﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Yavuz Bahadıroğlu &#8211; Derin Tarih</title>
	<atom:link href="https://www.derintarih.com/yazar/yavuzbahadiroglu/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<description>Tarih Okuyan Şaşırmaz</description>
	<lastBuildDate>Tue, 10 Dec 2019 13:02:04 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.7.5</generator>

<image>
	<url>https://www.derintarih.com/wp-content/uploads/2015/12/favicon-150x150.png</url>
	<title>Yavuz Bahadıroğlu &#8211; Derin Tarih</title>
	<link>https://www.derintarih.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Özdemiroğlu Osman Paşa</title>
		<link>https://www.derintarih.com/biz-osmanliyiz/ozdemiroglu-osman-pasa/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yavuz Bahadıroğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 01 Dec 2019 03:55:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Biz Osmanlıyız]]></category>
		<category><![CDATA[III. Murad]]></category>
		<category><![CDATA[Kafkasya Fâtihi]]></category>
		<category><![CDATA[Köroğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Memelükler]]></category>
		<category><![CDATA[Osman Paşa]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.derintarih.com/?p=5348</guid>

					<description><![CDATA[Köroğlu’nun bazı şiirlerinde adı geçen Osman Paşa kimdir, bilir misiniz? Sultan III. Murad’ın “Büyük işler başardın Paşa” diye takdirlerini bildirdiği, üzerinde murassâ bir iğne bulunan sorgucunu çıkarıp başına taktığı, sonra belindeki murassâ hançeri de çıkarıp kendi elleriyle kuşağına soktuğu Özdemiroğlu Osman Paşa’dır. Osmanlı tarihinin en mümtaz sadrazamlarından olan Özdemiroğlu Osman Paşa’nın 1527 yılında Mısır’da doğdu. Memlükler zamanında Mısır’a yerleşen bir Çerkes âilesine mensuptur. Babası Yemen ve Habeş fütûhâtı ile tanınan Beylerbeyi Özdemir Paşa, annesi ise son Abbasî halifesi III. Mütevekkil’in kızının oğludur. Enderunda okudu. 6 yaşına kadar konuşamadı. Çok az konuşan biriydi. 19 yaşında Mirliva (albay) rütbesi verildi. 35 yaşında&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Köroğlu’nun bazı şiirlerinde adı geçen Osman Paşa kimdir, bilir misiniz? Sultan III. Murad’ın “Büyük işler başardın Paşa” diye takdirlerini bildirdiği, üzerinde murassâ bir iğne bulunan sorgucunu çıkarıp başına taktığı, sonra belindeki murassâ hançeri de çıkarıp kendi elleriyle kuşağına soktuğu Özdemiroğlu Osman Paşa’dır. Osmanlı tarihinin en mümtaz sadrazamlarından olan Özdemiroğlu Osman Paşa’nın 1527 yılında Mısır’da doğdu. Memlükler zamanında Mısır’a yerleşen bir Çerkes âilesine mensuptur. Babası Yemen ve Habeş fütûhâtı ile tanınan Beylerbeyi Özdemir Paşa, annesi ise son Abbasî halifesi III. Mütevekkil’in kızının oğludur.</p>
<p>Enderunda okudu. 6 yaşına kadar konuşamadı. Çok az konuşan biriydi. 19 yaşında Mirliva (albay) rütbesi verildi. 35 yaşında Habeşistan Beylerbeyi, daha sonra da sadrazam oldu.</p>
<p>Kafkasya Fâtihi namıyla bilinir.</p>
<p>Sultan III. Murad’ın meclislerinde bulunmuş, takdirlerini kazanmıştır.</p>
<p><strong>Devamı <a href="http://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-aralik-2019">Derin Tarih Aralık Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Fetret Devri’nin En Âsi Şehzâdesi: Düzmece Mustafa</title>
