Ölüm Vagonlarında Sönen Hayatlar…

Tam 77 yıl önce, Kırım Tatar Türklerini kendi siyasî emellerinin önünde “tehlike” olarak gören Sovyetler Birliği yönetimi, insanlık tarihinin en büyük suçlarından birine imza attı. 18 Mayıs 1944’te on binlerce insan tren vagonlarına doldurularak, meçhul bir geleceğe doğru yola çıkarıldı. Josef Stalin’in emriyle gerçekleştirilen bu mezalim, geride nesiller boyu devam edecek tarifsiz acılar ve hâlâ dinmeyen gözyaşları bıraktı. Derin Tarih’in bu sayısında, Kırım Tatar Sürgünü’nü bütün boyutlarıyla ele aldık. Hem konuyu çalışan yazar ve akademisyenlerin bilgisine başvurduk hem de kendileri ya da yakınları sürgüne tanıklık etmiş insanların duygularını sayfalarımıza aktardık. Kırım Türklerinin lideri Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu’nun dergimize verdiği özel mülakat...

Sultan II. Abdülhamid Döneminde Altın Madenciliği

Sultan II. Abdülhamid, hükümdarlığının ilk yıllarından itibaren madenler ve petrol çalışmalarına büyük bir ilgi göstermişti. Ancak gerek teknolojik yetersizlik, gerek mali sıkıntılar, gerekse Batılı devletlerin emperyalist arzuları bu çalışmalara engel oldu. Sultan bu bağlamda iki şeye önem veriyordu: Birincisi, yeraltı zenginliklerinin yerlerinin tespiti; ikincisi, bunların Hazine-i Hassa şemsiyesi altında korumaya alınması. Bu amaçla, 1 Şubat 1879’da Ergani’de görevli Alman maden mühendisi Wilhelm Fischbach’a Elazığ bölgesindeki maden yataklarının ayrıntılı bir haritasını yaptırmıştı. Mirliva Süleyman Paşa da 3 Haziran 1880’de Yıldız’a gönderdiği bir raporda Ergani’den çıkarılan ve Rumeli Demiryolu İşletme Şirketi’ne satılan bakır madenlerinin içerisinde binde 3 ile binde 5 oranında altın...

Ermeni Rönesansı: Katolikleşiriz Ama Latinleşmeyiz

Fransa İmparatoru Napolyon Bonapart, 8 Eylül 1810’da yayınladığı ferman ile işgal ettiği kuzey İtalya’daki tarikatların mallarına el koymuş, faaliyetlerine son vermiş, manastırlarını kapatmıştı. Bu uygulamadan sadece San Lazzaro adasındaki Mihitarist Tarikatı muaf tutulmuş, faaliyetlerine devam etmesine izin verilmişti. Peki, bu imtiyazın sebebi neydi? Cevap bizi İtalya’dan uzakta, Anadolu topraklarında bekliyor. 1676’da Sivas’a bağlı Tokat sancağında doğan ve asıl adı Manuk olan Mihitar Appahayr (1676-1749), 5 yaşında okuma-yazma öğrenir, 9-10 yaşlarında Surp Nişan Manastırı’na yerleşir. Manastırdaki eğitimini tamamladıktan sonra 1691’de rahip olur ve Bedros Mihitar adıyla takdis edilir. Din eğitimine devam etmek için Eçmiyazin’de bir manastıra gider. Bu sırada Erzurum’a uğrar;...

Hz. Peygamber ﷺ Komşu Hakkını Nasıl Gözetti?

Günümüzde azametli ve kalabalık şehirlerde yalnız yaşama, hatta kimsesizleşme gerçeğiyle karşı karşıyayız. Bu durum İslâm’ın hedeflemediği ve kabul etmediği, insana ve topluma zarar veren bir sorundur. İslâm’ın gayesi, insanın sosyal bir varlık olarak yakınları ve çevresiyle iyi ilişkiler gerçekleştirebileceği vasatta yaşamasıdır. Hayatımızı diğer insanlarla birlikte, sâlih amel doğrultusunda sürdürmemizi murad eder Allah. Bu sebeple inziva ve toplumdan soyutlanma İslâm’ın tavsiye ettiği bir hayat tarzı değildir. Allah Rasûlü’nün ﷺ bu hususta da diğer insanlarla ilişkilerinde örnek bir insan ve Müslüman modeli ortaya koyduğu bir gerçektir. Peygamber Efendimizin hayatı bu yönüyle örnek teşkil ettiği gibi, nasihat ve tavsiyeleri de İslâm medeniyetinde komşuluk...

Tarih Okuyan Şaşırmaz

“Allah bize sulh ve sükûnet nasip etsin! Fakat büyük devletler, geniş teşkilâtlı imparatorluğumuzu inşa edecek ne zaman bıraktılar, ne de sükûnet! Bize de hiç olmazsa on senelik bir sulh tanınsa, Japonların (Meiji devriminin başlangıcından beri) o kadar methedilen terakkîlerini biz de yapabilirdik. Onlar Avrupalıların pençelerinden uzak olduklarından, bize nazaran bahtiyardırlar, emniyet içinde yaşamaktadırlar. Maalesef biz, tam Avrupalı sırtlanların geçiş yerine çadırımızı kurmuşuz.” Tarihin en zor dönemeçlerinden birinde, dağılmanın arefesindeki bir imparatorluğu ayakta tutmanın mücadelesini veren Sultan II. Abdülhamid, devletin karşı karşıya bulunduğu tehlikeleri bu sözlerle özetlemişti. “Sırtlanların geçiş yerine çadır kurmuş olmak” teşbihi, gerçekten de meselenin bam teliydi. Osmanlı İmparatorluğu’nun...

