﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Rıza Kurtuluş &#8211; Derin Tarih</title>
	<atom:link href="https://www.derintarih.com/yazar/rizakurtulus/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<description>Tarih Okuyan Şaşırmaz</description>
	<lastBuildDate>Fri, 04 Apr 2025 13:53:14 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.7.5</generator>

<image>
	<url>https://www.derintarih.com/wp-content/uploads/2015/12/favicon-150x150.png</url>
	<title>Rıza Kurtuluş &#8211; Derin Tarih</title>
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Vietnam’da Sürgün ve Mağduriyet Kıskacında Müslüman Azınlık: Çamlar</title>
		<link>https://www.derintarih.com/dosya/vietnamda-surgun-ve-magduriyet-kiskacinda-musluman-azinlik-camlar/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Rıza Kurtuluş]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 04 Apr 2025 13:53:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=11397</guid>

					<description><![CDATA[Vietnam’da yaşayan Müslüman azınlık Çamlar, yüzyıllar boyunca siyasî, sosyal ve kültürel değişimlere direnerek bugüne dek varlıklarını sürdürdü. Fransız sömürge döneminden komünist rejime, dinî baskılardan kimlik mücadelesine kadar birçok zorlukla karşılaşan bu topluluk, geleneklerine ve inançlarına tutunarak ayakta kaldı. Bugün ise eğitimden toplumsal entegrasyona kadar pek çok alanda zorluklar yaşayan Çamların hikâyesi, Güneydoğu Asya’daki Müslüman azınlıkların en çarpıcı örneklerinden biri olmaya devam ediyor. &#160; Devamı Derin Tarih Nisan Sayısında… ]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Vietnam’da yaşayan Müslüman azınlık Çamlar, yüzyıllar boyunca siyasî, sosyal ve kültürel değişimlere direnerek bugüne dek varlıklarını sürdürdü. Fransız sömürge döneminden komünist rejime, dinî baskılardan kimlik mücadelesine kadar birçok zorlukla karşılaşan bu topluluk, geleneklerine ve inançlarına tutunarak ayakta kaldı. Bugün ise eğitimden toplumsal entegrasyona kadar pek çok alanda zorluklar yaşayan Çamların hikâyesi, Güneydoğu Asya’daki Müslüman azınlıkların en çarpıcı örneklerinden biri olmaya devam ediyor.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-nisan-2025-/-sayi-157">Derin Tarih Nisan Sayısında…</a></strong><strong> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sâsânîlerden Pehlevîlere Zerdüştîlerin Fırtınalı Tarihi</title>
		<link>https://www.derintarih.com/dinler-tarihi/sasanilerden-pehlevilere-zerdustilerin-firtinali-tarihi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Rıza Kurtuluş]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 04 Sep 2024 11:07:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dinler Tarihi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=10781</guid>

					<description><![CDATA[İslâm’ın yayılmasıyla Zerdüştîliğin gerilemesi birbirine paralel gelişmelerdir. Kâdisiye ve Nihâvend savaşları ile Sâsânî İmparatorluğu yıkılınca, Zerdüştîleri koruyan yegâne güç de ortadan kalktı. Safevîler ve Kaçarlar dönemlerinde maruz kaldıkları baskılar yüzünden bir kısmı Hindistan’a göçerek Parsîler diye anıldılar. Rıza Şah Pehlevî döneminde Zerdüştîlere, asırlar sonra ilk kez resmen iade-i itibarda bulunuldu ve ordudan siyasete her alanda söz sahibi olmalarına izin verildi. Fakat bu durum da uzun sürmeyecek, 1979’daki İran Devrimi’nden sonra statü ve ayrıcalıklarını kaybedince büyük bir kısmı ülkeden göç etmek zorunda kalacaktı. &#160; Devamı Derin Tarih Eylül Sayısında…]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İslâm’ın yayılmasıyla Zerdüştîliğin gerilemesi birbirine paralel gelişmelerdir. Kâdisiye ve Nihâvend savaşları ile Sâsânî İmparatorluğu yıkılınca, Zerdüştîleri koruyan yegâne güç de ortadan kalktı. Safevîler ve Kaçarlar dönemlerinde maruz kaldıkları baskılar yüzünden bir kısmı Hindistan’a göçerek Parsîler diye anıldılar. Rıza Şah Pehlevî döneminde Zerdüştîlere, asırlar sonra ilk kez resmen iade-i itibarda bulunuldu ve ordudan siyasete her alanda söz sahibi olmalarına izin verildi. Fakat bu durum da uzun sürmeyecek, 1979’daki İran Devrimi’nden sonra statü ve ayrıcalıklarını kaybedince büyük bir kısmı ülkeden göç etmek zorunda kalacaktı.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-eylul-2024-/-sayi-150">Derin Tarih Eylül</a></strong><strong><a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-temmuz-2024-/-sayi-148"> Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Siyonistlerin Ağında Bir Din: Bahâîlik</title>
		<link>https://www.derintarih.com/dogudan-batiya/siyonistlerin-aginda-bir-din-bahailik/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Rıza Kurtuluş]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 02 Jul 2024 11:28:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Doğu'dan Batı'ya]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=10605</guid>

					<description><![CDATA[İran’da mehdilik iddiası ile ortaya çıkarak taraftar toplayan ve oldukça sert bir tutum izleyen “Bâbîlik”, sonrasında Bahâullah’ın yönlendirmesiyle daha ılımlı bir politika takip ederek, “Bahâîlik” adıyla yeniden teşekkül etti. Kısa sürede İran’daki Pehlevî hanedanının kadrolarından birçok üst düzey ismi de himâyelerine aldılar. Bahâîler, özellikle Avrupa ve Amerika’da kurdukları ağlar aracılığıyla bir yandan fikirlerini dünyaya yayarken, bir yandan da uluslararası kamuoyu aracılığıyla İran’daki rakipleri Humeynî ile mücadele ettiler. Fakat 1979’daki İran Devrimi sonrasında ülkede itibarsızlaştırılmaları bir yana, birçoğu idam edildi. Sömürgecilerin ve Siyonistlerin gizli elleri tarafından yönetilen bu İslâm dışı din-mezhep, günümüzde de dünya çapında varlığını ve faaliyetlerini sürdürüyor. &#160; Devamı Derin&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İran’da mehdilik iddiası ile ortaya çıkarak taraftar toplayan ve oldukça sert bir tutum izleyen “Bâbîlik”, sonrasında Bahâullah’ın yönlendirmesiyle daha ılımlı bir politika takip ederek, “Bahâîlik” adıyla yeniden teşekkül etti. Kısa sürede İran’daki Pehlevî hanedanının kadrolarından birçok üst düzey ismi de himâyelerine aldılar. Bahâîler, özellikle Avrupa ve Amerika’da kurdukları ağlar aracılığıyla bir yandan fikirlerini dünyaya yayarken, bir yandan da uluslararası kamuoyu aracılığıyla İran’daki rakipleri Humeynî ile mücadele ettiler. Fakat 1979’daki İran Devrimi sonrasında ülkede itibarsızlaştırılmaları bir yana, birçoğu idam edildi. Sömürgecilerin ve Siyonistlerin gizli elleri tarafından yönetilen bu İslâm dışı din-mezhep, günümüzde de dünya çapında varlığını ve faaliyetlerini sürdürüyor.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-temmuz-2024-/-sayi-148">Derin Tarih Temmuz</a></strong><strong><a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-temmuz-2024-/-sayi-148"> Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Osmanlı Basını 1906 İran Meşrutiyeti’ni Nasıl Gördü?</title>
		<link>https://www.derintarih.com/tarihci-gozuyle/osmanli-basini-1906-iran-mesrutiyetini-nasil-gordu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Rıza Kurtuluş]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 18 Dec 2023 11:08:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Tarihçi Gözüyle]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=10002</guid>

