norman Stone’un bildiri metnini tercüme ederek paylaşıyoruz. Stone, Rus Devrimi’nin Türk mirasının hâkim olduğu coğrafyadaki tesirleri hakkındaki tespitleriyle bizi yine hayret deryasının ortasına bırakıyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Hacettepe Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü tarafından 25-27 Ekim 2017 tarihlerinde düzenlenen uluslararası sempozyumdaki bildirilerin kitaplaştırılmasıyla oluşturulan 100. Yılında Sovyet İhtilali ve Türk Dünyası başlıklı çalışmadan, dergimizin de yazarlarından olan, 2019’da kaybettiğimiz Prof. Norman Stone’un bildiri metnini tercüme ederek paylaşıyoruz. Stone, Rus Devrimi’nin Türk mirasının hâkim olduğu coğrafyadaki tesirleri hakkındaki tespitleriyle bizi yine hayret deryasının ortasına bırakıyor.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ermeni Soykırımı Tezini Reddettiğim İçin Cezam Ne Olur?</title>
		<link>https://www.derintarih.com/dosya/ermeni-soykirimi-tezini-reddettigim-icin-cezam-ne-olur/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Norman Stone]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 01 Jul 2020 11:55:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Akçam]]></category>
		<category><![CDATA[Bernard Lewis]]></category>
		<category><![CDATA[Ermeni]]></category>
		<category><![CDATA[İngiltere]]></category>
		<category><![CDATA[Soykırım]]></category>
		<category><![CDATA[Talat Paşa]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=6164</guid>

					<description><![CDATA[‘Soykırım’ tezine karşı çıkan akademisyenler, dobra dobra söylemek gerekirse A takımıdırlar, Princeton’dan Bernard Lewis, Justin McCarthy, College de France’tan Gilles Veinstein, Amherst’ten Guenter Lewy (burada sadece en önde gelenleri sayabiliyorum), çok dilli kaynaklara erişimleri olan birinci sınıf tarihçiler. Karşılarında ise B takımı var: Kendinden menkul ‘soykırım akademisyenleri derneği’ üyeleri. Bunlar Ruanda ya da Bosna hakkında fikir sahibi oldukları için Osmanlı Türkiye’siyle ilgili akham kesebileceklerini düşünüyorlar. Ancak bu teze karşı çıkmak için ciddi kanıtlar mevcut. İstanbul dört yıl boyunca İngiltere’nin işgali altında olmasına ve bu sırada arşivlere tam erişim mümkün olmasına rağmen soykırım niyetinin ortaya konduğu hiçbir belge bulunamadı. Ortada bir&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>‘Soykırım’ tezine karşı çıkan akademisyenler, dobra dobra söylemek gerekirse A takımıdırlar, Princeton’dan Bernard Lewis, Justin McCarthy, College de France’tan Gilles Veinstein, Amherst’ten Guenter Lewy (burada sadece en önde gelenleri sayabiliyorum), çok dilli kaynaklara erişimleri olan birinci sınıf tarihçiler. Karşılarında ise B takımı var: Kendinden menkul ‘soykırım akademisyenleri derneği’ üyeleri. Bunlar Ruanda ya da Bosna hakkında fikir sahibi oldukları için Osmanlı Türkiye’siyle ilgili akham kesebileceklerini düşünüyorlar.</p>
<p>Ancak bu teze karşı çıkmak için ciddi kanıtlar mevcut. İstanbul dört yıl boyunca İngiltere’nin işgali altında olmasına ve bu sırada arşivlere tam erişim mümkün olmasına rağmen soykırım niyetinin ortaya konduğu hiçbir belge bulunamadı. Ortada bir dizi sahte belge var; özellikle 1920 yılında Fransa’da bir lisede bir araya getirilen ve artık abes düzeyde kurmaca olduğu kabul edilen (orijinal belgeler ortada yok) belgeler var. İngilizler ve daha sonra Alman mahkemeleri bunları kullanmayı reddetti.</p>
