Her Yönü Ayrı Bir Destandır Sultanımızın

  Bir din için kutsal kitabı ve kurucu peygamberinden daha mühim ne olabilir? Buda, Hz. Musa, Hz. İsa… Bunları devreden çıkardığınızda Budizm de, Musevilik de, İsevilik, yani Hıristiyanlık da tamamen çöker. Bu, İslamiyet için haydi haydi böyledir. Efendimiz (sas) insanlar arasından seçilmiştir, Allah Teâlâ’ya elçi tayin edilmiş ve peygamberliği mühürlemiştir. Ona yapılan her hücum bir Müslüman için dinine, hatta varlığına yönelmiş demektir. İsmini hatırlayamadığım yabancı bir gözlemci, Sultan II. Abdülhamid’in dinine ve peygamberine Avrupa’da yapılan bir karalama veya hücumu haber aldığında sanki Rus Çarlığının gemileri Karadeniz’den İstanbul’a hücuma geçmişler gibi ciddiye aldığını ve bu bakışla harekete ve müdafaaya geçtiğini yazmıştı....

Para Vakıfları

Osmanlı cemiyetinde maariften sıhhiyeye kadar hemen bütün amme hizmetleri vakıflar vasıtasıyla yürütülürdü. Zira şer’i hukukta devletin ekonomik ve sosyal hayata müdahale etmemesi esastır. Osmanlı tarihinde, hastalara ilaç tedarik etmekten kuşlara yem dağıtmaya, duvar yazılarını silmekten yaz günlerinde halka soğuk su dağıtmaya kadar çok enteresan sahalarda hizmetler veren vakıflar mevcuttur. Para vakıfları da onlardan biridir. İnsanların ihtiyaçları sınırsızdır ve bunları karşılamak için her zaman nakit bulunamaz. İşte bu yüzden ihtiyacı olana borç vermek, hukuken meşru ve dinen de sevaplı bir iş olarak görülmüştür. Ancak bir yandan cemiyetteki para darlığı, öte yandan verilen paranın çoğu kez geri dönmeyip borç verenin mağduriyete uğraması...

Kabile Dayanışmasının Yerine Akide Dayanışması Konuldu

Dinî hayatın bireysel ve toplumsal kurtuluşa vesile kabul edildiği ilk dönem İslam toplumunun en göze çarpan hususiyetlerinden biri hak ve sorumlulukların paylaşılmasıydı. Dayanışma, yardımlaşma ve fedakârlık sosyal ilişkilerin temelini teşkil ederdi. Ne var ki Hz. Muhammed (sas) tebliğe başladıktan sonra ilk Müslümanlar, Mekkeli müşriklerden gördükleri baskı sebebiyle birlikte hareket etme imkânı bulamadılar. Bununla birlikte Hz. Peygamber’in talimatı doğrultusunda Mekke’den Habeşistan’a hicret ederek Arapların geleneksel kabileci dayanışmalarından farklı bir tavır ortaya koymuşlardır. Medineli Müslümanların davetinden sonra da şartları uygun olanlar hicret etti. Bu örnekler Müslümanların Cahiliye döneminde mevcut olan akrabalığa ve kan bağına dayalı dayanışma ve yardımlaşmadan farklı bir sosyal ilişki...

Abd Çin’i Durdurabilir mi?

  Kasım ayı ortalarında 15 Asya-Pasifik ülkesi Çin’in önderliğinde dünyanın en büyük ticaret blokunu kurdular: RCEP (Regional Comprehensive Economic Partnership). Blokun adında geçen “kapsamlı” sıfatı, girişimin iddiasını gösteriyor; bunun sıradan bir atılım olmadığının altını çiziyor. Çin’in yanısıra Japonya ve Güney Kore gibi ileri sanayi ülkeleri; Avustralya, Malezya, Tayland gibi onların hemen ardından gelen sanayi güçleri; Endonezya, Vietnam ve Filipinler gibi yüksek nüfuslu ülkeler de blok üyeleri arasında bulunuyor. Sadece Hindistan dışarıda kalmayı tercih etti; fakat onların da sırası gelecek. Dünya nüfusunun, dünya üretiminin ve dünya ticaretinin yaklaşık üçte biri bu yeni ortak pazarın elinde bulunuyor. Bu birleşik kuvvet para ve...

“Coğrafya Savaşmak İçindir”

“Coğrafya savaşmak içindir” diye ufak bir kitap duruyor nice zamandır kütüphanemde. Öyledir muhakkak ama bizim coğrafyamız ve bize dayatılan coğrafya algısı daha bir öyledir. Yanlış bir Misak-ı Millî Türklüğü algısı zihinlerimizi içeriye doğru büktü ve Cumhuriyet döneminde iddiaların aksine ziyadesiyle yerelleştik. Yalnız İslam dünyasından uzaklaşmakla kalmadık, Türk dünyasıyla da aramıza mesafe koyduk. Harita yapıcıların -yapanlar biz değildik- çizdiği sınırların adeta bir tabiat kanunu gibi belletilmesi içimize kapanmamıza yol açtı. Halbuki coğrafya vizyon demektir ve tarihle birlikte okutulması gereken bir derstir. Ancak bu ikisi ferdin zihninde visale erdiğinde birikimli ve şuurlu bir neslin müsaid bir toprağa tohum bıraktığından söz edilebilir. Türkiye...