		<link>https://www.derintarih.com/biz-osmanliyiz/fetret-devrinin-en-asi-sehzadesi-duzmece-mustafa/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yavuz Bahadıroğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 31 May 2019 21:15:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Biz Osmanlıyız]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara Savaşı]]></category>
		<category><![CDATA[Şehzade Mustafa]]></category>
		<category><![CDATA[Timur Han]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derintarih.com/?p=4529</guid>

					<description><![CDATA[Tarihçimiz Oruç Bey’e göre Şehzade Mustafa Ankara Savaşı’nda öldü, sonradan onun yerine geçen bir sahtekâr kargaşa çıkardı. Enverî’ye göre ise Şehzade Mustafa babasıyla birlikte Ankara Savaşı’nda Timur Han’a esir düştü ve ancak Timur’un vefatından sonra serbest kaldı. Mustafa’yı Çağatay itdi esir, Nice yıllar sonra geldi ol emir. Şerafeddin-i Yezdî ve Nizamüddin-i Şamî Zafernâmelerine göre de gerçek durum budur. Şehzade Mustafa’ya Osmanlı kaynaklarında tereddütsüz “Düzme, Düzmece, Sahte, Nâbedid, Ca’lî Mustafa” denilmesinin sebebi hem bir tedbir, hem de bir temenni olarak görülmelidir. Temenni böyle bir zamanda Yıldırım Bayezid gibi bir padişahın oğluna yakışmayan bir isyana öncülük etmemesi; tedbir ise Mustafa Çelebi’nin de&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p align="justify"><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;">Tarihçimiz Oruç Bey’e göre Şehzade Mustafa Ankara Savaşı’nda öldü, sonradan onun yerine geçen bir sahtekâr kargaşa çıkardı. Enverî’ye göre ise Şehzade Mustafa babasıyla birlikte Ankara Savaşı’nda Timur Han’a esir düştü ve ancak Timur’un vefatından sonra serbest kaldı.</span></span></span></p>
<p align="justify"><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;"><i>Mustafa’yı Çağatay itdi esir,</i></span></span></span></p>
<p align="justify"><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;"><i>Nice yıllar sonra geldi ol emir.</i></span></span></span></p>
<p align="justify"><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;">Şerafeddin-i Yezdî ve Nizamüddin-i Şamî Zafernâmelerine göre de gerçek durum budur.</span></span></span></p>
<p align="justify"><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Times New Roman, serif;"><span style="font-size: medium;">Şehzade Mustafa’ya Osmanlı kaynaklarında tereddütsüz “Düzme, Düzmece, Sahte, Nâbedid, Ca’lî Mustafa” denilmesinin sebebi hem bir tedbir, hem de bir temenni olarak görülmelidir. Temenni böyle bir zamanda Yıldırım Bayezid gibi bir padişahın oğluna yakışmayan bir isyana öncülük etmemesi; tedbir ise Mustafa Çelebi’nin de padişah oğlu olması itibariyle bazı beyler nazarında hüsn-ü kabul görmesi ihtimalini bertaraf etmeye matuftur. Ama pek işe yaramamış olmalı ki, başta Aydınoğlu Cüneyd Bey -ki Şehzade Mustafa’ya vezir olmuştur- ve Osmanlı Devleti’nin kuruluş safhasında büyük hizmetlerini gördüğümüz Gazi Timurtaş ile Evranos Gazi oğullarını yanına çekebilmiştir. Aydınoğlu Cüneyd Bey, diyelim ki, eski devletini diriltmek gibi bir emelin peşinde idi; Eflak Prensi Mirçe, Osmanlı Padişahına ihanet etmek için fırsat gözlüyordu; Bizans ezelî hilekârlığını el altından körükleyerek İstanbul’un, hadis-i şerifin taahhüdünde olan fethini hiç değilse bir müddet daha geciktirmek istiyordu: Ya Gazi Timurtaş oğullarıyla Evranos Gazi oğulları gibi saf, temiz, devletin menfaatleri karşısında tarih boyunca canlarını dahi fedadan çekinmemiş aileler bu isyana hangi gerekçe ile taraftar oldular? Devletin yeniden toparlanma safhasında, son derece tehlikeli olduğunu bile bile, kendilerince haklı sebepleri olsa dahi nasıl bir isyanın içinde yer alabildiler?</span></span></span></p>