<p>1915 yılında Talat Paşa’nın başında olduğu İçişleri Bakanlığı Ermenilere iyi muamele edilmesini salık veren emirler yayımladı. 1916’da yaklaşık 1500 Osmanlı memuru yargılandı ve bunlardan aralarında bir valinin de bulunduğu 50 tanesi Ermenilere karşı işledikleri suçlar sebebiyle idam edildiler.</p>
<p>İyi bilindiği üzere İstanbul, İzmir ve Halep’teki Ermenilere neredeyse hiç dokunulmadı ve pek çok başka Ermeni de tehcirden hariç tutuldu. Haliyle Akçam’ın da dolaylı kanıtlar -örneğin gizli emirler- bulması gerekiyor. Bu tez çok sayıda Batılı okuru ikna etti ancak Osmanlı Türkçesi bilmedikleri için bir yargıya da varamıyorlardı. Osmanlı Türkçesi (ve Rusça) bilen Erman Şahin adlı genç bir akademisyen Akçam’a pek çok sarsıcı eleştiri getirdi. Kelimelere yanlış anlamlar yüklenmiş (örneğin “pillage” [bozgunculuk, yağma] kelimesi “massacre” [katliam] olarak çevrilmişti); kişilerin kimlikleri yanlış saptanmış, kronolojiyle oynanmış, alıntılardaki önemli kelime ve ifadeler çıkarılmıştı. Şahin son üç yıldır saygın dergilerde yazılar kaleme alıyor ama Akçam eleştirileri hiçbir zaman cevaplamadı. Bir başka diaspora lideri Vahakn Dadrian da Guenther Lewy tarafından Alman kaynaklarını yanlış kullandığı gerekçesiyle kıyasıya eleştirildi ama o da hiçbir zaman bu suçlamalara cevap vermedi.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-temmuz-2020">Derin Tarih Temmuz Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kırım Harbi Lüzumsuz Bir Savaş</title>
		<link>https://www.derintarih.com/izdusum/kirim-harbi-luzumsuz-bir-savas/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Norman Stone]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 01 Apr 2017 10:14:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İzdüşüm]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=6098</guid>

					<description><![CDATA[Bundan tam 161 yıl önce son bulan Kırım Savaşı, bugünden bakıldı­ğında çok gerilerde kalmış gibi gö­rünüyor. Peki İngiltere ve Fransa, mütte­fikleri Osmanlı Devleti ile birlikte niçin Karadeniz’de Rusya’ya karşı savaşıyordu? Bugünün penceresinden bu savaşa bir anlam vermek güç: Başlıca sebebi Kutsal Kudüs’ün anahtarlarının Fransız Kato­liklerde mi yoksa Rus Ortodokslarda mı duracağıydı. Bahsettiğimiz dönemde din çok güç­lüydü ve şüphesiz kayda değer bir mese­leydi bu. Fakat madalyonun öbür yüzün­de daha büyük bir emperyalizm sorunu ile karşı karşıyayız: resmî olarak Hıris­tiyanları korumakla mükellef olan iki milletten, Ruslar veya Fransızlardan hangisinin Osmanlı İmparatorluğu’na hükmedeceği meselesi. İngilizlerin sa­vaşa dahil olmalarının sebebi kesinlik­le buydu. İngiliz devlet&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bundan tam 161 yıl önce son bulan Kırım Savaşı, bugünden bakıldı­ğında çok gerilerde kalmış gibi gö­rünüyor. Peki İngiltere ve Fransa, mütte­fikleri Osmanlı Devleti ile birlikte niçin Karadeniz’de Rusya’ya karşı savaşıyordu? Bugünün penceresinden bu savaşa bir anlam vermek güç: Başlıca sebebi Kutsal Kudüs’ün anahtarlarının Fransız Kato­liklerde mi yoksa Rus Ortodokslarda mı duracağıydı.</p>
