Tarihi Sömürmek

ABD Başkanı Joe Biden’ın 1915 Olaylarını “Ermeni Soykırımı” olarak resmen tanıdığını açıklaması kimseyi şaşırtmadı. Çünkü Osmanlı İmparatorluğu’nun dağılma sürecinde gerçekleşen bazı hadiselerin seyri ve o döneme dair yorumlar, çoktandır tarihin değil siyasetin konusu. Uluslararası arenada ve politik çevrelerde, gerçekten ne olduğunu ve kimlerin hangi rolü oynadığını artık çok az insan merak ediyor. Hakikatler, sloganların eline esir düşmüş durumda. Bu noktadan hareketle, Derin Tarih olarak 1915 Olaylarını yeniden ele alırken, farklı bir bakış açısı geliştirmek istedik ve Ermeni lobilerinin faaliyetlerine odaklandık. ABD ve Fransa başta olmak üzere, dünyanın birçok ülkesinde on yıllardır kamuoyu oluşturma çabalarını sürdüren söz konusu lobiler, tarihi ve...

Cahiliye Araplarında Ticareti Besleyen Üç Memba

Ticaret Mekkeli Araplar açısından hayatî öneme sahipti ve Kureyşliler geçimlerini büyük ölçüde bu yolla sağlıyorlardı. Kur’ân-ı Kerîm’de de buna işaret edilir: “Kureyş’i ısındırıp alıştırdığı, onları kışın (Yemen’e) ve yazın (Şam’a) yaptıkları yolculuğa ısındırıp alıştırdığı için, Kureyş de, kendilerini besleyip açlıklarını gideren ve onları korkudan emin kılan bu evin (Kâbe’nin) Rabbine kulluk etsin” (Kureyş, 1-4). Arabistan’ın her yerinden binlerce insanın Mekke’ye akın ettiği hac mevsimi ticaret için de oldukça elverişliydi. Kabileler arası çatışmaların, kan davalarının, hırsızlık, yağma ve çapulculuğun hâkim olduğu Arabistan’da haram aylar huzur ve güven ortamı sağlıyordu. Kutsal kabul edilen bu aylarda kan dökmek, bozgunculuk ve yağma gibi her...

Sultan II. Mahmud’un “Gâvur” İthamına Cevabı

Sultan II. Mahmud hakkındaki efsaneler, daha padişahın annesi Nakşidil Sultan ile başlar. Martinik’ten Fransa’ya gelirken, Cezayir korsanlarının eline düşen Fransız asilzadesi Aimée de Rivery saraya getirilmiş; burada yetiştirilerek Sultan I. Abdülhamid ile evlenip Sultan II. Mahmud’u doğurmuş – tur. Aimée, Fransız İmparatoru Napoléon’un zevcesi Josephine ile teyze çocuğudur. Böyle bir hanım vardır ama Sultan II. Mahmud’un annesi değildir. Sultan II. Mahmud’un annesi Kafkasya asıllı bir cariyedir. 1807’de İngiliz gazeteleri tarafından ortaya atılan bu iddia, 1867’de Sultan Aziz’in Avrupa seyahatinde tekrar moda olmuş, padişahın o zamanki Avrupa aristokrasisi ile akrabalığı Fransız mecmualarına çekici gelmiştir. Çocuğu olmayan Sultan III. Selim, Şehzâde Mahmud’u...

Kır Zincirlerini Ermenistan Arşivi!

Artık herkesin malûmu: Her yıl 24 Nisan yaklaştığında ABD başkanının “soykırım” kelimesini söyleyip söylemeyeceği hususunda papatya falına bakar gibi “diyecek, demeyecek” şeklinde tahminlerde bulunurduk. O gün geldiğinde ve ABD başkanı o kavramı kullanmadığında ise derin bir “oh” çekerdik. Yıllar böyle geçti. Sonunda ABD başkanı Joe Biden geçtiğimiz 24 Nisan’da “soykırım” dedi. Artık biz de daha gür sesle “oh be!” diyebiliriz. Şurası bir gerçek ki, 1970’lerden beri Türkiye, ABD başkanları 24 Nisan konuşmalarında “soykırım” demesin diye ABD’ye ve çoğu Yahudi lobisine milyar dolarlar ödedi. Peki, şimdi “soykırım” dendi de ne oldu? En azından o psikolojik baskıdan ülkece kurtulduk. Bir gerçeği vurgulayalım:...

Ölüm Vagonlarında Sönen Hayatlar…

Tam 77 yıl önce, Kırım Tatar Türklerini kendi siyasî emellerinin önünde “tehlike” olarak gören Sovyetler Birliği yönetimi, insanlık tarihinin en büyük suçlarından birine imza attı. 18 Mayıs 1944’te on binlerce insan tren vagonlarına doldurularak, meçhul bir geleceğe doğru yola çıkarıldı. Josef Stalin’in emriyle gerçekleştirilen bu mezalim, geride nesiller boyu devam edecek tarifsiz acılar ve hâlâ dinmeyen gözyaşları bıraktı. Derin Tarih’in bu sayısında, Kırım Tatar Sürgünü’nü bütün boyutlarıyla ele aldık. Hem konuyu çalışan yazar ve akademisyenlerin bilgisine başvurduk hem de kendileri ya da yakınları sürgüne tanıklık etmiş insanların duygularını sayfalarımıza aktardık. Kırım Türklerinin lideri Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu’nun dergimize verdiği özel mülakat...