Sultan Melikşah’ın Eşleri, Oğulları Ve Kızları

Sultan Melikşah’ın Ahmed (ö.1088/481), Dâvud (ö. 1082/474), Berkyaruk, Muhammed Tapar, Sencer, Tuğrul, Emîr Humar, Mahmud adlarında sekiz oğlu; Gevher (Cevher), Mâhmelek ve Seyyide adlarında üç kızı vardı. Bunların dışında kaynaklarda isimleri geçmeyen ve küçük yaşta ölen iki erkek çocuğu daha bulunuyordu. Oğullarının en büyüğü Ahmed idi. Sultan Melikşah Kasım 1087 tarihinde 10 yaşındaki büyük oğlu Ahmed’i veliaht tayin etmişti. Bu melik bir yıl sonra Merv şehrinde hayatını kaybedince sultan, o sırada hayatta bulunan oğullarından yaşça en büyüğü olan Melik Berkyaruk’u veliaht ilan etti. Sultan Melikşah 19 Kasım 1092 (16 Şevval 485) tarihinde vefat ettiğinde hayatta kalan oğulları içinde en büyüğü...

Amerikan Hegemonyasının Sonu

Türkiye’nin Rusya’dan aldığı S 400 füze savunma sistemini denemeye başlaması üzerine ABD yetkilileri, bu hususta Türk yönetimini ikna edemedikleri için “çok mutsuz” olduklarını belirttiler. Türkiye’nin dış siyasetindeki bu köklü dönüşümün lehinde veya aleyhinde çok şey söylenebilir elbet. Benim üzerinde durmak istediğim husus, bu gibi gelişmelerin uluslararası sistemin yapısal dönüşümünü ne ölçüde yansıtmakta olduğudur. ABD’nin bir tür örtük tehdit sayılan mutsuzluk vurgusuna Türk hükümeti “savunma faaliyetimizi Amerikalılara soracak değiliz” açıklamasıyla cevap verdi. SSCB’nin ancak kısmen dengeleyebildiği Amerikan hegemonyası evresinde (yaklaşık 1945-1990) böyle bir tepki tasavvur edilemezdi. Dünyanın artık hegemonsuz bir çok-kutupluluk evresine girmiş olduğu söylenebilir. Özellikle 11 Eylül saldırılarından ve 2008...

Osmanlı’dan Günümüze Orduda Din Hizmetleri

Birleşmiş Milletler azası olup da ordusunda din subayı bulunmayan birkaç ülke vardır: Türkiye’den başka Çin, Küba ve Angola… Halbuki din hissi, vatan ve millet sevgisi orduları harp meydanında motive eden, onları zaferden zafere koşturan en mühim amildir. Moral cihetinden güçlü ordular, savaş hukuku ve etiğine riayetkâr olmuş; zor şartlar altında kendilerinden üstün güçleri mağlup edebilmişlerdir. Ordunun misyonu taarruzlara mukabil vatanı ve milleti korumaktır. Ona bu şuuru aşılayacak olan da dindir. Bu açıdan ordularda en kritik rolü din adamları üstlenmektedir. Bu gerçeğin farkında olan Osmanlı ordusunda ibadetleri yerine getirmesi için subay rütbesinde imam ve müftüler bulunurdu. Mütedeyyin asker ve zâbitler terfi...

Düşünen Tarih

Bizde umumi bir hastalık gibidir: Tarihçiler malzemeleri üzerinde düşünmeyi, felsefeciler de tarih okumayı pek sevmez. Bu yüzden tarihçilerimiz muazzam bir felsefe laboratuvarı olan tarih platformu üzerine balyaları yığmaya çabalarken, aynı malzeme yığını, onları ayıklayıp değerlendirecek felsefe adamlarının lakaydisine toslar. Kaybeden biz oluruz. Felsefe tarihi derslerinde Leibniz monadolojisiyle, sonsuz ufaklar (infinitesimal) buluşu ile, mümkün dünyaların en iyisi teorisiyle vs. okutulurken, Fransa kralına yazdığı risalesinde Osmanlı topraklarının işgalinin Mısır’dan başlatılmasını tavsiye ettiği es geçilir. Halbuki filozof Leibniz ile kraldan para koparmaya kalkan çıkarcı Leibniz aynı elmanın iki yarısıdır. Bizde klasik felsefe tarihi kitaplarında ayakları yerden kesilmiş filozofların “arka bahçesi” anlatılmaz. Tarihçiler ise...

Mustafa Kemal Saraya Neden Damat Olamadı?

Şehzade Selim’in kardeşleriyle -özellikle de Şehzade Ahmed ile- arasındaki saltanat mücadelesi, onun babasına isyanı yönünde yorumlanmış ve bu algı Şehzade Selim hakkında birtakım yanlış kanaatlerin oluşmasına yol açmıştır. Kardeşleri Ahmed ve Korkut kadar taht üzerinde hak sahibi olmasına rağmen Şehzade Selim’in bu mücadelede suçluymuş gibi gösterilmesi bir haksızlık olarak görülmelidir. Sultan II. Bayezid yaşlılığı ve hastalığı sebebiyle devlet işlerini yürütemez hale gelmiş, yönetimi vezirlere bırakmış, onlar işleri yürütemeyince ülke anarşi ve kargaşa içinde kalmıştı. Sultan bu nedenle tahttan çekilmek istedi. Taht mücadelesine girişen üç oğlundan en büyüğü Ahmed Amasya, ortanca oğlu Korkut Antalya, en küçük oğlu Selim ise Trabzon sancakbeyliğinde...

Derin Tarih