<p>Bahsettiğimiz dönemde din çok güç­lüydü ve şüphesiz kayda değer bir mese­leydi bu. Fakat madalyonun öbür yüzün­de daha büyük bir emperyalizm sorunu ile karşı karşıyayız: resmî olarak Hıris­tiyanları korumakla mükellef olan iki milletten, Ruslar veya Fransızlardan hangisinin Osmanlı İmparatorluğu’na hükmedeceği meselesi. İngilizlerin sa­vaşa dahil olmalarının sebebi kesinlik­le buydu. İngiliz devlet adamları bölge­de bir güç dengesine ihtiyaç olduğunu, zayıf Osmanlı’nın güçlü ve saldırgan Rusya’yı dengelemesi için desteğe ihti­yaç duyduğunu söylüyorlardı. Aksi hâlde Çar Boğazları ele geçirebilir, hatta bütün ülkeyi devirebilirdi. Bu durumda Rus ge­mileri Akdeniz’e yol alıp İngiltere’nin Hindistan’la bağlantısını kesebilirdi.</p>
<p>Hâlbuki yersiz bir korkuydu bu. Rus­ya çok geri kalmış bir ülkeydi ve ne or­dularını bir yerden diğerine taşımasını sağlayacak demir yollarına, ne de Batılı güçlere kafa tutacak modern savaş gemi­lerine sahipti.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derintarih-nisan2017">Derin Tarih Nisan Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İngilizlerin kût tekerlemesi: “Cennet dedikleriyse bu kurna, Cehennem nerede ola?”</title>
		<link>https://www.derintarih.com/izdusum/ingilizlerin-kut-tekerlemesi-cennet-dedikleriyse-bu-kurna-cehennem-nerede-ola/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Norman Stone]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 01 May 2016 05:00:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İzdüşüm]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derintarih.com/?p=868</guid>

					<description><![CDATA[Kûtu’l-Amâre, Bağdat’ın güneyinde, Dicle üze­rinde, kuş uçmaz kervan geçmez bir yer. Ay­nı zamanda, İngiliz ordusunun öğrenme eğ­risini simgeleyen felaketlerden birine de ev sahipliği yapmış. Bu eğride Kûtu’l-Amâre’den önce La Rochelle (1629), Fransız devrimci savaşları sıra­sındaki Grand Old Duke of York vakası ve 1940’ta Nor­veç geliyordu. 1916 Nisan’ı sonlarında, General Charles Vere Townshend 13 bin adamıyla birlikte, kendisini 4 ay boyunca Kût’ta kuşatma altında tutan Türklere teslim olacaktı. Bu olay İngilizlerin Gelibolu’da teslim bay­rağını çekmelerinden çok kısa süre sonra gerçekleş­ti ve tabii olarak Türklere bir zafer havası verdi: Sö­züm ona Avrupa’nın yaşlı adamı, döşeğinden sağlam bir tekme sallamıştı. Tutsak alınan askerler&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kûtu’l-Amâre, Bağdat’ın güneyinde, Dicle üze­rinde, kuş uçmaz kervan geçmez bir yer. Ay­nı zamanda, İngiliz ordusunun öğrenme eğ­risini simgeleyen felaketlerden birine de ev sahipliği yapmış. Bu eğride Kûtu’l-Amâre’den önce La Rochelle (1629), Fransız devrimci savaşları sıra­sındaki Grand Old Duke of York vakası ve 1940’ta Nor­veç geliyordu.</p>
<p>1916 Nisan’ı sonlarında, General Charles Vere Townshend 13 bin adamıyla birlikte, kendisini 4 ay boyunca Kût’ta kuşatma altında tutan Türklere teslim olacaktı. Bu olay İngilizlerin Gelibolu’da teslim bay­rağını çekmelerinden çok kısa süre sonra gerçekleş­ti ve tabii olarak Türklere bir zafer havası verdi: Sö­züm ona Avrupa’nın yaşlı adamı, döşeğinden sağlam bir tekme sallamıştı. Tutsak alınan askerler esarete gönderilmeden önce Bağdat’ın merkezinde yürütül­dü. Bu sırada gerçekten de onurlu davranmışlardı. Bir zaman sonra kendilerini yenilgiye uğratan Osmanlı Generali Halil Paşa’nın varını yoğunu kaybedip has­talığın pençesine düştüğünü öğrendiklerinde onu el birliğiyle Londra’daki Tropik Hastalıklar Hastanesi’ne götürmüşlerdi. Tam bir kahramanlar savaşı! Fakat ay­nı zamanda, petrol uğruna yapılan ilk savaş!</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>1915’in vahşi dünyası</title>