					<description><![CDATA[İran yakın tarihinin dönüm noktalarından birini teşkil eden 1906 tarihli Meşrutiyet İnkılâbı, Türkiye ve Afganistan’da da eş zamanlı olarak başlayan benzer süreçlerin devamı mahiyetindeydi. İç siyasî kriz dış baskılarla birleşince, Kaçar hanedanına mensup Muzaffer Şah, kendi yetkilerini de sınırlayan bir anayasayı kabule razı oldu. Ne var ki Meşrutiyet de Kaçarları koruyamayacak, aradan 20 yıl bile geçmeden İran’da Pehlevîler yönetimi ele alacaktı. &#160; Devamı Derin Tarih Aralık Sayısında…]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İran yakın tarihinin dönüm noktalarından birini teşkil eden 1906 tarihli Meşrutiyet İnkılâbı, Türkiye ve Afganistan’da da eş zamanlı olarak başlayan benzer süreçlerin devamı mahiyetindeydi. İç siyasî kriz dış baskılarla birleşince, Kaçar hanedanına mensup Muzaffer Şah, kendi yetkilerini de sınırlayan bir anayasayı kabule razı oldu. Ne var ki Meşrutiyet de Kaçarları koruyamayacak, aradan 20 yıl bile geçmeden İran’da Pehlevîler yönetimi ele alacaktı.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-aralik-kasim-2023">Derin Tarih Aralık Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Pehlevî Rejiminin Gizli Yüzü: SAVAK</title>
		<link>https://www.derintarih.com/izdusum/pehlevi-rejiminin-gizli-yuzu-savak/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Rıza Kurtuluş]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 01 Nov 2023 07:21:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İzdüşüm]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=9940</guid>

					<description><![CDATA[Geçtiğimiz yüzyılın ikinci yarısı, Ortadoğu’da dengelerin sürekli altüst olduğu, Batılı devletlerin istihbarat örgütleri eliyle yıkıcı ve yeniden inşa edici faaliyetler yürüttüğü bir sürece şahit oldu. Amerika’nın ve onun üssü konumundaki İsrail’in politik ve askerî çıkarları doğrultusunda bölgeye açık ve gizli müdahaleleri bu dönemin belirleyici gelişmelerindendi. Devrim öncesinde İran’da CIA eliyle kurulan ve daha sonra MOSSAD’ın kucağına bırakılan İran istihbarat teşkilâtı SAVAK da Amerika’nın bölgedeki etkisini anlayabilmek için kilit öneme sahipti. &#160; Devamı Derin Tarih Kasım Sayısında…]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Geçtiğimiz yüzyılın ikinci yarısı, Ortadoğu’da dengelerin sürekli altüst olduğu, Batılı devletlerin istihbarat örgütleri eliyle yıkıcı ve yeniden inşa edici faaliyetler yürüttüğü bir sürece şahit oldu. Amerika’nın ve onun üssü konumundaki İsrail’in politik ve askerî çıkarları doğrultusunda bölgeye açık ve gizli müdahaleleri bu dönemin belirleyici gelişmelerindendi. Devrim öncesinde İran’da CIA eliyle kurulan ve daha sonra MOSSAD’ın kucağına bırakılan İran istihbarat teşkilâtı SAVAK da Amerika’nın bölgedeki etkisini anlayabilmek için kilit öneme sahipti.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-kasim-2023">Derin Tarih Kasım Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İran’ı İflasa Sürükleyen Amerikan Hilesi: Beyaz Devrim</title>
		<link>https://www.derintarih.com/desifre/irani-iflasa-surukleyen-amerikan-hilesi-beyaz-devrim/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Rıza Kurtuluş]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 03 Oct 2023 12:33:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Deşifre]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=9858</guid>

					<description><![CDATA[Kurduğu acımasız istihbarat teşkilâtıyla İran halkına kan kusturan Şah Muhammed Rıza Pehlevî, sözde çiftçi kesimini belli haklara kavuşturmak için ilan ettiği Beyaz Devrim’le âdeta tahtının altına saatli bir bomba yerleştirmişti. ABD güdümünde, yabancı yatırımlara bağlı olarak uygulamaya konulan toprak reformu İran’da tarımın iflasına yol açarken, ülkesini “Washington’ın Ortadoğu’daki jandarması”na dönüştüren Şah için sonun başlangıcı olacaktı. Zira tepeden inme bir şekilde uygulanan tarım politikası, Beyaz Devrim’i “İslâm karşıtı bir Amerikan hilesi” olarak gören mollaları da kızdırmış ve aralarından Humeynî’nin bir lider olarak sivrilmesine imkân vermiştir. &#160; Devamı Derin Tarih Ekim Sayısında…]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kurduğu acımasız istihbarat teşkilâtıyla İran halkına kan kusturan Şah Muhammed Rıza Pehlevî, sözde çiftçi kesimini belli haklara kavuşturmak için ilan ettiği Beyaz Devrim’le âdeta tahtının altına saatli bir bomba yerleştirmişti. ABD güdümünde, yabancı yatırımlara bağlı olarak uygulamaya konulan toprak reformu İran’da tarımın iflasına yol açarken, ülkesini “Washington’ın Ortadoğu’daki jandarması”na dönüştüren Şah için sonun başlangıcı olacaktı. Zira tepeden inme bir şekilde uygulanan tarım politikası, Beyaz Devrim’i “İslâm karşıtı bir Amerikan hilesi” olarak gören mollaları da kızdırmış ve aralarından Humeynî’nin bir lider olarak sivrilmesine imkân vermiştir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-eylul-2023">Derin Tarih Ekim Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İran’da Arap Alfabesini Değiştirme Projesi Neden Başarılı Olamadı</title>
		<link>https://www.derintarih.com/yakin-tarih/iranda-arap-alfabesini-degistirme-projesi-neden-basarili-olamadi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Rıza Kurtuluş]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 17 Jul 2023 08:18:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yakın Tarih]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=9499</guid>