<p align="justify"><strong>Devamı <a href="http://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-haziran-2019">Derin Tarih Haziran Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Devleti İkinci Fetretten Kurtaran Padişah: IV. Murad</title>
		<link>https://www.derintarih.com/biz-osmanliyiz/devleti-ikinci-fetretten-kurtaran-padisah-iv-murad/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yavuz Bahadıroğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 31 Oct 2018 21:45:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Biz Osmanlıyız]]></category>
		<category><![CDATA[Bağdat Fatihi]]></category>
		<category><![CDATA[Sultan Genç Osman]]></category>
		<category><![CDATA[Sultan IV. Murad]]></category>
		<category><![CDATA[Yeniçeri Ocağı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derintarih.com/?p=3903</guid>

					<description><![CDATA[Tarihe “Bağdat Fatihi” olarak geçecek Sultan IV. Murad 11 yaşında kılıç kuşanıp padişah olmuştu. Arkasında Sultan Genç Osman’ın bir askerî ayaklanma sonucu katli, önünde ise Yeniçeri Ocağı’nın siyasete sert müdahaleleri vardı. Devleti ne padişah yönetiyordu, ne de “Padişah Naibi” sıfatını taşıyan annesi: İpler fiilen yeniçeri ağalarının (bugünkü ifadesiyle generallerin) elinde idi. Zaten tarihimiz bu döneme “Ağalar Saltanatı Dönemi” diyor. Yeniçeri generalleri sarayın iradesine tâbi olmayı reddetmiş, tam olarak devlete hâkim olamadıkları için ortaya iki başlı bir görüntü çıkmıştı. Ağalar silaha dayalı olarak tam anlamıyla ilkesiz ve töresiz bir “paralel devlet” kurmuştu. Bu da siyaseti tamamıyla tıkamıştı. Halk şaşkın ve perişandı.&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Tarihe “Bağdat Fatihi” olarak geçecek Sultan IV. Murad 11 yaşında kılıç kuşanıp padişah olmuştu. Arkasında Sultan Genç Osman’ın bir askerî ayaklanma sonucu katli, önünde ise Yeniçeri Ocağı’nın siyasete sert müdahaleleri vardı. Devleti ne padişah yönetiyordu, ne de “Padişah Naibi” sıfatını taşıyan annesi: İpler fiilen yeniçeri ağalarının (bugünkü ifadesiyle generallerin) elinde idi. Zaten tarihimiz bu döneme “Ağalar Saltanatı Dönemi” diyor. Yeniçeri generalleri sarayın iradesine tâbi olmayı reddetmiş, tam olarak devlete hâkim olamadıkları için ortaya iki başlı bir görüntü çıkmıştı. Ağalar silaha dayalı olarak tam anlamıyla ilkesiz ve töresiz bir “paralel devlet” kurmuştu. Bu da siyaseti tamamıyla tıkamıştı. Halk şaşkın ve perişandı. Korkunç bir kargaşa, görülmemiş bir devlet buhranı yaşanıyordu. Siyasetteki olumsuzluklar ekonomiyi de sarmış, malî yapı kontrolden çıkmıştı. Denetimsizlik yüzünden her şey başıboş bir hale geliyordu. Rüşvet alıp başını gitmişti. Küçük bir azınlık kaostan para kazanarak kargaşanın keyfini sürerken; büyük çoğunluk eziliyor, hırpalanıyor, horlanıyordu. Yeniçeri