Tarih Okuyan Şaşırmaz

“Allah bize sulh ve sükûnet nasip etsin! Fakat büyük devletler, geniş teşkilâtlı imparatorluğumuzu inşa edecek ne zaman bıraktılar, ne de sükûnet! Bize de hiç olmazsa on senelik bir sulh tanınsa, Japonların (Meiji devriminin başlangıcından beri) o kadar methedilen terakkîlerini biz de yapabilirdik. Onlar Avrupalıların pençelerinden uzak olduklarından, bize nazaran bahtiyardırlar, emniyet içinde yaşamaktadırlar. Maalesef biz, tam Avrupalı sırtlanların geçiş yerine çadırımızı kurmuşuz.” Tarihin en zor dönemeçlerinden birinde, dağılmanın arefesindeki bir imparatorluğu ayakta tutmanın mücadelesini veren Sultan II. Abdülhamid, devletin karşı karşıya bulunduğu tehlikeleri bu sözlerle özetlemişti. “Sırtlanların geçiş yerine çadır kurmuş olmak” teşbihi, gerçekten de meselenin bam teliydi. Osmanlı İmparatorluğu’nun...

Arşive Ruh Veren Tarihçi: Mehmet Genç

Mehmet Genç, Osmanlı tarihçiliğinin boyar maddesiydi. Tonlarca beyaz ham maddeye bir kaşık kırmızı boyar madde attığınızda, bütün kitle kıpkızıl olur. Birkaç kısa makaleyle arşivdeki ölü rakamları canlandıran “unvansız tarihçi,” gelecek nesillere işaret feneri oldu. Vefatının ardından, çalışmalarından hareketle attığım yedi twit, tarih idrâkimize katkılarının muazzam olduğunu göstermeye kâfidir: 1) Bize titiz bir çalışma ahlâkı ve derin bir tarih şuuru miras bırakan Mehmet Genç hocamızı ebedî hayata uğurladık, mekânı cennet olsun. “Âlimin ölümü, âlemin ölümüdür.” 2) “Osmanlı iktisat ve maliyesi, kendisinden önce gelen bilgeliklerin birikimi üzerine aklın ve vicdanın inşâ etmeyi başardığı ilginç bir sentezdir.” 3) “Osmanlıların Avrupa’daki genişlemesi 329 yıl...

10 Maddede Beyaz Saray’ın Renkli Misafirleri

Amerikalılar 1774’de İngiltere’den istiklâllerini kazandıktan sonra yepyeni bir idare kurdular. Kralın yerine başkanı oturttular. Kongre dedikleri meclise de kanun yapma yetkisi tanıdılar. İki güç birbirinden apayrı çalışmaya başladı. Dünyanın en kısa ve yürürlükteki en eski anayasalarından birini hazırladılar. ABD’nin kuruluşu, insan hakları beyannamesi ile beraber gerçekleşti. Başlangıçta 7 eyalet idi. Fransa’dan, İspanya’dan, Meksika’dan, hatta Rusya’dan parayla toprak aldı. Savaşarak kazandığı da oldu. Bugün millî bayraklarındaki yıldızlarda ifade dildiği gibi 50 eyalet ABD’yi teşkil eder. Cumhuriyetçiler ve Demokratlar olmak üzere iki büyük parti vardır. Birincisine merkez sağ, diğerine merkez sol denilebilir. Sermaye sahipleri ve muhafazakârlar Cumhuriyetçilere, alt tabaka ve serbest fikirliler...

Hz. Muhammed’in ﷺ Şehircilik Ve İskân Tasavvuru: Yesrib’i Medine Yapmak

Hz. Peygamber’in ﷺ hicreti, şehir tarihi ve şehircilik uygulamaları açısından da kritik bir dönüm noktasıdır. Araplarda kişinin dilediği yere gidip yerleşemediğini, bunun ancak bir anlaşmayla mümkün olabildiğini; öte yandan, bir yere ya da kabilenin yanına yerleşen kişinin oranın lideri olamadığı, liderin kan bağıyla kabileye bağlı olanlar arasından seçildiğini düşününce, Hz. Muhammed’e bir şehir kurucu olarak muamele edildiğini görmek mümkün olur. Medine’ye geldiğinde Allah’ın Elçisi sıfatıyla şehrin sorunlarına eğildiği kaydedilir. Farklı kabilelere mensup insanları bir araya getirerek ve onları birbirlerine karşı sorumlu tutarak kan bağı yerine inanç bağına dayalı yeni bir sosyal düzen oluşturmaya girişmiştir. Sosyal ilişkileri ve dayanışmayı geliştirirken buna...

Veda

2012 Nisan’ında yola çıkarken bu sayfada okuduğunuz yazı “Bir mendil niye kanar?” sorusunu başının üstünde kırılmasından korktuğu bir emanet gibi taşıyordu. Bu ülkenin gövdesinde içten içe kanayan bir tarih yarası olduğunu bilmeyen yoktu ama çoğunluk böyle bir derdi yokmuş gibi yapıyor, hatta yokluğun amigoluğuna soyunan dahi çıkıyordu. Lakin biz onlar gibi olmamalıydık. Müslümanca bir ferasetle delerek bakmalıydık tarihe. İslam’a ve Osmanlı’ya oynanan “büyük oyuna” karşı ikaz etmeliydik okuru. Sahte kahramanları deşifre etmeli, meydanı hakiki yiğitlere açmalıydık. Bize rehber olarak sunulan Batı’nın maskesini indirmeli, altındaki çirkin yüzü gösterebilmeliydik. Ve tarihin kanlı mendilini mazlumların gözyaşlarıyla yıkamalıydık. Karabekir Paşa’nın “19 Nisan 1919’da Trabzon’a...