		<link>https://www.derintarih.com/izdusum/1915in-vahsi-dunyasi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Norman Stone]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 31 Jan 2016 22:01:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İzdüşüm]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derintarih.com/?p=500</guid>

					<description><![CDATA[Ypres Savaşı’nın gürültüsü azalınca ve kış soğuğu doğuyu pençesine alınca İngilizler bir durum değerlendirmesi yaptılar. Bu savaş nasıl kazanılacaktı? Rehber olarak tarihe bakılıyordu, tarihin dersleri de yeterince açıktı: Napolyon zamanında İngiliz gücü ile Fransız zayıflığını hesaba katma stratejisi uygulanmıştı. Kraliyet Donanması Fransa’nın dış dünyayla ticaretini ablukaya alıp boğmuştu. Brest, Bordeaux, Toulon kuruyup kalmış ve dünya üzerindeki Fransız nüfuzu çökmüştü. Napolyon epeyce para tüketen ikame sanayilerini teşvik etmişti ama bunlar yeterli olmamıştı. Fransız ekonomisi bozulurken sömürgeleri de berbat malları yüksek fiyattan satın alma şantajına öfkelenmişlerdi. Bu arada İngilizler deniz aşırı ticareti tekelleştirdikleri için epeyce para kazanmış, bu parayı kara savaşı yürüten&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ypres Savaşı’nın gürültüsü azalınca ve kış soğuğu doğuyu pençesine alınca İngilizler bir durum değerlendirmesi yaptılar. Bu savaş nasıl kazanılacaktı? Rehber olarak tarihe bakılıyordu, tarihin dersleri de yeterince açıktı: Napolyon zamanında İngiliz gücü ile Fransız zayıflığını hesaba katma stratejisi uygulanmıştı. Kraliyet Donanması Fransa’nın dış dünyayla ticaretini ablukaya alıp boğmuştu. Brest, Bordeaux, Toulon kuruyup kalmış ve dünya üzerindeki Fransız nüfuzu çökmüştü. Napolyon epeyce para tüketen ikame sanayilerini teşvik etmişti ama bunlar yeterli olmamıştı. Fransız ekonomisi bozulurken sömürgeleri de berbat malları yüksek fiyattan satın alma şantajına öfkelenmişlerdi. Bu arada İngilizler deniz aşırı ticareti tekelleştirdikleri için epeyce para kazanmış, bu parayı kara savaşı yürüten Avusturyalılara ve Ruslara borç olarak verebilmişlerdi. Bir süre sonra kendileri de Napolyon İmparatorluğu’nun en uç noktası İspanya’ya büyükçe bir askerî kuvvet indirebilmişlerdi: Denizden ikmali yapılan 80 bin asker, zamanın standartlarına göre büyük bir kuvvetti; oysa Fransızlar, Avrupa’nın azgın ve vahşi haydutların kol gezdiği en çıplak ve zor kısmından dereleri ve tepeleri aşarak ikmallerini yapmak zorundaydılar. Gerilla, yani “küçük savaş” sözcüğü bu zamandan kalmadır. Aslında o kadar da “küçük” değildi. İngilizler, İspanyollar ve Portekizliler büyük bir taarruz başlattılar ama Fransızların İspanya’dan temizlenmesi 5 yıl sürdü. Napolyon buna kendisini takatten düşüren “İspanyol ülseri” dedi ama söz konusu olan ülserden fazla bir şeydi: Karşısında iki, hatta Portekiz’i de eklerseniz üç Atlantik imparatorluğu vardı.</p>
<p><em>Devamı Derin Tarih’in Şubat sayısında!</em></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
