﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Oktay Bozan &#8211; Derin Tarih</title>
	<atom:link href="https://www.derintarih.com/yazar/oktaybozan/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<description>Tarih Okuyan Şaşırmaz</description>
	<lastBuildDate>Fri, 04 Jun 2021 08:16:28 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.1.3</generator>

<image>
	<url>https://www.derintarih.com/wp-content/uploads/2015/12/favicon-150x150.png</url>
	<title>Oktay Bozan &#8211; Derin Tarih</title>
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Diyarbakırlıların İzmir’in İşgaline Tepkisi</title>
		<link>https://www.derintarih.com/maziye-bir-nazar/diyarbakirlilarin-izmirin-isgaline-tepkisi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Oktay Bozan]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 04 Jun 2021 08:16:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Maziye Bir Nazar]]></category>
		<category><![CDATA[Calthorpe]]></category>
		<category><![CDATA[İzmir]]></category>
		<category><![CDATA[Paris Barış Konferansı]]></category>
		<category><![CDATA[Wilson prensipleri]]></category>
		<category><![CDATA[Yunanlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=7161</guid>

					<description><![CDATA[İzmir’in Yunanlar tarafından işgaline Paris Barış Konferansı’nda karar verilmiştir. Yunanistan Başbakanı Elefterios Venizelos, bu işgalin gerekçelerini Paris Barış Konferansı’na sunduğu muhtırasında “Wilson Prensipleri”ne dayandırmak istemiştir. Yunanistan İzmir’in işgali ile “Büyük Yunanistan” hayalini gerçekleştirmeyi hedefliyordu. Bunun için Osmanlı Devleti’nin politik, ekonomik ve askerî kudret bakımından en zayıf olduğu zamanı fırsat olarak görmüştür. İzmir’in işgaline karar veren İngiltere, Fransa ve Amerika Birleşik Devletleri, işgalin İngiliz Amiral Calthorpe tarafından yürütülmesini uygun görmüşler, bu bağlamda 13 Mayıs 1919 günü İtilaf Devletleri donanmalarına mensup birçok harp gemisi İzmir limanına gelmiştir. Durumu İzmir valisine haber vermeye giden İngiliz Yüksek Komiserliği temsilcilerinden James Morgan ve Yarbay Smith’in&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir’in Yunanlar tarafından işgaline Paris Barış Konferansı’nda karar verilmiştir. Yunanistan Başbakanı Elefterios Venizelos, bu işgalin gerekçelerini Paris Barış Konferansı’na sunduğu muhtırasında “Wilson Prensipleri”ne dayandırmak istemiştir. Yunanistan İzmir’in işgali ile “Büyük Yunanistan” hayalini gerçekleştirmeyi hedefliyordu. Bunun için Osmanlı Devleti’nin politik, ekonomik ve askerî kudret bakımından en zayıf olduğu zamanı fırsat olarak görmüştür.</p>
<p>İzmir’in işgaline karar veren İngiltere, Fransa ve Amerika Birleşik Devletleri, işgalin İngiliz Amiral Calthorpe tarafından yürütülmesini uygun görmüşler, bu bağlamda 13 Mayıs 1919 günü İtilaf Devletleri donanmalarına mensup birçok harp gemisi İzmir limanına gelmiştir. Durumu İzmir valisine haber vermeye giden İngiliz Yüksek Komiserliği temsilcilerinden James Morgan ve Yarbay Smith’in çevresini kuşatan büyük bir kalabalık arasından öne atılan genç bir Türk subayı, duygularını, “Büyük bir ulus olduğumuzu ve henüz ölmediğimizi bilmenizi isterim. Belki uyur görünüyoruz ama savaşacağız. Yurdumuzun bu şekilde elden çıkarılmasına tahammül etmeyiz. Bizler ölü değiliz” sözleriyle dile getirmiştir.</p>
