Köy Enstitüleri Ve 1945 Krizi

Türkiye’nin derinden yaşadığı “1945 krizi” üzerinde yeterince durulmamıştır. Gerçekte bu kriz sona erdiğinde Türkiye Cumhuriyeti ikinci kez kurulmuş olacak ve demokrasiye giden beş yıllık “kısa yol” rejimin karakterini baştan sona değiştirecektir. Nitekim 14 Mayıs 1950 seçimlerinde 27 yıldır ülkenin kaderine tahakküm eden CHP, halkın iradesiyle iktidardan uzaklaştırıldığında Halide Edip bu günün “Demokrasi Bayramı” ilan edilmesini isterken, Atsız gibi “Türkiye Cumhuriyeti 1950 yılında kurulmuştur” diyenler de az çıkmamıştır. İşte devrin Cumhurbaşkanı İnönü’nün damadı Metin Toker’in “1945 kâbusu” demeyi tercih ettiği bu keskin dönüş sürecinde Altı Ok’un anayasadan çıkarılmasından tutun da Köy Enstitüleri gibi tersine dönmeye çalışan çarkın dişlileri arasında un ufak...

Peygamber Efendimiz(Sas)’İn Büyük Dedesi Haşim Ankara’ya Kadar Gelmişti

Anadolu kadim tarihi, maddî ve manevî birikimiyle insanlık hafızasının şekillendiği coğrafyaların başında gelir. Ankara ise heybetli kalesi ve İç Anadolu bölgesini örümcek ağı gibi saran yolların kavşak noktasına kurulmasından dolayı stratejik bir öneme sahip. Mu‘cemü’l-Büldân adıyla bilinen önemli bir şehir ve mekân adları ansiklopedisi telif etmiş olan Yâkût el-Hamevî (Hamalı Yakut) (ö. 1229) şehrin adını “Ankira” şeklinde kaydettikten sonra “Ankûriye” denildiğini de ekler. Kaynaklarımızda Ankara adını taşıyan başka yerlerden de bahsedilir. Bunlardan biri Irak’ta Kûfe civarında, Hire yakınlarındadır. Ayrıca Şam bölgesinde Ankara denilen bir yer olduğundan da söz edilir. İslamdan önce Arap kabilelerinden İyad, Sasani hükümdarı tarafından topraklarından sürülünce Ankara’ya...

Gazi’nin Saraydaki Akrabaları Da Sürgün Edilmişti

Yeni kurulan Türkiye’nin başına geçip dünya çapında mühim bir devlet ve siyaset adamı olunca, Mustafa Kemal’in ailesi ve ataları hakkında resmî ve hususî tetkikat yapılmıştır. Elde kalan vesikalar tetkik edilip yaşayan görgü şahitlerinin beyanları dinlenerek ailesi ve çocukluğu hakkında bir şablon meydana getirilmiştir. Ancak buna dair gerek akrabalarının, gerekse arkadaşlarının verdiği bilgiler birbiriyle tenakuzlar taşımaktadır. Babası Ali Rıza Bey’in, bugün Makedonya’nın Arnavutluk hududundaki Resne’nin Kovacık köyünden Selanik’e yerleştiği ve aslen Söke yörüklerinden olduğu söylenmekle birlikte Arnavut, hatta Avdetî olduğuna dair rivayetler de vardır. Falih Rıfkı der ki: “Mustafa Kemal, kendinden öncesine meraklı ve pek bağlı değildi.” Ali Rıza Bey bir...

Köyü Romanla Kalkındırmak!

Köy enstitüleri, gerçekleşmeden efsaneleşen bir eğitim ve kalkınma rüyası. Taraftarlarına göre “Bir yandan Batı uygarlığını anlama, öte yandan bu uygarlığa geçiş yollarını Türk toplumunun kendi gereksinmelerine göre bulma düşüncesinin bir zaferi.” Karşıtlarına göre “Köy çocuğunu köyden alıp köy şartlarında yetiştirerek yine 20 yıl köyde yaşamaya mahkûm eden bir anlayışın” eseri. Bir enstitü mezununa göre, Köy Enstitüleri “Derinden halk yaratılarının fışkırtılmasını, bunların çağdaş anlayışla değerlendirilmelerini amaçlıyordu. Halk ekininin değişik alanlardaki ‘topraktan öğrenen’ ustaları, arıcılık, bağcılık, dokumacılık, türkü ustaları enstitülerde ‘ustaöğretici’ görevine getiriliyordu.” Etkin ömrü altı, uğultusu altmışaltı yıldır süren bu teşebbüs hem bir eğitim, hem de bir kalkınma modeli. Sadece bir...

Her Yönü Ayrı Bir Destandır Sultanımızın

  Bir din için kutsal kitabı ve kurucu peygamberinden daha mühim ne olabilir? Buda, Hz. Musa, Hz. İsa… Bunları devreden çıkardığınızda Budizm de, Musevilik de, İsevilik, yani Hıristiyanlık da tamamen çöker. Bu, İslamiyet için haydi haydi böyledir. Efendimiz (sas) insanlar arasından seçilmiştir, Allah Teâlâ’ya elçi tayin edilmiş ve peygamberliği mühürlemiştir. Ona yapılan her hücum bir Müslüman için dinine, hatta varlığına yönelmiş demektir. İsmini hatırlayamadığım yabancı bir gözlemci, Sultan II. Abdülhamid’in dinine ve peygamberine Avrupa’da yapılan bir karalama veya hücumu haber aldığında sanki Rus Çarlığının gemileri Karadeniz’den İstanbul’a hücuma geçmişler gibi ciddiye aldığını ve bu bakışla harekete ve müdafaaya geçtiğini yazmıştı....

