﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Süleyman Kızıltoprak &#8211; Derin Tarih</title>
	<atom:link href="https://www.derintarih.com/yazar/suleymankiziltoprak/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<description>Tarih Okuyan Şaşırmaz</description>
	<lastBuildDate>Wed, 02 Aug 2023 12:06:43 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.1.3</generator>

<image>
	<url>https://www.derintarih.com/wp-content/uploads/2015/12/favicon-150x150.png</url>
	<title>Süleyman Kızıltoprak &#8211; Derin Tarih</title>
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Modern Mısır’ın İnşasında Sinemanın Rolü</title>
		<link>https://www.derintarih.com/orta-dogu/modern-misirin-insasinda-sinemanin-rolu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Süleyman Kızıltoprak]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 02 Aug 2023 12:06:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Orta Doğu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=9662</guid>

					<description><![CDATA[20. yüzyılın ilk yarısında Mısır sineması Arap halkları arasında büyük beğeni topladı ve Kahire, sinema endüstrisinin önemli merkezlerinden biri haline geldi. Genel olarak Arap kültürünü ve toplumsal hadiseleri beyaz perdeye yansıtan Mısır filmleri, ülkenin siyasî tarihine paralel olarak zamanla güncel meseleleri de işledi. Arap dünyasının tamamının sömürgeleştirildiği bir ortamda sinema, milliyetçiliğin güçlenmesine katkıda bulundu. Hür Subaylar darbesinin ardından ise yeni rejimin hizmetine girerek bir meşruiyet ve propaganda aracına dönüştü ve Nâsır’ın politik hesaplarına hizmet etti.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>20. yüzyılın ilk yarısında Mısır sineması Arap halkları arasında büyük beğeni topladı ve Kahire, sinema endüstrisinin önemli merkezlerinden biri haline geldi. Genel olarak Arap kültürünü ve toplumsal hadiseleri beyaz perdeye yansıtan Mısır filmleri, ülkenin siyasî tarihine paralel olarak zamanla güncel meseleleri de işledi. Arap dünyasının tamamının sömürgeleştirildiği bir ortamda sinema, milliyetçiliğin güçlenmesine katkıda bulundu. Hür Subaylar darbesinin ardından ise yeni rejimin hizmetine girerek bir meşruiyet ve propaganda aracına dönüştü ve Nâsır’ın politik hesaplarına hizmet etti.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İş Birliği Ve Diplomatik Krizler Arasında Türkiye-Mısır İlişkileri</title>
		<link>https://www.derintarih.com/desifre/is-birligi-ve-diplomatik-krizler-arasinda-turkiye-misir-iliskileri/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Süleyman Kızıltoprak]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 03 Jun 2023 13:03:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Deşifre]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=9444</guid>

					<description><![CDATA[Hâkim oldukları coğrafyanın jeopolitik önemi yanında tarihî ve siyasî tecrübeyle şekillenen bölgesel liderlik misyonu, Türkiye ve Mısır’ı 20. yüzyıl boyunca kimi zaman karşı karşıya getirmiş, kimi zaman da ortak hareket etme imkânı sunmuştur. İki ülke arasındaki diplomatik ilişkilerin seyrine baktığımızda, bunların ulusal çıkarlarla, bölgesel ve küresel dengelerin bir izdüşümü olduğu görülür. Bölgesel ve küresel denklemde aldıkları pozisyondan doğrudan etkilenen Türkiye-Mısır ilişkilerine bazen krizler, bazen de iş birliği damga vurmuştur. Bu dinamikler ışığında, Türkiye-Mısır ilişkilerinin son bir asırlık serencamını sahanın uzmanından okuyoruz. &#160; Devamı Derin Tarih Haziran Sayısında…]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Hâkim oldukları coğrafyanın jeopolitik önemi yanında tarihî ve siyasî tecrübeyle şekillenen bölgesel liderlik misyonu, Türkiye ve Mısır’ı 20. yüzyıl boyunca kimi zaman karşı karşıya getirmiş, kimi zaman da ortak hareket etme imkânı sunmuştur. İki ülke arasındaki diplomatik ilişkilerin seyrine baktığımızda, bunların ulusal çıkarlarla, bölgesel ve küresel dengelerin bir izdüşümü olduğu görülür. Bölgesel ve küresel denklemde aldıkları pozisyondan doğrudan etkilenen Türkiye-Mısır ilişkilerine bazen krizler, bazen de iş birliği damga vurmuştur. Bu dinamikler ışığında, Türkiye-Mısır ilişkilerinin son bir asırlık serencamını sahanın uzmanından okuyoruz.