Ocağı ise askerlikten başka her şeyle uğraşır olmuştu. Askerler ticaret yapıyor, kimse hesap soramadığı için bir paraya aldıklarını zorla on paradan halka satıyor; kimileri berberlik, kasaplık, manavlıkla uğraşıyordu. Kısacası, devleti kılıçlarının gölgesinde kuran Yeniçeri Ocağı şirazeden çıkmıştı. İşi o noktaya vardırdılar ki yaptıklarını hoş karşılamayan Sadrazam Hafız Ahmed Paşa’nın kellesini istediler. Buna razı olmayan çocuk padişahın yüzüne karşı, “Virmez isen vaziyet başkaca olur” şeklinde tehditler savurdular (Genç Osman’ı hatırlatıyorlardı).</p>
<p><strong>Devamı <a href="http://www.birlikte.com.tr/derin-tarih-kasim-2018">Derin Tarih Kasım Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bir Devlet Osmanlı Bir Şehri İstanbul Yapan  O Mukaddes Ay</title>
		<link>https://www.derintarih.com/kapak-dosyasi/bir-devlet-osmanli-bir-sehri-istanbul-yapan-o-mukaddes-ay/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yavuz Bahadıroğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 31 May 2017 21:36:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kapak Dosyası]]></category>
		<category><![CDATA[İlk iftar ve sahur]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı insanı]]></category>
		<category><![CDATA[Rama­zan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derintarih.com/?p=2474</guid>

					<description><![CDATA[Osmanlı asırlarında, tıpkı şimdi olduğu gi­bi, bütün şehir ve köylerde coşkuyla karşılanırdı. Dö­nemin şartlarından kaynaklanan ba­zı farklarla birlikte… Mesela Ramazana 10-15 gün ka­la alışverişe çıkılır, makarnalar kesi­lir, iştah açıcı turşular kurulur, kiler Ramazanlıklarla doldurulurdu. Son­ra çamaşırlar yıkanır, ev köşe bucak süpürülür, tahtaları fırçalanır, sultan misafirliğe gelecekmiş gibi hazırla­nırdı. Bir anlamda gelmesi beklenen bir sultandı Ramazan ayı. Himmet, hikmet, rahmet, merhamet, bereket, mağfiret sembolü bir sultan… Osmanlı insanı “temizlik imandan gelir” sözüne uygun olarak temizliğe ehemmiyet verirdi. Ramazan hürme­tine insanlar bir kere daha yıkanıp temizlenir, bu yüzden hamamlar do­lup taşar, sabahlara kadar açık tutu­lurdu. Hazırlıklar tamamlanınca, has­retle Ramazanın ilk günü beklenirdi.&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Osmanlı asırlarında, tıpkı şimdi olduğu gi­bi, bütün şehir ve köylerde coşkuyla karşılanırdı. Dö­nemin şartlarından kaynaklanan ba­zı farklarla birlikte… Mesela Ramazana 10-15 gün ka­la alışverişe çıkılır, makarnalar kesi­lir, iştah açıcı turşular kurulur, kiler Ramazanlıklarla doldurulurdu. Son­ra çamaşırlar yıkanır, ev köşe bucak süpürülür, tahtaları fırçalanır, sultan misafirliğe gelecekmiş gibi hazırla­nırdı. Bir anlamda gelmesi beklenen bir sultandı Ramazan ayı. Himmet, hikmet, rahmet, merhamet, bereket, mağfiret sembolü bir sultan…</p>
<p>Osmanlı insanı “temizlik imandan gelir” sözüne uygun olarak temizliğe ehemmiyet verirdi. Ramazan hürme­tine insanlar bir kere daha yıkanıp temizlenir, bu yüzden hamamlar do­lup taşar, sabahlara kadar açık tutu­lurdu. Hazırlıklar tamamlanınca, has­retle Ramazanın ilk günü beklenirdi. Ramazan hilâli görünür görünmez (Rü’yet-i hilâl) de toplar atılır, davullar vurulur, tellâllar en ücra mahallelere kadar Ramazanın başladığını müjde­lerlerdi. İlk iftar ve sahur çok başkay­dı. Mühürlü ağızlarla oturulan iftar sofralarında sadece dudaklar kımıl­dar, bazen de aile büyüğü yeni yetme­lere orucun faziletini anlatır, ilk oruç­larını zar zor bitirmiş gençlere orucu sevdirme babında, kadife keseler için­de “Ramazan armağanı” verilirdi.</p>
