﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Nuri Durucu &#8211; Derin Tarih</title>
	<atom:link href="https://www.derintarih.com/yazar/nuridurucu/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<description>Tarih Okuyan Şaşırmaz</description>
	<lastBuildDate>Tue, 03 Jun 2025 10:34:40 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.7.5</generator>

<image>
	<url>https://www.derintarih.com/wp-content/uploads/2015/12/favicon-150x150.png</url>
	<title>Nuri Durucu &#8211; Derin Tarih</title>
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Kanûnî’nin Elmasının Gizemli Yolculuğu</title>
		<link>https://www.derintarih.com/mercek/kanuninin-elmasinin-gizemli-yolculugu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nuri Durucu]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 03 Jun 2025 10:34:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Mercek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=11524</guid>

					<description><![CDATA[Kanûnî Sultan Süleyman tarafından satın alınan ve bir buçuk asrı aşkın süre sonra Sultan II. Mustafa’nın sorgucunda kullanılan, 19. yüzyılda “Turkey I” olarak yabancı bir kitapta karşımıza çıkan ve 20. yüzyılda İngiliz Graff firması tarafından “II. Abdülhamid” adı verilen muhteşem elmasın karanlık mazisine doğru yolculuğa çıkıyoruz. &#160; Devamı Derin Tarih Haziran Sayısında… ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kanûnî Sultan Süleyman tarafından satın alınan ve bir buçuk asrı aşkın süre sonra Sultan II. Mustafa’nın sorgucunda kullanılan, 19. yüzyılda “Turkey I” olarak yabancı bir kitapta karşımıza çıkan ve 20. yüzyılda İngiliz Graff firması tarafından “II. Abdülhamid” adı verilen muhteşem elmasın karanlık mazisine doğru yolculuğa çıkıyoruz.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-haziran-2025-/-sayi-159">Derin Tarih Haziran Sayısında… </a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hürrem Sultan’ın Mücevherleri</title>
		<link>https://www.derintarih.com/oteki-osmanli/hurrem-sultanin-mucevherleri/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nuri Durucu]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 01 May 2022 04:10:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Öteki Osmanlı]]></category>
		<category><![CDATA[Haseki Külliyesi]]></category>
		<category><![CDATA[Hürrem Sultan]]></category>
		<category><![CDATA[I. Ferdinand]]></category>
		<category><![CDATA[Rokselan]]></category>
		<category><![CDATA[Roza]]></category>
		<category><![CDATA[Rozanna]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=8030</guid>

					<description><![CDATA[Avrupalıların “Rokselan”, “Roza”, “Rozanna”; bizim ise şen ve tatlı dilli olmasından dolayı “Hürrem” diye tanıdığımız, bugünkü Ukrayna topraklarında dünyaya gelen bu hanım, hareme girince Kanûnî Sultan Süleyman’ın dikkatini çekmeyi başarmış, kısa sürede Osmanlı sarayına Hanım Sultan olmuştu. Kanûnî, Hürrem’i ziyadesiyle sevmiş; muhabbetini farklı şekillerde ifade etmekten de geri durmamıştı. Hürrem’e yaklaşımı, cariye elitinin standartları bakımından istisnaiydi. Mesela saraydaki hasekilerin maaşı 16. yüzyılda günlük ortalama 150-500 akçe iken Hürrem’in maaşı günlük 2 bin akçe idi. Roma-Germen İmparatoru I. Ferdinand’ın elçisi Ogier Ghislain de Busbecq, 1555 yılında İstanbul’a geldiğinde görüp duyduklarını hatırat mahiyetinde yazmıştı. Ona göre Hürrem, resmî bir evlilik anlaşması sayesinde&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Avrupalıların “Rokselan”, “Roza”, “Rozanna”; bizim ise şen ve tatlı dilli olmasından dolayı “Hürrem” diye tanıdığımız, bugünkü Ukrayna topraklarında dünyaya gelen bu hanım, hareme girince Kanûnî Sultan Süleyman’ın dikkatini çekmeyi başarmış, kısa sürede Osmanlı sarayına Hanım Sultan olmuştu.</p>