					<description><![CDATA[İran’da Arap alfabesinden Latin alfabesine geçişe dair ilk teşebbüsler 19. yüzyıla tarihlenir. Batılı eğitimden geçmiş bazı isimler, Arap harflerinin İslâm milletlerinin cehalet ve geri kalmışlığının sebeplerinden biri olduğu yönünde propaganda faaliyetlerinde bulunarak bazen Arap harflerinin kullanımında revizyona gidilmesi yönünde teklifte bulunmuş, bazen de İranlıların Türkler gibi Latin alfabesine geçmelerini tavsiye etmişti. Ne var ki, İran toplumunda alfabe değişikliği hususunda bir türlü sağlam bir zemin ve kamuoyu tesis edilememiştir. &#160; Devamı Derin Tarih Temmuz Sayısında…]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İran’da Arap alfabesinden Latin alfabesine geçişe dair ilk teşebbüsler 19. yüzyıla tarihlenir. Batılı eğitimden geçmiş bazı isimler, Arap harflerinin İslâm milletlerinin cehalet ve geri kalmışlığının sebeplerinden biri olduğu yönünde propaganda faaliyetlerinde bulunarak bazen Arap harflerinin kullanımında revizyona gidilmesi yönünde teklifte bulunmuş, bazen de İranlıların Türkler gibi Latin alfabesine geçmelerini tavsiye etmişti. Ne var ki, İran toplumunda alfabe değişikliği hususunda bir türlü sağlam bir zemin ve kamuoyu tesis edilememiştir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-temmuz-2023">Derin Tarih Temmuz Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İskenderiye Kütüphanesi’ni Müslümanlar Mi Yakti?</title>
		<link>https://www.derintarih.com/efsaneler-ve-gercekler/iskenderiye-kutuphanesini-muslumanlar-mi-yakti/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Rıza Kurtuluş]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 03 Apr 2023 09:15:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Efsaneler ve Gerçekler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=9295</guid>

					<description><![CDATA[Mısır’ın tarihî birikiminin en kayda değer alametlerinden olan ve MÖ 3. yüzyılın başlarında Ptolemaioslar tarafından kurulan İskenderiye Kütüphanesi, şaibeli bir “hikâye”ye sahip. Buna göre, Mısır Amr bin Âs tarafından fethedildiğinde, bu devasa kütüphanedeki kitaplar “İslâm’a zarar verebileceği” endişesi üzerine Halife Hz. Ömer’in (ra) emriyle imha edilmiş. Bu hikâye uzun bir dönem Batılı kalem erbabının dilinde dolanmış, Müslümanlara dahi sömürgeciler tarafından tarihleri böyle anlatılmıştır. Peki, işin aslı nedir? &#160; Devamı Derin Tarih Nisan Sayısında…]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Mısır’ın tarihî birikiminin en kayda değer alametlerinden olan ve MÖ 3. yüzyılın başlarında Ptolemaioslar tarafından kurulan İskenderiye Kütüphanesi, şaibeli bir “hikâye”ye sahip. Buna göre, Mısır Amr bin Âs tarafından fethedildiğinde, bu devasa kütüphanedeki kitaplar “İslâm’a zarar verebileceği” endişesi üzerine Halife Hz. Ömer’in (ra) emriyle imha edilmiş. Bu hikâye uzun bir dönem Batılı kalem erbabının dilinde dolanmış, Müslümanlara dahi sömürgeciler tarafından tarihleri böyle anlatılmıştır. Peki, işin aslı nedir?</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-nisan-2023">Derin Tarih Nisan Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bir Azınlığın Serencamı: İran Yahudileri</title>
		<link>https://www.derintarih.com/tarihci-gozuyle/bir-azinligin-serencami-iran-yahudileri/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Rıza Kurtuluş]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 02 Mar 2023 10:40:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Tarihçi Gözüyle]]></category>
		<category><![CDATA[Adolph Franck]]></category>
		<category><![CDATA[İran Yahudileri]]></category>
		<category><![CDATA[İslam Dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[Persler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=9198</guid>

					<description><![CDATA[İran Yahudilerinin tarihi birbirinden ilginç dönüm noktalarıyla ve sürprizlerle doludur. Yaşanan birçok hadisenin ardından, bugün İran’da kalmaya devam eden 20 bin civarındaki Yahudi, İslâm dünyasının dikkat çekici azınlıklarından birini oluşturur. Perslerle Babil sürgünü sürecinde tanışan Yahudiler Zerdüşt dininden öylesine etkilendiler ki Adolph Franck adlı Yahudi bir yazar şöyle demektedir: “Hiçbir ulus Yahudiler üzerinde Persler kadar derin bir etkiye sahip olmamıştır.” &#160; Devamı Derin Tarih Mart Sayısında…]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İran Yahudilerinin tarihi birbirinden ilginç dönüm noktalarıyla ve sürprizlerle doludur. Yaşanan birçok hadisenin ardından, bugün İran’da kalmaya devam eden 20 bin civarındaki Yahudi, İslâm dünyasının dikkat çekici azınlıklarından birini oluşturur. Perslerle Babil sürgünü sürecinde tanışan Yahudiler Zerdüşt dininden öylesine etkilendiler ki Adolph Franck adlı Yahudi bir yazar şöyle demektedir: “Hiçbir ulus Yahudiler üzerinde Persler kadar derin bir etkiye sahip olmamıştır.”</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-mart-2023">Derin Tarih Mart Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İstanbul’da Meşrutiyetçi İranlılar Ve Jön Îrâniyân</title>
		<link>https://www.derintarih.com/tarihci-gozuyle/istanbulda-mesrutiyetci-iranlilar-ve-jon-iraniyan/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Rıza Kurtuluş]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 03 Feb 2023 14:32:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Tarihçi Gözüyle]]></category>
		<category><![CDATA[İran]]></category>
		<category><![CDATA[Jön Îrâniyân]]></category>
		<category><![CDATA[osmanli]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=9093</guid>

					<description><![CDATA[Türkiye ile İran’ın yakın tarihteki serencamı birbirine benzer nitelikleri haizdir. 20. yüzyılın başlarında meşrutiyet yanlısı İranlılar faaliyetlerini İstanbul, Tiflis, Bombay ve Kahire’den yürüttüler. Osmanlı’daki siyasî gelişmelerle birlikte, gündemdeki tartışma ve fikirler İran’da meşrutiyet anayasasının oluşmasında temel bir rol oynamıştır. Nitekim bu etkiyle birlikte, Osmanlı’daki sürecin aynısı İran’da da vuku bulacaktır. Bu sürecin aktörlerinden biri de Jön Îrâniyân mensuplarıdır. &#160; Devamı Derin Tarih Ocak Sayısında…]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye ile İran’ın yakın tarihteki serencamı birbirine benzer nitelikleri haizdir. 20. yüzyılın başlarında meşrutiyet yanlısı İranlılar faaliyetlerini İstanbul, Tiflis, Bombay ve Kahire’den yürüttüler. Osmanlı’daki siyasî gelişmelerle birlikte, gündemdeki tartışma ve fikirler İran’da meşrutiyet anayasasının oluşmasında temel bir rol oynamıştır. Nitekim bu etkiyle birlikte, Osmanlı’daki sürecin aynısı İran’da da vuku bulacaktır. Bu sürecin aktörlerinden biri de Jön Îrâniyân mensuplarıdır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-subat-2023">Derin Tarih Ocak Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İran&#8217;da Mason Lobileri</title>
		<link>https://www.derintarih.com/tarihci-gozuyle/iranda-mason-lobileri/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Rıza Kurtuluş]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 12 Oct 2022 10:58:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Tarihçi Gözüyle]]></category>
		<category><![CDATA[belgeler]]></category>
		<category><![CDATA[iran devrimi]]></category>
		<category><![CDATA[Üstad Câfer Şerîf İmâmî]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=8579</guid>