<p><strong>Devamı <a href="https://www.birlikte.com.tr/derintarih-haziran2017">Derin Tarih Haziran Sayısında…</a> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İstanbul’u Fethettiren Büyük Hayallerin Mimarı</title>
		<link>https://www.derintarih.com/biz-osmanliyiz/istanbulu-fethettiren-buyuk-hayallerin-mimari/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yavuz Bahadıroğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 31 Aug 2016 21:05:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Biz Osmanlıyız]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derintarih.com/?p=1382</guid>

					<description><![CDATA[Sultan II. Murad’ın tahttan feragat edip yerine 12 yaşındaki oğlu Şehzade Mehmed’i geçirmesi ve “Bundan gerü padişahunuz budur, göreyim sizi itaat üzere olasuz” demesi, pek çok “devletlü”nün itirazıyla karşılanmıştı. Hele Sadrazam Çandarlı Halil Paşa… Çandarlı deyip geçmek olmaz! Zira Anadolu’nun en tanınmış ailelerindendi Çandarlı ailesi. Ayrıca çok zengindi. . Âşık Paşazade anlatıyor: “Sultan II. Murad’a, artan savaş masraflarını karşılamak üzere acil para lazım olmuş. Sadrazam Çandarlı Halil Paşa’yı huzuruna çağırtmış. Borç istemiş: “Sefer masarifatı içün akçe gerektür, vadesi geldükte iade etmek şartıyla bir miktar akçe viresün” Çandarlı Halil Paşa şu mealde cevap vermiş: “Tedarik içün biraz mühlet lâzım, kangı miktar&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sultan II. Murad’ın tahttan feragat edip yerine 12 yaşındaki oğlu Şehzade Mehmed’i geçirmesi ve “Bundan gerü padişahunuz budur, göreyim sizi itaat üzere olasuz” demesi, pek çok “devletlü”nün itirazıyla karşılanmıştı. Hele Sadrazam Çandarlı Halil Paşa… Çandarlı deyip geçmek olmaz! Zira Anadolu’nun en tanınmış ailelerindendi Çandarlı ailesi. Ayrıca çok zengindi. .</p>
<p>Âşık Paşazade anlatıyor:</p>
<p>“Sultan II. Murad’a, artan savaş masraflarını karşılamak üzere acil para lazım olmuş. Sadrazam Çandarlı Halil Paşa’yı huzuruna çağırtmış. Borç istemiş: “Sefer masarifatı içün akçe gerektür, vadesi geldükte iade etmek şartıyla bir miktar akçe viresün” Çandarlı Halil Paşa şu mealde cevap vermiş: “Tedarik içün biraz mühlet lâzım, kangı miktar virebileceksem bugün, yarun arz iderüm.”</p>
<p>Gebze fatihi Akça Koca’nın torunu vezir Fazlullah Paşa, Padişah’ın borç istediğini her nasılsa duymuş. Duyar duymaz da destur ile huzura dalmış. “Kul kısmından borç alınmaz!” diye adeta çıkışmış, “şevketlü Hünkârım, padişahlar borç almazlar”. Padişah ellerini iki yana açıp konuşmuş: “Lâzım oldukta başkaca çare kalur mi ki, vezirüm?” Cevap: “Padişahlara hazine gerektür Hünkârım! Müsaade buyrulursa size hazine tedarük edelüm.”</p>
<p>Padişah sakin sakin sormuş: “Bu işi nasıl yapacaksun ey benüm vezirüm?” Fazlullah Paşa teklemeden cevap vermiş: “Sayenüzde ahali zengincedür, malları-mülkleri çokçadur. Bir yolunu bulup elleründen almak münasiptür. Böylece hazine tedariki yapmış oluruz. Leşger gazadan geru kalmaz”.</p>