Arşive Ruh Veren Tarihçi: Mehmet Genç

Mehmet Genç, Osmanlı tarihçiliğinin boyar maddesiydi. Tonlarca beyaz ham maddeye bir kaşık kırmızı boyar madde attığınızda, bütün kitle kıpkızıl olur. Birkaç kısa makaleyle arşivdeki ölü rakamları canlandıran “unvansız tarihçi,” gelecek nesillere işaret feneri oldu. Vefatının ardından, çalışmalarından hareketle attığım yedi twit, tarih idrâkimize katkılarının muazzam olduğunu göstermeye kâfidir: 1) Bize titiz bir çalışma ahlâkı ve derin bir tarih şuuru miras bırakan Mehmet Genç hocamızı ebedî hayata uğurladık, mekânı cennet olsun. “Âlimin ölümü, âlemin ölümüdür.” 2) “Osmanlı iktisat ve maliyesi, kendisinden önce gelen bilgeliklerin birikimi üzerine aklın ve vicdanın inşâ etmeyi başardığı ilginç bir sentezdir.” 3) “Osmanlıların Avrupa’daki genişlemesi 329 yıl...

10 Maddede Beyaz Saray’ın Renkli Misafirleri

Amerikalılar 1774’de İngiltere’den istiklâllerini kazandıktan sonra yepyeni bir idare kurdular. Kralın yerine başkanı oturttular. Kongre dedikleri meclise de kanun yapma yetkisi tanıdılar. İki güç birbirinden apayrı çalışmaya başladı. Dünyanın en kısa ve yürürlükteki en eski anayasalarından birini hazırladılar. ABD’nin kuruluşu, insan hakları beyannamesi ile beraber gerçekleşti. Başlangıçta 7 eyalet idi. Fransa’dan, İspanya’dan, Meksika’dan, hatta Rusya’dan parayla toprak aldı. Savaşarak kazandığı da oldu. Bugün millî bayraklarındaki yıldızlarda ifade dildiği gibi 50 eyalet ABD’yi teşkil eder. Cumhuriyetçiler ve Demokratlar olmak üzere iki büyük parti vardır. Birincisine merkez sağ, diğerine merkez sol denilebilir. Sermaye sahipleri ve muhafazakârlar Cumhuriyetçilere, alt tabaka ve serbest fikirliler...

Hz. Muhammed’in ﷺ Şehircilik Ve İskân Tasavvuru: Yesrib’i Medine Yapmak

Hz. Peygamber’in ﷺ hicreti, şehir tarihi ve şehircilik uygulamaları açısından da kritik bir dönüm noktasıdır. Araplarda kişinin dilediği yere gidip yerleşemediğini, bunun ancak bir anlaşmayla mümkün olabildiğini; öte yandan, bir yere ya da kabilenin yanına yerleşen kişinin oranın lideri olamadığı, liderin kan bağıyla kabileye bağlı olanlar arasından seçildiğini düşününce, Hz. Muhammed’e bir şehir kurucu olarak muamele edildiğini görmek mümkün olur. Medine’ye geldiğinde Allah’ın Elçisi sıfatıyla şehrin sorunlarına eğildiği kaydedilir. Farklı kabilelere mensup insanları bir araya getirerek ve onları birbirlerine karşı sorumlu tutarak kan bağı yerine inanç bağına dayalı yeni bir sosyal düzen oluşturmaya girişmiştir. Sosyal ilişkileri ve dayanışmayı geliştirirken buna...

Veda

2012 Nisan’ında yola çıkarken bu sayfada okuduğunuz yazı “Bir mendil niye kanar?” sorusunu başının üstünde kırılmasından korktuğu bir emanet gibi taşıyordu. Bu ülkenin gövdesinde içten içe kanayan bir tarih yarası olduğunu bilmeyen yoktu ama çoğunluk böyle bir derdi yokmuş gibi yapıyor, hatta yokluğun amigoluğuna soyunan dahi çıkıyordu. Lakin biz onlar gibi olmamalıydık. Müslümanca bir ferasetle delerek bakmalıydık tarihe. İslam’a ve Osmanlı’ya oynanan “büyük oyuna” karşı ikaz etmeliydik okuru. Sahte kahramanları deşifre etmeli, meydanı hakiki yiğitlere açmalıydık. Bize rehber olarak sunulan Batı’nın maskesini indirmeli, altındaki çirkin yüzü gösterebilmeliydik. Ve tarihin kanlı mendilini mazlumların gözyaşlarıyla yıkamalıydık. Karabekir Paşa’nın “19 Nisan 1919’da Trabzon’a...

Kritik Dönemlerde İtimat Ve Din

Salgın ortamı ülke içi dostluk ve dayanışmayı ne denli arttırdıysa, ülkeler arası güveni de o denli sarstı. Daha doğrusu, saygınlık ve güvenilirliği kendinden menkul nice büyük siyasî organizasyonun hiç de itimada şayan olmadıkları anlaşıldı. Aşı bir yana, maske gibi basit konularda bile ülke yönetimlerinin ne kadar bencil ve çıkarcı oldukları meydana çıktı. Salgının ferdî düzlemde yol açtığı nefs muhasebesi, örgütsel düzlemde pek görülmedi. Noam Chomsky pandemi vesilesiyle çocukluğunun atom bombalı acılı günlerine geri döndüğünü, çocukluk korkularının galiba tamamen yersiz olmadığını dile getirdi. Mesela Trump’ı dinlerken gözünün önüne o zamanki Hitler’in geldiğini ve bu fikirsiz sosyopatların insanlığın uçuruma doğru ilerlemesini hızlandırdıklarını...

Derin Tarih