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-haziran-2023">Derin Tarih Haziran Sayısında…</a></strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kudüs Uğruna 12 Asırlık Doğu Akdeniz Mücadelemiz</title>
		<link>https://www.derintarih.com/izdusum/kudus-ugruna-12-asirlik-dogu-akdeniz-mucadelemiz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Süleyman Kızıltoprak]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 02 Nov 2020 05:30:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İzdüşüm]]></category>
		<category><![CDATA[Doğu Akdeniz]]></category>
		<category><![CDATA[Kubbetü’s-Sahra]]></category>
		<category><![CDATA[Kudüs]]></category>
		<category><![CDATA[Papa II. Urbanus]]></category>
		<category><![CDATA[Tolunoğlu Ahmed]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=6479</guid>

					<description><![CDATA[Türklerin Doğu Akdeniz’deki mücadelesi Kudüs’e hâkim olmak amacıyla başladı. Doğu Akdeniz’deki Türk egemenliği 878 yılına kadar geri gider. Tolunoğlu Ahmed 868’de Mısır’da kurduğu devletin sınırlarını 10 yılda Kudüs’ü kapsayacak şekilde genişletmeyi başarmıştı. Daha sonra İhşîdîlerin kurucusu Muhammed b. Tuğç da Kudüs’e ehemmiyet göstermiştir. Fâtımîlerin bir asır süren hâkimiyetleri sırasında da Kudüs, cazibesini korudu. Atsız b. Uvak Fatımîleri uzaklaştırarak (1071) Kudüs’te Büyük Selçuklu Sultanı Alparslan adına hutbe okuttu. 1099’da Haçlıların işgaline uğrayana kadar Kudüs, Fâtımîler ile Büyük Selçuklular arasında el değiştirdi. Papa II. Urbanus’un çağrısıyla, keşiş Pierre L’Ermit önderliğinde 1 Ağustos 1096’da harekete geçen Haçlı ordusu üç yıl süren yolculuk boyunca&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türklerin Doğu Akdeniz’deki mücadelesi Kudüs’e hâkim olmak amacıyla başladı. Doğu Akdeniz’deki Türk egemenliği 878 yılına kadar geri gider. Tolunoğlu Ahmed 868’de Mısır’da kurduğu devletin sınırlarını 10 yılda Kudüs’ü kapsayacak şekilde genişletmeyi başarmıştı. Daha sonra İhşîdîlerin kurucusu Muhammed b. Tuğç da Kudüs’e ehemmiyet göstermiştir.</p>
<p>Fâtımîlerin bir asır süren hâkimiyetleri sırasında da Kudüs, cazibesini korudu. Atsız b. Uvak Fatımîleri uzaklaştırarak (1071) Kudüs’te Büyük Selçuklu Sultanı Alparslan adına hutbe okuttu. 1099’da Haçlıların işgaline uğrayana kadar Kudüs, Fâtımîler ile Büyük Selçuklular arasında el değiştirdi.</p>
<p>Papa II. Urbanus’un çağrısıyla, keşiş Pierre L’Ermit önderliğinde 1 Ağustos 1096’da harekete geçen Haçlı ordusu üç yıl süren yolculuk boyunca geçtikleri kentleri yağmaladılar, katliamlar gerçekleştirdiler. İstanbul’a geldiklerinde İmparator I. Aleksios bu gözü dönmüş ordudan korkmuş, ihtiyaçlarını karşıladıktan sonra onları Kudüs’e sevk etmekte bulmuştu çareyi.</p>
<p>7 Haziran 1099’da Kudüs önlerine gelen Haçlılar karşısında Fâtimîler fazla direnemeyince şehir düştü. Haçlılar Kudüs’te acımasız bir katliama giriştiler. Yahudi ve Müslümanlar kılıçtan geçirildi. Sinagoglar, içlerine sığınan insanlarla birlikte yakıldı. Kubbetü’s-Sahra yağmalanarak tepesine bir haç dikildi. Mescid-i Aksa’ya sığınan Müslümanlar vahşice katledildi.</p>