<p>Devamı <a href="http://www.birlikte.com.tr/derintarih-eylul2016">Derin Tarih Eylül Sayısında&#8230;</a></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Şah’ın Yayını Çözdü, Sadrazamlığa Yürüdü</title>
		<link>https://www.derintarih.com/biz-osmanliyiz/sahin-yayini-cozdu-sadrazamliga-yurudu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yavuz Bahadıroğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 01 Jul 2016 02:00:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Biz Osmanlıyız]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derintarih.com/?p=1054</guid>

					<description><![CDATA[13. asrın son yıllarında Bitinya bölgesindeki Bizans tekfurları, mertçe yenemedikleri Osman Gazi ve arkadaşlarını kalleşçe yenmeye karar verip bir plan yaptılar. Buna göre, Belacoma (Bilecik) Tekfuru’nun oğlu ile Yarhisar Tekfurunun kızı Holofira’nın düğünlerine Osman Gazi de davet edilecek, tam yemek esnasında arkadan hançerlenip katledilecekti. Başsız kalan Türkmenler dağılacak ve böylece bölge onlardan temizlenecekti. Düğün Belacoma Kalesi’nde olacaktı. Tekfurlar planlarını çok beğenip eğlenirken Yarhisar Tekfuru Köse Mihal Bey çoktan Söğüd’e yönelmiş, tuzaktan Osman Gazi’yi haberdar etmişti. Buna rağmen Osman Gazi hiç tereddütsüz daveti kabul edecekti. Şaşıran Mihal Bey’e döndü ve gülümsedi: “Bizim dilde ‘Ava giden avlanır’ diye bir söz var Mihal&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>13. asrın son yıllarında Bitinya bölgesindeki Bizans tekfurları, mertçe yenemedikleri Osman Gazi ve arkadaşlarını kalleşçe yenmeye karar verip bir plan yaptılar. Buna göre, Belacoma (Bilecik) Tekfuru’nun oğlu ile Yarhisar Tekfurunun kızı Holofira’nın düğünlerine Osman Gazi de davet edilecek, tam yemek esnasında arkadan hançerlenip katledilecekti. Başsız kalan Türkmenler dağılacak ve böylece bölge onlardan temizlenecekti.</p>
<p>Düğün Belacoma Kalesi’nde olacaktı. Tekfurlar planlarını çok beğenip eğlenirken Yarhisar Tekfuru Köse Mihal Bey çoktan Söğüd’e yönelmiş, tuzaktan Osman Gazi’yi haberdar etmişti. Buna rağmen Osman Gazi hiç tereddütsüz daveti kabul edecekti. Şaşıran Mihal Bey’e döndü ve gülümsedi: “Bizim dilde ‘Ava giden avlanır’ diye bir söz var Mihal Bey dostum. O düğüne gideceğiz, lâkin av değil, avcı olacağız.</p>
<p>Mihal Bey pek bir şey anlamamıştı ama Osman Gazi ile gözünü budaktan sakınmaz arkadaşlarına güveniyordu. “Allah yardımcınız olsun” demekle yetindi. Hazırlıklara başlandı. Önce Belacoma Tekfuru’na gönderilecek düğün hediyeleri hazırlandı. Bu iş için Abdurrahman Gazi görevlendirildi. Sıkı sıkıya da tembih etti: “Düğünün Çakırpınarı mevkiinde yapılmasında ısrar et. Israrın sebebini soracak olurlarsa de ki: ‘Bizim göç zamanımızdır. Yaylaya çıkacağız. Düğünden sonra geri dönmek yolumuzu çok uzatır. Bu yüzden kadınlarımızı ve çocuklarımızı kağnılara bindirip Belacoma’da bırakmak istiyoruz. Buradan yola devam edeceğiz.”</p>
<p>Devamı Derin Tarih Dergisi <a href="http://www.birlikte.com.tr/derintarih-temmuz2016">Temmuz 2016</a> Sayısında&#8230;</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Osmanlı&#8217;nın ilk amirali Kara Mürsel Reis</title>