					<description><![CDATA[İran Devrimi’nin arifesinde, ülkede üst düzeyde yaklaşık 2 bin mason mevcuttu. Bunlara masonik Rotary, Leniz, Teslîh-ı Ahlâkî gibi kuruluşların üyelerini de eklersek sayı daha fazla olacaktır. Devrimden sonra masonluk merkezlerinden biri olan “Büyük Üstad Câfer Şerîf İmâmî’nin Harekât Merkezi”nde ele geçirilen belgeler, masonların uzun yıllar boyunca sömürgecilerle iş tuttuğunu ortaya çıkarmıştır &#160; Devamı Derin Tarih Ekim Sayısında…]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İran Devrimi’nin arifesinde, ülkede üst düzeyde yaklaşık 2 bin mason mevcuttu. Bunlara masonik Rotary, Leniz, Teslîh-ı Ahlâkî gibi kuruluşların üyelerini de eklersek sayı daha fazla olacaktır. Devrimden sonra masonluk merkezlerinden biri olan “Büyük Üstad Câfer Şerîf İmâmî’nin Harekât Merkezi”nde ele geçirilen belgeler, masonların uzun yıllar boyunca sömürgecilerle iş tuttuğunu ortaya çıkarmıştır</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-ekim-2022">Derin Tarih Ekim Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>“Dağıtın Bu Amerikan Casus Yuvasını”</title>
		<link>https://www.derintarih.com/tarihci-gozuyle/dagitin-bu-amerikan-casus-yuvasini/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Rıza Kurtuluş]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 07 Sep 2022 10:18:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Tarihçi Gözüyle]]></category>
		<category><![CDATA[ABD]]></category>
		<category><![CDATA[iran devrimi]]></category>
		<category><![CDATA[Tahran]]></category>
		<category><![CDATA[takvim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=8493</guid>

					<description><![CDATA[Takvimler 4 Kasım 1979’u gösteriyordu. Şubat’ta İran Devrimi ile şah’ın devrilmesinin ardından yeni bir dönemin başladığı bu günlerde, başkent Tahran’da sular henüz durulmuş değildi. ABD’nin başını çektiği “dış müdahale tehdidi”, İran üzerinde bir kara bulut gibi dolaşıyordu. Çoğunluğunu öğrencilerin oluşturduğu bir kalabalığın “lâne-i câsûs”1 (casus yuvası) olarak gördükleri Amerika’nın Tahran &#160; Devamı Derin Tarih Eylül Sayısında…]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Takvimler 4 Kasım 1979’u gösteriyordu. Şubat’ta İran Devrimi ile şah’ın devrilmesinin ardından yeni bir dönemin başladığı bu günlerde, başkent Tahran’da sular henüz durulmuş değildi. ABD’nin başını çektiği “dış müdahale tehdidi”, İran üzerinde bir kara bulut gibi dolaşıyordu. Çoğunluğunu öğrencilerin oluşturduğu bir kalabalığın “lâne-i câsûs”1 (casus yuvası) olarak gördükleri Amerika’nın Tahran</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-eylul-2022">Derin Tarih Eylül Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tp-Ajax’ın Anatomisi</title>
		<link>https://www.derintarih.com/dosya/tp-ajaxin-anatomisi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Rıza Kurtuluş]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 02 Aug 2022 11:22:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Büyük Harp]]></category>
		<category><![CDATA[CIA]]></category>
		<category><![CDATA[II. Dünya Savaşı]]></category>
		<category><![CDATA[Pehlevî Hanedanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[The New York Times]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=8421</guid>

					<description><![CDATA[Eski sömürgeci güçler II. Dünya Savaşı’ndan büyük ölçüde zayıflamış olarak çıktılar.  Büyük Harp sosyalist kampın genişlemesine yol açtığı gibi iki kritik gelişme daha vuku buldu: 1) ABD’nin en güçlü kapitalist ülke olarak ortaya çıkışı, 2) Üçüncü Dünya’da birçok milliyetçi rejimi iktidara getiren ve yeni bağımsız devletlerin doğal kaynakları üzerinde kontrol sağlamak üzere yürütülen yeni sömürgecilik süreci. Bu süreci yönetmek için güçlü emperyalistler devletler, askerî veya stratejik menfaatleri doğrultusunda Üçüncü Dünya ülkelerinin iç politikalarına doğrudan yahut dolaylı olarak müdahale ettiler. Diyebiliriz ki bu durum II. Dünya Savaşı sonrasında, başta Ortadoğu olmak üzere Üçüncü Dünya ülkelerinde sıkça tekrarlanan bir olgu haline geldi.&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Eski sömürgeci güçler II. Dünya Savaşı’ndan büyük ölçüde zayıflamış olarak çıktılar.  Büyük Harp sosyalist kampın genişlemesine yol açtığı gibi iki kritik gelişme daha vuku buldu: 1) ABD’nin en güçlü kapitalist ülke olarak ortaya çıkışı, 2) Üçüncü Dünya’da birçok milliyetçi rejimi iktidara getiren ve yeni bağımsız devletlerin doğal kaynakları üzerinde kontrol sağlamak üzere yürütülen yeni sömürgecilik süreci. Bu süreci yönetmek için güçlü emperyalistler devletler, askerî veya stratejik menfaatleri doğrultusunda Üçüncü Dünya ülkelerinin iç politikalarına doğrudan yahut dolaylı olarak müdahale ettiler. Diyebiliriz ki bu durum II. Dünya Savaşı sonrasında, başta Ortadoğu olmak üzere Üçüncü Dünya ülkelerinde sıkça tekrarlanan bir olgu haline geldi.</p>
<p>Bunun en çarpıcı örneği, petrol uğruna İran’da Başbakan Muhammed Musaddık’ın (1882-1967) milliyetçi hükümetini deviren ve Şah’ı kendi menfaati için yeniden başa getiren dış destekli 1953 CIA darbesidir. Bu darbe belirgin şekilde ABD ve İngiltere’nin aktif katılımıyla gerçekleşmesine rağmen arşivlerin tam anlamıyla açılmaması nedeniyle, bu iki ülkenin rolü net olarak ortaya çıkarılamamıştır. Bir İranlı müellifin ifade ettiği gibi “bir devenin iğne deliğinden geçmesi, İran’daki 1953 darbesiyle ilgili CIA arşivlerine erişmekten daha kolaydır. Aradan yarım asırdan fazla zaman geçmesine, Pehlevî Hanedanlığının düşmesine, Soğuk Savaş’ın sona ermesine, katılımcıların çoğunun ölmesine ve Guatemala gibi diğer gizli eylemlere ait materyallere erişimin serbest bırakılmasına rağmen İran’la ilgili arşivlere erişilememektedir.”</p>
<p>1990’ların başında CIA, bu tip büyük dosyaları kataloglamaya ayıracak bütçesi olmadığı gerekçesiyle İran’la ilgili 1953 belgelerini yayınlamadığını deklare ederek zaman kazanmaya çalışmıştı. 1990’ların sonuna gelindiğinde, bu defa aynı dosyaların 1960’ların başında “bilmeden” imha edildiği belirtilerek kamuoyuna açılmalarının mümkün olmadığı dile getirildi. Bununla beraber, ilk olarak 16 Nisan 2000 tarihli <em>The New York Times</em>’ta özet olarak yer alan bu gizemli belgeler, daha sonra aynı gazetenin internet sitesinde yorumlanarak 80 sayfa olarak yayınlandı. Bundan bir süre sonra da başka bir web sitesinde, “İran Başbakanı Musaddık’ın Devrilmesi” başlığıyla, 1953’teki darbede aktif görev alan CIA ajanı Donald Wilber tarafından, gelecekteki darbeler için CIA’nın el kitabı olarak dizayn edildi. Ancak bu belgeler de “Amerikan çıkarlarına, dost ülke ve devlet adamlarına zarar vermeyecek” şekilde sansürlenerek yayınlanmıştır. Nihayet 2013’te CIA’dan, darbenin kendileri tarafından yapıldığına dair ilk defa açık bir itiraf geldi.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-ağustos-2022">Derin Tarih Ağustos Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Rusya-İngiltere Rekabet Hattında Yüksek Gerilim</title>
		<link>https://www.derintarih.com/tarihci-gozuyle/rusya-ingiltere-rekabet-hattinda-yuksek-gerilim/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Rıza Kurtuluş]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 01 Jul 2022 08:21:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Tarihçi Gözüyle]]></category>
		<category><![CDATA[Gülistan Sarayı]]></category>
		<category><![CDATA[I. Meşrutiyet]]></category>
		<category><![CDATA[istibdâd-ı sagîr]]></category>
		<category><![CDATA[Muhammed Ali Şah]]></category>
		<category><![CDATA[Vladimir Platonivich Liakhov]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=8270</guid>