<p>Haçlıların Kudüs’ü kuşatması ve ardından kurulan Haçlı devletlerinin İslam topraklarının kalbinde 200 yıl hüküm sürmesi Müslümanlar arasındaki parçalanmanın bir neticesiydi. İslam dünyası Şii Fâtimîler ve Sünnî Abbasiler arasında bölünmüş, daha sonra bu mücadeleye Selçuklular dahil olmuştur. Fâtımîlerin Haçlılardan rövanş alma imkânı olmadı ancak Fâtimîleri yıkan</p>
<p>Nureddin Zengî Avrupalı işgalcilerle ciddi bir mücadeleye girişecekti. Nureddin Zengî 1144’te Edessa (Urfa) Haçlı Kontluğuna son verdi. Bunun üzerine 2. Haçlı Seferi düzenlense de başarısızlıkla sonuçlandı. Böylece Nureddin Zengî’nin bölgedeki hâkimiyeti pekişti. Mayıs 1174’de kurucusu vefat edince Zengîler devleti güçlü komutan ve valiler arasındaki iktidar mücadelesiyle parçalandı. Mücadeleden galip çıkan isim Selâhaddân Eyyûbî olmuştu. 1187 baharında Selâhaddîn Eyyûbî, Kudüs’ü ele geçirmek için ordusunu Havran’da topladı ve 4 Temmuz günü Hıttin’de Kudüs Kralı Guy karşısında büyük bir zafer kazandı.</p>
<p>Bu savaşta Kudüs Krallığı’nın askerî gücü büyük ölçüde ortadan kaldırıldı. Zaferin ardından Taberiye, Akka, Nablus, Yafa, Sayda, Beyrut, Cübeyl, Askalan ve Gazze art arda fethedildi. Bundan sonraki hedef Kudüs’tü. Nihayet 20 Eylül 1187’de kuşatılan şehir, Ekim ayının başında teslim oldu. Fetih sonrasında Kubbetü’s-Sahra’nın tepesindeki haç kaldırıldı ve Mescid-i Aksa için Nureddin Zengî tarafından hazırlanan minber yerine konuldu.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-kasim-2020">Derin Tarih Kasim Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Baba Yavuz’dan Oğul Kanuni’ye Miras 7 Kızılelma</title>
		<link>https://www.derintarih.com/dosya/baba-yavuzdan-ogul-kanuniye-miras-7-kizilelma/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Süleyman Kızıltoprak]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 01 Sep 2020 06:12:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara Savavşı]]></category>
		<category><![CDATA[Kızıldeniz]]></category>
		<category><![CDATA[Nur Dağları]]></category>
		<category><![CDATA[Sevâkin]]></category>
		<category><![CDATA[Toroslar]]></category>
		<category><![CDATA[Yavuz Sultan Selim]]></category>
		<category><![CDATA[Zagros Dağları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=6354</guid>

					<description><![CDATA[1) Stratejik açıdan savunulabilir sınırlara ulaşılmasını sağladı Yavuz Sultan Selim devletin ekonomik, siyasî ve kültürel büyüme hedeflerini başarıyla rayına oturtmuş; sınırları 8 yılda 2.5 kat büyüterek kısa süren padişahlığı sırasında devletin stratejik açıdan savunulabilir sınırlara ulaşmasını sağlamıştır. 2) Anadolu’da birlik ve beraberliği inşa etti Anadolu’daki sınırları genişletmek gayesiyle iki yönden doğuya hareket etti. Bir taraftan Toroslar, Nur dağları ve Fırat’ın ötesine; diğer yönden de Zagros dağları, Kars ve Erzurum’u birleştiren coğrafyayı birleştirmek istiyordu. Zira Osmanlı padişahları için en can alıcı hususlardan biri Avrupa’ya yapılan seferler sırasında devletin sırtını verdiği Anadolu’da birlik ve beraberliği sağlamaktı. Yıldırım Bayezid devrinde bu problem ciddi&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>1) Stratejik açıdan savunulabilir sınırlara ulaşılmasını sağladı</strong></p>
<p>Yavuz Sultan Selim devletin ekonomik, siyasî ve kültürel büyüme hedeflerini başarıyla rayına oturtmuş; sınırları 8 yılda 2.5 kat büyüterek kısa süren padişahlığı sırasında devletin stratejik açıdan savunulabilir sınırlara ulaşmasını sağlamıştır.</p>
<p><strong>2) Anadolu’da birlik ve beraberliği inşa etti</strong></p>
<p>Anadolu’daki sınırları genişletmek gayesiyle iki yönden doğuya hareket etti. Bir taraftan Toroslar, Nur dağları ve Fırat’ın ötesine; diğer yönden de Zagros dağları, Kars ve Erzurum’u birleştiren coğrafyayı birleştirmek istiyordu. Zira Osmanlı padişahları için en can alıcı hususlardan biri Avrupa’ya yapılan seferler sırasında devletin sırtını verdiği Anadolu’da birlik ve beraberliği sağlamaktı. Yıldırım Bayezid devrinde bu problem ciddi anlamda çözüldüyse de 1402’deki Ankara Savaşı’ndan sonra her şey alt üst olmuştu. Bu amaç doğrultusunda Fatih devrinden itibaren önemli kazanımlar elde edilmiş ve Yavuz devrinde bu amaç büyük ölçüde gerçekleşmiştir.</p>
