Hikâyemizi Yazmak

Meşhur Afrika atasözünü mutlaka duymuşsunuzdur: “Aslanlar yazı yazmayı öğrenene kadar, bütün hikâyeler avcıyı övecektir.” Bilhassa tarihimiz söz konusu olduğunda, halimiz, bu atasözünde anlatılan duruma çok benziyor. Kendi hikâyelerimizi bizzat yazmadığımız ve yazamadığımız için, başkaları bizi nasıl tanımlarsa ve anlatırsa, kayıtlara o şekilde geçiyoruz, akıllarda da öyle kalıyoruz. Tam bu noktadan hareketle, Derin Tarih’in bu ayki kapak konusunu belirlerken, tafsilatlı olarak anlatılmamış ve uzun uzadıya yazılmamış hikâyelerimizden birini öne çıkarmak istedik. Acıklı ve ibretlerle dolu bir hikâyeyi… 1821’in sonbaharında Mora Yarımadası’nda bulunan Tripoliçe’de Müslüman Türklere reva görülen mezalimi bütün yönleriyle ele alarak, hem hafızalarımıza kalıcı çentikler atmayı hem de bugün yaşanan...

İngilizlerin Rahatını Bozan Osmanlı-Afganistan Dostluğu

Sultan II. Abdülhamid’in Afganistan ile ilişkisi saltanatının ilk yıllarında başlamıştı. 26 Aralık 1876’da Osmanlı’nın Bombay Başkonsolosu Hüseyin Hasib Bey’in, 23 Mayıs 1877’de İstanbul’da bulunan Buharalı tüccar Hacı Osman Efendi’nin ve 1877 yılı sonlarında Kabil’e gönderilen Ahmed Hulûsi Efendi’nin verdiği raporlar bu ilişkinin başlangıcıdır. Bu gelişmelerin ardından 1880 yılı başlarında, Afganistan Müslümanlarının Osmanlı’ya duyduğu ilgiden rahatsız olan İngiltere’deki bazı gazetelerde Sultan II. Abdülhamid’in “Hindistan ve Afganistan’a İngilizlere karşı isyan hareketini teşvik edici bazı memurlar (casuslar) ve yazılar gönderdiği” haberleri yer almış ve bunlar 2 Ağustos 1880’de Osmanlı yönetimince tekzip edilmişti. 20 Mayıs 1887’de Bombay Şehbenderi İsmail Bey’in Sultan II. Abdülhamid’e sunulan...

Türkiye Selçuklularında Eğitim

Selçuklu medeniyeti mirasının en kayda değer unsurlarından biri, gelişmiş eğitim sistemidir. Selçuklu hükümdar ve devlet adamları her zaman ve şartta eğitimi desteklemiş, dönemin en önemli eğitim kurumları olan Nizâmiye Medreselerini açmışlardır. Bu medreselere devlet tarafından ödenekler tahsis edilmiş, Gazzâlî gibi âlimler buralarda ders vermiştir. Bu geleneğin Türkiye Selçuklularında da devam ettiğini; Bahâeddin Veled, Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî, Sadreddin Konevî gibi âlimlerin Anadolu medreselerinde ders verdiklerini biliyoruz. Selçuklularda eğitim medreselerle sınırlı kalmamış, buralarda kapsamlı bir tedrisattan geçmek isteyenler evvela hususi bir hazırlık eğitimine tabi tutulmuşlardır. Ayrıca Ahîlik teşkilâtı gibi sivil yapılar meslek eğitimi verme ve meslek ahlâkı edindirme misyonu üstlenmişlerdir. Türkiye Selçuklularında...

Atina’da Cami İnşası Nasıl “Millî-Dinî” Bir Mesele Oldu?