Sultan II. Abdülhamid Döneminde Altın Madenciliği

Sultan II. Abdülhamid, hükümdarlığının ilk yıllarından itibaren madenler ve petrol çalışmalarına büyük bir ilgi göstermişti. Ancak gerek teknolojik yetersizlik, gerek mali sıkıntılar, gerekse Batılı devletlerin emperyalist arzuları bu çalışmalara engel oldu. Sultan bu bağlamda iki şeye önem veriyordu: Birincisi, yeraltı zenginliklerinin yerlerinin tespiti; ikincisi, bunların Hazine-i Hassa şemsiyesi altında korumaya alınması. Bu amaçla, 1 Şubat 1879’da Ergani’de görevli Alman maden mühendisi Wilhelm Fischbach’a Elazığ bölgesindeki maden yataklarının ayrıntılı bir haritasını yaptırmıştı. Mirliva Süleyman Paşa da 3 Haziran 1880’de Yıldız’a gönderdiği bir raporda Ergani’den çıkarılan ve Rumeli Demiryolu İşletme Şirketi’ne satılan bakır madenlerinin içerisinde binde 3 ile binde 5 oranında altın...

Ermeni Rönesansı: Katolikleşiriz Ama Latinleşmeyiz

Fransa İmparatoru Napolyon Bonapart, 8 Eylül 1810’da yayınladığı ferman ile işgal ettiği kuzey İtalya’daki tarikatların mallarına el koymuş, faaliyetlerine son vermiş, manastırlarını kapatmıştı. Bu uygulamadan sadece San Lazzaro adasındaki Mihitarist Tarikatı muaf tutulmuş, faaliyetlerine devam etmesine izin verilmişti. Peki, bu imtiyazın sebebi neydi? Cevap bizi İtalya’dan uzakta, Anadolu topraklarında bekliyor. 1676’da Sivas’a bağlı Tokat sancağında doğan ve asıl adı Manuk olan Mihitar Appahayr (1676-1749), 5 yaşında okuma-yazma öğrenir, 9-10 yaşlarında Surp Nişan Manastırı’na yerleşir. Manastırdaki eğitimini tamamladıktan sonra 1691’de rahip olur ve Bedros Mihitar adıyla takdis edilir. Din eğitimine devam etmek için Eçmiyazin’de bir manastıra gider. Bu sırada Erzurum’a uğrar;...

Hz. Peygamber ﷺ Komşu Hakkını Nasıl Gözetti?

Günümüzde azametli ve kalabalık şehirlerde yalnız yaşama, hatta kimsesizleşme gerçeğiyle karşı karşıyayız. Bu durum İslâm’ın hedeflemediği ve kabul etmediği, insana ve topluma zarar veren bir sorundur. İslâm’ın gayesi, insanın sosyal bir varlık olarak yakınları ve çevresiyle iyi ilişkiler gerçekleştirebileceği vasatta yaşamasıdır. Hayatımızı diğer insanlarla birlikte, sâlih amel doğrultusunda sürdürmemizi murad eder Allah. Bu sebeple inziva ve toplumdan soyutlanma İslâm’ın tavsiye ettiği bir hayat tarzı değildir. Allah Rasûlü’nün ﷺ bu hususta da diğer insanlarla ilişkilerinde örnek bir insan ve Müslüman modeli ortaya koyduğu bir gerçektir. Peygamber Efendimizin hayatı bu yönüyle örnek teşkil ettiği gibi, nasihat ve tavsiyeleri de İslâm medeniyetinde komşuluk...

Tarih Okuyan Şaşırmaz

“Allah bize sulh ve sükûnet nasip etsin! Fakat büyük devletler, geniş teşkilâtlı imparatorluğumuzu inşa edecek ne zaman bıraktılar, ne de sükûnet! Bize de hiç olmazsa on senelik bir sulh tanınsa, Japonların (Meiji devriminin başlangıcından beri) o kadar methedilen terakkîlerini biz de yapabilirdik. Onlar Avrupalıların pençelerinden uzak olduklarından, bize nazaran bahtiyardırlar, emniyet içinde yaşamaktadırlar. Maalesef biz, tam Avrupalı sırtlanların geçiş yerine çadırımızı kurmuşuz.” Tarihin en zor dönemeçlerinden birinde, dağılmanın arefesindeki bir imparatorluğu ayakta tutmanın mücadelesini veren Sultan II. Abdülhamid, devletin karşı karşıya bulunduğu tehlikeleri bu sözlerle özetlemişti. “Sırtlanların geçiş yerine çadır kurmuş olmak” teşbihi, gerçekten de meselenin bam teliydi. Osmanlı İmparatorluğu’nun...

Arşive Ruh Veren Tarihçi: Mehmet Genç

Mehmet Genç, Osmanlı tarihçiliğinin boyar maddesiydi. Tonlarca beyaz ham maddeye bir kaşık kırmızı boyar madde attığınızda, bütün kitle kıpkızıl olur. Birkaç kısa makaleyle arşivdeki ölü rakamları canlandıran “unvansız tarihçi,” gelecek nesillere işaret feneri oldu. Vefatının ardından, çalışmalarından hareketle attığım yedi twit, tarih idrâkimize katkılarının muazzam olduğunu göstermeye kâfidir: 1) Bize titiz bir çalışma ahlâkı ve derin bir tarih şuuru miras bırakan Mehmet Genç hocamızı ebedî hayata uğurladık, mekânı cennet olsun. “Âlimin ölümü, âlemin ölümüdür.” 2) “Osmanlı iktisat ve maliyesi, kendisinden önce gelen bilgeliklerin birikimi üzerine aklın ve vicdanın inşâ etmeyi başardığı ilginç bir sentezdir.” 3) “Osmanlıların Avrupa’daki genişlemesi 329 yıl...

Derin Tarih