		<link>https://www.derintarih.com/biz-osmanliyiz/osmanlinin-ilk-amirali-kara-mursel-reis/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yavuz Bahadıroğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 01 May 2016 05:00:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Biz Osmanlıyız]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derintarih.com/?p=837</guid>

					<description><![CDATA[Karesioğulları topraklarında İncilli (Karasu) adıyla bilinen yitik Türkmen köyünde o gün çocuklar arasında bir karmaşa vardı. Ellerde tahta kılıçlar, dillerde “Savulun bre!” naraları, dudaklarda mutlu tebessümler saçan bir sürü çocuk oynuyordu. Mevsim yazdı. Güneş tam tepede, hava sıcak mı sıcak, yüzler buram buram ter, yanaklar kan kırmızı. Çocuklardan biri tahta kılıcını döndüre döndüre kalabalığa daldı: “Mürsel geliyor bre, savulun!” Tahta kılıcını yaşıtlarından birinin kılıç yerine değnek tutan koluna indirdi: “Savulun dendi bre!” Çocuğun elindeki değnek yere düştü, diğer eliyle bileğini kavrayıp ağlamaya başladı. Yaşça büyük çocuklardan biri, Mürsel’i itti: “Sen savul zevzek! Kardeşimin elini acıtanın canını acıtırım!” Mürsel, kendisini iten&#46;&#46;&#46;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Karesioğulları topraklarında İncilli (Karasu) adıyla bilinen yitik Türkmen köyünde o gün çocuklar arasında bir karmaşa vardı. Ellerde tahta kılıçlar, dillerde “Savulun bre!” naraları, dudaklarda mutlu tebessümler saçan bir sürü çocuk oynuyordu. Mevsim yazdı. Güneş tam tepede, hava sıcak mı sıcak, yüzler buram buram ter, yanaklar kan kırmızı. Çocuklardan biri tahta kılıcını döndüre döndüre kalabalığa daldı: “Mürsel geliyor bre, savulun!” Tahta kılıcını yaşıtlarından birinin kılıç yerine değnek tutan koluna indirdi: “Savulun dendi bre!” Çocuğun elindeki değnek yere düştü, diğer eliyle bileğini kavrayıp ağlamaya başladı. Yaşça büyük çocuklardan biri, Mürsel’i itti: “Sen savul zevzek! Kardeşimin elini acıtanın canını acıtırım!” Mürsel, kendisini iten çocuğa diklendi: “Sen de savul” dedi pervasız, “alargalan!”</p>
<p>“Alargalanmasam ne olacak?” Mürsel, tahta kılıcını ileri uzattı: “Deşerim!” Cevap gecikmedi: “Deş de görelim.”</p>
<p>Yaşça büyük olan çocuk, Mürsel’in iki yanağına iki tokat attı. Mürsel tahta kılıcını fırlatıp kendisine tokat atan çocuğu yere yıktı. Boğuşmaya başladılar. Nihayet yaşça büyük çocuğun sırtını yere getirip üstüne oturdu: “Bir daha sataşırsan, gözünün yaşına bakmam. Kardeşine isteyerek vurmadım, oyunun fazlaya kaçmışı böyle kazalara sebep olabiliyor. Bu iş onunla benim aramda. Yaşının büyüklüğüne, cüssenin iriliğine güvenip bir daha sataşırsan, karışmam” dedi ve üstünden kalktı.</p>
<p>Boşluğuma geldi dedi, çocuk, “hadi şimdi gel.”</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yürü, yol senindir Ertuğrul Beyim!</title>
		<link>https://www.derintarih.com/biz-osmanliyiz/yuru-yol-senindir-ertugrul-beyim/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yavuz Bahadıroğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 01 Apr 2016 05:00:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Biz Osmanlıyız]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.derintarih.com/?p=770</guid>