Arzu ederseniz aşağıdaki haberi okuyarak dersimize başlayalım. 2003 yılı ortalarındayız, Atina’dan Yorgo Kirbaki bildiriyor: “Yunan Kilisesi’nin aşırı milliyetçilik ve ırkçılıkta kusur etmeyen lideri Atina başpiskoposu Hristodulos, 27 Ağustosta (2003) Dışişleri bakanı Papandreu’ya gönderdiği mektupta, havaalanının yakınındaki Peania kasabası dışında (merkezde değil, muhabirin ifadesiyle “Allah’ın bir dağında”) bir cami inşa edilmesine itirazı bulunmadığını, ancak aynı bölgede İslâm Kültür Araştırmaları Merkezi kurulmasına şiddetle karşı olduğunu belirtti.” Başpiskopos cenapları sesinin yeteri kadar duyulmadığını yahut meselenin ciddiyetinin ve tehditkârlık boyutunun onun hissedip vurguladığı ölçüde farkedilmediğini düşünmüş olmalı ki bir müddet sonra ikinci bir mektup yazıp aynı bölgede “mecburen” yapılacak cami ile birlikte bir kilise...

Her Şey Bitmiş Gibiydi, Ama…

Hülâgû Han komutasındaki Moğol ordusunun, tam 13 gün süren bir kuşatmanın sonunda 10 Şubat 1258’de Bağdat’a girişi, tarihin dönüm noktalarından biriydi. Sonraki hafta boyunca, Abbâsîlerin eski görkemli başkenti, korkunç bir yıkıma ve yağmaya sahne oldu. Rivayetler muhtelif, ancak “yüz binlerce” insanın katledildiği, kütüphanelerin ateşe verildiği, taş üstünde taşın bırakılmadığı bir kıyımdan söz ediyoruz. Hülâgû’nun bizzat kendisinin bile ceset kokusu sebebiyle şehirde uzun süre konaklayamadığı, akbabaların aylar boyunca Bağdat semalarından eksik olmadığı, Dicle’nin masmavi renginin kan ve mürekkep karışımına döndüğü kaynaklarda kayıtlı. Moğolların yaptığı baskınla yalnızca İslâm tarihinin en mamur şehirlerinden Bağdat -eski ihtişamına bir daha hiç kavuşmamak üzere- tarihin tozlu...

Misyonerlerin Anadolu Ajandası: Ermenileri İsyana Kışkırtmak

Amerika’nın en güçlü misyonerlik örgütü olan American Board’ın “Tarih’te Tanrı’nın Kudreti” (The Hand of Good in History) adlı 1845 tarihli bildirisi “Dünyaya mutlaka Anglo-Sakson ırkın hâkim olacağı” kehanetiyle emperyalist arzuları körüklerken, aynı teşkilat 1860’da kendisine bağlı misyonerleri “dünyayı fethe çıkan Hz. İsa ordularının öncüleri” olarak ilan etmişti. 1819’dan itibaren Osmanlı ülkesinde faaliyete geçen Amerikalı misyonerlerin her davranışlarında ortaya çıkan öncü rolleri, daha Sultan II. Abdülhamid’in hükümdarlığının ilk yıllarında Türk-Amerikan diplomatik ilişkilerinde önemli problemlerden biri olarak kendisini göstermişti. Türk bahriyesinde vazifeli İngiliz Amiral Sir Henry Woods hatıralarında şunları kaydeder: “1880 başlarında Amerikan misyonerlerin Hıristiyan azınlıkları bahane ederek huzursuzluk kaynağı olmaları ve...