<p>Kanûnî, Hürrem’i ziyadesiyle sevmiş; muhabbetini farklı şekillerde ifade etmekten de geri durmamıştı. Hürrem’e yaklaşımı, cariye elitinin standartları bakımından istisnaiydi. Mesela saraydaki hasekilerin maaşı 16. yüzyılda günlük ortalama 150-500 akçe iken Hürrem’in maaşı günlük 2 bin akçe idi.</p>
<p>Roma-Germen İmparatoru I. Ferdinand’ın elçisi Ogier Ghislain de Busbecq, 1555 yılında İstanbul’a geldiğinde görüp duyduklarını hatırat mahiyetinde yazmıştı. Ona göre Hürrem, resmî bir evlilik anlaşması sayesinde çeyiz olarak yıllık 5 bin altın duka tutarında sabit bir gelir elde etmişti. Kanûnî’yi öylesine etkilemişti ki, bu muhabbet sayesinde paraya ve mücevherlere boğulmuştu adeta. Sadece elbiselerinden biri 100 bin altın ediyordu. Ayrıca kendisine hediye edilen bütün cariyeleri sarayın gözdeleri ve subayları ile evlendirmişti.</p>
<p>Hürrem Sultan’ın 1560-61 (Hicrî 968) yılındaki imaret geliri 1 milyon 257 bin 181 akçe idi. İstanbul’daki geliri daha çok evler, dükkânlar, kervansaraylar, fırınlar ve odunculardan gelmekteydi. Bütün bu mülkler içerisinde en kazançlısı, Ayasofya karşısındaki çifte hamamdı. Buranın yıllık geliri Hicrî 965 yılında 85 bin akçe idi. Yapıyı çevreleyen bostanlarda üretilen meyve ve sebzeler Hicrî 968’de 600 akçe tutarında bir gelir sağlıyordu. Avrat Pazarı’nda inşa ettirdiği Haseki Külliyesi’ni de bu hayır işlerine ilave edebiliriz. Dikkat çekmek gerekir ki, Hürrem Sultan elde ettiği bu gelirleri hayır işlerinde harcamıştır. Bunlar arasında, Kudüs’te gerçekleştirdiği Haziran 1557 (Şaban 964) tarihli imar çalışmaları takdire şayandır ve bugün dahi araştırmalara konu olmaktadır. Ayrıca Mekke ve Medine’de yaptırdığı hayır eserleri de göz ardı edilemeyecek kadar önemlidir.</p>
<p>Hürrem Sultan’ın kıymetli elbiseleri ve takılarıyla Avrupalılar tarafından yapılan çizimleri bilinmekle birlikte Türk kadınlarının da takılı çizimlerine sıkça rastlanmaktadır. 1551 yılında Fransa’dan İstanbul’a gelen Nicolas de Nicolay’ın çizimlerinde bu türden örnekler mevcuttur.</p>
<p>Çok yönlü bir araştırmacı, şair, ressam, mimar ve kuyumcu unvanlarını taşıyan hümanist Melchior Lorck’un Kanûnî Sultan Süleyman’ın saltanatı sırasında, Busbecq’in maiyetinde ziyaret ettiği İstanbul’daki intibalarından hareketle hazırladığı gravürler arasındaki kadın portreleri, takılarla ilgili değerli görsel belgelerdir. Bilhassa çizdiği iki portredeki kadınların baş takıları dikkat çekicidir. Bunlardan biri yalnızca bir kadın portresi olarak tanımlanırken, diğeri <em>Sultana Roxalana,</em> yani Hürrem Sultan olarak adlandırılır. Lorck, mücevherle ve altın zincirlerle süslenmiş olan Hürrem Sultan’ı, Avrupa’da bilindiği haliyle, takıya düşkün olarak tasvir etmiş olabilir. Burada silindirik bir başlık üzerine takılı çeşitli mücevherler görülür. Armudî inciler ve değerli taşlar başlığı çepeçevre sararak şakaklara dökülür. Başlık, tüylü sorguçlar ve dikdörtgen, yuvarlak ya da lale biçimli yuvalar içindeki taşlarla donatılmıştır.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-mayis-2022">Derin Tarih Mayıs Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Cihâdiye Yüzüğü</title>
		<link>https://www.derintarih.com/oteki-tarih/cihadiye-yuzugu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nuri Durucu]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 01 Sep 2021 03:15:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Öteki Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Cihâdiye]]></category>
		<category><![CDATA[Cimcoz Bey]]></category>
		<category><![CDATA[Harp Mecmuası]]></category>