<p><strong>3) Portekiz tehdidine son vermek için Mısır’a yöneldi</strong></p>
<p>1513 yılında Portekiz donanması Sevâkin ve Kamaran limanlarını işgal edip yağmaladı. Amaçları Sevâkin veya Massava’ limanında büyük bir askerî üs kurmak ve kale inşa etmekti. Osmanlı denizcilerinden Selman Reis, Memlûk Devleti adına Portekizlilere karşı mücadeleye katıldı. Payitahta yazdığı raporlarda Kızıldeniz ve Hint Okyanusu’ndaki Portekiz tehdidine dair ayrıntılar verdi. Yavuz Sultan Selim Mısır seferiyle Endülüs’teki İslam hâkimiyeti sona erdikten sonra kuzey Afrika ve Kızıldeniz’i işgal amaçlı gemileriyle tehdit eden İspanyol ve Portekiz saldırılarına karşı koyma azminde olmuştur.</p>
<p>Portekizliler Cidde Limanı’nı bombalayıp Mekke ve Medine’yi istila tehditleri savurduğunda Osmanlı Devleti kutsal şehirleri koruma sorumluluğunu üstlendi. Ayrıca Osmanlı Devleti’nin batıya doğru sağlıklı ilerleyebilmesi için doğu ve güney sınırlarını emniyete alma gereği de duymuştur. Kanuni döneminde Arap yarımadası ve Afrika’da bazı bölgeler de Osmanlı egemenliğine girdi. Bu gelişmeler üzerine Portekizliler Mısır’a ve Kızıldeniz’e hâkim olan Türklerin bölgedeki varlıklarına son vermek amacıyla 16. yüzyılın ikinci yarısına kadar Osmanlı Devleti ile ciddi bir mücadele yürüttüler.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-eylul-2020">Derin Tarih Eylül Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ayasofya Kararı Millî Egemenlik ve Bağımsızlık İradesinin İlânıdır</title>
		<link>https://www.derintarih.com/dosya/ayasofya-karari-milli-egemenlik-ve-bagimsizlik-iradesinin-ilanidir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Süleyman Kızıltoprak]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 04 Aug 2020 06:13:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Fatih Sultan Mehmed]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Justinianus]]></category>
		<category><![CDATA[Marius Maksimus]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı Devleti]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=6246</guid>

					<description><![CDATA[İstanbul’un Fatih Sultan Mehmed tarafından fethi bir insanlık ve medeniyet hamlesidir. Bu olay tarihte çok sayıda örneği olan bir şehrin alınması şeklinde açıklanması mümkün olaylardan biri olup çok daha derin anlamları olan bir dönüm noktasıdır. İstanbul’un fethiyle Türkler dünyada bir cihan devletinin mensupları olarak algılanmıştır. Osmanlı Devleti ise İstanbul’u merkez edinerek yayıldığı üç kıtadaki topraklarında cihan devleti sorumluluğu ile tebasını oluşturan halkların temel haklarını adil yönetimi altında korumuştur. Ayasofya Osmanlı Devleti zamanından itibaren Türk ve İslam dünyası ile bütünleşen bir mabet olmuştur. Ayasofya İstanbul’un ve İstanbul’a hükümran olmanın sembolüdür. Ayasofya’nın tarihine baktığımızda başlıca 7 devirden söz etmemiz mümkündür: MÖ 660-MS&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul’un Fatih Sultan Mehmed tarafından fethi bir insanlık ve medeniyet hamlesidir. Bu olay tarihte çok sayıda örneği olan bir şehrin alınması şeklinde açıklanması mümkün olaylardan biri olup çok daha derin anlamları olan bir dönüm noktasıdır.</p>
<p>İstanbul’un fethiyle Türkler dünyada bir cihan devletinin mensupları olarak algılanmıştır. Osmanlı Devleti ise İstanbul’u merkez edinerek yayıldığı üç kıtadaki topraklarında cihan devleti sorumluluğu ile tebasını oluşturan halkların temel haklarını adil yönetimi altında korumuştur.</p>
