﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Nuh Albayrak &#8211; Derin Tarih</title>
	<atom:link href="https://www.derintarih.com/yazar/nuhalbayrak/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<description>Tarih Okuyan Şaşırmaz</description>
	<lastBuildDate>Tue, 01 Sep 2020 06:16:49 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.7.5</generator>

<image>
	<url>https://www.derintarih.com/wp-content/uploads/2015/12/favicon-150x150.png</url>
	<title>Nuh Albayrak &#8211; Derin Tarih</title>
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Kaftanı Geri Vermemek İçin “Yavuz’dan Belge Getirin” Dediler</title>
		<link>https://www.derintarih.com/dosya/kaftani-geri-vermemek-icin-yavuzdan-belge-getirin-dediler/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nuh Albayrak]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 01 Sep 2020 06:16:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[fetva]]></category>
		<category><![CDATA[Hâkimü'l-Haremeyn]]></category>
		<category><![CDATA[Mİmar Sinan]]></category>
		<category><![CDATA[Mısır]]></category>
		<category><![CDATA[tevazuu]]></category>
		<category><![CDATA[Ulemâ]]></category>
		<category><![CDATA[Yavuz Sultan Selim Han]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=6360</guid>

					<description><![CDATA[Yavuz Sultan Selim Han kutlu müjdeyle gittiği Mısır seferinden stratejik bir zaferle dönüyordu. Adana civarında, yağmur sebebiyle çamur deryasına dönen yolda sohbet ederek ilerlerken Kazasker İbn-i Kemal Hazretlerinin atından sıçrayan çamur padişahın kaftanına isabet eder. İbn-i Kemal’in mahcubiyetini fark eden Yavuz Selim Han, maiyetinden yeni bir kaftan ister ve “Ulemâdan sıçrayan çamur medâr-ı zînet ve bâis-i mefharet olur. Öldüğüm zaman bu kaftanı üzerime örtün” şeklindeki meşhur vasiyetini söyler. Zira İbn-i Kemal müstakbel şeyhülislam, nam-ı diğer müfti’s-sakaleyn’dir. Yani insanların yanı sıra cinlere de fetva vermektedir. Ancak asıl büyüklük, iki cihan serverinin iltifatına mazhar olmuş, saltanatını Hilâfet’le taçlandırmış bir padişahın tevazuudur. Nitekim&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yavuz Sultan Selim Han kutlu müjdeyle gittiği Mısır seferinden stratejik bir zaferle dönüyordu. Adana civarında, yağmur sebebiyle çamur deryasına dönen yolda sohbet ederek ilerlerken Kazasker İbn-i Kemal Hazretlerinin atından sıçrayan çamur padişahın kaftanına isabet eder.</p>
<p>İbn-i Kemal’in mahcubiyetini fark eden Yavuz Selim Han, maiyetinden yeni bir kaftan ister ve “Ulemâdan sıçrayan çamur medâr-ı zînet ve bâis-i mefharet olur. Öldüğüm zaman bu kaftanı üzerime örtün” şeklindeki meşhur vasiyetini söyler.</p>
<p>Zira İbn-i Kemal müstakbel şeyhülislam, nam-ı diğer müfti’s-sakaleyn’dir. Yani insanların yanı sıra cinlere de fetva vermektedir. Ancak asıl büyüklük, iki cihan serverinin iltifatına mazhar olmuş, saltanatını Hilâfet’le taçlandırmış bir padişahın tevazuudur. Nitekim Haremeyn’i de ihtiva eden Mısır fethinden sonra “Hâkimü’l-Haremeyn” olarak ithaf edilen unvanı “Hâdimü’l-Haremeyn” şeklinde değiştirmiştir.</p>
<p>Kaynaklarda “Fevkalade mütevazı, nazik tabiatlı ve zarif sözlü” olarak tanıtılan Sultan, sırf Ehli Sünnet’in bayraktarlığını yaptığı için “merhametsiz ve kan dökücü” gibi iftiralara maruz kalmaktadır. Oysa Batılı elçiler bile raporlarında, “adil bir padişah” olduğunu özellikle vurgulamıştır.</p>
<p>Bu uzun ve meşakkatli seferden sonra bir süre İstanbul’da kalan Yavuz Selim Han, 18 Temmuz 1520 tarihinde Edirne’ye gitmek üzere yola çıkar ancak hastalığı ağırlaştığı için Çorlu’da kalır ve iki aylık ümitsiz tedaviden sonra ahirete intikal eder. 2 bin 500 kilometrelik alev deryasını aşmayı başaran şanlı Yavuz, Edirne’ye varamadan İstanbul’a geri dönmüştür! Mirza Sarayı denilen şimdiki yerine defnedilir. Oğlu (Kanuni) Sultan Süleyman’ın ilk işi, babasının vasiyetini yerine getirebilmek için Mimar Sinan’a bir türbe yaptırmak olur. Cami ve türbe 1522 yılında tamamlanır ve Yavuz Sultan Selim’in “çamurlu kaftan”ı, vasiyetine uygun olarak sanduka üzerine yerleştirilir.</p>
<p>Kaftan yaklaşık beş asır boyunca hiç ayrılmaksızın sahibiyle kalır. Hatta türbenin ziyarete kapatıldığı, camlarının kırılıp viraneye döndüğü CHP diktatörlüğü döneminde bile kaftan oradadır.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-eylul-2020">Derin Tarih Eylül Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye “Haçlı Kuşatması”nı Yaramasaydı Ayasofya’yı Açamazdı</title>
		<link>https://www.derintarih.com/dosya/turkiye-hacli-kusatmasini-yaramasaydi-ayasofyayi-acamazdi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nuh Albayrak]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 04 Aug 2020 06:07:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Asr-I Saadet]]></category>
		<category><![CDATA[Ayasofya Camii]]></category>
		<category><![CDATA[Fatih]]></category>
		<category><![CDATA[Konstantinopolis]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=6239</guid>