Kritik Dönemlerde İtimat Ve Din

Salgın ortamı ülke içi dostluk ve dayanışmayı ne denli arttırdıysa, ülkeler arası güveni de o denli sarstı. Daha doğrusu, saygınlık ve güvenilirliği kendinden menkul nice büyük siyasî organizasyonun hiç de itimada şayan olmadıkları anlaşıldı. Aşı bir yana, maske gibi basit konularda bile ülke yönetimlerinin ne kadar bencil ve çıkarcı oldukları meydana çıktı. Salgının ferdî düzlemde yol açtığı nefs muhasebesi, örgütsel düzlemde pek görülmedi. Noam Chomsky pandemi vesilesiyle çocukluğunun atom bombalı acılı günlerine geri döndüğünü, çocukluk korkularının galiba tamamen yersiz olmadığını dile getirdi. Mesela Trump’ı dinlerken gözünün önüne o zamanki Hitler’in geldiğini ve bu fikirsiz sosyopatların insanlığın uçuruma doğru ilerlemesini hızlandırdıklarını...

Osmanlı Şehzadelerine Teklif Edilen Taçlar

Monarşi 20. asra gelinceye kadar kimsenin aksini tasavvur bile etmediği bir idare tarzıydı. Bir memleketin başında burayı yurdu bilen, halkı da ailesi olarak gören bir hükümdar olmalıydı. Bunun için o milletin içinden çıkmış ve kahramanlıklar gibi tarihî ananelerle karizma kazanmış bir aile hükümdarlık mevkiini işgal etmeliydi. Nitekim böyle bir millî hanedana sahip devletler uzun ömürlü olmuş (Polonya, Venedik gibi), olmayanlar ise sıkıntı çekmiştir. 19. asrın siyasî konjonktüründe çeşitli maksatlarla kurulan yeni ulus/tampon devletlerde, eğer (Sırbistan gibi) millî bir hanedana sahip değillerse, hükümdarlık makamını kimin işgal edeceği bir mesele olmuştu. Büyük devletler denge siyaseti adına kendi menfaatlerini de gözeterek Belçika, Yunanistan,...

Sultan Melikşah’ın Hayatından 10 Örnek Davranış

Köylü ile Sultan Melikşah Bir gün bir köylü ağlayarak Sultanın yanına geldi, ondan yardım istedi: “Ben birkaç dirheme birkaç karpuz almıştım, daha başka param da yoktu. Onları satıp çoluk çocuğumun rızkını temin edecektim. Üç gulam beni tuttu ve karpuzları benden zorla aldılar.” Bunun üzerine Sultan ona, “Otur!” dedi ve gulamları tanıyıp tanımadığını sordu. Tanımadığını söyleyince bir ferraş (odacı) çağırıp, “Canım bir karpuz istiyor” dedi ve askerlerden karpuz istemesini söyledi. Ferraş gidip yanında bir karpuzla döndü. Sultan ona karpuzu aldığı şahsın huzuruna getirilmesini emretti. Hemen getirdiler. Sultan o askere, “Bu karpuzu nereden aldın?” diye sordu. Asker, “Kölelerim getirdi” diye cevap verdi....

Kardeş

Antep sokaklarında oynarken sık sık düşer, dizlerini kanatırdı. Ağlardı, teselli ederdim. Göz yaşları içime akardı. Sonra trenle Eskişehir’e varış. Tünellere girdiğinde kompartımanın perdelerini koparırcasına indirişimiz (sonunda kopmuştu), bir çuval hıttı yiyişimiz, yüzlerimiz kararmış vaziyette Bursa garajına inişimiz, sırtımızda çantalarla karşıdan karşıya geçerken yere kapaklanışım, bu defa onun beni kaldırmaya çalıştığı Ağustos ânı… Sonra Bursa… Ve ahşap evlerin ekşi kokulu merdivenleri. Taş sokaklarında koşmaz, uçardık. Evlerin bahçesinden ayva kopartır, dut silkelerdik. Döngel ve incirle sonbahara dönerdi mevsim, erikle bahara. Mektep yıllarımız, yaz tatillerimiz, askerliklerimiz, evlenmelerimiz, çoluk çocuğu karışmalarımız, onun Urfa’ya dönmesi, benim İstanbul’a gitmem, Bursa büyüsünün çözülmesi… Derken baba ve annelerimizi...

Yakın Tarih’in Dehşet Makinesi: İstiklâl Mahkemeleri

Charles Dickens’in belki de en iyi romanı olan, vefa ve fedakârlık üzerine yazılmış İki Şehrin Hikayesi’ni okuyanlar bilir. Fransız İhtilali’nin o dehşetli günlerinde eski rejimin adamı olarak görülenler, basit halk mahkemelerine çıkarılmakta, kendilerine müdafaa imkânı bile verilmeden itham edilip giyotine gönderilmekteydiler. Romanda mahkemeler tasvir edilirken, en ön sırada oturup bir yandan örgü örerken, bir yandan da “İdam!” diye bağıran halk temsilcisi sevimsiz Madame Defarge figürü dikkat çeker. Bu, hak ve adalet tanımayan, acımasız komitacı tipinin emsalsiz bir numunesidir. Her inkılap/ihtilal muhaliflerini sindirmek üzere çeşitli tedbirler almıştır. Fransa’da, Rusya’da, Çin’de, Almanya’da da böyle olmuştur. Ankara hükümeti de 1793 tarihli Fransız İhtilal...

Derin Tarih