<p>Ayasofya Osmanlı Devleti zamanından itibaren Türk ve İslam dünyası ile bütünleşen bir mabet olmuştur. Ayasofya İstanbul’un ve İstanbul’a hükümran olmanın sembolüdür.</p>
<p>Ayasofya’nın tarihine baktığımızda başlıca 7 devirden söz etmemiz mümkündür:</p>
<ol>
<li>MÖ 660-MS 73’e kadar burada bir mabed vardı. Roma İmparatoru Septimus Severus zamanında, MS 195 yılında general Marius Maksimus tarafından şehir yıkılınca mabed de nasibini almıştır.</li>
<li>Hıristiyanlaştırılmış Roma İmparatorluğu (MS 324-395) zamanında ilk Ayasofya’nın yapımına İmparator Konstantinos tarafından başlanmış, oğlu II. Konstantios tarafından tamamlanmıştır.</li>
<li>İkinci Ayasofya, II. Theodosios (408- 450) tarafından yeniden inşa edildi. Bu yapıya ait bugün sadece kalıntıları mevcuttur.</li>
<li>Asıl büyük Ayasofya 532-537 yılları arasında İmparator Justinianus tarafından inşa edilmiştir. Günümüze kadar gelen III. Ayasofya işte budur.</li>
<li>Osmanlı hâkimiyetinde (1453-1923) Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi vasfını almıştır.</li>
<li>24 Kasım 1934’ten 10 Temmuz 2020’ye kadar müze olarak kullanılmıştır.</li>
<li>10 Temmuz 2020’de Danıştay’ın aldığı kararla 1934 Bakanlar Kurulu kararı iptal edilmiş ve aslî hüviyetine döndürülmüştür.</li>
</ol>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-agustos-2020">Derin Tarih Ağustos Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kavalalı Hanedanından İstanbul’a Dostluk Armağanı</title>
		<link>https://www.derintarih.com/sehir-ve-mimari/kavalali-hanedanindan-istanbula-dostluk-armagani/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Süleyman Kızıltoprak]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 02 Jan 2020 06:39:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Şehir ve Mimarî]]></category>
		<category><![CDATA[Kavalalı]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmed Ali Paşa]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı payitahtı]]></category>
		<category><![CDATA[Rusya]]></category>
		<category><![CDATA[Üsküdar Selimiye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=5413</guid>

					<description><![CDATA[19. yüzyıl başından 20. yüzyılın ikinci yarısına kadar İstanbul ile Kahire arasında inişli çıkışlı bir seyir takip eden ilişkiler Osmanlı payitahtı ve memurlarının vali olmasından itibaren Mehmed Ali Paşa’ya karşı mesafeli duruş, yenileşme hareketleri bakımından ciddi bir rekabet, Mehmed Ali Paşa’nın bağımsızlık amacıyla başına buyruk hareket etmesiyle bir iç savaşın ortaya çıkması ve nihayet İngiltere ile Rusya’nın devreye girmesiyle uzlaşmanın sağlanması gibi başlıklar etrafında şekillenmiştir. 1846’dan sonra ise Kahire ile İstanbul arasındaki ilişkiler farklı bir boyut kazanır. 1853-56 Kırım Savaşı sırasında Osmanlı Devleti’ne yaklaşık 30 bin nefer, silah ve erzak yardımıyla üç kalyon ve kapak, dört firkateyn, üç korvet, iki&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>19. yüzyıl başından 20. yüzyılın ikinci yarısına kadar İstanbul ile Kahire arasında inişli çıkışlı bir seyir takip eden ilişkiler Osmanlı payitahtı ve memurlarının vali olmasından itibaren Mehmed Ali Paşa’ya karşı mesafeli duruş, yenileşme hareketleri bakımından ciddi bir rekabet, Mehmed Ali Paşa’nın bağımsızlık amacıyla başına buyruk hareket etmesiyle bir iç savaşın ortaya çıkması ve nihayet İngiltere ile Rusya’nın devreye girmesiyle uzlaşmanın sağlanması gibi başlıklar etrafında şekillenmiştir. 1846’dan sonra ise Kahire ile İstanbul arasındaki ilişkiler farklı bir boyut kazanır. 