Bir Devre Damgasını Vuran Aile

“Oruç Bey adında bir sipahinin oğlu olan Merzifonlu Kara Mustafa Paşa, babası Bağdat seferinde şehit düşünce Köprülü Mehmed Paşa tarafından himaye edilmiş, onun oğlu Fâzıl Ahmed Paşa’yla birlikte büyümüş ve damadı olmuştu. Bu bakımdan Merzifonlu’yu da Köprülüzâde saymak mümkündür. Neredeyse yarım asır Devlet-i Aliye’nin kaderine hâkim olan bu aile için, Divanyolu’nun özel bir önemi vardı. Köprülü Mehmed Paşa’nın Peykhane Sokağı’nın hemen başındaki darülhadis, mescit, türbe, sebil, çeşme ve dükkânlardan oluşan külliyesi burada, Elçi Hanı’nın hemen yanındadır. Paşa’nın külliyeyi genişletmek istediğini, fakat buna vakit bulamadığını biliyoruz. Fâzıl Ahmed Paşa, İbşir Paşa’nın eşi Ayşe Sultan’dan satın aldığı konağın civarına bir kütüphane ve...

Köprülü Ailesinin Türk Tarihçiliğine Armağanı: Fuad Köprülü

Ord. Prof. M. Fuad Köprülü (Köprülüzâde Mehmed Fuad) Türk edebiyatı tarihçiliğinin ilmî kurucusu olduğu gibi Cumhuriyet döneminde ülkemizde yetişen tarihçiler arasında da önemli bir yere sahiptir ve modern tarihçiliğimizin de kurucusu kabul edilir. Özellikle Osmanlı Devleti’nin kuruluş dönemine dair yaptığı çalışmalar yalnız ülkemizde değil, Batı bilim çevrelerinde de tanınmasını sağlamıştır. Nitekim merhum Halil İnalcık’ın ifadesiyle Köprülü, “Türkiye’de 1918-1950 döneminde edebî ve sosyal ilimler alanında Batı bilim ve araştırma metodunu başarıyla uygulayan ilk büyük bilim adamıdır”. Yine İnalcık’a göre Köprülü, “Osmanlı-Türk ilmini bilim dünyasında ilk defa hakkıyla temsil eden ve Avrupa’da ilim payelerine lâyık görülen ilk Türk bilim adamlarındandır”. Türk hukuk...

Divitçioğlu’nun Tarihe Dahil Oluş Tarzı…

9 Nisan 2013 Bugün Dergâh Yayınları’nda iktisat tarihçisi Saim Çağrı Kocakaplan’la da karşılaştık ve üniversitelerin, arşivlerin, memleketimizdeki ilim-fikir ortamlarının, tarih araştırmalarının pek de ümit verici olmayan vaziyetlerine, bu arada iktisat tarihi çalışmalarına dair de bir miktar sohbet ettik. Sencer Divitçioğlu’ndan (1927-2014) okuduğum, bir “mikroiktisatçı” olarak “tarihçi”liğe, “Kök Türkler”e nasıl dahil olduğuna dair hikâye de bir yerlerden gelip sözlerimizin arasına girdi. Daha doğrusu hoş ve aynı zamanda düşündürücü tarafları olan “menakıb”ı ona da aktardım. Sohbetin konusu ve problemi “yüksek” eğitim kurumlarının, ilim ve fikir adamlarının Türkiye’yi taşıma kapasitesi olan derin meselelerinin olmayışı; çalıştıkları konularla kendileri, Türkiye ve dünya arasında kuvvetli ilişkiler...