					<description><![CDATA[İran tarihinin dönüm noktalarından olan 1906 Meşrutiyet Devrimi’yle birlikte parlamento, şahlığın iktidar yapısını değiştirmesi sebebiyle meşrutiyetçilerin bel bağladığı en önemli kurum haline gelmiştir. Ne var ki anayasal sisteme geçiş sürecinde meşrutiyetçilerin İran’daki monarşik yapı ile ilişkileri hiç iyi gitmemiştir. Meclisin ilk oturumu I. Meşrutiyet’in ilanından iki ay sonra (6 Ekim 1906) Muzafferüddin Şah Kaçar’ın huzurunda Gülistan Sarayı’nda yapıldı. Şah’ın bu tarihten kısa süre sonra vefatı üzerine yerine geçen Muhammed Ali Şah, sarayın yetkilerini kısıtlayan meşrutiyete hiçbir zaman sıcak bakmayacaktı. Şah ve meclis sürekli bir çekişme halindeydi. Şah, Rusların tahrikiyle meşrutiyete son verme hayalini gerçekleştirmek amacıyla bazı girişimlerde bulundu; meşrutiyet muhalifi&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İran tarihinin dönüm noktalarından olan 1906 Meşrutiyet Devrimi’yle birlikte parlamento, şahlığın iktidar yapısını değiştirmesi sebebiyle meşrutiyetçilerin bel bağladığı en önemli kurum haline gelmiştir. Ne var ki anayasal sisteme geçiş sürecinde meşrutiyetçilerin İran’daki monarşik yapı ile ilişkileri hiç iyi gitmemiştir.</p>
<p>Meclisin ilk oturumu I. Meşrutiyet’in ilanından iki ay sonra (6 Ekim 1906) Muzafferüddin Şah Kaçar’ın huzurunda Gülistan Sarayı’nda yapıldı. Şah’ın bu tarihten kısa süre sonra vefatı üzerine yerine geçen Muhammed Ali Şah, sarayın yetkilerini kısıtlayan meşrutiyete hiçbir zaman sıcak bakmayacaktı. Şah ve meclis sürekli bir çekişme halindeydi. Şah, Rusların tahrikiyle meşrutiyete son verme hayalini gerçekleştirmek amacıyla bazı girişimlerde bulundu; meşrutiyet muhalifi ulemayı ve partileri etrafına toplayarak meclisi kapatmaya ya da yetkilerini kısıtlamaya çalıştı.</p>
<p>Mutlak monarşi yanlısı Şah ve saray, meclise rağmen, bu dönemin tarihe bir baskı dönemi olarak geçmesiyle sonuçlanan “istibdâd-ı sagîr” (küçük istibdat) denilen bir yıldırma siyasetine girişti. Saraya bağlı Tahran’daki millî kuvvetlere ek olarak, Rusya’nın ve Albay Vladimir Platonovich Liakhov’un liderliğindeki Kazak birliklerinin rolü de belirleyici oldu. Zira Meşrutiyet Devrimi’ne muhalefet, Rusların ve Şah’ın ortak noktasıydı. Bu yüzden de birlikte hareket etmekte mahzur görmediler. Kazak Birliği’nin emirlerini Rusya’daki Kazak kumanda merkezinden alması, hatta birliğin bütçesinin bile Rus kredi bankası tarafından İran hükümetinin hesabına doğrudan ödenmesi, bu işbirliğinin boyutlarını göstermektedir.</p>
<p>Otoriter kişiliğine rağmen meclise söz geçiremeyen Muhammed Ali Şah, defalarca meşrutiyetçilerle karşı karşıya gelerek meclisin kapatılması yönündeki radikal ve şiddetli muhalefetini açıkça gösterdi. Meşrutiyete muhalefeti daha tahta çıkmadan önce başlamıştı. Şah’ın Rusça öğretmeni Şâpşâl Han ile Rus büyükelçiliği ve Kazak Birliği’nin komutanı Albay Liakhov arasında her zaman bir görüş birliği vardı. Bu yüzden Şah’ın meşrutiyet karşıtlığında Şâpşâl Han’ın etkisi olmuştu. Hasılı tahta geçtikten sonra Şah ile meclis arasındaki çatışma için zemin zaten hazırdı. Sadece bir kıvılcım gerekiyordu. 1908 Şubat’ının sonlarında Tahran’da Şah’a karşı başarısızlıkla sonuçlanan provokatif bir suikast girişiminde bulunuldu. Şah Tahran sokaklarında dolaşırken, konvoyuna bomba atıldı. Şah bu esnada başka bir arabada olduğundan bu suikast teşebbüsünü zarar görmeden atlattıysa da kaçınılmaz çatışmanın kıvılcımı alev almaya hazırdı.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-temmuz-2022">Derin Tarih Temmuz Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Eşi Başörtüsünü Çıkarmayana Maaş Yok!</title>
		<link>https://www.derintarih.com/oteki-tarih/esi-basortusunu-cikarmayana-maas-yok/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Rıza Kurtuluş]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 01 Feb 2022 05:28:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Öteki Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[General Edmund Ironside]]></category>
		<category><![CDATA[Isfand]]></category>
		<category><![CDATA[Kazvin]]></category>
		<category><![CDATA[Lord Curzon]]></category>
		<category><![CDATA[Rızâ Han]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=7870</guid>