İslâm İlim Geleneğinde Öncü Bir Tarihçi: Belâzürî

İslâmî gelenekte ilk insan Hz. Âdem, aynı zamanda ilk peygamber; son peygamber Hz. Muhammed (sas) ise nübüvvet geleneğinin son halkasıdır. Bu inanç tarih metinlerinin kaleme alınmasında da kendisini gösterir. Hz. Peygamber dönemi geçmişten bağımsız ve kopuk olarak değil, İslâm tarihinin erken dönemleriyle irtibatlandırılarak, insanlık tarihi perspektifiyle kaleme alınmıştır. İslâm’dan önce Araplarda, geçmişe ilişkin bilgi sözlü kültür üzerinden gelecek nesillere aktarılırken, Hz. Peygamber’in vefatından sonra ilmi yazıyla muhafaza etme anlayışının hızlandığı, metinlerin bu doğrultuda şekillendiği görülür. Bu açıdan İslâm ilim geleneğinin geçirdiği merhaleler, üzerinde düşünülmeye değerdir. Müslümanlar kısa sürede hususi alanları konu edindikleri eserler kaleme almışlardır. Yeni telif edilen kitapların eskilerin...

11 Eylül’e Hollywood Usulü Sine‘Masal’ Sos

Eduardo Galeano o meşhur Aynalar kitabında “Yahudi avı her zaman için bir Avrupalı sporu olmuştur. Şimdi ise bu sporu hiçbir zaman yapmamış olan Filistinliler diğerlerinin hesabını ödüyorlar” der. 11 Eylül’ün üzerinden geçen 20 senenin ardından bir coğrafyanın bütün dinamikleriyle paramparça oluşunu seyrederken benim de aklıma bu söz geliyor. Evet, bu sporu hiçbir zaman Afganistan, Irak, Mısır ya da Filistin halkı yapmadı; ancak emperyalistlerin kurduğu oyunların hesabını hep onlar ödedi. Yakın tarihin bir dönüm noktası olan 11 Eylül hadisesinden dolaylı olarak sorumlu tutulan ve kısa sürede işgal edilen Afganistan ile uluslararası ilişkiler ve dengeler de değişti. Dönemin ABD Başkanı George W....

Nesiller Boyu İlham Kaynağı

  “Uzun zamandır nâr-ı hicranla kavrulmakta olan hayat arkadaşım, Ellerinden öper, hürmetli selâm ba’dında, evlâtlarına yegân yegân selâm ve dua. Ben çok ihtiyarladım. Sıhhatim, hamd olsun. Sizi düşünmekteyim, lâkin benim kaderim gurbet hayatı imiş. Hak ve hukuku helâl etmeni kemâl-i hürmetle rica ederim. Mülakât ümidim bakidir, sevgili hayat arkadaşım. 16 Nisan 1943, Tokyo.” Abdürreşid İbrahim Efendi, vefatından bir sene kadar önce, Türkiye’deki eşi Ayân Hanım’a bu içli satırlarla seslenmiş. Vatanından ve doğduğu topraklardan binlerce kilometre uzakta, sürekli mücadele ve sabırla geçmiş bir ömrün gurûbunda kâğıda dökülen bu cümleler, insanı derinden sarıp sarmalıyor doğrusu. Bilhassa, dünyada maalesef mukadder olmayan o “mülakât...

Cannes Film Festivali Tarihinde Kritik Kavşak

Propaganda, en ilkel örneklerinden bugüne yedinci sanatın merkezinde yerini almıştır. İlk sinema filmi olarak kabul edilen, 1902 yılında Georges Melies’in çektiği Le Voyage Dans La Lune (Aya Yolculuk)’den sonra endüstri hızla gelişmiş, kısa süre içerisinde yarışmalar düzenlenecek sayıda film üretilmeye başlanmıştır. Oscar diye bilinen ve Amerikan politikalarının propagandasını yapmak üzere müesseseleştirilen Akademi ödülleri, ilk sinema filminden yalnızca 25 sene sonra, yani 1927’de sahiplerini bulur. Akademi ödüllerinin ardından organize edilen ve bugün de önemini sürdüren Viyana Film Festivali ise Nazi propagandasının bir ayağı olarak 1932 yılında düzenlenir. 1938 yılında Venedik Film Festivali büyük ödülü, 1936 Olimpiyatlarını konu edinen ve Nazi propagandasının...

Derin Tarih