Mushaf Hırsızlığına Karşı Abdülhamid Tertibatı

Osmanlı klasik döneminde Amasyalı Şeyh Hamdullah, Ahmed Şemseddin Karahisarî gibi usta hattatlar padişahların ve devlet büyüklerinin sağladıkları imkânlarla Mushaf kitâbetini hat sanatı bakımından en yüksek seviyeye ulaştırmışlardı. Bu Mushaflar Fatih Sultan Mehmed dönemiyle başlayıp 16. yüzyılda zirveye çıkmış olan süslemeleri ile de emsalsiz sanat eserleri olarak dikkat çekmekteydiler. Fatih döneminde Baba Nakkaş üslubu ile başlayıp, Kanûnî döneminde Kara Memi üslûbu ile devam eden ve 18. yüzyılda Ali Üsküdârî üslûbu ile zirvedeki konumunu muhafaza eden Osmanlı tezhip sanatının Mushaflardaki muhteşem uygulamalarla öne çıktığı görülür. Özellikle Osmanlı saray nakkaşhânesinde hazırlanan zer-efşân (altın serpme) denilen mahirane işçilik yöntemiyle Mushafların iç sayfalarında varak yüzeylerinin...

Fetihlerin Görünmeyen Yüzü

Ordu, bir askerî sefere nasıl hazırlanırdı? Askerin yürüyeceği güzergâh neye göre belirlenirdi? Konaklama yerlerinde hangi hazırlıklar yapılırdı? Yol boyunca, askerlerin uğrayacağı yerlerin halkına hangi vazifeler düşerdi? Binlerce askerin yürüyüşü sırasında ahalinin zarar görmesi nasıl engellenirdi? Farklı iklim ve mevsimler tecrübe edilirken, ordu dış şartlara nasıl adapte olurdu? Sefer sırasında askerlerin pratik ihtiyaçları nasıl karşılanırdı? Askerler, aylar süren seferler sırasında ne yiyip içerdi? Ordunun çadır, kıyafet, yiyecek ve diğer eşyaları, uzun mesafelere nasıl nakledilirdi? Her defasında muazzam bütçeler gerektiren zorlu seferler, nasıl finanse edilirdi? Yolda istihbarat ve haberleşme için hangi tertibatlar alınırdı? Tüm bu ve benzeri sorular, Osmanlı İmparatorluğu döneminde gerçekleştirilen...

İlk Brexit’in Beyaz Perdedeki Aksisedası

Dünya tarihinin dönüm noktalarından biri, İngiltere kilisesinin Roma’daki Katolik kilisesinden ayrılmasıdır. Tarihteki ilk Brexit olarak da tanımlanan bu hadise İngiltere’nin 2020 yılında kıta Avrupası’ndan ayrılışıyla tekerrür etti. Uzun yıllar Avrupa’daki Katolik otoriteyle derin bir husumet yaşayan İngiltere’nin Avrupa Birliği’nden ayrılma söylentileri baş gösterdiğinde Katolik Kilisesi tarafından ‘uzlaşılmış farklılık’ kavramı ortaya atıldı. 2017’de ‘Reformun 500. yılı’ kutlamalarında Martin Luther’e adanan çeşitli etkinliklerde iki tarafın da ayrılıkları aşma isteği dile getirilse de maddî sebepler İngiltere’nin Avrupa’dan ayrılmasının önüne geçemedi. İngiltere’nin bu ilk Brexitle birlikte kıta Avrupası’ndan fikrî zeminde kopuşu ve böylelikle Apostolik yeni bir inancın doğuşu sinema tarihinde de kritik bir yere...

Süheyl Ünver’in 1962 Yılı Üsküdar’ında Zevkli Ramazan Temaşaları

26 Mart 2022 Derin Tarih’in Nisan sayısında yayınlanan “Ramazan Aydınlığı yahut Mahyalar ve Kandiller” yazısını birkaç gün önce bitirip görsel dosyasıyla birlikte göndermişken başka bir vesile ile yazıştığımız Gülbün Mesara hanımefendiden bir not aldım: “(…) Ramazan öncesi 325 numaralı defterden bazı sayfaları takdim ediyorum (…)”. Rahmetli Süheyl Ünver Hoca’nın Süleymaniye Kütüphanesi’nde bulunan hazine kıymetindeki yüzlerce defterinden biriydi bu. Örnek sayfalardan zevkli Ramazan günlükleri ve çizimleriyle karşı karşıya olduğumuz anlaşılmıştı. Hemen defterin PDF’inin peşine düştüm, sonra da vakit buldukça Latin harflerine aktarmaya başladım. İstanbul’un tarihî semtlerinin, ecdat yadigârı yapılarının, mahalle ve sokaklarının, ahşap evlerinin, ağaç ve çiçeklerinin hayranı ve takipçisi Süheyl...