					<description><![CDATA[General Rızâ Han komutasında Kazvin’de toplanan üç bin kişilik Kazak Birliği, 21 Şubat 1921 günü sabahın erken saatlerinde, ellerinde sadece on sekiz makineli tüfek olmasına rağmen Tahran’ın kontrolünü ele geçirdi. Daha sonra 3 Isfand (21 Şubat Kurtuluşu) olarak tarihe geçecek olan bu darbe, makûs Doğu ülkelerinin kaderini çizen benzer askerî müdahaleler gibi İran’da yeni bir döneme kapı aralamıştır. Olup bitenleri yakından takip eden İngilizler, olayların gidişatından oldukça memnundu. Bölgeden İngiltere Dışişleri Bakanlığı’na gönderilen bir mektupta şöyle yazılmıştı: “Rızâ Han İngiltere’nin İngilizlerin eliyle yapmak istediğini İranlıların eliyle yapacağını söyledi&#8230; Bu yüzden Rızâ Şah kontrolümüzde değilmiş gibi davranmaktan kaçınmalıyız.” Öncelikli görevi Britanya’nın&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>General Rızâ Han komutasında Kazvin’de toplanan üç bin kişilik Kazak Birliği, 21 Şubat 1921 günü sabahın erken saatlerinde, ellerinde sadece on sekiz makineli tüfek olmasına rağmen Tahran’ın kontrolünü ele geçirdi. Daha sonra 3 Isfand (21 Şubat Kurtuluşu) olarak tarihe geçecek olan bu darbe, makûs Doğu ülkelerinin kaderini çizen benzer askerî müdahaleler gibi İran’da yeni bir döneme kapı aralamıştır.</p>
<p>Olup bitenleri yakından takip eden İngilizler, olayların gidişatından oldukça memnundu. Bölgeden İngiltere Dışişleri Bakanlığı’na gönderilen bir mektupta şöyle yazılmıştı: “Rızâ Han İngiltere’nin İngilizlerin eliyle yapmak istediğini İranlıların eliyle yapacağını söyledi&#8230; Bu yüzden Rızâ Şah kontrolümüzde değilmiş gibi davranmaktan kaçınmalıyız.” Öncelikli görevi Britanya’nın çıkarlarını korumak olan İngiliz General Edmund Ironside de 1921 yılında, “İran’ın bugün bir diktatörlüğe ihtiyacı” olduğunu söylüyordu. Aynı şekilde Tahran büyükelçisi H. Norman, o günlerde İngiltere Dışişleri Bakanı Lord Curzon’a yazdığı bir telgrafta, “Kazaklar tarafından tutuklananların çoğu provokatör, komplocu ve İngiliz karşıtıdır ve bundan memnunuz” diye yazmıştı. İranlı tarihçi Muhammed Mecîd, Amerikan diplomatlardan ele geçirdiği bazı belgelere dayanarak, 1920’nin ortasından itibaren İngilizlerin darbe için hazırlık yaptığını ve bunun tamamen bir İngiliz girişimi olduğunu iddia eder. Petrol imtiyazlarını kaybetmek istemeyeceklerini düşünürsek bu iddia pek de şaşırtıcı değildir.</p>
<p>Son Kaçar şahının (Ahmed Kaçar) 1923’de İran’ı terk etmesiyle, Rızâ Şah’ın iktidar yolundaki en büyük engel ortadan kalktı. Başbakanlık görevi sırasında (1923-25) ülkede bir hayli güçlü olan dinî otoriteyi rencide etmemeye özen gösterdi. Bu hassasiyet, ilerde iktidara geldiği zaman daha rahat kabul görmesini sağlayacak stratejik bir hamleydi. İşe de yaradı. 12 Aralık 1925 tarihinde Rızâ Han meclis tarafından “şehinşah” ilân edildikten hemen sonra hanedanın adını değiştirmek için harekete geçti. Buna İngilizlerin tepki vermeyeceğinden emindi. Tek sorun mollalardı. Bu amaçla Rızâ Han, Necef’e siyasî amaçlı bir hac ziyareti yaptıktan sonra önemli din adamlarından aldığı destekle amacına ulaştı. “Pehlevî” soyu ile bağlantısı olmamasına rağmen kadim bir hanedanı çağrıştıran bu unvanını kullandı. Bu hanedanın ilk şahı olarak 25 Nisan 1926’da Gülistan Sarayı’nda taç giydi. İran böylece, 20. yüzyılın ilk çeyreğine yeni bir hanedanlık ve meşrutî bir yönetimle girdi.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-subat-2022">Derin Tarih Şubat Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Afrikalı Müslüman Kölelerin Brezilya’daki Büyük İsyanı</title>
		<link>https://www.derintarih.com/dogudan-batiya/afrikali-musluman-kolelerin-brezilyadaki-buyuk-isyani/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Rıza Kurtuluş]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 01 Jan 2022 05:16:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Doğu'dan Batı'ya]]></category>
		<category><![CDATA[Güney Amerika]]></category>
		<category><![CDATA[Latin Amerika]]></category>
		<category><![CDATA[Mezoamerika]]></category>
		<category><![CDATA[Orta And Dğları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=7785</guid>