					<description><![CDATA[İnsanoğlu “zaman” denilen tünelde ilerledikçe asr-ı saadetten uzaklaşmaktadır. Ama 86 yıl önce, Fatih’in yadigârına kilit vuruluşunu hüzünle izleyenler, bugünleri görmeyi çok isterlerdi herhalde. 10 Temmuz 2020 günü verilen müjde, zaten hiç unutulmayan Ayasofya’yı tekrar gündemin göbeğine taşıdı. Ama açılış kararıyla birlikte tartışmaların muhtevası da değişti. Yıllardır ‘sahte’kârlıkla kapatıldığını tartışıyorduk. Bu kararla birlikte, “Neden şimdi?” sorusuna cevap arandığını görüyoruz. Ayasofya Camii’nin şimdiye kadar neden açılamadığını anlayabilmek için nasıl kapatıldığını iyi anlamak gerekir. Hıristiyan âleminin “Ayasofya sızısı” 1453’ten başlar. Camiye çevrilmesi bizim için “Fethin sembolü” iken, onlar için de 13 asırdır devam eden Konstantinopolis destanının sonu anlamına geliyordu. Ayasofya’nın tekrar kilise olması,&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İnsanoğlu “zaman” denilen tünelde ilerledikçe asr-ı saadetten uzaklaşmaktadır. Ama 86 yıl önce, Fatih’in yadigârına kilit vuruluşunu hüzünle izleyenler, bugünleri görmeyi çok isterlerdi herhalde.</p>
<p>10 Temmuz 2020 günü verilen müjde, zaten hiç unutulmayan Ayasofya’yı tekrar gündemin göbeğine taşıdı. Ama açılış kararıyla birlikte tartışmaların muhtevası da değişti. Yıllardır ‘sahte’kârlıkla kapatıldığını tartışıyorduk. Bu kararla birlikte, “Neden şimdi?” sorusuna cevap arandığını görüyoruz.</p>
<p>Ayasofya Camii’nin şimdiye kadar neden açılamadığını anlayabilmek için nasıl kapatıldığını iyi anlamak gerekir.</p>
<p>Hıristiyan âleminin “Ayasofya sızısı” 1453’ten başlar. Camiye çevrilmesi bizim için “Fethin sembolü” iken, onlar için de 13 asırdır devam eden Konstantinopolis destanının sonu anlamına geliyordu. Ayasofya’nın tekrar kilise olması, “Konstantinopolis” umudunu da beraberinde getirecekti. Ancak Osmanlı’nın Ayasofya’ya gösterdiği itina sebebiyle bu sızıyı asırlarca içlerinde saklamak zorunda kaldılar.</p>
<p>Nitekim nesilden nesle aktardıkları bu ortak hedef, “hasta adam”ın son dönemlerinde, “derin İngiliz” Lord Curzon tarafından, “Ayasofya bir kiliseydi, elbette gene eski durumuna getirilecektir” şeklinde ilan edilmiştir. 1 İstanbul’un işgalinde “çakma fatih” olma sevdasına kapılan Fransız komutanın Ayasofya kapısına dayanması da aynı birikmiş arzunun tezahürüydü.</p>
<p>Ama Osmanlı henüz ölmemişti…</p>
<p>Vahdettin Han şahsını korumakla görevli 700 askerle önceden aldığı tedbir sayesinde Ayasofya’ya çan takılmasına mani olmuştu.</p>
<p><strong>“Kilise olmuyorsa müze olsun”</strong></p>
<p>Fransız komutan o gün muradına erememiş olsa da, Osmanlı Devleti’nin 1. Dünya Savaşı’nda mağlup olması Haçlı dünyasını çok umutlandırmıştı. Artık Türkleri Avrupa’dan atacak; Ayasofya’yı da esaretten kurtaracaklardı! Nitekim 22 Aralık 1919’da Londra’da yapılan Sevr mutabakatındaki ana konulardan biri buydu. İngiltere, Rusya, Fransa ve Yunanistan Ayasofya Camii’nin kiliseye dönüştürülmesinde anlaşmışlardı.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-agustos-2020">Derin Tarih Ağustos Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