<p>Benzer bir hissiyatla 16 Mayıs 1919’dan itibaren Sadaret’e ve işgal güçlerinin temsilciliklerine, Anadolu’nun birçok yerinden çekilen protesto telgrafları işgale duyulan tepkiyi açıkça göstermiştir. Mondros Mütarekesi şartlarına aykırı olan işgalin bilhassa Yunanlara yaptırılması, onların da şehre ayak basar basmaz katliama ve halkın mukaddesatına tecavüze girişmeleri, Türk milletinin millî duygularına büyük ölçüde tesir etmiştir. İzmir’in Yunanlarca işgali Güneydoğu Anadolu’da da büyük bir yankı uyandıracaktı. Zira bu hadise Ermenilerin doğu vilayetlerindeki iddialarına zemin hazırlayacaktı. Diğer bir ifade ile Yunanların İngiltere’nin teşvik ve himayesinde İzmir’e çıkması ve yörede gerçekleştirdikleri katliamlar, Doğulular için de başlarına gelmesi muhtemel akıbetin göstergesi niteliğindeydi.</p>
<p>İslam medeniyetinin önemli merkezlerinden birisi olan Diyarbakır’da bu kaygı verici gelişmeler dikkatle takip edilmekteydi. İzmir’in işgalinin kendi geleceklerini etkileyeceğini tasavvur eden Diyarbakırlılar 18 Mayıs, 20 Mayıs, 22 Mayıs ve 23 Mayıs 1919’da Sadaret’e gönderdikleri 5 ayrı telgrafla işgali protesto ettiler. Vilayete bağlı sancak ve kazalarda da çok sayıda miting düzenlenmiş ve protesto telgrafı çekilmiştir. Bu faaliyetlere Müftü İbrahim, Nakibü’l-eşraf Bekir ve Belediye Reisi Abdurrahman Efendi öncülük etmiştir. Ayrıca çok sayıda din adamı, eşraf ve aşiret reisinin de bulunduğu görülmektedir.</p>
<p>Diyarbakır’dan çekilen telgraflardan bazıları Sadaret’e ve Padişaha, bazıları da İstanbul’da bulunan İtilaf Devletleri temsilcilerine gönderilmiştir. Sadaret’e ve Padişaha gönderilen telgraflarda hükümetin İzmir konusunda gerekli teşebbüslerde bulunması istenmiş ve bu konuda alınacak her türlü karara iştirak edileceği bildirilmiştir. İtilaf Devletleri temsilcilerine hitaben gönderilen telgraflarda “adalet” ve “Wilson Prensipleri” üzerinde durulmuştur. Meydana gelen haksız işgalin bir an önce ortadan kaldırılması istenmiş ve çoğu zaman “meydan okuyucu” bir dil kullanılmıştır.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-haziran-2021">Derin Tarih Haziran Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>I. Kılıç Arslan’ın Kayıp Mezarı Nasıl Bulundu?</title>
		<link>https://www.derintarih.com/ozel-dosya/i-kilic-arslanin-kayip-mezari-nasil-bulundu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Oktay Bozan]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 01 Feb 2021 07:02:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Özel Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[azim]]></category>
		<category><![CDATA[Haçlı]]></category>
		<category><![CDATA[Kılıç Arslan]]></category>
		<category><![CDATA[Kudüs]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı Devleti]]></category>
		<category><![CDATA[savaş]]></category>
		<category><![CDATA[Sultan I. Kılıç Arslan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=6778</guid>

					<description><![CDATA[KONUŞAN: DERİN TARİH 1. Kılıç Arslan’ın mezarının bulunduğu yönündeki haber geniş yankı buldu. Mezarın tespiti neden önemliydi? Diğer deyişle, Kılıç Arslan’ın bizim için önem ve anlamı nedir? Anadolu Selçuklu Devleti’nin kurucusu Süleyman Şah’ın oğlu olan Sultan I. Kılıç Arslan, Türk-İslam ve Anadolu tarihi açısından önemli bir şahsiyettir. Öncelikle üzerinde yaşadığımız toprakların Türkleşmesi, İslamlaşması ve vatan oluşu büyük ölçüde Anadolu Selçukluları döneminde gerçekleşmiştir. Osmanlı Devleti de Anadolu Selçuklu Devleti’nin devamı olarak Anadolu merkezli bir cihan devleti olmuş, Osmanlı Devleti’den sonra onun mirası üzerine Türkiye Cumhuriyeti kurulmuştur. Üzerinde yaşadığımız topraklar ve idaresi altında bulunduğumuz devlet bir yönüyle Sultan I. Kılıç Arslan’ın mücadelesinin&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>KONUŞAN: DERİN TARİH</strong></p>