					<description><![CDATA[Osmanlı İmparatorluğunun kurulu­şu, beşer tarihinin en hayrete değer ve en büyük vâkıalarından biridir. -Fransız tarihçi Fernand Grenard Atlı dolu dizgin Kayı aşiretinin içine daldı. Ardında yumak yu­mak toz bulutları bırakarak doğru Ertuğrul Bey’in önüne gitti. Gırt­lağına sığmayan yorgun soluğunu tek bir cümleye sığdırdı: “Tepenin ardındaki yazuda (düzlük) cenk var, Beyim!” Ertuğrul Gazi’nin bir tarafında Yahşi Hoca, öbür tarafında kardeşi Dündar Bey vardı. Sohbet ede ede yürüyor, sanki uzun süren göçün tadını çıkarıyorlardı. Karşısında duran Gazi Abdur­rahman’a dik dik baktı. Abdur­rahman’ın kavruk yüzü tozdan büsbütün kararmış, gözlerindeki zekânın şavkı büsbütün belirgin­leşmişti: “Kimler olduğu belli mi, Gazi Abdurrahman?” “Belli, Ertuğrul Beyim.”]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>Osmanlı İmparatorluğunun kurulu­şu, beşer tarihinin en hayrete değer ve en büyük vâkıalarından biridir. </em></p>
<p><strong><em>-Fransız tarihçi Fernand Grenard </em></strong></p>
<p>Atlı dolu dizgin Kayı aşiretinin içine daldı. Ardında yumak yu­mak toz bulutları bırakarak doğru Ertuğrul Bey’in önüne gitti. Gırt­lağına sığmayan yorgun soluğunu tek bir cümleye sığdırdı:</p>
<p>“Tepenin ardındaki yazuda (düzlük) cenk var, Beyim!”</p>
<p>Ertuğrul Gazi’nin bir tarafında Yahşi Hoca, öbür tarafında kardeşi Dündar Bey vardı. Sohbet ede ede yürüyor, sanki uzun süren göçün tadını çıkarıyorlardı.</p>
<p>Karşısında duran Gazi Abdur­rahman’a dik dik baktı. Abdur­rahman’ın kavruk yüzü tozdan büsbütün kararmış, gözlerindeki zekânın şavkı büsbütün belirgin­leşmişti:</p>
<p>“Kimler olduğu belli mi, Gazi Abdurrahman?”</p>
<p>“Belli, Ertuğrul Beyim.”</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kanatlı osmanlılar geliyor</title>
		<link>https://www.derintarih.com/osmanli-tarihi/kanatli-osmanlilar-geliyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yavuz Bahadıroğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 30 Nov 2015 22:00:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Osmanlı Tarihi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://derintarih.pho.fm/?p=175</guid>

					<description><![CDATA[Tarih 1529. Mohaç Meydan Muharebesi kazanılmış, Macaristan’ın başkenti Budin ele geçirilmiş. “Dünya bir padişaha çok ama iki padişaha az gelir” sözüyle meşhur cennetmekân Yavuz Sultan Selim Han oğlu Kanuni Sultan Süleyman Han’a bu başarı dahi yetmemiş, Almanya’nın o zamanki başkenti Beç’e (Viyana) yürümüştü. Kapıkulları şakalaşarak yorgunluk atarken Viyana gözlerinin önünde belirdi. Belirir belirmez de adına Delibaş Hasan derler yiğitlerden bir yiğit “Hayda bre!” diye naralandı. Sesi öylesine gürdü ki, neredeyse tekmil ordu duymuş, neredeyse bütün askerler dönüp bakmıştı.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Tarih 1529. Mohaç Meydan Muharebesi kazanılmış, Macaristan’ın başkenti Budin ele geçirilmiş. “Dünya bir padişaha çok ama iki padişaha az gelir” sözüyle meşhur cennetmekân Yavuz Sultan Selim Han oğlu Kanuni Sultan Süleyman Han’a bu başarı dahi yetmemiş, Almanya’nın o zamanki başkenti Beç’e (Viyana) yürümüştü. Kapıkulları şakalaşarak yorgunluk atarken Viyana gözlerinin önünde belirdi. Belirir belirmez de adına Delibaş Hasan derler yiğitlerden bir yiğit “Hayda bre!” diye naralandı. Sesi öylesine gürdü ki, neredeyse tekmil ordu duymuş, neredeyse bütün askerler dönüp bakmıştı. </p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