Mushaf Hırsızlarına Abdülhamid Şoku

Müslümanların halifesi olarak Sultan II. Abdülhamid’in İslâmiyet, Hz. Peygamber (sas), Kur’an-ı Kerim, Sünnet-i Seniyye ve yeryüzündeki Müslümanlarla ilgili hassasiyeti hem onu takdir edenler, hem de ona düşmanlık yapanlarca çok iyi bilinmektedir. Özellikle Sultan’ın Kur’an-ı Kerim’e bağlılık ve hürmeti, basım ve dağıtımındaki dikkati, Osmanlı ülkesi ve İslâm coğrafyasının birçok bölgesine hediye olarak göndermesiyle ilgili olarak Osmanlı arşivinde çok sayıda vesika bulunmaktadır. Aslında bu, Osmanlı’da bir devlet politikası idi. Çünkü Sultan’ın tahta çıkmasından bir gün önce, 30 Ağustos 1876’da Osmanlı Maarif Nezareti tarafından vilayetlere verilen bir talimatta, oralara gönderilecek matbu Kur’an-ı Kerim’lerin ciltlenmiş olarak, sağlam bir paket yapılarak, ağızları kapalı ve mühürlü...

Geç Kalan

Napolyon Bonapart (Napoleon Bonaparte), kalabalık bir ordunun başında 1798’in Temmuz’unda Mısır topraklarına girmişti. İngilizlerin Hindistan ile bağlantısını koparmak ve Fransızlara İslâm coğrafyasının merkezinde yer açmak için planlanan bu seferin Kahire ayağı, kapsamlı bir halk ayaklanmasına sahne oldu. 21-22 Ekim günlerinde şehir halkı işgalcilere karşı hareket geçince, Fransızlar da Kahire Kalesi’ne yerleştirdikleri toplarla sivilleri bombalamaya başladı. Bizzat Napolyon’un da katıldığı çatışmalarla ayaklanma bastırıldı ve sağ kalanlar Ezher Camii Külliyesi’ne sığınarak canlarını kurtarabildiler. 6 bine yakın Kahirelinin hayatını kaybettiği ayaklanma sırasında, Napolyon’un “Tanrı’nız size yardıma geç kaldı. Siz başladınız, ama ben bitireceğim!” dediği rivayet edilir. Birkaç ay sonra, Napolyon bu kez Akka...

Hindular Gibi Giyinip Müslümanlar Gibi İbadet Ettiler

20 asır kadar önce Yahudi tarihçi Flavius Josephus (yaklaşık 38-100), Yahudilerin yeryüzünün hemen hemen her yerinde ikamet ettiklerini söylediğinde, buna Hindistan’ı da dahil etmiş olmalı. Zira başta Kitâb-ı Mukaddes olmak üzere dönemin kaynakları, Roma İmparatorluğu’nun doğu sınırlarının Hint topraklarına kadar uzandığını kaydeder. Dolayısıyla Yahudilerin daha o tarihlerde Hint Yarımadası’nda da meskûn olduklarını söylemek mümkün. Bununla birlikte Yahudilik, Hindistan’da hiçbir zaman yaygın bir din olmamıştır. Hindistan’daki Yahudilerin varlığına ilişkin en erken ve güvenilir atıflar İslâm kaynaklarında bulunmaktadır. 9-14. yüzyıllar arasında yaşayan Müslüman seyyahların ve coğrafyacıların eserlerinde, Hindistan’da önemli sayıda Yahudi’nin yaşadığından bahsedilir. En erken kaynaklardan biri, meşhur seyyah Süleyman Tâcir’e (ö....

Derin Tarih