Para Vakıfları

Osmanlı cemiyetinde maariften sıhhiyeye kadar hemen bütün amme hizmetleri vakıflar vasıtasıyla yürütülürdü. Zira şer’i hukukta devletin ekonomik ve sosyal hayata müdahale etmemesi esastır. Osmanlı tarihinde, hastalara ilaç tedarik etmekten kuşlara yem dağıtmaya, duvar yazılarını silmekten yaz günlerinde halka soğuk su dağıtmaya kadar çok enteresan sahalarda hizmetler veren vakıflar mevcuttur. Para vakıfları da onlardan biridir. İnsanların ihtiyaçları sınırsızdır ve bunları karşılamak için her zaman nakit bulunamaz. İşte bu yüzden ihtiyacı olana borç vermek, hukuken meşru ve dinen de sevaplı bir iş olarak görülmüştür. Ancak bir yandan cemiyetteki para darlığı, öte yandan verilen paranın çoğu kez geri dönmeyip borç verenin mağduriyete uğraması...

Kabile Dayanışmasının Yerine Akide Dayanışması Konuldu

Dinî hayatın bireysel ve toplumsal kurtuluşa vesile kabul edildiği ilk dönem İslam toplumunun en göze çarpan hususiyetlerinden biri hak ve sorumlulukların paylaşılmasıydı. Dayanışma, yardımlaşma ve fedakârlık sosyal ilişkilerin temelini teşkil ederdi. Ne var ki Hz. Muhammed (sas) tebliğe başladıktan sonra ilk Müslümanlar, Mekkeli müşriklerden gördükleri baskı sebebiyle birlikte hareket etme imkânı bulamadılar. Bununla birlikte Hz. Peygamber’in talimatı doğrultusunda Mekke’den Habeşistan’a hicret ederek Arapların geleneksel kabileci dayanışmalarından farklı bir tavır ortaya koymuşlardır. Medineli Müslümanların davetinden sonra da şartları uygun olanlar hicret etti. Bu örnekler Müslümanların Cahiliye döneminde mevcut olan akrabalığa ve kan bağına dayalı dayanışma ve yardımlaşmadan farklı bir sosyal ilişki...

Abd Çin’i Durdurabilir mi?

  Kasım ayı ortalarında 15 Asya-Pasifik ülkesi Çin’in önderliğinde dünyanın en büyük ticaret blokunu kurdular: RCEP (Regional Comprehensive Economic Partnership). Blokun adında geçen “kapsamlı” sıfatı, girişimin iddiasını gösteriyor; bunun sıradan bir atılım olmadığının altını çiziyor. Çin’in yanısıra Japonya ve Güney Kore gibi ileri sanayi ülkeleri; Avustralya, Malezya, Tayland gibi onların hemen ardından gelen sanayi güçleri; Endonezya, Vietnam ve Filipinler gibi yüksek nüfuslu ülkeler de blok üyeleri arasında bulunuyor. Sadece Hindistan dışarıda kalmayı tercih etti; fakat onların da sırası gelecek. Dünya nüfusunun, dünya üretiminin ve dünya ticaretinin yaklaşık üçte biri bu yeni ortak pazarın elinde bulunuyor. Bu birleşik kuvvet para ve...

“Coğrafya Savaşmak İçindir”

“Coğrafya savaşmak içindir” diye ufak bir kitap duruyor nice zamandır kütüphanemde. Öyledir muhakkak ama bizim coğrafyamız ve bize dayatılan coğrafya algısı daha bir öyledir. Yanlış bir Misak-ı Millî Türklüğü algısı zihinlerimizi içeriye doğru büktü ve Cumhuriyet döneminde iddiaların aksine ziyadesiyle yerelleştik. Yalnız İslam dünyasından uzaklaşmakla kalmadık, Türk dünyasıyla da aramıza mesafe koyduk. Harita yapıcıların -yapanlar biz değildik- çizdiği sınırların adeta bir tabiat kanunu gibi belletilmesi içimize kapanmamıza yol açtı. Halbuki coğrafya vizyon demektir ve tarihle birlikte okutulması gereken bir derstir. Ancak bu ikisi ferdin zihninde visale erdiğinde birikimli ve şuurlu bir neslin müsaid bir toprağa tohum bıraktığından söz edilebilir. Türkiye...

Sultan Melikşah’ın Eşleri, Oğulları Ve Kızları

Sultan Melikşah’ın Ahmed (ö.1088/481), Dâvud (ö. 1082/474), Berkyaruk, Muhammed Tapar, Sencer, Tuğrul, Emîr Humar, Mahmud adlarında sekiz oğlu; Gevher (Cevher), Mâhmelek ve Seyyide adlarında üç kızı vardı. Bunların dışında kaynaklarda isimleri geçmeyen ve küçük yaşta ölen iki erkek çocuğu daha bulunuyordu. Oğullarının en büyüğü Ahmed idi. Sultan Melikşah Kasım 1087 tarihinde 10 yaşındaki büyük oğlu Ahmed’i veliaht tayin etmişti. Bu melik bir yıl sonra Merv şehrinde hayatını kaybedince sultan, o sırada hayatta bulunan oğullarından yaşça en büyüğü olan Melik Berkyaruk’u veliaht ilan etti. Sultan Melikşah 19 Kasım 1092 (16 Şevval 485) tarihinde vefat ettiğinde hayatta kalan oğulları içinde en büyüğü...

Derin Tarih