<p><strong>1. Kılıç Arslan’ın mezarının bulunduğu yönündeki haber geniş yankı buldu. Mezarın tespiti neden önemliydi? Diğer deyişle, Kılıç Arslan’ın bizim için önem ve anlamı nedir?</strong></p>
<p>Anadolu Selçuklu Devleti’nin kurucusu Süleyman Şah’ın oğlu olan Sultan I. Kılıç Arslan, Türk-İslam ve Anadolu tarihi açısından önemli bir şahsiyettir. Öncelikle üzerinde yaşadığımız toprakların Türkleşmesi, İslamlaşması ve vatan oluşu büyük ölçüde Anadolu Selçukluları döneminde gerçekleşmiştir. Osmanlı Devleti de Anadolu Selçuklu Devleti’nin devamı olarak Anadolu merkezli bir cihan devleti olmuş, Osmanlı Devleti’den sonra onun mirası üzerine Türkiye Cumhuriyeti kurulmuştur. Üzerinde yaşadığımız topraklar ve idaresi altında bulunduğumuz devlet bir yönüyle Sultan I. Kılıç Arslan’ın mücadelesinin bir sonucudur.</p>
<p>İkinci olarak, Sultan I. Kılıç Arslan’ın Haçlılara karşı verdiği destansı mücadeleyi zikretmeliyiz. 1096 yılında Papa Urban’ın çağrısı üzerine 600 bin dolayında Haçlı askeri Anadolu ve Ortadoğu’ya yönelmişti. Bir Hıristiyan tarihçinin ifadesiyle adeta “Tanrı’nın iradesiyle yeryüzündeki tüm krallar harekete geçmiştir”. Cehalet ve taassubun harekete geçirdiği Haçlılar, İstanbul üzerinden Anadolu’ya geçerek Anadolu Selçuklu Devleti’nin başkenti İznik’i işgal etmişti. Gittikçe sayıları artan ve Selçuklulara nazaran daha donanımlı ve zırhlı birliklerden oluşan Haçlılar, ardından İslam dünyasının kalbi olan Kudüs’e yönelmişti. Kılıç Arslan Kudüs’ün yolunu kapatmak için büyük bir metanet, azim ve savaş stratejisiyle Haçlılara Anadolu’da büyük kayıplar verdirmişti. Ağır kayıplarına rağmen güneye inmeyi başaran Haçlılar Urfa, Antakya, Trablusşam ve Kudüs’te kontluklar kuracaktır.</p>
<p>Anadolu Selçukluları ve İslam dünyasının beka mücadelesi verdiği bir dönemde genç yaşına rağmen muazzam başarılara imza atan Kılıç Arslan’ın mezar yerinin tespiti bu nedenle büyük önem arz etmektedir. Nitekim İstiklal şairimiz Mehmet Akif Ersoy da “Çanakkale Şehitleri” başlıklı şiirinde Kılıç Arslan’ın, kahramanlığıyla Selahaddin Eyyubi’yi kendisine hayran bıraktığını, İslamı boğmak için kuşatan ehl-i salibin demir çemberini beraberce parçaladıklarını dile getirmiştir. Nureddin Topçu ise “Büyük mezarların üstünde büyük vatanlar vardır. Büyük ölüleri olmayan milletler ebedî olamazlar” diyerek aslında bu gerçeğe vurgu yapmaktadır. Milletlerin diri ve dinamik halde tutulmasında ve nesillerin inşasında tarihin ve tarihî şahsiyetlerin vazgeçilmez değeri dikkate alındığında Kılıç Arslan’ın mezar yerinin tespiti önem taşımaktadır.</p>
<p><strong>Kılıç Arslan’ın tam olarak nerede vefat ettiği biliniyor muydu? </strong></p>
<p>Sultan Kılıç Arslan 1106 yılında Urfa Haçlı Kontluğu üzerine yürüyüp Urfa’yı kuşatmışsa da şehrin sağlam surlarını aşamamıştır. Bu sırada Musul Valisi Çökürmüş’ün Harran’daki adamları şehirlerini teslim etmek üzere kendisini davet eder. Kılıç Arslan gidip şehri teslim alır. Ancak burada hastalanır ve bir süreliğine Malatya’ya döner. Öte yandan Büyük Selçuklu Sultanı Muhammed Tapar, Kılıç Arslan’ın Güneydoğu Anadolu’daki ilerlemesinden rahatsızdır ve onun Büyük Selçuklu tahtını ele geçirmek niyetinde olduğu kanaatindedir. Hatta Musul Valisi Çökürmüş’ün de Kılıç Arslan’la gizli bir anlaşma yaptığını düşünmekteydi. Bu sebeple 1106’da Diyarbekir, el-Cezîre ve Musul’un idaresini Çavlı’ya vererek Çökürmüş’ten kurtulmak istemiştir. Çavlı yapılan savaşta Çökürmüş’ü yenmiş fakat Musul halkı şehri Çavlı’ya teslim etmemiş, dahası, Kılıç Arslan’a haber gönderip Musul’a gelmesini ve idareyi eline almasını istemiştir.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-subat-2021">Derin Tarih Şubat Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