		<category><![CDATA[Sultan V. Mehmed Reşad]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=7303</guid>

					<description><![CDATA[Çanakkale Savaşı’nda saklı kalan hikâyelerden biri de Cihâdiye yüzüğüne aittir. Çok sayıda şehit verdiğimiz Çanakkale cephesindeki yaralıların büyük kısmı İstanbul’a getirilince hastanelerde yer ve hastabakıcı eksikliği baş göstermiş; ilaç, pamuk, sargı bezi gibi sıhhî malzeme ihtiyacı hızla artmıştır. Vahametin kendisine iletilmesi üzerine Sultan V. Mehmed Reşad bir ferman yayınlar. İstanbul’da tellallar vasıtasıyla yaralıların tedavisi için hanımlara ihtiyaç olduğu duyurulur, gelebileceklerin yanlarında tıbbî malzeme de getirmeleri istenir. Bu çağrıya cevaben, İstanbullu hanımlar yardım için hastanelere akın ederler adeta. Bu arada halkın bağışladığı ziynet eşyalarıyla ilaç ve tıbbî malzemeler temin edilir. Bu asil davranış bütün yurtta kabul bulur. Hanımların temsilcilerine para ve&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Çanakkale Savaşı’nda saklı kalan hikâyelerden biri de Cihâdiye yüzüğüne aittir. Çok sayıda şehit verdiğimiz Çanakkale cephesindeki yaralıların büyük kısmı İstanbul’a getirilince hastanelerde yer ve hastabakıcı eksikliği baş göstermiş; ilaç, pamuk, sargı bezi gibi sıhhî malzeme ihtiyacı hızla artmıştır. Vahametin kendisine iletilmesi üzerine Sultan V. Mehmed Reşad bir ferman yayınlar. İstanbul’da tellallar vasıtasıyla yaralıların tedavisi için hanımlara ihtiyaç olduğu duyurulur, gelebileceklerin yanlarında tıbbî malzeme de getirmeleri istenir. Bu çağrıya cevaben, İstanbullu hanımlar yardım için hastanelere akın ederler adeta.</p>
<p>Bu arada halkın bağışladığı ziynet eşyalarıyla ilaç ve tıbbî malzemeler temin edilir. Bu asil davranış bütün yurtta kabul bulur. Hanımların temsilcilerine para ve ödül teklif edildiyse de onlar bu gayreti vatan için gösterdiklerini, yardım ettikleri askerleri en yakın akrabaları olarak kabul ettiklerini ve bunun karşılığında hiçbir şekilde para ve benzeri bir ödülü kabul etmeyeceklerini ifade ederler.</p>
<p><em>Harp</em> <em>Mecmuası’</em>nda yer verilen yazıya göre, kıymetli takılarını hiç düşünmeden devlete hibe eden hanımlara, Mehmetçik karınca kararınca bir hediye takdim etmek ister. Kullanılmaz durumdaki İngiliz tüfeklerinin namluları halka şeklinde kesilir. Çelik halkaların üzerine ay-yıldız çizilip, cihâd ilanının tarihine atıf yapılarak, ‘Cihâdiye 1332’ yazılır. Bazılarına da ‘Müdafaa-i Milliye’ ibaresi eklenir. Namlu parçalarından elde edilen yüzükler fedakâr hanımlara takdim edilir. Gönüllü hanımlar ise bu yüzükleri Galata’da satıp gelirini yine orduya bağışlarlar.</p>
<p>Müdafaa-i Milliye Cemiyeti, Cihâdiye yüzüklerini orduya destek olunması gayesiyle, 4 Mayıs 1915 tarihinde İstanbul’da 5 kuruştan satışa çıkarır. Bu yüzükler, “Askere gidecek olanlara yardım, hastane ve aşevleri tesisi, asker ailelerine yiyecek temini, orduya destek olunması maksadıyla” üretilip satılır. Yüzükler hurda ve dökme demirden imal edilmiş olup, devlet erkânı için hazırlananlar ise gümüştendir. Bir tarafına kabartma olarak ‘Cihâdiye’ yazısı ve ay-yıldız, diğer tarafına da 1332 tarihi işlenmiştir.</p>
<p>Müdafaa-i Milliye Cemiyeti Reisi Nedim Bey, İstanbul mebusu ve cemiyetin İrşadiye Reisi Salah Cimcoz Bey ile Cemiyet Müdürü Cemil Bey 24 Nisan 1915 tarihinde Dolmabahçe Sarayı’nda Padişah V. Mehmed Reşad’ın huzuruna çıkarak, Cihâdiye yüzüklerinden örnekleri ve ordunun askerî ihtiyaçlarının karşılanması için yapılan yardımları gösteren bir listeyi kendisine sunarlar. Mehmed Reşad takdim edilenleri kabul eder, Cihâdiye yüzüğünü de parmağına takar. Çalışmalarından dolayı cemiyeti tebrik eder. Sonra da cemiyetten gelenlere 100 Osmanlı lirası takdim eder.</p>