					<description><![CDATA[15. yüzyıldan itibaren Avrupalılar, köle ticareti olarak bilinen trajik ve barbarca bir uygulamayla çok sayıda Afrikalıyı Amerika kıtasına taşıdılar. Bunların içinde Müslümanlar da vardı. Bu transatlantik insan ticaretiyle İspanyollar ve Portekizliler, maden ocakları ve şeker plantasyonlarında ihtiyaç duyulan işgücünü karşıladılar. Latin Amerika nüfusunun üçte ikisinden çoğu, 1492’den sonra başlayan insan ticareti neticesinde oluştu. Bu dönemde Karayipler, Brezilya ve Güney Amerika’nın diğer yerlerinde, Batı ve Orta Afrika’dan getirilen, çoğunun yaşı 15-30 arasında değişen köleler tercih edilmişti. Sayıları birkaç yüzyılda 12 milyona ulaşacaktı. Orta And Dağları (Bolivya, Peru ve Ekvador) ve Mezoamerika (Honduras, Guatemala ve Meksika’nın en güneyi) hariç tutulursa, köle ticaretiyle&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>15. yüzyıldan itibaren Avrupalılar, köle ticareti olarak bilinen trajik ve barbarca bir uygulamayla çok sayıda Afrikalıyı Amerika kıtasına taşıdılar. Bunların içinde Müslümanlar da vardı. Bu transatlantik insan ticaretiyle İspanyollar ve Portekizliler, maden ocakları ve şeker plantasyonlarında ihtiyaç duyulan işgücünü karşıladılar. Latin Amerika nüfusunun üçte ikisinden çoğu, 1492’den sonra başlayan insan ticareti neticesinde oluştu.</p>
<p>Bu dönemde Karayipler, Brezilya ve Güney Amerika’nın diğer yerlerinde, Batı ve Orta Afrika’dan getirilen, çoğunun yaşı 15-30 arasında değişen köleler tercih edilmişti. Sayıları birkaç yüzyılda 12 milyona ulaşacaktı. Orta And Dağları (Bolivya, Peru ve Ekvador) ve Mezoamerika (Honduras, Guatemala ve Meksika’nın en güneyi) hariç tutulursa, köle ticaretiyle getirilenlerin nüfusa oranı %78’e kadar yükseldi. Amerika, Avustralya ve Yeni Zelanda dışında dünyanın başka hiçbir yerinde, dışarıdan getirilmek suretiyle bu oranda yeni bir nüfus oluşturulmamıştır.</p>
<p>Portekizlilerin 1538’den itibaren Latin Amerika sahillerinde kurdukları kolonilerde çalıştırmak üzere Afrika’dan getirdikleri köleler önce bazı merkezlerde toplanıyor, sonra maden veya çiftliklere gönderiliyorlardı. Brezilya’nın Atlantik kıyı şeridindeki Bahia bölgesi de bu merkezlerden biriydi. Verimli topraklarıyla öne çıkan bölge, sömürgeciler tarafından büyük çiftliklere bölünmüştü. Dönemin en kârlı ürünü şeker olduğundan, bu bereketli toprakların büyük kısmı şeker kamışı plantasyonlarına dönüştürüldü. Şekerin yanı sıra pirinç ve mısır gibi mahsuller de ekilip biçiliyordu. Şeker üretiminin sağladığı avantajla bölge, sömürgecilerin gözdesiydi. Elbette bu ekonomik büyümenin motor gücü, Afrika’dan getirilen kölelerdi.</p>
<p>Bahia’daki şeker plantasyonlarının sayısı süratle artınca, daha fazla işçiye ihtiyaç duyuldu. Portekizliler bu açığı kapatabilmek için köle ticaretini arttırdılar. 17. yüzyılın sonlarında Gine, Kongo ve Angola’dan her yıl yaklaşık 10-15 bin insan Brezilya’ya taşındı.</p>
<p>Portekiz sömürgeciliğinin iş gücünü karşılayan köle grupları, 19. yüzyılda aralarında politik, sosyal ve ekonomik bir ağ kurmaya çalıştılar. Bunlar çoğunlukla Afrika kökenli yoksul kimselerdi. 18. yüzyıl sonlarında Luís dos Santos Vilhena, Salvador ve Recôncavo şehirlerindeki sayıları 110 bine ulaşmıştı. Nagô/Yoruba halkı ve gelenekleri Bahia’da giderek daha yaygın ve hegemonik hale geldi. Buna paralel olarak, alt etnik grupların üyeleri birbirleriyle ve Müslüman Nagô kimliğiyle özdeşleşmeye başladılar.</p>
<p>Sömürge yönetiminin dayattığı ağır çalışma şartları ve ekonomik baskılar nedeniyle Bahia bölgesinde yaşayan köleler için hayat hayli zordu. Çetin şartlar 19. yüzyılın başından itibaren, özgürlüğünü kazanmış eski kölelerin liderliğinde, aralarındaki bağları kuvvetlendirerek ortak hareket etme şuurunu ortaya çıkardı. Bu da yönetime karşı direnişi ve ayaklanmaları tetikledi. Bahia’da 1807’den 1831’e kadar irili ufaklı dokuz köle isyanı patlak vermiştir. Özerk bir yönetim kurmayı hedefleyen bu ilk isyanların yerel kolluk kuvvetlerini devirmek, köleleri serbest bırakmak ve Afrika’ya giden gemilere kumanda etmek gibi sebeplerle vuku bulduğu görülmektedir. Ne var ki bazı kölelerin yerel polise muhbirlik yapmaları bu ilk direnişleri akamete uğratmış ve erken davranan yönetim, liderlerinin öldürülmesiyle isyanları bastırmıştı.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-ocak-2022">Derin Tarih Ocak Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Anadolu’daki Misyonerlik Projesi</title>
		<link>https://www.derintarih.com/tarihci-gozuyle/anadoludaki-misyonerlik-projesi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Rıza Kurtuluş]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 02 Dec 2021 12:14:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Tarihçi Gözüyle]]></category>
		<category><![CDATA[18. yüzyıl]]></category>
		<category><![CDATA[Avrupa]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı Devleti]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni Dünya Amerika]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=7663</guid>

					<description><![CDATA[Diplomasi tarihi, kısaca ‘uluslararası ilişkiler tarihi’dir. Bu tarih belgelerle doludur ama özü, hükümdarların, sadrazamların, devlet başkanlarının, iktidar yürütme erkinin vb. giriştiği yahut girişmeyi tasarladığı müspet ve menfi politik olaylardır. Bu ilişkiler diğer ilişkilere de kapı aralayarak çok yönlü bir diplomasi orta çıkarır. Osmanlı Devleti’nin modern anlamda olmasa da bu anlamda komşu devlet veya imparatorluklarla dönemin şartları içinde bir diplomasi geleneği var olmuştur. 17. yüzyıl itibarıyla, Avrupa ile savaş odaklı siyasî ilişkiler çerçevesindeki diplomatik ilişkiler de mevcut kurallar dâhilinde değil, Batı’nın Osmanlı’ya karşı yürüttüğü hasmane tutumla mücadele diplomasisi şeklinde yürümüştür. Avrupa baskısı karşısında çıkış arayan Osmanlı’yla ilgili yeni bir gelişme de&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Diplomasi tarihi, kısaca ‘uluslararası ilişkiler tarihi’dir. Bu tarih belgelerle doludur ama özü, hükümdarların, sadrazamların, devlet başkanlarının, iktidar yürütme erkinin vb. giriştiği yahut girişmeyi tasarladığı müspet ve menfi politik olaylardır.</p>
<p>Bu ilişkiler diğer ilişkilere de kapı aralayarak çok yönlü bir diplomasi orta çıkarır. Osmanlı Devleti’nin modern anlamda olmasa da bu anlamda komşu devlet veya imparatorluklarla dönemin şartları içinde bir diplomasi geleneği var olmuştur. 17. yüzyıl itibarıyla, Avrupa ile savaş odaklı siyasî ilişkiler çerçevesindeki diplomatik ilişkiler de mevcut kurallar dâhilinde değil, Batı’nın Osmanlı’ya karşı yürüttüğü hasmane tutumla mücadele diplomasisi şeklinde yürümüştür.</p>
<p>Avrupa baskısı karşısında çıkış arayan Osmanlı’yla ilgili yeni bir gelişme de Yeni Dünya Amerika ile İngiltere aracılığıyla kurulan ticarî ilişkilerdi. Osmanlı Devleti henüz siyasî birliğini sağlamamış olan Amerika’yı ve orada cereyan eden olayları yakından takip ediyordu. 18. yüzyıla gelindiğinde Amerika’da olup bitenlerle ilgili haber akışı Avrupa merkezli idi. Örneğin 1776’da Osmanlı kamuoyu, Amerika’da vuku bulan hadiselerden Avrupa basınını takip etmek suretiyle haberdar oluyordu. Bu da ister istemez, Amerika hakkındaki kanaatlerin Avrupa ekseninde şekillenmesine yol açıyordu. Kolonilerin birleşerek İngiltere’ye savaş açması ve bağımsızlık mücadelesi vermeleriyle ilgili değerlendirmeler de Avrupa’dan gelen haberlerle sınırlı kalmıştı.</p>
<p>18. yüzyılın ikinci yarısında siyasî birliğini tamamlayan Amerika, dışa açılım sürecinde yayılmacılık politikaları yürütmeye başladığında, Ortadoğu’ya uzanan ilişkilerini, bölgenin en büyük gücü olan Osmanlı Devleti üzerinden tesis etmek zorundaydı. Bilhassa İngiltere aracılığıyla kurduğu ticarî bağlantılarda doğrudan Osmanlı’ya bağlı Kuzey Afrika beylerini muhatap aldı. Akdeniz’deki korsan gemileriyle sorun yaşamak istemediğinden, bir dizi antlaşma ile bölgeye ilk adımlarını attı. Böylece Amerikan yayılmacılığı, okyanus ötesinden bir devletin, diplomaside makul karşılanmayacak, sömürgeci dış politikasına imza atıyordu.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-aralik-2021">Derin Tarih Aralık Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İran’ın Sınırları İngilizlerin Sömürgeci İhtiraslarına Göre Çizildi</title>
		<link>https://www.derintarih.com/dosya/iranin-sinirlari-ingilizlerin-somurgeci-ihtiraslarina-gore-cizildi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Rıza Kurtuluş]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 02 Nov 2021 07:58:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[19. yüzyıl]]></category>
		<category><![CDATA[Basra Körfezi]]></category>
		<category><![CDATA[Belücistan]]></category>
		<category><![CDATA[ideoloji]]></category>
		<category><![CDATA[İran]]></category>
		<category><![CDATA[petrol]]></category>
		<category><![CDATA[Safeviler]]></category>
		<category><![CDATA[Sîstan]]></category>
		<category><![CDATA[Sykes-Picot Antlaşması]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=7601</guid>