1853-56 Kırım Savaşı sırasında Osmanlı Devleti’ne yaklaşık 30 bin nefer, silah ve erzak yardımıyla üç kalyon ve kapak, dört firkateyn, üç korvet, iki vapur ve birkaç nakliye gemisinden oluşan bir filo gönderen Mısır valiliği, ilişkilerin seyrinin değiştiğini ve sadakatini göstermiştir. Gelen askerlerin yarıya yakını şehit olup geri dönemediği gibi Mısır filosuna ait gemiler de 30 Kasım 1853’te Sinop limanında Rus donanmasının saldırısına uğrayarak yanmıştır. Mısır’dan gelen askerler karantina uygulamasına tabi tutulur; bir süre Üsküdar Selimiye kışlası ve civarında konaklarlar. Sultan Abdülmecid ilk kafileyi at sırtında karşılayarak duyduğu memnuniyeti göstermiştir. Bu gelişmelerden sonra, Osmanlı hanedanı ve Kavalalı ailesinin mensupları arasında sıcak ilişkiler kurulur. İstanbul’da Osmanlı’dan kalan anıtsal nitelikteki yapılardan bir kısmı Kavalalı Mehmed Ali Paşa ailesinin izlerini taşır.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-aralik-4079">Derin Tarih Ocak Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sultan’ın Taşöz’deki “Hesaplanabilir Risk” Stratejisi</title>
		<link>https://www.derintarih.com/dosya/sultanin-tasozdeki-hesaplanabilir-risk-stratejisi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Süleyman Kızıltoprak]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 01 Nov 2019 06:35:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Kavala]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmed Ali Paşa]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı İmparatorluğu]]></category>
		<category><![CDATA[Taşöz Adası]]></category>
		<category><![CDATA[Venedik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=5198</guid>

					<description><![CDATA[Kuzey Ege adalarının bir parçası olan Taşöz Adası’nın Osmanlı İmparatorluğu’na geçişi Fatih Sultan Mehmed zamanında olmuştu. Ege Adaları’nda başlayan fetih politikası sebebiyle Ege, imparatorluğun bir iç denizi haline geldi. Bundan sonra ada bir dönem Venediklilerle yapılan deniz muharebelerine sahne oldu. Ardından 18. yüzyılda Rusların işgallerine ve korsan saldırılarına maruz kaldı. II.Abdülhamid dönemine gelindiğinde Taşöz Adası konusu diğer iç ve dış problemler arasında öne çıkmamıştı. Ancak en azından Taşöz’ün idare biçimi, devletin hükümranlık haklarına halel getiren bir durumdaydı. Zamanla Taşöz Adası ile ilgili sorunlar hem Babıâli’nin, hem de padişahın dikkatini çekmişti. II.Abdülhamid bu meselenin hallolduğu dönem göz önüne alınırsa çözüm konusunda&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kuzey Ege adalarının bir parçası olan Taşöz Adası’nın Osmanlı İmparatorluğu’na geçişi Fatih Sultan Mehmed zamanında olmuştu. Ege Adaları’nda başlayan fetih politikası sebebiyle Ege, imparatorluğun bir iç denizi haline geldi. Bundan sonra ada bir dönem Venediklilerle yapılan deniz muharebelerine sahne oldu. Ardından 18. yüzyılda Rusların işgallerine ve korsan saldırılarına maruz kaldı.</p>
<p>II.Abdülhamid dönemine gelindiğinde Taşöz Adası konusu diğer iç ve dış problemler arasında öne çıkmamıştı. Ancak en azından Taşöz’ün idare biçimi, devletin hükümranlık haklarına halel getiren bir durumdaydı. Zamanla Taşöz Adası ile ilgili sorunlar hem Babıâli’nin, hem de padişahın dikkatini çekmişti.</p>
<p>II.Abdülhamid bu meselenin hallolduğu dönem göz önüne alınırsa çözüm konusunda acele etmeyip uygun şartların oluşmasını beklemiştir.</p>
<p>Taşöz Adası probleminin ortaya çıkması Kavala’da Mehmed Ali Paşa’ya ait bir külliyenin inşasıyla gerçekleşmişti. Kavala şehri Selânik’e bağlıydı ve hemen karşısında Taşöz Adası yer alıyordu. Mehmed Ali Paşa, 1805 yılından itibaren askerî, siyasî ve iktisadî açıdan Mısır’da büyük başarılara imza attı ve akabinde Osmanlı İmparatorluğu’nu çok zor bir duruma sokan isyan hareketi başlattı.</p>
<p><strong>Devamı <a href="http://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-kasım-2019">Derin Tarih Kasım Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