<p>Üretilen yüzükler İran, Afganistan ve Romanya’da da satılır. Elde edilen gelir ordunun ihtiyaçları ile cephede bulunan askerlerin geride kalan ailelerine yardım amaçlı kullanılır. Cemiyet savaş bitene kadar bu yüzükleri üretmiştir.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-eylul-2021">Derin Tarih Eylül Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>5,000 Yıllık Mücevher Tarihi</title>
		<link>https://www.derintarih.com/oteki-tarih/5000-yillik-mucevher-tarihi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nuri Durucu]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 01 Jun 2020 05:30:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Öteki Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[Altın Adam]]></category>
		<category><![CDATA[Çin Seddi]]></category>
		<category><![CDATA[Göktürkler]]></category>
		<category><![CDATA[Hunlar]]></category>
		<category><![CDATA[Kazakistan]]></category>
		<category><![CDATA[MÖ 3000]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=6023</guid>

					<description><![CDATA[MÖ 3000 yılına tarihlendirilen bakırdan yapılmış küpe ve diğer süs eşyaları Orta Asya’da yapılan arkeolojik kazılarda bulunmuştur. Bundan 2500 yıl sonrasına, MÖ 500 yılına ait Altın Adam heykeli ise Kazakistan’ın Alma Ata şehrinde bulunmuştur. Altın elbise, Esik kurganı adı verilen kurgandaki 23 yaşında bir prense ait olan altın zırh parçalarından oluşur, başlığı ok ve tuğlarla süslüdür. Bundan başka, Çin Seddi sınırında Hun (MÖ 220-46) savaşçılarına ait olan ve ‘kurgan’ adı verilen mezarlarda çok sayıda metal takı bulunmuştur. Balıksırtı süslemeli plakalar Hun sanatının karakteristik özelliklerindendir. Hun kılıçlarının kabzalarında hayvan figürleri görülür. Kılıçların üzerindeki necef, akik ve kehribar taşları itina ile tıraşlıdır.&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>MÖ 3000 yılına tarihlendirilen bakırdan yapılmış küpe ve diğer süs eşyaları Orta Asya’da yapılan arkeolojik kazılarda bulunmuştur. Bundan 2500 yıl sonrasına, MÖ 500 yılına ait Altın Adam heykeli ise Kazakistan’ın Alma Ata şehrinde bulunmuştur. Altın elbise, Esik kurganı adı verilen kurgandaki 23 yaşında bir prense ait olan altın zırh parçalarından oluşur, başlığı ok ve tuğlarla süslüdür.</p>
<p>Bundan başka, Çin Seddi sınırında Hun (MÖ 220-46) savaşçılarına ait olan ve ‘kurgan’ adı verilen mezarlarda çok sayıda metal takı bulunmuştur. Balıksırtı süslemeli plakalar Hun sanatının karakteristik özelliklerindendir. Hun kılıçlarının kabzalarında hayvan figürleri görülür. Kılıçların üzerindeki necef, akik ve kehribar taşları itina ile tıraşlıdır.</p>
<p>Hunlar ve Göktürkler (552-745) Tanrı dağlarında Kaşgar-Kuça bölgesinde altın, gümüş, bakır, kurşun ve kükürt madenlerini, Hazarlar (630-1030) ise Kafkaslardaki altın ve gümüş madenlerini işletmiştir.</p>
<p>Göktürk yazıtlarında altın zenginlik sembolüdür. “Sarı altın, beyaz gümüş” yazıtlarda sıkça geçen bir ifadedir. Mesela Bilge Kağan yazıtında Türk milletinin refahını artırıp zenginleştirdiğini belirtmek için “sarı altın, beyaz gümüş” kazandığı yazılıdır. Eski Türk yazıtlarında altın para, mal ve servet olarak görülmekte, büyük değer verilmektedir. Altın-Otağ tabiri hakan çadırı için kullanılır. Hakanın tahtı ve devleti temsil eden tuğların başı da altından yapılmıştır. Tuğ Türklere ait bir sembol olup Arap ve Bizanslılarda görülmez. Avarlar (6-9. yy) Avrupa’da Tuna nehri civarında hüküm sürmüş; 599’da Bizans’tan aldıkları vergi 80 bin altından 100 bin altına çıkmıştır.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-haziran-2020">Derin Tarih Haziran Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