					<description><![CDATA[19. yüzyıldan itibaren petrol ve ideoloji karışımı bir yapının şekillendirdiği Ortadoğu’da -başta Basra Körfezi ülkeleri olmak üzere- bugün pek çok ihtilafa ve gerilime yol açan sınırların belirlenmesinde temel aktörler Batılı devletlerdir. Sömürge sürecinde İngiltere ve diğer Batılı devletlerin müdahalesi ile çizilen sınırlar, âdeta bölgedeki doğal kaynakların paylaşılıp yağmalanmasının da bir haritasını yansıtmaktadır. 19. yüzyılın başından itibaren Ortadoğu, Batı’nın sömürgeci güçleri olan İngiltere, Fransa ve Rusya’nın ekonomik ve siyasî nüfuz elde etmeye yönelik paylaşım mücadelesine sahne oldu. 1916’da İngilizler ile Fransızların imzaladığı Sykes-Picot Antlaşması bu paylaşımı resmîleştirirken, hegemonya alanlarının da sınırlarını çizdi. Doğu ile Batı arasındaki geçiş kapısı olan bölgenin jeopolitik&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>19. yüzyıldan itibaren petrol ve ideoloji karışımı bir yapının şekillendirdiği Ortadoğu’da -başta Basra Körfezi ülkeleri olmak üzere- bugün pek çok ihtilafa ve gerilime yol açan sınırların belirlenmesinde temel aktörler Batılı devletlerdir. Sömürge sürecinde İngiltere ve diğer Batılı devletlerin müdahalesi ile çizilen sınırlar, âdeta bölgedeki doğal kaynakların paylaşılıp yağmalanmasının da bir haritasını yansıtmaktadır.</p>
<p>19. yüzyılın başından itibaren Ortadoğu, Batı’nın sömürgeci güçleri olan İngiltere, Fransa ve Rusya’nın ekonomik ve siyasî nüfuz elde etmeye yönelik paylaşım mücadelesine sahne oldu. 1916’da İngilizler ile Fransızların imzaladığı Sykes-Picot Antlaşması bu paylaşımı resmîleştirirken, hegemonya alanlarının da sınırlarını çizdi. Doğu ile Batı arasındaki geçiş kapısı olan bölgenin jeopolitik özellikleri, Batılı işgalcilerin nüfuz ve güç elde etme mücadelesinde iştah kabartan bir saik idi. Bu nedenle, uluslararası sisteme hâkim olan süper güçler ekonomik ve siyasî menfaatleri doğrultusunda Ortadoğu’daki sınır ihtilafları ve anlaşmazlıklarına doğrudan müdahil oldular.</p>
<p>Bölgedeki sınırların şekillenmesinde, Rus-İngiliz-Fransız kuvvetlerinin hırs ve menfaate dayalı 100 yıllık nüfuz çatışması belirleyici olmuştur. Özellikle Hindistan’daki koloni yönetiminin sınırlarını güvence altına almak, çıkarlarını korumak ve daha geniş stratejik alan sağlamak gayesi İngiltere’yi bölgenin haritasının şekillenmesinde öne çıkardı. Çeşitli ekonomik imtiyazlar elde ettikleri İran’ın politik kararlarının yanında sınır konularına dâhil olmaları da bunun bir sonucudur. İngiltere -herhangi bir bölgesini ele geçirme niyetinde olmamasına rağmen- Basra Körfezi, Afganistan, Sîstan ve Belûcistan’ı takiben Horasan’ın kuzeydoğusundan Mekran sahiline uzanan, İran’ın kuzeyinden güneye doğru inen doğu sınırlarının çizilmesinde başat aktördür.</p>
<p>İngilizlerin dâhil olduğu İran-Irak sınır ihtilaflarından en önemlisi Şattülarap kavgasıdır. Tarihî bir geçmişi olan İran-Irak sınırının ilk tespiti 1639’da Osmanlılar ile Safevîler arasında imzalanan Kasrışîrin Antlaşması’na kadar uzanır. 1847’de Osmanlılar ile Kaçarlar arasında imzalanan ve 1913’te tekrar onaylanan antlaşmaya göre, Osmanlı Devleti Hürremşehir ve geleceğin Abadan şehrini İran’a bırakıyor, karşılığında Şattülarap’ı alıyordu. 1869 yılına gelindiğinde, sınırın tam olarak çizilmesi konusunda nihaî bir anlaşmanın kaçınılmazlığına rağmen bu konuda ilerleme sağlanamamıştı.</p>
<p>1. Dünya Savaşı’nın hemen öncesinde, İngiliz ve Rus güçleri sınırda ve özellikle de Şattülarap’ta nihaî bir çözümü zorlamak için yeniden müdahalede bulundular. 21 Aralık 1911’de Tahran’da gerçekleşen oturumda, 1847 yılında yapılan anlaşmaya ek bir protokol imzalandı ve karma komisyonun yeniden canlandırılması kararlaştırıldı. 17 Kasım 1913 tarihli İstanbul Protokolü’nde, antlaşmanın Avrupalı sponsorları, mevcut şartların İngiltere’nin menfaatlerine uygun olduğunu gördüler. Bu protokol ile İngilizlerin İran’dan aldığı petrol imtiyazı, onları İran’ın iç ve dış işlerine müdahale eder bir pozisyona getirmişti. Artık 20. yüzyılın ilk yarısında İngiltere, İran’ın dış politikasına da müdahil olmaya başlamıştı.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-kasim-2021">Derin Tarih Kasım Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
